Etiler Lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etiler Lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dün



Bugün


Yarın


Günlerdir elim tuşlara gitmiyor.
Bize ait, bizim dönemimize ait, anılarımıza ait ne varsa AKP iktidarı döneminde bir bir elimden, beynimden alındığını görüyorum, hiç bir şey yapamıyorum.
Tarabya'da geziyorum. Bana ait hiçbir şey kalmamış. Parsellenmiş, talan edilmiş.
Ortaokulu okuduğum Akatlar'daki benim dönemimdeki adı Levent Lisesi olan okulumun TOKİ tarafından alınarak yıkılacağını ve yerine oranın rantına uygun bir bina yapılacağını öğreniyorum. Neymiş burası sayesinde başka yerlerde yüzlerce okul yapılacakmış. Kuleli Askeri Lisesi'ni de yıkın. Kıymetli arazi; binlerce okul yaparsınız başka yerlerde...
Arkadaşlarla konuşuyorum. "Pilav günümüz var, gelecek misin?" diye soruyorlar.
Sanki bende pilav yiyecek ağız ve tat kalmış gibi.
Düşünüyorum; ulan diyorum sıra lise yıllarımın geçtiği Tektil Meslek Lisemde.
Yedirirler mi oğlum diyorum sana bu okulu. Cevizlibağ'ın göbeğinde ki bu devasa arazi AKP ve kankası TOKİ'nin gözünden kaçar mı?
Nasıl koruyabilirim okulu mu?
Tekstil'e çaput bezi diyen hükümetin başına göre bu okul da çaput bezini imalat edenlerin yetiştirildiği gereksiz bir eğitim ve öğretim yuvasından ibaret değil mi?
Yakışmaz mı oraya güzel bir rezistans mı residence mi neyse ondan.
Önce okulun adını aldılar bizlere sormadan.
Şimdi de kendini alacaklar bizlere sormadan.
Otuz sene evvel o okulun bahçesine diktiğimiz çam fideleri şu an orman oldu!
Benle mi diktin onları AKP? TOKİ?
Benle dikmediğine göre bensiz de yıkamazsın!
Yıkacaksak beraber yıkacağız.
Evet Tekstil Meslek Lisesi pilav gününe katılacağım.
Ve Mezunlar Derneği başkanıma soracağım: "Biz pilav yemekten başka ne yapabiliriz?" diye...
Yapılacak çok şey var!
Konuşacağız.
Aklıma gelmişken arkadaşlar dikkat etmek lazım burası İstanbul.
Okulunu ve sana ait olan tüm değerlerini koruman lazım.
Boru mu bu karşında koskoca AKP ve onun başı var!
Bugün okulunu çizerler yarın seni.
Ne diyor reklamlarda?
"Kızım çantana dikkat et burası İstanbul"
Ağız tadında nice pilav günlerine, yarınsızlık olmaması dileklerimle.

Sabih Samur

Her insanın geçmişinde onun şu an ki kariyerine ulaşmasında çok büyük payı olan bir kişi mutlaka vardır.Bu kişi aile büyüklerinden biri olabileceği gibi uzun eğitim ve öğretim sürecinin yıllarının içinden gelip geçen (belki de hiç geçmeyen) bir öğretmen de olabilir.
Benim de böyle bir öğretmenim vardı; orta okul Türkçe Öğretmenim Sn. Gülderen Kumbasar.
Dersin konusu “Bakmak ve Görmek”.Ders başlayalı yaklaşık 10 dakika kadar olmuştu.Eskiden toprak bir futbol sahası olan Ak Merkez’in hemen arkasında yer alan Levent Lisesi(şu an ki adı Etiler Lisesi)nin ikinci katında yer alan sınıfımdan koşarak giriş katındaki kantine geldim ve tost makinasının sıcak olup olmadığını sordum ve aldığım yanıtla doğru sınıfa çıktım ve bilgi verdim.Öğretmenim teşekkür etti ve Sabih sana zahmet bir daha bak bakalım sosisli de yapıyorlar mı? dedi ve ben yine nefes nefese gittim ve geldim.Bilgi verip yerime oturdum.Fakat bu sırada sınıf kıkır kıkır.Öğretmenimiz Caroline adlı arkadaşımızı yine kantine gönderdi ve şu an tam hatırlayamadığım bir şeyi sormasını istedi.Sınıfa geri dönen arkadaşımız o istenen şeyin yanında,kantine şu an araç yanaşmış olduğu ve malzeme boşaltıldığından,dersleri boş olan öğrencilerin alış veriş yaptığından,kantin görevlisinin bugün biraz hasta olduğundan bahsetti.
Maalesef öğretmenimiz beni derste deney olarak kullanmıştı. “Bakmak ve Görmek” konusu canlı olarak yaşatılmış ve hepimizin beyinlerine kazınmıştı.O an ki düşünme kapasitemle öğretmenime kırılmıştım.Oysa daha sonraki yıllarda bana kattıklarını düşününce saygıyla ellerinden öpüyorum.Benim için ömür boyu hatırlanacak bir isim Gülderen Kumbasar.
Pazar Akşamı Kanal D’de oynayan sihirle ilgili bir gençlik dizisi var.Oğlumuz yüzünden maalesef ailece izliyoruz.İşte bu dizi Gülderen Kumbasar öğretmenimizi ve bu anıyı sizlerle paylaşmama vesile oldu.Dizinin sona doğru bir sahnesinde harfler havada uçuşuyor ve baş roldeki kızımız harfleri birleştirerek “SARIMSAK” adlı kelimeye ulaşıyor.Benim içinde kıyamet o an kopuyor.Gençlik dizisi.Mutlaka eğitim danışmanlarının olduğu bir dizi ve yapılan gaf!Mutlaka hepimizin evinde bir Türkçe Sözlük vardır.Lütfen tereddüt ediyorsanız açın ve bakın “SARIMSAK” mı ? “SARMISAK” mı ? Bende 1974 yılının Türk Dil Kurumu tarafından çıkartılmış olanı var ve “SARMISAK” yazıyor.Diye yazarken bilgisayardaki Word yazım programının sarımsak kelimesini otomatik olarak sarımsaka çevirdiğini gördüm.Google adlı arama motorunda ve TDK’nın güncelleştirilmiş sözlüğünde de sarımsak olarak görünce iddiamdan vazgeçsem mi diye düşündüm.
Ben yine de yazımı bendeki sözlüğe güvenerek sürdürmek istiyorum.(Kendimi bir an enjektörlü arabalara savaş açmış karbüratörlü eski bir 69 model İmpala’sı olan vatandaş gibi hissettim).
Kanal D’den ve bütün kanallardan rica ediyorum.Ne olur Türkçe’mize ve imla kurallarına dikkat edelim.Hıyarın biri kanalın birinde “Tabi ki de” dedi ve çok acı, virüs salgını gibi tüm memleketin dilinde; TABİ Kİ DE! O de’yi alıp onu söyleyene yutturmak geliyor içimden.
Allah bizi “DÖNCEM SANA” diyenlerin şerrinden korusun.
Neyse sevgili dostlar baktığımız ama doğru dürüst baktığımız zaman görülecek o kadar çok şey var ki.Yeter ki bakmasını bilelim.
Saygılarımla.

Dip Not: Pazar günkü yazımı sabah 06:00 da yazdığımdan ve Cengiz Topel ile ilgili ayrıca bir yazı hazırladığımdan olsa gerek Ercan Havaalanı, yazımda Cengiz Topel Havaalanı olarak geçmiş.Detayı fark eden ve beni uyaran Sn. Mustafa Öğretmenimize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Sabih Samur