Saffet Soykal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Saffet Soykal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster




Unutulmasın ki KKTC bir Eğitim Adasıdır. Üniversitelerimizde etnik ve/ve ya ideolojik çetelere KKTC yasalarının geçit vermeyeceğine inancımız sonsuzdur.
09 Nisan 2014 Çarşamba 20:59
Yakın Doğu Üniversitesi artık ayıin gençler yetiştirmek yerine ideolojik düşüncelerini çeteleşerek karşıt görüşlü öğrenci, öğretim görevlisi ve hatta okulda misafir olarak bulunanların can ve mallarına saldırıda bulunan çeteler yetiştirmektedir.
Sayın Kurucu Rektör Suat Günsel'in ve okul yönetiminin SIRF MADDİ ÇIKAR UĞRUNA bu cetelesmeye göz yummakta ve tüm toplumumuzun ve öğrencilerinin tepkisini almakdadir.
Unutulmasın ki KKTC bir Eğitim Adasıdır. Üniversitelerimizde etnik ve/ ve ya ideolojik çetelere KKTC yasalarının geçit vermeyeceğine inancımız sonsuzdur.
Bir kez daha YDU da bu tür olayların yaşanmaması icin tüm üniversite yetkililerini daha duyarlı olmaya bu tür olayların yaşanmaması adına disiplin kurullarının caydırıcı kararlar almaya davet ediyoruz.

GENÇ MÜCAHİTLER DERNEĞİ
Hasan Kurumanastırlı 


Kaynak: www.dorukturk.tv 




Geçen hafta Sevgili Hasan Kurumanastırlı kardeşimin paylaşımını kendi sayfamda paylaştım. ( http://www.kktcmanset.com/hd.asp?id=34080&%2Fkibris-manset%2Fgenc-mucahitler-dernegi-turk-ajansi-kibris-degisimini-kinadi.html ...).
Açıkçası yoğunluktan içeriğini dahi okumaya fırsatım olmamıştı.
Hâl böyle iken bir kaç gün önce Ada'da ki sert çocuklar Sabih Samur hakkında bu yazıdan ötürü ileri geri konuşmuşlar.
Beni K.K.T.C. düşmanı ilan etmişler.
TAK'ı arattırdım. Böyle bir konudan haberleri olmadığını söylediler.
Şimdi buradan sesleniyorum: Arkamdan konuşan sert çocuklar!
Fotoğrafta gördüğünüz sancak benim İkinci Sancağımdır.
KKTC ile arama girecek daha anasının karnından doğmadı!
Ben Ada'da partiler üstüyüm.
Atanmış bürokratlar gelip geçer.
K.K.T.C. ise payidar kalacaktır.
Bende K.K.T.C.'nin bir NEFERİYİM.

Saygılarımla

Sabih Samur


------------------------------------
FACEBOOK YORUMLARI
------------------------------------

Hasan Kurumanastırlı SAMUR aylesinin kim ve kimlerden olustugunu bilmeyen sert cocuklar sadece sizin cahilliginize verecem dizecegim amma cahil insanlada deyilsiniz.olay bu sert cocuklarin makam ve siyasi canak yalayiciligndan baska birsey olamaz.GENC MUCAHITLER adina yaptigim TAK la ilgili basin aciklamamla ilgili sikintisi olan benimle istedikleri bir kanalda canli yayina otursunlar eger bukadar sert cocuklarsalar hotri meydan .

Sabih Samur Genç Mücahitler Derneği ve Hasan Kurumanastırlı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bir gerçeğidir. T.C.'nin gözbebeğidir.
Eğer bir şeyler yazıyorsa mutlaka arkasındadır ve belgelidir.


Sabih Samur  http://www.kktcmanset.com/hd.asp?id=34080&/kibris-manset/genc-mucahitler-dernegi-turk-ajansi-kibris-degisimini-kinadi.html

www.kktcmanset.com
Genç Mücahitler Derneği,Türk Ajansı Kıbrıs Hakkında Basın Açıklaması Yaptı.
 
Saffet Soykal KKTC'nde nedense belli malamlara atananlar hatta vekaleten getirilenler arasında bu toplum ve KKTC için şu anda bir sosyal sitede bedava hizmet veren bendenize Kıbrıs Rum gazeteleri üzerindeki çalışma ve incelemeleri bittikten sonra - bir gün önceki sayılarını ödünç alıp gerekli çalışmaları yaptıktan sonra yeniden iade etrmek istedim. Önce BRT'de Müdürün danışmanı görevine atandıktan sonra daha önce sorumlusu olduğu Rumca bölümündan ayrılan bir bayan çalışan bölümdekilere emir vererek bana Rumca gazeteleri, kurumda dahi kimseye mani olmadan, bir masada incelememe izin vermediğini açıkladı. Aynı şekilde TAK Ajansına vekaleten atanan müdür da bir gün önceki Rumca gazeteleri aynı akşam üzeri mesai bitiminden önce iade etmem koşuluyla ödünç almama itiraz etti. Ruma boşuna ayda 850 TL mi ödettirecekseniz? diye sorduğum zaman, gün içerisinde gazetelerin iade edileceğini söylememe rağmen, bunları ödünç dahi bana veremeyeceğini belirtti. Hani birlik beraberlik ruhu diye sormadan geçemeyeceğim.

Saffet Soykal Bir de milliyetçiliğinden en son kuşku duyulacak, profilinde TC bayrağı nyanında daima ve mutlaka KKTC bayrağını da bulunduran Sabih Samur gibi Kıbrıs sevdalısı bir kişiye dil uzatan kendini bilmezler veya adadaki deyimimizle 'gendini bilmezler' bu defa onu yıpratmaya kalkıştılar. Hem de TAK Ajansı çevrelerini de kullanarak. Yazık ettiler. Kendisi hiçbir menfaat gütmeden Kıbreısâ hizmet eden Sabih Samur'a ithamda bulunmaya yeltenen bu kendilerine bilmezler otursun da bu milliyetçi dostumuzu daha iyi değerlendirsinler. Sağ sağol varol Sabih dostum. İcraatın meydanda sana laf atıp ithamda bulunan, seni karlayanlar utansın.

Güney Kıbrıs Rum Yönetiminde bugün seçimler başladı. Oy verme işlemi akşama kadar devam edecek. Size bu seçim haberlerini elde ettikçe ve 'Exit Poll'^denen bazi verilere dair açıklamalar da yapıldıkça siz izleyenlerimizi gelişmelerden haberdar edecek ve ihtimallerden sizi bilgilendireceğim. Bir ilk tadımlık bilgi, bugünkü Rum seçimlerinde favori olarak gösterilen kendi partisi DİSİ ve kendiine destek veren DİKO partisince desteklenen ve büyük kazanma şansını elde eden Nikos Anastasiadis'in, Türkiye'nin AB Bakanı ve başmüzakerecisi Egemen Bağış'a bir mesaj gönderdiği konuşuluyor. Anastasiadis'in bu mesajında, TÜrkiye'nin AB ortaklı hakkını kazanması için müzakere başlıklarının açılması, daha doğrusu Türkiye'nin bir adım daha ileriye gidebilmesi hakkını elde etm esi için, artık Brüksel'a karşı ilişkiler kitabının açık olan ve hiç ilerleme kaydedilmeyen sayfasını çevirerek Türkiye'nin daha uygun tutumlar sergilemesinin gerektiğini söyledi. Tabii bugünkü Rum Başkanlık Seçimlerinden sonra Güney Kıbrıs Rum Yönetimini kendisi temsil edeceği için onun bu davranışının devamı beklendi. Dün akşam bu konuda yorumlar gelmekte gecikmedi. Meğer Anastasiadis, kendi tarafının hangi davranışları uygulaması gerektiğini kabul ederek olumlu bir adım atacağı yerde ona buna tavsiye ederek seçmene göz kırpmaya çalıştı. Anastasiadis, haddini aşarak Türkiye'nin, dolayısıyla Kuzey Türk Cumhiyetinin, 'sayfayı çevirdikten sonra, Türkye-AB Ortak Protokolünü uygulamaya koymasını, Türkiye'mizin ne yasal ne de anayasal olan Makarios zorbalığının yıktığı ve Türkleri bütün hak ve makamlarından, işlerinden - bir din adamına hiç yakışmayan zorbalıkla alt üst etmesine aldırmadan - Rum Yönetimini Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanımamızı talep etmektedir. Son talebi de - ortada ne fol ne de yumurta varken - Türk tarafının bir adım daha geriye atarak kapalı ve Türk denetiminde olan Maraş'ı açmaya çağırmaktadır. Ama Maraş'ın yarıdan büyük bir kısmı İngilizlerin kendi sömürge daresinde yasal olmayan yollardan tapu verilen bölgedir. Vakıf mallarına saygı göstermeyen ve onları Rumlara peşkeş çeken sakat zihniyete de, Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin boyun eğmesini istiyor. Buraada, Anastasiadis'e, Kuzey Kıbrıs'ta yaygın olarak kullanılmakta olan bir deyimi tekrar etmek gerekiyor: Bak bayım biz olmayacak duaya boş yere 'amin' demeyiz şeklinde cevam veririz. Eğer pallikaryalığa başvuracak olurlarsa da ona göre cevabımız vardır: MOLON LAVE (Sıkıysa gel de al. Fanatik Rum basınında (Politis Gazetesi) dün bu olay Anastasiadis'in neredeyse Türkiye'ye meydan okuması şeklinde takdim edildi. DİSİ Partisinin EOKA'nın baş destekçisi, önce İngiliz Sömürge İdaresi, sonra Türklerin haklarının eksiltilmesi ve nihayet Türkleri tehdit ve sindirme yollarına sapmaması konusunda bir hayli temkinli yayın yaptı. Kıbrıs Rumlarının kendileri Türklerin gaspettikleri haklarından bir zerresini bile iade etmezken, bizden tüm taleplerini peşinen kabul etmemizi istemesine bu partiden AB Parlamentosuna milletfvekili seçilen Antiğoni Papadopulu da seve seve katılıyor. Demek istediğim şu: Bu seçimleri eğer Anastasiadis kazanırsa, Kıbrıs konusunda pek bir çözüm umudu ortaya çıkmayacaktır. O takdirde de BM, AB ve tüm diğer uluslararası kuruluşlar, Kıbrıs konusunda dörtlü bir konferansa çağrılmalı ve batı alemi de artık her şeye OHİ (Hayır) diyen Rum- Yunan ikilisine KATSE KATO (Otur yerine) diyerek 48 yıldır kuvvete dayalı olan isteklerine, makul yola dönerek uzlaşma yöntemiyle çözüme kavuşturmalarını söyleyerek ellerini artık masaya vurmaları kaçınılmaz olmaktadır. Rum-Yunan ikilisi baş belası kesildikleri AB'den para dilenirken bir de şartlar ileriye sürmemeli. BM ve AB buna izin vermemelidirler. Yoksa taksim bunca yıl süren Rum-Yunan bağnazlığının sonucu olarak kaçınılmaz olur. Saffet SOYKAL

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bölgesinde başkanlık adayları söyleyecekleri son sözleri dün söylediler. Bugün artık seçim yasakları başladı. Yarın da söz seçmenin olup bu çekişmeleri noktalayacaktır. Arkalarında sağlam destek (DİSİ ve DİKO partileri, SEK SAğcı Sendikaları federasyonu ve diğer kuruluşlar) bulunan Nikos ANASTASİADİS, AKEL, Hristofyas, Solcu İşçi Sendikaları Federasyonu, Solcu Dadın Dernekleri POGO vs) desteği bulunan, kısa süre Sağlık Bakanlığı yapan Stavros MALAS ve EDEK Partisi Başkanı ve şimdiki Rum Meclisi Başkanı Yiannakis OMİRU ve Merkezdeki bazı kuruluşların destekledikleri Yiorğos Lillikas başlıca yarışmacılar olacaktır. Faşist Rum Ulusal Halk Cephesi (ELAM) destekli veya daha küçük grupların desteklediğiğ, seçilme ümitleeri olmayan birkaç aday daha vardır. Bunlar beyhude ve ümitsiz heveslerle yarışacak olan zayıf adaylardır. Dört yıldır iktidarda olan Dimitris HRİSTOFYAS'ın başarısız olduğu genel kanaat sonucu bu kez adaylık koymadı. Dün akşam üzeri, seçim yasaklarının başlamasından biraz önce yarım saatlik bir konuşma yaparak rakipleri ve çekemeyenlerinin iddiaları aksine çok başarılı bir görev süresi gerçekleştırdığını iddia etti. Sık sık ağlamaklı konuşmasıyla Hristofyas'ın Rum Yönetimi Başkanlık süreci de kapanmış oldu. Güney Kıbrıs'tan ayrılmayarak veya sonradan gidip iş bulan ve çalışmaya başlayan dolayısıyla oy kullanma hakkı bulunan 604 Kıbrıslı Türk'ün yarınki seçimleerde oy kullanacakları açıklandı. Tabii her seçimde olduğu gibi, Güney Kıbrıs'ta da seçimleri kimin kazanacağı hususunda çeşitli anketler yapıldı. Bunlara göre, güçlü DİKO oylarını da kazanan zaten güçlü DİSİ Partisi Başkanı Nikos ANASTASİADİS seçimleri kazanarak Cumhurbaşkanlığını alacaktır. Bu durumda Yiannakis Omiru yerine Ermeni asıllı KAROYAN da büyük bir ihtimalle Rum Temsilciler Meclisi Başkanlığına getirilecektir. Çekişmeli, tartışmalı ve kavgalı geçeceği daha şimdiden belli olan Rum Başkanlık seçimlerine 'Düzeni sağlamak için', 880 polis memuru ve müfettişinin görev alacağı büyük çapta çatışmaların çıkması dfurumunda da Rum Ordu Birliklerinin teyakkuza geçirilecekleri öğrenilmiştir. Şurası bir gerçektir ki, her üç adaya da destek veren güçler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1964-1974 yılların arasında Türklere karşı sürdürdükleri soykırım kampanyası sonucunda, aynen Girit'te, Batı Trakyada ve diğer bölgelerde yunanlıların uygulamalarının benzerini başarıya ulaştırarak Kıbrıs aasını da bütün olarak Yunanistan'a bağlama (İlhak) gerçekleştirmek için buna izin vermeyen Kıbrıs Türkleerinin kanını döktüklerinden hiç söz etmeyerek, anavatanımızı işgalı mazisi tertemiz Mehmetçiklerimizi de vahşetle itham edecek kadar gemi azıya aldılar ve bu kışkırtıcı politikalarla Rum Halkını, özellikle gençleri - kilisenin de yardımı ile zehirlediler. Rumlar, büyük ölçüde Ortodoks-Hıristiyan çevlerine, Amerika'daki güçlü Yunan Lobby'sinin, İngiltere'de yerleşmiş güçlü Yunan varlığının Rum kilisesi, Rusya, Çin, güçlü Ermeni Diasporasının desteğiyle 2004 yılına kadar rahat olan Rumlar, BM Genel Senreteri Ban Ki MOON'un hazırladığı iki bölgeli federasyon kurulması Planını da reddettikleri 2004 yılından sonra fire vermeye başladılar. Rumlar hala adanın tümünü ele geçirmek ve 1960 Londra-Zürih Anlaşmalarıyla sağlanan dengeleri reddetmek ve kendilerinin egemen ve idareci, Kıbrıslı Türk Toplumunun da uşaklarının olacağı bir düzende ısrar ettiler. Hala da ediyorlar. Hristofyas '2 bölgeli anlaşma taraftarı politikaları destekleyelim sorunu çözelim' sözünü her ettiğinde, fanatiklerin saldırısına uğradı. Onu başarısız kıldılar. Seçimlerden sonra bütün göstergeler ve BM Genel Sekreterinin Özel Temsilcisi Alexander Downer'in de işittirdi, Türkiye Cumhuriyetinin de Kıbrıs Türklerinin de Türkiye, Kuzey Kıbrıs, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın katılımıyla Uluslararası dörtlü Kıbrıs Konferansı yoluyle çözüm aranması gündeme gelecektir. Rumlar eğer bunu da reddederlerse Kıbrıs bugünkü sınırlar esas alınarak kesin taksim edilecektir. Rumlar artık kendilerine gelmeli, Yunanlılar da onları pek azdırmalıdır. Saffet Soykal

BAŞLICA SORUNUMUZ İŞSİZLİK

Gönderen SABİH SAMUR | 10:24 ÖÖ | , | 0 yorum »

Artık olaylara düz bakmalı şası bakışlarla bir yere varılamayacağını kesinkes anlamalıyız. Memleketimizin en büyük sorusunu işsizliktir. okullaarımız her yıl yüzlerce mezun veriyor. Ama iş yok. Her yıl bu mezunlar bir ordu meydana getirdiler. Durum çok vahim. Heer gün kapılarının önünden geçerken selâmlaştığımız bir küçük bakkaliye çalıştıştıran bir ana ve oğluı. Oğul 30 yaşlarında işsiz. Sandayeyi çekip annesinin yanına sokuldu. Kadın açıkgöz. İşsiz olan oğlunun öyle sessiz yanına yavaşça sokulmasının arkasının ne geleceğini tahmin edebiliyor: Yine para isteyecek. Kadının bakkaliyesinde zaten çok az malzeme kalmış. İş yok güç yok. Müşteri derseniz Hak getire. Kötü ekonomik durum herkesi etkilemiş, para yok. Devlet yeni iş alanları açamıyor. Adada yatırım yok. Ambargo ve kısıtlımalar halkı artık bunaltmış durumda. Kadın 'sokulma bana. Senin maksadını biliyorum' diye bas bas bağırıyor. 'Yine para isteyeceksin. Ama artık bende de para kalmadı oülum' diyen kadın göz yaşlarına boğuluyor. Oğlu ise 'Bağırıp çağırma be ana bana. Ne yapayım yani? Dün de düz işçilik olsun da elime cep harçlığı geçsin diye dolaştım durdum. bulamadım. Hırsızlık mı yapayım? Banka mı soyayım? Cinayet mi işleyim?' diye anasına cevap veriyordu, yalvarırcasına... Vatandaşın durumu bu. Peki ülkede ne oluyor? Ülkemize Türkiye'den denetimsiz göç geliyor. Onlar çok ucuza da çalışıyorlar. Oteller, Kumarhaneler ve TC sermayesi ile kurulan Radyo-TV'lerin biri battı. Ha kapandı kapanacak, satıldı satılacak. Çalışanlar ise Türkiye'den ithal ediliyor. Asgari ücretle çalıştırılıyor. Diksiyona dikkat edilmiyor. Ekrana yakışıp yakışmadığına önem verilmiyor. İşte millet yayında görsün yeterli oluyor. Peki diğerleri ne yapıyor? Onlar da zaten 'İstihdam devlet politikasıdır' diyerek kadroları kabartmış, devlete ek külfeet getirmiş. Devlet de parayı nereden bulup ödeyecek Türkiye'nin yardımına bakacak. Ama nerede yardım? Nerede yatırım? KAynak kurudu. Musluklar kısıldı. Bu durumda idarecilerimize istihdam yaratmak görevi düşüyor. Ama İktidar koltuk kavgasında. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanları verdiği yemekte biraraya topladı. Gçrüşmeler yaptılar. Görüş ayrılıklarını tartıştılar. Sonra da Cumhurbaşkanı Eroğlu, aradan çekilerek Başbakanın Bakanları ve UBP Üst Yöneticileri toplayarak hüKümetin Yargıyla ters düştüğü ve itaatsizlik içinde olduğu UBP Kurultayının tekrarlanması meselesini ele alarak çalışmalar yapma acil görevi ile başbaşa bıraktı. KKTC politikalarda, çeşitli köklü değişiklikler yapılası kaçınılmazlık arz etmektedir. Bir defa bölgecilik baskılarının ortadan kalkması ve KKTC'nde tek bir seçim bölgesi olmalıdır. Vatandaşlar bölgelerinde iş yapmayanları seçerek Cumhuriyet Meclisine göndermemeleri ve bölgelerde de seçmenler 'Bizim seçtiğimiz Milletvekillerini de Bakan yapacak mısınız?' gibi taleplere göre iş yapma, Meclise gitmeyerek boykot uygulama yapamayacaktır. Öte yandan Meclis Toplantılarına katılmayarak nisap oluşmasını engelleyen bir zümre vardır. Bu da UBP'nin bulaşkan bir hastalığı haline geldi. Onu gören öbürü de gelmez. Meclis de toplanamaz. Cumhuriyeet Meclisi Başkanı Hasan Bozer bu konuyu müteaddid defalar eleştiri konusu yaptı. Olmuyor. O halde daha zecri ve sonuç verici tedbir almak gerekiyor. Peki o nedir? Milletvekillerinin toplantılara gelmeyenlerei için zabıt tutulmalı ve ay sonunda o kadar gün maaşlarından kesilmelidir. Bakalım bir daha Cumhuriyet Meclisi toplantıları nisap oluşmadığından eertelenir mi. Bir de başka partiden seçilen ancak Bakanlık vaadedilerek Milletvekileri transeri meselesi vardır. Bu da seçim sistemimizin ayıplarından biridir. Bir de iktidardaki kadronun, daha önce saflarından kovduğu Milletvekilleri vardır. Hükûmet sıkıyı görünce 'Tükürüğünü yalar' misali o milletvekillerini geri saflarına çağırarak şimdi Milletvekili sayım artmış ve ben de koltukta güçlenmiş durumdayım havalarına giriyoır. Şurası bir gerçektir ki 1974 şartlarındaki anayasa, pasrtiler yasası, alışkanlıklar artık kesinkes değişmelidir. Böyle bir davranış, başta Meclis Başkanı Hasan Bozer olmak üzere çeşitli kesimleri çok memnun edecektir. Som olarak Türkiye'den cebine 50 TL ile adaya gelmeler durmalıdır. Elçiliğimizin bu işlere müdahale ederek, potansiyel hırsız veya mafya eğilimlere KKTC yolgeçen hanı yapılmamalıdır. Saffet Soykal