Bülent Ecevit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bülent Ecevit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Başın sağ olsun Türkiyem

Kiminiz beni bu duruşumdan dolayı kiminiz ise başörtüsü ile Meclise girilmesine karşı çıktığım için bazen dalga geçerek bazen küfürle anıyorsunuz.
Evet ben nezaketimle, duruşumla diplomat kişiliğe sahip bir bireydim. Devlet terbiyesi ile yetişmiştim.
T.C. Başbakanının karşısında Amerkan rahatlığı ve kibiri ile duran bu adama ben; terbiyemi, karakterimi vücut dilime yansıtarak cevap verdim o tarihte, bu daha önceden planlanmış ve kurgulanmış fotoğrafta.
Benim iktidarımda ne İRAN'a ne IRAK'a, ne SURİYE'ye müdahale edilemedi, bu ülkelerin toprak bütünlüğü asla tartışılamadı.
Bugünkü gibi paramparça bir Irak ve Suriye benim dönemimde hayal bile edilemezdi.
Biz şov yapmadık, çok konuşmadık. Gerektiği zaman konuşulması gerektiği kadar konuştuk.
Önce diplomasiyi konuşturduk, sonra gücümüzü; Kıbrıs'ta olduğu gibi.
Bugün başörtü sorunu yok. 13 senedir yok.
Ve fakat hala başörtüsünü konuşuyoruz.
Yeni dünyalar kuruluyor biz ise kurulan dünyada değil bize öngörülen ve uygulamamız istenen rolde yaşıyor, yaşatılıyoruz.
Ne diyeyim?
Kolaylıklar diliyorum.
İnancımıza mutlaka sarılalım.
Diğer taraftan bayrağımıza, adımıza, vatanımızı da sarılalım.
Türk kelimesine milletimize sahip çıkalım.
Kıbrıs'a dikkat edelim.
Takılmayın fotoğraflara. Bacak bacak üstüne atarak ülkeler güçlü olmuyor. Dik duruşla ve icraatla güçlü oluyor.
Yeniden saygın ve çekinilen bir ülke olabilmek ümidiyle.


Baki selam

Bülent Ecevit (Seslendiren SS1967)



Kamer Genç'in delikanlılığını, dik duruşunu, olması gerekeni yapmasını takdir ediyoruz ve başta CHP ve MHP olmak üzere DP, HEPAR, BBP, BTP, YURT Partisi ve diğer partilerden de BEKLİYORUZ!

Yok mu İkinci bir ECEVİT & ERBAKAN ?

Devletine kalkan eli kıracak?
O Paçavrayı indirecek?

Bugünkü süreçte dümenden muhalefet yapanlar da suçludur.
Ve bir gün birileri gelir de "neden ülkeyi bu hale getirdiniz?" derse kimse demokrasi nutukları filan atmasın!

Bu memleket O.Çocuklarına peşkeş çekilmek için ve peşkeşe göz yumulması için kurulmadı!!!


Sabih Samur   30 Temmuz 2013  İstanbul


Lütfen bu yazıyı üzerini tıklayarak dikkatlice en az iki üç defa okuyunuz. Hastalığı ve yaşlılığı ile dalga geçenler, belki şu an ki durumu ve kıpırdayacak yerimiz kalmadığını gördüklerinde yüzleri kızarır ve utanırlar; umarım.
Allah rahmet eylesin, nur içinde yat Büyük Türk.
Sabih Samur






Mukadder Başeğmez.
"Biz buradayız"

Yerel seçimler için hazırlıklarını sürdüren Saadet Partisi adaylarını coşkulu kalabalıklara açıklamaya devam ediyor. Saadet Partisi Bağcılar İlçe Başkanlığı'nda toplanan partililer Bağcılar Belediye Başkan Adayı olarak Mukadder Başeğmez'i seçti.
Törene Saadet Partisi İl Başkanı Sadrettin Karaduman da katılırken Mukadder Başeğmez bir konuşma yaptı. Seçimlerde "Biz Buradayız" sloganıyla Bağcılar halkının karşısına çıkacağız diyen Başeğmez konuşmasına şöyle devam etti:
"Kendimi şu anda Çanakkale siperlerine atılmış gibi görüyorum. Her birinizi de bir Seyit Çavuş gibi görüyorum. Çanakkaledekiler bir medeniyet için şehit düştüler. Biz hep diyoruz ki ya özgürlüğü seçip, dünyaya gerçek medeniyeti getireceksiniz veya Batı'nın oyununa gelip, medeniyetinizi yok edeceksiniz. Eğer milli şuura sahip olursanız bütün dünyaya adaletin ve insanca bir medeniyetin gelmesi için çalışırsınız. Yok eğer şuursuzca hareket ederseniz, Bağdat'taki, Basra'daki, Gazze'deki medeniyet bataklığına saplanırsınız. Yanlış rota, ne zulümlere ve ne ölümlere sebep olur" şeklinde konuştu.
"Hükümet icraatlarıyla sınıfta kalmıştır"
Başeğmez, hükümetin dış ve iç politikada basiretsizce davrandığını ifade ederek, "Bu hükümet, dış politikada batı medeniyetinin çirkin emellerine ortak olmuştur. Aynı zamanda iç politikada da halkımızın huzur ve refahı için gerekli çalışmaları yapamamıştır" dedi.
SABİH SAMUR YORUMU:
Mukadder Beyi canlı performansı ile izleme şansı bulduğum için sevinç duydum.
Topluluğa hakimiyeti mükemmel.
Ecevit&Clinton, Erdoğan&Bush örneklemesi ve verdiği mesaj mükemmeldi,beni onikiden vurdu.
Parti ayrımı yapmadan konuşuyorum, daha doğrusu yazıyorum; Mukadder Başeğmez gibi şahsiyetlere bu ülkenin ihtiyacı var.
Kırmızı-Beyaz ve Sabih Samur olarak desteğimiz tamdır.
Bağcılar inşallah sizin için bir tekrar başlangıç olur.
Nihai adres ise TBMM'dir ve hakkınızdır.
Saygılarımla
Sabih Samur



Milliyet Gazetesi Köşe yazarı Sn. Hasan Cemal’in 11 Mart 2007 Pazar günkü yazısında belirtiyor:“Bugün Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu yakın tehlikenin irtica değil, faşizm ya da faşizan bir otoriter rejim olduğunu düşünüyorum.İrtica ve bölücülük bağrışları arasında, kolu kanadı zaten kırık demokrasi ve hukuk devletinin kuşatma altına alınmak istendiğini uzunca bir zamandır biliyorum."İrtica geliyor, Türkiye bölünmek isteniyor!" sloganlarıyla ulusalcı-milliyetçi bir dalga kabartılıyor.”
Evet Hasan Cemal böyle diyor.
Ülkenin bölünmesinden,federal yapılanmadan bahsedildiği bir ortam “bölücülük bağrışması” olarak niteleniyorsa ulusalcı-milliyetçi dalga faşizm olarak kabulleniliyorsa gururla söylüyorum Sabih Samur olarak ben faşistim ve vatanını seven,onu korumak ve kollamak için yemin etmiş milyonlarca faşist Sabih Samur var!
Sabah Gazetesi’nin ağır ağabeylerinden Muhterem Fatih Altaylı’da köşesinde buyurmuşlar;
“…bu yükselen milliyetçilik ile nereye gidiyoruz?…”
Çok sakıncalı değil mi?
Aman çocuklarınızı uyarın kötü yola sapmasınlar.
Allah korusun büyüyünce Atatürk milliyetçisi filan olurlar neme lazım!
Bırak tshirtlerde yazan “I love USA” yazısını, donunuza kadar Amerikan bayrağı giyiniz sizden iyisi yok.
Neden? Çünkü bize öğretilen güçlüden yana ol zarar gelmez.
Ne istiyorum biliyor musunuz ?
Amerika, Türkiye’ye sınırsız Green Card verse de ne kadar Amerikan hayranı varsa defolup gitse!
Ulan bu yazıyı Bush mush okur da alırız başımıza belayı. O yüzden bende I love USA yani nasıl diyorlar sizde; me too!
ABD yüzünden Kuzey Irak’a giremiyoruz.
ABD yüzünden başka ülkelerden helikopter alamıyoruz.
ABD yüzünden güya kendi isteğimizle F-35 projesine dahil oluyoruz.
ABD yüzünden özelleştirmediğimiz bir Anıt Kabir kaldı.
Yukarıdaki 4 satırı kırk satır yapabilecek kudretteyiz Allah’a şükür.
Ama HAMASET yapmaya gerek yok değil mi?
Büyüklerimiz öyle diyor ya!
Biz K.Irak’a girmeliyiz dedikçe bazıları hamaset yapılıyor diyorlar.
Türk Ordusu barışı sağlamakla, vatanı korumak ve kollamak ile mükelleftir.
Üniformalı iken yağıp gürleyeceksin,bir sürü madalyayı bir sürü törenle alacaksın sonra sivil olunca utanmadan sıkılmadan “… biz oralara gidemeyiz gitsek de giremeyiz. Çünkü,” şartlar müsait değil.”diyeceksin.
Yerim senin şartını.Rahmetli Ecevit ve Erbakan ikilisi tüm muhalefete ve Amerikancı kesime rağmen aslanlar gibi liderlik yapmışlar ve ordumuzun o yokluklarına rağmen Kıbrıs’a girerek akan kanı durdurmuşlardı! O zaman ortam çok mu müsaitti?
İşte bunları yazdığın zaman hamaset yapmış oluyorsun. Şimdi bu yazdıklarımı başka yerlerinden anlayıp bizi ordu düşmanı ilan etmeye kalkanlara da bilgi vermekte fayda var.
Ofisimin duvarında Tümgeneral Necati Özgen imzalı 207. Dönem Yedek subay diploması asılı. Bugün sayın Özgen Paşam da emekli ama resmi ağzı ne ise sivil ağzı da hala öyle.
Adım gibi eminim yetkisi olsa kamuflajları çoktan giymiş Kandil’e çoktan inmişti.
Bugün Kandil’e giremeyenler yarın Doğu ve Güneydoğudaki Üniversitelerimize de giremeyecekler.
Neyse hamaset yapmayalım.
Hep bir ağızdan bağıralım yaşasın koordinasyon.
Yaşasın Amerika ile olan dost ve müttefikliğimiz.
YAŞASIN AMERİKA ve KUTSAL ÇIKARLARI !
Kendinize iyi bakın ve yere sıkı basın.

Sabih Samur




Bir milliyetçilik furyası esiyormuş,yok efendim başbakanda bu furyadan yararlanmak istiyormuş.O yüzden son yaptırdığı afişler ve kullandığı görselde arka plan fona Türk Bayrağı yerleştirilmiş.Miş miş miş.
Kim derdi Türk Bayrağı tehlikeli bir unsur olacak, milliyetçiliği simgeleyecek ve neredeyse Milli duyguları ateşlediği ve Türk Milliyetçiliği’ne hizmet ettiği için suçlu ilan edilecek.Sabah Gazetesi’nin ağır ağabeylerinden Muhterem Fatih Altaylı’da köşesinde buyurmuşlar; “…bu yükselen milliyetçilik ile nereye gidiyoruz?…” Çok sakıncalı değil mi?
Aman çocuklarınızı uyarın kötü yola sapmasınlar.Allah korusun büyüyünce Atatürk milliyetçisi filan olurlar neme lazım!Bırak t-shirtlerde yazan “I love America” yazısını donunuza kadar Amerikan bayrağı giyiniz sizden iyisi yok.Neden?Çünkü bize öğretilen güçlüden yana ol zarar gelmez.Ne istiyorum biliyor musunuz ? Amerika Türkiye’ye sınırsız Green Card verse de ne kadar Amerikan hayranı varsa Fuck off yapıp gitse!!!
Ulan bu yazıyı Bush mush okurda alırız başımıza belayı.O yüzden bende I love USA yani nasıl diyorlar sizde me too!
YÜZÜNDEN VE HAMASET
ABD yüzünden Kuzey Irak’a giremiyoruz.
ABD yüzünden başka ülkelerden helikopter alamıyoruz.
ABD yüzünden güya kendi isteğimizle F-35 projesine dahil oluyoruz.
ABD yüzünden özelleştirmediğimiz bir Anıt Kabir kaldı.
Yukarıdaki 4 satırı kırk satır yapabilecek kudretteyiz Allah’a şükür.Ama HAMASET yapmaya gerek yok değil mi?Büyüklerimiz öyle diyor ya!
Biz K.Irak’a girmeliyiz dedikçe bazıları hamaset yapılıyor diyorlar.Türk Ordusu barışı sağlamakla, vatanı korumak ve kollamak ile mükelleftir.Üniformalı iken yağıp gürleyeceksin,bir sürü madalyayı bir sürü törenle alacaksın sonra sivil olunca utanmadan sıkılmadan “… biz oralara gidemeyiz gitsek de giremeyiz.Çünkü şartlar müsait değil.”diyeceksin.Yerim senin şartını.
Rahmetli Ecevit ve Erbakan ikilisi tüm muhalefete ve Amerikancı kesime rağmen aslanlar gibi liderlik yapmışlar ve ordumuzun o yokluklarına rağmen Kıbrıs’a girerek akan kanı durdurmuşlardı!O zaman ortam çok mu müsaitti?İşte bunları yazdığın zaman hamaset yapmış oluyorsun.Haberiniz olsun t-shirt yaptırıyorum.Üzerine “I love HAMASET” yazacağım.Eminim Janus personeli Sn Mehmet Hacı Kadiroğlu liderliğinde bana eşlik edeceklerdir.
Şimdi bu yazdıklarımı başka yerlerinden anlayıp bizi ordu düşmanı ilan etmeye kalkanlara da bilgi vermekte fayda var.Ofisimin duvarında Tümgeneral Necati Özgen imzalı 207. Dön
Yedek subay diploması asılı.Bugün sayın Özgen Paşamda emekli ama resmi ağzı ne ise sivil ağzı da hala öyle.Adım gibi eminim yetkisi olsa kamuflajları çoktan giymiş Kandil’e çoktan inmişti.Bugün Kandil’e giremeyenler yarın Doğu ve Güneydoğudaki Üniversitelerimize de giremeyecekler.Neyse hamaset yapmayalım.Hep bir ağızdan bağıralım yaşasın koordinasyon.Yaşasın Amerika ile olan dost ve müttefikliğimiz. YAŞASIN AMERİKA ve KUTSAL ÇIKARLARI !

Kendinize iyi bakın ve yere sıkı basın.

Sabih Samur

KAYNAK : Yeni Alanya Gazetesi www.yenialanya .com


ŞEHİTLERİMİZ TÖREN VE ETKİNLİKLERLE ANILDI.

Etkinlikler, saat 08.00`de Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı`ndan Kurmay Albay Mehmet Dağman`ın BRT radyosundan yaptığı konuşmayla başladı.
Lefkoşa Şehitler Abidesi önündeki anma töreni ise saat 09.00`da başladı.
Saygı Marşı, saygı duruşu ve saygı atışıyla başlayacak törende İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekilecek. Anıt özel defterinin imzalanmasının ardından GKK`dan Kurmay Albay Mehmet Dağman konuşma yaptı.
Saat 09.30`da da Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi`nde Şehitleri Anma Programı düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı`yla başlayan programda, Bülent Ecevit Anadolu Lisesi korosu marşlar okudu, Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Ertan Ersan konuşma yaptı, Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı Korosu marşlar sundu. Mücahitler Derneği Başkanı Vural Türkmen`in konuşmasının ardından program, Bülent Ecevit Anadolu Lisesi öğrencilerinin tablosuyla tamamlandı.
Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği binasındaki Atatürk Büstü`nün açılışı da saat 10.45`te Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu tarafından yapıldı.
Aynı gün Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı`ndan Kurmay Albay Mehmet Dağman saat 18.00`de BRT televizyonunda konuşma yapacaktı.
21 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası, ilçeler ile okullardaki tören ve etkinliklerle de anılacak.
Gazimağusa, Girne, Güzelyurt ve İskele`de de 21 Aralık törenleri yapıldı.
Ayvasıl (Türkeli) köyünde şehit düşenler 22 Aralık, Larnaka şehitleri de 23 Aralık Cumartesi günü anıldı.
ERTUĞRULOĞLU: RUM-YUNAN İKİLİSİ HEDEFLERİNDEN VAZGEÇMEDİ
Öte yandan Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olgusuna kolay gelmediğine işaret ederek, ``Bugünkü özgürlük ve barış ortamı, Anavatan Türkiye ile birlikte yürütülen var oluş ve özgürlük mücadelesinin bir sonucudur`` dedi.
Ertuğruloğlu 21-25 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası nedeniyle yayımladığı mesajda, 21 Aralık 1963 yılının Noel`inde Türkü İmha Planı olan Akritas`ı yürürlüğe koyan Rum-Yunan ikilisine karşı, Kıbrıs Türk halkının verdiği mücadelenin, özgürlük mücadelesinin en şanlı, en onurlu ve en önemli sayfalarını oluşturduğunu kaydetti.
UBP Genel Başkanı Ertuğruloğlu, yaklaşık bir hafta süren çatışmalar sonucunda 500 kadar Kıbrıslı Türkün şehit; 30 bin kişinin ise göçmen olduğunu hatırlatarak, ``Bu kanlı saldırılar sonucu Kıbrıs Türkleri % 3`lük toprak parçası üzerinde küçük gettolarda yaşamaya zorlanmış, Kıbrıs Cumhuriyeti organlarından dışlanmış, acı dolu günler yaşamaya başlamıştı`` dedi.
Rum yönetiminin, Türk direnişi karşısında silah zoruyla başaramadığını, Türk bölgelerine deterjandan, eldivene, yün çoraba kadar 49 çeşit malın girmesini yasaklayarak, Kıbrıs Türklerini abluka altına almak suretiyle başarmak istediğine işaret eden UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, şöyle dedi:
``15 Temmuz 1974`te bir oldu bittiye getirerek adayı Yunanistan`a bağlamak isteyen faşist Yunan Cuntası ve Rum işbirlikçileri karşılarında Anavatan Türkiye`yi ve onun garanti hakkını kullanması, adaya huzuru getirmesi için çarpışmayı göze alan Kıbrıs Türk halkını bulmasalardı, her halde Kıbrıs sorunu çoktan tarihe karışır, ada tamamen Yunanlaşırdı.``
UBP Genel Başkanı Ertuğruloğlu açıklamasına, ``Ama yapamadılar, yaptırmadık`` diye devam ederek, Türk Mukavemet Teşkilatı ruhunun, Atatürkçü düşüncenin bunu engellediğini kaydetti.
Tahsin Ertuğruloğlu, aradan 43 yıl geçmesine rağmen Kıbrıs konusunun özünün değişmediğine; Rum-Yunan ikilisinin hedef-lerinden vazgeçmediğine işaret ederek, Rum-Yunan ikilisinin hâlâ Kıbrıs`ı bir Yunan adası olarak gördüğünü vurguladı.
DP: BM VE AB`NİN, KIBRIS`TA YAKIN TARİHTEN ALACAĞI DERSLER VAR
Demokrat Parti (DP), 21-25 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası`nın, Kıbrıs Türk halkının olası bir çözümde, garantörlük, iki kesimlilik ve egemenlik gibi konulardaki ısrarında ne denli haklı olduğunun tarihsel bir kanıtı olduğunu vurguladı.
DP, dünya devletlerinin Kıbrıs sorununa çözüm bulma girişimlerine ki-litlendiği bir dönemde, Rum ve Yunanlıların, 21 Aralık 1963`te Kıbrıs Türk halkına karşı başlattığı ve ``Kanlı Noel`` diye bilinen silahlı saldırıların yıldönümünün anıldığına belirtti.
DP Basın Bürosu`ndan 21-25 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası nedeniyle yayımlanan mesajda, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği üyelerinin, Kıbrıs`ta yakın tarihten alacağı dersler olduğu ifade edildi.
Mesajda, 21-25 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası`nın; Kıbrıs Türk halkının olası bir çözümde, garantörlük, iki kesimlilik ve egemenlik gibi konulardaki ısrarında ne denli haklı olduğunun tarihsel bir kanıtı olduğu belirtildi.
Mesajda, DP`nin, Kıbrıs`ta iki halkın da yararına olacağına inandığı toplumlararası görüşmelerin bir an önce başlaması amacıyla tarafların daha çok çaba harcaması gerektiği belirtildi.
DP`nin, Kıbrıs`ta çözümsüzlüğün sıkıntısından kurtulmak için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da pozitif girişimleri sürdüreceğine işaret edilen mesajda, Anavatan Türkiye ile birlikte egemenlik ve devletten taviz vermeden adil bir anlaşma için mücadele edecekleri vurgulandı.
Bu arada Şehitler Haftası nedeniyle, Şehit Aileleri ve Malül Gaziler Derneği, Emekli Mücahitler Derneği, Kıbrıs TMT Derneği, Kıbrıs Türk Emekliler Cemiyeti, Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği, Şehitleri Anma ve Yaşatma Derneği ile Din Görevlileri Sendikası (Din-Gör-Sen) birer mesaj yayımladılar.


SABİH SAMUR YORUMU

Yukarıdaki fotoğraf ne kadar üzüntü verici olursa olsun 10 yaş ve üzeri evlatlarımıza mutlaka göstermeliyiz.Tarihini unutan bir milletin geleceğini kararlaştırması ve düzgün adımlar atabil mesi neredeyse imkansızdır.


Sevgili Okuyucularımız iki fotoğraf arasında bir fark görebiliyor musunuz?
Sizi fazla yormak istemiyorum.Siyah Beyaz olan fotoğraf Rahmetli Ecevit,Bülent Ulusu ve Kenan Evren'den oluşmaktadır.Başbakan'a gösterilen saygı net olarak gözükmektedir.Bu saygıda bulunanlar darbeyi gerçekleştiren ve sonrasında Başbakan ve Cumhurbaşkanımız olan kişilerdir.
Yukarıdaki fotoğraf ise renklidir ve bugünü göstermektedir.Gelecek inşaallah siyah-beyaz fotoğraf gibi olmaz.
Olmaması için Tayyip Erdoğan'ın yani T.C. Başbakanı'nın makamının gerektirdiği tüm anayasal gerekleri yerine getirmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda sorumluluklarını yerine getirdiği ve ayrıca milli davamız olan Kıbrıs'ımıza gerekli önemi verdiği zaman Türk Milleti kendisini bağrına basacaktır.
Bunu başardığı zaman üstü kapalı konuşmasına gerek kalmadan Ordumuzu da kendi sahasında çalıştırma ortamı doğacaktır.Ordu şu an askerlikten ziyade aman Cumhuriyetimize bir şey olmasın kaygısı taşıma pozisyonundadır.
Bu kaygıyı samimi olarak giderip herkesin işini yapmasını sağlamak gerekmektedir.Ordumuz K.Irak'a girmek zorundadır.Bu görevi de Tayyip Erdoğan meclis kanalıyla kendisine vermek zorundadır.
Tabanına ters düşmek uğruna artık oy kaygısı taşımadan ve eğer Cumhurbaşkanlığına soyunmak istiyorsa
Laik,Cumhuriyetçi ve Atatürk Milliyetçisi bir Tayyip Erdoğan olmak zorundadır.
Yok eğer güç bende bildiğim yolda giderim diyorsa siyah-beyaz modası hiçbir zaman geçmez.Bu moda sadece Türkiye'de değil dünyada da her zaman trendy...

Sabih Samur



Altemur KILIÇ
altemurkilic1@ttnet.net.tr








Kabul edilemeyecekleri kabul etmek ve mümkün olmayanı yapmak

Evet, “kabul edilemeyecekleri” sonunda kabul etmek ve “mümkün olmayanı yapmak” ! Aradaki fark, bugünkü durumu özetliyor! Yüce Türk milletini koca T.C. devletini, AB sürecinde ve Kıbrıs konusunda, bizi bu haysiyet kırıcı duruma -Avrupa kapılarında şefaat dilemek ve “ne idükleri belirsiz” bir takım Avrupalıların ağızlarına bakmak vaziyetine- ne ve kimler getirdi. Kurtuluş mücadelesinde, Lozan’da, Kıbrıs Barış Hareketinde, bunca şehit pahasına kazandıklarımız, mevhum bir AB hayali uğruna uyum uyum yitilmekte! Başbakan Erdoğan AB Komisyonunun son “müzakereleri askıya almak” kararına “kabul edilemez” diye isyan etti, fakat iki saat sonra aklı -AB aklı- başına gelmiş olacak ki, bu sözlerini 180 derecelik bir takiye ile değiştirdi. Tavsiye, müzakereleri “askıya almak” değilmiş, hatta bu haberi veren bütün yabancı medyada ifade edildiği gibi, “dondurmak” da, değilmiş “tren yavaşlatılmışmış”. Türkiye -daha doğrusu AKP iktidarı- bu istiskale -kepazeliğe- rağmen “nurlu Avrupa yolunda” devam edecekmiş! Türkiye’nin altından halıyı çektiler, Başbakanımız bunu anlamamış görünmüyor. Her halde, Bin Bir Gece Masalları’ndaki “uçan halıyı” bekliyor! Ve koca Türk Devletinin Başbakanı, asıl niyeti malûm bir Papa’dan, ayaküstü AB’ye üye kabul edilmek için şefaat diliyor! Başbakanın ilk, “kabul edilemez” tepkisinden ricat edip arkamıza saplanan hançeri tevil etmeye kalkması da, herhalde devlet adamlığının değil “idare-i maslahatçılığın” bir örneği! . Başbakana sormak gerekiyor; “Tavsiye kararı” askıya almak değilmiş, “dondurma” da değilmiş peki acaba ne? Ve gene sormak lazım; AB’nin, gerçekten de “kabul edilemez” bu kararının verilmesine sebep olan, Kuzey Kıbrıs’ın havaalanı ve limanlarının Rumlara açılmasını öngören ve şimdi AB’nin başımıza kaktığı belgeyi neden imzaladınız. Ve “Müzakereler Başlıyor” diye neden bayram ilan ettiniz? Bilmiyor muydunuz ki, bu imzanız KKTC’yi yok etmeye müncer olacaktı? Ve aklınız sonradan başınıza gelmiş olacak ki -iç tüketim için- hiçbir hukuki kıymeti olmayan protokolü imza etmenizin, Rum kesimini tanımak anlamına gelmeyeceği “iradesini” ifade ettiniz! Danışmanlarız, bu “iradenizin” ancak üzerine yazıldığı kâğıt kadar bile, kıymeti olmayacağı hususunda sizi ikaz etmediler mi? İnce uzun yolGerçi Türkiye’yi bu çıkmaz “ince uzun” yola önceki iktidarla soktular! Ne var ki, AB’nin maksatları sopaları belli olduktan ve aba altından gösterdiği “sopalara” rağmen AKP iktidarı, bu yolda bütün AB oyunlarına ve Atatürk’ün, “bağımsız hiç bir milletin asla yabancıların tavsiye ve planlarıyla kalkınamayacağı” direktifine rağmen, devam etti ve milli değer ve çıkarlarımız, “uyum uyum” harcandı.Türkiye bu son istiskale rağmen, hâlâ AB yolunda devam etmek isterse, bedeli Fin Planı Çin planı derken, “elveda KKTC” olacak! 1974’de Kıbrıs Türklerini, EOKA vahşetinden kurtarmak ve de stratejik adayı hasımlarınızın tekeline bırakmamak için Ecevit’in gösterdiği irade pırıltısı fazla sürmedi ve TSK’nın zaferi, mantıki neticesine ulaştırılmadı. KKTC, Denktaş’ın mücadelesi sonunda, kuruldu, ama “Kıbrıs sorunu” ortada kaldı. Sonu gelmez müzakerelerle, “irade” gevşedi. Kuzey Kıbrıs’taki Maraş bölgesi, anlaşılması güç bir diplomasi anlayışıyla, müzakerelerde “pazarlık metaı” olarak iskân edilmedi, tel örgülerle çevrilip “hayalet şehire” dönüştü. Şimdi de, Rumların kozu! Rumların ve Avrupalıların oyuncağı olduk. Eğer gereken devlet adamlığı zamanında gösterilmiş olsaydı, zafer mantıki neticesine ulaştırılsa ve Kuzey Kıbrıs anavatana ilhak edilseydi, bugün bu durumlara düşülmezdi. “Konjonktür müsait değildi” denecek, ama “konjonktür” Türkler için ne zaman müsait oldu ve olacak ki? Mustafa Kemal, “müsait konjonktürü” mü bekledi? “Konjonktür” idare-i maslahatın Frenkçesi... Gerçek devlet adamlığı ise, “mümkün olmayanı yapmak” sanatı! Gerçek Atatürkçü milliyetçilerden, -ulusalcılardan ve özellikle CHP Genel Başkanından- bir ricam var: “Koşullar böyle gerektiriyor “ diye “ AB’ye taraftarız” amentüsünden, artık vazgeçsinler!

Tarih:02.12.2006 Kaynak:Yeniçağ Gazetesi

BÜLENT ECEVİT

Gönderen SABİH SAMUR | 12:08 ÖS | , | 0 yorum »









İnsanlar vardır rüzgar misali gelip geçerler,
İnsanlar vardır dağ gibi nesilden nesile geçerler

Sabih Samur

Kıbrıs Fatihi , Karaoğlan'a ithafen...

BAŞIMIZ SAĞOLSUN

Gönderen SABİH SAMUR | 9:56 ÖÖ | | 0 yorum »

BÜLENT ECEVİT
1925 - 2006

KIBRIS FATİHİ "KARAOĞLAN" 05 KASIM 2006 22:40 VEFAT ETMİŞTİR.
ALLAH RAHMET EYLESİN...