Tekstil Sanayi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tekstil Sanayi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster








Bir masa düşünün; Kayseri, Bursa, Trabzon, Giresun ve Diyarbakır'dan oluşan.
Konu Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü'nün Geleceği.
Ne Devletine " Has Siktir" diyen var ne bölücülük ne başka bir şey.
Tek konu Türkiye'nin ve bizlerin bireysel olarak geleceği.
Ortak paydada ve ortak fikirde buluşabilme.
Kanatçı Haydar bunun için bulunmaz bir ortam.
Kanatçı Haydar'da Din, Dil, Irk ayrımı olmaz.
İstanbul'da yaşıyorsan Boğaz'da rakı ve balık tattıysan; Mahmutbey'de Kanatçı Haydar'da kanat yiyerek rakı ve ya biranı yudumlamadıysan eksiksin be arkadaş.
Gelecek günlerin daha güzel olacağı bir Türkiye için.
Dostlarla, canlarla beraber...



Başbakanın yakın arkadaşı Denizli Belediye başkanı Nihat Zeybekci seçimi kaybetti Ak Parti kazandı.
Gönüllere taht kuran başbakanımızın rüzgarı Denizli de etkili oldu. Ben yaptım , ben ettim diyen inanılmaz seçim masrafları ile Denizli'nin tepkisini çeken Zeybekci maalesef tek oy bile alamamıştır. Geçen seçimlerde %50.2 olan oy bunca göstermelik hizmete rağmen 10 puan geriye gitmiştir. Bunun nedeni halktan uzak ve kopuk olmasına bağlıdır. Bundan sonra sayın Zeybekci makamında oturmalı gelen her ziyaretci ile görüşmeli , her fikre her eleştiriye değer vermelidir zira bu memlekette çok değerli şahsiyetler , çok değerli güçler mevcuttur. Bizim vatandaş olarak tek temennimiz Sayın Zeybekci’nin Türkiye’de en başarılı belediye başkanı olmasıdır. Yapılacak çalışmalar bellidir
1- Denizli trafiği tek yön ile rahatlatılmalı
2- Denizli önemli resmi daire önlerinde otoparklar yapılmalı
3- Hava kirliliği çok çabuk giderilmeli
4- Teşvik Denizliye kazandırılarak ekonomi düzeltilmeli
5- İhaleler şeffaf olmalı
6- Su belirli tona kadar çok ucuz veya bedava olmalı
7- Denizliye turist çekecek önemli birkaç eser yapılmalı
8- Halkla diyalog çok iyi olmalı , fikir düşünce , projeler , eleştiriler dikkate alınmalı
9- İnsanları üzmeden kamuoyu ile birlikte icraatlar yapılmalı
10- Birlik ve beraberliğe büyük önem verilmelidir.
Sayın Belediye Başkanımız Nihat Zeybekci yi yinede Ak Parti yi iyice batırmadığı için kutlar yeni dönemde başarılı olmasını temenni ederiz.


2004 AK PARTİ DENİZLİ MERKEZ BELEDİYE BAŞKAN A.ADAYI
İNŞAAT MÜHENDİSİ FİKRET SERÇE


Şahsıma gelen bu e-postayı sizlerle paylaşmak istedim.Paylaşacağım bilgisini Sn. Fikret Serçe'ye

bildirerek ayrıca bir ricada bulundum.Denizli'deki tekstil Sektörü'nün son ve gerçek durumu konusunda bizi haberdar etmesi için.

Umarım Sn. Fikret Serçe'nin kapanan onlarca tekstil firması ve yüzlerce işsiz vasıflı tekstil elemanı olan Denizli vatandaşları içinde fikirleri vardır...

Saygılarımızla

Kırmızı-Beyaz

RGS Global ismi ile bir rüzgar esti 2004-2006 yılları arasında Tekstil Camiasında. Rüzgarın belki de kasırganın sahibi malum kişi Levent Çotuk ve ekibi idi.

Rodi Jeans'teki profesyonel yöneticiliğini başarı ile tamamlayarak Rodi Ailesinden alkışlarla uğurlandı.Mevcut birikimini ve müşteri portföyünü kendi kurduğu şirketinde değerlendirmek istedi ve öyle de yaptı.

Yaptı ama hepimizin yaptığı hatayı yaptı.Müşterinin peş peşe gelen talepleri doğrultusunda çok kısa bir zaman diliminde % 300 büyüme gösterdi.Anadolu Arslanları'na katıldı. Yozgat ilimizde en büyük istihdamı gerçekleştirdi. Dokuma ve Denim pantalon üretim tesisi Yozgat'ın belli bir dönem gurur kaynağı oldu.İşte hata da bu nokta da başladı.

İş potansiyeli ve yatırımları destekleyecek finans planlamasına aynı özeni göstermeyerek belli bir dönem sonra, malum nakit akışı sıkıntısı ve peşinden gelir-gider dengesi sıkıntıları...

Ve beklenen son; 300 kişinin işsizler ordusuna katılması,İTO'dan bir kaydın daha silinmesi.

İki yıl süren bir takip.İcralar,dosyalar,alacaklıları tek tek ziyaret etmesi,ev adresinin resmi ve fiili olarak değişmemesi(aynı kalması),telefonunun 24 saat açık olması,herkese cevap vermesi ve insanlardan KAÇMAMASI...

İki yılın sonunda silkiniş,kalınan yerden devam kararı.

En iyi savunmanın karşı taarruz olduğunun bilincinde olan Levent Kardeşimize çıkmış olduğu hayat kavgasında başarılar diliyoruz.

Bu savaşı sembolize etmek amacıyla kamuflajlı fotoğrafını kullanıyoruz.

Onurlu mücadelende yolun ve bahtın açık olsun.


Unutma! Düne kadar seninle zaman zaman saygı sınırlarını dahi aşan diyaloglarda bulunanlar (sen dimdik durduğunda iş gücünle, yarattığın istihdamla) emin ol sana yeniden Levent Ağabey diyeceklerdir.


Levent Çotuk'tan Öğütler


1) En küçük çekirdek olan ailene sığın, tüm zamanını sadece eşin ve çocuklarınla geçir. Yalnız onlardan güç alabilirsiniz.
2) Sağlığına dikkat et ! (sigarayı bırak) Vücudunu dinç (fit) tut !
3) Ne iş yapıyorsan en iyisini yapmaya çalış, az da olsa farketmez, sunduğun ürünün en kalitelisini ver piyasaya.
4) Bulunduğun pozisyonu (borçlarını v.s.) çok net olarak gör, algıla ve tablona hakim ol.
5) ALLAH ile aranı düzelt !

Sabih Samur

Merhabalar.Mısırla ilgili yazınızı bir arkadaşım sayesinde okudum.Fakat dikkatimi çeken birşey oldu.Konu başlığı ile konunun sonu arasında pek bir bağlantı kuramadım.Evet Mısırda bir ekmek sıkıntısı olduğu doğrudur,Dünya genelinde yaşanan (ülkemizde dahil) tahıl sıkıntısı özellikle gelişmemiş ülkeleri hissedilir şekilde vurdu.Aynı zamanda Mısırda ekonominin devlet kontrolünden serbest piyasa koşullarına geçecek olmasının getirdiği doğum sancılarıda hissedilir şekilde.Mahalle el Kübrada olanları yakından takip ettim.Birçok grev yapıldı.Yanlış hatırlamıyorsam 2006 yılındada benzeri sorunlar yaşanmıştı.Fakat olay bahsettiğiniz gibi siyasi bir girişimin düzenlemiş olduğunu bir grev değildir.Tamamen işçilerin kendi aralarında organize ettikleri bir oluşumdur.Zaten şu anda karşıt siyasi güç olarak adlandırılan Müslüman Kardeşlerin güçü bellidir.Halk ne kadar Hüsnü Mübarek karşıtı olsada,Müslüman Kardeşleri gibi Hamas'ın Mısırdaki siyasi kanadı konumundaki bir partidende çekinmektedirler.Gelelim tekstil konusuna.Mısırda üretim yapan birçok tekstilci arkadaşım var.Bazıları firma sahibi,bazıları tekstil mühendisi.Mısır'a yatırım yapmanın geçerli sebepleri var.Herşeyide Amerika'ya bulmamak lazım.Bunlardan birincisi ekonominin altın kurası olan düşük maliyetler.Ülkemizde bir işçiyi ortalama en az 500 YTL ye çalıştırırken,Mısırda bu fiyat 200 YTL nin çok altındadır.Diğer bir sebep ise Mısırın dış yatırımcılara yapmış olduğu vergi ve elektrik indirimleridir.Bu sayede firmalar hatrı sayılır derecede kar elde etmişlerdir.Bir diğer seçenekte ülkemize bazı ülkeler tarafından uygulanan ithalat ve ihracat kotalarının Mısırda olmayışı.Daha doğrusu Mısırdada var fakat kotaları aşmanın yolu basit.Kullandığın hammaddenin %10 (en son bu kadardı,sektöre göre değişebilir) kadarını İsrail'den alırsan kota engelini aşıyorsun.Bunuda yadırgaya bilirsiniz belki ama zaten Mısırın büyük bir çoğunluğu hammaddesini İsrailden tedarik ediyor.Bunun sebebide en yakın hamadde kaynağı olması.Bir konuda haklısınız,Mısırdaki herkes ateş içine düşmüştür.Bunun sebebide oradaki çalışma koşullarının ülkemize göre çok çok farklı oluşudur.
Yaşar Yiğit Kaçmaz 17 Nisan 2008
Bakınız http://www.yenialanya.com/


Sevgili okuyucular daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere kendi rızamızla veya dışarıdan yani ABD'den gelen muhtemel talimat üzerine,apar topar Mısır'a gidildi.Kim bunlar?
Ciro veya vergi üretimi anlamında A katogori dediğimiz sınıfta yer alan büyük ölçekli tekstil firmaları.Bu firmalar Türkiye'de marka olmuş yurt dışında da marka olmaya çalışan firmalar.Diğer taraftan da yurt dışındaki markalara onların etiketiyle fason işçilik yapan firmalar.
Buraya kadar herşey normal görülüyor değil mi?Değil.
Çünkü Tekstilin Türkiye'de varoluş sebebi tamamen istihdam.Memlekette işsizlik facia boyutuna gelmişken emek yoğun bir sektör olan tekstilin yurtdışına plase edilmesi akıllara zarar.
Tekstilin yerine emek yoğun kalıcı bir sektör yaratılmış olsa ve bu sektör mevcut işsizliğe çözüm olsa söyleyecek bir lafım olamaz.O zaman serbest müteşebbislerimiz canları hangi ülkeye yatırım yapıp para kazanmak istiyorlarsa istediği gibi yapsınlar.
Şimdi ne oldu?Mısır'a yönlendirilen bu büyük ölçekli firmalarımız yangın yerine düştüler.ateşin içinde kaldılar.
"Dünyada temel gıda fiyatlarının yükselmesi yoksul halkları vururken, Mısır'da halkın en temel besin maddesi olan ekmek bulmadaki sıkıntı yüzünden, 31 yıl önceki "ekmek ayaklanmasından" bu yana en büyük isyanın ortaya çıktığı belirtiliyor.Tahılın önemli bölümünü ithal eden ve ekmek tüketiminin çok yüksek olduğu Mısır'da halk bir süredir ekmek sıkıntısı yüzünden uzun kuyruklar oluşturuyor. Şubat ayından beri kuyruklarda en az 11 kişinin hayatını kaybettiği, bunlardan birinin kuyruktayken otomobil çarpması yüzünden, bazılarının da kalp krizinden öldüğü bildiriliyor.Nüfusun yüzde 20'si günde 2 dolardan az bir parayla geçinen Mısır'da kuyruklarda çekilen çile, isyana dönüştü. Orta Doğu'nun en büyük tekstil fabrikasının bulunduğu işçi şehri Mahalle el Kübra'da hafta başındaki protestolarda göstericiler Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in sokak panosunda asılı dev resmini yırttı ve polisle çıkan çatışmada 2 kişi öldü, 100'ün üzerinde kişi yaralandı.Gıda fiyatlarının yükselmesi hayatı felç ettiGıda fiyatlarının yükselmesini protesto için çeşitli yerlerde gösteriler düzenlenirken ülke çapında yapılan genel grevde hayat felce uğradı. Mahalle el Kübra'da bir yıldan fazla bir süredir tekstil fabrikasında ücretlerin artırılması için grevler yapılıyordu. Gösteriler, aralarında demokrasi yanlısı Kifaye'nin de bulunduğu çeşitli muhalefet gruplarınca düzenlendi.Bunun, muhalif grupların işçilerin hoşnutsuzluğunu Mübarek'e karşı geniş bir siyasi protestoya dönüştürme konusundaki ilk büyük girişimleri olduğu belirtiliyor. Yetkililer, gösteriler üzerine Kifaye liderlerini ve üyelerini "ayaklanma ve şiddete teşvikten" gözaltına aldı.Polis dün de Mahalle'ye girmeye çalışan profesörler, siyasi eylemciler ve gazetecilerden oluşan 50 kişilik grubu engelledi.Halkla dayanışmalarını göstermek için Mahalle El Kübra'ya gelen bilim adamları ve siyasi eylemcilerden oluşan grubun ziyaretini izleyen 9 gazeteci de gözaltına alındı. Muhalefet partileri ve basının bir kısmı, Cumhurbaşkanı Mübarek'ten yeterli ekmek arzı sağlamada başarısız olduğu için Başbakan Ahmed Nazif'i görevden alma çağrısında bulunmuştu.Ekmek devlet tarafından sübvanse ediliyorMısır'da ekmek devlet tarafından sübvanse ediliyor ve halka sübvanse edilmiş ekmek sağlamak hükümetin temel görevlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ülkede süt ürünlerinin fiyatının yüzde 20, sebze fiyatının yüzde 15 ve ocaklarda kullanılan gazın fiyatının yüzde 40 arttığı belirtiliyor.Siyasi uzmanlar, artan fiyatlar ve düşük ücretler yüzünden tırmanan hoşnutsuzluğun Mısır hükümetini sarstığını ancak güçlü bir muhalefet olmadığı için ayaklanmanın henüz hükümeti tehdit etmediğini ifade ediyor. Mısır'da 1977'de patlak veren ekmek isyanında 70 kadar kişi ölmüştü."
Sonu belli olan bir macera aynen Bulgaristan ve Romanya fiyaskoları gibi sonuçlanacaktır.
Bu operasyonun faili ise malum.
Faili meçhul.
Sabih Samur

TEKSTİL SANAYİ

Gönderen SABİH SAMUR | 4:40 ÖS | , | 0 yorum »

Okuyacağınız bu yazı 18.09.2006 tarihinde Yeni Alanya Gazetesinde yayınlanmıştır.
Maalesef güncelliğini (daha kötü günler yaşayarak) korumaktadır.



Tekstil sanayi..: 18.09.2006:..
Geçen gün bir konfeksiyon ihracat firması sahibi olan bir arkadaşım ile beraber borçlu olduğu kumaşçısının yanına gittik.Havadan sudan kısa bir sohbetten sonra konu arkadaşımızın ödeyemeyeceği ve bu nedenle uzatmak istediği çeke geldi.Ne olduysa o an oldu. Kumaşçı arkadaş gitti yerine tahsilatçı kimlikli başka bir arkadaş geldi.Ya çekin karşılığını bir hafta içinde + % 10 bedeli ile ödeyeceğini ya da her türlü tahsil edebilecek güce sahip olduklarını vs. vs.



Canım Türkiyem. Bir nesil tekstilci olarak yetiştirildi, eğitim ve öğretim aldılar. Ama şu an piyasa bu tiplerin elinde.İlk sancı 1994 İkinci darbe 1998 Üçüncü yıkım 2001 Ve en son 2005-2006.



Bu dönemler insanlarda ne şeref bıraktı ne de başka bir şey.Önce bankalar çekti krizlerde ellerini zavallı KOBİ’lerden. Sonra esnaf %10-15’lerle kırdırdı çeklerini factoring görüntülü tefecilere, oto galeri müsveddelerine. Şimdi o yıllardaki tefeciler anlı şanlı holding oldular.



Ve tüm bu süreç politikacıların gözleri önünde ve katkılarıyla gerçekleşti. Şimdi aynı politikacılar utanmadan nabız yokluyorlar, tekrar siyasete ısınmaya çalışıyorlar.Son hükümet bunca gelmiş geçmiş hükümetlerin başaramadığını başardı ve hakikaten bu sektörü bitirdi.



Artık herkes mutlu. Parası olan iki kişiden oluşan ürün müdürü ekibiyle Çin'de ürettirdiği paçavraları utanmadan kendi marka etiketini koyarak ve yine utanmadan yıkama talimatına "ÇİN’DE ÜRETİLMİŞTİR" ibaresini yazarak satışa sundular mağazalar zincirlerinde.



Sonra törenlerde bağırdık "Ne mutlu Türküm diyene".Trakya'ya serbest bölge kuranlar,Türkiye'nin en büyük jean firmaları, çocuk giyim markaları hepsi birer birer Çin'e gittiler.Nerede singerci, overlokçu, reçmeci, çift iğneci, ortacı, son ütücü?



Gün ola devran döne derler ya.İşte o gün geldi. Artık bilinçli tüketici yıkama talimatına bakıyor ve "ÇİN’DE ÜRETİLMİŞTİR" yazılı ürünü almıyor ve ALMAYACAK!



Çünkü biliyor ki her aldığı ürün bu sektörde bir kişinin daha işsiz kalmasına sebep olacak.



Umut ediyoruz bu uygulamaya giden dev firmalar doğru yolu bulup tekrar özüne döneceklerdir.Yoksa memlekette müşteri kalmayacak.



Sadece Türkiye'de üretim yapan tekstil firmalarına sesleniyorum. Gelin bir seferberlik başlatalım. "TÜRKİYE'DE ÜRETİYORUM !" sloganımız olsun.İşsizlik sorununu hep beraber çözelim.....
Bu yazı 1165 kere okunmuştur.




Marmara Üniversitesi mezunu Durmuş Taşbaşı.Dokuma kumaş ve desen konusunda Türkiye'de 100 kişi varsa ilk onda.Gelgör ki zamanın mesleği şimdi oldu nostalji diyor,Taşbaşı.

Baba yadigarı kara tezgahları zamana ayak uyduramadığı için hurdacıya satarak yerine borca girerek İsviçre malı iki dokuma tezgahı koymuş atölyesine.O eski tezgahlarla 3 evlat büyütmüş ve büyütmekte.Ama diyor yeni tezgahlarla bırak evi geçindirmeyi tezgahın yaktığı ceryanı karşılayamıyorum.

Öfkeli değil hâlâ tebessüm ediyor ve bu günlerde geçecek diyor Allahın izniyle.

Başbakanına laf söyletmiyor.Tayyip diyor bizim mahallenin çocuğu aynı sahada aynı kulüpte gençlikte top koşturmuş.

Mutlaka başbakanın vardır bir bildiği diyor.Biz tekstilcileri unutmaz diyor(bilmiyor ki çoktan unutulduk)Bu kadar insan İstanbul'da ve Türkiye'nin birçok ilinde bu sektörden ekmek yiyor,ailesini geçindiriyor.Başbakanım bunları görmeyecek adam değildir İstanbul çocuğudur diyor.

Emekliliğine iki yıl kalmış.Bütün duası ve umudu bu sektörden iki yıl daha geçinebilmek.

Yurt dışından ithal edilen yüzbinlerce metre kumaşa Donkişot cesareti ile dikilmeğe çalışmak.

Aslını isterseniz bazı şeyleri sadece hükümetten beklemekte yanlış.Bu tezgahlarla ve Türkiye genelinde artık çok iyi biliyoruz ki Çin,Pakistan,Hindistan ve Afganistan gibi ülkelerle baş etmemiz mümkün değil.Peki ne yapmamız gerekiyor?

Öncelikle Teknik Tekstil pazarına girmemiz ve çok özel ipliklerle yüksek fiyatlı ve kârlı dokuma kumaş ve bunlardan gerçekleştireceğimiz dikim ile oluşturacağımız ürünler belli bir süre daha dünya pazarında yer almamızı sağlayacaktır.

Diğer türlü sadece çalışmış olmak için çalışmakta,ciddi ihracat rakamlarına ulaşılmakta fakat gel gör ki başabaş,kârsız ve hatta zararına çalışan ve belli bir süre sonra ticaret sahnesinden çekilen Tekstil şirketleri Mezarlığı olmaktadır Türkiye!

Düşünüyorumda Tekstil şirketleri Mezarlığı Odası kurularak başına da bir baş getirilebilir.Nasılsa işe yaramayan bir sürü oda,dernek,sektör temsilciliği falan filan varken bir oda daha olmuş ne farkeder.O odanın başı olan başta kalkar demeçler verir.Biz zamanında ne ihracatlar yaptık der.Kürşat Tüzmen'in rakamlarından bahseder.

Peki bu işsizlik neden o zaman.Madem herşey güllük gülistanlık?

Kopan ipliği bağlayan Durmuş kardeşimizle sohbetimizi noktalarken Allah'tan dileğimiz birilerinin acilen bu sektöre el atmaları.

Bu arada söylemeyi unuttum Durmuş benim üniversiteden sınıf arkadaşım,can dostum.

Uzun ve sağlıklı bir ömür dileklerimle.



Ekonomi dibe vurmuş durumda; Turizm, Tekstil, İnşaat, Otomotiv…

Her bir sektör sayfalarca yazı tutar birazcık değinirsek.İşsizlik hâd safhada ve bunu takip eden asayiş problemleri.

Ve yüce makam, başbakan kürsüde konuşuyor; gündemi “Türban!”Yapma gözünü seveyim Sn. Başbakan. Hepimizin dili bilmem neremize kaçmışken yukarıda kısaca saydığımız ama içeriği inanılmaz kapsamlı ekonomik kriz kapımızı yumruklarken sırası mı Türban?

Eğer Türkiye Türban ile huzura erecekse, terör bitecek, işsizlik sorunu çözülecek, insanların alım gücü yükselecek dolayısıyla tüm sektörlerin yüzü gülecekse bir önerim var!

Türbanın kapsamını olabildiğince geniş tutalım üniversite öğrencileri, tüm kamusal alanlar, ilk öğretim öğrenci ve öğretmenleri, doktor ve hemşireler, yargı mensupları, polis teşkilatı ve hatta Türk Silahlı Kuvvetleri.

Böylece yurdum insanı arasında ayrım yapmamış oluruz.Gül gibi geçinir gideriz. Yeter ki memlekette istikrar olsun(?)

El oğlu Bor madeninden 1001 çeşit ürün yaparken, Bor’u hammadde olarak satan zihniyetin maalesef hâlâ gündeminde Türban var. Başbakan Erdoğan’ın çok acil olarak etrafındaki akıl hocalarını yani danışmanlarını lağvetmesi gerekmektedir.

Başbakanın yeni bir vizyona ihtiyacı var. Daha doğrusu buna Türkiye’nin ihtiyacı var.2008 Dünya çapında bir kriz yılı olarak algılanırken bizleri ve Türkiye’nin gündemini Türban ile oyalamak Süleyman Demirel’in tabiri ile Abesle iştigaldir.

Güner Ümit’i, Alevi yurttaşlarımızla ilgili talihsiz bir sözü bitirmiştir. Mehmet Ağar gibi bir dev, memlekete hizmeti geçmiş bir şahsiyet hala anlaşılamayan bir “Düz ova muhabbeti” ile politika sahnesine veda etmiştir. Umarım yanlış gündem ve yanlış zamanlama ile Sn. Erdoğan da iktidarı kaybetmez.

Hiç kimse ve hiçbir kurum sınırsız güce sahip değildir. Atatürk’ün kurmuş olduğu cumhuriyet, güç dengeleri üzerine kurulmuştur. Sn. Başbakanımız da bu dengeleri göz ardı etmemeli ve karşılıklı saygı ve sevgi sınırlarında kalabilmelidir.


Çok acil alınması gerekli önlemler:Turizm ve Tekstil ile ilgili çalışma ekipleri kurularak sektörlerin sorunları can kulağıyla dinlenilmeli yeni yatırımdan ziyade mevcut kapasiteler tespit edilip, öncelikle sahip olduğumuz güç bilinmeli ve akabinde gerek enerji, gerek istihdam, gerek pazarlama ve gerekse finansman politikaları üretilerek öncelikli olarak bu iki sektör ayağa kaldırılmalıdır.Tekstil sektörü eğer mümkünse Tekstil Bakanlığı ile temsil edilmelidir.Ayrıca, kötü geçen 2007’nin yaralarının sarılabilmesi için vergi, SSK, yazılan çekler ve protesto olan senetler konusunda esnaf ve sanayicinin feryatlarına kulak verilmeli ve devlet bir kez daha babacan yüzünü göstermelidir.....

2008'e bir iki gün kala

Gönderen SABİH SAMUR | 11:54 ÖÖ | , | 0 yorum »


2008’e bir iki gün kala…

Cuma,akşam vakti.Polislikten ayrılma Urfalı Eyüp Ağabeyin dükkanındayız.Sazı elinde günün yorgunluğunu, aradığı melodiyi bulmaya çalışarak atmaya çalışıyor.2007 herkes gibi onun için de pek iyi geçmemiş.Rızkını Romanya’da aramayı düşünüyor.Oysa hepimiz 2007’yi de nice umutlarla karşılamıştık.
2007 Aralık ayı bir çok firmanın ticaret sahnesinden ayrılışı ile noktalandı.Ocak-Mart 2008 döneminde resmi olarak rakamlar açıklandığında kapanan firmaların sayısı ile İhracat artışının nasıl kocaman bir balon olduğunu hep beraber göreceğiz.



Çek Yazılması ve Şeref ile Şerefsizlik arası çizgi
Ticaret erbabısındır,ihracat firman vardır,yurtdışına yüklediğin malların bedeli gelir ve yazmış olduğun çekleri güle oynaya ödersin.Bankalar sana çek karnesi vermek için her türlü şirinliği yaparlar.Ama gün gelir büyü bozulur.Beklediğin döviz bedeli zamanında gelmez ve bir anda o tarihli tüm çeklerin boşa düşer.Yani karşılığı yoktur.Rica edersin birkaç gün istersin çek yazdığın kişi veya firmalardan.Kimisi anlayışla karşılar kimisi ise doğru avukatına gider.
İşte o an radyoda “dönülmez akşamın ufkundayım” adlı şarkıyı dinlemenin vaktidir.
Ve ilk çekin yazılır.Peşinden banka müdürü arar ve tüm çeklerini iade etmenizi söyler.
Çekin yazıldığı duyulduğu an daha vadesi gelmemiş belki Şubat belki Mart ayındaki çekleriniz dahi yazdırılır.O sırada sen sudan çıkmış balık gibisindir.Neler olduğunu çözmeye çalışıyorsundur.
Ve düne kadar her türlü saygı ve sevgi gösterisinde bulunan çalıştığın kişi ve yanındaki personel ise artık sana bitik adam gözüyle bakmaktadır.Çünkü artık paran ve dolayısıyla gücün yoktur.
Bir gün gizli numara yazan bir telefon gelir,dayanamayıp açarsın.Karşında genelde Türkçesi bozuk olan arkadaşlardan biri sana “şerefsizlik” üzerine hayat dersi vermektedir.Çünkü adama verdiğin çekin karşılığı yoktur ve sen artık şerefsiz bir işadamısındır.Ve bunu sana deklare etmek için çek sahibi arkadaş siyah takım elbiseli üçüncü sınıf bir ağır abi gönderir.Bu ağır abi sende paralarının kalmayacağını ve her türlü alacaklarını bildirme nezaketinde bulunur.
İşin vardır siparişlerin vardır ama sistem kilitlenmiştir.Çünkü sen çeki yazılmış bir adamsın.
Neyse madem işadamlığına soyundun çıkış yolunu da bulacak olan sensin.Davanda haklıysan Allah yardımcın olacaktır.
2008 yılının çeki yazılan veya yazılmayan,borcu olan veya olmayan tüm güzel insanlara mutluluk,huzur,bol kazanç ve en önemlisi sağlık getirmesi dileklerimle.
Allah hepimize borçlarımızı ödemeyi ve lekesiz bir isimle yaşamayı nasip etsin.

Mutlu Yıllar

Sabih Samur

Bugün Yayına başladık.