Kod Adı: TC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kod Adı: TC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster




Bu ülke hala neden ayakta biliyor musunuz?

Bu aziz ülkenin -ki adı Türkiye'dir- bu aziz milleti -ki adı Türk Milletidir-
öyle bir kalp gözüne sahiptir ki dümenci ile gerçek kahramanı ayırt edebilir. Türk Milletinin Kürt kökenli bir ferdi olan evladımız Trafik Polisi olmasına rağmen bir Özel Harekatçı yüreği ile merminin üzerine yürümüştür.
Bu aziz millet bunu görür ve ebediyete kadar gönül kubbesinde ona yer verir.
Allah bize bu aziz şehidimiz gibi BİZDEN BİRİ'lerinin çoğalmasını şehit olmadan onları bu vatanda yaşatmayı nasip etsin.
Allah senden razı olsun değerli kardeşim. Nurlar içinde yat inşallah.


Kod Adı TC



Yapılacak çok işimiz, alınacak çok yolumuz var.
Ama BM ile ama tek başımıza.
Önce kendi ülkemizde Süpürme Harekatını tamamlayacak sonrasında da Türk'e yakışanı yapıp bu ülkeleri düzelteceğiz.

Kod Adı TC

BENİM ADIM BEYAZ TOROS

Merhaba Türkiyem.
Beni tanıyanınız var tanımayanınız var.
O yüzden müsaade edin kendimi tanıtayım.
Ben Türkiye'nin yani senin birliğin, dirliğin ve Bekan için çalıştım.
Benim lastik izi bıraktığım yerlerde kimse şu an ki gibi efelenemedi.
Horozun olmadığı yerlerde horozcuklar olurmuş (şimdiki gibi)...
Benim gezdiğim Şırnak'ta, Diyarbakır'ın Sur Mahallesinde ve de
Mardin'de ve de Hakkari'de kimse hendek kazıp bana kurşun sıkamadı.
Kimse "Ben Özerk oldum artık" demedi. Diyemezdi de!
Devlette devamlılık esastır. Biz böyle aldık devlet terbiyesini.
İsteriz ki icraatlarımız yeni nesillere düzgün anlatılsın.
Bugün dinleniyoruz, bugün izliyoruz.
Devlet terbiyesi ile devletin "çalıştır artık motoru" dediği güne kadar.
Biz Hazırız.
Bu ülkeyi sokakta bulmadık kimseye de böldürecek hal ve durumumuz yok.


Derin Selamlar
Beyaz Toros



Süpürme Operasyonu nedeni ile çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı üzgünüz.
Sen rahat ol Demirtaş.
Ortalık tertemiz olana kadar süpürmeye devam!
Biz kim miyiz?
Süpürenler.

Bizim TEK sayımız DÖRT (Rabia İşareti) değil BEŞ (Kod Adı TC)

TEK DEVLET
TEK MİLLET
TEK VATAN
TEK BAYRAK
TEK DİL





Arkadaş listemde yer alan Cumhuriyet Savcılarını, MİT Mensuplarını, Jandarma İstihbarat Mensuplarını, Emniyet Teşkilatını, Bu Vatanın Bölünmez Bütünlüğü için yemin etmiş eski ve halihazırda mecliste olan Milletvekillerini göreve çağırıyorum.
Ekteki fotoğrafı inceleyiniz ve gereken ne ise onu yapınız.

Sabih Samur
Kod Adı TC

Dip Not: Kimseyi etiketlemiyorum. Mesajı ve görevi alan alır.


Bizler İki Sancağı da eşit olarak ayrım yapmadan sahiplenen Neferleriz.
Sancaklarımızın yere düşmemesi için gerektiğinde Ölürüz de Öldürürüz de!

Sabih Samur 
Kod Adı TC





Dün benim için için çok önemli bir gündü. 1992 yılında vurulan Muavenet Muhribimiz benim hayatımda kırılma noktasıdır.
Türklük şuurumun tavan yapmasına yol açan olaydır. Deniz Kuvvetlerinden tüm izleri silinmiş bu hazin öykünün tarafımdan tekrar yazılmaya çalışılması ve adının Patent Enstitüsüne kadar müracaatı ile devam eden çok uzun bir süreç...
Bir çok makalemde Muavenet'i gündeme getirecek, hesabını soracak doğru kişiyi, O Türk oğlu Türkü aradım durdum 21 sene boyunca!
Geçen hafta Murat Altun dostumuzla yapmış olduğumuz Memleket sohbetlerinden birinde Ekim ayı programını sorduğumda laf döndü dolaştı ve yine Muavenet'e geldi.
Şahlanış Hareketi Genel Başkanı olan Sn. Altun'a fikrimi söyledim. O da sağolsun çok sıcak baktı. "Böyle bir çıkış yapmak bizim için şereftir" dedi.
Yer ve metin üzerinde mutabakat sağlandı, resmi izinler alındı.
Ve dün yağmurun, soğuk havanın dahi engel olamadığı güzel bir İstanbul'un Beşiktaş akşamında tarihi açıklama yapıldı.
Atatürk'ten sonra Türkiye Cumhuriyeti'nde bir ilk gerçekleşti. Bir Genel Başkan ilk defa Amerikan Vatandaşlarına seslendi.

Ne dedi Murat Altun?

"3 maddem var" dedi. "Bunların gerçekleşmesini istiyorum, gerçekleşene kadar da takipçisiyim" dedi.

İşte o maddeler işte O Cesur Yürek!

"Bugün, 02 Ekim bizim için çok önemli ve hicran dolu bir gündür!
02 Ekim 1992 tarihinde dostumuz ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ordusuna ait olan Saratoga Uçak Gemisinden fırlatılan 2 adet sea saparow tipi füze ile MUAVENET adlı muhribimiz kaptan köşkümüzden vurulmuştur.
Malumunuz üzerine kaptan köşkü vatan toprağı olarak geçer, buraya yapılan bir müdahale savaş sebebi olmasına ve 5 değerli Türk evladı şehit olmasına rağmen Türk Ordusu karşı ateşte bulunmamıştır.
Bu konu zaman içinde tarafınızdan kapanmış ama tarafımızdan kapanmamıştır.
Bugün 2 Ekim 2013. Yaramız, acımız tüm sıcaklığı ile tazedir, günceldir.
Ben Şahlanış Hareketi Genel Başkanı Murat Altun olarak Yüce Türk Milleti adına 3 isteğimi buradan,
Beşiktaş'tan; Barbaros Hayrettin'in yanından, Denizcilik Müzemizin önünden sizlere seslenerek dile getiriyorum:

1- 5 Şehidimizin ve gazilerimizin maddi ve manevi kayıplarının resmi olarak tazmin edilmesi.

2- Amerika Birleşik Devletleri olarak Türkiye Cumhuriyeti'nden RESMİ OLARAK (YAZILI) ÖZÜR DİLENMESİ!

3- Üçüncü madde çok önemlidir. Muavenet'i bir Uçak Gemisi vurmuştur. MUAVENET adının yaşatılması, dost ve müttefikliğin adına yakışır şekilde devam etmesi anlamında; hali hazırda Amerika Birleşik Devletlerinde aktif görev yapan bir Uçak Gemisinin HİBE Kapsamında Türk Deniz Kuvvetlerine "MUAVENET" ismi yazılarak törenle İstanbul'da, size şu an seslendiğim yerin sahilinde teslim edilmesini İSTİYORUM!


Bu çok önemli konunun, hicran yaramızın takipçisi olacağımı bilmenizi istiyorum."

Murat Altun'a Şahlanış Hareketi kadrosuna ve onu yalnız bırakmayan bir avuç Vatansevere, bu memleketin çocuklarına
en derin saygı ve sevgilerimi arz ediyorum.

İyi ki varsınız.

Sabih Samur
Kod Adı TC




Balkan Türklüğünün iki kanadı vardır. Biri halen Balkanlarda yaşayan Türkler
diğeri Balkanlara ilgisini sürdüren organize dernek çatısı altında toplanmış ,
çifte vatandaşlığı elde etmiş, geldiği ülkede (özellikle Bulgaristan) mülk sahibi.
Emekli olmuş, geldiği yerlere hizmet çabasındaki insanlarımız.
Bu iki kanattan birinin yeterince rol almaması halinde ne uçmak, ne koşar
adım gitmek mümkündür. 

Balkan insanı sorumluluk almalı, sorumluluktan kaçmamalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti, Tika gibi kuruluşlar, Türk Dünyası araştırmaları vakfı gibi gönüllü kuruluşlar bir hiyerarşi içinde bu işin birer köşesinden tutmalı.
1930'lu yıllarda, Bulgaristan'da "Turan Ocağı" adı altında, spor ve kültür klüpleri kuran insanların bu gün teknolojinin, iletişim ve ulaşımın nimetlerinden radyo ve tv den istifade etmemesinin bir mantığı yoktur. 

Artık çağımızda neredeyse her kasabada yerel tv kanalları varken bunları kullanmamanın mantığı nedir?
10 Milyonu aşkın insanımızın yaşadığı bu coğrafyayı yok farz edemeyeceğimize göre

çağın bütün imkanlarından faydalanılmalı.
Mahalli gruplar, kongreler, kurultaylar, seminerler yapılacağı gibi, büyük ölçekli bütün Balkanları kapsayacak olanlar da yapılmalı.
1945 lerde Yugoslavya'daki "Yücel" hareketini kuran fikriyat halen dimdik
ayaktadır. Makedonia ve Kosova'da Türk partisi kuranlar, bu tarz bir organizasyonda
nefer olmaya hazırdır kanaatindeyim.
Bosna'da, savaş esnasında her öldürülen Boşnak için Sırplar, "bir Türk daha eksildi" diyordu. 

Boşnaklar da mezar taşlarına Ay-yıldız, bayraklarına üç hilal çizerken; bu oluşumun dışında kalabilir mi?
Elbette, hayat da, Balkanlar da, dikensiz gül bahçesi değil. 

Kimse altın tabakta, neticeyi sunmayacaktır. 
Muhtemelen arızalar, çatlak sesler olacaktır.
Ama görünen o dur ki artılar eksilerden fazladır.
Hulasa Balkanlarda, un, şeker, yağ var iş helvayı kotarmaya kalmıştır.
Büyük düşünmezseniz büyük olamazsınız.


Saniye Sütlü

Fotoğraftaki delikanlı ile tanışıp alnından öpme fırsatım olmadı.
Akil Adamlar Tokat'ta yurdum insanına masal anlatırken, adı Onur Çalışkan olan bu delikanlı binmiş atına, almış arkasına Tokatlı'mı arslanlar gibi yürüyor.
Ben buradayım, Be...n Türk'üm, Ben Mustafa'yım, Ben Kemal'im, Ben Atatürk'üm diyor!
Memleket federasyona doğru sürüklenirken sessizce kenarda oturup, "aman sesimi çıkartırsam beni de Silivri'ye alırlar" diyen, yazdıkları kitapları satmaya çalışan sözde liderciklere gerçek liderliği gösteren Tokat Ülkü Ocakları Başkanı Onur Çalışkan,
hasretle gözlerinden öpüyorum.
Yolun açık olsun.
Yalnız değilsin, Yalnız değiliz.

Sabih Samur

Balkan Türklüğü: Suya atılan taşın, suda oluşturduğu iç içe daireler gibi,
birbirinden etkilenen, birbirinden ayrı düşünülemez daireler çizer.
Balkanlarda birbrinden ayrı düşünülemeyecek iki önemli unsur : Türklük ve İslamiyet.
Balkanlarda Türkçe konuşanlar dışında, Türkçe konuşmayan ama Türkiye ile din, kültür, tarih, ve akrabalık ilişkileri olan,
yer yer aidiyet hissi mensubiyet şuuru olan 10 milyon üzerinde insanımız var.

 Bosna, Sancak, ve Karadağ 4 milyon
 Kosova 1 Milyon
 Arnavutluk 3. 5 Milyon
 Macedonia 1 Milyon
 Bulgaristan 1 Milyon (çift vatandaşlarla birlikte)
 Romanya 500 bin
 Yunanistan 500 bin

Bu rakam, Avrupada'ki bir çok ülkenin, (Avusturya, Belçika, Lüksemburg) gibi birçok ülkenin nüfusundan fazladır.
AB: Dil, din, ırk, tarih, ve kültürü birbirinden ayrı ülkelerden oluşmuş.
Üstelik içlerinde yüz yıl birbiri ile savaşanlar var.
Üstelik 1. ve 2. Dünya savaşında karşılıklı cephelerde karşılıklı savaşmış, araya kan ,kin, güvensizlik girmiş.
Buna rağmen bir araya gelebiliyorlar. Buna rağmen, bir Gümrük Birliği,bir Para bir üst Parlamento etrafında birleşebiliyorlar.
Balkanlardaki, Ortak tarih, ve ortak dinden gelen insanlarımızın, modern Batılı bakış açılarına en yakın din anlayışı gene de Türkiye'deki "Laik" anlayıştır.
Bu büyük gücün "Türk merkezli" Lokomotivi Bulgaristan Türklüğüdür.
En çok Türk'ün yaşadığı dil, edebiyat,folklor çalışmalarının yapıldığı TİKA ile ilişkileri iyi olan Bulgaristan Türklüğü bu organizeyi yapacak donanım ve alt yapıdadır.
Bu vizyona sahiptir. Esasında, böyle bir misyon yüklenmeye de mecburdur.
Bu Bulgaristan'da yaşayan genç nesil için de, acılar yaşamış geçmiş nesilin huzuru
için de gereklidir.
Türkiye Cumhuriyetini burada güçlü işadamı, siyasetçi, eğitimli eski bütün Balkanlıları tez elden bir çatı (Konfederasyon) altında toplayıp "Balkan kurultayı" ile
ilk adımları atmalı.
Asgari müşterekleri, öncelikleri ,..ihtiyaçları tesbit edip çalışmayı başlatmalı.
Bunun ihmale gelecek bekleyecek hali yoktur.
Bu konuyla ilgili kendini Türk, Arnavut, Boşnak,Torbesh, Pomak ne diye ifade ederse etsin katkı vermeli,
elini taşın altına koymalıdır.
Gerekirse başını da...

Saniye Sütlü





Tarih boyunca, Türklerin en büyük dostu da hasmı da maalesef gene Türkler olmuştur.
Timur, Beyazıt'a,..Yavuz Selim Şah İsmail'e..beylikler birbirine..Sonra;..taht kavgaları
sebebiyle bölünmeler.
Şimdilerde, "Tarih gene tekerrür ediyor". 
Oysa "ibret alınsa tekerrür eder miydi ?
Macedonia'da % 50 Müslüman,..% 50 Hristiyan.
Müslümanlar: Türk, Boşnak, Torbesh, Arnavut ve Çingene. Ayni camiye giden, ayni kıbleye dönen, ayni mezarlığa gömülen, birbirlerinden kız alıp-veren, akraba olmuş bu Müslümanlar 3 yıl önce 16 partiye bölünmüştü. 
14 Arnavut 2 de Türk partisi
olmak üzere.
Tabii, kaçınılmaz sonuç tecelli etti. % 50 nüfusa sahip bu Müslümanlar, parlamentoda
olmaları gerekenin neredeyse yarısı kadar temsil edildiler,..edilebildiler. Rakamlarda ( % 2 ) (% 2 -)hata etmiş olabilirim..
Ayni hata şimdilerde Bulgaristan'da yaşanıyor..Maalesef 747.000 resmi seçmeni
olan Türk: (Türk, Pomak, Alevi, Gagauz, Deliormanlı, Kırcaali'li) diye bölünüyor.
Daha başarılı olmak, daha eğitimli olmak, hizmette daha önde olmak noktasında rekabet edeceklerine;.."Benden olsun Çamurdan olsun" düşüncesiyle, kasaba, köy , bölge, mezhep, din eksenli bölünmeler yaşanıyor..
Şimdi bir de : "Dal'cı -Mestan'cı"
bölünmesi noktasındalar. Fazladan,.."ajan, eski komünist " suçlamaları, ve bel altı vuruşları da, bu iki siyasi parti arasındaki uçurumları derinleştiriyor.
Bunları yazmaktan mutlu değilim,çok da rahatsızım ama bunlarda yazılmalı ve konuşulmalı.
Türkiye'deki 1978 ve 1989 göçmenleri ayrı bir alem ayrı bir fasıl. Bir kısmı Bulgaristan'la bütün bağlarını koparmış, burada ev -bark-mülk sahibi olmuş.
Emekli olmuş, kendini riske etmeyen. Orada yaşadıklarını, "Belene" ve diğer Cezaevleri, sürgün , işkenceleri.."Türkan" bebekleri,.."Aysel'leri" unutmuş, balık hafızasına sahip..
Oradaki acı tatlı hatıralarını, babasının mezarını, geçmişten gelen vatandaşlık haklarını terk etmiş..
Bir gecede 30 kg yükle yola çıkıp;..bütün geçmişini silmiş insanlar..
Elbette çok samimi çok idealist, mücadeleci olanlar var..ama genede bu kitleyi mücadeleye sokamıyorlar.
Oysa burada emekli olmuş insanlarımız Bulgaristan ve Türkiye arasında kültür köprüsü olabilirler. Zamanı, eğitimi, hatta Bulgaristan'da yaşayanlara göre, daha da ekonomik rahatlıkları sebebiyle çok şey yapabilirler.
Dün Bulgaristan'da, DİL, İSİM, DİN , SÜNNET diye ölümü göze alan insanların bugün,
Bu konularda daha ilgisiz olması (anadil konusunda dilekçe veren 7000 kişi) yüreğimizi yakıyor. 
747.000 de 7000
Halbuki dil: Orada bizim kimliğimiz, bayrağımız, birbirimizi tanıma, iletişim aracımız. Dil yoksa;..kimlik yok..siz yoksunuz.
Özetle: Siyasetçi dil, eğitim, ve kültüre ilgisiz kalırsa; vatandaş siyasete ilgisiz kalır..
ve bu bölünme Türk dışında herkesin işine yarar.

Saniye Sütlü

 

 



 
"Su akar yolunu bulur" demiştim...
"Cin şişeden çıktı."
Artık o cini şişeye kimse sokamaz.
30 yıl önce kimse, Sekel, Gagavuz, Buryat bilmezdi...
Kırgız Türkmen bile uzak hayaldi...
Artık Doğan'a, Dal'a, Erdoğan'a rağmen, Amerika ve Çin'e rağmen, dünyada bir Türk heyecanı var...
Bir Türk Birliği heyecanı...
Biz halkin gelecegi halkin elini birakilamayacak kadar degerlidir!
SIYASETCILER onun icin var.
Bulgaristan Türkleri icin neyin iyi oldugunu düşünüyorsak, onu HEDEF belirleyelim!
Kimin harcadiginin önemi yok .Mucadelemizi oldugu yerde verelim.
Beraber!!!
Ayrilmak, sadece kaybolmaktir, gitmektir.
Mucademizi Türk Partisinde verelim. Türkler icin kalarak olsun biz gidince ortalik ite kopege kalmasin.
Bir tavsiyem var genc Türklere!
Macchiavelli'nin "The Prince" kitabini tekrar okusunlar.
Amacimiz sabit ama stratejimiz degisken olsun .
TÜRK PARTISI'NDE BULGARISTAN'DA gorev almaliyiz.
Degistirme gucumuz olsun diye...
Osmanli niye bizi burda erlestirdi ve simdi yalniz kaldik ?

Bulgaristan, Turkiye filan degismez
Muhim olan oyle bir milleti Timur'u da filleri de kovalayacak duruma getirebilmek!!!
Saniye Sütlü



O bir eş ve babaydı, O bir vatan evladıydı. Vatanını sözde değil derinde sevendi. Askerdi. Her daim vazifedeydi. Fenerbahçeliydi. Tekstilciydi. Arkadaşımız ve can yoldaşımızdı. Velhâsıl adam gibi adamdı! 15 Ocak 2013; Atilla Yılmaz artık ebedi istirahatgâhında. Nurlar içinde yat güzel insan. Allah rahmet eylesin. facebook yorumları: ......................... Vedat Dindar: Mekanı cennet olsun dostumuzun.Vatansever dostumuzu vatan uğrunda kaybettık. Ertan Macit: Vatan evladı olan herkes bizim de büyüğümüzdür. Vatanını sözde değil özde seven herkes bizim canımızdır. RABBİM, yüzümüze gülüp de arkamızdan örgütçülerle OTURANLARDAN ETMESİN. ALLAH GANİ GANİ RAHMET EYLESİN. VATAN SAĞOLSUN! Hülya Cankaya: Nurlar icinde yatsin.Cok üzüldüm .(((((( Bahadır Vatansever: ATİLLA ABİM BİZLER SENDEN GÖRDÜK VATANA SAYĞIYI SEVGİYİ NE DESEM BOŞ VATAN SAĞOLSUN SABİH SAMUR YUREĞNE SALIK BİZE DOST OLAN ŞİMDİ HERKEZE DOST ALLAH YAPTIKLARINDAN RAZİ OLSUN.. Havva Bilal: Allah Mekanını cennet eylesin Saffet Soykal: Yattığı yer nur, mekanı da cennet olsun inşallah.

TC

Gönderen SABİH SAMUR | 11:59 ÖS | | 0 yorum »