CHP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CHP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster




Adalet Yürüyüşü, Kemal Kılıçdaroğlu'nun gerçekten zekice bir hamlesi. Kutluyorum.
Bu yürüyüşte yer alanlar Türk Milletinin resmi vatandaşları.
Öncelikle dalga geçmek, "Hızlı Tren" esprisi filan asla bu tepkinin ciddiyet seviyesini aşağı çekemez, önemli olan hükümetin mesajı almasıdır. Almıştır da.

Bağımsız olması gereken Yargı, ne kadar siyasallaştırılırsa siyasallaştırılsın gün gelir özüne yani Cumhuriyet ayarlarına döner ve görevini icra eder.

Bu Devlet Sadece 90 küsur senelik devlet değildir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, buzdağının deniz üzerinde görünen küçücük bir parçasıdır. Bu Devlet 2.500 yıllık KADİM Devlettir.
İşte denizin içinde olan ve görünmeyen asıl büyüklük budur.

FETÖ, PKK, ASALA kimler geldi kimler geçti ve geçmeye devam ediyor...

Devlet her daim ayakta olacaktır!

Türkiye, FETÖ öncesi ve sonrası bu ve benzeri hiçbir cemaat, kişi ve dini yapılanmanın güdümüne sokulamaz!
Yaşayacak ve göreceğiz.

Adalet Önemli, Yürüyüş Önemli

Sabih Samur, 17 Haziran 2017

Kaynak: http://www.dorukturk.tv/makale/sabih-samur/adalet-onemli-yuruyus-onemli/459.html 


Sizler hala 15 Temmuz ile gündemi meşgul ederken,
Kutlanması gereken 29 Ekim'i kutlamazken,
Atatürk'e her fırsatta dolaylı olarak küfür ettirirken,
asıl gündemi kamuoyundan uzak tutarken;
İngilizler ve avenesi boş durmuyor!
Türkiye, ekonomik olarak çökertilmek için düğmeye basıldı!
Gün AK Particilik oynama, CHP'yi Vatan Haini ilan etme, MHP'yi parçalama günü değil.
Gün Cumhurbaşkanının yanındaki sözde danışmanlarına rağmen Atatürk gibi Florya'dan kaçıp gerçeği görme ve BİRLEŞTİRİCİ olma, Memleketine sahip çıkma günüdür.
Osmanlıcılık oyunu memleketi uçuruma götürüyor.
İngiliz Oyununa dikkat!
Düşmanını küçümseyen biter.
Devlet kendisinin bitmesine müsaade etmez.
Türk'ün göç edeceği bir yer yok, olmaz da!


C&A'nın Türkiye'den çekilmesi lokal bir hadise değildir.
Umarım anlaşılmıştır.

Sabih Samur, 25 Ekim 2016 00:01, TÜRKİYE

Strateji Uzmanı, Siyaset Uzmanı...
Bir kavram ve unvan karmaşasıdır gidiyor.
Eskiden Avukat ve Doktorlar işleri gereği çok boş vakitleri olduğu için ve siyasette boş vakit işi, boş adam işi olduğu için bakınız tüm eski nesil siyasiler doktor ve avukat kökenlidir. Kısmen hala öyle.
Bugün gelinen nokta ise tüm sektörlerde bir sürü işsiz güçsüz adam olduğu için herkes siyasetçi, herkes uzman, herkes bilirkişi.
Bu girizgahtan sonra gelelim konumuza.
Mektubu ve Büyük Fotoğrafı gördüklerini zanneden ve ombusman edası ile klavyenin tuşlarına sarılan bir sürü zevat bir günah keçisi buldu.
Kim?
Sn. Bahçeli.
Vurun abalıya.
Gerçekten Başkanlık Sistemi Bahçeli'nin desteği ile mi gerçekleşecek?
Tüm partiler, bütün detayları ile ilk günden beri anlaşmadılar mı?
Anlaşamadıkları konu aslında sadece detaylar değil mi?
Bendeniz de Halktan Biri, Bizden Biri olarak naçizane öngörümü sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kurgulanan hali ile Başkanlık Sistemi iki Ana Partiden oluşması muhtemel.


Demokratlar ve Cumhuriyetçiler

Demokratların oluşumu AK Parti içinde eritilecek ve ya kibar ifade ile katılımı sağlanacak olan başta MHP olmak üzere diğer meclisdışı muhalefet olan Saadet Partisi, AP, DP, DYP, Vatan Partisi vb. partiler.

Cumhuriyetçiler ise CHP çatısı altında birleşecek. Sancılı bir süreç.
Herkes biliyor ama kimse dillendirmeye cesaret edemiyor.
Radikal söylemlerden uzaklaşmış bir HDP ve Sol kesimi temsil ettiğini iddia eden diğer meclisdışı partilerin katılımı ile Kurucu İrade ile alakası olmayan başka bir Cumhuriyetçi kavramlı oluşum.

İşte tamda bu sebeple HDP asla yargılanmayacak. Yeni düzenin oluşması için onların sistem içinde kalmaları gerekiyor düşüncesi...

Velhasıl Ankara'da racon kesilmiş. Birinin sadece marşa basması gerekiyordu. Basıcı. Yani Bahçeli.

Durum bu. Ben ne Stratejistim ne de Siyaset Uzmanı. Ben sadece büyük fotoğrafa bakan ve görebilen bir gözüm.
Benim adım Hıdır elimden gelen budur.

İnönü'nün dediği gibi Yeni bir Dünya kuruluyor ve Türkiye'de o dünyadaki yerini alıyor.

Uysa da uymasa da.

Kalın Sağlıcakla

Sabih Samur
Bizden Biri

15 Ekim 2016 Cumartesi




Federasyon isteyenlere bakış, duruş ve söylemimiz net:

Cami duvarına işiyorsunuz!

SS1967


26 Aralık'ta Diyarbakır'da "ÖZERKLİK" kararı alıp uygulayacağız!
Selahattin Demirtaş

Bizler öngörüldüğü şekli ile Şİİ & SÜNNİ Savaşına doğru sevk edilirken
Demirtaş denen Bebek Yüzlü Çocuk kendi inancı gereği el ele tutuşmuş
kendinden emin CHP'nin başına nasıl geçerim planları yapıyor.
Bizler ne yapıyoruz?
Diriliyoruz, Osmanlı oluyoruz.
Türk olmadığımızı Ümmetçilik söylemi ile deklare ederek Türklüğü içselleştirmek yerine basite indirgeyerek, aşağılayarak orgazm oluyoruz.
Nasılsa Osmanlıyız; çıkar bir Ertuğrul, Osman filan kurarız bir Beylik daha.
Nasılsa Anıtkabir'in bulunduğu alan müsait ve henüz oralarda Özerklik filan de isteyen yok. Yıkarız orayı kurarız Obamızı.
Neyse kolay gelsin hayırlı Dirilişler...
Sana da kolay gelsin Demirtaş.
Haftaya Cumartesi çok şeylere gebe senin ve sana inanıp arkanda yürüyecekler için!
" Em di rengen keskesore de bicivin "


Sabih Samur, 19 Aralık 2015, TÜRKİYE

Dün sabah Halk TV'de bir program izliyorum. Yayın birden kesildi. Canlı Yayın olarak HDP Selahattin Demirtaş'ın Diyarbakır konuşması başladı. Konuk şokta.
Canlı Yayın bitti programa devam edildi.
Halk TV CHP'nin kalesi.
Nasıl A HABER AK Parti'nin kalesi ise.
Defalarca yazdım. Atatürk'ün kurduğu ama maalesef içinin boşaltıldığı Kürtçü sempatizanı, onlara laf söyletmeyen, kınamayan, dışlamayan bir CHP yönetimi ile karşı karşıyayız.
Onlarca Ulusalcı kanatta CHP'li arkadaşım var. Yıllarca CHP'ye emek vermiş... Şu an hepsi dışlanmış durumda, aday dahi gösterilmiyor.
Hal böyle iken CHP'nin bir an önce Kurucu İradenin oluşturduğu fabrika ayarlarına dönmesini bekliyoruz.
CHP, HDP ile aynı safta gözükmek ve iş birliği yapmak yerine VATAN PARTİSİ'nin "gelin güç birliği yapalım" çağrısına olumlu yanıt vermelidir.
Ve ya şu an yaptığı gibi demokrasi adı altında, medeni ilişkiler adı altında HDP'ye geçmiş olsun ziyaretlerine devam edip birlikte görüntü vermelidir.
Kolay gelsin diyorum.

Sabih Samur 10 Eylül 2015

AK Parti koalisyon görüşmelerine başlarken bir taraftan da Arınç, Müezzinoğlu gibi Partinin ağır topları vasıtasıyla "Bak Erken Seçime Giderim, Bitersiniz!" söyleminde parmak sallattırılıyor.
Satrançta hamleler...
Kırmızı çizgiler kalkacak. Dün dünde kalacak. Yaşanan yaşandı.
Günahıyla sevabıyla HELALLEŞİLECEK.
"Hırsız, uğursuz" demek yok. Fonda hepimiz kardeşiz türküsü...
Bayram tadında koalisyon görüşmeleri...


Sabih Samur 















.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz, her türlü elverişsiz şartlara rağmen milletin iradesinin sandıkta tezahür ettiğini belirterek, 7 Haziran seçiminin AK Parti için sonun başlangıcı olarak olarak göründüğünü söyledi. MHP'nin de kırmızı çizgilerinin olduğunu ifade eden Durmaz, bunlardan birinin de yolsuzluk dosyalarının açılması olduğunu kaydetti.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, partisinin Yozgat İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında 7 Haziran seçimlerini değerlendirdi. Türk milletinin, kurgulanan dayatma, karartma ve aldatma mekanizmalarına rağmen hür iradesini sandıkta gösterdiğini ifade eden Durmaz, "Şimdi Türkiye'de yeni bir siyaset tablosu belirmiştir. 7 Haziran milletvekilliği genel seçimlerinin ilk sonucu, hiçbir partinin tek başına hükümet kuracak bir sayısal çoğunluğa ulaşamamasıdır. Adalet ve Kalkınma Partisi, yaklaşık 13 yıldır süren tek başına iktidarını kaybetmiştir. AKP için sonun başlangıcı görünmüştür. Türk milleti, kutuplaşma simsarlarını açıkça ikaz etmiştir." dedi.

AK Parti'nin 7 haziran seçimlerinde devletin bütün imkanlarını pervasızca kullandığını söyleyen Durmaz, "7 Haziran seçimlerinde AKP gerilim ve gerginliğe dayalı siyaset anlayışı ile bugün ağır bir yenilgi almıştır. Dahası milli iradeyi karartmaya, demokrasiyi çarpıtmaya dönük her türlü algı operasyonunun tutmayacağı artık net olarak anlaşılmıştır. Şurası inkar edilemeyecek bir gerçektir ki, AKP 7 Haziran seçimlerinde devletin tüm imkanlarını pervasızca kullanmıştır. Devlet kanalı TRT, yandaş medya, AKP'nin siyasi kampanyası için seferber edilmiştir. Valiler AKP'ye çalışmıştır. Hazine kaynakları AKP'nin emrinde ahlaksızca israf edilmiştir. Tüm ülkemizde olduğu gibi özellikle Yozgat'ta seçim çalışmaları boyunca AKP'li eski bakan ve milletvekilleri devletin bütün imkanlarını seferber ederek, hak, hukuk gözetmeksizin çalışma yapmıştır. Buna Yozgat valisi de ön ayak olmuş, kurumlara yazılı talimatlarda bulunarak adeta AKP il başkanı gibi çalışmıştır. Yapmış olduğumuz uyarılar da dikkate alınmamıştır." diye konuştu.

17-25 ARALIK DAHİL NE KADAR YOLSUZLUK DOSYASI VARSA ÜZERİ AÇILACAK

MHP'nin de kırmızı çizgilerinin olduğunu ifade eden Durmaz, şunları kaydetti: "Bizim çizgilerimiz nettir. Birincisi çözüm süreci rafa kalkacak, ikincisi cumhurbaşkanı anayasal sınırlarına çekilecek, üçüncüsü 17-25 Aralık dahil bundan önce ne kadar yolsuzluk olayı varsa hepsinin üzeri açılacak ve hepsi ile soruşturmalar yeni baştan ele alınacak. Bizim söylediğimiz budur. Bu şartları kabul ediyorlarsa biz elbette bu ülkede birilerinin buradan bir kriz çıkartmasına müsaade etmeyiz. Biz elbette hükümet etme sorumluluğunu sonuna kadar üstleniriz. AKP'nin içerisinde bir grubun kasıtlı olarak diğer partilerin şartlarını kabul etmeyerek 'bakın biz koalisyon yapmak istiyoruz ama bizimle koalisyon yapmaktan, hükümet etmekten kaçıyorlar' şeklinde bir krize sebebiyet verme amacında olduklarını da duyuyoruz. Biz bütün bunların farkında olarak, çok akıllı, sağduyulu bir şekilde bu süreci yöneteceğiz. Yani biz baştan kesin hatlarla 'hayır biz yokuz' demiyoruz. 'Önce diğer seçenekleri deneyin' diyoruz. Nitekim, sayın cumhurbaşkanının anayasal sınırlara çekilmek şöyle dursun, başka bir partiye nezaketsiz bir şekilde, başka bir partinin içişlerine karışacak şekilde Deniz Baykal'ı çağırıyor olması, özel konuşma yapıyor olması da bizim kuşkularımızı da bizim kırmızı çizgilerimizde ne kadar haklı olduğumuzun teyididir."
HDP'nin olduğu hiçbir yapının içerisine olmalarının söz konusu olmadığını vurgulayan Durmaz, "HDP'nin içerisinde olduğu hiçbir yapıya bizim içeriden, dışarıdan, destek vermemiz söz konusu değildir. HDP ile hiçbir şart altında bir araya gelmemiz de söz konusu değildir." ifadelerini kullandı.

DURUM ANALİZİ

Gönderen SABİH SAMUR | 11:29 ÖS | , , , , | 0 yorum »


Meclis dışı Partiler eşyanın tabiatına uygun olarak davranmakta ve egolarına yenik düşerek her biri kendi partilerinin çatısı altında birleşmeyi savunmakta ve bir sonraki adıma geçilememektedir.
Diğer taraftan halkın algısı ise Beş ve ya Altı % 1'lik Partinin birleşerek iktidar olabilmesinin mümkün olmayacağı yönünde. Bu defa insan ister istemez tüm bu aksiyonlar % 10 barajını geçip milletvekili olmaktan mı ibaret diye düşünmeden edemiyor.
MHP kapılarını meclis dışı partilere kapatmış durumda. % 20 olsun benim olsun mu demek istiyor? İktidara mı talip yoksa Ana Muhalefet Partisi mi olmak istiyor?
CHP ise ciddi atakta; kapılarını bölücü unsurlar hariç herkese açmış durumda.
CHP'nin sert ve eski, Sol kokan söylem ve enstrümanlara yer vermemesi gerekiyor konuşmalarında.
Eğer CHP muhafazakar, Ulusalcı, Milliyetçi ve diğer kesimleri kucaklayacağım diyorsa bu çok önemli bir detay.
Merkez yapılanma CHP'de olacak gibi gözüküyor.
B şıkkı ise Ali Babacan faktörü.
Ali Babacan 13 Mart'a kadar tam bir soru işareti.
Gerçek anlamda AKP iktidarını iktidardan indirebilecek bir Merkez Oluşum gerçekleşirse ve bu oluşuma Ali Babacan ikna edilebilirse...
Evet önümüzdeki İKİ hafta ÇOK ŞEYLERE GEBE!


Sabih Samur 28 Şubat 2015


Herkes safını oluşturmaya başladı.

CHP yanlış yolda; Kürtçülük yapanlarla omuz omuza bir CHP, Bayraktan, Vatandan, Milliyetçilik/Ulusalcılıktan dem vuramaz.

Saadet Partisi Milli Görüş söylemini güncelleyerek Merkeze talip olmuyor ve ya olmak istemiyor.

DP isim itibariyle kabul görmedi. Genel Merkez neye ve kime hizmet ediyor bilmiyorum.

DYP ismen iyi bir marka. Kadroda değişiklik yapabilirse...

MHP Devlet Bahçeli yönetiminde nereye kadar giderse...

YURT Partisi Sn. Tantan kalite bir marka isim. Sonrası?
Bekliyor ama neyi bekliyor bende bilmiyorum.

Durum benim penceremde bu.

Siyaset esnafı olmamış, AKP'de kirlenmemiş isimlerinde (mecburen) katılımıyla
Kürtçülük yapmayan Kürt kökenli vatandaşlarımızı da kucaklayacak, Ülkenin bölünmez bütünlüğü noktasında Tek Devlet, Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan söyleminde, Karma Ekonomi modelini öngören Komşu Ülkelerle ve Süper Güçlerle Barışık, Dik Duran, Onurlu Bir Türkiye oluşturmayı hedefleyen bir Merkez Parti.

17 Aralık, 1 Mayıs bunlar hep detay...

Sabih Samur




Kamer Genç'in delikanlılığını, dik duruşunu, olması gerekeni yapmasını takdir ediyoruz ve başta CHP ve MHP olmak üzere DP, HEPAR, BBP, BTP, YURT Partisi ve diğer partilerden de BEKLİYORUZ!

Yok mu İkinci bir ECEVİT & ERBAKAN ?

Devletine kalkan eli kıracak?
O Paçavrayı indirecek?

Bugünkü süreçte dümenden muhalefet yapanlar da suçludur.
Ve bir gün birileri gelir de "neden ülkeyi bu hale getirdiniz?" derse kimse demokrasi nutukları filan atmasın!

Bu memleket O.Çocuklarına peşkeş çekilmek için ve peşkeşe göz yumulması için kurulmadı!!!


Sabih Samur   30 Temmuz 2013  İstanbul



ERKENKONDU NEDİR?

Sevgili Facebook Köyü Sakinleri, komşularım!
Bizler burada mangalda kül bırakmazken,
En büyük milliyetçi biz iken,
Kimimiz rahmetli Türkeş'ten,
Kimimiz Atatürk'ün fotoğraflarından,
Kimimiz Deniz Gezmiş'ten,
Kimimiz Che'den,
medet umarken, el oğlu boş durmuyor!!!
Yarın neler yapacaklarını RESMİ YAYIN ORGANLARI OLAN SAMANYOLU TV'den
avazları çıktığı kadar bağırıyorlar.
Biz de burada birbirimize gönderdiğimiz şarkıların altına ve müsait yerine BEĞENDİ koyuyoruz. Yüreğine sağlık, çok hoşsunuz diyoruz (ben dahil).

Bu akşam 22:30 yani bir saat önce.
Habertürk TV.
CHP'den SN. Batum bağsuruna zarar verebilecek bir öfke ile yırtınıyor.
İki Yargıça da feryat figan.
"Yargıçlar haksızdır, yalancıdır!" diyor, kim takar? Kimin umurunda?
Eşzamanlı olarak Samanyolu TV.
Kollama adlı dizi.
Final Bölümü:
Polisler ve savcı mangal başında.
Kutlama var!
Herkes mutlu...
Bu arada bahçedeki küçük televizyonda haberler:
ERKENKONDU (ERGENEKON) ÇÖZÜLDÜ!!!
Her kesimden onlarca kişi tutuklanıyor!
TOPLANACAK TUTUKLU SAYISININ 2.000-3.000 KİŞİYE ULAŞACAĞI SÖYLENİYOR!
TV'yi izleyen küçük kız güzel günler göreceğiz baba diyor gülümseyerek.

Evet Facebook köyümün sakinleri neğde gamıştık?
Hadi patlat oradan bir Samanyolu, Berkant'tan olsun.
Bir elinde cımbız bir elinde ayna...
Bekle ki Atatürk dirilecek?

Dostlar lütfen bu dizinin son cümleswini ciddiye alın.
Bu şarkı bitmez diyor üçüncü defa seçilen ama hiçbirimizin oy vermediği (nasıl oluyorsa?) Başbakan.

Sevgiyle kalın
Türkçe Kalın

Sabih Samur


Sabih Samur der ki;

İslâm dolayısıyla inancımız partiler üstü bir kavramdır.
12 Eylül sonrası (MHP de dahil olmak üzere) Türk Siyasetçisine ve Siyasetine Türk-İslam Sentezi rolü öngörülmüş ve uygulamaya sokulmuştur.
DP tekelinde başlayan dini kullanma enstrümanı diğer tüm partiler tarafından maalesef kullanılmıştır.
Ben MHP ve/ ve ya DP'nin sözcüsü değilim ve haddimi bilerek, bu olaya soyunmam. Sözlerim sadece beni bağlar.
AKP'nin kullandığı Türk Milliyetçiliği söylemine alternatif olarak Yeni Osmanlıcılık ve Cemaat kavramları Kürtçü, bölücüler tarafından okunmuş ve karşı tez doğurulmuştur.
Neden Laiklik?
Sorunun yanıtı canlı olarak meydandadır.
İki Dil,
İki Bayrak,
İki Halk,
ve şimdi İki Camii Cemaati?
Buyrun dini kullanmaya devam edin.
Sonra da MHP'yi eleştirmeye çalışırken bir adım geri çekilin ve ben ne yapıyorum diye kendi kendinize sorun ve ya sormayın.


Facebook Yorumları:

Adnan Menderes: İŞTE BEN SİZN GİBİLERE DEMOKRAT-ÜLKÜCÜ DERİM.ASLINDA SİZ OLMASANIZDA ÜLKÜCÜLÜK VAR.MESALA BİR ÇOK KÜRT KÜRTÇE EZANDAN SONRA MİLLETİN SAHİPLENMESİ SİZCE DİNİNE VE ÜLKESİNE SAHİPLENMEK DEİLMİDİR.ÜLKÜCÜLÜKTEDE**EZAN DİNMEZ-BAYRAK İNMEZ*DEİLMİDİR.AMA BİR ÇOK MİTİNGLERDE NE BAYRAK VAR-NEDE KCK YI KINAMAK


Saadet Toksoz: Bütün mesele, başkanlık sistemine geçilmek istendiği için iki partili sistemi oluşturma gayretleridir bunlar.. hem anayasa değişikliği sırasında da fazla kalabalık olmazsa fazla pürüz çıkmaz.. zaten CHP ilk 3 maddenin değiştirilebileceğini söylüyor.. bu sebeple MHP saf dışı kalırsa işler çok daha kolay olacak..

Oğuz Yurtseven: MHP saf dışı kalmayacağına göre . bırak safdışı kalmayı , burada yazıyorum.. en az % 20 .. pazar gecesi görüşürüz :)

Saadet Toksoz: tabi bu arada MHP nin oyları kendilerine giderse o zaman zaten anayasayı tek başlarına halledebilme şansları olacaktı ama olmadı işte..


Sabih Samur: ‎"Saf dışı kalmak" AKP ağzıyla konuşmaya benzedi. Anlamını aşan bir ifade olduğunu düşünmek istiyorum.
MHP % 20 üzeri bir oyla gelecektir.
CHP'nin de % 25-30 aralığında olacağı muhakkaktır.
Ve su akacak yolunu bulacaktır.
CHP mutlaka özüne dönecek ve Atatürk Milliyetçiliği potasında MHP ve CHP olarak buluşulacaktır. Doğrusu budur.

Mustafa Kenan Ayçicek: seçim dönemlerindeki,söylemler yerine,seçim sonrası icraatlara bakmak gerekir..Anayasa konusunda karamsar olmaya gerek yok..chp ve mhp nin onaylamadığı bir anayasa meclisten geçemez..


Emin Onaran: Olaylara daha geniş açıdan baktığımda, ateist olan, hatta imam rolüne bürünerek kendilerince tiyatral komedi oynayan malum örgüt şimdi temiz inançlı insanları tufaya getirerek eylemlerinde kullanıyor... Kürtçe yapacaklarmış ibadetlerini...!... Riya üzerine kurulan çöküntü senaryolar bunlar. Yüce Dinimize gelince; İnancım Benimle Hz. Allah arasındadır. Ara bölgede yasaklarım herkesi. Bildiğimde sonuna kadar gider, bilmediğimde gerçek islam alimlerine danışırım, yada Elmalılı Hamdi Yazır'ın Yüce Kuran-ı Kerim'in Türkçe Mealini okuyarak sorunumu çözmeye çalışırım... Bezirganlarla işim olmaz...! Hz. Allah'ıma tapar, yaradan ve bir olduğuna herşeye kadir olduğuna tüm benliğimle inanırım... Biz Gavur İzmir'lilerin inancı budur. Dini kullananlara, temiz inançları modelleştirmeye kalkanları Biz model olarak kullanırız...! Hz. Ömer Adaletinin zerre-i miskalini gösterebilen, uygulayan bir tek müslüman kalmışssa eğer, Bana da gösterin ne olur meraklardayım...! Şimdi götürmek modasını geliştirdiler... Hangi ayetlerle uyumlu bir türlü çözemedim...! Çözen varsa bir zahmet bildirsin Ben de öğreneyim... İyi, güzel, doğru ve aydınlıklarda olmak nasıl zor bir zenaatse, gerçek dindar olmak bundan da zordur... Her müslümanım diyen keşişe inanırsak vay halimize...! Siyasi platform ayrıdır, inanç, din, ibadet platformu ayrıdır... Hayat yorgunlukları bunu öğretti Bana... Din yürekle, ruhumuz, fikrimiz, benliğimizin mutena bölgelerinde daim bizimledir... Hiç kimseyi enterese etmez... Sonra seçilgen bir olgu değildir ki... herkes doğduğu yerin değerleriyle buluşur önce... Ben çok inançsız tanırım, Müslümanım diye övünen kişilere adaleti, iyiyi, doğruyu, güzeli, aydınlığı, insani hasletleri birkaç derste öğretiverir... Son olarak fikir zikir bir olsun derim... İnanç, asalet, insanlık, adalet, değerler bu iki küçük kelimenin içerisindedir, fikir ve zikir... Ayrıysa fikir ve zikir, o kişi en fazla olur ve sair...! Duyarlı emeğine takdirimle Sabih Arkadaşım... Sevgimle baki selamlar, daim aydınlıklar... Uzunca oldu affola... İnşallah hristiyan deyimiyle afaroz falan edilmem... Sağlıcakla, mutlu kalınız...

Oğuz Yurtseven: akp nin iktidardan düşmesinin.. tek yolu MHPnin % 20 ve üzeri oy alması ile mümkündür , bir başka deyiş ile chp % kaç oy alırsa alsın akp li seçmenden oy alamıyacaktyır .. hal böyle olunca.. chp nın aldığı oylarında pek bir manası olmayacak ve akp nın iktidardan düşmesini sağlamıyacaktır .. akp yi devirmenın yolu mhp yi desteklemektir ..


Sibel Kurdoğlu: Chp'nin de, Mhp'ninde artıracağı oy oranı Akp'den gidecektir...

Ahmet özkul: BURDA BEN SABİH BEYE KATILIYORUM ANCAK SEÇMEN SANDIK BAŞINA GELDİĞİ ZAMAN 2 KEZ DÜŞÜNMESİ GEREKİR AMA BİZLER HİÇ DÜŞÜNMEDEN OY KULLANIYORUZ VE KULLANDIĞIMIZ OYLARLA İKTİDARI BELİRLİYORUZ. ANCAK ŞU VARKİ BU İKTİDAR DÖNEMİNDE EKSİLER VE ARTIL...AR TARTILMALI ONA GÖRE OY KULLANILMALIDIR 2003 YILINDAN BU YANA KADAR NELER YAPILDI NELER SATILDI BUNLARI DEĞERLENDİRMEMİZ GEREKİYOR SATILAN KİTLER BÖLÜMÜNÜ SAYMAYACAK OLURSAK ATALARIMIZIN KANIYLA ALMIŞ OLDUĞU TOPRAKLARI BUNLAR PARAYLA SATIYORLAR VE HALENDE BU ÜLKEDE SATILMAYAN TOPRAK KALMIYOR BUNLARIN ÖNÜNE GEÇİLMESİ GERİKYOR. BİR ÜLKENİN ZENGİNLİĞİNİ YER ALTI KAYNAKLARI BELİRLER AMA BİZ YER ALTI KAYNAKLARINI SESİZ SEDASIZ ÖZELLEŞTİRME ADI ALTINDA UYGUN KİŞİLERE SATILDI BOR MADENİ GİBİ SURİYE SINIRINDA TARIMA ELVERİŞLİ ARAZİLER GİBİ YADA ORMANLARIMZI 2 B ARAZİLERİ GİBİ YADA TURSTİK DİYE BİLDİĞİMİZ BİZİM SINIRLARIMIZDAKİ ANTALYA BODRUM GİBİ YERLERDE YABANCI YERLEŞİM MERKEZLERİNDE BİZİM BAYRAGIMIZ DIŞINDA KENDİ ÜLEKELERİNİN BAYARGI DALGALANIYOR.İSRAİLE KAFA TUTUYORUZ AMA İCRAAATA BAKARSANIZ HİÇBİR ANTLAŞMAYI FES ETİYORUZ.DAHADA ÖTESİ ÜLKEMİZİ VE MİLLETİMİZİ KORUMAKLAGÖREVLİ ORDUMUZ SINIR ÖTESİNDE ÜÇ BEŞ TERÖRİSTİ ÖLDÜRTÜKTEN SONRA PKK SEÇİMLERDEN SONRASINA KADAR EYLEMSİZLİĞİ TÜRK ORDUSU BOZMUŞTUR DİYE ORDUMUZU DEŞİFRE EDİLMEYE ÇALIŞILMAKTADIR.


Gülden Sema: ATATÜRK NEDEN LAİK SİSTEMİ GETİRDİ..DİN İLE DEVLET İŞLERİNİ AYIRMAK İÇİN..DİNİ SİYASETE ALET ETMEK,HALKIN DİNİ DUYGULARINI SÖMÜRMEK..KISACASI DİNE DAYALI BİR SİYASET UZUN ÖMÜRLÜ OLMAZ..BU GÜN AKP NİN YAPTIĞI HALKI ALLAH İLE ALDATIP ÇIKAR SA...ĞLAMAK..VE BUNUDA ÇOK İYİ BAŞARIYORLAR..ABD DEKİ CİA AJANI SAHTE MÜSLÜMAN VE BURADAKİ UZANTILARI BU ÜLKEYE EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ YAPMIŞLARDIR..BUNU ÖNLEMEK ELİMİZDE 12 HAZİRAN SONLARI OLACAK VE BENİM ARZUM CHP VE MHP NİN ORTAK OLMALARI..

Saadet Toksoz: Bu arada hiç kimse kürt oylarını hesaba katmıyor.. geçen defa onların oylarıyla o kadar arayı açmışlardı.. bu seçimde kürtk oylarından da çok emin değiller, biraz da o yüzden MHP ye saldırdılar.. bu seçimde de kürt oylarını kim alırsa, o öne geçecek.. bir de seçimde yapacakalrı hileleri de hesaba katmak gerekiyor..

Selahattin Günes: Bu sartlarda MHP nin oylarini artirmasi mutlak gözüküyor,lakin secim sabahi olasi bir CHP-MHP koalisyonu CHP nin acikladigi anayasanin ilk üc maddesindeki degisiklikler sebebiyle en azindan su an icin imkansiz gözüküyor,MHP bu secimin sonunda hic bir koalisyona girmeyerek kenarda kalmayi tercih edecektir diye düsünüyorum.


Saadet Toksoz: Ben aslında o konuda chp nin kürt oylarını alabilmek için takiye yaptığını düşünüyorum.. umarım öyledir..

Selahattin Günes: Bende Sayin Kemal beyin zerdüst oldugunu ve aslina hizmet etme geregi duydugunu hissediyorum,umarim yaniliyorumdur amaCHP bir gün asla daha ATATüRKüN partisi olarak kalamayacaktir,cünkü ince bir operasyonla suyun yönü degistirilmistir,saygilar.

Sabih Samur: Selahattin Bey ve Saadet Hn için;
"Mustafa Kenan Ayçiçek
seçim dönemlerindeki,söylemler yerine,seçim sonrası icraatlara bakmak gerekir..Anayasa konusunda karamsar olmaya gerek yok..chp ve mhp nin onaylamadığı bir anayasa meclisten geçemez."
CHP ve MHP karşıtlığı söylemler dünkü söylemlerdir.
Gün yeni dünyalar kurulurken dünde kalma günü değildir.
Liderlerin yanlış söylemlerine rağmen suyun akışına güvenmek lazım.

Saadet Toksoz: Tamam da bende işte o onaylamama konusunda endişe duyuyorum. Kusurab akmayın ama benim bu ülkede hiç kimseye güvenim kalmadı artık.. kimin ne zaman ne yapacağı, neye evet neye hayır diyeceği hiç belli olmuyor.. geçmiş günlerde bunun bir çok örneğini yaşadık.. umarım her şey düzelir bir an önce..



Sabih Samur: İşte o noktada demokratlık biter!
Halkı kandırarak iktidara geldiğinde baş-kıç oynarsa;
sessizce olayları izleyenler maalesef sessiz kalmazlar.
Asker askerdir ve ülkenin bölünmezliği için yemin etmiştir.
Eğer askerde Fetullah potasında erimişse... erimeyen silahsız kuvvetler devreye girer.
Kim mi?
Elinde Bursa Nutku olanlar.
Dolayısıyla bu ülke sahipsiz değil endişe buyurmayınız Sn. Toksoz


Saadet Toksoz: Bence sonunda olacağı o zaten... ben siyaset yoluyla ülkenin tekrar geri alabileceğine çok da inanmıyorum açıkçası..

Emin Onaran: Affola, Saadet hanım için yazmıştım, tutukluk olmuş çıkmamış yazım... saadet hanım akkaraakların fikri temayüllerini belirtmiş cümlesinde... Böyle hızlı akışlarda bir anda yanlış algılamalar olabiliyor tabi haliyle... Bana göre fikri hür ir...adesi hür aydınlık bir bayan Arkadaşımız... Bu konularda asla tarafgir olamam. sadece yazılanlardan çıkardığım sonuçtan emin olursam yazarım... Sabih arkadaşım, iyi, güzel, doğru ve aydınlık olmayan bir Arkadaşımız burada yazar mı hiç... Sana söylüyorum, çünkü senin emeğin üzerine yazıyoruz... saadet hanım fikir ve tahminlerini dürüstçe yazıyor... Çok iyi okudum yazısını, iki defa okudum. kesinlikle o malumların hayallerindeki temayülü aktarıyor... Demek istediğim böyle... Şimdi her parti üzerinde konuşuluyor... Konuşacak o kadar etkili gerçekler var ki... Polemikler oluşuyor, üzüntü yaratıyor... CHP hakkında, MHP hakkında, bilmem ne partisi hakkında... Hepsi zaman içerisinde değişime uğradılar... Hiç birisi eski durumunda değil... Oy potansiyeli nedeniyle neler oluyor neler... Su akar yolunu bulur... Aynı fikirde mutabıkım Sizlerle... Bu akan sular Bizi önce Vatan aşklı aydınlık şelalelerinde buluşturacak inanıyorum... Sevgimle baki selamlar, daim aydınlıklar hepinize....


Saadet Toksoz: bu seçimde kürt oylarını kim alır sizce? bana göre seçimini kaderini onlar belirleyecek çünkü..

Gülden Sema: DEĞERLİ ARKADAŞIM..AYNI DÜŞÜNCEYİ,AYNI İDEALİ PAYLAŞTIĞIMIZ ZAMAN DİL İNGİLİZCEDE,FRANSIZCADA OLSA ÖNEMLİ DEĞİLDİR..ORTAK OLAN ÜLKÜ BİRLİĞİDİR..BU GÜN AYNI DİLİ KONUŞUYORUZ..HEPİMİZ ATATÜRKÇÜYÜZ AMA KAÇ PARÇAYA BÖLÜNMÜŞ DURUMDAYIZ..

Sabih Samur: ‎"Kürt" oyları yerine Kürt kökenli Türk Vatandaşlarımız desek, önce davaya kendimiz inansak...
etnik tabiri yalnız kullandığımız zaman karşımıza Kürt Aydını ünvanını kullanan tiplemeler çıkmaya başlıyor. Mustafa Erdoğan v.b.
Bu vatandaşlarımız bu seçimde de maalesef bağımsız BDP lilere kitle halinde oylarını verecekler.

Mustafa Kenan Ayçicek: MHP kendi iradesi ile kapısına kilit vursa dahi,panik yapmaya gerek yoktur..MHP bir binadan ibaret değildir.Mhp kuruluşu itibariyle hiç bir zaman tek başına iktidar olmamıştır..içinden Başbakan çıkarmamıştır..Buna rağmen 1969 yılından günüm...üze kurulan bütün hükümetlerin bakanlar kurulunda en az 2-3 mhp ideolojine sahip olan bakan bulunmuştur..Mhp ideolojisi,bir bina içine sıkıştırılamaz..Devletin bütün kurumlarında bu özelliği görmek mümkündür..iktidarlar değişir,kadrolar kalır..Önemli olan tek şey,MHP'li olmak ne demek ?..bunu yeni nesile propaganda yapmadan,eğrisiyle,doğrusuyla,artılarıyla,eksileriyle anlatmaktır..Bunun için en uygun zaman,içinde bulunduğumuz zamandır..12 eylül öncesinde içine düştüğümüz tuzakları yeniden yaşamanın mantıklı bir tarafı yoktur..Bu vatan için ölmeye hazır,Bu vatan için,sıcak yatağından kalkmaya hazır Her Türk bizdendir..

Saadet Toksoz: Haklısınız Gülden hn. ama ayrı dil aynı zamanda ortak değerleri tamamiyle ortadan kaldırıyor.. aynı dilde oluşturamadığımız ortak ülküyü ayrı dilde asla oluşturamayız.. hem benim anlamadığım, bu ülkede tek etnik grup bunlar mı ki de, bunlar...a böyle abir ayrıcalık tanınması gerekiyor? yarın diğer etnik gruplar da aynı şeyi isterlerse nolacak? her etnik gruba ayrı açılım mı yapılacak? ayrı dillerde konuşan insanları hangi ortak değerde birleştirip, ulus yapacağız o zaman?

Mustafa Kenan Ayçicek: Kürt kökenli vatandaşlarımıza,kendi dilinde eğitim hakkı vermek,kendi kürtçe tv.lerini kurma hakkı vermek,kendi ibadetlerini kendi dillerinde yapma hakkı vermek,kendi yerel mülki amirlerini kendileri nin seçmesi hakkını vermek;..AKP nin göz...üyle bakıldığında İNSANİ bir yaklaşım olarak görülüyor..AKP kendi dindar tabanına bu gelişmeyi İNSANİ bir gelişme olarak yutturmayı başardı..OYSA;..bu gelişme Uluslararası Hukukun bir parçasıdır..Akp'nin kürtlere vermeye çalıştığı haklar;Tüm dünyada '''azınlık yasaları'''..gereği azınlık statüsünde bulunan toplumlara verilen haklardır..Yani AKP hükümeti bağıra-bağıra Kürt toplumunun AZINLIK olduğu Dünyaya ilan etmektedir...işte bu gelişme karşımıza NATO'yu çıkarıyor..Türk Hükümeti Kürt toplumunu azınlık olarak görüyorsa;ve bu azınlık ile Türk Devleti 30 yıldır savaş halindeyse...ölenlerin sayısı 3o bin kişiyi geçmişse;..NATO nun bölgeyi işgal etme hakkı doğuyor..(aynı gerekçelerle,nato bosna'ya girmiştir..aynı gerekçelerle Libya bombalanmaya başlamıştır)...................................................................................Nato'nun Türk Topraklarına girmesini önlemenin hukuki tek yolu;..Kürtlerin azınlık olmadıklarını,devletin kurucu unsurları olduklarını taraf ülkelere belgelemektir..Kürt sorunu yoktur,kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunları vardır..Buda Türkiyenin iç sorunudur..Diğer devletleri ilgilendirmez..


Sabih Samur: ‎"Kürt sorunu yoktur,kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunları vardır..Buda Türkiyenin iç sorunudur..Diğer devletleri ilgilendirmez.."
Kaldı ki tüm senaryo reel hale geldi ve nato birlikleri İncirlik kapısından tampon bölge oluştuırmak adına ...çıktılar.
Neye güveniyorlar?
Türk askeri ve ya Türk sivili her hangi bir ateşli silah ile kendilerine müdahale edemez. Çünkü karşısında adı üzerinde bütün dünya var!
İşte bu noktada yanılıyorlar!
Daha doğrusu yanılmıyorlar cesaret edemiyorlar.
Biliyorlar ki bu Çıllgın Türkler asla geri adım atmazlar, tırsmazlar, korkmazlar ve sonuçlarını bile bile 3. Dünya Savaşını çıkarırlar!
O yüzden bu memleketin toprağını UN botu çiğneyemez!!!


Ümit Akveren: kürtler türklerden daha çok seviyor türkiyeyi...


Mustafa Kenan Ayçicek: Ümit Akveren ;kürtler türklerden daha çok seviyor türkiyeyi..(kürt kökenli vatandaşlarımız önünde 2 seçenek vardır..1)MED'ler ve PERS'ler diye bilinen tarihi devlet İRAN'a dönüştüğünden bugüne kadar,Türklerle birlikte yaşayan kürtler bu dü...zene devam edecekler..2)İsrail'in parasıyla Irak toprakları içine kurulan Barzani kürdistanına katılacaklar..Böylece sözde Büyük kürdistanı,gerçekte Büyük israil'i oluşturacaklar...işte bu aşamada Türkiye Kürtlerinin Alevi veya sünni müslüman oldukları ortaya çıkıyor..Bu arada Sünnetsiz kürtler sap gibi ortada kalıyor...PKK denilen örgütün arkasında sünnetsiz kürtler bulunmaktadır..asli hedefleri ASALA ile aynıdır..Türkiye nin müslüman kürtlerinin Yahudi Barzani ile ortak olması mümkün değildir..Kürt vatandaşlarımızın Türk devletine Bağlı olmasının asli sebebi müslüman olmalarıdır..Marksist PKK çok geç olsada bunu anlamış,siyasetini dini vecibeler üzerine oturtarak,başlangıçta CUMA namazını Cami dışında kılmayı denemiş,arkasından Kürtçe EZAN okuma girişiminde bulunmuştur..Ancak bu eylem onların sonları olmuştur..Marksist PKK nın bu konuda başarılı olması mümkün değildir..

Zaman Geçerken: kürt sorunu yoktur.kürtçülük denen yapay bi karın ağrısı oluşturulmuştur.gaz çıkarma yoluyla sorun kökünden halledilir.ancak bunu yapmayı isteyecek gerçek liderlere ihtiyaç vardır.saırım onlarda 12 haziranda tecrit odalarından Yüce T.B.M.M ye halk tarafından gönderilecektir.

Lütfü Öztürkmen: Evet Sabih bey çok doğru bir konuya temas ettiniz. MHP'yi dolayısıyla Dr. Devlet Bahçeli'yi din üzerinden eleştirmeye başladı malum cemaat. Ne dediler fısıltı halinde mütedeyin insanlara bunların anlı secdeye değmiyor. Bunlar (Devlet bey k...asdediliyor) cami bilmezler, hacca gitmezler, dine uzaklar. Neden sonra başladı bu porpoganda, Devlet bey Fetullah hocaya Amarikada oturma cemaatinin başına dön veya faliyetlerini durdur dedikten sonra. Ama herkes biliyorki bu hoca aslında cemaatinin başında zaten cemaatin merkezi Amarika ve CIA. Bu nedenle hocanın oturduğu yer tamda konumuna uygun bir yer. Ama faliyetleri yıkım projesi bunlarda en önemli taşorunu nasıl vazgeçsinler. Bu amaç bunların varlık sebebi

Ümit Akveren: bak kardeş..Mustafa Kenan Ayçiçek...fars kültürü ana temel olmak üzere kürtlerde ibraniler ve araplardan aldıkları etnik değerler üzerinden yorumlarını yapıyorlar ...ben nasıl Atatürk evladıyım diyor isem,onunda etnik değerlerini savunması kadar doğal bir şey olamaz diye düşünüyorum.....


Lale Cicek: sandığa giden her birey ,artık kendini değil vatanını bayrağını ve türkiye sevdalısıysa ,oyu nu bir değil iki kere düşünerek kullanmalı.ancak siyasi tecrübelerime dayanarak acizane fikrimi ufakta olsa belirtmek istiyorum büyük değişiklikler tablosuyla karşılaşıcaz buda sevindirici saygılar..
sabih samur kardeşim sizleri tanıdığıma ve benide aranıza aldığınız için teşekkür ederim.başarılar türkiye için olsun

Vecihi Tekin: HAKLISIN GÜZEL DOST..HATIRLANMAK İÇİNDE AYRICA TEŞEKKÜRLER...:).DUYARLI İNSANLARIMIZIN AKL I SELİM ÇERÇEVESİNDE KATILMASI GEREKEN BİR SEÇİM YAŞAYACAĞIZ.RABBİM MEMLEKETE HAYIRLARA VESİLE KILSIN İNŞALLAH.

Emin Onaran: Konuya girmem gerekiyor... Kendimi asla çok bilen statüsünde görmem. Sadece öğrenmeye yönelik tutkularım var. Çok iyi gözlemde bulunmaya çalışırım. Mukayese ederim, araştırırım. Yazımda hata olabilir, peşinen söyleyeyim. Partei Karkeri Kürd...istan galiba... kürdistan İşçi Partisi anlamı ve tanımında... Yönetimine bakalım, uzantılarına bakalım dikkatlice. Hani işçi, hani emekçi...? Hepsi ağa veya feodal yapının nüfus sahipleri... Şimdi bunlar yüz defa Marksist, bin defa Leninist tanımını kullansalar ne yazar... Sadece levha ve aldatıcı bir muhteviyat... İçi başka dışı başka... Asıl konu ağalık güvencesini yeni zeminlerde oluşturmak... Ağalığın değişik bir versiyonunu hayata geçirmek... Bu arada onbeş senemin Doğu'da geçtiğini söylememk zorundayım abartısızca... Hani Sen ne biliyorsun o Bölgeler hakkında diyecek olanlara karşı... Boyoz, poğaça, gevrek satan bir yer düşünün. Levhasına yüz defa baklavacı yazsa ne çıkar... Durum ayniyle vaki böyle... Eğer Köy Enstitüleri devam etseydi veya ettirilebilseydi... O Bölgelerde ne feodal yapı kalacaktı, ne marabalık... Açlık imanı bozar derler genelde...Özgür bireyler oluşturulamadı... Endüstri toplumuna geçerilebilseydi O Bölgeler... Şimdi bu sorunları hiç konuşmuyor olacaktık... Demokrasi Cumhuriyet değerleriyle kuvvetlidir... Şimdiki zamanlarda Demokrasi iki statüdse yol alıyor... Özgür bireylerin demokrasisi, sürü demokrasisi... Sürü demokrasisinde bir maestro var, alıyor çomağı eline, hedefi gösteriyor ve hep beraber çalıp oynuyorlar... Çok basite indirgedim haliyle... Çünkü anlatım örneklemelerle olunca daha iyi anlaşılıyor görüşündeyim... Sevgimle baki selamlar, daim aydınlıklar... Benim görüşlerimdir. Doğru ve yanlışlarıyla... Hor görmem, hor görülmek istemem... Fikrim ve vicdanım daim hürdür... Çok bildim diyen megolomanları da hiç sevmem... Kuvvetle muhtemel Sizler de sevmezsiniz... Bazen sadece yıkım hücumları oluşabiliyor... Anlatacaklarımızı saygı ve sevgi çerçevesinde yapalım ki... İnsan ve insanlığa katkımız olabilsin... Sağlıcakla kalınız. Emeklerinize sağlık olsun daim...

Ilkay Surka Seku: Ben Mustafa Kemal ATATÜRK'ün şu sözleriyle nokta koymak istiyorum yorumlara ve yazına Sabih'ciğim yüreğine ve emeğine sağlık ayyrıca ...Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, sâf ve temiz hal...kımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir. 1923 (Atatürk’ün S.D. II, S. 127)......


Sabih Samur: Bu paylaşım münasebetiyle sohbete katılan (ayrımsız) tüm arkadaşlara fikirlerini beyan ettikleri, cümlelerde "ben" ağırlıklı ifadeler kullanmadıkları, belden aşağı vurmadıkları, üstten bakmadıkları ve karşılıklı aydınlanmamıza sebep oldukları için teşekkürlerimi arz ediyorum.
Saygı ve sevgilerimle
Sabih Samur


CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal, Antalya’nın Alanya ilçesinde seçim geçzilerini sürdürüyor. Partililere hitap eden Baykal, “Siyaset dürüst yapılır bir iş olmaktan çıkmış. Meşrutiyet Dönemi’nde siyasette muhalefet yapanları köprünün üstünden geçerken arkasından vururlardı. Suikast, adam öldürme siyaset yöntemiydi. Şimdi vurma yerine şantaj, tehdit, kaset, komplo. Bununla siyasi etkisizleştirme yöntemleri uygulanmaya başlandı” diye konuştu.YGS’de şifre iddialarına ilişkin savcılık tarafından verilen takipsizlik kararını da eleştiren Baykal, “Savcı, üzerine vazife olmadığı halde bir şey yok diye açıklama yaptı. Varı yoku mahkeme karar verecek. Hemen kapattılar bunu. Kapatıyoruz ama bunun hakkında yine de soruşturma yapın, acaba görevi kötüye kullanma, ihmal var mı bakılsın. Yani bir yandan işi kurtarmaya çalışıyorlar, bir yandan da bu kadar da açık bir uygunsuz tablo karşısında (hiçbir şey yok) demeye cesaret edemiyorlar. Şimdi bu neyi gösteriyor? Yargı bağımsız olmaktan çıkmış. Yargı hükümetin yanlışına dur diyecek noktada değil” dedi.

Eyalet sistemine geçiş
Başkanlık sisteminin federal yapı ve eyaletler sistemine geçiş süreci olduğunu belirten Baykal, “(Anayasayı değiştireceğiz, başkanlık rejimine geçeceğiz) deniliyor. Kişisel hegemonyasını anayasal düzen haline getirecek. Başkanlık sistemi olan yerlerde federal yapı, eyaletler sistemi var. Önce başkanlık sistemine geçersek arkasından eyaletler sistemine mi geçeceğiz? Eyaletler olunca ne olacak? Herkesin etnik kimliğine göre ayrı oluşumlar. Lozan’dan beri bizi nereye taşımak istiyorlar? Lozan neydi, Sevr neydi? Şimdi Sevr noktasına ince ince Türkiye’yi taşıyorlar kendi içimizde. Lord Curzon’nun yapamadığını Türkiye’de iktidarlara yaptırmaya çalışıyorlar. Şimdi bu gidişe ’dur’demek lazım” diye konuştu.

Kaynak: www.yg.yenicaggazetesi.com.tr



2023 yılı, 23 Nisan.
Başkan yardımcısı Nimet Çubukçu Amed (eski adıyla Diyarbakır) Eyaletindeki törenleri gözleri yaşlı bir şekilde izliyor. Törenleri gökyüzünde oluşturulan devasa büyüklükteki üç boyutlu görsel aktarıcıdan izleyen halka, unutulmak üzere olan Türkçeyi de nezaketen, gönül koyulmasın babında alt yazı ile geçme jesti yaptırıyor Sn. Çubukçu.
O an aklına yıllar önce, sanırım 2011 yılında, adını bile hatırlayamadığı MHP adlı partinin bir yetkilisinin kendisine söylediği “iki dillilik olamaz o dili kopartırım” sözü geliyor. Gülüp geçiyor. Ne yıllardı diyor içinden tören yürüyüşünde yer alan miniklerin Sarı-Kırmızı-Yeşil den oluşan cıvıl cıvıl kıyafetlerine bakarak.
Seçimlere çok az kalmıştı, Başkan Erdoğan o zaman T.C.’nin Başbakanı idi. CHP bir şeyler yapmaya çalışıyor o iste muhteşem hatipliği sayesinde Kılıçdaroğlu ile tabiri caiz ise oynuyordu.
Devlet Bahçeli 12 Eylül’e takılmışlığı ile zaman zaman ani çıkışlar yapmış ama daha öteye gidememişti.
DP ise uyuyan dev denmesine rağmen uyanmayı başaramadı. Facebook denen ilkel, birinci nesil paylaşım sitesinde en son 20. grubu kurmuşlar ve “ben söyle yaptım, ben böyle yaptım” diye genç kızlık hikayelerini anlatıyorlardı birbirlerine.
Biz de bu sırada kömürden sonra baharda neler dağıtabiliriz fakirleştirdiğimiz ve yardıma yatkın hale getirdiğimiz halkımıza, onu planlıyorduk.
Stratosfer katmanında oluşturulan lazer yağmuru bir anda gökyüzünü Sarı-Kırmızı-Yeşil renklere büründürdü. Ve beklenen an gelmişti. Gökyüzünde Yüce lider Başkan Erdoğan belirdi.
Halkına İstanbul’a taşınan Başkanlık Sarayı’ndan sesleniyordu.
Bu arada unutmadan; önce Merkez Bankası ile başlayan süreç tüm bakanlıklar ve resmi dairelerin İstanbul’a taşınması ile tamamlanmıştı. 2018 yılında alınan kararla Atatürk’ün Ankarası ilçe durumuna getirilmişti. Herkes mutluydu eski ve köhnemiş olan Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin tüm izleri silinmişti.
Evet bu sadece bir hikaye.
Bu hikayenin gerçek olmasını arzuluyorsanız durmayın, paylaşım sitelerinde birbirinizi yemeye, aptalca kıskançlıklar ve en çok ben bilerim pozlarıyla harcayın seçime kadar olan Allahın verdiği sayılı günleri.
Büyüksün Tayyip Erdoğan.
Ve şanslısın. Bu kadar beceriden yoksun bir muhalefete sahip olduğun için.

Sabih Samur

1) Tayyip Erdoğan fenomenini yaratan halk değildir.
2) Tayyip Erdoğan ilk kez 1991 seçimlerinde halkın karşısına çıkmış ve tercih oylarında kendi partilisi Mustafa Baş’a yenilmiştir..
Halkın karşısına ikinci çıkışı ise İstanbul Belediye seçimlerinde olmuş ve Dalan-Kesici-Livaneli rekabetinden yararlanarak yüzde 27 ile İstanbul’a başkan seçilmiştir.
3) Tayyip Erdoğan’ı halkın gözünde kahraman yapan operasyon ise 28 Şubatçı generaller tarafından yapılmıştır.
4) Dönemin generalleri Tayyip Erdoğan’ı şiir okuduğu için hapse gönderirken aslında Erdoğan’a mağduriyet bahşettiler ve onun imajına yani liderlik projesine ilk harcı koymuş oldular.
5) Bugün anlaşılmıştır ki dönemin bazı generallerinin şiir okuma suçuyla Erdoğan’ı hapse göndermeleri CIA’nin yeni bir lider yaratma projesidir.
6) Aksi olsaydı yani 28 Şubat’ın generalleri Tayyip Erdoğan’ı gerçekten tasfiyeyi hedefleseydi onu şiir okumaktan değil, İstanbul Belediyesinde yolsuzluk yapmaktan mahkûm ettirirdi ki böyle bir mahkûmiyet yüz kızartıcı suç olması sebebiyle Erdoğan’ı siyaseten o gün tamamen yok edecekti.
7) Tayyip Erdoğan’ın Ergenekon ve darbeler soruşturması bağlamında 28 Şubat dönemini hiç görmemesi ve o dönemin sorumlularının üstüne zerre gitmemesi bu tezimizin kanıtıdır.
8) Sistematik bir biçimde liderliğe hazırlanan ve mağduriyet imajı bahşedilen Tayyip Erdoğan’ın gelişinin hızlanmasını ateşleyen olay ise dönemin Başbakan’ı Ecevit’in Irak’a ABD’nin müdahale etmesine sıcak bakmamasıdır. ABD Ecevit’in menfi tutumu gördüğü an Kemal Derviş’e erken seçim lafını ettirmiştir.
9) Seçime bir buçuk yıl varken alınan seçim kararı Tayyip Erdoğan’ın iktidara gelmesine katkı sağlamıştır.
10) Eğer o dönem yani 2002’nin sonunda erken seçim olmasaydı ve seçim zamanında yapılsaydı Ecevit hükümetince başlatılan İstanbul Belediyesi ile ilgili yolsuzluk operasyonunda yargının Erdoğan için mahkûmiyet kararını vermesi güçlü ihtimaldi ki bu davaların dosyaları dokunulmazlık sebebi ile hâlâ kapanmamıştır.
11)Tayyip Erdoğan’ı erken seçim kararından sonra iktidara taşıyan ikinci olay CHP ve o günkü lideri Deniz Baykal’ın tarihi hatasıdır. Baykal seçilme hakkı olmayan ve mebus seçilemeyen Tayyip Erdoğan’a akıl almaz bir biçimde yasa ve kuralların dışına çıkarak el vermiş ve ona iktidarla Başbakanlığı altın tepside sunmuştur..Bu yanlışa ya da suça dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de iştirak etmiştir.
12) Baykal’ın CHP’si bunu yapmayıp yasa ve kuralların uygulanmasında ısrarlı olsaydı o gün Başbakanlık koltuğunda oturan Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan kanlı bıçaklı olacak ve AKP o süreçte ortasından ikiye bölünecekti...
Baykal Tayyip Bey’in önünü açarak AKP’nin bölünmesini engelledi ve Tayyiban yani baskıcı rejimin kurumsallaşmasına zemin hazırladı...
Kuşkusuz Deniz Bey o kararı, “Tayyip Erdoğan iktidara gelir yıpranır ve balonu da patlar” diye aldı, ancak öyle olmadı. Bu arada Deniz Bey’in aldığı o kararda dış dinamiklerin etkisinin olup olmadığı ise hâlâ sırdır.
13) Sonuç olarak görülmektedir ki Tayyip Erdoğan fenomeni ya da heyülasını yaratan halk değil, dış dinamikler, generaller ve güya AKP’yi devirmek isteyen partilerin liderleridir..

KURBAN ADAYI

Uzan-Ağar-Mumcu ve Baykal’dan sona sıra onda!

Tayyip Erdoğan Cem Uzan’ı ailesiyle beraber niye tasfiye etti biliyor musunuz?AKP’nin 2003 Haziran’ında yaptırdığı ankette yüzde 18 çıktığı için!Aynı şey Ağar-Mumcu ikilisi için de geçerlidir.2007 seçimleri öncesinde Tayyip Erdoğan baktı ki bu iki isim ittifakla seçime giderse yüzde 20’yi bulacaklar ve AKP tahtından inecek, hemen başka şeyleri devreye soktu.Önce Mehmet Ağar’a ziyarete gidildi.Akabinde Erkan Mumcu’ya bir şeyler söylendi ve iki isim bu birlikteliğin olmaması için tabanlarına rağmen kollarını sıvadı ve güç birliğini sabote ettiler!Sonuç mu?AKP yüzde 47 ile iktidar olurken Ağar ve Mumcu siyasetten çekildi.İlginçtir bu işin kokusu bugüne kadar çıkmadı, neden acaba?

Gelelim Deniz Baykal’a..

CHP’yi İslamla barıştırır ve mütedeyyin kesimlerle kaynaştırırken birden o malum kaset servis edildi.
Sonuç: Baykal da geri çekilmek zorunda kaldı.
Ve bugün...
Benzer çabalar Kemal Kılıçdaroğlu için sergileniyor.
Aylarca aradılar, taradılar ama zere bir defo bulamadılar.Buna rağmen referadum sürecinde utanmadan yalanlara dayalı kitaplar bile yazdırdılar!
Baktılar ki oradan da sonuç alamıyorlar bel altı dalışa karar kıldılar.
Önce boy ve soy dediler!
Etkili olamayınca PKK’lılık gibi absürt çamurları attılar.
O da bayağı ve komik bulununca kapan kurdular ve yanına gazeteci kılıklı birini gönderdiler.
Amaçları Kemal Bey’i AKP’li birine komplo kuran bir görüntüye sokmaktı ama o da tutmadı!
Hiç kuşkunuz olmasın seçime 90 gün var ve göreceksiniz buna benzer daha çok pusu kurulacak!Sorarım size muhalefete bunların yapıldığı bir ülkede gerçek bir demokrasiden söz edilebilir mi?
CHP’liler AKP’ye yukarıdaki isimleri hatırlatıp Kemal Kılıçdaroğlu’nu sana kurban ettirmeyeceğiz demeli!

Nasıl mı? Sokağa çıkıp demokratik bir metotla feveran ederek!

Sabahattin ÖNKİBAR



Lafı döndürüp dolaştırmadan bize yakışan şekilde açıklamada bulunmak istiyorum.
Partiler üstü bir çizgide kalmak istesemde samimi dostlar beni kendi özel gruplarına davet ederek fikir alışverişinde bulunuyor, bulunmamı sağlıyorlar.
Ve bu ortamlarda söylediğimiz bazı sözler yüzünden müslüman mahallesinde salyangoz satan durumuna düştüğümüzde oluyor :)
Hâl böyle iken genel bir açıklama yapma ihtiyacı hissettim.
Şahsi fikirlerimdir sadece beni bağlar.
CHP: Çizdikleri yol haritası, arzu ve istekler mantık dahilinde. Şu an ki ivme ile iktidar ortaklığında emin adımlarla yürüyor.
MHP: Gecikmiş ama güzel bir çıkışla aynı şekilde iktidar ortaklığına doğru yürüyor.
DP: % 2'ler de gözüken bir parti. Uyuyan bir dev. AKP'nin en büyük rakibi olması söz konusu. Böyle olmasına rağmen kuvvetle muhtemel AKP tarafından parti içine yerleştirilmiş elemanlarla rüzgâr gülü durumunda. İlhan Kesiciler mi ararsın, Bacıcılar mı, A. Özalcılar mı? Kimler yok ki?
Bu üç parti de benim memleketimin partisi.
Türkiye'nin bölünmez bütünlüğüne karşı olan, Tek bayrak, Tek vatan'ı dile getiren.
Farkındaysanız Tek'ler de azalma var!
Tek Millet (Halk),
Tek Dil nerede?
İşte bu noktalarda kimi liderler sessiz kalmaya ve "halk ne isterse" diye söze başlayan, yuvarlak laflarla ortadan ortadan gidiyorlar.
Sonuç?
Naçizane fikrim; hangi parti ve lideri bu diğer iki TEK'i de gönülden, kalben söylemlerine ve parti programlarına dahil edecekler, işte o zaman iktidar onların olacak!
Kim ki;
Memlekette demokrasi var,
Halkların kardeşliği var,
Tabelalarda Kürtçe de olsa ne olur ki?,
Kürt halkı özgürlük ve federasyon istiyor!
söylemlerine sıcak bakıyorsa benim o kişi ve o parti ile hiçbir bağlantım olamaz.
Ben Kürt kökenli TÜRK VATANDAŞIYIM diyenle ben Kürdüm, Türkiyeliyim diyen arasında nüans farkı değil Km vardır.

Ben Kürt kökenli TÜRK VATANDAŞIYIM diyen baştacımdır!

Saygılarımla
Sabih Samur



Altemur Kılıç
Abesle iştigal… Lafı güzaf. Havanda su dövmek! Bu deyimleri çok kullandığımın farkındayım ama ne çare ki şu sırada Türkiye’deki durumlarını en açık olarak bu tabirler ifade ediyor…
Ve “bile bile lâdes" oynuyoruz.
Bu, toplumdaki kafa karışıklığını gösteriyor: "Lâdes" kemiğinin "kırılmasının" bedeli çok ağır olacak.
Kürt sorunu ve özellikle şu sırada PKK’nın ve DTP’nin "eylemsizlik-ateşkes", "Demokratik özerklik" açılımları, girişimleri konusunda söyledikleri, onların kafalarının hiç de karışık olmadığını, hiç de havanda su dövmediklerini, laf-ı güzaf ve abesle iştigal etmediklerini gösteriyor…
Onlar ne söylediklerini, amaçlarını biliyorlar ama bizim tarafta hem gaflet, hem de “ihanet" var... TV programlarında bu durum çok daha bariz şekilde görülüyor!
"Gaflet" iktidar olarak başımızda!
Erdoğan’ın "açılımı" başlı başına "abesle iştigal"di.
Bölücülüğe karşı direnci gevşetti.
Bölücüler bu zafiyet alametinden güç aldılar ve şimdi de azıyor, taleplerini gittikçe arttırıyorlar… Daha doğrusu, talepler hep aynı, şimdi daha pervasızca açıklıyorlar hatta ültimatomlar veriyorlar.
Fakat iktidarın gafleti Büyük Kürdistan’ı istemiyoruz.
Referandum öncesinde Güneydoğululara “evet” dedirtmek için bölgedeki söylediklerine ne ad vermeli?
TC'nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Dersim’de kendisini dinleyen "bindirilmiş kıtalara" soruyor: "CHP’nin yeni genel başkanı nereli?" Kendisi yanıtlıyor, Dersimli…
İkinci soruyu ekliyor: "Dersim’in köylerini vergi vermediler diye kim bombaladı?" Yine kendisi yanıt veriyor: "CHP bombaladı" ve ekliyor: "O zamanki Cumhurbaşkanı’nın emriyle bombaladı. Kimdi Cumhurbaşkanı? İnönü’ydü" diyor...
Aslında, Erdoğan’ın suçladığı bu devletin kurucusu Kemal Atatürk…
Çünkü "Dersim isyanı" 1937’de başlatılmıştır.
O tarihte Atatürk Cumhurbaşkanı, İnönü Başbakan, ancak 25 Ekim’den itibaren de Celâl Bayar Başbakandır.
Cehalet mi, gaflet mi, yoksa dolaylı olarak Mustafa Kemal'i suçlamak mı? Bunun adını siz koyun.
Başbakanın bu konuşmaları üzerine hakkında suç duyurusunda bulunan CHP Milletvekili Onur Öymen, Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Dursun Atılgan, Demokrat Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Mehmet Arif Demiler, başvurularında şikâyetlerini özetlemişler: Ulusumuzun birliği, ülkemizin tümlüğü ve devletimizin tekliği için en büyük tehlike başbakandır...
"Müştekiler" Başbakanın bu ifadelerinin eski adı "Dersim" olan Tunceli halkını isyana teşvik olduğunu da söylüyorlar...
Ben ekleyeyim, daha da ötesi şu sırada Devletin Başbakanının ağzından çıkan sorumsuz ve ölçüsüz sözler, PKK ve DTP'den gelen talepleri haklı gösteriyor ve bu taleplere kapı açmak demektir! Ve de, bir Başbakan'a yakışmayacak cehalettir de...
Kendilerine, danışmanlarının sufle ettiklerine bakmayarak, devlet arşivlerinden ve tarihçilerden bu "isyan" konusundaki gerçekleri okumasını naçizane tavsiye ederim.
Dersim İsyanı da önceki 23 Kürt İsyanı gibi vergi vermekten veya aş-iş, kimlik talepleri için çıkmamıştı. Bu isyanın da, önceki 25 PKK terör isyanının da maksatları ve kaynakları, tıpkı bugünkü durumda olduğu gibi yabancı tahrikleriydi. Avrupa devletlerinin ve ABD'nin çıkar hesapları için tahrik ettikleri başkaldırılardı...
Söylem ve yöntemler değişik olsa da kaynak ve amaç aynı: Türkiye’yi bölmek ve "Büyük Kürdistan'ı" gerçekleştirmek.
Şu sıradaki TV programlarından birine katılmış olsaydım, PKK sözcülerine sorardım ve buradan soruyorum: Sizler hakikaten TC içinde, ortak vatanda "Ne Mutlu Türküm diyene" anlayışıyla hep birlikte yaşamak mı istiyorsunuz? Yoksa nihai amacınız "Büyük Kürdistan" değil mi? Yiğitseniz açıklayın, “Evet amacımız Büyük Kürdistan” deyin veya “hayır istemiyoruz" deyin de havanda su dövmeyin ve bizi abesle iştigal ettirmeyin!
PKK oyunları hususunda yazmaya devam edeceğim ama son numara Ahmet Türk olmayan Kürt, ABD müdahalesini istiyor…
Ha şöyle, dilinizin altındaki baklayı çıkarın. İç çatışmaları tahrik ederek yapmak istediğiniz yabancı güçler müdahalesini açıkça isteyin! Türkiye’yi Lübnan, Afganistan yapın…
ABD, bunu çoktan ister…
Obama’nın Erdoğan’a son cevabı, Kıbrıs krizi esnasında, Johnson'un mektubu gibi. ABD’nin kimden yana olduğunu gösterdi…
Teröre karşı kullanılacak silahlara da "ambargo!"
DEPREM NOTU: 17 Ağustos depreminden sonra Sakarya’da Saddam’ın hibesiyle yaptırılan konutlardan depremzedeler hoyratça, hem de yöneticilere konut vermek için çıkarılacak… Sayın Erdoğan oraya gitse de, o insanların feryatlarını da dinlese! Oradan, o insanlardan "Evet" getirir mi?



17 Temmuz 2010
Sabih Samur
Haftalarca tüm iletişim araçlarıyla bu buluşma şişirildi, şişirildi, sanırsınız ikisi bir araya geldiği an tüm sorunlar çözülecek.Başbakan “Biz gidelim o halde” dedi ve aldı birkaç korumasını (yaklaşık 20 kişiden oluşan) düştü yola.
Malum yollar tehlikeli ve uzun.Meclisin Okmeydanı bölgesi yolunu tercih etmedi ve Gazi Mahallesi koridorundan gelerek; yolda pusu ve mayına karşı gerekli tedbirleri öncü ve artçı korumalarla(ne de olsa meclis koridoru burası, her şey olabilir) zorlu intikâli başarıyla tamamlayarak, Mavi Birliklerin olduğu tepeye ulaştı.
Kılıçdaroğlu ile Recep Bey nihayet bir araya gelmişti.
İntikâlin başarı ile tamamlanması üzerine Kılıçdaroğlu kıta yükü erzağında bulunan sıcak çorbadan servis yapmak istedi fakat Recep Bey deplâsmanda olduğunu hatırlattı.
İntikâli birlikte geçirdiği kadrosunda yer alan uzman ve profesyonel çaycısından –kişiye özel- kodlu çayını istedi.
Güzel geçen görüşme sonrası kapı çıkışında Kılıçdaroğlu Recep Bey’den her nedense Sn. Başbakan diye bahsetmeyi uygun gördü.
Çok faydalı bir görüşme olduğunu ve bazı devlet sırrı niteliğindeki bilgileri Sn. Başbakanın kendisi ile paylaştığını söyledi.
Bu bilgileri kamuoyuyla paylaşmasının mümkün olamayacağını ve ikisinin arasında sır olarak kalacağını iletti.
Bu faydalı görüşmenin ardından odasına çekilen ve yalnız kalmak isteyen Kılıçdaroğlu hâlâ Recep Bey’in, çaycısının göğsünden çıkartarak masaya bıraktırdığı Pembe dosyada kendisine ait çok özel bilgilere nasıl ulaşılabildiğini yarı kızgınlık yarı hayranlıkla düşünüyordu.
Artık bu çok özel bilginin onun tarafından biliniyor olması hırçın muhalefetini engelleyecekti.
O da susturulanlar arasına katılmıştı.Recep Bey’e seve seve Sn. Başbakanım demek zorundaydı.
Sonra dosyada yazan o çok özel bilginin yaşandığı günlere dalıp gitti.
7 yaşında ve Malatya’daydı. Arkadaşları ile beraber sıcak ve bunaltıcı bir yaz günü komşularının kayısı bahçesinden birer avuç kayısı aşırmışlar, bir güzel yemişler ve çekirdeklerini yine komşularının bahçesine dikmişlerdi.
Fakat geçimsiz ve hoşgörüsüz olan Melahat teyze onları yakalamış ve kulaklarını çekmişti.
İşte şu an 90 yaşında olan bu yaşlı teyzeyi bulmuşlar konuşturmuşlar ve bu konuşmayı ıslak imza ile kayıt altına almışlar…
Bir avuç kayısı başıma neler açtı diye düşünürken içi geçti, uyuyakaldı…