ATATÜRK’E KÜFREDEBİLME ÖZGÜRLÜĞÜ ve YAVAŞ ATIN TEKMESİ
Dünya koşar adım muhafazakârlaşmaya gidiyor.
Yeni trend dindarmış gibi gözükmek…
En modern şekilde başını kapatıp, vücut hatlarını alabildiğine ortaya çıkartacak şekilde giyinip, jipe binip alışverişe gitmek…
Bu cümleye konuyu en basite indirilmiş hatta olaya basitçe bakış hali diyebiliriz.
Konu bu cümleden çok daha vahim.
Konuyu detaylı ele alalım:
Menderes’in Çocukları:
1945-1950 doğumlular.
Atatürk zeki bir adamdı. Devrimleri bir bir gerçekleştirdi.
Laikliği istedi. Biliyordu ki Din öyle bir güç ki iktidar yanlış kişilerin (Cumhuriyet Düşmanları) eline geçtiği an, erki elinde bulunduranlar, kanunları istediği gibi değiştirerek, Din olgusunu kullanarak halkı etkileyerek, günlük rutin olayları dahi “Allah böyle buyurdu doğrusu budur” şeklinde değiştirebilirlerdi.
Atatürk’ün rahmetli olması ile Milli şef unvanlı İnönü’nün, bugünkü Tayyip Erdoğan iktidarının ağzına sakız olan Atatürk’ün hedeflediği çizgiden çıkmış olan icraatları, halk ile iktidar arasında soğumaya yol açtı. CHP adında yer alan Halk kelimesine rağmen halkı algılayamadı ve kendini anlatamadı.
Bu kopuşu değerlendiren Menderes oldu.
Menderes o meşhur Din enstrümanını muhteşem şekilde çaldı.
Halk sanki kaybettiği dinine tekrar kavuşmuştu.
İşte Menderes’in iktidar yıllarında ilköğretimde olan nesil “Siz isterseniz şeriatı bile getirirsiniz!” cümlesi ile nurlandılar, yıkandılar.
O çocuklar büyüdü. Bugün Türkiye’yi yönetiyorlar, iktidardalar.
Özal’ın Çocukları:
1980 ve sonrası doğumlular.
Türk’ü Türk yapan (iyisiyle, kötüsüyle) tüm değerlerin alt üst edildiği yıllar.
“Paradır adamı adam yapan”, “Parayı bulda nasıl bulursan bul.” zihniyetiyle yönetilen yıllar…
Zengini seven bir Başbakan.
“Benim memurum işini bilir.” diyen zihniyet…
Ordunun 1980’de yönetime el koymasıyla iktidara gelen Menderes’in çocuklarından olan, Cumhuriyetin yıkım emrini veren, bayrak yarışında bayrağı eline alan Nurlu Atlet.
Özal’ın çocukları Türklük ile ilgili cumhuriyet ile ilgili tüm duygulardan başarı ile arındırıldılar.
Bu dönemde asıl olan parayı bulmak olduğu ve paraya ulaşmak içinde yapılacak tüm faaliyetlerin etik olduğu bu çocuklara öğretildi.
Ahlakı, karakteri zayıf, çalışmayı ayıp zanneden, iş bitirici bir nesil yetiştirildi.
Fetullah’ın Çocukları:
1990 ve sonrası ve doğmaya devam eden çocuklar.
TSK’yı yönetme erkini hasbelkader elinde bulunduran üst düzey subaylar, orduevlerinde ellerinde kadeh memleketi kurtarma geyikleri yaparken, halktan koptuklarını fark etmeden, dümenden nutuklar atarak, sert çocuğu oynarken, birileri tüm alt yapılanmasını tamamlamış, gece gündüz çalışarak “abiler” yetiştirmiş, bu yetiştirilen hizmete inançlı abiler de yine hizmete inananlar yetiştirmeye başlamıştı.
Çığ gibi büyüyen “Hizmet”, TSK’nın üst komuta düzeyi, Emniyet, Yargı ve bütün kurumlara girmiştir.
Fetullah’ın çocukları Türkiye’yi bütün kurumları ile ele geçirmiştir.
Özetle sürecin son devresine gelinmiştir.
Bahsettik ya Atatürk zeki adamdı diye. Bu Atatürk aslında tehlikeli adam. Belki de medyum.
Öyle ileriyi görmüş ki; gün gelir kanı ve sütü bozuk olanlar Türklüğü ve T.C.’yi tamamen ortadan kaldırmaya teşebbüs edebilirler diye;
“Gençliğe Hitabe”yi yazmış.
“Türk, Öğün, Çalış, Güven” demiş.
“Ne Mutlu Türküm Diyene!” demiş.
Şimdi bunları kaldırma zamanı.
Atatürk’e gönül rahatlığıyla küfretme zamanı.
Gün bu çocukların günü!
BİZİM ÇOCUKLAR:
Yahu az kaldı unutuyordum. Bir de bizim çocuklar var.
Herhangi bir tarihte, herhangi bir ilimizde doğan.
Türk-İslâm sentezi ile kandırılmamış, ılımlı islâm şerbetini içti gözüküp tükürüp atmış,
İnancı olan ama devletini laik çizgi de yürütmeye kararlı,
Cumhuriyetin tüm yapı taşlarını peşkeş çekilenlerin elinden tekrar geri almaya yemin etmiş,
Elinde silahı olan kolpacılardan değil, silahsız, yüreği mavzer olan yiğitler!
İşte bu yiğitlerin gömlek cebinde Ata’sının yazdığı BURSA NUTKU var…
Ne mi bekliyor bu çocuklar?
Yavaş atın tekmesi ağır olur.
Baki Selamlar…
Sabih Samur 05 Şubat 2012
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
FACEBOOK YORUMLARI:
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ayşe Bengi Gerçekten Sabih Samur kolay yetişmiyor....Muhteşem bir yazı....Yüreğinize sağlık kardeşim...Atam'ın medyumluğuna katılıyorum, zira en iyi icraatlarından birisi de , kendi kanından çocuklarının olmaması.....Kötü çocuk mu olacaklardı...ASLA....Ama daha sonrakiler ne olurdu, bilinmez....Teşekkür ederim, sevgilerimle.....
Doğan Dinçer














