Kuzey Irak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kuzey Irak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Mart 2008'de yazmıştık top mermisinin üzerine bu yazıyı: "Daha Bitmedi Devamı Gelecek"

Bebek yüzlü Demirtaş, Küfürbaz Osman Baydemir, İmralı'daki Paket ve bilumum HDP/PKK Saz Heyeti, bu mermi var ya?
Anladın sen onu.
Kimle görüşürseniz, kimi arkanıza alırsanız alın Türk bir defa ayağa kalktı.
Durdurana helal olsun.
Kara Harekatı 7 sene sonra kaldığı yerden devam edecek!
Bu yazı boşuna yazılmadı.
Kandil Dağı'nın yeni adı Ateş Dağı'dır.
Geçilmez denen vadilerin geçildiği, girilmez denen mağaraların girildiği.
Derin Selamlar
Sabih Samur, 9 Ağustos 2015, Türkiye


Kaynak: http://www.dorukturk.tv/…/sabih-samur/bu-yazi-bosu…/117.html

Irak'tan geldiler,
Afrika'dan geldiler,
Araplardan geldiler,
Suriye'den geldiler,
Şarktan geldiler, garptan geldiler, geldiler...

Kim geldiyse, geç dedi bizim hükümet!

Ne kayıt tutuldu, ne kontrol yapıldı!

Oysa Türkiye, bu Hükümet dönemine kadar geçen 90 yıllık dönemde, toplamda sadece iki milyon mülteci kabul etmişti.

Son üç yılda ise, üç milyon mülteci!!!

Yüz bine yakın mülteci yine sınırımızda!

Dışişleri Bakanı'na göre; Halep civarından gelenlerin sayısı 1.000.000'u bulabilir!

Ekonomik yapımız bozuluyor!
Kültürel yapımız bozuluyor!
Siyasal yapımız bozuluyor!
Ahlak yapımız bozuluyor!

Suriye'den gelen birçok küçük kızın, ailelerinden para karşılığı satın alınıp zorla kuma veya metres yapıldığını biliyor musunuz?

Suriyeli birçok çocuğun dilenci mafyasının eline düşüp dilendirildiğini bilmiyor olabilirsiniz!

Peki ya aileleri tarafından her köşe başında dilendirilen zavallıları görmüyor musunuz?

Yakın zamanda ise, birçok suç örgütünün maşası olarak yine bu mültecileri görmeye hazır olun!

İçişleri Bakanlığı Araştırma ve Etütler Merkezi'nin verilerine göre:
*Dil, kültür ve yaşam tarzı farklıkları toplumsal uyumu güçleştirmektedir.
*Yerel halk arasında çok eşlilik yaygınlaşmakta, buna bağlı olarak boşanma oranları artmaktadır.
*Çocuk işçiler yaygınlaşmaktadır.
*Etnik ve mezhepsel kutuplaşmayı tetikleyebilecek zemin oluşmaktadır.
*Çarpık yapılaşma artmaktadır.
*Bazı sınır illerinde demografik yapının değişmesinin yarattığı kaygı söz konusudur.
*Demografik yapıda (doğurganlık oranı, nüfus artış oranı) değişim ortaya çıkmaktadır.

Hepsinden geçtim, DEMOGRAFİK YAPIMIZ BOZULUYOR!

Nasıl mı?

Hadi gelecek bir milyonu ve diğerlerini geçelim, sadece şu anda ülkemizde olan üç milyonu ele alalım.

Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi'nin yaptığı araştırmaya göre:

*3 milyon Suriyeli'nin sadece 1 milyon 758 bini kayıt altına alınmış durumda. Diğerleri kayıtsız!

*Son üç yıl içinde, Türkiye'de toplam 100 BİN SURİYELİ BEBEK DOĞDU. Bunlar kayıtlı olup bilineni. Ya bilinmeyen doğumlar?

80 bin nüfusa sahip Osmaniye'de 25 bin, 128 bin nufusu olan olan Kilis'te 86 bin Suriyeli yaşıyor!

T.C. İçişleri Bakanlığı Araştırma ve Etütler Merkezi verilerine göre, halen Türkiye'deki Suriyeli nüfus toplam nüfusun %3'ünü oluşturuyor.

Bugün üç milyon olan Suriye'lilerin nüfusu; Cumhurbaşkanımızı dinleyip sadece üçer çocuk yapmaları halinde bile sadece iki kuşakta yani yaklaşık 20 yılda 27-30 milyon civarına ulaşıyor!

Bölücü Kürtçülerin doğum oranı ise aile başına ortalama beş çocuk!

Ve tabi bir de diğer etnik kökenlerden gelen sığınmacılar ve mülteciler var. Bu arada ülkemizdeki Ermeni, Yezidi, Süryani ve Keldani gibi unsurları da unutmayın.

Büyük şehirlerimizde göze çarpan zenci oranının gün geçtikçe arttığını fark etmiyor musunuz?

İçimizdeki irlandalılar yıllardır içimizde birer ayrık otu gibi yayılmakta ve her yeri ele geçirmekte değil midir?

Bebek Katili Öcalan'ın "Ya silahına sarıl, ya karına sarıl" talimatı boşuna mıdır?

Günümüzün en etkili savaşlarından biri de DEMOGRAFİK SAVAŞTIR!

Türkiye ise bu savaşın tam ortasındadır.

Uygulamalara bakıldığında odur ki, bu savaşta Türk Hükümeti Türk milletinin yanında değildir!

Çünkü DEMOGRAFİK YAPIMIZ DEĞİŞTİRİLİYOR!

Neden mi?

Nüfusumuz bozularak nüfuzumuz bozulacaktır (yok edilecektir)

Sevgiyle ve uyanık kalın.




SKORSKY ve BOL ATEŞTE MEHMETÇİK IZGARA :((

Türk Ordusunu yani ordumuzu eşiyle yürüyen bir beye benzetelim.
Karşıdan bir grup gelmekte.
Yanlarından geçerken "yavrum o ne güzel göğüsler" diye atılan lafa tatsızlık çıkmasın diye duymamazlıktan gelinen durum.
Bu olay birinci ABD posta koyuşudur.
Ve adı MUAVENET'İN VURULMASIDIR!

Ses çıkarılmadığını gören gruptan bir kişi,
uzaklaşmakta olan kadının arkasından sessizce yaklaşır
ve poposunu hoyratça avuçlar.
Kadın sesini çıkartamaz olayın büyümesinden çekinir.
Bu olay ikinci ABD posta koyuşudur.
Ve adı EŞREF BİTLİS CİNAYETİDİR!

Kadının eşine tacizi hissettirmemeye çalıştığını gören adam iyice zivanadan çıkar ve kadının beyini hiç umursamadan arkadan kadına sarılır.
Bu olay üçüncü ABD posta koyuşudur.
Ve adı ÇUVAL GEÇİRME OLAYIDIR!

Bu, son gündüz vakti olan çatışma ve askerlerimizin yakılması olayı ile az önce benzetme şeklinde sıraladığım olaylarla ve yapan dost-müttefik ile bir alakası var mı?
Müdahaleye gelen 2 adet Skorsky helikopterin plakasını alan olmuş mu?
Yoksa ABD helikopteri olduğunu T.C.yi yöneten tüm erklerin bilmesine rağmen Bir Tabur Komutanı ve Bir Bölük Komutanına olayı havale ederek kendimizi kandırdığımız gibi Yüce Türk Milletini de mi kandırabileceğimizi mi zannediyoruz?
Geçiniz beyler.
Hayvan terli :((

Sabih Samur




"
BİLGİ NOTLARI
TARİH : 19 Haziran 2010
SAAT : 10:00
NO : BN - 73 / 10

1. Hakkâri / Şemdinli bölgesinde, Türkiye / Irak hudut hattında görevli bir sınır bölüğüne; bir grup terörist tarafından 19 Haziran 2010 günü saat 02:00'de saldırıda bulunulmuştur.

2. Çatışmada sekiz asker şehit olmuş, ondört asker de yaralanmıştır. Yaralılar hastanelere tahliye edilmiştir.

3. Bölge takviye edilmiş ve gece süresince çatışma bölgesine, silahlı helikopter ve topçu ateş desteği sağlanmıştır. Ayrıca, Irak'ın kuzeyi bölgesinde tespit edilen hedefler de Hava Kuvvetleri tarafından ateş altına alınmıştır.

4. İlk tespitlere göre; çatışmada oniki terörist etkisiz hale getirilmiştir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur."

Bu yazı maalesef rutin olarak Genel Kurmay Başkanlığı tarafından hazırlanmakta ve kamuoyuna saygı ile duyurulmaktadır.
İçeriğinde şehit sayısı, baskın yapılan yerin konumu dışında herşey klişe olarak aynıdır.
İnanmayan daha önceki bilgi notlarına bakabilir.
Ve akabinde ya eski dönem arkadaşları ile Anıtkabir'de ya Askeri bir okulun açılışında ve ya kapanışında ve/ ve ya herhangi müsait bir yerde gelsin KARARLILIK NUTUKLARI!
Bu Büyükanıt Paşa öncesinde de böyle oldu, şu an da böyle ama inşaallah Başbuş Paşa sonrası böyle olmaz.

Bunlar çok acı gelişmeler. Gözbebeğimiz olan bu saygın kurum neden yapması gerekenleri yapmıyor?

Engel hükümet mi?

10 tane tankla Sincan'da hükümet titreten ordu (doğru yanlış başka bir konu), bugün hükümet yüzünden mi Kandil Dağı'na giremiyor ve bizden buna inanmamız mı bekleniyor?
Kandil'e kara kuvvetlerimizle bir kaç Tugay düzeyinde girmediğimiz ve orada kalıcı birliklerimizi teşkil etmediğimiz sürece bu Türk evlâdının kanlarının akmaya devam edeceğini paşamız bilmiyor mu?
Neyi ve neden bekliyorsun Başbuğ Paşa?
Büyükanıt sonrası geldiğinde kurtarıcı gibi karşılamıştık oysa seni.
Bizim yaptığımız zaten kendi kendine yazıp çizmek.
Size emeklilik yaşamınızda bol neşeli ve huzur dolu günler temenni ediyorum.
Ve ben eğer bir Türk vatandaşı olarak bir hakkım varsa size helâl etmiyorum.
Ve lütfen yarın öbür gün ne siz ne hükümetin başı, şehit cenazelerimize katılmayınız.
Ve ya siz bilirsiniz, katılınız sonrasında da şunu söyleyiniz:

TERÖRLE MÜCADELEMİZ TÜM KARARLILIĞIMIZLA DEVAM EDECEKTİR!




Sabih Samur

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Lütfen bu yazıyı üzerini tıklayarak dikkatlice en az iki üç defa okuyunuz. Hastalığı ve yaşlılığı ile dalga geçenler, belki şu an ki durumu ve kıpırdayacak yerimiz kalmadığını gördüklerinde yüzleri kızarır ve utanırlar; umarım.
Allah rahmet eylesin, nur içinde yat Büyük Türk.
Sabih Samur






Mukadder Başeğmez.
"Biz buradayız"

Yerel seçimler için hazırlıklarını sürdüren Saadet Partisi adaylarını coşkulu kalabalıklara açıklamaya devam ediyor. Saadet Partisi Bağcılar İlçe Başkanlığı'nda toplanan partililer Bağcılar Belediye Başkan Adayı olarak Mukadder Başeğmez'i seçti.
Törene Saadet Partisi İl Başkanı Sadrettin Karaduman da katılırken Mukadder Başeğmez bir konuşma yaptı. Seçimlerde "Biz Buradayız" sloganıyla Bağcılar halkının karşısına çıkacağız diyen Başeğmez konuşmasına şöyle devam etti:
"Kendimi şu anda Çanakkale siperlerine atılmış gibi görüyorum. Her birinizi de bir Seyit Çavuş gibi görüyorum. Çanakkaledekiler bir medeniyet için şehit düştüler. Biz hep diyoruz ki ya özgürlüğü seçip, dünyaya gerçek medeniyeti getireceksiniz veya Batı'nın oyununa gelip, medeniyetinizi yok edeceksiniz. Eğer milli şuura sahip olursanız bütün dünyaya adaletin ve insanca bir medeniyetin gelmesi için çalışırsınız. Yok eğer şuursuzca hareket ederseniz, Bağdat'taki, Basra'daki, Gazze'deki medeniyet bataklığına saplanırsınız. Yanlış rota, ne zulümlere ve ne ölümlere sebep olur" şeklinde konuştu.
"Hükümet icraatlarıyla sınıfta kalmıştır"
Başeğmez, hükümetin dış ve iç politikada basiretsizce davrandığını ifade ederek, "Bu hükümet, dış politikada batı medeniyetinin çirkin emellerine ortak olmuştur. Aynı zamanda iç politikada da halkımızın huzur ve refahı için gerekli çalışmaları yapamamıştır" dedi.
SABİH SAMUR YORUMU:
Mukadder Beyi canlı performansı ile izleme şansı bulduğum için sevinç duydum.
Topluluğa hakimiyeti mükemmel.
Ecevit&Clinton, Erdoğan&Bush örneklemesi ve verdiği mesaj mükemmeldi,beni onikiden vurdu.
Parti ayrımı yapmadan konuşuyorum, daha doğrusu yazıyorum; Mukadder Başeğmez gibi şahsiyetlere bu ülkenin ihtiyacı var.
Kırmızı-Beyaz ve Sabih Samur olarak desteğimiz tamdır.
Bağcılar inşallah sizin için bir tekrar başlangıç olur.
Nihai adres ise TBMM'dir ve hakkınızdır.
Saygılarımla
Sabih Samur







“İşte geldik gidiyoruz / Bilinmez bir diyara” Bush bu şarkı sözlerini biliyor mudur sizce? Sanmıyorum. Ama bilseydi üzerine alabilirdi diye düşünüyorum.
İki halk arasındaki farkı gözlemlemeye çalışıyorum. Aynı zamanda benzerlikleri…
Irak Halkı ve Osmanlı. Siyah-Beyaz filmlerde işgal kuvvetlerinin İstanbul’a girişini izlediğinizde alkışlayan, atlı veya yaya birliklerin önüne kendini atan, onlara çiçek veren, olmadık sevgi gösterilerinde bulunan yok (Olanlarda artık alkışladıklarının yanında; birlikte yaşıyorlar). Bu saydıklarımın hepsi Amerikan işgal kuvvetlerini karşılayan Irak halkında ise tamamı ile mevcut idi. Saddam Hüseyin’den kurtulmanın sevinci, zevki ve şevki ile bağırlarına bastılar, o kendilerine demokrasi getirdiklerini ve sadece bunun için geldiklerini söyleyen Conileri.
Aynı Coniler tüm ihtiyaçlarını, cinsellik de dâhil olmak üzere Irak halkından karşıladılar. Önce Petrolünü aldılar bu halkın, daha sonra geleceğini… Gururunu, namusunu, toprağını, canını. Alınacak nesi varsa. Bu demokrasi havarilerinin başında Bush Efendi vardı.
Ama daha sonra gerçekleri gören, zavallı Irak halkının başında ise bu işgal gücünü ülkesinden defedecek, zekâ, kudret ve organizasyon yeteneğine sahip, Can Dündar’ın yalnız adamı olan Mustafa’dan, benim Mustafa Kemal’imden yoktu. Uşaklar vardı sadece. Şu an bizim resmi ilişki kurmak zorunda kaldığımız, düne kadar karşımızda esas duruşunu gösteren Talabani ve Barzani. Sattılar kendilerini ve Irak Halkını. Maddi ve manevi anlamda ayağa düşmüş olan Dolar uğruna…
Amerika’nın popo kurtarmaca oynadığı bugünlerde bizde onun dümen suyunda, AKP iktidarının iradesi ile yeni açılımlar gerçekleştiriyoruz. Kuzey Irak yönetimi ile direk temastayız. Tüm eski Kırmızı Çizgilerimizi kırıp, koltuğumuzun altına aldık, iş bitirici büyük iş adamı pozlarıyla. Zaten “Kırmızı Çizgilerimiz var. Bu çizgiler aşılırsa savaş sebebidir” diyen masalcı amcalar, büyük bir ihtimalle, bugünün gözleri ile Ergenekoncu filan idiler.
Her şey planlandığı üzere saat gibi tıkır tıkır çalışıyor.
Bu arada Dış İşleri Bakanı Ali Babacan’ımızı da yavaş yavaş Başbakanlık koltuğuna ısındırıyoruz. Emir büyük yerden olsa gerek!
Ocak 2009’da Sevgili Bush’umuzu başkanlık koltuğundan İzmir Marşı ile uğurlarken, Irak Halkının “Seni Özleyeceğiz Başkan Bush” dediğini duyar gibiyim. Belki de Irak Halkı (özgür iradesiyle) Bush’u Demokrasi ve İnsan Haklarına yapmış olduğu katkılardan ötürü Nobel’e aday bile gösterebilir.
İçeriğini bilemediğimiz ikili antlaşmalarla Irak Halkının sahip olduğu tüm değerler kim bilir bilmem kaç yıl ABD’nin ipoteği altına alındı. Vananın başında sapını tutan Coni. Gerisi hikâye. Olsun her şeye rağmen Demokrasi geldi ya…
- Gazeteci arkadaşımızın ayağından çıkartarak kafana fırlattığı (Türk Malı) ayakkabıları dostluğumuzun
bir nişanesi olarak kabul et lütfen.


—SENİ ÖZLEYECEĞİZ BAŞKAN BUSH


— BEN DE SİZİ IRAK HALKI
Sabih Samur


Başkanlığa veda turu kapsamında Bağdat’ta basın toplantısı yapan ABD Başkanı Bush’a “Al sana veda öpücüğü, köpek!” diye bağırarak ayakkabılarını fırlatan Iraklı gazeteci Muntazar El Zeydi, ülkesindeki direniş hareketine büyük güç ve moral kazandırdı. Hasan Tahsin, İzmir işgali sırasında Yunan’a ilk kurşunu sıkarak sembol isim haline gelmişti.

O bir halk kahramanıIraklı gazeteci Muntazar El Zeydi’nin fırlattığı ayakkabı 1.5 milyon sivili katleden, 6.5 milyon çocuğu yetim ve öksüz, 2 milyon kadını dul bırakan işgalci Bush ve emperyalizme tokat gibi indi
Irak’ı işgal ederek milyonlarca masum insanı katleden ABD Başkanı George Bush’un görev süresinin bitimine az bir süre kala Irak’a yaptığı sürpriz ziyarette Iraklı bir gazeteci tarafından protesto edilmesi dünya gündemine bomba gibi düştü. Başkanlığa veda turu kapsamında Irak’ın kukla Başbakanı Nuri el Maliki ile biraraya gelerek Bağdat’ta basın toplantısı düzenleyen Bush’a Arapça “ Al sana veda öpücüğü köpek” diye bağıran El Bağdadiye kanalının muhabiri Muntazar El Zeydi, ayağındaki ayakkabıyı Bush’un kafasına fırlatarak tepki göstermişti. Gazetecinin ayağından çıkarak fırlattığı ayakkabının teki Bush’un eğilmesi ile hedefini ıskalarken, ikinci teki ise Bush’un başının üzerinden geçerek duvara çarpmıştı. ABD gizli servis ajanları ve Iraklı güvenlik görevlileri ise protestonun ardından Zeydi’yi salondan dışarı çıkarmıştı.Sürekli ekranlardaIraklı gazeteci Muntazar El Zeydi dün Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin korumaları tarafından sorguya çekilmek amacıyla gözaltına alındı.Iraklı bir güvenlik yetkilisi , Zeydi’nin alkol ve uyuşturucu muayenesinden geçirildiğini, Bush’a karşı yaptığı protesto için ise kendisini kimlerin yönlendirdiğinin öğrenilmeye çalışıldığını ve 20’li yaşlardaki gazetecinin, ayakkabılarının kanıt teşkil ettiğini söyledi. El Zeydi’nin meslektaşları, gazetecinin geçen yıl kaçırıldığını, çalıştığı televizyon kanalı El Bağdadi’nin olaya müdahalesinin ardından serbest bırakıldığını söyledi. El Bağdadi televizyonu, ayakkabı fırlatma görüntülerinin yanı sıra El Zeydi’nin bırakılması çağrılarını defalarca yayımlamaya başladı ve muhabirleri El Zeydi’nin serbest bırakılması için dayanışma çağrısında bulundu. Haber alamıyoruzEl Bağdadi televizyonundan yapılan açıklamada, Irak hükümetinden El Zeydi’nin serbest bırakılması istendi. Kanal yöneticisi Fityan Muhammed de Associated Press ajansına verdiği demeçte, El Zeydi’ye olaydan bu yana ulaşamadıklarını ve telefonunun kapalı olduğunu söyledi. Dayanışma çağrısıMısır’ın başkenti Kahire’deki El Bağdadi televizyonunun yöneticisi Abdülhamid El Sayeh, muhabirlerinin serbest bırakılması için herkesi seferber ettiklerini, dünya çapında birçok kuruluşun da kendileriyle birlikte olduğunu söyledi.
“Al sana köpek” “Al sana veda öpücüğü köpek” diye seslenerek ayakkabılarını fırlatan Iraklı gazetecinin tepkisi, İşgalci Bush’un Irak’tan sonra gittiği bir diğer işgal bölgesi Afganistan’da da yankı buldu. Saldırı, Afgan gazeteciler arasında şaka konusu oldu. Zeydi’nin kardeşi Uday El Zeydi de, “Allah’a şükür, Muntazar, Iraklıların kalplerini gururla doldurdu. Eminim Iraklıların çoğu, Muntazar’ın yerinde olmak isterdi” derken, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da olay şaka konusu oldu. Irak’ın “14 Aralığı uluslararası ayakkabı günü” ilan etmeyi düşündüğü yolundaki mesajlar yayılmaya başladı.
Cesaret nişanı verilecekLibya lideri Muammer Kaddafi’nin kızı Ayşe’nin başkanlığını yaptığı hayır kurumu, Munhtazar El Zeydi’ye “cesaret nişanı” takma kararı aldı. Açıklamada, “Gazeteci, açıkça ’insan haklarını ihlale hayır’dedi ve bunu Bush’un suratına ayakkabılarını fırlatarak dile getirdi” ifadesi yer aldı.
Terlik yön değiştirdi9 Nisan 2003’te devrik lider Saddam’ın heykellerini yıkıp ayakkabı ve terlikle döven Iraklılar, aradan geçen 5.5 yıldan sonra 14 Aralık 2008’de bu kez Bush’a ayakkabı fırlattı.Iraklı gazetecinin tepkisi ülke genelinde “Kahramanlık” olarak nitelendirildi.
Hasan Tahsin’i hatırlattıIraklı gazeteci El Zeydi’nin, işgalci Bush’a ve Irak’taki zulme karşı eylemi Kurtuluş Savaşı’ndaki “Hasan Tahsin” olayını akıllara getirdi. 5 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkan işgalci Yunan alayına ilk kurşunu sıkarak Türk direnişini başlatan gazeteci Hasan Tahsin, tek başına emperyalist işgalcilere tepki gösterip, Yunan sancaktarı teğmeni ördürmüştü. Kurşunu bitene kadar çarpışan Tahsin, karşı ateşle 31 yaşında şehit edilmişti. İzmir’de Hukuk-ı Beşer gazetesinin yayımcılığını da yapan Tahsin’in 1973 yılında anısına İzmir Konak Meydanı’nda “İlk Kurşun Anıtı” dikildi.

İSİM DEĞİŞSE DE ZİHNİYET AYNI

Gönderen SABİH SAMUR | 1:41 ÖS | , , , , | 0 yorum »



Bush’a alternatif gösterilerek Beyaz Saray’a çıkarılan Obama’nın vaatleri havada kaldı. Irak ve Afganistan işgalinin bitirilmesini beklemek ise hayal
4 Kasım seçimlerini kazanarak ABD’nin yeni başkanı seçilen Barack Obama, 20 Ocak’ta Beyaz Saray’a çıkacak. Seçim kampanyasında, “Değişim, özgürlük ve demokrasi” vaatleriyle makyajlanan siyahi lider Obama’nın işbaşına gelecek olması ise Avrupa ve Türkiye’deki yandaşlarını umutlandırıyor.
Boyaları döküldüAfganistan ve Irak’ta işgal süreci başlatarak milyonlarca kadın ve çocuğun kanına giren ABD’nin dış politikasının değişmeyeceği ise ortada. George Bush yönetiminin akıttığı kan ve gözyaşını silmesi beklenen Obama’nın ’Sadece figür’, ’Siyahi bir örtü’ olduğunu görmezden gelerek, uluslararası toplumun gözünü boyayanların ise boyası dökülmeye başladı. “Afganistan’daki askerlere sınır getirilecek”, “Irak’taki işgale son verilecek” diyerek ılımlı bir tavır sergileyeceğini iddia eden Obama’nın vaadleri havada kaldı.
’Yeni yüz’ aldatmacasıObama, dün Chicago’da ‘Dış Politika ve Ulusal Güvenlik’ ekibini açıkladı ve işgalci Bush’un suç ortağı Savunma Bakanı Robert Gates’i en az bir yıl daha işbaşında tutma kararı aldı. “İsim değişir, ABD’nin çıkar politikası değişmez” diyen Uzmanlar, Gates’in göreve devam etmesinin eski politikaların devam edeceğinin işareti olduğuna dikkat çekti. Ilımlı İslamcılar’ın seçimlerdeki adayı Hillary Clinton Dışişleri Bakanlığı’na getirilirken, Obama’nın Güvenlik Danışmanı, eski NATO Başkomutanı emekli General James Jones, İçişleri Bakanı Janet Napolitano , Adalet Bakanı Eric Holder, ABD’nin BM’deki daimi temsilcisi ise Susan Rice oldu.
Washington’un politikaları belli“Özgürlük, Değişim, Demokrasi” sloganını kullanan Obama, Bush’un dış politikasını devam ettirmeyi planlıyor. Washington’un emperyal politikasında ise radikal bir değişiklik olmayacak görünüyor.
Kaynak : Yeniçağ Gazetesi




Şanlı ordumuz gecikmeli de olsa sonunda sınır ötesi kara harekâtına başlamıştır. Bu Türkiye için çok önemli bir adımdır. İçimizde barınan yılanlar panik içindedir. Kaostan bahsetmektedirler. Doğrudur ama bunun adı kaos değil, uzayan dillerin kesilmesidir.
Türk Ordusu gitmesi gereken yere kadar gidecek, görevini icra edecek, güvenliği tesis ettikten sonra oluşturacağı tampon bölgede kalması gerektiği kadar kalacaktır.
Şimdiden 5 can verilen(Allah rahmet eylesin,mekanları cennet olsun) bu operasyon ile ilgili kimse dışarıdan gazel atamaz. Bu kanların bedelini bizi buralara girmek zorunda bırakanlar tarafından ödeninceye kadar biz burada olacağız. Kandil Dağı artık bir Türk üssü olacaktır. Uysa da uymasa da!
Dış İşleri bakanına çok iş düşmektedir. Şimdiden gerekli dış gezileri gerçekleştirerek Mehmet Al Birand’ın yönlendirmeye çalıştığı gibi “en fazla bir ay ile üç ay arası kalıp dönülür”gibi olmadığını, PKK bitene kadar Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne ait hiçbir tehdit unsuru gerek içerde gerekse dışarıda kalmayıncaya kadar Zaho ile Kandil arası çizgiye kadar tampon bölge oluşturacağımızı tüm dünya devletlerinin beynine işlemesi gerekmektedir.
Yolumuz açık gazamız mübarek olsun.
İnşallah bu esnada Barzani Cami duvarına işemez. Barzani’nin sarf ettiği o meşhur, yenilir yutulur gibi olmayan cümleleri Türk askerinin kuvvetli hafızasındadır. Umarım tanklarımızın karşısına kullanmayı dahi bilmedikleri tankları çıkarmayı göze alan Barzani bir çılgınlık yapmaz. Barzani ve sahiplerinin(?) başına çuval geçirerek, paket yapmaktan zevk duyacağımızı anlayacak zekâda olduğunu tahmin ediyoruz.
Amerika kaldığı sürece bizde burada olacağız. Musul ve Kerkük’ün boynu bükük olmayacak diyerek sözlerimi Bolu Müftüsü Yaşar Yaprak’ın Cuma namazı öncesi Yıldırım Bayezid Camii'nde yaklaşık 750 kişiden oluşan vatandaşımıza, bugün Kuzey Irak'a kara harekatı başlatan Mehmetçik için okuduğu dua ile bitiriyorum.
"Bugün, 'Şırnak geçilmez' diyen Mehmetçik, ülkemize yıllarca gözyaşı akıtılmasına sebep olan hainlere dersini vermek üzere. Eksi 30 derecenin altında ama toprağı savunmanın, vatanı vatan yapan ecdadın emaneti olan bu mukaddes vatanı, şüheda yurdunu korumak üzere olan Mehmetçik, Bolu'dan giden tugayımız başta olmak üzere yavrularımız, Mehmetçiklerimiz, biz sıcacık yataklarımızda uyurken onlar vatan bekçiliği yapıyor. Allah hepsinin yardımcısı olsun.
Bugün bu cennet vatana dikilen hain gözlerin çok olduğu, içimizden dışımızdan saldırıların her zaman olduğu, ne zaman birbirimize düşersek, üzerimize leş kargalarının uçuşmaya başladığının en fazla görüldüğü bir dönemdeyiz. Bu cennet vatanımızda bize yaşamayı çok gören hainler tarih boyunca olageldi, hala da olmaya devam ediyor. Rabbimden dileğim o dur ki, içimizden çıkarılıp aldatılan, kandırılan, adı Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin olan, bu güzel adlarını dahi değiştirerek bizi bizim içimizden çıkardıkları, kandırdıkları kişilerle vurmaya çalışan hainlere rabbim fırsat vermesin. Kandırılan kardeşlerimize Allah hidayet versin. Gerçeği görebilmeyi, bu vatanı bize emanet eden ecdadının emanetini koruyabilmeyi, hainlik yapmanın bir insana özellikle inanan bir insana yakışmayacağını bilebilmeyi, bu şuura erebilmeyi, içimizdeki bütün gaflet içinde olanlara rabbim hissedebilmeyi, duyabilmeyi nasip eylesin.
Allah'ım, ordumuz, yurdumuz, milletimiz sana emanet, muhafaza eyle. Mehmetçiğimize yurt savunmasında, vatanımızı koruma da güç ve kuvvet nasip eyle. Karada, havada, denizde, her yerde, her an nusretini, yardımını esirgeme yarabbim. Canlarını feda ederek bize emanet bıraktığın vatan topraklarımızı düşmanın çizmesi altında ezdirtme yarabbi. Rengini şehitlerimizin kanından alan, semalarımızda nazlı nazlı dalgalanan, istikbalimizin sembolü al bayrağımızı indirtme yarabbi. Ordumuzu, askerimizi, polisimizi, jandarmamızı muvaffak eyle yarabbi"

Gazamız mübarek,yolumuz ve bahtımız açık olsun.

Sabih Samur 23 Şubat 2008 01:00




VEFA VE BAĞLILIK
Ankara Keçiören Tarhuncu Ahmet Paşa İlköğretim Okulu yönetimi, Hakkari Dağlıca`da şehit edilen 44 askerin isimlerini sınıflara verilerek yaşatılacak.


Okul müdür yardımcısı Ömer Faruk Karaduman şehit düşen 44 askerin isimleri 3 bloktan oluşan okuldaki sınıflara, idari odalara, kütüphaneye ve çok amaçlı salona verileceğini belirtti.
Okul yönetimine en içten teşekkür ve takdirlerimizle...




Sabih Samur Yorumu: Tüm resmi kuruluşlarımıza örnek olması dileklerimizle



DTP Genel Başkan Yardımcısı Kamuran Yüksek, Tunceli'de intihar saldırısı yapan ve 7 askerin şehit, 33 askerin de yaralanmasına neden olan PKK'lı ‘Canlı bomba' ‘Zilan' kod isimli Zeynep Kınacı'yı ‘özgürlük eylemcisi' ilan etti.






DTP Tunceli İl Kongresi'nde İstiklal Marşı okunmadı, Atatürk portresi ve Türk bayağı asılmadı. Kongrede il başkanlığına Yurat Polat yeniden seçildi.
Belediye Konferans Salonu'nda yapılan kongrenin açılışında konuşan İl Başkanı Murat Polat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, PKK konusunda “Son fert ortadan kaldırılıncaya kadar bu mücadele sürecek” dediğini savunarak, “Hayır sayın Başbakan sen bu mücadeleyi bitiremezsin. Biz her zaman ‘demokratik çözüm' diyoruz. Ama görüyoruz ki imha ve inkarda ısrar ediliyor. Bu devrimci bir hararettir, devrimci hareketlerin sonu getirilemez. Ham hayâl görüyorsunuz. Biz sonuna kadar direneceğiz, biz sosyalist bir hareketiz, bir halk hareketiyiz. Kürt hareketi halklaşmıştır, ‘Sen bütün halkı yok edemezsin buna gücün yetmez' diyoruz” dedi.
‘CANLI BOMBA' ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇISI
DTPGenel Başkan Yardımcısı Kamuran Yüksek, Tunceli'de 30 Haziran 2006 tarihinde intihar saldırısı yapan ve 7 askerin şehit, 33 askerin de yaralanmasına neden olan PKK'lı ‘Canlı bomba' ‘Zilan' kod isimli Zeynep Kınacı'yı ‘özgürlük eylemcisi' ilan etti. Yüksek, Kınacı'nın yaptığı eylemi ve çatışmalarda ölen PKK'lıları kastederek onların çığlıklarını yüreğinde hisettiğini belirterek şöyle konuştu:
“Hâlâ Zilan'ların bu kentte geliştirdikleri özgürlük eylemlerini hissediyorum, hâlâ toprağa bedeni düşen yoldaşlarımın çığlıklarını duyuyorum, hâlâ halkımız üzerinde geliştirilen baskının zulmün açılarını yüreğimde hissediyorum ve hâlâ Dersim'in tüm bunlara karşı geliştirdiği özgürlük direnişini hissediyorum. Bize ısrarla bir şeyler dedirtmeye çalışanlar duysun bunu. PKK bir terörist örgüt değildir.”
Tunceli Belediye Başkanı DTP'li Songül Erol Abdil ise, Kuzey Irak'taki PKK'lı teröristlerin karargahının bulunduğu Kandil Dağı'na her uçak kalktığında, aynı havayı soludukları ve beraber büyüdükleri insanların öldürüleceği kaygısını yaşadıklarını söyledi. Başkan Abdil, “Kandil’e her uçak kalktığında, Tunceli'de operasyon için her helikopter kalktığında bizde birlikte doğduğumuz birlikte aynı havayı solduğumuz insanları öldürecekler diye kaygılar yaşıyoruz. Biz bunun için Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesini istiyoruz. Artık bu tip kaygılar yaşamak istemiyoruz” dedi.
DTP Tunceli milletvekili Şerafettin Halis ise, AKP'nin 2009'da yapılacak yerel seçimlerde Tunceli'de belediyeyi almayı hedeflediğini söyledi. Halis, AKP'nin önceki seçimlerde kazandığı belediyelerin zor durumda olduğunu ve itfaye araçların akü takamaz duruma geldiklerini ve Hozat'ta 2 Alevi Köyü'ne imam ataması yapıldığını öne sürerek şöyle konuştu:
“Bir belediye verdik otelini sattılar, itfaiyeye akü takamıyorlar. Nasıl burayı alırlar? Burayı almak istemesi satın alma politikasıdır ama Dersim (Tunceli'yi kast ediyor) satın alınamaz. Bazı rant çevreleri AKP'nin yeni il yönetimi listesine girmiş bunlar sözüm ona yoksullara sahip çıkacaklar. Bunlar yoksullara bir şey vermez. Hozat'ta Alevi köylerine imam atamışlar, Hozat’ın her iki köyünde tek bir Sunni vatandaşın olmamasına karşın 2 Alevi Köyü'ne imam atanıyor. Bu, AKP'nin sinsi planıdır. Daha önce de Sivas'ta da öğretmeni olmayan Alevi Köyü'ne imam atamışlardı.”


Kaynak:Mehmetçik Gazetesi
Sabih Samur

RIZA MÜFTÜOĞLU ve BAŞBUĞ





RIZA MÜFTÜOĞLU ve SABİH SAMUR




Yoğun bir İstanbul gününde iş açısından oldukça sıkıntılı geçen ve belli bir süre daha zor günlerin devam edeceğini düşünerek trafikte ilerlemeye çalışırken Kıbrıs’tan gelen bir telefon ile düşünce yumağından bir an için ayrıldım.Arayan bizim amcaoğlu idi.Adada misafir ettiği bir ağabeyinin şu an Florya’da olduğunu ve benim ziyarete gidip kendisi ile tanışmamı istiyordu.Memnuniyetle diyerek bir saat içinde orada olacağımı kendilerine iletmesini söyledim.
Hiç aklımda yokken ve bu yaşa kadar içine girmek kısmet olmamışken bir anda kendimi TBMM Florya Atatürk Köşkü Sosyal tesisleri içinde buluverdim.Karşımda Rıza Müftüoğlu vardı.Bir dönem Türkiye yönetiminde söz sahibi olmuş bir ekibin önde gelenlerinden.
Tesiste ciddi bir büyüklükte Atatürk fotoğrafı var; Ata’nın kahve içerken görüntülenmiş hali.
Bu fotoğrafın altına denk düşen masada oturmayı teklif ettim.Rıza bey de olumlu yaklaştı ve biz de çaylarımızı yudumlarken sohbete başladık.
Yavru Vatan Kıbrıs’a ticari bir nedenle gitmiş bu esnada ortak dostlar kanalıyla bizim Amcaoğlu Mehmet Samur ile tanışmış. Mehmet ağabey Kıbrıs Gazisi.1974 barış harekâtında SAS komandosu olarak yer almış, adada sevilen, sayılan bir şahsiyet.
Rıza Müftüoğlu ise Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş ve 12 Eylül 1980 ihtilalinde MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasında yargılanmış ve 27 ay Mamak cezaevinde yattıktan sonra tahliye olup,beraat etmiş.Daha sonra 19. Dönem MHP Erzurum Milletvekilliği görevlerinde bulunan Rıza Müftüoğlu şu an gazetecilik ve yazarlık yapıyor.
Biraz MHP’den biraz Sınır Ötesi harekâttan biraz da DTP’den konuştuk.Gelinen nokta 2008’in gerçekten zor bir yıl olacağı.
Mutlaka yeni açılımlar ve yeni projeler üretilmesi gerektiği yönünde.
İlk patlayan sektör Tekstil ve konfeksiyon oldu.Sırada inşaat ve turizm var.Otomotiv sektörü de peşinden.Mutlaka istihdam yaratmak gerekiyor.Belki kur ayarlaması yaparak bilemiyorum bunun adı sınırlı bir enflasyon ise ve bunu yapmak gerekiyorsa…
Karşılıklı telefon numaralarımızı alıp ayrılıyoruz.Artık Ankara’da da bir dostumuz var.
Atatürk denize girdiği iskeleye bir süre baktıktan sonra oradan ayrılıyorum.
Tekrar dünya işleri; alacak-verecek,borçlar,ödeme planları,yeni oluşum arayışları…

Sabih Samur


BASIN AÇIKLAMASI
TARIH : 16 Aralık 2007
NO : BA - 37 / 07
Irak'ın kuzeyindeki Zap, Avaşin, Hakurk bölgeleri ile derinlikteki Kandil Dağı'nın Irak tarafında kalan kesimlerinde tespit edilen PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne ait hedefler, Türk Hava Kuvvetleri savaş uçaklarının 16 Aralık 2007 günü saat 01:00'dan itibaren uyguladığı, geniş kapsamlı bir hava harekatı ile vurulmuştur.
Hava harekatına katılan uçaklarımız, saat 04:15 itibarıyla emniyetli bir şekilde üslerine dönmüşlerdir.
Uçakların operasyon bölgesini terk etmelerini müteakip, Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı uzun menzilli silahlarla, Irak'ın kuzeyinde belirlenmiş hedeflerin ateş altına alınmasına devam edilmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetlerine verilen yetki çerçevesinde icra edilen operasyonlar, askeri ihtiyacın gereklerine göre kararlılıkla devam edecektir. Baştan beri açıklandığı gibi, operasyonlar tamamen PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne yönelik olup; Irak'ın kuzeyinde yaşayan halka ve düşmanca harekette bulunmayan yerel gruplara karşı değildir.
Genelkurmay Başkanlığınca daha önce duyurulduğu gibi, değerli basın mensuplarının operasyon alanlarına girmemeleri, can güvenlikleri açısından önem arz etmektedir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
KAYNAK : Genel Kurmay Başkanlığı internet sitesi
Sabih Samur Yorumu :
2006 yılının Nisan ayından bu yana her fırsatta ve ortamda gerek sözel gerekse yazılı olarak Kuzey Irak'a mutlaka sınır ötesi opersayon yapılması gerektiğini dile getirmekteyim.Şükürler olsunki nihayet F-16 ve F-4 uçaklarımızla Kandil dağı vurulmak suretiyle ilk adım atılmıştır.
Mevsim şartlarına ve her türlü muhalefete rağmen bu işin devamı getirilmelidir.
Saygılarımla



Tarih :
21-10-2007
Konu :
Basın açıklaması
Bugün Hakkari İli'nde meydana gelen menfur terör saldırıları üzerine Sayın Cumhurbaşkanımız başkanlığında gerçekleştirilen Devlet Zirvesi'nde son gelişmeler ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır.
Toplantı sırasında, terörle mücadele konusunda Türk Halkı'nın Devletine olan tam güveninden kaynaklanan mevcut azim ve kararlılık vurgulanmıştır.
Zirve'de aşağıdaki hususların kamuoyunun dikkatine getirilmesi kararlaştırılmıştır:
"Terör örgütünün bu hain saldırılarla toplumumuzun birlik ve beraberliğini bozmak amacı güttüğü aşikardır. Buna karşılık halkımızın haklı tepkisini gösterirken, kardeşlik duygularına zarar verecek tutum ve davranışlardan kaçınarak, her durumda sağduyusunu koruyacağına, güç birliği içinde hareket edeceğine, birlik ve beraberliğini güçlendirerek teröre karşı en anlamlı cevabı vereceğine inancımız tamdır. Aynı anlayış içinde, bütün kurum ve kuruluşlarımızın ve özellikle yazılı ve görsel medyamızın üzerlerine düşen sorumlu ve sağduyulu yaklaşımı sürdüreceklerinden kuşku duyulmamaktadır.
Bu menfur saldırılar karşısında günün, birlik ve beraberlik günü olduğu, Aziz Milletimiz ve ülkemizin tüm kurum ve kuruluşlarınca takdir edilecektir.
Milletimizin desteği, tüm kurum ve kuruluşlarımızın işbirliği, kahraman güvenlik kuvvetlerimizin yılmaz ve özverili üstün görev anlayışıyla bölücü terör örgütüne karşı yürütülen mücadele kararlılıkla sonuna kadar devam ettirilecektir. Türkiye, Irak'ın toprak bütünlüğüne saygılı olmakla birlikte, teröre yardım ve yataklık yapılmasına müsamaha göstermeyecek ve hakkını, hukukunu, bölünmez bütünlüğü ile vatandaşlarını korumak için gereken bedel ne ise ödemekten kaçınmayacaktır. Bu husus, rahmetle andığımız şehitlerimize, acil şifalar dilediğimiz yaralılarımıza olduğu kadar, gelecek nesillerimize de yönelik sorumluluğumuzdur."



BASIN AÇIKLAMASI
TARIH : 21 Ekim 2007
NO : BA- 23 / 07
21 Ekim 2007 günü saat 00.20 sıralarında, Irak'ın kuzeyinden topraklarımıza sızan PKK terör örgütü mensupları tarafından, Hakkari/Dağlıca'da konuşlu Piyade Taburunun emniyet unsuru olan bir bölüğümüze kalabalık bir grupla üç ayrı bölgeden silahlı saldırıda bulunulmuştur.
Çıkan çatışmada 12 şehit, 16 yaralı verilmiştir.
Saldırıya anında misliyle karşılık verilmiş; teröristler, silahlı helikopterler tarafından görerek, mevcut ateş destek vasıtaları ile görmeyerek ateş altına alınmıştır. Şu ana kadar 23 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Ayrıca, olay bölgesinin güneyinde teröristlerle yeniden temas sağlanmış olup, çatışmalar devam etmektedir.
Teröristlerin kaçış istikametleri manevra birlikleriyle takip edilmektedir. Birliklerin harekatı ile koordineli olarak, 63 adet muhtemel hedef ağır silahlarla ateş altına alınmıştır.
Kamuoyu gelişmelerden ayrıca bilgilendirilecektir. Saygı ile duyurulur.

YÜREĞİMİZDE YAŞAYACAKLAR !

Gönderen SABİH SAMUR | 9:30 ÖÖ | , | 0 yorum »


Gönderen SABİH SAMUR | 2:07 ÖS | , , , , , , | 0 yorum »




KKTC’DEN SURİYE’YE İLK FERİBOT SEFERİ


Son zamanlarda enteresan gelişmeler oluyor.Tam artık her şey bitti derken yepyeni ufuklar açılıyor Türkiye’nin önünde.Bu gelişmeler Türkiye’nin B Planı’nın parke taşları gibi…
Dünyaya bir adım geri çekilip bakmayı başarabilirsek; kısır türban çekişmelerinin girdabından kendimizi kurtarabilirsek göreceğiz ki dünya üzerinde yepyeni dünyalar kuruluyor.Bizler ise önümüze koyulan gündem ne ise onla otluyoruz.Dün “Türban” bir gün evveli “Protokol sorunu”,yarın “29 Ekim”…
Unutulan gündemler :
04 Temmuz 2003 Başımıza çuval geçirildi.
02 Ekim 1992 Muavenet Muhribimiz vuruldu ( 5 şehidimiz var).
Sınıra yaptığımız askeri yığınağımız.Sınır ötesi harekât içindi.Şu an iç harekâta dönüştü.
Unutulan gündemdeki maddelerin ne sorumlusu var,ne hatırlamak isteyen ne de hesap soran.
Tekrar “yepyeni dünyalar kuruluyor” cümlemize dönelim.Biz sınır ötesi harekâttan vazgeçe duralım,Türkmen soydaşlarımızı kendi kaderine terk edelim,bizim bırakmış olduğumuz bu boşluğu İsrail ve İran doldursun.
Bugün küçümsediğimiz sadece irtica olarak gördüğümüz İran teknolojik gelişme ve sanayileşme olarak Türkiye’ye minimum 20 yıl fark atmış durumdadır.
Kendi savaş uçağını,uzun menzilli füzelerini yapabilen ve en önemlisi nükleer güce sahip bir İran ile karşı karşıyayız.Sanayi olarak kendi otomobilini yapabilen bir İran.
Biz ise AKP’siz bir hayatı nasıl yakalarız diye fantezi yapıyoruz.
Bugün beğenmediğimiz AKP, bence rahmetli Ecevit’ten sonra yazının başlığında yer alan konunun “ KKTC’den Suriye’ye ilk feribot seferi” gerçekleşmesine hamilik yaparak büyük bir başarıya imza atmıştır.Bu ne demektir?


KKTC ile Ortadoğu arasında bir köprü kurulmuştur.Daha da önemlisi KKTC pasaportlarıyla Suriye’nin Lazkiye Limanı’na giriş yapan KKTC vatandaşlarının pasaportlarına Suriye makamlarının resmi mühürleri vurulmuştur.
Bunun ne kadar önemli olduğunu en iyi KKTC vatandaşları bilir.
Hayırlı olsun.
Sonuç itibariyle AKP’den korkmamak gerekir.Devletimizin çarkları işlemeye başladığı zaman gerek Sn. Gül gerekse Sn. Erdoğan gerekli uyumu göstereceklerdir,göstermek zorundadırlar.
Hiç kimse Atatürk ve silah arkadaşlarının çizmiş olduğu yol haritasından Türkiye’yi çıkartamaz.Muhalefete ve diğer tüm yaptırım güçlerine ve bizlere düşen görev bu seçilmiş hükümet ile halkın tercihine saygı göstererek yürümek,onları maksimum oranda çalıştırarak kaybedilmiş yılları kazanmaya çalışmak olmalıdır.O zaman bu başarı hepimizin olacaktır.
Birinci derece de hedefimiz bırakın Avrupa’yı öncelikle İran’ı yakalamak hatta geçmek olmalıdır.Çok çalışmalıyız.Hiç bir zaman hedeflerimiz küçük olmamalı!
KKTC’de ki , Irak’ta ki Türkmen kardeşlerimiz ve Azerbeycan’a olan ağabeyliğimiz sembolik değil gerçek anlamda olmalıdır.
Güçlü ve Onurlu bir Türkiye çok mu zor?

Sabih Samur