Teröristbaşı Abdullah Öcalan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Teröristbaşı Abdullah Öcalan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Mart 2008'de yazmıştık top mermisinin üzerine bu yazıyı: "Daha Bitmedi Devamı Gelecek"

Bebek yüzlü Demirtaş, Küfürbaz Osman Baydemir, İmralı'daki Paket ve bilumum HDP/PKK Saz Heyeti, bu mermi var ya?
Anladın sen onu.
Kimle görüşürseniz, kimi arkanıza alırsanız alın Türk bir defa ayağa kalktı.
Durdurana helal olsun.
Kara Harekatı 7 sene sonra kaldığı yerden devam edecek!
Bu yazı boşuna yazılmadı.
Kandil Dağı'nın yeni adı Ateş Dağı'dır.
Geçilmez denen vadilerin geçildiği, girilmez denen mağaraların girildiği.
Derin Selamlar
Sabih Samur, 9 Ağustos 2015, Türkiye


Kaynak: http://www.dorukturk.tv/…/sabih-samur/bu-yazi-bosu…/117.html


Analar Ağlamasın derken?
Bu asla Kürt olmayan Ermeni, İsrailli belki de Hollandalı
olan dostumuzun anası ağlamasın değil mi?
Bunları yere yatırıp fırçalayan Komutanın anası ağlasın.
Yetmez, hakkında soruşturma, kovuşturma açılsın.
Yüzünü göremiyorum ama dini bütün, nur yüzlü bir kardeşimize benziyor.
Hepimiz kardeşiz ya...

Maalesef bu program İktidar Danışmanları tarafından izlenip, not alınmış olmalı ki; dün çok acı bir olay gerçekleşti:
Şehit Anaları otobüslere doldurularak PKK lı Anaların ayağına götürüldü.
Ve Diyarbakır'da asla şehit anası olamayacak bir kadına hazırlanmış bir metin okutuldu.
Hazır olun Teröristbaşının çıkması için artık şartlar oluştu!

https://www.facebook.com/video.php?v=240220196168261&pnref=story 

 
Bu an hiç bir zaman unutulmayacak!
Not alınmıştır.












Terörist dediğiniz bizim kahramanımız


“Bunu bu noktaya getirmeye kimsenin hakkı var mı? Bizim, siyasi partilerin, cumhurbaşkanının, başbakanın hakkı var mı”
“BM’nin 665 sayılı kararı da vardır. Diktatör, hak ve özgürlükleri tanımıyorsa, zulüm ediyorsa, operasyon yapılıyorsa, ezilen hakların başkaldırı hakkı vardır. Oysa biz gelip Meclis’te çözelim diyoruz. Halk bizi bunun için gönderdi. Gelin halkın iradesini tutuklamayın, kelepçelemeyin. Sizin terörist dediğiniz bizim için kahraman, vatanseverdir. Ya irademiz çıkar özgür olur Meclis’e gelir, ya da Meclis’in iradesi yok olur kelepçelenir.”

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan

Sabih Samur Yorumu:
Eğer bu ve benzeri kişiler göz göre göre T.C.'ye posta koyarak, tehdit edebiliyorsa...
Sözün bittiği yere gelinmiştir!
Bana hiç kimse "Bırakın bu ülkede Demokrasi var, herkes dilediği gibi konuşur" masalını okumasın.
Bahçeli ve Kılıçdaroğlu acilen ikili toplantı yapmalı ve radikal kararlar almalı!
Yoksa tüm bu gelişmelere göz yuman, görmemezlikten gelenler,
bu ülkeyi bu duruma getirenlerle aynı kefeye koyulacak ve Cumhuriyet Koruyucuları
tarafından YARGILANACAKLARDIR! (AB,İsrail, ABD'ye rağmen).
Sabih Samur


Geçen gün iş ve özel nedenle gittiğim Rumeli Kavağı dönüşünde durup nefes almak ve bu arada deklanşöre basarak bu enstantaneyi sizlerle paylaşmak istedim.
Gönül isterdi ki ne güzel bir fotoğraf çekmişim, manzara çok güzelmiş falan filan diye konuşalım.
Ama bazen gönlün istediği her şey maalesef olmuyor.
Bu anlam yüklü fotoğraf içinde başka bir anlamda taşıyordu aynı zamanda...
Apo denen bir Puşt var!
Hani şu Teröristbaşı olan Yavşak!
Anneler gününde annem diye seslenemeyen bebeklerin katili!
Hatırlayamadınız değil mi?
Çünkü onun Tayyip Efendi ve saz heyeti cephesindeki adı; İmralı Sakini.
Allah şahsıma bu yavşağa İmralı Sakini demeyi nasip etmesin.
Ve bu Sn. Yavşak öyle diyorlar başına (ve hatta kıçına) Sayın koymak gerekiyor.
Bu yavşakla pazarlık yapan ve sözde Türk Milletini, T.C'yi hasbel kader temsil eden bu hükümet ve başı seçim sonrası ortalığı kan gölüne çevireceğim diyen bu iti konuşturmaya devam ediyor. Çünkü daha önemli işleri var.
2023'e kadar İstanbul'u hallaç pamuğu gibi atmak...
08 Mayıs 2011 tarihini, terörist başı denen bu yavşağı ve bu sözde Kürt Açılımını yaparak kıçı açıkta kalan Usta'yı hiç bir zaman unutmayınız.
Tüm annelerin ve oğulları bu yavşağın talimatı, azmettirmesi ile şehit olan tüm şehit annelerinin Anneler Gününü en içten sevgi ve saygılarımla kutluyorum.

Sabih Samur



AYŞE TATİLDE
Tüm TV kanalları Rio Karnavalı mutluluğu ve lezzetiyle,
Teröristbaşı Apo soslu, Türk kanında dinlendirilmiş EYALET Kebabı'nı
bizlere tanıtmak için yarışırken, bizde boş durmuyoruz.
aracımızın içinde kulağımızda rahmetli Karaoğlan'ın "AYŞE TATİLE ÇIKTI"
seslenişi, kebabın pişmesini bekliyoruz.
Şu an açık olan kabin kapaklarım kapandığında
bazıları için herşey çok geç olacak...
Sabih Samur


Gün gibi aşikâr, Türkiye yönetilemiyor!

Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın hücresi M2 olarak küçültüldüğü ve bu sebeple hassas yerleri hücresine sığmadığı için Avukatları aracılığı ile dışarı mesaj iletmesi ile başta Ahmet Türk efendi,

peşinden Osman Baydemir ve bilumum zevat vazifeden durum çıkartarak, fitili ateşlemişler ve bugünlere gelinmiştir.

Hükümete de cevap hakkı doğmuş, alelacele mezura alınarak hücre ölçülmüş çok küçük bir sapma olduğunu, dolayısıyla muhterem Apocan (utanmasalar böyle diyecekler)ın hiçbir yerinin açıkta kalmayacak şekilde odasına rahat rahat sığabileceği basın toplantısı ile açıklanmıştır.

Memleketimin ve memleketimi yönetenlerin durumu bundan ibarettir.

Lafı olan beri gelsin.

Benim diyecek lafım yoktur.

Bu başbakan ve bu bakanlar kurulu, dolayısıyla bu hükümet beni temsil etmemektedir.

Ben kim miyim?

TC Vatandaşı

Sabih Samur



İnsanların vazgeçilmezleri vardır; tuttuğu takım, kullandığı araba markası, okuduğu günlük gazete gibi.
Gün gelir o vazgeçemediğin, kendini bildin bileli okuduğun ve inandığın gazetenin kaptanının
Senin vatan, bayrak ve devlet anlayışınla ilgili tamamen zıt düşüncelere sahip olduğunu geçte
olsa fark edersin.
Evet, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sn. Ertuğrul Özkök’ten bahsediyorum.
Bizi “İmralı’da Hareket Var” başlıklı yazısıyla aydınlatan Yüce İnsan…
Yüce İnsan Ertuğrul Özkök’ün köşesinden bize ilettiklerine göre;
12 ve ya 19 Ağustos tarihlerinden birinde İmralı’daki konutunda istirahat eden Abdullah Öcalan tarafından 4 bölümden oluşacak bir “Çözüm Planı” , diğer adı ile “yol haritası”
açıklanacakmış.
Eski adı “Terörist başı” olan ama bu adını unutmamız gerektiğini bize hatırlatan Ertuğrul’a göre, Yol Haritası Sunucusu Abdullah Öcalan, Avukatlarının anlattığına göre bu güne kadar 1.000’e yakın kitap okumuş.
Bunlar arasında Hegel ve Derida gibi düşünürler de varmış.
Sağlık durumu iyiymiş.
Devrimci testislerinde prostat sorunu ve kulaklarında çınlama varmış.
Günde bir saat havalandırmaya çıkma hakkına sahipmiş.
Ancak çıktığı avlu çok darmış.
Duvarları çok yüksek olduğu için sadece biraz gökyüzünü görebiliyormuş.
Kaldığı bölmede küçük bir pencere varmış.
Ancak bu pencere de havalandırmaya bakıyormuş.
Yahu inanın kahrımdan bir büyük şarap açıp Ertuğrul’u da karşıma alıp Abdullah’a olan üzüntümden içeceğim.
Ah be sevgili Apocan kimler koydu seni oralara? Neden koydular?
Biz ne unutkan milletiz? Hatırlayamıyorum!
30–35 bin şehitten bahsediyorlar, herhalde onlar intihar filan etti yani senle alakası yok sanırım.
Az kalsın bu devlet seni yanlışlıkla asıp kahraman yapacaktı.
Sonra birileri, seni gününde açılmak üzere İmralı adlı kutuya koydu. Şimdi gününün geldiğini düşünenler seni bu kutudan çıkararak Nobel ödülü de alacak olan bir Özgürlük Savaşçısı yarattıklarını düşünüyorlar.
Ertuğrul diyor ki;
Ben Öcalan’ın yaptığı açıklamayı merakla bekliyorum.
Çünkü hâlâ şuna inanıyorum.
Kürt sorununun çözümünde onun çok önemli bir rolü vardır.
Türkiye’nin bugüne kadar Öcalan’la gerçekçi bir ilişki kurmaya çalışmamasını tarihi bir yanlışlık olarak görüyorum.
Biliyorum şehitlerin, gazilerin acısını unutmak, unutulmasını istemek insanın içine sindirebileceği bir duygu değil.
Ama “hatırlamakla” “unutmamak” arasında çok önemli bir fark var.
Acıları hatırlayalım, ama bazı şeyleri de unutalım
.”
Bu beyin yıkama propagandasından etkilenebilecek Türk Evladı olduğunu zannetmiyorum.
Türkiye, Ertuğrul Özkök’e rağmen ve aynen başında bulunduğu Hürriyet Gazetesi’nin logosunun hemen sol tarafında yer alan spotta belirtildiği gibi Türklerindir.
“Türkiye Türklerindir”.
Bu Türkler ki şu an yapılan ve yapılmak istenen her türlü tezgâhın farkındadırlar.

Amerika’nın BOP adı altında uygulamaya çalıştığı ve sahibinin sesi sıfatıyla Terörist başı ve bebek katili Aponun ağzı ile önümüze konulacak olan çözümün kibar adı “DEMOKRATİK ÖZERKLİK”tir.
Yeni Osmanlılar gazı ile sanki Ortadoğu’da daha güçlü ve büyük bir Türkiye hayali önümüze koyulurken, perdenin arkasında ise “Birleşik Kürdistan Cumhuriyeti” yatmaktadır.
Bunu temel taşı ise Özerklik ve Federal yapılanmadan geçmektedir.
Özetle Sevgili Ertuğrul Özkök bu vatan sahipsiz değil ve bu vatanın sahipleri uyumuyorlar.
Eğer TC bir vatan haininden medet umuyor gösterilmeye çalışılıyorsa ve birileri bunun basın sözcülüğünü yapıyorsa, TC’nin gerekli birimleri devreye girecektir.
Hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Saygılarımla
Sabih Samur

Rahmi TURAN rturan@hurriyet.com.tr

HALEN Güneydoğu’da yüzbaşı olarak görev yaptığını belirten bir asker okurumdan her satırı acı dolu bir mektup aldım. "Kürt sorununda tarihi bir fırsat diye edebiyat yapılıp hain PKK’ya af hazırlığı tezgáhlanırken biz ölmeye devam ediyoruz" diyor ve ekliyor:

"Vahşi dağlarda aylarca çatışmalara giriyor, vuruyor, vuruluyoruz. Birliğimize döndüğümüz vakit aynaya baktığımızda kendimizi tanıyamaz hale geliyoruz.
Eşim ve çocuklarım yanımda yok. Fakat yanıma gelmek için ısrar ediyorlar. Gelmelerini istemiyorum, çünkü güvenli bir bölgede bulunmuyoruz.
* * *
Okulların yarıyıl tatilinde dayanamadım ’Kısa bir süre için gelin’ dedim. Onlar gelmeden, oturduğum ev baskına uğrarsa ne olur, diye bir deneme yaptım. Duvarlar nasıl, sağlam mı, dayanıklı mı, ailemi korur mu?
Ateş ettim, duvarlar delindi! Mermi bir yandan girdi, öbür yandan çıktı! Basit bir piyade tüfeği mermisine dayanamayan bu duvarlar, daha ağır silahlarla yapılacak bir saldırıda ailemi nasıl korur?
Odaya yatakları serdim, etraflarına kum torbaları yerleştirdim.
Ailem geldiği vakit ’Burası senin, şurası bizim’ diye yer gösterirken onların gözlerine bakamadım. Hem korkuyor, hem de bana acıyor gibiydiler! Çocuklarım aylardır göremedikleri babaları ile iki hafta kaldıktan sonra dönecekler ama sonra ne olacak? Babalarının bu durumunu düşünürlerken, derslerinde nasıl başarılı olacaklar?
* * *
Yalnız benim değil, tüm silah arkadaşlarımın evleri de birer sığınak gibi kum torbalarıyla dolu. Bir baskın anında çocuklar kum torbalarından yapılan siperlere sığınacak.
İnanılmaz güçlükler içindeyiz. Dağlarda da, kentlerde de bizleri kan ve ölüm bekliyor. Yılmıyoruz ’Canımız bu vatana feda olsun’ diyoruz ama bazı olaylar moralimizi etkiliyor.
Mesela Kayseri Jandarma Alay Komutanı neden tutuklandı? Kimdi bu komutan?
Ben onu tanıyorum. Askerlik hayatının büyük bölümünü vatanın bütünlüğü için çarpışmakla geçirmiş, canı pahasına eşkıya ile savaşmış bir albay... O ve onun gibiler, doğal bir mezarlık olan tarlalardan çıkan, ne olduğu belirsiz, çoğu hayvan kemikleri nedeniyle tutuklanıyor. İhbarı kim yapıyor? PKK itirafçıları! Kendi yaptıklarını başkalarına yüklüyorlar!
Peki, fedakárca görev yapan bizler bundan sonra PKK’lı canilere ateş etmeyelim mi? Onların bizi öldürmelerini mi bekleyelim? Yurdu savunmayalım mı?
* * *
İtirafçılara bir bakın! Hepsi PKK’lı... Hepsinin eli kanlı! Sen onlara inanırsan, senin kahramanların küsmez mi?
İtirafçıların gerçek kimlikleri nedir? Bir karakol basılıyor, çatışma sabaha kadar sürüyor, şehitler veriliyor. Gün ağarırken teröristler kaçıyor, leşleri kalıyor. Leşin biri, askeri birliğe malzeme satan bir esnaf... Geceleri terörist oluyormuş! Üzerinde birliğin planı var. Nöbet kuleleri dahil tüm ayrıntılar işaretli. Herkes şaşırıyor. Bunlar hain kişiler!
Çatışmalarda vurulmayıp sağ olarak ele geçirilenler, affedilmek ya da az ceza görmek için ’itirafçı’ oluyor. Sonra bizler tutuklanıyoruz! Söyler misiniz, hiçbirimizde moral kalır mı?
PKK’yı affedecek olanlar için şu tek kelimeyi söyleyebiliriz: Hainler!
Bunları size, gerçeklerin bilinmesi için yazdım. Bizim maddi ve manevi sancılarımızın dinmesi söz konusu değil. Yaralı ruhlarımızın acısı devam edecek! Saygılarımla."
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11672965.asp?yazarid=228&gid=61






Hürriyet Gazetesi çok önemli bir yayına başlıyormuş...
Kırk yıllık Bebek katili, Teröristbaşı APO; oldu Hürriyet'te Öcalan. Utanmasalar "Sn. Öcalan" diyecekler de, sanırım halktan çekiniyorlar.
Bu üç fotoğrafa çok dikkatli bakın! Türkiye Cumhuriyeti'ni bölmek için elinden gelen herşeyi yapan üç adam.
Biri içerde,biri bölmek istediği devletin milletvekili, diğeri ise maalesef yine aynı devletin yani TC'nin Büyükşehir Belediye Başkanı. Bu şehrin adı Diyarbakır; Ona göre Amed.
Bizim Van dediğimize o, Wan diyor!
Bunlar detay... Asıl önemlisi ne zaman Federal yapılanma, Özerlik ve nihayetinde Bağımsız Kürdistan Cumhuriyeti kurulacak?
Sanırım bir iki yıla kalmaz.
Merak ediyorum. Sn Bayan Clinton Türkiye ziyaretinde önce Ankara'yı mı yoksa Diyarbakır'ı mı ziyaret edecek? (Diyarbakır diyerek hata mı ettim, acaba Amed mi deseydim?)
Bizde bu pısırıklık, bu sahte kabadayılık olduğu sürece bu memlekette altımızdan gider!
Ne demişler Allah devletimize zeval vermesin.
Allahtan ordumuz var. Var değil mi?
Sabih Samur
Diyarbakır-Türkiye

Osman Baydemir

Bize göre Türkiye'nin gözbebeği Diyarbakır ilimizin maalesef Belediye Başkanı.

Kendisine göre, Teröristbaşı Öcalan'ın ağzıyla (sözde) Kürdistan toprağı olarak adlandırdığı Amed'in Başkanı.

Zemberek boşaldı.

Masumane ana dil isteği ile ve Sn. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sevgi dolu kollarında başlayan bu serüven dönülmez akşamın ufkuna doğru ilerliyor.

Çoğunluğun unuttuğu ve bu nedenle zafer şarhoşluğundan zafer çığlıkları attığı bir dönemde sadece bir hatırlatmada bulunmak istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetme erkini elinde tutan hükümetler zaman zaman yanılgı içinde bulunabilirler ve günü geldiğinde tarih sayfasında eski hükümet olarak yerini alırlar. Devlet ise bekası ile ilgili bir tereddüt duyduğu an, kendisini korumak adına her türlü tedbiri alır.

Benden hatırlatması

saygılarımla

Sabih Samur

Not: Sn. Cumhurbaşkanım devletime aykırı icraatlarda bulunan sözde aydınlara Çankaya kapılarını sonuna kadar açıyorsunuz.Elif Şafak,Can Dündar,Orhan Pamuk gibi... Sizden arzım Türkiye Cumhuriyeti'ni bölmek için elinden geleni yapan ve bunu korkmadan açık açık yapan çok Sayın Osman Baydemir adlı Bir böleni Devlet Şeref Madalyası ile onurlandırmanız.






“YA SEV YA TERKET” yerine “VER KURTUL” mu?

80 küsur yaşında keskin bir Kılıç, Altemur Kılıç. Gecenin üçü olmuş, dimdik ayakta TC’nin olmazsa olmaz değerlerini savunmaya çalışıyor. Kime karşı? Demokrasi adıyla Demokrat görüntüsüyle Prof. Dr. Doğu Ergil, Eski İç İşleri Bakanı Korkut Özal ve Mehmet Metiner’e karşı. Allahtan yalnız değil kısmen destekçileri var; Avni Özgürel ve MHP eski İstanbul Milletvekili Nazif Okumuş.
Mekân Show TV stüdyosu. Ali Kırca’nın Siyaset Meydanı adlı programı. Altemur Kılıç Alanya’daki evinden uydu bağlantısı ile katılıyor diğer konuklar Ali Kırca ile beraberler.
Konu Başbakan Tayyip Erdoğan’ın birebir söylemediği fakat aşağı yukarı aynı anlama gelen “Ya sev Ya Terket” polemiği.
Daha önce “Doğu Raporu”nu da hazırlayan kişi olan Prof. Dr. Doğu Ergil, “Ya Sev Ya Terket” söylemi fevkalade tehlikelidir. Her kes vatanını sever ama yönetimi, yönetiliş şeklini, tarzını sevmeyebilir, diyor. 36 Etnik kimlikten oluşan bir mozaikten dem vuruyor. Nazif Okumuş haklı olarak itiraz ediyor. Bırakın 36 ‘yı ezbere olarak ilk 10 etnik kimliği bile sayamazken 36 diye dillendirmenin amacını anlamakta zorlandığını ve kendisini Türk hisseden herkesin Türk vatandaşı olduğunu vurguluyor. Destek Altemur Kılıç’tan geliyor. Altemur Kılıç “Ya Sev Ya Terket” sözünün sonuna kadar arkasında olduğunu, birleştirici unsur ise Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözüdür, diyerek noktayı koyuyor.
Kızılca kıyamette böylece kopuyor. Mehmet Metiner tabiri caiz ise Altemur Kılıç’a Faşist muamelesi yapıyor. Kürtlerin anayasal ortamda kültürel haklarına ve özgürlüklerine, kendi dillerini konuşmaya, kendi isimlerini kullanmaya hakları olduğunu söylüyor.
Korkut Özal ise “Türk” kelimesinin daha önce etnik amaçla kullanıldığı için Kürt halkı tarafından onay görmediği aynı Amerika’da olduğu gibi “Amerikalı” kelimesi örnek alınarak “Anadolulu” ismi altında tekrar birleşilebileceğini ve hatta özel ikili bir sohbette T.C. Cumhurbaşkanı olan ağabeyi merhum Turgut Özal ile de bu konunun sohbetini yaptıklarını dile getiriyor. “Türkiye Türklerindir” diyoruz ama Türk kim? Bunu açmak lazım, diyor.
Avni Özgürel ise “DTP’ye çok büyük bir şans ve değer verilmişti. Devlet Bahçeli TBMM çatısı altında tüm eleştirilere rağmen dostluk elin kendilerine uzatmıştı. Onlar ne yaptı?”diye soruyor. Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü hiçe sayarak özerklikten bahsetmektedirler, diyor.
Özgürel bir taraftan, “TSK’ya işgal kuvveti, bu ülkenin başbakanına sözde Kürdistan’a yani Doğu illerimize gelme” dediği için DTP’yi eleştirirken diğer taraftan kanı durdurmak adına gerekirse İmralı’daki Öcalan ile konuşulmalıdır diyerek kafası karışmış bir görüntü sergiliyor.
İşte bu nedenledir ki Altemur Kılıç’a olan saygım bir kat daha arttı. Kafası karışık olmayan, fikirlerini kendi memleketinde (hala) korkmadan söyleyebilen sayılı insandan biri.
Çünkü şu anki ortamda AB’ye ve ABD politikalarına karşı olmak, bunları dillendirmek Ergenekoncu olmakla eşanlamlı.
Başbakan, başbakan olalı ilk defa doğru bir söz söylemiştir. Belki de Türk halkına olan özür borcunu ödemeye çalışmaktadır. Türkiye’nin Kürt Sorunu yoktur. Kürtçülük sorunu vardır. “Ben Kürt kökenli Türk Vatandaşıyım” diyebilen, bundan kompleks değil onur duyabilen Kürt, benim kardeşimdir. Gerçekten kardeşlikten yana olan
Kürt kökenli vatandaşlarımızın dış figürlerin kurguladıkları oyunda piyon sıfatıyla yer almamaları gerekmektedir.
Olayları aman daha fazla kan akmadan diyalogla çözelim söylemi
“VER KURTUL”un Siyonizmcesidir. Sevres(Sevr) deki ilgili maddeyi okuyan, birazcık aklı olan bir vatandaş anlayacaktır ki, bu masumane isteklerin altında “Büyük Kürdistan” emeli yatmaktadır. Bu konuya bir sonraki yazımda detayları ile değineceğim. Özetle, Şehit kanları ile sulanmış bu ülkede her kim ki erk elinde iken, Eyalet, Federasyon, Özerk yapı ve sonunda bağımsızlık gibi bir oluşuma onay verip bu konuyu da Birleşmiş Milletler ve/veya AB kanalıyla gerçekleştirmeye çalışırsa, bilsin ki bedelini çok ağır öder. Divan-ı Harb ve Yüce Divan enstrümanları bedel ödemenin yegâne adresleridir.






Sabih Samur


Bu memlekete küfredeceksin,bu memleketin askerine küfredeceksin.Benim gerillam diyeceksin.Daha sonrada burası Türkiye bende Türkiyeliyim diyeceksin.Kürtçülükten dem vurup peşinden hepimiz kardeşiz deyip halkların kardeşliğinden bahsedeceksin.
Bizde bunları yiyeceğiz.Yemediğimizi gördün mü Nurettin Demirtaş Efendi ?
Sen ki koskoca DTP'nin başıydın şimdi tüfeğin başını tutmak zor gelmez sana.
Terörist diyemediğin PKK'ya şanlı ordumuzda yani Türk Ordusunda alacağın eğitimden sonra bol bol operasyon yapacaksın.Gerçekleri görecek,gördükçe utanacaksın,umarım.
Evet memleketimizde adalet yavaş işliyor ama işliyor.Bu ülkenin ekmeğini yiyen ve yine bu ülkeye ihanet edenler,ihanetlerinin cezasını er ya da geç çekeceklerdir.
Karabük,Safranbolu Türkiye'nin güzel bir beldesidir.Bu güzel beldede bir o kadar güzel Alayımız var.125’inci Jandarma Er Eğitim Alayı.Bu Alayı çok seveceksin Nurettin.Sana burada adam olmayı öğretecekler.Keşke daha önce adam olsaydın şerefinle bu görevi yapsaydın.Olsun seve seve yap bakalım.
Kolay gelsin Nurettin.Hayırlı görevler.
Bu arada etrafınızda ne kadar asker kaçağı varsa lütfen en yakın karakola bildirin.Onlarda seve seve yapsınlar görevlerini
Sabih Samur


En büyük erdem sabır derler.Türk Milleti sabırlıdır.Sabrın bittiği yer?İşte bu sorunun yanıtını muhatap olanlar merak ediyorlarsa tarih sayfalarını karıştırdıklarında göreceklerdir.
İnanılmaz olaylar yaşanıyor sırayla bir geçelim:
-DTP’li Aysel Tuğluk, “Biz böyle kardeşlik istemiyoruz.Kürtler federasyonu da,ayrılmayı da
tartışabilir” dedi.
-Cizre’de Türk Bayrağı yere indirildi.
-İstanbul’un göbeğinde,Gazi Mahallesinde Bebek Katili Apo’nun Kenya’dan paket yapılarak getirilmesinin üzüntü gösterileri yapıldı halkın malına zarar verildi.
Ve bugün DTP Batman Milletvekili diyor ki:
Batman’da teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın 9 yıl önce Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirilmesinin yıldönümü nedeniyle çıkan olaylarda polis tarafından coplandıklarını öne süren DTP Batman Milletvekili Bengi Yıldız, “Bu sorumsuzluk devam ettiği sürece Batman Valisi Batman’da valilik, Emniyet Müdürü müdürlük, AKP Milletvekilleri Batman’a girip siyaset yapamayacaklar” dedi. Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan da, Türkiye’nin 2 milyonluk Kosova’yı tanıdığı halde 20 milyon Kürt’ün federasyon isteminin kabul edilmediğini savunurken “Hani Kürtler sizin kardeşinizdi?” dedi.
Evet Türkiye’nin özgürlük çığlıklarıyla ve Demokrasi Tramvayı ile getirildiği nokta budur.
Bu ülkenin bu hale getirilmesine sebep olan gerek sivil gerekse askeri tüm kişi ve kurumlar tarih sürecinde yine Türkiye’nin yetkili kurumlarına bunun hesabını vereceklerdir.
Türk Devleti gaflet,delalet ve hatta hıyanet içinde bulunanları hiçbir zaman affetmemiş ve affetmeyecektir.
Türkiye’de bölünme konuşulmaya başlanmıştır.Herif Kosova’yı örnek vererek hani bana yok mu? demektedir.
Peki biz ne yapıyoruz?
Kur'an’da başın kapanması ile ilgili ayet var mı yok mu?
Aman kızlarımız üniversiteye giderken kimse saçını görmesin!
Mısır satmak için araba koyacağımız başka süpermarket kaldı mı?
Tekstil’de her şey güllük gülistanlık iken Mısır Ülkesi’ne Tekstil Şehri kuralım mı?
Turizm’de mevcut otel ve apartlar sinek avlarken yeni yatırım beldeleri oluşturalım mı?
Uludağ’daki mevcut yatırımcıların ellerinden o otelleri eskimiş bahanesiyle nasıl alırız da BİZ'den olanlara verebiliriz?
Almanya’da CANLARIMIZI diri diri yakarlerken ve "Türkiş kebap" diye dalga geçerlerken biz işte yukarıda saydıklarımızla gündemi oyalıyoruz.
Tarihin hiçbir döneminde Türkiye bu kadar sahipsiz olmadı.
Sabır taşmıştır.Türk’ün öfkesi her an sele dönüşebilir.
Bu devleti yönetenler ve yönettiğini zannedenler her kimse (derini ve sığı) T.C. vatandaşı olarak görevimi yapıp sesleniyorum:Bu vatana sahip çıkın!
Bu vatan sahipsiz değildir!
Bu vatanın federasyon ve benzeri bir isimle bölünmesini isteyen kökeni ne olursa olsun benim kardeşim değildir,OLAMAZ!




VEFA VE BAĞLILIK
Ankara Keçiören Tarhuncu Ahmet Paşa İlköğretim Okulu yönetimi, Hakkari Dağlıca`da şehit edilen 44 askerin isimlerini sınıflara verilerek yaşatılacak.


Okul müdür yardımcısı Ömer Faruk Karaduman şehit düşen 44 askerin isimleri 3 bloktan oluşan okuldaki sınıflara, idari odalara, kütüphaneye ve çok amaçlı salona verileceğini belirtti.
Okul yönetimine en içten teşekkür ve takdirlerimizle...




Sabih Samur Yorumu: Tüm resmi kuruluşlarımıza örnek olması dileklerimizle



"- Kürtlerin üç lideri vardır..."
Eeee sonra?..
Kimmiş bunlar?..
Bacımız sayıyor:
"- Biri Irak Cumhurbaşkanı Talabani 'dir; diğeri Kürdistan Federe Bölge Başkanı Barzani 'dir; üçüncüsü ise Başkan Öcalan 'dır."
Aferin!..
Oysa biz Leyla Zana Bacımızın daha akıllı, dengeli ve gerçekçi olduğunu sanıyorduk...
*
Peki, bu konuşmanın anlamı ne?..
Yine biz saf Türkler, kendi kendimizi inandırmaya çalışıyorduk;
- Ulus devlet artık bitti, tarihe karıştı...
Sen şimdi Leyla Zana'ya bak!..
Bacımız "ulus devlet" peşinde!..
Ama belli ki bu Türk ulus devleti değil, Kürt ulus devleti...
Liderlerini de saymış:
Öcalan..
Talabani..
Barzani..
Haydi hayırlısı!..
Biz Türkler safçasına ne düşünüyorduk?
Türkiye AB'ye girerse, Anadolu'da yaşayan Kürt kardeşlerimizin de sorunları çözülür...
*
Çok partili rejime açıldığımız yıllarda umuyorduk ki özgürlük rejiminde halkımız mutluluğa kavuşacaktır...
Emekçiler..
Köylüler..
İşçiler..
Esnaf..
Vakti evvelde bizim solcu takımı, alınteri edebiyatı yaparken mangalda kül bırakmazdı...
Burjuva..
Proletarya..
Komprador burjuvazi..
Ulusal gelir paylaşımı..
Sömürü kahrolsun!..
Canım, demokrasi ulusal gelirin paylaşımı tartışmasından başka neydi ki?..
Alınterinin hakkını savunan solculara selam!..
Sosyal devlet, sosyal adalet, sosyalizm, sınıfsal demokrasi...
Tümü de birdenbire nisyan kuyusuna gömüldüler...
Bugünkü çok partili rejimde en çok konuşulan ve yinelenen sözcükler ne?..
Rumlar..
Ermeniler..
Kürtler..
Çok partili rejimde demokrasi tartışması bu üç sözcüğün üçgenine teyellendi...
Rumlar ile Ermeniler -hele Ermeni soykırımı savıyla Kıbrıs'taki Rum davası- gündemin başlıca maddeleri...
Kürtlerin etnik hakları da geldi dayandı Kürt devleti edebiyatına...
Peki, Türk nerede?..
Dinci devlet politikasıyla ılımlı İslam devleti siyaseti Türk'ü mürkü silip süpürdü...
*
Peki, ne olacak?..
Turgut Özakman 'ın satış rekorları kıran kitabının adı:
"Şu Çılgın Türkler!.."
Özakman vaktiyle Türklerin nasıl heyheylenip çıldırdığını anlatıyor; ama, bugün de sanki "tarih tekerrür ediyor"; Avrupa ve Amerika'daki dostlarımız da ellerini kollarını sıvamışlar Türkleri çıldırtmak için her şeyi yapıyorlar...
Aptala malum olur..
Haber vereyim:
Gidişata bakılırsa Türkler yine çıldıracaklar...
Bilelim ki bu işleri durmadan körükleyenler sonradan pişman olurlarsa, bizim sorumluluğumuz yoktur...
Kaynak : İLHAN SELÇUK CUMHURİYET GAZETESİ







Bazı fotoğraflar vardır insan yorum yapmakta zorlanır.Bugünün Ulusalcılık bayrağını üstlenmiş bir Perinçek'in böyle karelerde yer almasını akıl almıyor.



Gönül istiyor ki açıklanamayan bir devlet görevi ile orada olmuş olsun...