Can Dündar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Can Dündar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


- Çalışan ve iş bulup çalışamayan,
- Dümenden Sekiz, On Yerel Gazeteci bulup başına geçip Başkan (?) olan ve aslında bir sonraki seçimlere Milletvekili olmak için lobi faaliyeti yapan, kurumu ve mesleği meze olarak kullanan,
- Gazeteciliği tehdit amaçlı kalemşor olarak kullanan,
- Dini enstrümanları gazetenin her yerine serpiştirip, insanların dini inançlarını sonuna kadar suistimal eden ve fakat gazetecilik yapan,
ve tüm bunların yanında sigortası haftalık ve bazen bir kaç günlük ödendiği halde, yaklaşık 2.500 TL maaşla köşeyazarlığı yapan, bu memleket için muhalefet yapan adam gibi adamlar, gerçek gazeteciler...


Evet kendinizi hangi satırda buldunuz bilmem. O Allah ile sizin aranızda.
Bildiğim tek şey var bu aziz Millet; ADAM ile FIRILDAK'ı, her dönemin adamını ayıracak zeka ve deneyime ve en önemlisi kalp gözüne sahip.

Dip Not: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hatalıdır. Neden mi?
Can Dündar gibi her devrin adamını neredeyse Kahraman yaptığı için.
Bu arada her cezaevine gireni cezaevi maalesef ıslah edecek teknoloji ve sisteme sahip değil.
Yolunda olanlar yolunda olmaya devam edecektir.

Çalışan Gazeteciler Gününüz kutlu olsun.

Sabih Samur, 10 Ocak 2016, TÜRKİYE



Gönderme tarihi:

29 Kasım 2009 Pazar 19:56:46

Sabih Bey selamlar. 29 yaşında yolun başında sayılabilecek genç bir öğretmenim. Ne yazıkki yazılarınızla yeni tanıştım. Ama bundan sonra elimden geldiğince takip edeceğim. Sizin ve ailenizin bayramını yürekten kutlarım.
Sizin gibi yürekli ve dürüst insanların hala basında camiasında bulunması beni çok mutlu etti. Kaleminize, yüreğinize ve cesaretinize hayran kaldım. Her sohbette lafı evirip çevirip size getiriyorum insanlar sizin gibi değerlerin farkında olsun diye.
Böyle bir zamanda en çok ihtiyacımız olan şey sizin gibi değerli kalemler. İyiki varsınız...

Kaleminize, yüreğinize, cesaretinize ve kalbinizdeki vatan ve bayrak aşkına selam olsun...

Can Dündar’ı İzliyorum Gözlerim Kapalı


NTV, Canlı Gaste adlı program.
Saat 23.15.
Kanalları gezerken bir anda duruyorum. Ekranın altında büyük puntolarla “Ahmet Kaya’yı
Anıyoruz” yazıyor. Türkçeye de maalesef yerleşmiş olan “baby face” yani “Bebek Yüzlü” adamı görüyorum.
Evet yanılmadınız Can Dündar’dan bahsediyorum.
Masum Cumhuriyet Çocuğundan.
Eğer Cumhuriyet’i savunmak ona kaldıysa ben artık sadece seyirci olmak istiyorum.
Neden bu tepkim?
Bu Cumhuriyet Çocuğu, bizden biri dediğimiz adam, Sarı Zeybek’i bizlere kazandıran kişi değil mi?
Maalesef O!
O Can Dündar, aynı duygusallıkla ve o bebek yüzüyle; bizler için Mustafa’yı da çekti!
Bu akşamda Türkiye’ye çok büyük emeği geçmiş, Türkiye’yi bütünleştirici parçalar üretmiş olan, TC’nin medarı iftiharı Ahmet Kaya’yı da ölümünün 9. yılında anıyor.
Gözlerimi kapatıyorum, midem bulanıyor.
Sarı Zeybek’teki Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatma esnasında hangi duygu yüküne sahipse, aynı hüzünle Ahmet Kaya’yı anıyor.
Gözlerimi açmak istemiyorum. Bu adamı gördükçe anmış olduğu insanı, Ahmet Kaya’yı öpüp sarılmak geliyor içimden. Dünya görüşümüz, vatana bakış açımız uyuşmasa bile fikirlerinden ödün vermemesi ve dik duruşuna bakıyorum, bir de masalara çağrılan konsül matrisler gibi bir o masada bir diğer masada gezinen Can Dündar’a.
Ne olduğu, kime hizmet ettiği belli olmayan, dün Atatürkçü, bugün Kürt Açılımı şak şakçısı,
Ahmet Kaya için gözyaşı dökeni oynayan, yarın kuvvetle muhtemel Türk Milliyetçisi bir Can Dündar.
Rüzgâr hangi yönden eserse o yöne dönebilen, devrin adamı.
Güçten yana, güçlüden yana.
Aziz Nesin’in Dev Eseri: ZÜBÜK.
Ve o Dev Oyuncu; Kemal Sunal.
Birden aklıma Zübük geldi.
Devrin adamı olacaksın.
Dün: Atatürkçü, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü.
Bugün: Kürt Açılımı şak şakçısı, gerekirse Federatif Yapılanma.
Yarın: Belki de Koyu bir Türk Milliyetçisi-maskesi
Bizler çenemizi yormakla ve seni görmemek için gözlerimizi kapatmakla kalırız.
Oysa sen yürümeye devam edersin.
Yolun açık olsun, sadece yüzü bebek olan kalbinin ne olduğu belli olmayan adam.

Sabih Samur

Osman Baydemir

Bize göre Türkiye'nin gözbebeği Diyarbakır ilimizin maalesef Belediye Başkanı.

Kendisine göre, Teröristbaşı Öcalan'ın ağzıyla (sözde) Kürdistan toprağı olarak adlandırdığı Amed'in Başkanı.

Zemberek boşaldı.

Masumane ana dil isteği ile ve Sn. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sevgi dolu kollarında başlayan bu serüven dönülmez akşamın ufkuna doğru ilerliyor.

Çoğunluğun unuttuğu ve bu nedenle zafer şarhoşluğundan zafer çığlıkları attığı bir dönemde sadece bir hatırlatmada bulunmak istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetme erkini elinde tutan hükümetler zaman zaman yanılgı içinde bulunabilirler ve günü geldiğinde tarih sayfasında eski hükümet olarak yerini alırlar. Devlet ise bekası ile ilgili bir tereddüt duyduğu an, kendisini korumak adına her türlü tedbiri alır.

Benden hatırlatması

saygılarımla

Sabih Samur

Not: Sn. Cumhurbaşkanım devletime aykırı icraatlarda bulunan sözde aydınlara Çankaya kapılarını sonuna kadar açıyorsunuz.Elif Şafak,Can Dündar,Orhan Pamuk gibi... Sizden arzım Türkiye Cumhuriyeti'ni bölmek için elinden geleni yapan ve bunu korkmadan açık açık yapan çok Sayın Osman Baydemir adlı Bir böleni Devlet Şeref Madalyası ile onurlandırmanız.






“İşte geldik gidiyoruz / Bilinmez bir diyara” Bush bu şarkı sözlerini biliyor mudur sizce? Sanmıyorum. Ama bilseydi üzerine alabilirdi diye düşünüyorum.
İki halk arasındaki farkı gözlemlemeye çalışıyorum. Aynı zamanda benzerlikleri…
Irak Halkı ve Osmanlı. Siyah-Beyaz filmlerde işgal kuvvetlerinin İstanbul’a girişini izlediğinizde alkışlayan, atlı veya yaya birliklerin önüne kendini atan, onlara çiçek veren, olmadık sevgi gösterilerinde bulunan yok (Olanlarda artık alkışladıklarının yanında; birlikte yaşıyorlar). Bu saydıklarımın hepsi Amerikan işgal kuvvetlerini karşılayan Irak halkında ise tamamı ile mevcut idi. Saddam Hüseyin’den kurtulmanın sevinci, zevki ve şevki ile bağırlarına bastılar, o kendilerine demokrasi getirdiklerini ve sadece bunun için geldiklerini söyleyen Conileri.
Aynı Coniler tüm ihtiyaçlarını, cinsellik de dâhil olmak üzere Irak halkından karşıladılar. Önce Petrolünü aldılar bu halkın, daha sonra geleceğini… Gururunu, namusunu, toprağını, canını. Alınacak nesi varsa. Bu demokrasi havarilerinin başında Bush Efendi vardı.
Ama daha sonra gerçekleri gören, zavallı Irak halkının başında ise bu işgal gücünü ülkesinden defedecek, zekâ, kudret ve organizasyon yeteneğine sahip, Can Dündar’ın yalnız adamı olan Mustafa’dan, benim Mustafa Kemal’imden yoktu. Uşaklar vardı sadece. Şu an bizim resmi ilişki kurmak zorunda kaldığımız, düne kadar karşımızda esas duruşunu gösteren Talabani ve Barzani. Sattılar kendilerini ve Irak Halkını. Maddi ve manevi anlamda ayağa düşmüş olan Dolar uğruna…
Amerika’nın popo kurtarmaca oynadığı bugünlerde bizde onun dümen suyunda, AKP iktidarının iradesi ile yeni açılımlar gerçekleştiriyoruz. Kuzey Irak yönetimi ile direk temastayız. Tüm eski Kırmızı Çizgilerimizi kırıp, koltuğumuzun altına aldık, iş bitirici büyük iş adamı pozlarıyla. Zaten “Kırmızı Çizgilerimiz var. Bu çizgiler aşılırsa savaş sebebidir” diyen masalcı amcalar, büyük bir ihtimalle, bugünün gözleri ile Ergenekoncu filan idiler.
Her şey planlandığı üzere saat gibi tıkır tıkır çalışıyor.
Bu arada Dış İşleri Bakanı Ali Babacan’ımızı da yavaş yavaş Başbakanlık koltuğuna ısındırıyoruz. Emir büyük yerden olsa gerek!
Ocak 2009’da Sevgili Bush’umuzu başkanlık koltuğundan İzmir Marşı ile uğurlarken, Irak Halkının “Seni Özleyeceğiz Başkan Bush” dediğini duyar gibiyim. Belki de Irak Halkı (özgür iradesiyle) Bush’u Demokrasi ve İnsan Haklarına yapmış olduğu katkılardan ötürü Nobel’e aday bile gösterebilir.
İçeriğini bilemediğimiz ikili antlaşmalarla Irak Halkının sahip olduğu tüm değerler kim bilir bilmem kaç yıl ABD’nin ipoteği altına alındı. Vananın başında sapını tutan Coni. Gerisi hikâye. Olsun her şeye rağmen Demokrasi geldi ya…
- Gazeteci arkadaşımızın ayağından çıkartarak kafana fırlattığı (Türk Malı) ayakkabıları dostluğumuzun
bir nişanesi olarak kabul et lütfen.


—SENİ ÖZLEYECEĞİZ BAŞKAN BUSH


— BEN DE SİZİ IRAK HALKI
Sabih Samur