
Çek Kanunu'ndaki ceza kaldırılıp yerine en az 5 yıl çek yasağı düşünülüyor. Düzenlemenin yeni yıla yetiştirilmesi gündemde Halen 8 bin kişinin karşılıksız çekten hapiste kalmasına neden olan 5941 sayılı Çek Kanunu’ndaki ‘adli para cezası’ düzenlemesinin kaldırılması için düğmeye basıldı. 2003 yılından sonra karşılıksız çekin adli para cezasını gerektiren bir suç olarak düzenlenmesi nedeniyle karşılıksız çek tutarına göre bir güne 100 lira üzerinden hesaplanan adli para cezasını ödeyemeyenler hapse giriyor. Yani örneğin 10 bin liralık çeki karşılıksız çıkan kişi, bu kadar tutarda adli para cezası ödemezse 100 gün hapis yatıyor. TBMM Adalet Komisyonu
Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki 4 nolu protokole aykırı olduğunu, adli para cezasını kaldıracak düzenleme için Adalet Bakanlığı’nda çalışma başlatıldığını söyledi.
Ardından çalışmanın Adalet Komisyonu’na geleceğini belirten İyimaya, çek dolandırıcılığını önleyecek madde üzerinde dikkatle durulduğunu bu konuda sıkıntı yaratmayacak düzenleme yapmak istediklerini söyledi. İyimaya, Adalet Bakanlığı’ndaki çalışmaya vurgu yaparken, CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün de 5941 sayılı Kanun’da adli para cezasını kaldırmaya yönelik 1 Ekim 2011 tarihli ve 2/85 nolu değişiklik teklifini TBMM Adalet Komisyonu’na iletmiş durumda.
HAPİS YERİNE ÇEK YASAĞI
Bakanlar Kurulu’nda değişikliğe uğramaması halinde hem iktidar hem de muhalefet partileri, hapis cezasını ortadan kaldırma konusunda mutabık oldukları ve yılbaşına kadar düzenlemenin Meclis’ten geçirilmesinin planlandığını belirttiler.
Değişiklikle hapis yerine bir yandan alacaklı ile icra davası sürerken, karşılıksız çek sahibine belli süreyle (En az 5 yıl) çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı getirilecek. Hapisteki 8 bin kişinin dışında halen Yargıtay’da da yaklaşık 50 bin karşılıksız çek dava dosyası karar bekliyor. 110 bine yakın dosya ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda inceleniyor.
Müjdeyi, Bağış Twitter’dan vermişti
Çek mağdurları için müjdeyi AB’den sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış önceki gün Twitter’dan vermişti. Bakan Bağış, “Çek Cumhuriyeti’nden çek mağdurlarına iyi haberim var. Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüştüm çözüm konusunda hazırlık yapıyorlarmış” yazmıştı.
AK Partili vekilin ailesi de zora düştü
AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, market zinciri bulunan ailesinin de 2009’da 700 bin liralık çek borcu için bankadan istediği krediyi alamayınca zor duruma düştüğünü belirterek “Çevremizden destek alamasaydık
kardeşlerim de şu anda hapiste olacaktı. Paranın cezası hapis değil para olmalıdır” dedi. Öte yandan CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün ise kanun teklifi için iktidar partisinden de olumlu mesajlar geldiğini, son görüşmelerinde yılbaşına kadar düzenlemenin çıkabileceğini söylediklerini aktardı.
Tahsin Akça / Gazete Habertürk
ÇEK MAHKÛMLARI ŞAFAK SAYIYOR!!!
Gönderen SABİH SAMUR | 2:22 ÖS | Çek kanunu, Çek Yasası, HABERTÜRK, Karşılıksız Çek, Kod Adı: TC, Sabih Samur, SABİH SAMUR ( Bizden Biri ), Sabih Samur (kolay yetişmiyor), TCK, Yargıtay | 0 yorum »61. Hükümete Dilekçe
Gönderen SABİH SAMUR | 9:28 ÖÖ | 61. Hükümet, AKP, Çek kanunu, Çek Yasası, Kariyer Gazetesi, Karşılıksız Çek, Kırmızı Beyaz, Kod Adı: TC, Sabih Samur, Sabih Samur (kolay yetişmiyor) | 0 yorum »
Çek Yazılması ve Şeref ile Şerefsizlik Arası Çizgi
Ticaret erbabısındır, ihracat firman vardır, yurtdışına yüklediğin malların bedeli gelir ve yazmış olduğun çekleri güle oynaya ödersin. Bankalar sana çek karnesi vermek için her türlü şirinliği yaparlar. Ama gün gelir büyü bozulur. Beklediğin döviz bedeli zamanında gelmez ve bir anda o tarihli tüm çeklerin boşa düşer. Yani karşılığı yoktur. Rica edersin birkaç gün istersin çek yazdığın kişi veya firmalardan. Kimisi anlayışla karşılar kimisi ise doğru avukatına gider.
İşte o an radyoda “dönülmez akşamın ufkundayım” adlı şarkıyı dinlemenin vaktidir.
Ve ilk çekin yazılır. Peşinden banka müdürü arar ve tüm çeklerini iade etmenizi söyler.
Çekin yazıldığı duyulduğu an daha vadesi gelmemiş belki Şubat belki Mart ayındaki çekleriniz dahi yazdırılır. O sırada sen sudan çıkmış balık gibisindir. Neler olduğunu çözmeye çalışıyorsundur.
Ve düne kadar her türlü saygı ve sevgi gösterisinde bulunan çalıştığın kişi ve yanındaki personel ise artık sana bitik adam gözüyle bakmaktadır. Çünkü artık paran ve dolayısıyla gücün yoktur.
Bir gün gizli numara yazan bir telefon gelir, dayanamayıp açarsın. Karşında genelde Türkçe’si bozuk olan arkadaşlardan biri sana “şerefsizlik” üzerine hayat dersi vermektedir. Çünkü adama verdiğin çekin karşılığı yoktur ve sen artık şerefsiz bir işadamısındır. Ve bunu sana deklare etmek için çek sahibi arkadaş siyah takım elbiseli üçüncü sınıf bir ağır abi gönderir. Bu ağır abi sende paralarının kalmayacağını ve her türlü alacaklarını bildirme nezaketinde bulunur.
İşin vardır siparişlerin vardır ama sistem kilitlenmiştir. Çünkü sen çeki yazılmış bir adamsın.
Neyse madem işadamlığına soyundun çıkış yolunu da bulacak olan sensin. Davanda haklıysan Allah yardımcın olacaktır.
Gelecek günlerin çeki yazılan veya yazılmayan, borcu olan veya olmayan tüm güzel insanlara mutluluk, huzur, bol kazanç ve en önemlisi sağlık getirmesi dileklerimle.
Allah hepimize borçlarımızı ödemeyi ve lekesiz bir isimle yaşamayı nasip etsin.
61. Hükümet mutlaka bu soruna el atmalıdır.
Şu an 180.000 kişiyi aşmış olan çeki yazılmış ticaret erbabı vardır.
Bu kişilerin de yaklaşık yarısı yargıtay sürecini de tamamlamış olarak tutuklanmayı ve cezaevine götürülmeyi beklemektedirler.
Hâl böyle iken Silivri'nin kapasitesi 11.000 kişi olduğuna göre bir iki ay içinde yaklaşık 20 ADET SİLİVRİ CEZAEVİ BÜYÜKLÜĞÜNDE CEZAEVİ YAPMAK GEREKMEKTEDİR!!!
Ve ya bu konuya çözüm bulmalıdır.
Naçizane bireysel olarak önereceğim çözüm şudur:
1-Adalet Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ortak bir çalışma planı oluşturulmalı.
2-Devlet bankaları yurtdışından çok uzun vadeli kredi bağlantıları yapmalı!
3-Alınan bu krediler KOSGEB ve Halkbank, Ziraat Bankası gibi bankalar aracılığı ile
3a- Alacaklılar ellerindeki yazılmış çekleri bankaya teslim edecek
3b- Borçlular 3-5 yıl geri ödemesiz ve sonrasında min. 5 yıl geri ödemeli bir yapılandırma ile borçlarını ödeme taahhüdünde bulunacak
3c- Bahsi geçen kurumlar alacaklıya çek bedeli kadar ödeme yapacak.
Alacak verecek bitmiş olacak.
Mahkemeler inanılmaz rahatlayacak.
Herşeyden önemlisi bu kadar atıl ve işi bilen iş adamı, esnaf, çiftçi ve tüccarın tekrar yatırıma dönmesi, müteşebbis olması, istihdamı patlatacak, ekonomi ve dolayısıyla işlem hacmi büyüyecektir.
Gereğini 61. Hükümetin görüşlerine sunuyorum.
Sabih Samur
Kaynak: http://www.kariyergazetesi.net/hbr/haberdetay.asp?ID=1815
ÇEK MAĞDURLARININ ACİL SORUNLARI VE ÇÖZÜM
Gönderen SABİH SAMUR | 1:18 ÖS | Av. Rahmi Ofluoğlu, Çek kanunu, Çek Yasası, Karşılıksız Çek, Kod Adı: TC, Sabih Samur (kolay yetişmiyor), Yargıtay | 0 yorum »
Başlıkta ÇÖZÜMLER değil ÇÖZÜM dememizin nedeni çek mağdurlarının sorunları değil bir sorunu vardır ve bu sorun da sonuçta hapis cezasına çevrilen ADLİ PARA cezasıdır. Adli para cezasına karşı verilecek mücadelenin iki cephesi vardır, SİYASİ MÜCADELE VE HUKUKİ mücadele. Her iki mücadele de sonuçta politik bir mücadeledir ve bu mücadelede tek lazım olmayan şey AVUKATLARDIR. Bu mücadelede avukatlara ihtiyaç yoktur, ama dünya görüşü ile bu mücadeleye gönül vermiş hukukçulara kesinlikle ihtiyaç vardır. Hukukçuların bu mücadeleye katkıları profesyonel ve mesleki bir katkı değildir, bu mücadelede böyle bir katkıya hiç ama hiç ihtiyaç yoktur. Ayrıca çek mağdurları da kendilerine avukat bulma aczi içerisinde değillerdir. Bu nedenlerle avukatların internet sitelerinde “ en iyi çözüm ben de” gibi çek mağdurlarına çözüm reçeteleri sunmalarını ben yadırgıyorum. Bu tür yaklaşımlar mücadeleye zarar veriyor.
MÜCADELENİN SİYASİ CEPHESİ
Mücadelenin siyasi cephesi TBMM’ne yöneliktir. Bu mücadelenin başarıya ulaşması yaratılacak toplumsal muhalefetin gücüne bağlıdır. Özellikle önümüzde genel seçimlerin olması bu mücadelenin başarı şansını artırmaktadır. Siyasi mucadele muhalefete ve iktidara yönelik verilmelidir. Muhalefetin harekete vereceği destek iktidarı uyaracaktır, çünkü muhalefetin her kazanacağı oy iktidar hanesine eksi olarak yansıyacaktır. Bu aşamada muhalefetin tam desteği çek mağdurları için çok önemlidir. Bildiğiniz gibi ana muhalefet partisi CHP bu harekete genel başkan düzeyinde açık bir destek henüz vermemiştir. Geçmişte eski genel başkan Deniz Baykal çok muğlak tartışmalı bir açıklama yapmıştı ve biz kendisini buradan eleştirmiştik. Kılıçdaroğlu’nun açık desteğini almak bu hareket için çok önemlidir. Aynı şekilde MHP, BDP ve DSP’nin vereceği açık destek de çok önemlidir. Bilindiği gibi bu partilerinde açık, net bir destekleri henüz yoktur.
MÜCADELENİN HUKUK CEPHESİ
Mücadelenin hukuk cephesinin yukarda söylediğim gibi hukukçulara ihtiyacı vardır ama AVUKATLARA hiç ihtiyacı yoktur. HUKUKİ CEPHE çok önemlidir. Hukuki cephe neden çok önemlidir? Çünkü çek yasasından adli para cezasının çıkarılması veya idari para cezasına çevirilmesi kısa sürede başarılamayabilir. Bu takdirde infazları gelen çek mağdurları çok zor duruma düşeceklerdir.
OYSA HUKUKİ ÇÖZÜM SİYASİ ÇÖZÜME GÖRE DAHA KOLAY VE DAHA BASİT. ŞÖYLE Kİ:
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin “ karşılıksız çek suçunun oluşması için KAST’ın varlığı gereklidir” demesi işi çözecektir. Herhangi bir dosyada bu doğrultuda verilecek bir karar acil sorunlar için kesin bir çözüm olacaktır. Hukuki mücadelede bizim çek suçlarında KAST uygulamasını talep etmemiz çok haklı bir taleptir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 5941 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden sonra verdiği bozma kararlarında 5237 sayılı yasanın 7/2 sine dayandı, neden? Çünkü Türk Ceza Yasasının genel hükümleri özel ceza yasalarını da kapsar. 5237 Sayılı TCK’nın 5. Maddesi şöyle diyor:
MADDE 5. – (1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.
5941 Sayılı Yasa da bir ceza yasasıdır. O halde TCK’nın genel hükümleri 5941 sayılı yasayı da kapsar. Ceza Yasasını genel hükümleri 75 maddeden oluşmaktadır. TCK 21. Madde suçun oluşması için KAST‘ın varlığı kaçınılmazdır demektedir.
Bu cephede bu talebimiz yüksek sesle haykırmalıyız. Adliyelerde aynı günlerde başvurular yapabiliriz, Yargıtay Cumhuriyet Savcılığına, Adalet Bakanlığına başvurabiliriz. Bütün bunlar Kanun Yollarıdır. Bu mücadelede AVUKATA ihtiyaç yok. Hazırlanacak tek bir dilekçe bütün mağdurlarca ilgili mercilere kararlaştırılan zamanlarda ve şekilde verilir.
BÜTÜN KANUN YOLLARI HAZIRLANACAK TEK TİP DİLEKÇE İLE BASIN ÖNÜNDE İLGİLİ MERCİLERE SUNULUR, SESİMİZ BÖYLE YÜKSELİR..
HUKUKİ MÜCADELE
KANUN YOLLARI
Ceza Muhakemeleri Yasasında yasa yolları belirtilmiştir. CMY bu yolları açıkça belirtmiştir. CMY’nin belirttiği yasal yollara biz yeni yollar katamayız. Bu nedenle bu yasa yollarını bileceğiz, böylece haklı taleplerimizi doğru yöntemlerle doğru mercilere ileteceğiz. CMY’ deki yasal yollara değinmeden önce bir şeyin altını özellikle çizmek istiyorum. Bu hukuki mücadele bireysel verildiği zaman hiçbir anlamı olmayacaktır. Bireysel verilen dilekçelerin sayısı on binleri bile bulsa mahkemelerin dosyaları arasında kaybolup gidecek, mahkemeler alışılmış yöntemlerle bu dilekçelere klasik, bilinen yanıtları vereceklerdir. Oysa bir önderlik altında, organize bir biçimde yapılacak başvurular ses getirecektir. Bu önderliğin nasıl oluşturulacağını önümüzdeki günlerde bu blog’da, admin’in blog’unda ve yeni açılacak blog’da duyuracağız.
KANUN YOLLARI
OLAĞAN KANUN YOLLARI
CMY olağan kanun yollarını 267-307.maddelerinde sıralamıştır. Bu kanun yolları itiraz ve temyizdir. İtiraz bizim vereceğimiz mücadelede istisnayı olarak takip edeceğimiz bir kanun yoludur. Temyiz ise ilk derece mahkemelerinin verdiği kararlara karşı başvurulacak en önemli kanun yoludur. İstinaf mahkemeleri kurulmadığı için halen 1412 sayılı yasanın temyiz hükümleri yürürlüktedir.
OLAĞAN ÜSTÜ KANUN YOLLARI
Bizi en fazla ilgilendiren ve sesimizi yükselteceğimiz alan bu alandır.
Olağan üstü kanun yollarına kimler nasıl başvurabilir.
Olağan üstü kanun yoluna:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Adalet Bakanlığı başvurabilir. Bu kanun yolu CMY’ nin 308,309 ve 310.maddelerinde düzenlenmiştir.
Biz organize bir şekilde, tek tip dilekçelerle Adalet Bakanlığı’na yüzlerce dilekçe verebiliriz, aynı şekilde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına da başvurabiliriz. Bunlar bizim Anayasa’dan ve Yasalardan kaynaklanan en doğal hakkımızdır. Olağan üstü kanun yolu neden bizi en fazla ilgilendiren kanun yoludur. Çünkü bu kanun yoluna iki şekilde başvurulmaktadır. Birisi kesinleşmiş hükümler için, diğeri de Yargıtay Ceza Dairelerinin kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından.
YARGILANMANIN YENİLENMESİ
Bu kanun yolu da bizim en fazla başvurabileceğimiz kanun yollarından birisidir. Yargılanmanın yenilenmesi CMY’nin 311-323.maddelerinde düzenlenmiştir. Kesinleşen hükümlerle ilgili olarak bu yasa yoluna gidilebilir. Ancak bu yasa yoluna lehe olan yeni yasa nedeni ile gidilemez. Yasa maddesinin tanımında lehe yasa yoktur.
LEHE YASA HÜKMÜ
5275 sayılı yasanın 98.maddesinin 1.fıkrası yeni kanun nedeniyle kararı veren mahkemece mahkûmiyet hükmünün yeniden değerlendirilmesini düzenlemektedir. Bu yasa hükmü bizim hukuki mücadelemizde en çok başvuracağımız hükümlerden birisidir.
BİREYSEL MÜCADELE İLE BAŞARIYA ULAŞMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR.
Artık örgütlenerek sesimizi duyurmanın zamanı gelmiştir.
Bir avukatın hukuk sitesinden alınmış bir AVUKAT fıkrası:
SİZ MUTLAKA BİR AVUKATSINIZ
Balonla dünya seyahatine çıkan adam günlerce seyahat ettikten sonra nerede olduğunu merak eder ve yere 100 metre yaklaşana kadar alçalır ve ilk gördüğü adama seslenir:
-Ben nerdeyim bayım?
-Yerden 100 metre yüksektesiniz,
Bu cevap üzerine balondaki adam aşağıdaki adama:
- Siz avukat olmalısınız,
-Evet doğru, nasıl anladınız?
Balondaki adamın ilginç cevabı:
-Verdiğiniz bilgi doğru, ama işe yaramaz da ondan….
Kaynak: http://rahmiofluoglu.wordpress.com/2010/12/28/cek-magdurlarinin-acil-sorunlari-ve-cozum/
Yargıtay 160 bin ‘çek dosyasına’ isyan etti çözüm için yasa istedi
Gönderen SABİH SAMUR | 10:04 ÖÖ | Çek kanunu, Çek Yasası, Facebook, Karşılıksız Çek, Sabih Samur, Sabih Samur (kolay yetişmiyor), Yargıtay | 0 yorum »
Yargıtay 10. Ceza Dairesi Başkanı Mahmut Gül, mahkemelerdeki çek dosyalarının 1 milyonu aştığını, temyizdeki 160 bin çek davasını üç yılda zor bitirebileceklerini söyledi. Gül, “Bu davaların çoğu zamanaşımına uğrayacak. Zamanaşımının sorumlusu biz değiliz, çıkarılan yeni yasa” dedi.
ÇEK davalarına bakan Yargıtay 10. Ceza Dairesi Başkanı Mahmut Gül, mahkemelerdeki çek dosyalarının bir milyonu aştığını, temyizdeki 160 bin çek davasını ise üç yılda zor biterebileceklerini ve bu davalarının çoğunun zamanaşımına uğrayacağını bildirdi. Gül, Hürriyet’e, “Yeni Çek Yasası lehe hükümler getirdiği için zorunlu yasa bozması yapıyoruz. Zamanaşımının sorumlusu biz değiliz, çıkarılan yeni yasa” dedi.
Çözüm bulunmalı
Başkan Gül, dosyaların zamanaşımına uğramasının ve çek mağduriyetlerinin önlenmesi için karşılıksız çek vermenin idari yaptırıma bağlanmasını ya da Yargıtay’da sadece çek suçlarına bakacak ayrı bir daire kurulmasını önerdi. Gül, medyadaki, “Geciken adalet iflas ettiriyor” haberlerinin kendilerini çok üzdüğünü, bunların haksız değerlendirmeler olduğunu savunarak, şunları söyledi:
Bir haftada bir yıllık iş
Çok değerli 18 tetkik hakimi ve 7 Yargıtay üyesiyiz. Bu yıl 25 bin davayı sonuçlandırdı. Haftada 600-700 karar veriyoruz. Bu rakam çoğu Avrupa ülkesindeki yüksek mahkemelerin yıllık iş ortalamasının bile üzerinde. Yeni Çek Yasası’nda eskisine kıyasla, ‘suç unsurlarında, yaptırımlarında ve sorumluluklarında’ daha lehe düzenlemeler olduğu için zorunlu olarak her iki yasanın karşılaştırılması ve lehe olan yasanın uygulanması için ‘yasa bozması’ yapıyoruz.
Zamanaşımı kaçınılmaz
Yerel mahkemelerdeki çek dosyası sayısı bir milyonu aştı. 50 bini dairemizde, 110 bini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda sadece 160 bin çek dosyamız bulunuyor. Karar bozulduğunda da yeni karar verilmesi ve tekrar temyiz edileceği düşünüldüğünde mağduriyetler olacağı ve kararların zamanaşımına uğrayacağı kaçınılmazdır.
Suç olmaktan çıkarılsın, para cezası uygulansın
YARGITAY 10. Ceza Dairesi Başkanı Mahmut Gül, “Dairemizin öncelikli önerisi, çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk suç olmaktan çıkarılarak, idari para cezasını veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir” dedi. Gül, mevcut uygulama devam edecekse, dosyaların zamanaşımına uğramaması isteniyorsa, Yargıtay’da bunun için ayrı bir Daire kurulmasını da önerdi.
ATO: Bankalar lahana yaprağı gibi çek defteri veriyor
ANKARA Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, bankaların çek defteri verme konusunda hiçbir sorumlulukları bulunmamasını eleştirerek, “Bankalar çek yaprağını, lahana yaprağına dönüştürdü” dedi. Sivrihisar’dan Ankara’ya yürüyen çek mağdurlarını temsilen bir grup, Sinan Aygün’ü ziyaret ederek, destek olmasını istedi. Ceza mahkemelerinde 3167 sayılı Çek Kanunu ile ilgili açılan davalar konusunda bilgi veren Aygün, 2002-2008 dönemini kapsayan 7 yılda karşılıksız çek konusunda 991 bin 697 dava açıldığını belirterek, bu davalarda toplam 1 milyon 104 bin 926 kişinin sanık olduğunu kaydetti. Aygün, bu dönemde karşılıksız çek suçundan 712 bin 807 kişinin mahkum olduğunu bildirdi. Bu konuda hükümetin de açmazda kaldığını bildiğini belirten Aygün, parası olmadığı için çekini ödeyemeyen kişilerden devletin ayrıca para cezası almasını da eleştirdi. Aygün’ü ziyaret gelen çek mağdurları ise son yaşanan ekonomik kriz sonucunda karşılıksız çek nedeniyle adli para cezası mağduru binlerce kişi oluştuğunu belirterek, bu konunun asıl mağdurlarının sokağa ve evlerinden dışarıya çıkamayan ve kaçak durumunda bulunanlar olduğunu anlattı.
Ankara’ya yürüdüler
Karşılıksız çekler konusunda yaşananları protesto etmek için Ankara’ya yürüyen arkadaşlarının yarın saat 10.00’da Abdi İpekçi Parkı’nda bir basın açıklaması yapacağını anlatan mağdurlar, mahkemelerde verilen farklı kararları da eleştirdi. Kimi mahkemelerin berat verirken, kimilerinin hapis cezası kararı vermelerinden yakınan mağdurlar, 3167 sayılı çek yasasının yeniden düzenlenmesini ve adli para cezasının hapse dönüştürülmesinin önüne geçilmesini istedi.
Karşılıksız Çek Üzerine Yazılar 01
Gönderen SABİH SAMUR | 11:03 ÖS | Çek kanunu, Çek Yasası, Karşılıksız Çek, Metris Cezaevi, Metris Tutukevi | 0 yorum »
DAMDAN DÜŞENİN HALİNİ DAMDAN DÜŞEN ANLAR...
Bu cümleyi ve damı algılayabilmeniz için ne olur, çek kullanıyorsanız;
karşılıksız duruma düşüp,
çekinizi yazdırtmadan,
cezaevine düşmeden önce “adam sende banane!” demeyiniz
ve bu yazı serisini nefes almadan okuyunuz.
Bugün benim başıma gelen yarın senin başına gelebilir; Burası Türkiye.
Aşağıda yer alan yazı çaresizsizliğin ve çırpınışın, bir dala, bir ümide el uzatışın sesidir. Bu yazı çek mağdurları adlı siteden alınarak sizlerin bilgisine sunulmuştur.
Bir sonraki yazımda ise sizlerle naçizane çözüm önerimi paylaşacağım.
Saygılarımla
Sabih Samur
“ÇEK MAĞDURLUĞU
5941 sayılı yasadan bu yana tam on ay geçti. Çek mağdurların çoğu taahhütte bulundu. Hapiste yatan mağdurların çoğu kısa süreliğine de olsa özgürlüklerine kavuştular. Kaçak yaşamak zorunda bırakılan mağdurlarda aynı şekilde şu an rahatlar. Ne zamana kadar taahhütte bulundukları süre bitene kadar.
Tüm malvarlıklarını yitirmiş elinde avucunda parası olmayan bizlerin bırakın taahhütte bulunduğumuz çek miktarlarını ödemeyi dışarı çıkıp bir çay parası bulamadığımız günlerimiz oldu.
Aradan koskoca 10 ay geçti şimdi özeleştiri zamanımız kimse kimseye kızmasın sorgulamasın ve lütfen hep beraber bu boşlukta ne yaptığımızın bir muhasebesini yapalım. İyi hatırlanırsa bu yasa çıkmadan önce küçük büyük herkesin bu yasanın bir an evvel çıkması için verdiği çabalar ve emekler nasıl çabuk unutulduğu görülür. Kimimiz sabahlara kadar bulduğu her mail adresine mail yağdırırken kimimiz milletvekilleriyle telefonda görüşmek için neler yaptı. Meclise milletvekilleriyle görüşülmeye gidildi çok kere. Ve o kadar kararlıydık ki Emre kardeşimiz sadece 1 dakikalığına da olsa başbakanla bile görüşüp mağduriyetimizi anlatmayı başardı. Evet şimdi düşündüğümüzde o kadar imkansızlıklar içinde bile bunları yapabiliyorduk. Çocuklarımıza süt alamazken sağdan soldan bulabildiğimiz ufak paralarla meclise gidecek arkadaşlarımıza destek oluyorduk. Milletvekilleriyle telefonda görüşen konuşan mağdurlara kontör transfer ediyorduk. Bir bakanın milletvekilinin savcının telefonu veya mail adresini bulduğumuzda hemen o adrese yönelir ve bıktırana kadar arardık ya da mail atardık. İyi hatırlıyorum yasa çıkana kadar kimse o parti bu parti ayırımı yapmadan ulaşabildiği sesimizi duyurabildiği her noktaya ulaşmak için elinden geleni yaptı. Sonuç 2007 seçimlerinden beri hükümet sadece bir elin parmakları kadar yasa çıkarttı. Bu nokta çok önemli bizler bu yasayı yenide meclis gündemine getirmeyi başardık. Bundan 2 sene öncesine kadar hiç sesi çıkmayan her yerde dolandırıcı olarak bakılan bir kitle artık ÇEK MAĞDURLARI olarak bilinmeye başlandı. Ana haberler artık dolandırıcı yerine çek mağdurları diyordu bizim için.
Yasa çıktıktan sonra neler yaptık diye bakıyoruz HİÇ koca bir HİÇ. Sanki kanun bizim lehimize çıkmış sanki yeniden kaçak yaşayacak olan bizler değilmiş gibi sadece ve sadece birbirimizle uğraşıyoruz. Başka yaptığımız bir şey yok. Yok sen AKP’ liymişsin yok ben MHP’ liymişim yok onlar CHP’ liymiş. Ne geçti elimize koskoca bir HİÇ.
Şimdi yumurta sona dayandı. Referandum geçti. İktidarın eli iyice kuvvetlendi.
Bizim ne o partimiz kaldı nede bu partimiz yine mağdurluğumuza geri dönüş için gün saymaya başladık. Hep birbirimizi eleştirdik. Elimize çok büyük bir fırsat geçmişken bunu değerlendiremedik. Birbirimizi rant peşinde koşmakla suçladık. Ve geriye dönüp baktığımızda da en çok birbirimizi küstürdük. Bunun sonuçlarını yine biz çekmeyecekmişiz gibi devam ettik. Bu arada aramıza yeni mağdurlar katılmaya devam etti. Onlarla daha da güçleneceğimize geriye gittik. Hep bir sorumlu arayışında olmayı ihmal etmedik. Ahmet’i suçladık Mehmet’i suçladık. İşin açığı yan gelip yattık. Hükümet yeni yasayla ağzımıza bir parmak bal çaldı bizde bu balı yedik.
Şimdi önümüzde iki yol var ya kaderimize razı olacağız ve kaçmaya devam edeceğiz Ya da gerçek gücümüzün farkına varıp mücadeleye devam edeceğiz. Seçim bizim. Kimseyi eleştirmeden kırmadan küstürmeden toparlanma vakti gelmiştir. Kişisel sorunlarımızı bir kenara atacağız. Ve bu beladan nasıl kurtuluruz onun için mücadele edeceğiz. Bu ülkede kaçak yaşamanın bir polis görünce köşe bucak kaçmanın kapı çaldığında yüreği hop hop atmanın ne demek olduğunu bizlerden daha iyi anlayacak yoktur herhalde. Şimdi öneriler bekliyoruz. Ne yapmalı nasıl yapmalı
Lütfen ama lütfen kimse için değil sadece kendiniz için biraz çaba istiyoruz. Unutmayın :
DAMDAN DÜŞENİN HALİNİ DAMDAN DÜŞEN ANLAR...”
Karşılıksız Çek Yasası ve Barter Sistemi
Gönderen SABİH SAMUR | 11:02 ÖS | Barter, Çek kanunu, Karşılıksız Çek, Metris Cezaevi, Sabih Samur, TBMM | 1 yorum »Binlerle ifade edilen, karşılıksız çekten sanık durumunda olan esnaf, tüccar, işadamı…
Kulağı TBMM’de, çıkacak olan yasayı bekleye dursun, günler su gibi akıp geçiyor.
Geçen Kurban Bayramı’na çıkar denen yasa, Haziran 2009 sonu mutlaka çıkacak söylem ve öngörülerini de geri de bıraktı.
Erzurumlu Ahmet adlı arkadaşımızdan bugün aldığımız sözde istihbarata göre; ölüm kalım olmadığı sürece, adı geçen yasa kısmetse Meclis açılır açılmaz gündeme alınacakmış.
Mış mış mış…
Ateş düştüğü yeri yakıyor! Çeki suiistimal ederek kullanan, art niyetli kişileri ayrı tutarsak,
Mevcut piyasa koşulları ve global krizinde etkisi ile çeki yazılarak mağdur duruma düşen ve dolayısıyla çeki verdiği kişileri de silsile yolu ile mağdur eden kişiler, dört göz ile bu yasayı bekliyorlar.
Neden bekliyorlar? Tutuklanıp, hapis yatmamak için.
Çünkü mevcut yasaya göre, örneğin 5.000 TL’lik bir çekin yazıldıysa ve bu rakamı ödeyemiyorsan günlüğü 100 TL’den cezaevinde 50 gün yatarak devlete olan borcunu ödüyorsun. Şahsa veya firmaya olan borcun ise duruyor ve icra takibi yolu açık.
Hâl böyle iken sen yattığınla, karşı taraf parasını alamadığıyla kalıyor.
Yeni yasa ise hapis cezası yerine para cezası getiriyor. Burada bir caydırıcılık söz konusu.
Tüccar olarak iş yapmaya devam edip para kazanarak borcunu ödemen olası.
Cezaevinde yatarak ise ancak kantine ödeme yaparsın ihtiyaçlarını karşılamak için.
Umarım Erzurumlu Ahmet’in istihbaratı doğru çıkar da bu memleketin esnafı tekrar işinin gücünün başına geçerek tekrar üretime katkıda bulunur.
Diğer taraftan alacak-verecek ilişkilerinde eski de KADI dediğimiz olgu bugün yerini
BARTER denen kısaca takas anlamına gelen sisteme bırakmaya başladı.
Barter , üye firmaların bir araya gelerek oluşturduğu bir pazardır. Kelime anlamı ile barter takas demektir. Satın alınan mal ve hizmetin bedelinin üretilen mal ve hizmet ile ödendiği bir finans ve ticaret sistemidir; Finansal Takas olarak da adlandırılabilir. Barter Sistemi , barter pazarını oluşturan firmaların arzları ve talepleri ile işler. Barter Sistemi ile çalışan bir firma, Barter Sisteminden satın aldığı malların ve hizmetlerin bedelini, ürettiği veya ticaretini yaptığı ürünleri Barter pazarında satarak öder. Barter pazarına ürün satan firma, bedelini, Barter pazarında satışa sunulmuş mallar ve hizmetler listesinden istediğini satın alarak tahsil eder. Barter Sistemi, üye firmaların arzlarının satışı ve taleplerinin karşılanması esasına göre çalışır. Derinliği ve genişliği çalıştıkça artan bir Ortak Pazardır.
Bugün piyasada Milyon TL’lerle ifade edilen borco olan firmalar Barter Sistemine dahil olup, borçlarını Barter üzerinden ödeyerek önlerini açmakta tabiri caiz ise hayata yeniden başlamaktadırlar.
Sıkıntıyı veren Allah çözümünü de vermektedir.
Herkese borcunu ödeyebilmesi için önce Allah’tan rızk temenni ediyor, sonrasında ise tutuksuz, özgür bir ortamda çalışarak bol kazançlar diliyorum.
Sabih Samur
Fikri Yurter - Adam gibi Adam
Gönderen SABİH SAMUR | 11:48 ÖÖ | Çek kanunu, Fikri Yurter, Karşılıksız Çek, Sabih Samur, Yeni Alanya Gazetesi | 0 yorum »“Sevgili Sabih,
Köprüler yıkılınca her zaman konuşan çok olur, iyi iken sen her zaman haklı
olursun ve hık deyicin çok olur, bir kere kötüye gittin mi en beceriksiz en kötü
patron sen olursun etrafında da bir tane adam kalmaz ve sen bir de üç kağıtçı
pozisyonuna düşersin, senden tonlarca ekmek yiyenler hepsini bir anda unutur
hiç ekmeğini yememiş gibi birde üstüne saldırır, ne yazık ki düzen böyle kurulmuş hata yapma lüksün yok.
Bundan sonrada ne yapacaksan güveneceğin tek kişi bil ki sadece kendinsin
ve sadece yüce Allah doğruları gördüğü için sadece O'na sığın ve kendine güven ve hata yapmadan çalış ve sadece çalış, zaman her şeyin ilacıdır.
İnşallah yüce Allah tüm dertlerinin hallolması için sana tüm kapıları gösterir
ve büyük hasar almadan zorlukların hepsini yenersin. Kendini ve sorumluluğunu
taşıdığın kişileri düşün.
Saygılar
Fikri”
2007 yılının Aralık ayı idi. Telefonum alacaklılardan dolayı susmuyordu. Hiç kimse firma olarak gerçekten iflas ettiğimize inanmıyordu. Baktım olacak gibi değil, beni aynı zamanda yazılarımdan takip eden, bir nevi okuyucum olan alacaklılarıma Yeni Alanya Gazetesi’ndeki köşemden seslenerek, genel ağ (internet) üzerinden beni okumalarını sağladım.
O yazı çok faydalı oldu. İnsanlar en azından benim için, tekrar ayağa kalktığımda onlara olan borçlarımı ödeyeceğime inandılar. Küçükte olsa, parça parça da olsa ödemeler başladı. İnanmayanlarla ise hukuksal boyutta olan diyalogumuz devam ediyor.
O karamsar ve kapkaranlık günlerde yazdığım yazıya cevaben gelen yukarıdaki e-posta bana, içi vitamin karışımı dolu bir şişe serum etkisi yapmıştı.
Canım Türkiye’min bugün gelmiş olduğu noktada; yüzlerce iş yeri kapanırken, çeki yazılan, iflas eden işadamlarının sayısı binlerle ifade edilirken o tarihte bana gelen bu e-postanın, beni tekrar hayat mücadelesine sevk eden, tetikleyen bu e-postanın, benzeri o kapkaranlık günleri, 2009'un bu inanılmaz zor günlerini yaşamakta olan işadamlarına faydası olması ümidiyle…
Sabih Samur
