
CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal, Antalya’nın Alanya ilçesinde seçim geçzilerini sürdürüyor. Partililere hitap eden Baykal, “Siyaset dürüst yapılır bir iş olmaktan çıkmış. Meşrutiyet Dönemi’nde siyasette muhalefet yapanları köprünün üstünden geçerken arkasından vururlardı. Suikast, adam öldürme siyaset yöntemiydi. Şimdi vurma yerine şantaj, tehdit, kaset, komplo. Bununla siyasi etkisizleştirme yöntemleri uygulanmaya başlandı” diye konuştu.YGS’de şifre iddialarına ilişkin savcılık tarafından verilen takipsizlik kararını da eleştiren Baykal, “Savcı, üzerine vazife olmadığı halde bir şey yok diye açıklama yaptı. Varı yoku mahkeme karar verecek. Hemen kapattılar bunu. Kapatıyoruz ama bunun hakkında yine de soruşturma yapın, acaba görevi kötüye kullanma, ihmal var mı bakılsın. Yani bir yandan işi kurtarmaya çalışıyorlar, bir yandan da bu kadar da açık bir uygunsuz tablo karşısında (hiçbir şey yok) demeye cesaret edemiyorlar. Şimdi bu neyi gösteriyor? Yargı bağımsız olmaktan çıkmış. Yargı hükümetin yanlışına dur diyecek noktada değil” dedi.
Eyalet sistemine geçiş
Başkanlık sisteminin federal yapı ve eyaletler sistemine geçiş süreci olduğunu belirten Baykal, “(Anayasayı değiştireceğiz, başkanlık rejimine geçeceğiz) deniliyor. Kişisel hegemonyasını anayasal düzen haline getirecek. Başkanlık sistemi olan yerlerde federal yapı, eyaletler sistemi var. Önce başkanlık sistemine geçersek arkasından eyaletler sistemine mi geçeceğiz? Eyaletler olunca ne olacak? Herkesin etnik kimliğine göre ayrı oluşumlar. Lozan’dan beri bizi nereye taşımak istiyorlar? Lozan neydi, Sevr neydi? Şimdi Sevr noktasına ince ince Türkiye’yi taşıyorlar kendi içimizde. Lord Curzon’nun yapamadığını Türkiye’de iktidarlara yaptırmaya çalışıyorlar. Şimdi bu gidişe ’dur’demek lazım” diye konuştu.
Kaynak: www.yg.yenicaggazetesi.com.tr
Baykal: Türkiye’yi Sevr noktasına taşıyorlar
Gönderen SABİH SAMUR | 3:43 ÖS | AKP, CHP, Deniz Baykal, Kod Adı: TC, Sevr, Sevres | 0 yorum »Sorumlu ve suçlusunuz!
Gönderen SABİH SAMUR | 6:30 ÖS | AKP, CHP, Deniz Baykal, Facebook, Kod Adı: TC, Mehmet Ağar, Sabahattin Önkibar, Sabih Samur, Tayyip Erdoğan, Yeniçağ Gazetesi | 0 yorum »1) Tayyip Erdoğan fenomenini yaratan halk değildir.
2) Tayyip Erdoğan ilk kez 1991 seçimlerinde halkın karşısına çıkmış ve tercih oylarında kendi partilisi Mustafa Baş’a yenilmiştir..
Halkın karşısına ikinci çıkışı ise İstanbul Belediye seçimlerinde olmuş ve Dalan-Kesici-Livaneli rekabetinden yararlanarak yüzde 27 ile İstanbul’a başkan seçilmiştir.
3) Tayyip Erdoğan’ı halkın gözünde kahraman yapan operasyon ise 28 Şubatçı generaller tarafından yapılmıştır.
4) Dönemin generalleri Tayyip Erdoğan’ı şiir okuduğu için hapse gönderirken aslında Erdoğan’a mağduriyet bahşettiler ve onun imajına yani liderlik projesine ilk harcı koymuş oldular.
5) Bugün anlaşılmıştır ki dönemin bazı generallerinin şiir okuma suçuyla Erdoğan’ı hapse göndermeleri CIA’nin yeni bir lider yaratma projesidir.
6) Aksi olsaydı yani 28 Şubat’ın generalleri Tayyip Erdoğan’ı gerçekten tasfiyeyi hedefleseydi onu şiir okumaktan değil, İstanbul Belediyesinde yolsuzluk yapmaktan mahkûm ettirirdi ki böyle bir mahkûmiyet yüz kızartıcı suç olması sebebiyle Erdoğan’ı siyaseten o gün tamamen yok edecekti.
7) Tayyip Erdoğan’ın Ergenekon ve darbeler soruşturması bağlamında 28 Şubat dönemini hiç görmemesi ve o dönemin sorumlularının üstüne zerre gitmemesi bu tezimizin kanıtıdır.
8) Sistematik bir biçimde liderliğe hazırlanan ve mağduriyet imajı bahşedilen Tayyip Erdoğan’ın gelişinin hızlanmasını ateşleyen olay ise dönemin Başbakan’ı Ecevit’in Irak’a ABD’nin müdahale etmesine sıcak bakmamasıdır. ABD Ecevit’in menfi tutumu gördüğü an Kemal Derviş’e erken seçim lafını ettirmiştir.
9) Seçime bir buçuk yıl varken alınan seçim kararı Tayyip Erdoğan’ın iktidara gelmesine katkı sağlamıştır.
10) Eğer o dönem yani 2002’nin sonunda erken seçim olmasaydı ve seçim zamanında yapılsaydı Ecevit hükümetince başlatılan İstanbul Belediyesi ile ilgili yolsuzluk operasyonunda yargının Erdoğan için mahkûmiyet kararını vermesi güçlü ihtimaldi ki bu davaların dosyaları dokunulmazlık sebebi ile hâlâ kapanmamıştır.
11)Tayyip Erdoğan’ı erken seçim kararından sonra iktidara taşıyan ikinci olay CHP ve o günkü lideri Deniz Baykal’ın tarihi hatasıdır. Baykal seçilme hakkı olmayan ve mebus seçilemeyen Tayyip Erdoğan’a akıl almaz bir biçimde yasa ve kuralların dışına çıkarak el vermiş ve ona iktidarla Başbakanlığı altın tepside sunmuştur..Bu yanlışa ya da suça dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de iştirak etmiştir.
12) Baykal’ın CHP’si bunu yapmayıp yasa ve kuralların uygulanmasında ısrarlı olsaydı o gün Başbakanlık koltuğunda oturan Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan kanlı bıçaklı olacak ve AKP o süreçte ortasından ikiye bölünecekti...
Baykal Tayyip Bey’in önünü açarak AKP’nin bölünmesini engelledi ve Tayyiban yani baskıcı rejimin kurumsallaşmasına zemin hazırladı...
Kuşkusuz Deniz Bey o kararı, “Tayyip Erdoğan iktidara gelir yıpranır ve balonu da patlar” diye aldı, ancak öyle olmadı. Bu arada Deniz Bey’in aldığı o kararda dış dinamiklerin etkisinin olup olmadığı ise hâlâ sırdır.
13) Sonuç olarak görülmektedir ki Tayyip Erdoğan fenomeni ya da heyülasını yaratan halk değil, dış dinamikler, generaller ve güya AKP’yi devirmek isteyen partilerin liderleridir..
KURBAN ADAYI
Uzan-Ağar-Mumcu ve Baykal’dan sona sıra onda!
Tayyip Erdoğan Cem Uzan’ı ailesiyle beraber niye tasfiye etti biliyor musunuz?AKP’nin 2003 Haziran’ında yaptırdığı ankette yüzde 18 çıktığı için!Aynı şey Ağar-Mumcu ikilisi için de geçerlidir.2007 seçimleri öncesinde Tayyip Erdoğan baktı ki bu iki isim ittifakla seçime giderse yüzde 20’yi bulacaklar ve AKP tahtından inecek, hemen başka şeyleri devreye soktu.Önce Mehmet Ağar’a ziyarete gidildi.Akabinde Erkan Mumcu’ya bir şeyler söylendi ve iki isim bu birlikteliğin olmaması için tabanlarına rağmen kollarını sıvadı ve güç birliğini sabote ettiler!Sonuç mu?AKP yüzde 47 ile iktidar olurken Ağar ve Mumcu siyasetten çekildi.İlginçtir bu işin kokusu bugüne kadar çıkmadı, neden acaba?
Gelelim Deniz Baykal’a..
CHP’yi İslamla barıştırır ve mütedeyyin kesimlerle kaynaştırırken birden o malum kaset servis edildi.
Sonuç: Baykal da geri çekilmek zorunda kaldı.
Ve bugün...
Benzer çabalar Kemal Kılıçdaroğlu için sergileniyor.
Aylarca aradılar, taradılar ama zere bir defo bulamadılar.Buna rağmen referadum sürecinde utanmadan yalanlara dayalı kitaplar bile yazdırdılar!
Baktılar ki oradan da sonuç alamıyorlar bel altı dalışa karar kıldılar.
Önce boy ve soy dediler!
Etkili olamayınca PKK’lılık gibi absürt çamurları attılar.
O da bayağı ve komik bulununca kapan kurdular ve yanına gazeteci kılıklı birini gönderdiler.
Amaçları Kemal Bey’i AKP’li birine komplo kuran bir görüntüye sokmaktı ama o da tutmadı!
Hiç kuşkunuz olmasın seçime 90 gün var ve göreceksiniz buna benzer daha çok pusu kurulacak!Sorarım size muhalefete bunların yapıldığı bir ülkede gerçek bir demokrasiden söz edilebilir mi?
CHP’liler AKP’ye yukarıdaki isimleri hatırlatıp Kemal Kılıçdaroğlu’nu sana kurban ettirmeyeceğiz demeli!
Nasıl mı? Sokağa çıkıp demokratik bir metotla feveran ederek!
Sabahattin ÖNKİBAR
Game Over (Oyun bitti)
Gönderen SABİH SAMUR | 10:24 ÖÖ | AKP, Barzani, Deniz Baykal, Devlet Bahçeli, F-16, Mehmet Ağar, Osman Baydemir, Sabih Samur, Talabani, Tayyip Erdoğan, TSK, Yaşar Büyükanıt, Yeni Alanya Gazetesi | 0 yorum »Başbakan akşam yemeğini yemiş evindeki diz üstü bilgisayarında günün stresini atmak için oyun oynuyordur. Ekrana "game over" yazısı gelince bir anda alnında terler birikir. Abdullah Gül'ü çok acil konutuna davet eder ve sabaha kadar çalışırlar.Ertesi gün güneş doğarken yeni kabine listesi hazırlanmıştır.Ama böyle bir liste Türkiye'de ilk defa gerçekleşmektedir.Başbakan Yrd. ve Devlet Bakanı : Devlet Bahçeli Dış İşleri Bakanı : Deniz Baykal AB ile Koordinasyon : Kürşad Tüzmen, İç İşleri Bakanı : Mehmet Ağar Turizm Bakanı : Erkan Mumcu Savunma Bakanı : Hikmet Çetin Cumhurbaşkanına verilen liste tam bir şok etkisi yaratmış ama ilk defa Tayip Erdoğan ile mutabık kalmıştır.Tüm kadro 2007 seçimlerine kadar ülkeyi yönetmeye namusu ve şerefi üzerine söz verirler. Bu sırada Büyükanıt K.Irak'ta cepheden güzel haberler göndermektedir.Talabani'yi Irak Bayrağı'nı indirdiği bayrak direğine oturtmuştur. Kürt kökenli vatandaşlarımız kimlerin arkasından yürüdüklerini görmüşler ve yanlışlıktan dönme yolları aramaktadır. Osman Baydemir İsveç ve Belçika'ya iltica talebinde bulunmuştur.Hükümet onaylanmış memlekette inanılmaz bir birlik ve beraberlik rüzgarı esmektedir.Türkiye'de ki üretimlerini Mısır'a ve Çin'e kaydıran Tekstil Holdingleri yaptıkları hataların farkına varmış herkes doğduğu vilayete fabrikasını taşıma seferberliğindedir.Mehmet Ağar İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere hemen hemen tüm illerde kap kaç, hırsızlık, çete ve mafya özentilerinin kökünü kazımıştır. Turizm bakanı Erkan Mumcu 2007, 2008 ve 2009'a kadar ki tüm yatak kapasitemizi Kış Turizmi dahil doldurmuştur.Amerika Deniz Baykal'a Başbakana iletilmek üzere resmi özür mektubunu vermiştir. Aselsan'da F16'nın tüm elektronik aksamının üretildiği bölümün hemen yanına yeni üretilecek olan F 35'lerin elektronik kontrol ünitelerinin yer aldığı yeni tesis Hikmet Çetin ve Hava Kuvvetleri Komutanıyla beraber Türk Yıldızları'nın gösteri uçuşu eşliğinde açılmıştır.Yeni açılan teknoparklar ve Nokia ile Motorola'nın fabrikalarını Zonguldak, Sinop ve Mardin'e taşımaları ile birlikte İstanbul ve diğer büyük şehirlere göç bıçak gibi kesilmiş tersine göç başlamıştır.Almanya ve Fransa'dan gelen Avrupalı kaçak işçiler sorun olmaya başlamıştır.Türkiye'deki yıllık otomobil satışı 100.000 adedi geçen Mercedes Almanya'daki tesisi Afyon'a taşıma kararı almıştır.Avrupa'nın jet sosyetesi Alanya'yı keşfetmiş özel uçağına atlayan soluğu Gazipaşa Havaalanında almakta, Alanya Belediyesi'nin organize ettiği limuzinlerle merkeze kadar gelmektedirler. Apart otellerin yerini alan yöresel özellikler taşıyan, muz bahçelerinin içindeki butik oteller anlata anlata bitirilememektedir.Esnafın yüzünde güller açmaktadır.Eşimin omzumu silkelemesi ile uyandım. "hayatım işe geç kalacaksın" diyordu.Hala rüyanın etkisindeyim. Belki bir gün.....
Bu yazı 2388 kere okunmuştur.
Altemur Kılıç'tan Uyarı!
Gönderen SABİH SAMUR | 8:31 ÖÖ | Altemur Kılıç, CHP, Deniz Baykal, PKK, TSK, Yeni Alanya Gazetesi | 0 yorum »...
Bu operasyon -komplo-,
Türkiye üzerinde ve aleyhinde oynanmakta olan “Büyük oyunun” müstehcen bir perdesi!... Türkiye en kritik noktada...
Bütün tehdit ve tehlikeler sarmal olmuş; irticadan, bölücülükten, “Anayasa paketine” kadar!
İç ve dış “eşkıya” bu durum ve ortamda, Türkiye’deki bütün “kaleleri” düşürmek istemezler mi?
Yargının bağımsızlığı tehlikede...
TC ulus devlet yapısı değiştirilmek isteniyor.
En vahimi, son kale, Türk Ordusu yıpratılıyor, milletin ordusuna geleneksel saygı ve güveni sarsıyorlar...
Şehit cenazeleri bölücülere karşı mücadelede azmimizi artırırken, alçak PKK saldırılarını ve şehit cenazelerini meşum emelleri için kullanıyorlar!
En acısı, başarılı da oluyorlar!
Baykal istifa etmekle bizi, Atatürk milliyetçilerini üzdü ama, “şeytan arabasının” tekerine çomak soktu, şeytan taşladı!
Altemur Kılıç
Gazeteme Sitemim
Gönderen SABİH SAMUR | 11:27 ÖS | Ahmet Türk, Ajda Pekkan, Altemur Kılıç, CHP, Deniz Baykal, Devlet Bahçeli, DTP, Kürt Sorunu, Mehmet Ali Dim, MHP, Osman Baydemir, Sabih Samur, Sezen Aksu, TSK, Yeni Alanya Gazetesi | 0 yorum »İnsan hiç kendisine fikirlerini okuyucularla paylaşması için köşe açan gazetesine ve onun yönetimine ve yazı işlerine sitem eder mi? Ve ya hangi şartlarda eder?
Sn. Mehmet Ali Dim fırsat bulup da okuduğunda eminim çok şaşıracak ve her zaman ki gibi bu yazımı da sansürsüz yayımlatacaktır.
2006 yılında Sn. Dim ve onun aracığıyla Sn. Altemur Kılıç büyüğümüz ile tanıştırılmamızın ardından, çok büyük kesiklik olmadan 3. yıldır zevkle ve gurur duyarak sizlere Yeni Alanya Gazetesi’ndeki köşemden ulaşıyorum.
Bu ulaşma maalesef gecikmeli oluyor(!)
Heyecanla ve gerçekten gündemi yakaladığıma inandığım yazımı, yaklaşık 3.(Üçüncü) hafta sonunda ve en son Sn. Dim’i cep telefonundan, olur olmaz bir saatte (her hangi önemli bir toplantısına, tabiri caizse bodoslama girerek) arıyorum.
Neden yazımın çıkmadığını sorduktan sonra sağ olsun her zamanki nezaketi ile (amatör heyecanımı ve vatan sevgimi bildiği ve anladığı için) “İlgileneceğim Sabih’ciğim” diyor.
Ve yazı ertesi gün yayımlanıyor.
“Ajda Pekkan, Sezen Aksu ve Kürtçülük Nağmeleri” başlıklı bir yazıyı yine yaklaşık 20 gün önce göndermeme rağmen ancak C.tesi günü yayımlandı!
Ha çok mu önemliydi?
Evet bence önemliydi!
Çünkü bu yazı yazılıp, e-posta olarak yazı işlerine gönderildikten iki hafta sonra Sezen Aksu gündeme bomba gibi düştü ve Sn. Başbakan ile açılım konusunda telefon trafiğine girdi.
Zeki bir gazete yönetimi köşe yazarını sahiplenerek bu konuyu gerekirse ön sayfaya taşır ve hatta manşete dahi çıkararak Alanya’daki yöresel bir gazetenin gündemi nasıl ve oluşumu takip ederek önceden yakalayabildiğini bütün Türkiye’ye ispat edebilirdi.
Bugün sadece 12-15.000 adet gibi gözüken tiraj genel ağ (internet) sayesinde inanılmaz boyutlara ulaşmakta konu Alanya’dan çıkmaktadır. (Çağ büyük düşünebilenlerin çağı olacak).
Sonuç olarak her şey vatan için.
Birileri kalkmış gözümüzün içine baka baka Federasyona doğru giden “Kürt Açılımı” adlı sürece sıcak bakmamızı isterken,
Askerin anlam veremediğim sessizliğini buruk bir şekilde izlerken,
Defalarca eleştirdiğim Sn. Devlet Bahçeli Memleketin Umudu ve tek tutanağı haline gelmişken,
Sn. CHP’nin Deniz Baykal’ı dik bir duruş sergiler gibi yaparken,
DTP ve Ahmet Türk zafer şarhoşluğu içinde; yakın gelecekte kurulacağından emin oldukları Kürdistan’ın başına Osman Baydemir’i mi yoksa Teröristbaşı Abdullah Efendi’yi mi? Getirmeliyiz diye düşünürken,
Bizde yazılarımızın neden zamanında çıkmadığını sorgulaya duralım.
Sorgulayalım ki bir NEFES daha bunlarla mücadele edebilsin!
İşiniz zor Sn. Mehmet Ali Dim!
Siz kalkın kişiye köşe verin sonrada köşenizi işgal eden bu kişiden sitem kabul edin.
İşte Yeni Alanya Gazetesi’nin ve Sn. Mehmet Ali Dim’in farkı !
En içten sevgi ve saygılarımla
Türkçe Kalın!
Sabih Samur 23 Ağustos 2009 Pazar 08:00
FEDERASYON BEKLENTİSİ OLANLARA ŞİİR DİNLETİSİ
Gönderen SABİH SAMUR | 11:30 ÖS | Ahmet Türk, AKP, Alparslan Türkeş, Bozkurt, CHP, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Deniz Baykal, Mayın, MHP, Ozan Arif, PKK, Sabih Samur | 0 yorum »Bizi yönetenler veya şimdilik yönettiğini zannedenler!
Vatan toprağındaki mayınları kime temizletsek diye düşüne dursunlar,birileri hem meclisten hem meclis dışından güzel gelişmeler müjdesi vererek,adeta Federasyona doğru dikensiz bir gül bahçesinde yürüdüklerini zannederken, bizde boş durmayalım, bu ortama fon müziği tadında bir şiir dinletisi arz edelim istedik.
Selamlar
Sabih Samur
Bu Vatan Bizim
Burası Türkiye, biz de Türk'üz, Türk!
Bu memleket bizim, bu vatan bizim,
Bu toprakta doğduk, burda büyüdük,
Bu memleket bizim, bu vatan bizim.
...
Laz' da benim, Çerkez' de ben, Kürt' te ben,
Bunlar aza, bunlar el kol, Türk beden,
Ağzı olan konuşmasın bilmeden,
Bu memleket bizim, bu vatan bizim.
...
Kimse şaşırmasın, kimse şaşmasın,
Bağrımda barınan yılanlaşmasın,
Türkiye' de Türk' ün sabrı taşmasın,
Bu memleket bizim, bu vatan bizim.
...
Ozan Arif
Ergenekon müjdesi gibi!
Gönderen SABİH SAMUR | 9:53 ÖS | Deniz Baykal, Ergenekon, İlhan Selçuk, Kültür Bakanlığı, Mustafa Kemal ATATÜRK, Nevruz, Perinçek, Türk Dünyası | 0 yorum »SINIR ÖTESİ OPERASYON BİTTİ."KİM TARAFINDAN BİTİRİLDİ?" KAVGASI BİTMEDİ !
Gönderen SABİH SAMUR | 7:19 ÖS | ABD, Deniz Baykal, Genel Kurmay Başkanı | 0 yorum »Başarılı geçen gecikmeli sınır ötesi operasyonumuz ,ABD ile dirsek teması ve sıkı istihbarat paylaşımı ile kalınması gerektiği kadar kalınacak düşüncesi ile devam ederken aniden operasyonu bitirdik.
ABD'li yetkililerin Türkiye'ye gelerek ricadan ziyade uyarı şeklindeki "acilen çekilin" uyarısı ile eş zamanlı olarak çekilmemiz bizlere ister istemez "onur zedelenmesi" hissiyatı olarak yansıdı.
Bu nedenle değil midir ki başta Genel Kurmay Başkanımız,Başbakanımız ve hatta Cumhurbaşkanımız dahil olmak üzere tüm yetkili büyüklerimiz bizleri yani Türk Halkını ikna etmek için bir yemin etmedikleri kaldı."Biz çekilme zamanlamasını kendi insiyatifimizle gerçekleştirdik"diyen söylemleriyle.
Sn. Deniz Baykal'ı küçük yaşlardan beri hizip ve muhalefet olarak görmüş ve açıkçası fikirlerine değer vermemişimdir.Ama bu defa çekilme konusundaki soruları ile yerden göğe kadar haklıdır.
Ve mutlaka bu sorulara politika yapmadan ve yalan söylemeden mertçe,doğru yanıtları vermek gereklidir diye düşünüyorum.
Şahsen size çok acı bir itirafta bulunmak istiyorum:
Artık, ben bir Türk olarak kendimi Küçük Amerika olarak hissediyorum ve tiksiniyorum.
"Bağımsız Türkiye" masalı ile büyütüldüğümüz gün gibi aşikâr!
İsrail denen bence terörist görüşe ve icraata sahip ülke tüm dünyanın önünde şu an KATLİAM OPERASYONU yaparken AB sadece kınama mesajı gönderiyor.
Biz ise Kandil'i yerle bir etmeden ve (orada hava ve yaşam koşulları ne olursa olsun) güvenlik bölgesi oluşturarak bahara kadar kalmadan ,kendi(?) insiyatifimizle apar topar dönüyoruz.
Yapmış olduğumuz bu operasyonun PKK'ya ve yandaşlarına ders olacağını düşünürken DTP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel,Türkiye'de Kürt sorununun çözümü için siyasi af çıkarılmasını isterken, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'taki ‘Güneş Harekatı'na son vermesinin sevindirici olduğunu söyledi. Tuncel, Kürt sorunun çözümü için, bölücübaşı Abdullah Öcalan'ın görüşlerinden yararlanılmasını istedi.
“Kürt sorununun, sınırların ötesinde değil İstanbul'da, Ankara'da olduğunu ifade ettik. Sorun operasyonlarla değil, uzlaşı ile çözülecektir. Bu açıdan isabetli olmuştur. Bu çekilme Türkiye'de tabu olan bazı konuları tartışma ve çözüm için bir fırsat olur. Yoksa çekilmenin bir anlamı yoktur. Savaşta birçok insan öldü. Hergün televizyonu izlediğinizde ‘Şu kadar gerilla öldü, şu kadar asker öldü' gibi haberler vardı”
Evet bu sözler maalesef DTP'li de olsa bir milletvekiline aittir.Ve yine maalesef milletvekili olduğu için dokunulmazlığı vardır.Şimdi ben bu kadına "ULAN ZİLLİ" desem suç unsuru olur.O yüzden diyemiyorum.
Geldiğimiz nokta bu dokunulmazlıkla ilgili yasa değiştirilmedikçe bu zihniyet şımarıklığın zirvesine varacaktır.Biz ise kaybettiğimiz 27 can ve yaptığımız operasyonun fotoğrafları elimizde ,onları seyretmekle kalırız.
Eğer Demokrasi; benim memleketimin değerlerine küfretme ve dalga geçme özgürlüğü ise,benim "bölücübaşı ve çocuk katili" dediğim puşta ,sen "Sn. Öcalan" diyorsan ve ben sana içimden geçenleri haykıramıyorsam ,ben demokrasi memokrasi istemiyorum.
Sn. Başbakanımız da DTP ile aynı çizgide söylemde bulunarak sınırötesi operasyon sonrası özgürlükler kapsamında iyileştirmelerden bahsediyor.İyileştirmenin varacağı nokta,son nokta bölünme yani federasyon.
Allah bize o günleri nasip etmesin.
Sn. Büyükanıt Paşa ve değerli Türk silahlı Kuvvetleri personelini oluşturan tüm mehmetçiklerimize teşekkürlerimi sunuyor,şehit olan kardeşlerimizin ruhları şad,mekanları cennet olsun diliyorum.O top mermisine yazdığımız yazının havada kalmaması umuduyla.
Sabih Samur
YENİÇAĞ TV YAYININA SON VERDİ
Gönderen SABİH SAMUR | 11:39 ÖS | Alparslan Türkeş, Deniz Baykal, Devlet Bahçeli, MHP, Tayyip Erdoğan, Yeniçağ TV | 0 yorum »Bütün samimiyetimle söylüyorum.TV’ler arasında ilk altıya kadar yükseleceğini umuyordum.
Sn. Ahmet Çelik ne kadar büyük bir misyon yüklendiğinin farkında mıydı acaba?
Şartlar ne kadar ağır ve zor olursa olsun er meydanında mademki pehlivanlığa soyunuldu gerekler yerine getirilmeliydi.
Ortaya koyulan ülke adına Milli Duruş ve tavır kesintiye uğramamalıydı.
Şimdi Sn. Ahmet Çelik uzaktan davulun sesi hoş geliyor diyebilir veya ateş düştüğü yeri yakar da diyebilir.Ama öyle değil!Çünkü bir misyona soyunulduysa ve kısmen başarılı olunup bir yerlere gelindiyse artık bunun pardonu olmaz,olmamalıydı diye düşünüyorum.
Tüm bunları tadı damağında kalmış bir izleyici kırgınlığı ile söylüyorum.
Genel yayın yönetmeni Orhan Can ve Genel Koordinatör Mehmet Marangoz’un da yayında gösterdikleri başarıyı sıkı bir reklam pazarlama ekibi kurarak yaşam kaynağı olan maddi geliri reklamlarla sağlamaya çalışmalıydılar diye düşünüyorum.
Hiç kimsenin ve hiçbir yönetimin artık Türkiye’ye mâl olmuş bir kanalı gerekçeleri ne olursa olsun Türkiye’den ve Türk Milleti’nden mahrum etmeğe hakkı yoktur.
Yönetim Kuruluna buradan sesleniyorum;lütfen tüm imkânlarınızı seferber ederek Yeniçağ TV’yi tekrar Türk halkı ile buluşturunuz.
DEVLET BAHÇELİ ve MHP
MHP Türkiye’de çok daha iyi yerlerde olması gereken bir parti.Maalesef şark kurnazlığı yöntemi ile günü kurtarmaya çalışıyor.Türban konusundaki çıkışı günü kurtarmadan öte değil.
Bugün için prim yapmış görünüyor ama bugünler tarih olduğunda Devlet Bahçeli’nin MHP’ye verdiği zararları hep beraber okuyacağız.CHP’de Deniz Baykal’a rağmen CHP’de kalmak nasıl mümkün değilse MHP’de de Adana grubuna karşı dik durabilecek,aykırı ses çıkarabilecek bir ilçe veya il örgütünün olması mümkün değildir.
Oysa istikrar balonu üfleyen Sn. Başbakan “Ulusa Sesleniş” konuşmasında okuduklarına kendi bile inanmamaktadır.Deniz bitmiş kıyı gözükmüştür.
Şu veya bu şekilde iktidar değişikliği gerekmektedir;ülke tıkanmıştır.
Çok zor belki imkansız ama Sn. Bahçeli tarihe geçmek istiyorsa ülkenin önünü açabilecek genç dinamik ve vizyonu olan birine makamını bırakmalıdır.En azından kendisi devam edecekse Sn. Altemur Kılıç’ın aşağıdaki sözlerine hiç olmazsa kulak versin.
“Ben ne yapacağım?Kaç gündür okuyucularım, dostlarım “Bahçeli ne yapıyor, neyin peşinde?” diye soruyorlar. Ben de bunaldım ve hatta MHP’den istifa etmeyi bile düşündüm... Ancak sonra da, gene düşündüm; Ben, 1942’den beri “üsteğmen” Alparslan Türkeş’le beraber ve Sayın Bahçeli’den çok önce vardım ve varım! Neden istifa edecekmişim... İstifa etmeleri, ayrılmaları gereken başkası, başkaları varken!Benim MHP’de olup olmamanın, “kuvveyi harbiyesi” yok. Ama elim, hamdolsun hâlâ kılıç tutuyor. Mücadeleye devam!”
30 AĞUSTOS ve DEVLET TERBİYESİ
Gönderen SABİH SAMUR | 11:59 ÖÖ | ABD, Bursa Nutku, Deniz Baykal, Devlet Bahçeli, Genel Kurmay Başkanı, Kandil Dağı, MHP, Mustafa Kemal ATATÜRK, PKK | 0 yorum »Bakışlardan mana çıkarmalar. “Bence Genelkurmay Başkanı şu mesajı kendi ve TSK adına verdi” gibi büyük yorumlar. Yorumlar, yorumlar, yorumlar.
30 Ağustos Gecesi.Mekan KKK bahçesi.Devlet’in zirvesi.Sanki 40 yıllık arkadaşmışçasına
oturan 3 kişi.Yeni Cumhurbaşkanımız,yeni Başbakanımız ve Genelkurmay Başkanımız.
Fenerbahçe’nin galibiyeti ile başlayan güleç bir sohbet. Yorumlar ve yorumcular altüst olmuş durumda. Ne yapıyor bizim Gen. Kur. Başkanımız? Nasıl güler? Nasıl sohbet eder bizim olmayan bu yeni Cumhurbaşkanı ile hani şu sonuna (m) eklenmeyen?
Belki de şöyle yazılacak: Bakmayın Büyükanıt Paşa’nın güldüğüne, Fenerbahçe’den filan usule ten bahsettiğine aslında içi kan ağlıyor!
Buraya kadar bu yazıyı sabırla okuyanlar vay be Sabih Samur’da değişmiş o da iktidarcı olmuş diyecekler. Hayır, öyle değil. Benim inandığım şu. Uyuyarak, karpuz gibi yatarak, ben nasılsa Atatürk’ün Partisiyim diyerek yenilmiş bir CHP ve maalesef Devlet Bahçeli’nin tüm yetersiz liderliğine rağmen kısmen başarılı olmuş bir MHP’nin karşısında alınmış ciddi bir iktidar zaferini ve bunun uzantısı olan Cumhurbaşkanlığı seçim başarısını hiçbirimiz görmemezlikten gelemeyiz. Bu Başbakan, Bu Cumhurbaşkanı bileğinin ve yüreğinin hakkı ile buralara gelmiştir. Sevsek de sevmesek de onlar T.C.’yi temsil etmektedirler. Biz de T.C. olduğumuza göre bizi temsil etmektedirler. Temsil ettiklere makama devlet terbiyesine yakışır bir şekilde saygı göstermek zorundayız.
BUNDAN SONRA NE YAPILMALI?
Eğer Gül’ün Cumhurbaşkanı olması ile Türkiye Cumhuriyeti bazılarının dediği gibi yıkılacaksa ve bu kadar zayıf temeller üzerinde duruyorsa ve bizde aman yıkılmasın diye korkuyorsak hiç durmasın yıkılsın!
Demek ki biz bu cumhuriyeti ayakta tutacak değerleri yeterince perçinleyememişiz ki her dakika yıkılmasından, bölünmesinden, vatan toprağımızın elimizden akıp gitmesinden bahsediyoruz.
Kimse korkmasın bizler buradayız. Bizler gücünü Atatürk’ün Nutkundan alan görev bilincini ise Bursa Nutkundan alan Türk evlatlarıyız.Bizi ne içten ne dıştan hiç kimse yıkamaz!
Görevimiz korkuyla yaşamak değil! Türkiye’nin tüm kurumlarının mevcut seçilmiş kişilerle ahenkli bir şekilde çalışmasını sağlamak. Bu mevcut kişilerin sisteme zarar verecek hâl ve hareketlere girmesini adım adım izleyerek demokrasinin enstrümanları ile engellemek.
Türkiye’mizi gerçekten tam bağımsız (ekonomisiyle, siviliyle ve askeriyle) hale getirmek için mücadele etmek.
Bunlar bizim izleyerek, eleştirerek, lobi oluşturarak yapmamız gereken görevlerimiz.
KANDİL DAĞI
Bir laf var “yemeyenin malını yerler “Bilmiyorum uydu mu? Uysa da uymasa da…
Biz Amerika’dan Kuzey Irak’a girmek için ve hangi şartlarda girebiliriz? İcazetini almayı bekleye duralım eloğlu beklemiyor! (Ne başbakanından yazılı talimat ne de Amerika acaba bir şey der mi?)
Evet. İran gümbür gümbür Kandil Dağı’nı vuruyor! Niçin? PKK’nın İran sürümü Ulusal çıkarlarını tehdit ettiği için. Eline sağlık İran.
Yapamadığımızı yaptığın için.
Sevgili dostlar yapılacak çok iş var. Hepimizin işi var. Hepimiz kurumsal değerlerimizi koruyarak, temsil ettiğimiz makamların yetki ve sorumluluklarını gerektiği gibi kullanarak
Laf değil icraat yaparak Türkiye’yi daha güzel günlere getirmeliyiz.
Sabih Samur
NECATİ ÖZGEN PAŞA VE KUZEY IRAK
Gönderen SABİH SAMUR | 3:00 ÖS | ABD, Deniz Baykal, Genel Kurmay Başkanı, Kuzey Irak, Tümgeneral Necati Özgen | 0 yorum »Özgen paşam aynı;1992’de rahmetli Eşref Bitlis Paşa ile Kuzey Irak’a helikopterle uçan paşa bugün de müsaade etseler F-16’sına binip soluğu, bırakın sınırı ,Kerkük’te alacak.Hem de hamaset mamaset yapmadan.Ne güzel söylüyor: “Sadece konuşuyoruz!”Gerçekten öyle,sadece konuşuyoruz,yazıp çiziyoruz.Ha bir de Cumhurbaşkanlığına hazırlanıyoruz.Vahdettin’in İstanbul’u ve tahtı korumak uğruna vatanı kaybettiği gibi.
Özgen Paşa çantasından yepyeni bir Kürdistan haritası çıkarıyor;Amerikan Malı.Taze taze.
Bu haritaya göre tüm jeopolitik önem arz eden unsurlar artık T.C. sınırları içinde değil! Nedir bunlar? GAP,İskenderun Körfezi ve Artvin!Çok enteresan değil mi?Amerika bu defa işini sıkı tutuyor.Ermenistan’da ki açmazı yani yolsuzluk,denizsizlik yaşanmasın diye doğalgaz ve petrol güzergahını da içini alacak şekilde hem Akdeniz’e kıyısı hem de Karadeniz’e kıyısı olan Doğu’da ise Hazar’a kadar uzanan Büyük Kürdistan.Korku filmi ve ya kamera şakası gibi!!! Türkiye’de yapamadığı uydu Küçük Amerika ,artık küçülmüş ve sınırları Amerika tarafından çizilmiş(kim takar Lozan’ı) Türkiye’nin yeni komşusu.Green Card için müracaat edip ta oralara gitmenize gerek yok Amerika’yı ayağınıza getirdik.Gerçi Van’da kahvaltı yapmak,Erzurum’da kaymak veya Bitlis’te Büryan Kebabı yemek isterseniz,buralara girebilmek için vize almanız gerekecek ama olsun.Size bir şey olmasın.
Evet bu yazılanlar Deniz Baykal’ın yaptığı 1 Nisan şakası filan değil! Tamamen gerçek.
İster adınız yurtsever olsun isterse ülkücü olsun. Adınızı ve kimliğinizi merak etmiyorum.
Bu vatan için ne yapıyorsunuz ve yapmayı düşünüyorsunuz onu merak ediyorum?
Allah hepimizin yardımcısı olsun.Bu ülkede(coğrafyada değil) kökeni ne olursa olsun hiç kimse kendini öteki ve azınlık olarak hissetmesin.Bu ülke hepimizin,bu ülke kendini Türk hissedenlerin.
Sabih Samur

Altemur KILIÇ
altemurkilic1@ttnet.net.tr
Kabul edilemeyecekleri kabul etmek ve mümkün olmayanı yapmak
Evet, “kabul edilemeyecekleri” sonunda kabul etmek ve “mümkün olmayanı yapmak” ! Aradaki fark, bugünkü durumu özetliyor! Yüce Türk milletini koca T.C. devletini, AB sürecinde ve Kıbrıs konusunda, bizi bu haysiyet kırıcı duruma -Avrupa kapılarında şefaat dilemek ve “ne idükleri belirsiz” bir takım Avrupalıların ağızlarına bakmak vaziyetine- ne ve kimler getirdi. Kurtuluş mücadelesinde, Lozan’da, Kıbrıs Barış Hareketinde, bunca şehit pahasına kazandıklarımız, mevhum bir AB hayali uğruna uyum uyum yitilmekte! Başbakan Erdoğan AB Komisyonunun son “müzakereleri askıya almak” kararına “kabul edilemez” diye isyan etti, fakat iki saat sonra aklı -AB aklı- başına gelmiş olacak ki, bu sözlerini 180 derecelik bir takiye ile değiştirdi. Tavsiye, müzakereleri “askıya almak” değilmiş, hatta bu haberi veren bütün yabancı medyada ifade edildiği gibi, “dondurmak” da, değilmiş “tren yavaşlatılmışmış”. Türkiye -daha doğrusu AKP iktidarı- bu istiskale -kepazeliğe- rağmen “nurlu Avrupa yolunda” devam edecekmiş! Türkiye’nin altından halıyı çektiler, Başbakanımız bunu anlamamış görünmüyor. Her halde, Bin Bir Gece Masalları’ndaki “uçan halıyı” bekliyor! Ve koca Türk Devletinin Başbakanı, asıl niyeti malûm bir Papa’dan, ayaküstü AB’ye üye kabul edilmek için şefaat diliyor! Başbakanın ilk, “kabul edilemez” tepkisinden ricat edip arkamıza saplanan hançeri tevil etmeye kalkması da, herhalde devlet adamlığının değil “idare-i maslahatçılığın” bir örneği! . Başbakana sormak gerekiyor; “Tavsiye kararı” askıya almak değilmiş, “dondurma” da değilmiş peki acaba ne? Ve gene sormak lazım; AB’nin, gerçekten de “kabul edilemez” bu kararının verilmesine sebep olan, Kuzey Kıbrıs’ın havaalanı ve limanlarının Rumlara açılmasını öngören ve şimdi AB’nin başımıza kaktığı belgeyi neden imzaladınız. Ve “Müzakereler Başlıyor” diye neden bayram ilan ettiniz? Bilmiyor muydunuz ki, bu imzanız KKTC’yi yok etmeye müncer olacaktı? Ve aklınız sonradan başınıza gelmiş olacak ki -iç tüketim için- hiçbir hukuki kıymeti olmayan protokolü imza etmenizin, Rum kesimini tanımak anlamına gelmeyeceği “iradesini” ifade ettiniz! Danışmanlarız, bu “iradenizin” ancak üzerine yazıldığı kâğıt kadar bile, kıymeti olmayacağı hususunda sizi ikaz etmediler mi? İnce uzun yolGerçi Türkiye’yi bu çıkmaz “ince uzun” yola önceki iktidarla soktular! Ne var ki, AB’nin maksatları sopaları belli olduktan ve aba altından gösterdiği “sopalara” rağmen AKP iktidarı, bu yolda bütün AB oyunlarına ve Atatürk’ün, “bağımsız hiç bir milletin asla yabancıların tavsiye ve planlarıyla kalkınamayacağı” direktifine rağmen, devam etti ve milli değer ve çıkarlarımız, “uyum uyum” harcandı.Türkiye bu son istiskale rağmen, hâlâ AB yolunda devam etmek isterse, bedeli Fin Planı Çin planı derken, “elveda KKTC” olacak! 1974’de Kıbrıs Türklerini, EOKA vahşetinden kurtarmak ve de stratejik adayı hasımlarınızın tekeline bırakmamak için Ecevit’in gösterdiği irade pırıltısı fazla sürmedi ve TSK’nın zaferi, mantıki neticesine ulaştırılmadı. KKTC, Denktaş’ın mücadelesi sonunda, kuruldu, ama “Kıbrıs sorunu” ortada kaldı. Sonu gelmez müzakerelerle, “irade” gevşedi. Kuzey Kıbrıs’taki Maraş bölgesi, anlaşılması güç bir diplomasi anlayışıyla, müzakerelerde “pazarlık metaı” olarak iskân edilmedi, tel örgülerle çevrilip “hayalet şehire” dönüştü. Şimdi de, Rumların kozu! Rumların ve Avrupalıların oyuncağı olduk. Eğer gereken devlet adamlığı zamanında gösterilmiş olsaydı, zafer mantıki neticesine ulaştırılsa ve Kuzey Kıbrıs anavatana ilhak edilseydi, bugün bu durumlara düşülmezdi. “Konjonktür müsait değildi” denecek, ama “konjonktür” Türkler için ne zaman müsait oldu ve olacak ki? Mustafa Kemal, “müsait konjonktürü” mü bekledi? “Konjonktür” idare-i maslahatın Frenkçesi... Gerçek devlet adamlığı ise, “mümkün olmayanı yapmak” sanatı! Gerçek Atatürkçü milliyetçilerden, -ulusalcılardan ve özellikle CHP Genel Başkanından- bir ricam var: “Koşullar böyle gerektiriyor “ diye “ AB’ye taraftarız” amentüsünden, artık vazgeçsinler!
Tarih:02.12.2006 Kaynak:Yeniçağ Gazetesi





