Sabih Samur (kolay yetişmiyor) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sabih Samur (kolay yetişmiyor) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Strateji Uzmanı, Siyaset Uzmanı...
Bir kavram ve unvan karmaşasıdır gidiyor.
Eskiden Avukat ve Doktorlar işleri gereği çok boş vakitleri olduğu için ve siyasette boş vakit işi, boş adam işi olduğu için bakınız tüm eski nesil siyasiler doktor ve avukat kökenlidir. Kısmen hala öyle.
Bugün gelinen nokta ise tüm sektörlerde bir sürü işsiz güçsüz adam olduğu için herkes siyasetçi, herkes uzman, herkes bilirkişi.
Bu girizgahtan sonra gelelim konumuza.
Mektubu ve Büyük Fotoğrafı gördüklerini zanneden ve ombusman edası ile klavyenin tuşlarına sarılan bir sürü zevat bir günah keçisi buldu.
Kim?
Sn. Bahçeli.
Vurun abalıya.
Gerçekten Başkanlık Sistemi Bahçeli'nin desteği ile mi gerçekleşecek?
Tüm partiler, bütün detayları ile ilk günden beri anlaşmadılar mı?
Anlaşamadıkları konu aslında sadece detaylar değil mi?
Bendeniz de Halktan Biri, Bizden Biri olarak naçizane öngörümü sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kurgulanan hali ile Başkanlık Sistemi iki Ana Partiden oluşması muhtemel.


Demokratlar ve Cumhuriyetçiler

Demokratların oluşumu AK Parti içinde eritilecek ve ya kibar ifade ile katılımı sağlanacak olan başta MHP olmak üzere diğer meclisdışı muhalefet olan Saadet Partisi, AP, DP, DYP, Vatan Partisi vb. partiler.

Cumhuriyetçiler ise CHP çatısı altında birleşecek. Sancılı bir süreç.
Herkes biliyor ama kimse dillendirmeye cesaret edemiyor.
Radikal söylemlerden uzaklaşmış bir HDP ve Sol kesimi temsil ettiğini iddia eden diğer meclisdışı partilerin katılımı ile Kurucu İrade ile alakası olmayan başka bir Cumhuriyetçi kavramlı oluşum.

İşte tamda bu sebeple HDP asla yargılanmayacak. Yeni düzenin oluşması için onların sistem içinde kalmaları gerekiyor düşüncesi...

Velhasıl Ankara'da racon kesilmiş. Birinin sadece marşa basması gerekiyordu. Basıcı. Yani Bahçeli.

Durum bu. Ben ne Stratejistim ne de Siyaset Uzmanı. Ben sadece büyük fotoğrafa bakan ve görebilen bir gözüm.
Benim adım Hıdır elimden gelen budur.

İnönü'nün dediği gibi Yeni bir Dünya kuruluyor ve Türkiye'de o dünyadaki yerini alıyor.

Uysa da uymasa da.

Kalın Sağlıcakla

Sabih Samur
Bizden Biri

15 Ekim 2016 Cumartesi




BENİM ADIM BEYAZ TOROS

Merhaba Türkiyem.
Beni tanıyanınız var tanımayanınız var.
O yüzden müsaade edin kendimi tanıtayım.
Ben Türkiye'nin yani senin birliğin, dirliğin ve Bekan için çalıştım.
Benim lastik izi bıraktığım yerlerde kimse şu an ki gibi efelenemedi.
Horozun olmadığı yerlerde horozcuklar olurmuş (şimdiki gibi)...
Benim gezdiğim Şırnak'ta, Diyarbakır'ın Sur Mahallesinde ve de
Mardin'de ve de Hakkari'de kimse hendek kazıp bana kurşun sıkamadı.
Kimse "Ben Özerk oldum artık" demedi. Diyemezdi de!
Devlette devamlılık esastır. Biz böyle aldık devlet terbiyesini.
İsteriz ki icraatlarımız yeni nesillere düzgün anlatılsın.
Bugün dinleniyoruz, bugün izliyoruz.
Devlet terbiyesi ile devletin "çalıştır artık motoru" dediği güne kadar.
Biz Hazırız.
Bu ülkeyi sokakta bulmadık kimseye de böldürecek hal ve durumumuz yok.


Derin Selamlar
Beyaz Toros








ATATÜRK’E KÜFREDEBİLME ÖZGÜRLÜĞÜ ve YAVAŞ ATIN TEKMESİ



Dünya koşar adım muhafazakârlaşmaya gidiyor.
Yeni trend dindarmış gibi gözükmek…
En modern şekilde başını kapatıp, vücut hatlarını alabildiğine ortaya çıkartacak şekilde giyinip, jipe binip alışverişe gitmek…
Bu cümleye konuyu en basite indirilmiş hatta olaya basitçe bakış hali diyebiliriz.
Konu bu cümleden çok daha vahim.
Konuyu detaylı ele alalım:


Menderes’in Çocukları:

1945-1950 doğumlular.
Atatürk zeki bir adamdı. Devrimleri bir bir gerçekleştirdi.
Laikliği istedi. Biliyordu ki Din öyle bir güç ki iktidar yanlış kişilerin (Cumhuriyet Düşmanları) eline geçtiği an, erki elinde bulunduranlar, kanunları istediği gibi değiştirerek, Din olgusunu kullanarak halkı etkileyerek, günlük rutin olayları dahi “Allah böyle buyurdu doğrusu budur” şeklinde değiştirebilirlerdi.
Atatürk’ün rahmetli olması ile Milli şef unvanlı İnönü’nün, bugünkü Tayyip Erdoğan iktidarının ağzına sakız olan Atatürk’ün hedeflediği çizgiden çıkmış olan icraatları, halk ile iktidar arasında soğumaya yol açtı. CHP adında yer alan Halk kelimesine rağmen halkı algılayamadı ve kendini anlatamadı.
Bu kopuşu değerlendiren Menderes oldu.
Menderes o meşhur Din enstrümanını muhteşem şekilde çaldı.
Halk sanki kaybettiği dinine tekrar kavuşmuştu.
İşte Menderes’in iktidar yıllarında ilköğretimde olan nesil “Siz isterseniz şeriatı bile getirirsiniz!” cümlesi ile nurlandılar, yıkandılar.
O çocuklar büyüdü. Bugün Türkiye’yi yönetiyorlar, iktidardalar.

Özal’ın Çocukları:

1980 ve sonrası doğumlular.
Türk’ü Türk yapan (iyisiyle, kötüsüyle) tüm değerlerin alt üst edildiği yıllar.
“Paradır adamı adam yapan”, “Parayı bulda nasıl bulursan bul.” zihniyetiyle yönetilen yıllar…
Zengini seven bir Başbakan.
“Benim memurum işini bilir.” diyen zihniyet…
Ordunun 1980’de yönetime el koymasıyla iktidara gelen Menderes’in çocuklarından olan, Cumhuriyetin yıkım emrini veren, bayrak yarışında bayrağı eline alan Nurlu Atlet.
Özal’ın çocukları Türklük ile ilgili cumhuriyet ile ilgili tüm duygulardan başarı ile arındırıldılar.
Bu dönemde asıl olan parayı bulmak olduğu ve paraya ulaşmak içinde yapılacak tüm faaliyetlerin etik olduğu bu çocuklara öğretildi.
Ahlakı, karakteri zayıf, çalışmayı ayıp zanneden, iş bitirici bir nesil yetiştirildi.


Fetullah’ın Çocukları:

1990 ve sonrası ve doğmaya devam eden çocuklar.
TSK’yı yönetme erkini hasbelkader elinde bulunduran üst düzey subaylar, orduevlerinde ellerinde kadeh memleketi kurtarma geyikleri yaparken, halktan koptuklarını fark etmeden, dümenden nutuklar atarak, sert çocuğu oynarken, birileri tüm alt yapılanmasını tamamlamış, gece gündüz çalışarak “abiler” yetiştirmiş, bu yetiştirilen hizmete inançlı abiler de yine hizmete inananlar yetiştirmeye başlamıştı.
Çığ gibi büyüyen “Hizmet”, TSK’nın üst komuta düzeyi, Emniyet, Yargı ve bütün kurumlara girmiştir.
Fetullah’ın çocukları Türkiye’yi bütün kurumları ile ele geçirmiştir.
Özetle sürecin son devresine gelinmiştir.
Bahsettik ya Atatürk zeki adamdı diye. Bu Atatürk aslında tehlikeli adam. Belki de medyum.
Öyle ileriyi görmüş ki; gün gelir kanı ve sütü bozuk olanlar Türklüğü ve T.C.’yi tamamen ortadan kaldırmaya teşebbüs edebilirler diye;
“Gençliğe Hitabe”yi yazmış.
“Türk, Öğün, Çalış, Güven” demiş.
“Ne Mutlu Türküm Diyene!” demiş.
Şimdi bunları kaldırma zamanı.
Atatürk’e gönül rahatlığıyla küfretme zamanı.
Gün bu çocukların günü!


BİZİM ÇOCUKLAR:

Yahu az kaldı unutuyordum. Bir de bizim çocuklar var.
Herhangi bir tarihte, herhangi bir ilimizde doğan.
Türk-İslâm sentezi ile kandırılmamış, ılımlı islâm şerbetini içti gözüküp tükürüp atmış,
İnancı olan ama devletini laik çizgi de yürütmeye kararlı,
Cumhuriyetin tüm yapı taşlarını peşkeş çekilenlerin elinden tekrar geri almaya yemin etmiş,
Elinde silahı olan kolpacılardan değil, silahsız, yüreği mavzer olan yiğitler!
İşte bu yiğitlerin gömlek cebinde Ata’sının yazdığı BURSA NUTKU var…
Ne mi bekliyor bu çocuklar?
Yavaş atın tekmesi ağır olur.

Baki Selamlar…

Sabih Samur 05 Şubat 2012
 
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
FACEBOOK YORUMLARI:
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
Ayşe Bengi  Gerçekten Sabih Samur kolay yetişmiyor....Muhteşem bir yazı....Yüreğinize sağlık kardeşim...Atam'ın medyumluğuna katılıyorum, zira en iyi icraatlarından birisi de , kendi kanından çocuklarının olmaması.....Kötü çocuk mu olacaklardı...ASLA....Ama daha sonrakiler ne olurdu, bilinmez....Teşekkür ederim, sevgilerimle.....
 
Doğan Dinçer  


Merhaba değerli kardeşim..Adım adım Atatürk sonrasından bu güne kadar gelinen TARİH SIRALAMASINI ( ÇÖKÜŞ VE KANDIRILIŞ.) mükemmel analiz etmişsiniz yürekten KUTLARIM..Ben de bir iki kelimeyle bu mükemmel yazıya katılayım..Şöyle ki.!!; İsme...t İnönülü yıllar da DİN, ( belki iyi niyetle anlatılması için.) Türkçeleştirilerek ( EZAN-KURAN ve ,İLMİHAL İLE PARALARDA İNÖNÜ RESİMLERİ,PULLARDA, RESMİ DAİRELERDE İNÖNÜ PORTRELER. ) zor olan Arapça-farsça ve Acem ağırlıklı öğretilerden Öz Türkçe olarak okuyup öğrenmek için..Bu yapılan doğru bile olsa yapılmamalı,Vatandaşlık bilinci ve Eğitim düzeyi yükseltilmeden yapılmamalıydı( şahsi düşüncem.)ÖZAL gençliği çabuk köşeyi dönmek için her yolun mübah ve olağan olduğunu öğrendi../buda yanlıştı../ 1980 darbesi ( ki bu güne gelinen durumun yaratıcısı ve din ağırlıklı okulların açılması-Fetullah Gülen gençliğinin yetiştirildiği tüm okulların ilk önce yurt dışında sonra Ülkede açılmaları.) Anlı Şanlı Generallerimizin Ülkeyi sahiplenme ve yönetme idealleri ile uyguladıkları baskılar..Halkın son 10 yılda maddi ve manevi çöküşünü İktidarın izlemesi ( baskı-tehdit-karalama ve susturma) ve iyileştirme için bir şey yapmamaları ve en önemlisi Terörü azdırmaları ve halkın tüm dikkatini bu yöne çekerek Çalışanlara-Emeklilere-Şehit Ailelerine ve Dul ve yetimlere sürünmeyi layık gördükleri halde bu kesimlerin hiç bir tepki göstermemeleri..Şimdi güvencemiz olan TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN artık hiç bir şey yapamayacağı konuma sürüklenmeleri.3 ERKTEN biri olan YARGI erkinin de ( Çoğu IŞIK EVLERİNDE)yetişen bireylerin YARGI ve HSYK yı ele geçirerek VESAYET olarak TSK lerinin yerini alması..Evet şimdi TAKKEMİZİ ÖNÜMÜZE KOYUP DÜŞÜNME ZAMANI..Selamlarımı ve saygılarımı sunarım...
Firdevs Başak Karaca çok teşekkür ederim.....bizim çocuklar fena kalkacak ayağa buna kimsenin şüphesi olmasın.....
Leyla Yüksel Çok güzel bir yazı..Yüreğinize sağlık Sabih Bey..Teşekkür ederim.
Cengizhan Erdoğan

YAZIYI YAZAN,SABİH BEYE;ETİKETİ YAPAN ÖMÜR HANIM'A TEŞEKKÜRLER.GERÇEKDEN ÇOK ÖNEMLİ HATIRLATMALAR,VE UNUTULMAMASI GEREKEN KONULAR.BAZI ŞEYLERİN IHMALKARLIĞININ TELEFİSİ OLSA DA,BÖYLESİNE ÖNEMLİ,TEMEL DEĞERLERİN İHMALKARLIĞI OLMAZ.BU ÜLKENİN... HAKİKİ SAHİPLERİ,BU ÜLKEYİ SAHIPSIZ BIRAKIRLAR,VE DÜŞMANA TESLİM EDERLERSE,EMANETE SAHIP ÇIKMAZLARSA,SONUMUZ IRAK'DAN DA,AFGANİSTAN'DAN DA KÖTÜ OLUR.O YÜZDEN SEN SAHİP OLURSAN,BU VATAN BATMAYACAKTIR.ONUN İÇİN,SANA LAZIM OLAN KUVVET,DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUDDUR.SAYGILARIMLA CENGİZ HAN Cc
Banu Tahbaz Sabih bey sayfama eklediginiz icin cokk tesekkur ederim..
Zahrettin Kaya

GÜZEL DOSTUM SEVGİLİ ARKADAŞIM SABİH..ÖYLE MÜKEMMEL TESPİTLERİN VAR Kİ ŞAPKA ÇIKARTILIR LAKİN BU HAİN SOYSUZLAR HEDEFLERİNE DOĞRU ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE İLERLEMEKTE VE BİZLER BUNA KARŞI YAZIP ÇİZİP SEYRETMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY YAPMIYORUZ YAPAM...IYORUZ YAZIK Kİ..BİR CHP'Lİ OLARAK İLK ÖNCE KENDİ PARTİME BAKIYORUM DURUM ORTADA.. ÇOK FAZLA DEMOKRASİ VAR BU KADARI DA ZARAR DEMEKTEN ARTIK KENDİMİ ALAMIYORUM..DİĞER PARTİLERE BAKTIĞIMDA İSE HEPİMİZİN MALUMU..NE VAR BU KOLTUKLARDA LANET OLASICA KOLTUKLAR BİZİM OCAĞIMIZA İNCİR DİKMEKTE YAZIKKİ..BU VATAN HEM İÇERİDEN HEM DIŞARIDAN BU KADAR TEHDİT ALTINDA İKEN BAŞTA KENDİ PARTİM OLMAK ÜZERE MUSTAFA KEMAL ÇİZGİSİNDE OLDUĞUNU İDDİA EDİP MİLLİ MUTABAKAT SAĞLAMAYAN TÜM PARTİLERİ VE PARTİ YÖNETİCİLERİNİ KINIYORUM..GÜN SİYASET YAPMA KOLTUK SEVDASINA KAPILMA GÜNÜ KESİNLİKLE DEĞİLDİR GÜN SATHI MÜDAFAA GÜNÜDÜR.. ZİRA ATI ALAN ÜSKÜDAR'I ÇOKTAN GEÇTİ ANCAK BU VATAN ÜSKÜDAR'DAN İBARET OLMADIĞINI HEPİMİZİN ALGILAYIP BUNA GÖRE BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE TEK YÜREK TEK YUMRUK OLARAK HAREKET ETME GÜNÜDÜR..VE KİMSE ŞUNU UNUTMAMALIDIR:KANINA BAŞKA KAN KARIŞMAMIŞ HER TÜRKÜN YÜREĞİNDE BİR MUSTAFA KEMAL YATMAKTADIR..BİZİM ÜSTÜMÜZE DÜŞEN GÖREV İSE BU İŞGAL KUVVETLERİ ÇOCUKLARI VE TORUNLARINA KARŞI YÜREKLERDE YATAN MUSTAFA KEMALLERİ AYNI GÜN AYNI SAATTE HAREKETE GEÇİRİP BU MAKÜS KADERİMİZİ YENMEKTİR..ZİRA ANALARINI ALIP GİTME SIRASI ONLARA GELMİŞTİR..SÜRÇ-Ü LİSAN ETTİYSEM AF OLA..SEVGİ VE SAYGILARIMLA..YÜREĞİNE EMEĞİNE SAĞLIK DİYORUM :))
Zeyda Söğüt Oğur Değerli kardeşim yüreğinize, elinize sağlık hele ki ; şakşakçılığın alabildiğince prim yaptığı bir dönemde duygularımıza fikirlerimize tercuman olduğunuz için çok sağolun var olun ÇİFTE YÜREKLİ SABİH SAMUR bey... ve bu yazıdan haberdar olmamı sağlayan güzel kardeşim ÖMRÜM sağol ...











Sabih Samur


HAYIRLI UYKULAR


Ey "Ermenileri kestik, katlettik o yüzden özür dilemeyiz" diyen zevat!
Ve onları ağzı açık seyredip; araştırmadan, okuyup anlamadan alkış tutan zavallılar!
Bilginiz olsun diye bu bayrak burada paylaşılmaktadır.
Bu bayrak Ermenistan'ın bayrağıdır.
Ortasında gördüğünüz de sivilce değildir!
AĞRI DAĞI'DIR!!!
Yani TC TOPRAĞIDIR!!!
Bugün özür dilersin yarın BM kararıyla toprağını paşa paşa verirsin.
Gerçi sen alışıksın.
Dün Girit'i veren zihniyeti temsil ediyorsun.
Ver kurtul.

Sırrı Sakık'ın meclisin göbeğinde dediği gibi; Burası Kürdistan.

Diyarbakır'ın adı olmuş AMED.

Neyse boşverin bunları bu akşam hangi dizi var?

Hayırlı Uykular benim sevgili halkım.

Sabih Samur

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

FACEBOOK YORUMLARI:

Turgay Akpınar Yaklaşık 4 yıldır AKP iktidarının ortaya attığı “Kürt açılımı” projesinin içinin boş olduğunu, ortaya somut çözüm hedefleri koymadıkça hiçbir sonuca ulaşamadığımız..iktidardan beslenen ve yüreklerindeki Türkiye sevgisizliğini söylemekten çekinmeyenler sadece laf ürettiler, güya “barış” diyerek düşmanlığı körüklediler...bencede hayırlı uykular dediğiniz gibi sabih bey....

Ahmet Özkul Sevgili Dostum Günlerdir medyada 1826 gündür süre gelen şu hrand ding meselesi günlerce haberlerin baş sayfasından düşmezken sadece 1 kişi öldürülmüş ve öldürenlerde zaten cezasını çekiyor ve bir konuya değinmek istiyorum izninle ''Türkiye üzerine sömürgeci emeller besleyen İngiltere ve Rusya'nın kurdurduğu Taşnak ve Hınçak komitelerinin ülke içerisindeki kışkırtmaları sonucunda meydana gelen isyan ve katliamların yanı sıra Ermeniler, 1905'teki Yıldız Suikasti'yle silahlı terör metodolojisinin ilk örneğini vermişlerdir. Talat Paşa ve Cemal Paşa'yı da aynı yöntemle şehit eden Ermeniler, uzun bir aradan sonra 1965 yılında tekrar terör metoduna dönmüşlerdir. 1970'li yıllarda ise ASALA sahneye çıkmış, 1984'e kadar 42 Türk diplomatını şehit etmiştir.'' Peki bu ölen ve ermeniler tarafından şehit edilen bu kadar insanın hiç mi ailesi dostu arkadaşı kardeşi yok. Kim verecek bu katliamların hesabını, merak ediyorum doğrusu...

Doğan Dinçer Yine mükemmel bir konuyu gözler önüne serdiniz değerli kardeşim Sabih bey.Eğer gerçek arşiv bilgileri açıklanmadıkça kulaktan dolma bilgilerle ahkam kesmek bu konuyu sulandıran köşe yazarlarının görüşleri ve Tv.lerde sözüm ona konuyu gerçek bilen !! zevatla tartışmalar bence havanda su dövmek oluyordu.Ermeni soykırım ile ilgili Fransız yasa tasarısının oylanması günlerinde Hrank Dink davasının bitirilmesi sizce anlamlı değil mi.? Gaz verilen halk BİZ DE ERMENİYİZ diye binlerce ağızdan bağırılıyor ve ellerinde pankartla,bu gösteriliyorsa buda anlamlı geliyor..Ama sokak ortasında ŞEHİT edilen bir Uzman Çavuş kardeşimiz için bu halk PKK yı suçlayarak neden yürümüyor bunu da anlamakta zorlanıyorum..Sözün özü Grit adasını veren zihniyetin iş başında olduğu...BOP eş başkanı olarak projenin hayata geçirilerek ( SEVR ile yapamadıklarını) gerekenin yapılmasını sağlıyorlar,bence son aşamaya geldi..Yarın tazminat isteneceği de bir gerçek olacağından korkuyorum.Teşekkürler paylaşım için..İyi akşamlar diliyorum...Saygılarımla..

Nimet Demir BEYİNLER 24 SAAT 365 GÜN MORFİNLENMİŞ DİZİERDEN AINMADIĞI SÜRECE VE OKUYUP ARAŞTIRMA YETENEĞİNİ KAYBETMİŞ BU MİLLETLE YOLA ÇIKAN YOLDA KALIR KAVAL NE ÇALIYORSA KOYUNLAR ONU DİNLİYOR

Emin Onaran Uluslararası tezgahların biri bitmeden birisi başlıyor... Tezgahlar o kadar çok ki yedeğinin yedeği var...! Ermeni techiri, kürt problemi, sabetay, devşirme, efendi, dalkavuk, yalaka, yandaş, kandaş, hepsi birer sorun bunların... Asıl konu bu sorunlardan nemalanan muhteris, kalleş, hain fırsatçılar... Çıkar sağlayanlar bin kişiyi geçmez... Tarihi ve arşivleri çok iyi incelesinler bilgiden yoksun fikirsizler...! Ermenileri göç güzergahlarında kimler katletmiş...! Örneklemeye çalışayım; Gidiyorum Yunanistan'a epeyce bir çoğunluğa sahip olduğumda başlıyorum o ülkenin temelini oymaya... Çete hareketiyle, kalleşlikle, işbirliğiyle, dışarıdan destekle, ne ad altında olursa olsun durmadan zarar veriyorum... Yok ederler adamı, asit kuyularında eritirler, yok ederler yada hemen ülke dışına... Bu empati kuramayan fikirsizler bu gerçekleri bilmiyorlar mı... Esas mesele durumdan vazife çıkarmak ve çıkar sağlamak... Çünkü bu fırıldaklar için her sorun bir rant kaynağıdır... Onlara her hava hoş, Asala gider PKKK gelir, Ermeni gider kürdü gelir...! Her sorun kazanç kapısıdır bu fırıldaklara... Sevgi, selamımla aydınlıklara daim... Emeğine takdirimle Sabih arkadaşım...

Saffet Soykal Kim kimin toprağını Ermeni'ye veriyor? Bunu Türk olan kişiler elbette bahsedemezler. Zira TC'nin her karışı, Türk kanlarıyla sulanmış ve aziz vatan toprağı olmuştur.İletin ve etiket için sana tşk ederim Sabih dostum.

Ayşe Bengi Geri zekalıca bir laf söylenip duruyor...Hepimiz Ermeniyiz....Bu lafı duyduğum zaman sinir katsayım tavan yapıyor....Neden ben en değerli varlığımız olan TÜRK adını bırakıp da şerefsiz Ermeni adını alayım....Allah korusun....Niçin Hocalı katliamını hatırlayıp " hepimiz Azeriyiz" veya Bosna felaketini anımsayıp " hepimiz Bosnalıyız " demiyoruz da , topraklarımıza göz dikmiş olan bu paçavraların adını kullanıyoruz.....Asala'ya verdiğimiz diplomat kurbanlarımız kolay mı yetişti....Allah Ermenilerin de, hepimiz Ermeniyiz diyenlerin de cezasını versin....Biraz gerilere gidip Hrant Dink'in soykırım ve Türkler ile ilgili yazılarını bulup okusunlar...Yurtdışında Türkler hakkında neler yumurtladığını öğrensinler...Bakalım ondan sonra da bu rezil tekerlemeyi tekrarlayıp popolarını yırtacaklar mı....

Zafer Yücel Bizim soyumuzda ermeni kesen kimse yok ama Ermeni çetelerin kestiği katlettiği soydaşlarımızın halini o zamanlardan beri anlatan atalar analar var. Hrant Dink te aslında bunların söylediklerine zıt olarak tehcir sırasında saldıranların aslında çoğunlukla Kürt eşkıyalar olduğunu söylüyor. Yani Dink i öldürmek aslında Dünyaya yayılmış diasporanın ve Türkiye'de karışıklık çıkartmak isteyen Siyonist vs Emperyalistlerin işine gelmektedir. İyi araştırılsın altından CIA kolları haline gelen Feto cemaati çıkacaktır.


Sabih Samur  Derin Devlet tasfiye edilmiş yerini AKP hükümeti ve CIA işbirliği ile FTÖ derin birimleri almıştır.

Rahmetli Denktaş'ı eğiten TMT'yi kuran ve yapılandıran Devlet ve Derin Devlet ile bugün dillendirilen Derin Devletin uzaktan yakından alakası yoktur.

Esra Eksi Nga SABIH BEY HER DAIM AZ VE OZ KONUSUR COK ONEMLI, TURK HALKINI COK ILGILENDIREN BILGI AMACLI SEYLERI PAYLASIR TAGLAR..SAHSEN BEN ERMENI BAYRAGINI HIC GORMEMISTIM DAHA ONCE DEMEK KI MERAK ETMEMISIM..AYIP ETTIK TABII..AMA SIMDI SABIH BEY SAYESINDE GORDUM VE BEYNIME CIZDIM..BU ERMENI OYUNU YILLARDIR TURK HALKINA CEKTIRIYOR..IYI DE 80 YILDIR NIYE HEP BIZ SUSUYORUZ..NIYE UYUYORUZ..ARTIK BIRSEYLER GOZUMUZE GOZUMUZE SOKULUYOR DAHA NEKADAR DAYANIRIZ!!!BENIM ICIM ACIYOR...KENDI ULKEMDE KENDI ULKEME SAHIP CIKAMIYORUM YAZIKLAR OLSUN BANA !!





Çek Kanunu'ndaki ceza kaldırılıp yerine en az 5 yıl çek yasağı düşünülüyor. Düzenlemenin yeni yıla yetiştirilmesi gündemde Halen 8 bin kişinin karşılıksız çekten hapiste kalmasına neden olan 5941 sayılı Çek Kanunu’ndaki ‘adli para cezası’ düzenlemesinin kaldırılması için düğmeye basıldı. 2003 yılından sonra karşılıksız çekin adli para cezasını gerektiren bir suç olarak düzenlenmesi nedeniyle karşılıksız çek tutarına göre bir güne 100 lira üzerinden hesaplanan adli para cezasını ödeyemeyenler hapse giriyor. Yani örneğin 10 bin liralık çeki karşılıksız çıkan kişi, bu kadar tutarda adli para cezası ödemezse 100 gün hapis yatıyor. TBMM Adalet Komisyonu
Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki 4 nolu protokole aykırı olduğunu, adli para cezasını kaldıracak düzenleme için Adalet Bakanlığı’nda çalışma başlatıldığını söyledi.

Ardından çalışmanın Adalet Komisyonu’na geleceğini belirten İyimaya, çek dolandırıcılığını önleyecek madde üzerinde dikkatle durulduğunu bu konuda sıkıntı yaratmayacak düzenleme yapmak istediklerini söyledi. İyimaya, Adalet Bakanlığı’ndaki çalışmaya vurgu yaparken, CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün de 5941 sayılı Kanun’da adli para cezasını kaldırmaya yönelik 1 Ekim 2011 tarihli ve 2/85 nolu değişiklik teklifini TBMM Adalet Komisyonu’na iletmiş durumda.

HAPİS YERİNE ÇEK YASAĞI
Bakanlar Kurulu’nda değişikliğe uğramaması halinde hem iktidar hem de muhalefet partileri, hapis cezasını ortadan kaldırma konusunda mutabık oldukları ve yılbaşına kadar düzenlemenin Meclis’ten geçirilmesinin planlandığını belirttiler.

Değişiklikle hapis yerine bir yandan alacaklı ile icra davası sürerken, karşılıksız çek sahibine belli süreyle (En az 5 yıl) çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı getirilecek. Hapisteki 8 bin kişinin dışında halen Yargıtay’da da yaklaşık 50 bin karşılıksız çek dava dosyası karar bekliyor. 110 bine yakın dosya ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda inceleniyor.

Müjdeyi, Bağış Twitter’dan vermişti
Çek mağdurları için müjdeyi AB’den sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış önceki gün Twitter’dan vermişti. Bakan Bağış, “Çek Cumhuriyeti’nden çek mağdurlarına iyi haberim var. Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüştüm çözüm konusunda hazırlık yapıyorlarmış” yazmıştı.

AK Partili vekilin ailesi de zora düştü
AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, market zinciri bulunan ailesinin de 2009’da 700 bin liralık çek borcu için bankadan istediği krediyi alamayınca zor duruma düştüğünü belirterek “Çevremizden destek alamasaydık
kardeşlerim de şu anda hapiste olacaktı. Paranın cezası hapis değil para olmalıdır” dedi. Öte yandan CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün ise kanun teklifi için iktidar partisinden de olumlu mesajlar geldiğini, son görüşmelerinde yılbaşına kadar düzenlemenin çıkabileceğini söylediklerini aktardı.

Tahsin Akça / Gazete Habertürk



Terörist dediğiniz bizim kahramanımız


“Bunu bu noktaya getirmeye kimsenin hakkı var mı? Bizim, siyasi partilerin, cumhurbaşkanının, başbakanın hakkı var mı”
“BM’nin 665 sayılı kararı da vardır. Diktatör, hak ve özgürlükleri tanımıyorsa, zulüm ediyorsa, operasyon yapılıyorsa, ezilen hakların başkaldırı hakkı vardır. Oysa biz gelip Meclis’te çözelim diyoruz. Halk bizi bunun için gönderdi. Gelin halkın iradesini tutuklamayın, kelepçelemeyin. Sizin terörist dediğiniz bizim için kahraman, vatanseverdir. Ya irademiz çıkar özgür olur Meclis’e gelir, ya da Meclis’in iradesi yok olur kelepçelenir.”

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan

Sabih Samur Yorumu:
Eğer bu ve benzeri kişiler göz göre göre T.C.'ye posta koyarak, tehdit edebiliyorsa...
Sözün bittiği yere gelinmiştir!
Bana hiç kimse "Bırakın bu ülkede Demokrasi var, herkes dilediği gibi konuşur" masalını okumasın.
Bahçeli ve Kılıçdaroğlu acilen ikili toplantı yapmalı ve radikal kararlar almalı!
Yoksa tüm bu gelişmelere göz yuman, görmemezlikten gelenler,
bu ülkeyi bu duruma getirenlerle aynı kefeye koyulacak ve Cumhuriyet Koruyucuları
tarafından YARGILANACAKLARDIR! (AB,İsrail, ABD'ye rağmen).
Sabih Samur


Çek Yazılması ve Şeref ile Şerefsizlik Arası Çizgi
Ticaret erbabısındır, ihracat firman vardır, yurtdışına yüklediğin malların bedeli gelir ve yazmış olduğun çekleri güle oynaya ödersin. Bankalar sana çek karnesi vermek için her türlü şirinliği yaparlar. Ama gün gelir büyü bozulur. Beklediğin döviz bedeli zamanında gelmez ve bir anda o tarihli tüm çeklerin boşa düşer. Yani karşılığı yoktur. Rica edersin birkaç gün istersin çek yazdığın kişi veya firmalardan. Kimisi anlayışla karşılar kimisi ise doğru avukatına gider.
İşte o an radyoda “dönülmez akşamın ufkundayım” adlı şarkıyı dinlemenin vaktidir.
Ve ilk çekin yazılır. Peşinden banka müdürü arar ve tüm çeklerini iade etmenizi söyler.
Çekin yazıldığı duyulduğu an daha vadesi gelmemiş belki Şubat belki Mart ayındaki çekleriniz dahi yazdırılır. O sırada sen sudan çıkmış balık gibisindir. Neler olduğunu çözmeye çalışıyorsundur.
Ve düne kadar her türlü saygı ve sevgi gösterisinde bulunan çalıştığın kişi ve yanındaki personel ise artık sana bitik adam gözüyle bakmaktadır. Çünkü artık paran ve dolayısıyla gücün yoktur.
Bir gün gizli numara yazan bir telefon gelir, dayanamayıp açarsın. Karşında genelde Türkçe’si bozuk olan arkadaşlardan biri sana “şerefsizlik” üzerine hayat dersi vermektedir. Çünkü adama verdiğin çekin karşılığı yoktur ve sen artık şerefsiz bir işadamısındır. Ve bunu sana deklare etmek için çek sahibi arkadaş siyah takım elbiseli üçüncü sınıf bir ağır abi gönderir. Bu ağır abi sende paralarının kalmayacağını ve her türlü alacaklarını bildirme nezaketinde bulunur.
İşin vardır siparişlerin vardır ama sistem kilitlenmiştir. Çünkü sen çeki yazılmış bir adamsın.
Neyse madem işadamlığına soyundun çıkış yolunu da bulacak olan sensin. Davanda haklıysan Allah yardımcın olacaktır.
Gelecek günlerin çeki yazılan veya yazılmayan, borcu olan veya olmayan tüm güzel insanlara mutluluk, huzur, bol kazanç ve en önemlisi sağlık getirmesi dileklerimle.
Allah hepimize borçlarımızı ödemeyi ve lekesiz bir isimle yaşamayı nasip etsin.


61. Hükümet mutlaka bu soruna el atmalıdır.

Şu an 180.000 kişiyi aşmış olan çeki yazılmış ticaret erbabı vardır.
Bu kişilerin de yaklaşık yarısı yargıtay sürecini de tamamlamış olarak tutuklanmayı ve cezaevine götürülmeyi beklemektedirler.
Hâl böyle iken Silivri'nin kapasitesi 11.000 kişi olduğuna göre bir iki ay içinde yaklaşık 20 ADET SİLİVRİ CEZAEVİ BÜYÜKLÜĞÜNDE CEZAEVİ YAPMAK GEREKMEKTEDİR!!!
Ve ya bu konuya çözüm bulmalıdır.
Naçizane bireysel olarak önereceğim çözüm şudur:

1-Adalet Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ortak bir çalışma planı oluşturulmalı.
2-Devlet bankaları yurtdışından çok uzun vadeli kredi bağlantıları yapmalı!
3-Alınan bu krediler KOSGEB ve Halkbank, Ziraat Bankası gibi bankalar aracılığı ile
3a- Alacaklılar ellerindeki yazılmış çekleri bankaya teslim edecek
3b- Borçlular 3-5 yıl geri ödemesiz ve sonrasında min. 5 yıl geri ödemeli bir yapılandırma ile borçlarını ödeme taahhüdünde bulunacak
3c- Bahsi geçen kurumlar alacaklıya çek bedeli kadar ödeme yapacak.
Alacak verecek bitmiş olacak.
Mahkemeler inanılmaz rahatlayacak.
Herşeyden önemlisi bu kadar atıl ve işi bilen iş adamı, esnaf, çiftçi ve tüccarın tekrar yatırıma dönmesi, müteşebbis olması, istihdamı patlatacak, ekonomi ve dolayısıyla işlem hacmi büyüyecektir.
Gereğini 61. Hükümetin görüşlerine sunuyorum.

Sabih Samur


Kaynak: http://www.kariyergazetesi.net/hbr/haberdetay.asp?ID=1815


Sabih Samur der ki;

İslâm dolayısıyla inancımız partiler üstü bir kavramdır.
12 Eylül sonrası (MHP de dahil olmak üzere) Türk Siyasetçisine ve Siyasetine Türk-İslam Sentezi rolü öngörülmüş ve uygulamaya sokulmuştur.
DP tekelinde başlayan dini kullanma enstrümanı diğer tüm partiler tarafından maalesef kullanılmıştır.
Ben MHP ve/ ve ya DP'nin sözcüsü değilim ve haddimi bilerek, bu olaya soyunmam. Sözlerim sadece beni bağlar.
AKP'nin kullandığı Türk Milliyetçiliği söylemine alternatif olarak Yeni Osmanlıcılık ve Cemaat kavramları Kürtçü, bölücüler tarafından okunmuş ve karşı tez doğurulmuştur.
Neden Laiklik?
Sorunun yanıtı canlı olarak meydandadır.
İki Dil,
İki Bayrak,
İki Halk,
ve şimdi İki Camii Cemaati?
Buyrun dini kullanmaya devam edin.
Sonra da MHP'yi eleştirmeye çalışırken bir adım geri çekilin ve ben ne yapıyorum diye kendi kendinize sorun ve ya sormayın.


Facebook Yorumları:

Adnan Menderes: İŞTE BEN SİZN GİBİLERE DEMOKRAT-ÜLKÜCÜ DERİM.ASLINDA SİZ OLMASANIZDA ÜLKÜCÜLÜK VAR.MESALA BİR ÇOK KÜRT KÜRTÇE EZANDAN SONRA MİLLETİN SAHİPLENMESİ SİZCE DİNİNE VE ÜLKESİNE SAHİPLENMEK DEİLMİDİR.ÜLKÜCÜLÜKTEDE**EZAN DİNMEZ-BAYRAK İNMEZ*DEİLMİDİR.AMA BİR ÇOK MİTİNGLERDE NE BAYRAK VAR-NEDE KCK YI KINAMAK


Saadet Toksoz: Bütün mesele, başkanlık sistemine geçilmek istendiği için iki partili sistemi oluşturma gayretleridir bunlar.. hem anayasa değişikliği sırasında da fazla kalabalık olmazsa fazla pürüz çıkmaz.. zaten CHP ilk 3 maddenin değiştirilebileceğini söylüyor.. bu sebeple MHP saf dışı kalırsa işler çok daha kolay olacak..

Oğuz Yurtseven: MHP saf dışı kalmayacağına göre . bırak safdışı kalmayı , burada yazıyorum.. en az % 20 .. pazar gecesi görüşürüz :)

Saadet Toksoz: tabi bu arada MHP nin oyları kendilerine giderse o zaman zaten anayasayı tek başlarına halledebilme şansları olacaktı ama olmadı işte..


Sabih Samur: ‎"Saf dışı kalmak" AKP ağzıyla konuşmaya benzedi. Anlamını aşan bir ifade olduğunu düşünmek istiyorum.
MHP % 20 üzeri bir oyla gelecektir.
CHP'nin de % 25-30 aralığında olacağı muhakkaktır.
Ve su akacak yolunu bulacaktır.
CHP mutlaka özüne dönecek ve Atatürk Milliyetçiliği potasında MHP ve CHP olarak buluşulacaktır. Doğrusu budur.

Mustafa Kenan Ayçicek: seçim dönemlerindeki,söylemler yerine,seçim sonrası icraatlara bakmak gerekir..Anayasa konusunda karamsar olmaya gerek yok..chp ve mhp nin onaylamadığı bir anayasa meclisten geçemez..


Emin Onaran: Olaylara daha geniş açıdan baktığımda, ateist olan, hatta imam rolüne bürünerek kendilerince tiyatral komedi oynayan malum örgüt şimdi temiz inançlı insanları tufaya getirerek eylemlerinde kullanıyor... Kürtçe yapacaklarmış ibadetlerini...!... Riya üzerine kurulan çöküntü senaryolar bunlar. Yüce Dinimize gelince; İnancım Benimle Hz. Allah arasındadır. Ara bölgede yasaklarım herkesi. Bildiğimde sonuna kadar gider, bilmediğimde gerçek islam alimlerine danışırım, yada Elmalılı Hamdi Yazır'ın Yüce Kuran-ı Kerim'in Türkçe Mealini okuyarak sorunumu çözmeye çalışırım... Bezirganlarla işim olmaz...! Hz. Allah'ıma tapar, yaradan ve bir olduğuna herşeye kadir olduğuna tüm benliğimle inanırım... Biz Gavur İzmir'lilerin inancı budur. Dini kullananlara, temiz inançları modelleştirmeye kalkanları Biz model olarak kullanırız...! Hz. Ömer Adaletinin zerre-i miskalini gösterebilen, uygulayan bir tek müslüman kalmışssa eğer, Bana da gösterin ne olur meraklardayım...! Şimdi götürmek modasını geliştirdiler... Hangi ayetlerle uyumlu bir türlü çözemedim...! Çözen varsa bir zahmet bildirsin Ben de öğreneyim... İyi, güzel, doğru ve aydınlıklarda olmak nasıl zor bir zenaatse, gerçek dindar olmak bundan da zordur... Her müslümanım diyen keşişe inanırsak vay halimize...! Siyasi platform ayrıdır, inanç, din, ibadet platformu ayrıdır... Hayat yorgunlukları bunu öğretti Bana... Din yürekle, ruhumuz, fikrimiz, benliğimizin mutena bölgelerinde daim bizimledir... Hiç kimseyi enterese etmez... Sonra seçilgen bir olgu değildir ki... herkes doğduğu yerin değerleriyle buluşur önce... Ben çok inançsız tanırım, Müslümanım diye övünen kişilere adaleti, iyiyi, doğruyu, güzeli, aydınlığı, insani hasletleri birkaç derste öğretiverir... Son olarak fikir zikir bir olsun derim... İnanç, asalet, insanlık, adalet, değerler bu iki küçük kelimenin içerisindedir, fikir ve zikir... Ayrıysa fikir ve zikir, o kişi en fazla olur ve sair...! Duyarlı emeğine takdirimle Sabih Arkadaşım... Sevgimle baki selamlar, daim aydınlıklar... Uzunca oldu affola... İnşallah hristiyan deyimiyle afaroz falan edilmem... Sağlıcakla, mutlu kalınız...

Oğuz Yurtseven: akp nin iktidardan düşmesinin.. tek yolu MHPnin % 20 ve üzeri oy alması ile mümkündür , bir başka deyiş ile chp % kaç oy alırsa alsın akp li seçmenden oy alamıyacaktyır .. hal böyle olunca.. chp nın aldığı oylarında pek bir manası olmayacak ve akp nın iktidardan düşmesini sağlamıyacaktır .. akp yi devirmenın yolu mhp yi desteklemektir ..


Sibel Kurdoğlu: Chp'nin de, Mhp'ninde artıracağı oy oranı Akp'den gidecektir...

Ahmet özkul: BURDA BEN SABİH BEYE KATILIYORUM ANCAK SEÇMEN SANDIK BAŞINA GELDİĞİ ZAMAN 2 KEZ DÜŞÜNMESİ GEREKİR AMA BİZLER HİÇ DÜŞÜNMEDEN OY KULLANIYORUZ VE KULLANDIĞIMIZ OYLARLA İKTİDARI BELİRLİYORUZ. ANCAK ŞU VARKİ BU İKTİDAR DÖNEMİNDE EKSİLER VE ARTIL...AR TARTILMALI ONA GÖRE OY KULLANILMALIDIR 2003 YILINDAN BU YANA KADAR NELER YAPILDI NELER SATILDI BUNLARI DEĞERLENDİRMEMİZ GEREKİYOR SATILAN KİTLER BÖLÜMÜNÜ SAYMAYACAK OLURSAK ATALARIMIZIN KANIYLA ALMIŞ OLDUĞU TOPRAKLARI BUNLAR PARAYLA SATIYORLAR VE HALENDE BU ÜLKEDE SATILMAYAN TOPRAK KALMIYOR BUNLARIN ÖNÜNE GEÇİLMESİ GERİKYOR. BİR ÜLKENİN ZENGİNLİĞİNİ YER ALTI KAYNAKLARI BELİRLER AMA BİZ YER ALTI KAYNAKLARINI SESİZ SEDASIZ ÖZELLEŞTİRME ADI ALTINDA UYGUN KİŞİLERE SATILDI BOR MADENİ GİBİ SURİYE SINIRINDA TARIMA ELVERİŞLİ ARAZİLER GİBİ YADA ORMANLARIMZI 2 B ARAZİLERİ GİBİ YADA TURSTİK DİYE BİLDİĞİMİZ BİZİM SINIRLARIMIZDAKİ ANTALYA BODRUM GİBİ YERLERDE YABANCI YERLEŞİM MERKEZLERİNDE BİZİM BAYRAGIMIZ DIŞINDA KENDİ ÜLEKELERİNİN BAYARGI DALGALANIYOR.İSRAİLE KAFA TUTUYORUZ AMA İCRAAATA BAKARSANIZ HİÇBİR ANTLAŞMAYI FES ETİYORUZ.DAHADA ÖTESİ ÜLKEMİZİ VE MİLLETİMİZİ KORUMAKLAGÖREVLİ ORDUMUZ SINIR ÖTESİNDE ÜÇ BEŞ TERÖRİSTİ ÖLDÜRTÜKTEN SONRA PKK SEÇİMLERDEN SONRASINA KADAR EYLEMSİZLİĞİ TÜRK ORDUSU BOZMUŞTUR DİYE ORDUMUZU DEŞİFRE EDİLMEYE ÇALIŞILMAKTADIR.


Gülden Sema: ATATÜRK NEDEN LAİK SİSTEMİ GETİRDİ..DİN İLE DEVLET İŞLERİNİ AYIRMAK İÇİN..DİNİ SİYASETE ALET ETMEK,HALKIN DİNİ DUYGULARINI SÖMÜRMEK..KISACASI DİNE DAYALI BİR SİYASET UZUN ÖMÜRLÜ OLMAZ..BU GÜN AKP NİN YAPTIĞI HALKI ALLAH İLE ALDATIP ÇIKAR SA...ĞLAMAK..VE BUNUDA ÇOK İYİ BAŞARIYORLAR..ABD DEKİ CİA AJANI SAHTE MÜSLÜMAN VE BURADAKİ UZANTILARI BU ÜLKEYE EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ YAPMIŞLARDIR..BUNU ÖNLEMEK ELİMİZDE 12 HAZİRAN SONLARI OLACAK VE BENİM ARZUM CHP VE MHP NİN ORTAK OLMALARI..

Saadet Toksoz: Bu arada hiç kimse kürt oylarını hesaba katmıyor.. geçen defa onların oylarıyla o kadar arayı açmışlardı.. bu seçimde kürtk oylarından da çok emin değiller, biraz da o yüzden MHP ye saldırdılar.. bu seçimde de kürt oylarını kim alırsa, o öne geçecek.. bir de seçimde yapacakalrı hileleri de hesaba katmak gerekiyor..

Selahattin Günes: Bu sartlarda MHP nin oylarini artirmasi mutlak gözüküyor,lakin secim sabahi olasi bir CHP-MHP koalisyonu CHP nin acikladigi anayasanin ilk üc maddesindeki degisiklikler sebebiyle en azindan su an icin imkansiz gözüküyor,MHP bu secimin sonunda hic bir koalisyona girmeyerek kenarda kalmayi tercih edecektir diye düsünüyorum.


Saadet Toksoz: Ben aslında o konuda chp nin kürt oylarını alabilmek için takiye yaptığını düşünüyorum.. umarım öyledir..

Selahattin Günes: Bende Sayin Kemal beyin zerdüst oldugunu ve aslina hizmet etme geregi duydugunu hissediyorum,umarim yaniliyorumdur amaCHP bir gün asla daha ATATüRKüN partisi olarak kalamayacaktir,cünkü ince bir operasyonla suyun yönü degistirilmistir,saygilar.

Sabih Samur: Selahattin Bey ve Saadet Hn için;
"Mustafa Kenan Ayçiçek
seçim dönemlerindeki,söylemler yerine,seçim sonrası icraatlara bakmak gerekir..Anayasa konusunda karamsar olmaya gerek yok..chp ve mhp nin onaylamadığı bir anayasa meclisten geçemez."
CHP ve MHP karşıtlığı söylemler dünkü söylemlerdir.
Gün yeni dünyalar kurulurken dünde kalma günü değildir.
Liderlerin yanlış söylemlerine rağmen suyun akışına güvenmek lazım.

Saadet Toksoz: Tamam da bende işte o onaylamama konusunda endişe duyuyorum. Kusurab akmayın ama benim bu ülkede hiç kimseye güvenim kalmadı artık.. kimin ne zaman ne yapacağı, neye evet neye hayır diyeceği hiç belli olmuyor.. geçmiş günlerde bunun bir çok örneğini yaşadık.. umarım her şey düzelir bir an önce..



Sabih Samur: İşte o noktada demokratlık biter!
Halkı kandırarak iktidara geldiğinde baş-kıç oynarsa;
sessizce olayları izleyenler maalesef sessiz kalmazlar.
Asker askerdir ve ülkenin bölünmezliği için yemin etmiştir.
Eğer askerde Fetullah potasında erimişse... erimeyen silahsız kuvvetler devreye girer.
Kim mi?
Elinde Bursa Nutku olanlar.
Dolayısıyla bu ülke sahipsiz değil endişe buyurmayınız Sn. Toksoz


Saadet Toksoz: Bence sonunda olacağı o zaten... ben siyaset yoluyla ülkenin tekrar geri alabileceğine çok da inanmıyorum açıkçası..

Emin Onaran: Affola, Saadet hanım için yazmıştım, tutukluk olmuş çıkmamış yazım... saadet hanım akkaraakların fikri temayüllerini belirtmiş cümlesinde... Böyle hızlı akışlarda bir anda yanlış algılamalar olabiliyor tabi haliyle... Bana göre fikri hür ir...adesi hür aydınlık bir bayan Arkadaşımız... Bu konularda asla tarafgir olamam. sadece yazılanlardan çıkardığım sonuçtan emin olursam yazarım... Sabih arkadaşım, iyi, güzel, doğru ve aydınlık olmayan bir Arkadaşımız burada yazar mı hiç... Sana söylüyorum, çünkü senin emeğin üzerine yazıyoruz... saadet hanım fikir ve tahminlerini dürüstçe yazıyor... Çok iyi okudum yazısını, iki defa okudum. kesinlikle o malumların hayallerindeki temayülü aktarıyor... Demek istediğim böyle... Şimdi her parti üzerinde konuşuluyor... Konuşacak o kadar etkili gerçekler var ki... Polemikler oluşuyor, üzüntü yaratıyor... CHP hakkında, MHP hakkında, bilmem ne partisi hakkında... Hepsi zaman içerisinde değişime uğradılar... Hiç birisi eski durumunda değil... Oy potansiyeli nedeniyle neler oluyor neler... Su akar yolunu bulur... Aynı fikirde mutabıkım Sizlerle... Bu akan sular Bizi önce Vatan aşklı aydınlık şelalelerinde buluşturacak inanıyorum... Sevgimle baki selamlar, daim aydınlıklar hepinize....


Saadet Toksoz: bu seçimde kürt oylarını kim alır sizce? bana göre seçimini kaderini onlar belirleyecek çünkü..

Gülden Sema: DEĞERLİ ARKADAŞIM..AYNI DÜŞÜNCEYİ,AYNI İDEALİ PAYLAŞTIĞIMIZ ZAMAN DİL İNGİLİZCEDE,FRANSIZCADA OLSA ÖNEMLİ DEĞİLDİR..ORTAK OLAN ÜLKÜ BİRLİĞİDİR..BU GÜN AYNI DİLİ KONUŞUYORUZ..HEPİMİZ ATATÜRKÇÜYÜZ AMA KAÇ PARÇAYA BÖLÜNMÜŞ DURUMDAYIZ..

Sabih Samur: ‎"Kürt" oyları yerine Kürt kökenli Türk Vatandaşlarımız desek, önce davaya kendimiz inansak...
etnik tabiri yalnız kullandığımız zaman karşımıza Kürt Aydını ünvanını kullanan tiplemeler çıkmaya başlıyor. Mustafa Erdoğan v.b.
Bu vatandaşlarımız bu seçimde de maalesef bağımsız BDP lilere kitle halinde oylarını verecekler.

Mustafa Kenan Ayçicek: MHP kendi iradesi ile kapısına kilit vursa dahi,panik yapmaya gerek yoktur..MHP bir binadan ibaret değildir.Mhp kuruluşu itibariyle hiç bir zaman tek başına iktidar olmamıştır..içinden Başbakan çıkarmamıştır..Buna rağmen 1969 yılından günüm...üze kurulan bütün hükümetlerin bakanlar kurulunda en az 2-3 mhp ideolojine sahip olan bakan bulunmuştur..Mhp ideolojisi,bir bina içine sıkıştırılamaz..Devletin bütün kurumlarında bu özelliği görmek mümkündür..iktidarlar değişir,kadrolar kalır..Önemli olan tek şey,MHP'li olmak ne demek ?..bunu yeni nesile propaganda yapmadan,eğrisiyle,doğrusuyla,artılarıyla,eksileriyle anlatmaktır..Bunun için en uygun zaman,içinde bulunduğumuz zamandır..12 eylül öncesinde içine düştüğümüz tuzakları yeniden yaşamanın mantıklı bir tarafı yoktur..Bu vatan için ölmeye hazır,Bu vatan için,sıcak yatağından kalkmaya hazır Her Türk bizdendir..

Saadet Toksoz: Haklısınız Gülden hn. ama ayrı dil aynı zamanda ortak değerleri tamamiyle ortadan kaldırıyor.. aynı dilde oluşturamadığımız ortak ülküyü ayrı dilde asla oluşturamayız.. hem benim anlamadığım, bu ülkede tek etnik grup bunlar mı ki de, bunlar...a böyle abir ayrıcalık tanınması gerekiyor? yarın diğer etnik gruplar da aynı şeyi isterlerse nolacak? her etnik gruba ayrı açılım mı yapılacak? ayrı dillerde konuşan insanları hangi ortak değerde birleştirip, ulus yapacağız o zaman?

Mustafa Kenan Ayçicek: Kürt kökenli vatandaşlarımıza,kendi dilinde eğitim hakkı vermek,kendi kürtçe tv.lerini kurma hakkı vermek,kendi ibadetlerini kendi dillerinde yapma hakkı vermek,kendi yerel mülki amirlerini kendileri nin seçmesi hakkını vermek;..AKP nin göz...üyle bakıldığında İNSANİ bir yaklaşım olarak görülüyor..AKP kendi dindar tabanına bu gelişmeyi İNSANİ bir gelişme olarak yutturmayı başardı..OYSA;..bu gelişme Uluslararası Hukukun bir parçasıdır..Akp'nin kürtlere vermeye çalıştığı haklar;Tüm dünyada '''azınlık yasaları'''..gereği azınlık statüsünde bulunan toplumlara verilen haklardır..Yani AKP hükümeti bağıra-bağıra Kürt toplumunun AZINLIK olduğu Dünyaya ilan etmektedir...işte bu gelişme karşımıza NATO'yu çıkarıyor..Türk Hükümeti Kürt toplumunu azınlık olarak görüyorsa;ve bu azınlık ile Türk Devleti 30 yıldır savaş halindeyse...ölenlerin sayısı 3o bin kişiyi geçmişse;..NATO nun bölgeyi işgal etme hakkı doğuyor..(aynı gerekçelerle,nato bosna'ya girmiştir..aynı gerekçelerle Libya bombalanmaya başlamıştır)...................................................................................Nato'nun Türk Topraklarına girmesini önlemenin hukuki tek yolu;..Kürtlerin azınlık olmadıklarını,devletin kurucu unsurları olduklarını taraf ülkelere belgelemektir..Kürt sorunu yoktur,kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunları vardır..Buda Türkiyenin iç sorunudur..Diğer devletleri ilgilendirmez..


Sabih Samur: ‎"Kürt sorunu yoktur,kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunları vardır..Buda Türkiyenin iç sorunudur..Diğer devletleri ilgilendirmez.."
Kaldı ki tüm senaryo reel hale geldi ve nato birlikleri İncirlik kapısından tampon bölge oluştuırmak adına ...çıktılar.
Neye güveniyorlar?
Türk askeri ve ya Türk sivili her hangi bir ateşli silah ile kendilerine müdahale edemez. Çünkü karşısında adı üzerinde bütün dünya var!
İşte bu noktada yanılıyorlar!
Daha doğrusu yanılmıyorlar cesaret edemiyorlar.
Biliyorlar ki bu Çıllgın Türkler asla geri adım atmazlar, tırsmazlar, korkmazlar ve sonuçlarını bile bile 3. Dünya Savaşını çıkarırlar!
O yüzden bu memleketin toprağını UN botu çiğneyemez!!!


Ümit Akveren: kürtler türklerden daha çok seviyor türkiyeyi...


Mustafa Kenan Ayçicek: Ümit Akveren ;kürtler türklerden daha çok seviyor türkiyeyi..(kürt kökenli vatandaşlarımız önünde 2 seçenek vardır..1)MED'ler ve PERS'ler diye bilinen tarihi devlet İRAN'a dönüştüğünden bugüne kadar,Türklerle birlikte yaşayan kürtler bu dü...zene devam edecekler..2)İsrail'in parasıyla Irak toprakları içine kurulan Barzani kürdistanına katılacaklar..Böylece sözde Büyük kürdistanı,gerçekte Büyük israil'i oluşturacaklar...işte bu aşamada Türkiye Kürtlerinin Alevi veya sünni müslüman oldukları ortaya çıkıyor..Bu arada Sünnetsiz kürtler sap gibi ortada kalıyor...PKK denilen örgütün arkasında sünnetsiz kürtler bulunmaktadır..asli hedefleri ASALA ile aynıdır..Türkiye nin müslüman kürtlerinin Yahudi Barzani ile ortak olması mümkün değildir..Kürt vatandaşlarımızın Türk devletine Bağlı olmasının asli sebebi müslüman olmalarıdır..Marksist PKK çok geç olsada bunu anlamış,siyasetini dini vecibeler üzerine oturtarak,başlangıçta CUMA namazını Cami dışında kılmayı denemiş,arkasından Kürtçe EZAN okuma girişiminde bulunmuştur..Ancak bu eylem onların sonları olmuştur..Marksist PKK nın bu konuda başarılı olması mümkün değildir..

Zaman Geçerken: kürt sorunu yoktur.kürtçülük denen yapay bi karın ağrısı oluşturulmuştur.gaz çıkarma yoluyla sorun kökünden halledilir.ancak bunu yapmayı isteyecek gerçek liderlere ihtiyaç vardır.saırım onlarda 12 haziranda tecrit odalarından Yüce T.B.M.M ye halk tarafından gönderilecektir.

Lütfü Öztürkmen: Evet Sabih bey çok doğru bir konuya temas ettiniz. MHP'yi dolayısıyla Dr. Devlet Bahçeli'yi din üzerinden eleştirmeye başladı malum cemaat. Ne dediler fısıltı halinde mütedeyin insanlara bunların anlı secdeye değmiyor. Bunlar (Devlet bey k...asdediliyor) cami bilmezler, hacca gitmezler, dine uzaklar. Neden sonra başladı bu porpoganda, Devlet bey Fetullah hocaya Amarikada oturma cemaatinin başına dön veya faliyetlerini durdur dedikten sonra. Ama herkes biliyorki bu hoca aslında cemaatinin başında zaten cemaatin merkezi Amarika ve CIA. Bu nedenle hocanın oturduğu yer tamda konumuna uygun bir yer. Ama faliyetleri yıkım projesi bunlarda en önemli taşorunu nasıl vazgeçsinler. Bu amaç bunların varlık sebebi

Ümit Akveren: bak kardeş..Mustafa Kenan Ayçiçek...fars kültürü ana temel olmak üzere kürtlerde ibraniler ve araplardan aldıkları etnik değerler üzerinden yorumlarını yapıyorlar ...ben nasıl Atatürk evladıyım diyor isem,onunda etnik değerlerini savunması kadar doğal bir şey olamaz diye düşünüyorum.....


Lale Cicek: sandığa giden her birey ,artık kendini değil vatanını bayrağını ve türkiye sevdalısıysa ,oyu nu bir değil iki kere düşünerek kullanmalı.ancak siyasi tecrübelerime dayanarak acizane fikrimi ufakta olsa belirtmek istiyorum büyük değişiklikler tablosuyla karşılaşıcaz buda sevindirici saygılar..
sabih samur kardeşim sizleri tanıdığıma ve benide aranıza aldığınız için teşekkür ederim.başarılar türkiye için olsun

Vecihi Tekin: HAKLISIN GÜZEL DOST..HATIRLANMAK İÇİNDE AYRICA TEŞEKKÜRLER...:).DUYARLI İNSANLARIMIZIN AKL I SELİM ÇERÇEVESİNDE KATILMASI GEREKEN BİR SEÇİM YAŞAYACAĞIZ.RABBİM MEMLEKETE HAYIRLARA VESİLE KILSIN İNŞALLAH.

Emin Onaran: Konuya girmem gerekiyor... Kendimi asla çok bilen statüsünde görmem. Sadece öğrenmeye yönelik tutkularım var. Çok iyi gözlemde bulunmaya çalışırım. Mukayese ederim, araştırırım. Yazımda hata olabilir, peşinen söyleyeyim. Partei Karkeri Kürd...istan galiba... kürdistan İşçi Partisi anlamı ve tanımında... Yönetimine bakalım, uzantılarına bakalım dikkatlice. Hani işçi, hani emekçi...? Hepsi ağa veya feodal yapının nüfus sahipleri... Şimdi bunlar yüz defa Marksist, bin defa Leninist tanımını kullansalar ne yazar... Sadece levha ve aldatıcı bir muhteviyat... İçi başka dışı başka... Asıl konu ağalık güvencesini yeni zeminlerde oluşturmak... Ağalığın değişik bir versiyonunu hayata geçirmek... Bu arada onbeş senemin Doğu'da geçtiğini söylememk zorundayım abartısızca... Hani Sen ne biliyorsun o Bölgeler hakkında diyecek olanlara karşı... Boyoz, poğaça, gevrek satan bir yer düşünün. Levhasına yüz defa baklavacı yazsa ne çıkar... Durum ayniyle vaki böyle... Eğer Köy Enstitüleri devam etseydi veya ettirilebilseydi... O Bölgelerde ne feodal yapı kalacaktı, ne marabalık... Açlık imanı bozar derler genelde...Özgür bireyler oluşturulamadı... Endüstri toplumuna geçerilebilseydi O Bölgeler... Şimdi bu sorunları hiç konuşmuyor olacaktık... Demokrasi Cumhuriyet değerleriyle kuvvetlidir... Şimdiki zamanlarda Demokrasi iki statüdse yol alıyor... Özgür bireylerin demokrasisi, sürü demokrasisi... Sürü demokrasisinde bir maestro var, alıyor çomağı eline, hedefi gösteriyor ve hep beraber çalıp oynuyorlar... Çok basite indirgedim haliyle... Çünkü anlatım örneklemelerle olunca daha iyi anlaşılıyor görüşündeyim... Sevgimle baki selamlar, daim aydınlıklar... Benim görüşlerimdir. Doğru ve yanlışlarıyla... Hor görmem, hor görülmek istemem... Fikrim ve vicdanım daim hürdür... Çok bildim diyen megolomanları da hiç sevmem... Kuvvetle muhtemel Sizler de sevmezsiniz... Bazen sadece yıkım hücumları oluşabiliyor... Anlatacaklarımızı saygı ve sevgi çerçevesinde yapalım ki... İnsan ve insanlığa katkımız olabilsin... Sağlıcakla kalınız. Emeklerinize sağlık olsun daim...

Ilkay Surka Seku: Ben Mustafa Kemal ATATÜRK'ün şu sözleriyle nokta koymak istiyorum yorumlara ve yazına Sabih'ciğim yüreğine ve emeğine sağlık ayyrıca ...Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, sâf ve temiz hal...kımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir. 1923 (Atatürk’ün S.D. II, S. 127)......


Sabih Samur: Bu paylaşım münasebetiyle sohbete katılan (ayrımsız) tüm arkadaşlara fikirlerini beyan ettikleri, cümlelerde "ben" ağırlıklı ifadeler kullanmadıkları, belden aşağı vurmadıkları, üstten bakmadıkları ve karşılıklı aydınlanmamıza sebep oldukları için teşekkürlerimi arz ediyorum.
Saygı ve sevgilerimle
Sabih Samur


Ekleyen: KUVVA-İ MİLLİYE HAREKETİ · 549 / 550
--------------------------------------------------------------------------------
TATBİKAT

Ege Denizi’nde yapılması planlanan tatbikat, güney deniz saha komutanının içerde olduğunun belirlenmesi üzerine, Karadeniz’e kaydırılmak istendi. Ancak, kuzey deniz saha komutanının da içerde olduğunun tespit edilmesi üzerine, Van Gölü’nde yapılmasına karar verildi.

*
Kamyoncular odasının yardımıyla gemilerin karadan taşınması planlanıyordu ki, tatbik edecek sayıda kamyon bulunduğu, tatbikat yapacak sayıda gemi bulunmadığı ortaya çıktı. Firkateynlerin Somali’ye korsan kovalamaya, hücumbotların Libya’ya çipura avlamaya gönderildiği rapor edildi. Bari denizaltı götürelim dendi ama, bu sefer de, denizaltı filo komutanın içerde olduğu hatırlandı.
*
Tam o sırada, The Taraf gazetesi, denizaltıların Marmaris’ten dalıp
Van Gölü’ne gidiyorum ayaklarıyla Mogan Gölü’nden çıkarak, darbe yapacağını iddia etti. TRT’deki
tatbikatın içinden programına katılan gazeteciler, denizaltı torpidolarıyla Etiler’de patlayan bombanın seri numarasının aynı olduğuna dikkat çekti. Tanzanya’dan servis edilen internet kasedinde ise, Tunalı’daki Kuğulu
Park’a demirleyen çıkarma gemilerinde fuhuş yapıldığı öne sürüldü.
*
Emrindeki subaylar kendisine suikast yapacak diye içeri tıkıldığı için, deniz kuvvetleri komutanı, amiral gemisinde dımdızlak kalmıştı. E tek başına zor tabii... Telsize mi bakayım, dümeni mi tutayım, radar hangisiydi filan derken, emir-komuta zinciri koptu.
*
Eşlerine iftira atılan albaylar kafasına sıktığı için, bataryalar sahipsiz kaldı, karadan topçu desteği sekteye uğradı. Hapisteki hava kuvvetleri komutanına geçmiş olsun ziyaretine giden pilotlar gözaltına alındığı için, hava desteği de verilemedi. Helikopterler desen, zaten seçim mitinglerine tahsis edilmişti. Tatbikat yapıcaz diye Girit açıklarına bırakılan ve müşterek fiili atış desteğinden yoksun kalan SAT komandoları, ayvayı yediklerini anlayınca, yüze yüze Ayvalık’ta balıkçı barınağına sığındı... Ki, balıkçı barınağı polis tarafından basıldı. SAT’lar kaçak Sri Lankalı oldukları gerekçesiyle tutuklandı. Operasyona “fok badem” adı verildi. Milli Savunma Bakanı, operasyonu yürüten polislere üstün hizmet madalyası takdim etti.
*
Genelkurmay karargâhındaki durum değerlendirmesinde, tatbikatı yapamadık, bari “seçkin gözlemci”ler için Marmara’da iki tane balıkçı
teknesi dolaştıralım diye düşünüldü. Ancak, ondan da vazgeçildi...
Seçkin gözlemciler böcek kameralar vasıtasıyla zaten donumuza kadar her şeyi gözlemlendiği için, dürbüne periskopa gerek olmadığı belirlendi.

Kaynak: Hürriyet Gazetesi
.


Çetin Emeç basın meslek ilkelerine ne kadar bağlı idiyse Nedim Şener de o kadar bağlıdır, Çetin Bey'den farkı soruşturmacı gazeteci olmasıdır.

Modern gazeteciliğin duayeni İngiliz medya patronu Lord Northcliffe, 'Haber bir yerlerde güç odaklarının örtbas etmeye çalıştığı şeydir, gerisi reklamdır' der. Nedim işte o şeyin peşinden koşan gazetecilerden biriydi. Ama gerçek bazen acıtıcıdır. Sorgusu basına nasıl yansıdı bilmiyorum, ne kadarı doğru? Sorulan sorulara bakınca hakikaten sadece mesleğini -benim adım karıştığı için de söylüyorum- dürüst ve tarafsız olarak yapmanın bile neredeyse başlı başına bir suç haline geldiğini görmekten derin azap duyuyorum.

42 yıllık meslek hayatım boyunca hep yargıya duyulan güvenin sarsılmaması için gayret gösterdim. Ergenekon sürecinde de birileri tarafından servis edilen belgelerin aslında soruşturmanın gizliliğine halel getirdiğini bildiğim için bunların hiçbirine itibar etmedim. Serinkanlılıkla soruşturmanın bitmesini ve ondan sonra hazırlanan iddianamenin kamuoyuna yansımasını bekledim.

Şimdi tabi ki gizlilik gerektiren bir soruşturmada yorum yapmak doğru değil ama yandaş tabir ettiğimiz ve sadece iktidarın yaptıklarını alkışlama konumunda bulunan gazetelere çarşaf çarşaf servis edilen, doğruluğu şüpheli, insanların şeref ve onurlarını zedeleyici, manipülatif bazı bilgilerin bugüne kadar hiçbir müdahale görmeden yayınlandığını düşünürsek bunu nasıl değerlendiririz artık kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

İçişleri Bakanı'mız sayın Atalay'a da bir mesaj göndermek istiyorum. Kendisinin yüreğinin temiz olduğuna inanıyorum ama söylediği 'Türkiye'deki basın özgürlüğü ABD'den daha ileridir' sözünün gelecek kuşaklar için çok önemli bir ironi olacağını düşünüyorum. İçişleri Bakanı'ndan haksızlıklara karşı kendi alanında müdahale etmesini ve sadece gazetecilik yapan insanların onur ve haysiyetleriyle oynanmasının önüne geçmesini diliyorum.

UĞUR DÜNDAR

Sabih Samur Yorumu:
Sn. Dündar tarihi bir misyon üstlenmiştir ve yapılması gerekeni yapmıştır. Bu açıklama da yerine ulaşmazsa bundan sonra yapılması gereken ise tüm büyük gazete köşe yazarlarının tamamının "Sn. Yetkili Makama, gazeteciyim dolayısıyla potansiyel suçluyum. Gereğini yapın ve beni önce Metris daha sonra da ebedi dinlenme tesisimiz olan Silivri Tesislerine sevk ediniz. Arz ederim. Gazeteci" örnek dilekçenin yazılmasıdır.
Çetin Emeç basın meslek ilkelerine ne kadar bağlı idiyse Nedim Şener de o kadar bağlıdır, Çetin Bey'den farkı soruşturmacı gazeteci olmasıdır.

Modern gazeteciliğin duayeni İngiliz medya patronu Lord Northcliffe, 'Haber bir yerlerde güç odaklarının örtbas etmeye çalıştığı şeydir, gerisi reklamdır' der. Nedim işte o şeyin peşinden koşan gazetecilerden biriydi. Ama gerçek bazen acıtıcıdır. Sorgusu basına nasıl yansıdı bilmiyorum, ne kadarı doğru? Sorulan sorulara bakınca hakikaten sadece mesleğini -benim adım karıştığı için de söylüyorum- dürüst ve tarafsız olarak yapmanın bile neredeyse başlı başına bir suç haline geldiğini görmekten derin azap duyuyorum.

42 yıllık meslek hayatım boyunca hep yargıya duyulan güvenin sarsılmaması için gayret gösterdim. Ergenekon sürecinde de birileri tarafından servis edilen belgelerin aslında soruşturmanın gizliliğine halel getirdiğini bildiğim için bunların hiçbirine itibar etmedim. Serinkanlılıkla soruşturmanın bitmesini ve ondan sonra hazırlanan iddianamenin kamuoyuna yansımasını bekledim.

Şimdi tabi ki gizlilik gerektiren bir soruşturmada yorum yapmak doğru değil ama yandaş tabir ettiğimiz ve sadece iktidarın yaptıklarını alkışlama konumunda bulunan gazetelere çarşaf çarşaf servis edilen, doğruluğu şüpheli, insanların şeref ve onurlarını zedeleyici, manipülatif bazı bilgilerin bugüne kadar hiçbir müdahale görmeden yayınlandığını düşünürsek bunu nasıl değerlendiririz artık kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

İçişleri Bakanı'mız sayın Atalay'a da bir mesaj göndermek istiyorum. Kendisinin yüreğinin temiz olduğuna inanıyorum ama söylediği 'Türkiye'deki basın özgürlüğü ABD'den daha ileridir' sözünün gelecek kuşaklar için çok önemli bir ironi olacağını düşünüyorum. İçişleri Bakanı'ndan haksızlıklara karşı kendi alanında müdahale etmesini ve sadece gazetecilik yapan insanların onur ve haysiyetleriyle oynanmasının önüne geçmesini diliyorum.

UĞUR DÜNDAR

Sabih Samur Yorumu:
Sn. Dündar tarihi bir misyon üstlenmiştir ve yapılması gerekeni yapmıştır. Bu açıklama da yerine ulaşmazsa bundan sonra yapılması gereken ise tüm büyük gazete köşe yazarlarının tamamının "Sn. Yetkili Makama, gazeteciyim dolayısıyla potansiyel suçluyum. Gereğini yapın ve beni önce Metris daha sonra da ebedi dinlenme tesisimiz olan Silivri Tesislerine sevk ediniz. Arz ederim. Gazeteci" örnek dilekçenin yazılmasıdır.


Merkez Bankası İstanbul'a taşınacak.
Peşinden Bakanlıklar.
Sonra Başbakanlık.
Ve Cumhurbaşkanlığı
Ankara lağvedilecek!
Planınız bu mu?
Biz Buradayız!
Biz bu millletin bağrından çıkmışız.
Ankara kutsaldır.
Ankara eşittir Türkiye'dir.
Ankara T.C.'dir.
Sabırlıyız, tüm bu gelişmeleri sukunet ile izliyoruz.
Şimdilik not alıyoruz.

Bilgilerinize.

Atatürk'ün Neferleri


Partiler üstü çizgide, köşe yazarlığı yaparak, birilerinin sesi olmayalım düşüncesi ile particilik anlamında tarafsız ve fakat ülkemin meselelerinde, çıkarlarında, Cumhuriyet ilkelerinin korunmasında sonuna kadar taraf olarak yürümeye devam ediyoruz.

Lâkin kazın ayağının öyle olmadığını gördük. İster istemez siyasetin alfabesinden başladık.

Facebook sayesinde önce Heparlı arkadaşlarla tanıştık. Fikren yakın gibi geldik. Uzun solukta baktık ki söylemden öteye gidilmesi mümkün gözükmüyor, koskoca Kadıköy meydanına sadece 750 kişi toplanabiliyorsa ve bu konunun parti yönetimi tarafından görmemezlikten gelinmesini bırak, bir de başarı gibi gösteriliyorsa; bu partiye fikren ve fiilen bir destek vermenin ülkeye ne faydası olacak sorusu bizde yanıtsız kalınca yolumuz ayrıldı.

Bu esnada arkadaş grubumuzda yer alan CHP, MHP ve DP’lilerle de bu talihsiz tecrübeden sonra genel boyutta bakma konusunda kalmaya özen gösterdik.

Fakat bayramda Sn. Başbakan ile Sn CHP Genel Başkanı’nın birbiriyle yarışırcasına Ahmet Kaya isimli vatanseveri(!) sahiplenmeleri, CHP’nin Kürtçülük benzeri söylemleri ve Atatürk’ün CHP’sinden yol ayrımına doğru gidişi CHP ile değil şu an için CHP’yi yönetme erkini elinde bulunduranlara karşı mesafe yarattı.

MHP ile ise gönül bağım Sn. Devlet Bahçeli’nin suya sabuna dokunmayan politikasına rağmen devam etmekte.

AKP’yi iktidardan indirmenin tek yolunun MHP iktidarı ile mümkün olabileceğine inanmak istiyorken kendimi birden DP’nin tam göbeğinde buluverdim. Yine facebook’tan bir arkadaşımız DP ile ilgili bir sayfaya beni dahil etmiş. Kurucu Başkanlığını yorgun bir demokratın yaptığı ve büyük emek harcayarak oluşturulan bu grupta, siyasetin kimlerin elinde olduğunu, klavye bilgelerinin ve klavye kabadayılarının ve klavye basın sözcülerinin kimler olduğunu, omurgasızlık kelimesinin derin anlamını bizzat izleyerek gördüm.

O iyi niyetli çabanın onlarca politika esnafına kendini pazarlama arenası olmasını üzüntüyle izledim.

İnsanların bir rüzgâr gibi Çillerciler, Kesiciler, A.Özalcılar falancılar, filancılar kitleleri oluşturarak, ölümüne bu liderleri savunduklarını gördüm.

Hatta bazıları ile yazışarak, telefonda konuşarak; “yahu yapmayın aziz kardeşim bugün Çiller diye bağırıyorsun, yarın bu hanım gelmez, bak bağırdığınla kalırsın, komik olursun, Çillerci yaftası sırtına, alnına ve vücudunun bilumum yerlerine yapışır” dedik, dinletemedik.

Çiller’in kapısında mermer heykel gibi kaldılar. “Hayırlı Olsun İlhan Kesici artık başımızdadır” diye naralar atanları uyardık, bakın gelmez, yapmayın, etmeyin diye…

Sonuç Zeybek başkan oldu. Ne Çiller kaldı, ne Kesici ne de diğerleri.

Bu destekçi kardeşlerimizden “kusura bakmayın yanılmışız” gibi bir açıklama beklerken baktık ki onlar da almışlar ellerine Zeybek’in fotoğraflarını, vücutlarının bir yerlerine zarar verircesine “Zeybek, Zeybek” diye yırtınıyorlar.

Yahu kardeşim bu siyaset nasıl bir şey?

Bu küçük hedefleri olan insanları bir kenara bıraktığımızda geldiğimiz nokta şu:

DP ve MHP’nin üzerinde, omuzlarında tarihi bir yük vardır.

Bu iki güzide parti Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için,
Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü idame ettirmek için,
İşsizliğe çözüm bulmak için,
Halka reva görülen, yardımla yaşamaktan kurtarmak için,
Karnı toktan öte, işi, gücü, aşı olan,
Mutlu, huzurlu, geleceğe umutla bakabilen,
Bir Türk Milleti tekrar oluşturabilmek için iktidara gelmek zorundadır.
Bizler yani Türk Milleti, olaya particilik boyutunda bakmadan,
12 Eylül öncesi Solcu, Sağcı söylemlerine takılmadan,
Ulusalcı, Milliyetçi, Ülkücü suni ayrımına girmeden

Vatan için,

Bayrak için,

T.C. için bu birlikteliği inşa etmeliyiz.

Gerekirse partilere ve liderlerine rağmen.

Gün Milli Hükümetin oluşturulma günüdür.

Bu birlikteliğe CHP’nin eksene dönmesi de sağlanarak katkı da bulunması ise olayı mükemmellik boyutuna taşıyacaktır.

Sabih Samur

http://www.kariyergazetesi.net/hbr/haberdetay.asp?ID=1178