Perinçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Perinçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Farkında mısınız? Türbanın “T”si bile gündemde yok .Varsa yoksa “Ergenekon”.Artık her kelimenin bir karşıt kelimesi mutlaka var.

Bölücü-Terörist --------------------Gerilla
PKK destekçisi----------------------Barış ve Demokrasi savaşçısı
Ergenekon--------------------------Çete

Evet , Türkiye’nin artık tek gündemi “Ergenekon” denen yapılanma iddiası.İddiası diyorum ama ortada savcılık tarafından bir fiil hazırlanmış herhangi bir iddianame maalesef yok.Emekli Subay Muzaffer Tekin’in tutukluluk süresi Sekiz ayı geçti.Ger gör ki ortada herhangi bir iddianame olmadığı için devamında başlayacak bir mahkeme süreci de yok;daha doğrusu şimdilik yok.Eğer suçlu ise cezasını çeksin.Ya değilse …
Gelelim Doğu Perinçek’e.Geçen yıl blog siteme (www.kirmizi-beyaz.blogspot.com)Kandil’de Bölücü başı ile teröristlerinden oluşan bir fotoğraf karesini koymuştum.
Ve altına inşallah bu karede yer alan Sn. Perinçek’in T.C.’nin bilgisi ve/veya görevlendirmesi ile orada olmasını temenni etmiştim.Bu dileğim kalbendi.Çünkü MHP ve ülkücü kardeşlerimizin yapamadığı muhalefeti,vatansever mücadeleyi kat kat fazlası ile yapan bir İşçi Partisi ve Başkanı vardı.
Şimdi Bu parti hallaç pamuğu gibi dağıtılırken ve başkanı bölücü başı gibi tutuklanırken DTP kıs kıs gülüyor.TBMM ‘de Nevruz fotoğraflarıyla kafalarına göre şov yapıyorlar.Ülkeyi bölmekten,federasyondan bahsediyorlar,iktidarda tık yok!
Devir bölücü olma dönemi. Puan kapmak istiyorsan birkaç vatansevere hakaret et ve hatta paket yap.hatta içeri tık.
Umarım Doğu Perinçek’in tutuklanmasında aşağıda yer alan 24 Şubat’ta yer alan şok açıklamaların katkısı yoktur. Umarım.
“İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek:Almanya’daki kara para ve dolandırıcılık soruşturması Tayyip Erdoğan ve oğluna dayandıAlmanya’dan gelen kara para ve dolandırıcılık dosyası MASAK’ta bekletiliyor.Almanya’da 25 Nisan 2007 günü 340 polis ve iki savcı tarafından yapılan operasyonla başlayan “Deniz Feneri ve Kanal 7” soruşturmasında, Tayyip Erdoğan ve oğlu Burak’ın suçları araştırılıyor.Operasyondan önce Deniz Feneri ve Kanal 7’yi dört ay izlemeye alan Frankfurt Savcılığı, “Uluslararası hukuk yaptırımlarından faydalanarak Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesinin alınmasını talep edeceğiz” diyor.Savcılık, izleme sırasında Tayyip Erdoğan’ın oğlu Burak Erdoğan’ın aynı binadaki Deniz Feneri ve Kanal 7’ye sık sık gittiğini saptadı. Bu saptama, Burak Erdoğan’la ilgili kurye kuşkusunun kamuoyuna yansımasına neden oldu.İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek bugün (23 Şubat 2008) partisinin İstanbul İl Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenleyerek Almanya’daki kara para ve dolandırıcılık soruşturmasının Tayyip Erdoğan’a ve oğlu Burak Erdoğan’a dayandığını söyledi. Perinçek’in açıklaması şöyle:

KARAPARA DOSYASI GELDİ, MASAK’TA BEKLİYOR

Federal Almanya Frankfurt Savcılığı, kara para aklama ve dolandırıcılık suçundan geçen Nisan ayında açtığı soruşturmayla ilgili olarak Türk makamlarından bazı talepleri içeren dosyayı Ankara’ya gönderdi. Dışişleri Bakanlığı’na iletilen dosya Adalet Bakanlığı’nca incelendikten sonra Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK)’na devredildi. Dosya MASAK’ta bekliyor.

TUTUKLANMASAYDI AKP’DEN ADAY OLACAKTI.

Soruşturmada tutuklanan, Almanya’daki bütün hesaplarına el konulan, bütün mal varlığının satışı durdurulan Mehmet Gürhan’ın Türkiye ilişkileri konusunda Frankfurt Savcısı Doris Moeller-Scheu şunları belirtiliyor:“Mehmet Gürhan aldığımız bilgilere göre Türkiye’de Temmuz ayındaki seçimlerde AKP’den milletvekilliğine aday gösterilecekti. İncelediğimizde şahsın, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerini Ankara’ya giderek bizzat gerçekleştirdiğini tespit ettik.”

TAYYİP ERDOĞAN’IN İFADESİNİNALINMASINI TALEP EDECEĞİZ

Savcı Doris Moeller Scheu’ün açıklaması şöyle devam ediyor:“Erdoğan ailesi ile sıkı ilişkilerde olan Mehmet Gürhan’ın İzmir limanında demirleyen ve İtalya’dan Türkiye’ye gurbetçi taşımak için satın alınan geminin Deniz Feneri’ne yapılan bağışlarla alındığını tespit ettik. Ayrıca uluslararası hukuksal yaptırımlardan faydalanarak Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesinin alınmasını talep edeceğiz.“1992 yılında 2000 Mark karşılığı taksi şoförlüğü yapan Gürhan’ın 1,5 milyon Euro değerindeki filosuna nasıl sahip olduğunu, bir villa ve dört daireden oluşan 4,5 milyon Euro’luk mülkiyeti nasıl ve hangi parayla aldığını Gürhan’dan sorduk. Gürhan gibi avukatları da çelişkili açıklamalarda bulundular.”



BURAK ERDOĞAN KURYE Mİ?



Frankfurt Savcılığı’nın 2007 yılının Nisan ayında başlattığı soruşturmada, en çok Mehmet Gürhan ile Türkiye arasındaki para trafiği üzerinde duruluyor. Buna göre Deniz Feneri Almanya’dan Türkiye’deki bazı banka hesaplarına yüklü miktarlarda paralar transfer ediliyor. Para transferlerinde üst düzey bir bürokratın Ziraat Bankası hesaplarının kullanıldığı, savcılık tarafından belirleniyor. Bu konu, Ankara’ya gönderilen ve şu anda MASAK’ta bulunan dosyaya da yansıtılıyor.Alman savcılığı, kara para hareketlerinin yaşandığı dönemde bir başka noktaya dikkat çekiyor. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan, tam da bu dönemde Deniz Feneri ve Kanal 7 Almanya’nın bulunduğu binaya sık sık gidip geliyor. Savcılığın bu ziyaretleri önemsemesi ve para transferleriyle aynı döneme denk geldiğine dikkat çekmesi, gazetecilerin de dikkatini çekiyor. Akşam ve Güneş gazeteleri internet siteleri gibi bazı yayın organlarında, “Burak Erdoğan kurye mi?” soruları ortaya atılıyor. Burak Erdoğan’ın Başbakan’ın oğlu olarak VIP salonlarını kullanması, üstünün veya eşyalarının aranmaması gibi özellikler de bu soruların dayanağı olarak değerlendiriliyor.



İÇ İÇE İLİŞKİLER AKP’Yİ GÖSTERİYOR



Frankfurt’ta kapılar kırılarak girilen binada çok sayıda belgeye el konulmuştu. Operasyonun nedeni Deniz Feneri Derneği’nin topladığı 16 milyon Euro’nun 8 milyon Euro’sunu Kanal 7’nin Avrupa bürosuna aktarmasıydı. Frankfurt Savcılığı’nın baskında gözaltına aldığı dört zanlıdan üçünün, hem Deniz Feneri Derneği’nde hem de paraların aktarıldığı Kanal 7 ve YİMPAŞ Grubu şirketlerinde yöneticilik yaptığı açıklandı.Kanal 7, 1995 yılında, Almanya’da Media 7 GmbH adıyla bir şirket kurdu. Gurbetçileri dolandıran Yimpaş’tan Media 7’ye, Media 7’den de Kanal 7’ye milyonlarca dolar aktarıldı. Paralarını Yimpaş’a ve patronu Dursun Uyar’a kaptıran gurbetçiler perişan olurken, onların paraları ile Media7 ve Kanal 7 palazlandı. Bu operasyonda görev yapan isimler daha sonra Deniz Feneri Derneği’nin Avrupa merkezinde bir araya geldiler.O dönemde şirketin başında son operasyonda tutuklanan Mehmet Gürhan ve arkadaşları vardı. Bu isimler aynı zamanda Kanal 7’nin de yönetiminde görev yaptılar. Hortumlanan paralar Kanal 7’ye akıyordu.Gurbetçi paralarını hortumlayan Yimpaş’ın ortak olduğu Media 7 daha sonra iflas ettiğini açıkladı. Media 7 iflas edince yerine Euro 7 kuruldu.Mehmet Gürhan Euro 7’nin de ortağı. Mehmet Gürhan son operasyonda Deniz Feneri’nin topladığı yardım paralarını Euro 7’ye aktardığı için tutuklandı. Aslında Almanya’da başlatılan operasyonunun Türkiye’ye uzanan ilişkiler zincirinde hep aynı isimler ve bu isimlere ait şirketler var.



BURAK ERDOĞAN SIK SIK GİDİP GELİYORDU



Ön soruşturması yapılan davada Deniz Feneri Avrupa Başkanı ve Kanal 7 Avrupa Genel Müdürü Mehmet Gürhan’ın ve muhasebe sorumlusu Firdevs’i Ermiş’in de ifadeleri alındı.Önceleri taksicilik yapan Mehmet Gürhan’ın Frankfurt’ta 17 taksiden oluşan taksi filosunu nasıl elde ettiği ve Frankfurt yakınlarındaki Dietzenbach kasabasındaki daire ve villa gibi gayrimenkullerin kaynağı soruldu. Frankfurt Savcısının yaptığı araştırmaya göre Tayyip Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın da çeşitli zamanlarda Frankfurt Deniz Feneri ve Kanal 7’ye gelip gittiği belirlendi.Savcılık, araştırmanın en az bir yıl süreceğini, iki kamyon dolusu dosyanın incelenmesinin zaman alacağını, açıkladı.Ayrıca İzmir limanında bulunan Atlas isimli gemiye el konulabileceğini, bunun için de Frankfurt savcılığı nezdinde ön çalışmaların tamamlandığını belirten Savcılık, ileriki günlerde bir grup Alman avukatın, Ankara’daki Alman Büyükelçiliği ile işbirliği yaparak, gemiye el konulması için hareket edilecek.



ALMAN POLİSİ KOSOVA’DA ARAŞTIRMA YAPTI



Federal Suç Dairesi (Kriminalamt) Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Avusturya ve İngiltere’nin yanı sıra Kosova, Türkiye ve Endonezya’da topladığı bilgilerle makbuzları karşılaştırdı.Savcılık, Kosova’dan gelen ilk makbuzlarla Deniz Feneri’nin kayıtlarında yer alan; Kosova’da fakir köylere dağıtıldığı ileri sürülen yardımlara ilişkin makbuzların ilk karşılaştırmasında söz konusu Deniz Feneri’nin bağışladığı miktarlar ve kişilerin hayal ürünü olduğunun belirlendiğini açıkladı.Alman ve Kosova polisinin işbirliğiyle Deniz Feneri’nin makbuzlarda verdiği adres ve köylere gidildi. Buna göre 28 köyün muhtarı ile yapılan görüşmelerde söz konusu makbuzlarda yer alan bu isimlere ait kayıtlar bulunamadı. Kosova’daki muhtarlar, Alman İnterpol yetkililerine, “Hayatımızda ne Deniz Feneri duyduk, ne de sözü edilen kişiler köylerimizde var” dediler.”
Yorumu siz değerli okuyucularımıza bırakıyorum.
Ergenekon Demircisi bulunduğu an düğüm çözülecektir.

Sabih Samur 26 mart 2008


21 Mart Nevruz bayramı, Türk dünyasında Türklerin Ergenekon’dan çıkışı ve 12 hayvanlı Türk takviminde yeni yılın başlangıcı olarak 5 bin yıla yakın bir süreden beri kutlanıyor.
21 Mart’ta gece ile gündüz eşittir. 21 Mart doğanın yeniden doğuşudur, baharın müjdecisidir.
Kültür Bakanlığı’nın İnternet sitesinde de Nevruz böyle tanımlanıyor. Ama Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, Ergenekon kavramına sahip çıkacağına bu kavramı çete ile özdeşleştirenlere katıldığı gibi Türkiye Cumhuriyeti Başsavcısının da çeteden etkilenmiş olabileceğini söyledi biliyorsunuz. Ardından gazeteci Reha Muhtar, “Ben çeteci miyim?” başlığı altında “Bir Yargıtay Başsavcısı bu kadar kolay ’çetecilikle bağlantılı’sayılabiliyorsa, koskoca Başsavcı bu kadar kolay çetecilikten töhmet altında bırakılabiliyorsa, bu ülkede yarın benim, senin, onun çetecilikle yargılanmayacağımızın, içeri atılmayacağımızın hangi garantisi var?” diye yazdı.
Nitekim Cumhuriyet gazetesi başyazarı İlhan Selçuk, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve resmi koruma polisleri, Ferit İlsever, Adnan Akfırat, Serhan Bolluk, Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu sabaha karşı evleri basılarak gözaltına alındı.
Bu duruma, Susurluk kampanyasının baş aktörlerinden Fikri Sağlar bile isyan etti. Televizyonlara çıkıp İlhan Selçuk’u savundu. Barolar Birliği, İstanbul Barosu, Gazeteciler Cemiyeti, Basın Konseyi ve diğer basın derneklerinin başkanları harekete geçti. Çoğu Cumhuriyet gazetesine ve Ulusal Kanal’a ziyarete gitti, televizyonlarda canlı yayına çıktılar. Aslında bunu, daha önce aynı yöntemlerle evleri basılan ve terörist muamelesi yapılan gazeteciler, avukatlar için de yapmalıydılar ama sustular!
* * *
İlhan Selçuk söz konusu olunca bardak taştı!
83 yaşında, 15 yıldır koruma polisi ile devletin gözetiminde yaşayan İlhan Selçuk’un sabaha karşı evinden alınması herkesi harekete geçirdi! Özellikle Selçuk sayesinde herkes Ergenekoncu oldu! Ne de olsa “Yüzbaşı Selahattin’in Romanı” nı yazan adam o!
İşte Ergenekon müjdesi budur!
Yoksa kimsenin kılını bile kıpırdatacağı yoktu!
Evet biraz mağdur olacaklar ama bu durum, uyuyanların biraz uyanmasına vesile olacaktır! Bu arada Cumhuriyet gazetesi okurları adına konuşan bir avukatın, canlı yayında “ülkücü mafya” nın verdiği ifadeler yüzünden gözaltına almaların geldiğini iddia etmesi yakışmadı! Sürüye kurt çağırıyor! Ülkücülerin bu olaylarla ne ilgisi var? Kaç defa söyledik; mafya, bütün dünyada devlet güçlerinin uzantısıdır!
* * *
En doğru değerlendirmeyi CHP Genel Başkanı Deniz Baykal yaptı. Baykal “AKP şimdi kendi derin devletini inşa etmektedir. Bu böyle gidemez” dedi. Hüseyin Gülerce’nin canlı yayındaki “100 yıllık hesaplaşma” tespiti ise daha çok bir itirafa benziyor!
Evet, birileri Batı adına Mustafa Kemal ile hesaplaşıyor!
Ahmet Altan da “Kemalizm tasfiye ediliyor” demişti zaten!
Peki, yüzbinlerce Mustafa Kemal’i ne yapacaklar?
KAYNAK : Yeniçağ Gazetesi Arslan Bulut
SABİH SAMUR YORUMU : Sevgili Dostum Arslan Bulut kalemine ve yüreğine sağlık.

Ergenekon soruşturması kapsamında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek,



Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve Yayın Kurulu Başkanı İlhan Selçuk ile


İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun da


aralarında bulunduğu 12 kişi gözaltına alındı.



Ünlü isimler gözaltına alındıİstanbul’daki operasyon kapsamında İP lideri Perinçek, Cumhuriyet Gazetesi başyazarı Selçuk ve İ.Ü. eski Rektörü Alemdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu 12 kişi gözaltında
Türkiye, dün yeni gözaltılara sahne oldu. Avukat Kemal Kerinçsiz ve gazeteci Vedat Yenerer’den sonra sabaha karşı evlerinden alınan ünlülere yeni isimler eklendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan alınan bilgiye göre, Ergenekon soruşturması kapsamında polis, dün bazı adreslere baskın düzenledi. Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılarının talimatı ve mahkeme kararlarına istinaden gerçekleştirilen operasyonlarda, İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu, Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve Yayın Kurulu Başkanı İlhan Selçuk ile Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever gözaltına alındı. Değişik adreslere baskınEş zamanlı baskında ayrıca, iş adamı İbrahim Benli, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk, Perinçek’in koruması Yusuf Beşirik, gazeteci Adnan Akfırat ile Yusuf Tuncer, Aydın Gergin, Mahir Güngör ve Aykut Tokak da gözaltına alındı. Gizlilik kararı bulunduğundan, soruşturmanın görevli savcılarca büyük bir hassasiyet ve dikkatle sürdürüldüğü kaydedildi. Uçakla İstanbul’a getirildiİstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatı doğrultusunda, Ankara’da sabahın erken saatlerinde gözaltına alınan İP lideri Perinçek, THY’ye ait bir uçakla Atatürk Havalimanı’na getirildi. Perinçek, havalimanından Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü. Olaya ilişkin daha önceden gözaltına alınan, aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük, avukat Kemal Kerinçsiz’in de bulunduğu 39 kişi tutuklanmıştı.
Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız, gözaltılara sert tepki gösterdi.
‘Cumhuriyet susturulmak isteniyor’Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız, gazetenin imtiyaz sahibi İlhan Selçuk’un gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Yıldız, Selçuk’un gözaltına alınmasının ardından Şişli’deki gazete binası önünde toplanan gruba hitaben yaptığı konuşmada, “İlhan Selçuk’un, 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbe dönemlerini anımsatan bir yöntemle gözaltına alınmasının anlamını kamuoyunun takdirlerine sunuyoruz” dedi. İbrahim Yıldız, şunları söyledi: “Kamuoyunda ’Ergenekon Operasyonu’ olarak bilinen ve uzun süredir devam etmekte olan soruşturmanın, AKP’nin kapatma davası ile ilişkilendirilmesi ve Cumhuriyet Gazetesinin bu yolla sindirilmek, susturulmak istenmesi oyununa alet olmayacağız. İsmini Atatürk’ün verdiği Cumhuriyet Gazetesi, kurulduğundan beri 84 yıldır demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti sistemini savunmaktadır.”
Avukatları görüşemediİşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in Avukatı Osman Aydın Şahin ile gazeteci İlhan Selçuk’un avukatı Akın Atalay, müvekkileriyle görüşemedi. Bilgi almak için Emniyet’e gelen Şahin, Perinçek ile görüştürülmediğini söyledi. İlhan Selçuk’un avukatı Atalay da, müvekkili ile görüşmesine, 24 saat süreyle izin verilmediğini söyledi. Atalay, “Şu anda iyi olduğuna dair yetkililerden bilgi aldık. Normalde bu suçlarla ilgili gözaltı süresi 48 saattir. Yarın (bugün) sabah görüştüğümüzde kendisi ile ilgili daha ayrıntılı bilgi öğreneceğiz. Şu anda kendisine yöneltilmiş bir suçlama da yok” dedi. Atalay, Selçuk’un evinde arama yapıldığını da sözlerine ekledi.
Bilgisayarlara el konulduAnkara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin İşçi Partisi (İP) Genel Merkezi’nde sabah saatlerinde başlattıkları aramalar saatlerce sürdü. Arama sırasında, binadaki bazı bilgisayarlar ile klasörler incelenmek üzere Emniyet Genel Müdürlüğü’ne götürüldü. İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bedri Gültekin, “Cumhuriyet Başsavcılığı iddianamesi karşısında paniğe kapılanlar gündemi değiştirmek, dikkatleri başka yerlere çekmek istiyorlar” dedi. Bu arada, İP Genel Merkezi önünde toplanan bir grup sivil toplum kuruluşu üyesi, gözaltıları protesto etti.

Operasyona tepkiler...TGC, olayın takipçisi olacakTürkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından yapılan açıklamada, “Özellikle kim olduğu bilinen, adı Türkiye’nin en eski yayın organı Cumhuriyet ile özdeşleşen, yaşamı evi ile gazetesi arasında ve iki resmi koruma eşliğinde geçen, 83 yaşındaki gazeteci İlhan Selçuk’un evinin basılarak sabaha karşı gözaltına alınmasının gereğini anlamış değiliz. Konunun takipçisi olacağımızı duyururuz” denildi.
12 Mart hatırlatmasıTürkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada da şöyle denildi: “Gözaltılar yöntem itibarıyla bize ne yazık ki 12 Mart dönemindeki Ziverbey Köşkü soruşturmalarını anımsatmıştır. Ancak o dönemden bugüne tek değişen husus, Ziverbey Köşkü’nün ’AB standartlarına’ uyumlu olarak yeniden yapılandırılmış olmasıdır. Bağımsız yargı, devlet içindeki gruplaşmaların siyasi çekişmelerine alet edilmemelidir.”
Mersin’de de protesto Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ahmet Ünal ve bir grup gazeteci de gözaltıları protesto etti. Ünal, “Böyle uygunsuz bir şekilde gözaltına alınan meslektaşlarımızın ortak özelliği yazıları ve açıklamalarıyla mevcut iktidara muhalefet olmalarıdır. Bu durumu basına karşı büyük bir sindirme ve korku salma eylemi yapıldığını düşünmekteyiz” dedi. Grup, daha sonra çeşitli sloganlar atarak, dağıldı.

KAYNAK : YENİÇAĞ GAZETESİ

SABİH SAMUR YORUMU : Rahmetli Menderes'in son döneminde yaşanan bir sürü olay aynen yaşanmakta eski tabirle cereyan etmektedir.inşallah sonundaki benzerlikte aynen yaşanmaz.

Gidilen yol kesinlikle yanlış bir yoldur. Ve enteresandır bu yol "Çıkmaz Sokak" tır.

İktidar süreci sonsuz değildir. İktidardaki yetki de Padişah yetkisi değildir.

Allah hepimizin sonunu hayırlı eylesin, hepimize akıl fikir versin.


İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek:
Almanya’daki kara para ve dolandırıcılık soruşturması Tayyip Erdoğan ve oğluna dayandı

Almanya’dan gelen karapara ve dolandırıcılık dosyası MASAK’ta bekletiliyor.

Almanya’da 25 Nisan 2007 günü 340 polis ve iki savcı tarafından yapılan operasyonla başlayan “Deniz Feneri ve Kanal 7” soruşturmasında, Tayyip Erdoğan ve oğlu Burak’ın suçları araştırılıyor.
Operasyondan önce Deniz Feneri ve Kanal 7’yi dört ay izlemeye alan Frankfurt Savcılığı, “Uluslararası hukuk yaptırımlarından faydalanarak Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesinin alınmasını talep edeceğiz” diyor.

Savcılık, izleme sırasında Tayyip Erdoğan’ın oğlu Burak Erdoğan’ın aynı binadaki Deniz Feneri ve Kanal 7’ye sık sık gittiğini saptadı. Bu saptama, Burak Erdoğan’la ilgili kurye kuşkusunun kamuoyuna yansımasına neden oldu.

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek bugün (23 Şubat 2008) partisinin İstanbul İl Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenleyerek Almanya’daki kara para ve dolandırıcılık soruşturmasının Tayyip Erdoğan’a ve oğlu Burak Erdoğan’a dayandığını söyledi. Perinçek’in açıklaması şöyle:

KARAPARA DOSYASI GELDİ, MASAK’TA BEKLİYOR
Federal Almanya Frankfurt Savcılığı, kara para aklama ve dolandırıcılık suçundan geçen Nisan ayında açtığı soruşturmayla ilgili olarak Türk makamlarından bazı talepleri içeren dosyayı Ankara’ya gönderdi. Dışişleri Bakanlığı’na iletilen dosya Adalet Bakanlığı’nca incelendikten sonra Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK)’na devredildi. Dosya MASAK’ta bekliyor.

TUTUKLANMASAYDI AKP’DEN ADAY OLACAKTISoruşturmada tutuklanan, Almanya’daki bütün hesaplarına el konulan, bütün mal varlığının satışı durdurulan Mehmet Gürhan’ın Türkiye ilişkileri konusunda Frankfurt Savcısı Doris Moeller-Scheu şunları belirtiliyor:

“Mehmet Gürhan aldığımız bilgilere göre Türkiye’de Temmuz ayındaki seçimlerde AKP’den milletvekilliğine aday gösterilecekti. İncelediğimizde şahsın, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerini Ankara’ya giderek bizzat gerçekleştirdiğini tespit ettik.”

TAYYİP ERDOĞAN’IN İFADESİNİN
ALINMASINI TALEP EDECEĞİZ
Savcı Doris Moeller Scheu’ün açıklaması şöyle devam ediyor:

“Erdoğan ailesi ile sıkı ilişkilerde olan Mehmet Gürhan’ın İzmir limanında demirleyen ve İtalya’dan Türkiye’ye gurbetçi taşımak için satın alınan geminin Deniz Feneri’ne yapılan bağışlarla alındığını tespit ettik. Ayrıca uluslararası hukuksal yaptırımlardan faydalanarak Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesinin alınmasını talep edeceğiz.

“1992 yılında 2000 Mark karşılığı taksi şoförlüğü yapan Gürhan’ın 1,5 milyon Euro değerindeki filosuna nasıl sahip olduğunu, bir villa ve dört daireden oluşan 4,5 milyon Euro’luk mülkiyeti nasıl ve hangi parayla aldığını Gürhan’dan sorduk. Gürhan gibi avukatları da çelişkili açıklamalarda bulundular.” BURAK ERDOĞAN KURYE Mİ?
Frankfurt Savcılığı’nın 2007 yılının Nisan ayında başlattığı soruşturmada, en çok Mehmet Gürhan ile Türkiye arasındaki para trafiği üzerinde duruluyor. Buna göre Deniz Feneri Almanya’dan Türkiye’deki bazı banka hesaplarına yüklü miktarlarda paralar transfer ediliyor. Para transferlerinde üst düzey bir bürokratın Ziraat Bankası hesaplarının kullanıldığı, savcılık tarafından belirleniyor. Bu konu, Ankara’ya gönderilen ve şu anda MASAK’ta bulunan dosyaya da yansıtılıyor.

Alman savcılığı, kara para hareketlerinin yaşandığı dönemde bir başka noktaya dikkat çekiyor. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan, tam da bu dönemde Deniz Feneri ve Kanal 7 Almanya’nın bulunduğu binaya sık sık gidip geliyor. Savcılığın bu ziyaretleri önemsemesi ve para transferleriyle aynı döneme denk geldiğine dikkat çekmesi, gazetecilerin de dikkatini çekiyor. Akşam ve Güneş gazeteleri internet siteleri gibi bazı yayın organlarında, “Burak Erdoğan kurye mi?” soruları ortaya atılıyor. Burak Erdoğan’ın Başbakan’ın oğlu olarak VIP salonlarını kullanması, üstünün veya eşyalarının aranmaması gibi özellikler de bu soruların dayanağı olarak değerlendiriliyor.

İÇ İÇE İLİŞKİLER AKP’Yİ GÖSTERİYOR
Frankfurt’ta kapılar kırılarak girilen binada çok sayıda belgeye el konulmuştu. Operasyonun nedeni Deniz Feneri Derneği’nin topladığı 16 milyon Euro’nun 8 milyon Euro’sunu Kanal 7’nin Avrupa bürosuna aktarmasıydı. Frankfurt Savcılığı’nın baskında gözaltına aldığı dört zanlıdan üçünün, hem Deniz Feneri Derneği’nde hem de paraların aktarıldığı Kanal 7 ve YİMPAŞ Grubu şirketlerinde yöneticilik yaptığı açıklandı.

Kanal 7, 1995 yılında, Almanya’da Media 7 GmbH adıyla bir şirket kurdu. Gurbetçileri dolandıran Yimpaş’tan Media 7’ye, Media 7’den de Kanal 7’ye milyonlarca dolar aktarıldı. Paralarını Yimpaş’a ve patronu Dursun Uyar’a kaptıran gurbetçiler perişan olurken, onların paraları ile Media7 ve Kanal 7 palazlandı. Bu operasyonda görev yapan isimler daha sonra Deniz Feneri Derneği’nin Avrupa merkezinde bir araya geldiler.

O dönemde şirketin başında son operasyonda tutuklanan Mehmet Gürhan ve arkadaşları vardı. Bu isimler aynı zamanda Kanal 7’nin de yönetiminde görev yaptılar. Hortumlanan paralar Kanal 7’ye akıyordu.

Gurbetçi paralarını hortumlayan Yimpaş’ın ortak olduğu Media 7 daha sonra iflas ettiğini açıkladı. Media 7 iflas edince yerine Euro 7 kuruldu.

Mehmet Gürhan Euro 7’nin de ortağı. Mehmet Gürhan son operasyonda Deniz Feneri’nin topladığı yardım paralarını Euro 7’ye aktardığı için tutuklandı. Aslında Almanya’da başlatılan operasyonunun Türkiye’ye uzanan ilişkiler zincirinde hep aynı isimler ve bu isimlere ait şirketler var.

BURAK ERDOĞAN SIK SIK GİDİP GELİYORDU
Ön soruşturması yapılan davada Deniz Feneri Avrupa Başkanı ve Kanal 7 Avrupa Genel Müdürü Mehmet Gürhan’ın ve muhasebe sorumlusu Firdevsi Ermiş’in de ifadeleri alındı.
Önceleri taksicilik yapan Mehmet Gürhan’ın Frankfurt’ta 17 taksiden olusan taksi filosunu nasıl elde ettiği ve Frankfurt yakınlarındaki Dietzenbach kasabasındaki daire ve villa gibi gayrimenkullerin kaynağı soruldu. Frankfurt Savcısının yaptığı araştırmaya göre Tayyip Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın da çeşitli zamanlarda Frankfurt Deniz Feneri ve Kanal 7’ye gelip gittiği belirlendi.
Savcılık, araştırmanın en az bir yıl süreceğini, iki kamyon dolusu dosyanın incelenmesinin zaman alacağını, açıkladı.

Ayrıca İzmir limanında bulunan Atlas isimli gemiye el konulabileceğini, bunun için de Frankfurt savcılığı nezdinde ön çalışmaların tamamlandığını belirten Savcılık, ileriki günlerde bir grup Alman avukatın, Ankara’daki Alman Büyükelçiliği ile işbirliği yaparak, gemiye el konulması için hareket edilecek.

ALMAN POLİSİ KOSOVA’DA ARAŞTIRMA YAPTI
Federal Suç Dairesi (Kriminalamt) Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Avusturya ve İngiltere’nin yanı sıra Kosova, Türkiye ve Endonezya’da topladığı bilgilerle makbuzları karşılaştırdı.
Savcılık, Kosova’dan gelen ilk makbuzlarla Deniz Feneri’nin kayıtlarında yer alan; Kosova’da fakir köylere dağıtıldığı ileri sürülen yardımlara ilişkin makbuzların ilk karşılaştırmasında söz konusu Deniz Feneri’nin bağışladığı miktarlar ve kişilerin hayal ürünü olduğunun belirlendiğini açıkladı.
Alman ve Kosova polisinin işbirliğiyle Deniz Feneri’nin makbuzlarda verdiği adres ve köylere gidildi. Buna göre 28 köyün muhtarı ile yapılan görüşmelerde söz konusu makbuzlarda yer alan bu isimlere ait kayıtlar bulunamadı. Kosova’daki muhtarlar, Alman İnterpol yetkililerine, “Hayatımızda ne Deniz Feneri duyduk, ne de sözü edilen kişiler köylerimizde var” dediler.
PAKİSTAN’DA HAYALİ ÜNİVERSİTE KURMUŞLAR
Alman polisi, Kosova’nın yanı sıra Pakistan’da da araştırmalarını sürdürüyor. Pakistan’daki araştırmalarda Deniz Feneri’nin kayıtlarında yer alan üniversite yapımı işi de uydurma çıktı. Konu edilen üniversite ile ilgili hiçbir şeye rastlanamadı.

Fatih’te muhtarların düzenledikleri sahte yardıma muhtaç kişiler ve yardım edildiği şeklindeki belgeler ayni zamanda araştırmanın diğer bir kanadını oluşturuyor.


ULUSAL BASINA DESTEK OLALIM




YENİ ÇAĞ GAZETESİ'Nİ OKUMA KAMPANYASI!

İşçi Partisi, ABD ve AB güdümlü, satılmış medyaya karşı ULUSAL BASINA DESTEK KAMPANYASI açtı. Bu kapsamda yurttaşlar, günlük gazeteler içinde ABD emperyalizmine karşı vatan savunması hattında doğru bir çizgi izleyen Yeni Çağ Gazetesini desteklemeye çağırıldı.İşçi Partisi Genel Sekreteri Av. Nusret Senem tarafından İl Örgütlerine gönderilen genelgede "Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik politikalarımızı en doğru ve etkili şekilde değerlendiren yayın organı Yeniçağ Gazetesi’dir. Bu gazetenin uzun zamandan bu yana Partimizin önderlik ettiği 'Ermeni Soykırımı Yalanı'na karşı mücadelede de etkili bir yayın çizgisi izlediği bilinmektedir. Partili arkadaşlarımızı ve dostlarımızı Yeni Çağ Gazetesi'ni almaları için teşvik etmeliyiz." denildi.

KAYNAK : İşçi Partisi Web Sitesi







Bazı fotoğraflar vardır insan yorum yapmakta zorlanır.Bugünün Ulusalcılık bayrağını üstlenmiş bir Perinçek'in böyle karelerde yer almasını akıl almıyor.



Gönül istiyor ki açıklanamayan bir devlet görevi ile orada olmuş olsun...