Yaşar Büyükanıt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşar Büyükanıt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Hikâyeyi, bahaneyi, bildiriyi geçiniz! AKP, askeri yere sermiştir.
Tamam bunu CIA ve Pentagon’un sınırsız desteğiyle yapmıştır ama sonuç budur!
Bunu söylemekten ızdırap duyuyorum, lakin her şey
ortada!
Sakın bu ifademi hiç kimse Süheyl Batum örneği misali TSK’ya darbe yapmadığı için kızıyor diye tercüme etmesin!
Hep söyledim bir kere daha söyliyeyim.
Allah korusun asker yarın darbe yapsa denge olsun diye ilk içeri atılacaklardan biri yine bizim gibiler olur.
12 Eylül’de böyle olmadı mı?
Dolayısı ile en kötü sivil iktidarı bile en iyi askeri yönetime tercih ederiz.
Asker yenilmiştirden kastımız şudur:
Türk Silahlı Kuvvetlerinin diğer ülke ordularından bir farkı var.
Birincisi binlerce yıldır biz Türkler için ordu eşittir devlet demektir.
İkinci husus 1923’de batan bir imparatorluktan bir millet yaratan kurum ya da irade asker veya TSK’dır.
Türk Silahlı Kuvvetleri Anadolu’da hür ve birlikte yaşamanın ifadesi ve teminatıdır.
Bu ülkede yaşayan herkesin bilinç altında “İyi ki ordumuz var” bakışı ve dudaklarında “Allah askerimize zeval vermesin” duası var.
Asker ya da ordu bizde; inancımızın, iffetimizin ve hatta geleceğimizin teminatıdır.
Öyle olduğu içindir ki bizde TSK’ya Peygamber Ocağı
deniliyor.
Peki bu asker AKP’ye nasıl mı yenilmiştir?
Kendine rezilce komplolar kurulurken susarak!
Mensuplarına alçakça tezgâhlar işletilirken idare-i maslahat yaparak!
Bizatihi kurumsal kimliği açıktan hedef alınırken görmezden-duymazdan gelerek!
Mahremine, yani Kozmik Odasına fütursuzca girilirken hiçbir şey olmamış gibi davranarak!
Ne mi yapabilirdi?
Karşı psikolojik operasyonlar düzenlenebilirdi!
Hadi onu beceremediler,TSK’ya saldıranlar ve amaçları tek tek ortaya konup milletle paylaşılabilirdi.
Bunların hiç birini yapmadıkları gibi AKP’ye mağduriyet bahşettiler!
Bir ordu düşününüz ki yüzlerce mensubu hâlâ darbe yapmakla yargılanır iken amir konumunda olan ve dönemlerinde bu iddialar için yasal gerekleri yerine getirmeyen Birinci (Hilmi Özkök), ikinci (Aytaç Yalman) ve üçüncü (İker Başbuğ) derecede sorumluluk sahibi isimler bu ithamlardan muaf tutulup ayrıcalıklı konumdadır...Yahu TSK’da ve diğer dünya ordularında esas olan emir-komuta değil midir? Öyle ise emretme mevkiine oturanlar niçin sorumlu tutulmazlar?
Sadece bu tablo bile AKP’nin TSK’da işbirlikçiler bulduğunu gösteriyor!
Hiç kimse beni Çevik Bir’in, Hilmi Özkök’ün ve Yaşar Büyükanıt’ın yaptıklarını bir projeye hizmetin dışında olduğuna ikna edemez.
Lafı dolandırmıyorum, son
8 yıldır TSK’yı yönetenler cihan ordumuzu Mustafa Kemal’den rövanş almak isteyen AKP’ye ve onun ardındaki irade olan Paxamericana’ya peşkeş çekmişlerdir. Hiç kuşkunuz olmasın tarih bu rezilliği kaydedecektir.
ÇİFTE STANDART
Şivan’la Arınç değil de Kılıçdaroğlu görüşse bunlar olurdu?

1) Kürtçü ses sanatçısı Şivan Perver’i Almanya’da kaldığı otele davet eden Bülent Arınç değil de kazara CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu olsaydı bütün yandaş medya Kemal Bey’i manşete oturtur ve “gizli gündem” başlıklarını atardı.
2) Evet Şirvan ile Kılıçdaroğlu buluşsaydı, “PKK’ya affı görüştüler” gibi yakıştırmalar yapılırdı.
3) Dahası, Kılıçdaroğlu’nun Şivan Perver aracılığı ile Abdullah Öcalan’a selam gönderdiği bile manşetlere taşınırdı.
4) Oysa aynı görüşmeyi Arınç yapınca olan sadece Kürt mes’elesine çözüm arayışı ve AKP’nin özgürlüklere nasıl sevecen baktığıdır....
5) Bu ülkede Bülent Arınç gibilerden olmak ne büyük bahtiyarlıktır.
UYDURMALAR...

Can Dündar, Tayyip Bey’e yalancı mı dedi!

Tayyip Erdoğan ziyaretine gelen Cumartesi Annelerine “1979’da ben de işkence gördüm” diyerek gözaltı sürecinde güya gördüğü muameleyi
aktardı.
Derken Can Dündür belgeselci olduğunu kanıtlayarak Başbakan’ın iddia ettiği gibi işkence görmediğini yazılan kitaplarla ortaya koydu.
Hayır kitapları yazan Tayyip Bey’in muhalifleri değil; biri eski basın danışmanı olan ve mebus yaptırdığı Hüseyin Besli, diğeri de kankası Star yazarı Mehmet Metiner’dir...
Evet bu kitaplarda değil işkence yapılması, bahsedilen olayda Erdoğan’ın görevli komutanla şakalaştığı bile yazılıyor. Dahası güya işkence gören gençler o süreçte müsabaka yaparcasına eğlenmek için güreş bile tutmuşlar, yani ona bile izin verilmiş.
Tayyip Bey’in çok çok yakınlarının yazdığı kitaplara göre Erdoğan hiç olmayan şeyi yani işkenceyi var ve olmuş gibi anlatıyor.
Sorarım size bir Başbakan’ın yapılmayan bir işkenceyi acındırmak ve siyaseten istismar için durduk yerde uydurmasını nasıl izah etmeliyiz!
Böyle bir şeye tevessül eden bir kişilik siyasi amaçları için
neler yapmaz!
GELİŞMENİN BÖYLESİ!..

Kaç para Tarhan Erdem, kaç para!
Adam aslında ODA TV’nin tespitine göre inşaat
mühendisi.
Milliyet’te tamirat, sıva ve badana işlerinden sorumlu imiş! Sonra dönemin etkili ismi ağabeyi Kaya Erdem’in ittirmesi ile 1987’de tanıtım ajansı Konda’yı kurmuş.
Derken 1999’de tesadüfen Altan Öymen’in CHP’ye Genel Başkan olduğu süreçte yani geçiş döneminde Genel Sekreter olmuş.
Aaa o da ne?..
O gün bugün kimseleri beğenmiyor.
Ecevit’ten Baykal’a herkese hücum etti.
Sadece onlar değil, şimdi Kılıçdaroğlu’nu dövüyor.
Sanırsınız ki siyasette allame ya da bulunmaz hind kumaşı!
Derken dün önemli bir isimden aldığım telefonda şu iddia yansıdı ahızeye:
- “Tarhan Bey Kılıçdaroğlu’ndan CHP’nin tanıtım işini şirketi KONDA için istedi, alamayınca şimdi hücum ediyor.”
Bana söylenen kesin doğru mu bilmiyorum -ki Tarhan Bey hayır derse sütunumda yayınlayacağım- ama doğru ise yazıklar olsun dememiz
gerekmiyor mu?

Sabahattin ÖNKİBAR sonkibar@gmail.com


-Bu bir Sabih Samur rüyasıdır.-


Game Over ( Oyun bitti)
Başbakan akşam yemeğini yemiş evindeki diz üstü bilgisayarında günün stresini atmak için oyun oynuyordur. Ekrana "game over" yazısı gelince bir anda alnında terler birikir. Abdullah Gül'ü çok acil konutuna davet eder ve sabaha kadar çalışırlar.Ertesi gün güneş doğarken yeni kabine listesi hazırlanmıştır.Ama böyle bir liste Türkiye'de ilk defa gerçekleşmektedir.Başbakan Yrd. ve Devlet Bakanı : Devlet Bahçeli Dış İşleri Bakanı : Deniz Baykal AB ile Koordinasyon : Kürşad Tüzmen, İç İşleri Bakanı : Mehmet Ağar Turizm Bakanı : Erkan Mumcu Savunma Bakanı : Hikmet Çetin Cumhurbaşkanına verilen liste tam bir şok etkisi yaratmış ama ilk defa Tayip Erdoğan ile mutabık kalmıştır.Tüm kadro 2007 seçimlerine kadar ülkeyi yönetmeye namusu ve şerefi üzerine söz verirler. Bu sırada Büyükanıt K.Irak'ta cepheden güzel haberler göndermektedir.Talabani'yi Irak Bayrağı'nı indirdiği bayrak direğine oturtmuştur. Kürt kökenli vatandaşlarımız kimlerin arkasından yürüdüklerini görmüşler ve yanlışlıktan dönme yolları aramaktadır. Osman Baydemir İsveç ve Belçika'ya iltica talebinde bulunmuştur.Hükümet onaylanmış memlekette inanılmaz bir birlik ve beraberlik rüzgarı esmektedir.Türkiye'de ki üretimlerini Mısır'a ve Çin'e kaydıran Tekstil Holdingleri yaptıkları hataların farkına varmış herkes doğduğu vilayete fabrikasını taşıma seferberliğindedir.Mehmet Ağar İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere hemen hemen tüm illerde kap kaç, hırsızlık, çete ve mafya özentilerinin kökünü kazımıştır. Turizm bakanı Erkan Mumcu 2007, 2008 ve 2009'a kadar ki tüm yatak kapasitemizi Kış Turizmi dahil doldurmuştur.Amerika Deniz Baykal'a Başbakana iletilmek üzere resmi özür mektubunu vermiştir. Aselsan'da F16'nın tüm elektronik aksamının üretildiği bölümün hemen yanına yeni üretilecek olan F 35'lerin elektronik kontrol ünitelerinin yer aldığı yeni tesis Hikmet Çetin ve Hava Kuvvetleri Komutanıyla beraber Türk Yıldızları'nın gösteri uçuşu eşliğinde açılmıştır.Yeni açılan teknoparklar ve Nokia ile Motorola'nın fabrikalarını Zonguldak, Sinop ve Mardin'e taşımaları ile birlikte İstanbul ve diğer büyük şehirlere göç bıçak gibi kesilmiş tersine göç başlamıştır.Almanya ve Fransa'dan gelen Avrupalı kaçak işçiler sorun olmaya başlamıştır.Türkiye'deki yıllık otomobil satışı 100.000 adedi geçen Mercedes Almanya'daki tesisi Afyon'a taşıma kararı almıştır.Avrupa'nın jet sosyetesi Alanya'yı keşfetmiş özel uçağına atlayan soluğu Gazipaşa Havaalanında almakta, Alanya Belediyesi'nin organize ettiği limuzinlerle merkeze kadar gelmektedirler. Apart otellerin yerini alan yöresel özellikler taşıyan, muz bahçelerinin içindeki butik oteller anlata anlata bitirilememektedir.Esnafın yüzünde güller açmaktadır.Eşimin omzumu silkelemesi ile uyandım. "hayatım işe geç kalacaksın" diyordu.Hala rüyanın etkisindeyim. Belki bir gün.....
Bu yazı 2388 kere okunmuştur.
Yeni Alanya Gazetesi arşivi 19.09.2006










Bakmak ve Görmek


Sanırım 2006 yılında, Yeni Alanya Gazetesi’ndeki köşemde, aynı isimle yazım yayınlanmıştı.
Sevgili Türkçe öğretmenim Gülderen Kumbasar Hanımefendi ile ilgili, ortaokulda geçen bir anımı anlatmıştım. Daha sonra bu yazımı oğlumun ilkokul öğretmenine takdim ettim. Sağ olsun o da Türkçe dersinde, bu yazıyı kaynak olarak kullanmıştı. Oğlumun mutluluğu ve gururu gözlerinden okunuyordu.
22 Temmuz 2008 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde ve daha sonra televizyonda, haber kanallarında gördüğüm bir haber dikkatimi çekti ve bu başlığı kullanmayı ve sizlere aktarmayı uygun gördüm.
Büyükanıt Paşanın 2 yıllık Genel Kurmay Başkanlığı dönemindeki son (bence ilk ve son) icraatı.
30 Ağustos’ta emekli olacak Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Savunma Sanayi İcra Kurulu (SSİK) toplantısında başbakan Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, SSM Müsteşarı Murat Bayar ile bir araya geleceği belirtilen habere göre, Deniz Kuvvetlerimize önemli bir güç kazandıracağına inanılan denizaltı projesi. Alman U-214’ün tercih edilebileceği dile getiriliyor.
Bu haberin hemen üzerinde ise “Mayına dayanıklı-pusuya korumalı” başlıklı habere göre; “… Zırhlı Hummer’ların yerini alan “Yürüyen Kale” olarak adlandırılan, mayına dayanıklı, pusu korumalı zırhlı personel taşıyıcılar MRAP (Mine Resistant Ambush Protected) alımı söz konusu.
Amerika, General Dynamics’in Kanada’daki şirketine 773 MRAP aracı için 522 Milyon Dolarlık yeni sipariş veriyor. Bunu niçin yapıyor? Amerikan askerlerini hedef alan saldırılarda can kaybının azalması için!
Yine bir habere göre Güneydoğuda devam eden operasyonlara 24 yıl boyunca 350 Milyar Dolar aktarılmış. Kısaca, yakılan merminin hesabı. Peki, yanan canların, ocağı sönen yuvaların bedeli?
Ölçmek mümkün değil!
Şimdi bu haberleri “Bakmak ve Görmek” penceresinden okuyalım:
1) Deniz Kuvvetlerimize yeni teknoloji ile üretilecek, havadan bağımsız tahrik özelliğine sahip 6 adet denizaltının yaklaşık 2,5 Milyar Euro’ya alınması gurur verici ama bu alımı şimdilik 2 adet ile sınırlandırsak ve bütün önceliğimizi, dünyanın tüm deniz ve okyanuslarında bayrağımızı dalgalandıracak bir uçak gemisine versek; bu alım hem Deniz Kuvvetlerimizi hem de Hava Kuvvetlerimizi güçlendirse; adını da “Muavenet” koysak!
2) Güneydoğumuza musallat olan PKK Terör Örgütü belası için harcadığımız 350 Milyar Doların bundan sonra harcayacağımız kısımlarından, bir kısmını aynı Amerikalıların yaptığı gibi MRAP alımına ayırsak (Unimog’ların tepesinde sadece MG 3 ile zırhsız ve çelik yeleksiz bir şekilde giden askerimiz kahpece vurulmasa veya top yekûn araçla beraber havaya uçmasa).
Türkiye’yi yöneten (Sivil ve Asker) iki kuvvetin iki önemli ayıbı vardır:
KENE ve MAYIN ÖLÜMLERİ
T.C. Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve genel Kurmay Başkanı acilen bir araya gelmeli, bir toplantı yaparak şu kararı çıkarmalıdır:
Yakında filmini izleyeceğimiz “Devrim Arabaları”nda işlendiği gibi, Türkiye’nin önüne 90 günlük bir çalışma hedefi konulmalı! Bu Doksan günde, gerekli görülen tüm bilim adamları, kendi arzuları ile dış dünyadan tecrit edilerek, bir laboratuar ortamında;
1) Kene’den ölümlere çözüm bulacak bir aşıyı,
2) Kırsal alanda, topuk tipi mayınla askerimizin ayağını ve/veya hayatını kaybetmesini önleyecek çözümü
Örneğin, Nano Teknolojiden de yararlanarak mayının vereceği zararı önleyecek, Postal, Çorap, Kamuflaj
v.b.) buluncaya kadar çalışmaları sağlanmalıdır
2050 ve 2100’lerin planlarını yapan Süper Güçlerin yanında, bizlerin kısa vadede beklentisi budur.
Ne dersiniz, çok mu zor?

NOT: Bu yazı METRİS CEZAEVİ’nde 23 Temmuz 2008 tarihinde kaleme alınmıştır.

Sabih Samur


BU YAZIYI YAZANIN ELLERİ DERT GÖRMESİN.
Mehmetçiğin oradan gururlu ama buruk dönmesi ve bu top mermisinin üzerine kalbindekileri kazıması anlayana çok şey ifade ediyor.
Yapılan eleştiriler askerimize değil bizzat Sn. Büyükanıt Paşa'yadır.
Bunu çok iyi anlayan paşamız gerekirse üniformasını çıkartmaktan bahsetmektedir.
Doğrudur.Biz defalarca Sn. Büyükanıt Paşa'dan o tören kıyafetini çıkartmasını ve kamuflajlarını giymesini söylemiştik.Bu siteyi takip edenler hatırlayacaklardır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm kurum ve kuruluşları iyi yönetilmeyi hak ediyor.
Sabih Samur

Gönderen SABİH SAMUR | 1:35 ÖÖ | , , | 0 yorum »

DİYARBAKIR BAŞLANGIÇ MI ?


Aylardır yapılmasını beklediğimiz sınırötesi operasyonun ardından böyle şehir içi asker sivil ayrımı yapmadan kahpece saldırılar olabileceğini maalesef bekliyorduk.
Gel gör ki bu kadar belden aşağı vuracaklarını beklemiyorduk.
Ölenlere Allah’tan rahmet yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Şimdi enteresan olan bir şey var.Olay tüm sıcaklığı ile yaşanırken DTP ve Diyarbakır Belediye Başkanı’nın yaptığı açıklamaları dikkatli okuyup,elekten geçirmek gerekiyor.Çünkü sanırım cevaplar bu beyanların satır aralarında gizli!
Lütfen a.a menşeli aşağıdaki haberleri birlikte dikkatlice okuyalım.
DTP saldırıyı kınadı
Parti Genel Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamada, saldırının “şiddetle kınandığı” ifade edilerek, olayda yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve tüm halka başsağlığı, yaralılara da acil şifalar dilendi.“Ülkemizde toplumsal barışa en çok ihtiyaç duyduğumuz bu gibi zamanlarda gerçekleşen menfur saldırılara bir yenisi daha eklenmiş ve 15 ay aradan sonra tekrar Diyarbakır bu saldırının merkezi olarak seçilmiştir” denilen açıklamada, “bu ve benzeri saldırıların halkın barışa olan inancını asla sarsamayacağı” kaydedildi.Açıklamada, “saldırının faillerinin ve varsa arkasındaki güçlerin ivedi olarak ortaya çıkarılması” istendi.DTP Genel Merkezi tarafından, aralarında 8 milletvekili ve genel başkan yardımcılarının da bulunduğu bir heyet oluşturulduğu ve heyetin yarın sabah Diyarbakır'da olacağı duyuruldu.Açıklamada, “Bu olay vesilesiyle duyduğumuz derin acı ve üzüntüyü bir kez daha ifade ederken, bu saldırının ve yaşadığımız bu acının artık son olmasını diliyoruz” ifadesi de yer aldı.

Baydemir patlamayı kınadı
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, patlamayı kınadı.Baydemir, yazılı açıklamasında, şunları ifade etti: “Kentimiz daha önce de benzer acılar yaşadı. Bu acıların son bulmasını ve bunun son olmasını temenni ediyorum. Kimden gelirse gelsin insan yaşamını hedefleyen saldırıyı kınıyorum. Öncelikle yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı, yaralananlara da acil
şifalar diliyorum.”

Birkaç gün sonra yapılacak açıklama işte bu satırlarda gizli.
Açıklama aynen şöyle olacak:
TC.’nin derin teşkilatlarının yapmış olduğu kuvvetle muhtemel eylemler sonucunda faili meçhul bu olaylar… gibi söylemlerle T.C. suçlanacaktır.
Bu sırada bizler ne yapıyoruz?
Bilmem neremizi yırttık!
Sn. Büyükanıt Paşa lütfen kamuflajlarını giy dedik.Artık Türk’ün gücünü göster dedik.
Tüm devlet erkânı sivil ve askeri ile Diyarbakır’da yer alsın dedik.Buraları Leyla zana ve Osman Baydemir gibilere bırakmayalım dedik.Buralar İstanbul’un Okmeydanı gibi kurtarılmış bölgesi olmasın dedik.Gerekirse Bakanlar Kurulu ve/ve ya MGK toplantılarını en az birkaç ay üst üste Diyarbakır’da yapalım dedik.
Sağ olsun aylar sonra Genel Kurmay başkanımız kamuflajlarını giydi ama geç kaldı ve yanlış kıyafet.
Bu saatten sonra sn. Erdoğan ve Sn. Büyükanıt kamuflaj değil kar tipi Beyaz üniformalarını giyerek dar kapsamlı değil geniş kapsamlı ve Barzani’yi de paket yapmak kaydıyla şanlı ordumuzun başında yer almalıdır.Ankara’da BBG evi espirisi yapmamalıdır.

Bir taraftan Hatırla Sevgili adlı dizi soldan soldan gidiyor,Karlı kayın ormanında gidiyorum gündüz gece
Diğer taraftan kurtlar vadisi ve ya Kuzey Rüzgarı sağdan sağdan,Çırpınırdı Karadeniz …
Oysa doludizgin gidiyor Diyarbakır’ı kan gölüne çevirerek Kürtçe çığırıp şammammii oynayarak Biji Apo diyen bir kesim.
Biz ne yapıyoruz.Yok F-16’nın yeşil göstergesi ile hedefleri nasıl vuruyormuşuz yok gece bile bilmem ne yapıyormuşuz?Cart mışız curt muşuz?Ulan el oğlu dinliyor mu senin BBG evi masalını?Geliyor Anadolu’nun bağrında güya kendilerinin başkentinde bizi bağrımızdan vuruyor?Bu vuruşu nakletmekte AB’nin gizli temsilcisi kanal D’nin çığırtkanı,hükümlü Mehmet Ali Birant’a kalıyor.
Ey gidi benim memleketim.
Lütfen Türk oğlu Türkler aklımızı başımıza alalım.Memleket elden gidiyor.Biz hâlâ sağa sola mesaj verme ve kararlılık hikâyeleri anlatmaktayız.Ulan memleket gidiyor…
Yahu banane kardeşim memleketin amiri var memuru var diyorsanız banane.
Gün gelecek birileri Atatürk’ün Bursa Nutku’nu kaale alacak!Umarım !

Saygılarımla

Sabih Samur

KÜSTÜM SANA ABD

ABD'nin 4 Temmuz Bağımsızlık ve Özgürlük Bayramı Başkent Ankara'da, Büyükelçilik'te yapılacak bir resepsiyonla kutlanır.ABD Büyükelçiliği, her yıl 4 Temmuz'da kutlamalar kapsamında bir resepsiyon verir. Bu davetin aynı zamanda devletin zirvesi ile yabancı diplomatların da buluşma noktası olduğusöylenir. Gel gör ki akşam yapılacak resepsiyona Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt katılmaz.Erdoğan ve Gül, yoğun programlarını mazeret göstererek katılmayacaklarını büyükelçiliğe bildirir. Birçok bakan teklif edilmesine rağmen resepsiyona gitmeyi reddeder. Bu onurlu katılım görevini F-35 uçaklarımızın alımına imza atan Savunma Bakanı Vecdi Gönül kabul eder. Akşam, ABD'nin resepsiyonunda hükümeti Gönül temsil eder.Türk Silahlı Kuvvetleri'ni ise Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun temsil eder.Devletin zirvesinin ABD Büyükelçiliği'ndeki bu en önemli resepsiyona katılmaması Ankara kulislerinde Kuzey Irak'taki PKK sorununun çözümünde yeterli yardım alınamaması nedeniyle ortaya koyulan bir tavır olarak yorumlanır(mış).Bizler balık hafızalı vatandaşlar olarak 4 Temmuz 2003’ü unuttuğumuz için resepsiyona katılmama gerekçemiz Ankara’nın kulislerinde (oralar nerelerse) farklı algılanıyor.Leyleğin ömrü laklakla geçer misali koskoca dört yıl sonra Amerika’ya tavrımızı aslanlar gibi resepsiyona katılmayarak gösteriyoruz. Gerçi bu nasıl katılmamaksa?Savunma Bakanı yerine müsteşar, Orgeneral yerine Albay gönderirsen o zaman onun adı ciddiye almamak olur.Türk halkının kırılan onurunu böyle aktivitelerle onaramazsınız beyler.Büyükanıt emekli olunca anılarında “Amerika’yı şöyle protesto etmiştim” filan diye anlatır, biz de okuruz.Biz resepsiyonlara katılmayarak ABD’yi madara edelim, rezil olsunlar! Diğer taraftan Barzani bizimle makara kukara yapsın, sınıra namluları bize dönük tank filan dizsin; geleceğiniz varsa göreceğiniz var desin!
Peki biz ne yapacağız?
1- Kararlılığımız devam edecek (Bu ne demekse?)
2- ABD’yi motive çalışmalarımız devam edecek, terörle mücadelemizde yanımızda olsun diye.
3- Talabani’nin Irak’ı temsilen (muhtemelen) yapacağı Ankara’daki bir resepsiyona düşük düzeyli bir katılımla Barzani ve Talabani’yi mahvedeceğiz!Evet yukarıdaki 4 Temmuz resepsiyonundan sonra neler yapabileceğimiz seçeneklerinden kararı büyüklerimize bırakıyorum.
Şimdilik hoşça kalın. Bir resepsiyona katılmam gerekiyor. ....

Sabih Samur

Kaynak: Yeni Alanya Gazetesi 07.07.2007


ÜÇ KİŞİ TÜRK MİLLETİ’NDEN ÖZÜR DİLEMELİDİR..: 14.06.2007



Evet artık yeter. Türk Milleti’ni aptal yerine koyanlar yanılıyorlar. Bizler bu aziz vatanın üzerinde yaşayan Asil Türk Milleti’nin birer ferdi olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin doğru eller tarafından yönetilememesi veya yönetilmemesi nedeni ile uluslar arası camiada ve kendi içimizde düşmüş olduğumuz durumdan dolayı utanç duyuyoruz. Tarihin hiçbir döneminde ülke tüm kurumlarıyla hiç bu kadar kötü temsil edilmemişti.Özür dilemesi gereken bu üç kişi kimdir ve gerekçesi nedir?
1-BAŞBAKAN
TSK’ya gerekli emri vermeyip; TBMM’yi toplayarak harekât izni çıkartarak ordumuzu K.Irak’a sevk ettirmediği için.KKTC’nin Babacan tarafından AB yolunda engelleyici bir sorun olarak dillendirilmesine izin verdiği ve bunu T.C’nin resmi söylemi boyutuna getirdiği için.
2-GENEL KURMAY BAŞKANI
Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Başbakan’a “Türk Silahlı Kuvvetleri olarak mutlaka K.Irak’a girilmesi gerektiğini bunun olmazsa olmaz boyutuna geldiğini,Türk Milleti’nin gereksiz yere çarpışmadan, kalleşçe öldürülen vatan evlatlarının hesabını mutlaka günü geldiğinde “neden sana emanet ettiğimiz evlatlarımızın canına sahip çıkamadın?” diye soracağını bu nedenle bana Kuzey Irak’a girebilmek için bu yazılı emri çıkartmak zorundasınız demediği, bunu sadece kararlılık boyutunda bıraktığı ve TSK’yı Barzani gibi bir it ile dalga geçtirttiği ve dünya ülkelerinin gözünde küçük düşürdüğü için.
3-CUMHURBAŞKANI
Başbakanlık ve Genel Kurmay gibi iki çok önemli ve güzide kurumun başındaki kişilerin temsil ettikleri kurumlara ve ülkeye zarar verdiklerini göremediği veya gördüyse müdahale ederek neden her iki sorumluyu da uyarmadığını Türk Milleti’ne açıklamak zorundadır. Dünyayı titretebilecek yüreğe ve bileğe sahip olan muzaffer ordumuzun Başkomutanı olarak hâlâ ordumuzun K.Irak’a girmesini sağlayacak ortamı oluşturmadığı için.
Sonuç itibariyle canım ülkemin en tepesindeki bu üç YETKİLİ ve SORUMLU kişi görevlerini yeterince yerine getirmedikleri için TÜRK HALKINDAN ÖZÜR DİLEMEK ZORUNDADIRLAR !
Gereğini Türk Halkı’ndan arz ederim.
T.C. Vatandaşı
Sabih Samur
Evet sayın okuyucular maalesef ülkemizin getirildiği durum budur. Edip Paşa da kalkmış utanmadan sıkılmadan sanki kendisine verilen sözde koordinasyon görevini dört dörtlük yerine getirmiş gibi, Hatay'ın İskenderun ilçesi Genç İşadamları Derneği’nce düzenlenen ''Türkiye'nin Ulusal Güvenliği'' konulu konferansta, eğitim sorunu, kötü yönetim, refahın paylaşımındaki dengesizlik, mezhepsel ve kökten ayrılıklar ile adalet ve sağlık sistemindeki sorunların ulusal güvenliği etkileyen unsurlar arasında yer aldığını vurguluyor ve Ulusal birliğin korunmasında en önemli unsurun dil olduğunu, Türkçe'nin korunmasına özen gösterilmesi gerektiğini belirten Başer, ''TOKİ'nin yaptığı sitelerde Türkçe isimlere rastlamak zordur. Ya İngilizce ya Fransızca. Bağdat Caddesi’nde Türkçe mağaza ismi çok azdır'' diyor.Enteresandır o günde TOKİ’nin yapmış olduğu evlerin teslimat töreni var.TSK üzerine gölge düşürecek politize söylemlerden kaçınılması gerekmektedir. Yapılan bu tip konuşmalar (gerek emekli gerekse faal kurmaylarımız tarafından) Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’nin ekmeğine yağ sürmektedir.Ve maalesef iktidardan uzaklaştırmak yerine tam tersi ezilen, yıpratılmak istenen, mağdur kimliğine bürünen bu parti bu kişilerin söylemleri yüzünden çok daha kuvvetli olarak yönetime gelecekler gibi görünüyor.DP, CHP, Genç Parti ve MHP’nin yapması gereken, bu gerçeği görüp AK Parti’nin bu zamana kadar yaptığı olumlu veya olumsuz icraatları anlatıp eleştirmek yerine Türkiye’yi hangi vizyon ile yönetmeye talipler hedefleri nelerdir? Bunları çok çok iyi ve anlaşılır bir şekilde Türk Halkına anlatmak zorundadırlar.
Saygılarımla
Sabih Samur


Cumhurbaşkanı GÜL – Başbakan BABACAN
Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, İsrail'in kuruluşunun 59. yıldönümü nedeniyle İsrail Büyükelçisi Pinhas Avivi'nin verdiği resepsiyonda;
"Sayın Genelkurmay Başkanı'nın 12 Nisan'daki basın toplantısında ifade ettikleri gibi yeni Cumhurbaşkanı'nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasa ile belirlenmiş olan temel niteliklerine, yani laik, demokratik, sosyal devlet ideallerine 'özde bağlı olması' gerekmektedir." Saygun, "Yeni başkomutanın eşi türbanlı olacak, ne diyorsunuz?" sorusuna da "Başka şey söyleyecek değilim. Bu ifadenin içinde sorunun cevabı var" yanıtı verdi. Saygun, "Gül sizin değerlendirmelerinize uygun mu?" sorusuna da "Ben söyleyeceğimi söyledim" karşılığını vermiş.
Sn. Gül ise çok net bir şekilde “Eşimin başını örtmesi tamamen bireysel kararıdır.Saygı gösterilmesi gerekmektedir”demişti.Çık çıkabilirsen işin içinden…
Zaman herşeye ilaç. Eğer Celal Bayar ve Adnan Menderes ikilisinin düştüğü hataya düşülmez ve iktidar ben isem kudret bende ise her şeyi yaparım! hatasına düşülmez ise Gül’ün kişiliği ile hiç kimsenin problemi yok. Ama bizim zaten kişilik problemi ile işimiz yok ki! Problem şu: İşgal ettiğin ve ya edeceğin makamın gereklerini kurallarına uygun olarak harfiyen yerine getirebiliyor musun ? Önemli olan bu.
Bu arada sessiz sedasız bir şekilde ve hiç kimsenin (biraz ukalalık yapalım) dikkatini çekmeden (dış güdümlü olduğunu düşündüğüm) Babacan Dış İşleri Bakanlığı koltuğuna oturtturuluyor. AB çalışmalarında göstermiş olduğu inanılmaz üstün çalışmalarından ötürü.
Özal döneminden belki de daha önceki dönemlerden beri yaşanan bir süreç var!Ne hikmetse yurt dışından özellikle Amerika’dan bize prensler gönderiliyor.Bunlar okumuş yazmış çocuklar.Bizi kurtarmaya gönderiliyorlar.Sessiz sedasız bir şekilde basamakları üçer beşer geçerek bir yerlere hazırlandırılıyorlar.Bu sütundan iddia ediyorum,eğer bir şekilde olayların akışı değişmez ise bir sonraki iktidarda Babacan ya başbakandır ya da koalisyon olursa başbakan yardımcısıdır.Biz bugünün cumhurbaşkanı adayı ile kritik deryasında yüzerken size bir dip not vermek istedim.
Başka bir dip notu da Sn. Büyükanıt’a geçmek istiyorum: ABD’ye, K.Irak’a girme konusunda (nedenini anlamamış olsam da)vermiş olduğunuz bir aylık süreyi yakinen bireysel olarak takip ederken, geçen her gün kaybettiğimiz vatan evlatlarının da bir fiil dokümanını tuttuğumu bilgilerinize sunarım.
Neyse hafta sonu Serhat şehrimiz, zamanın başkenti Edirne’deydim.Pazar sabahı erkenden şehri şöyle bir dolaştım ve açık olan bir berber dükkanına girdim.Kapısında bez bir afiş,üzerinde Kanaryalı Berber Halil yazıyor.Saçımı kestirirken malumunuz üzere,klasik memleket meseleleri sohbeti başladı.Halil ağabey aslen DYP’li.Gel gör ki geçen seçimlerde oyunu Genç Parti’ye vermiş.Ve diyor ki yine oyum Genç Parti’ye.Mazotu 1 YTL yapacakmış.
“Barajı aşarsa mutlaka Edirne’den vekil çıkarır” diyor. Bir taraftan da kanaryasının çıkardığı seslerle gurur duyduğunu vurgulayarak,gençliğinde aldığı ödülleri gösteriyor.
Saçımızı kendi zevkine göre tıraş ettikten sonra bizi güleç bir yüz ile uğurluyor dükkanından.
Kim der CHP’nin kalesi olan Edirne’den Genç Parti sesleri yükselecek. İlginç değil mi?
Seçim ve sandık çok şeylere gebe. Gün ola harman ola…
Saygı ve sevgilerimle.
Sabih Samur 25 NİSAN 2007 İSTANBUL















KUZEY IRAK'A GİREMEYECEKSEK EN AZINDAN TORUMTAY PAŞA KADAR DÜRÜST OLALIM.



BİZ GİRMEYE HAZIRIZ.



HAREKAT EMRİ VERECEK KOMUTANIMIZI BEKLİYORUZ !






ARZ EDERİZ.






PAROLA : HER TÜRK ASKER DOĞAR
SABİH SAMUR 16 NİSAN 2007 P.TESİ



Basın Açıklaması
TARİH : 15 TEMMUZ 2003
NO : BA-14/03
IRAK’IN SÜLEYMANİYE KENTİNDE 11 TÜRK ASKERİNİN GÖZALTINA ALINMASI OLAYINI SORUŞTURMAK ÜZERE TEŞKİL EDİLEN ORTAK ARAŞTIRMA GRUBU AÇIKLAMASI AŞAĞIDADIR.
ORGENERAL SAYIN ÖZKÖK VE ORGENERAL SAYIN JONES’İN DİREKTİFLERİYLE KURULAN ORTAK ARAŞTIRMA GRUBU 04 TEMMUZ GÜNÜ MEYDANA GELEN OLAYLA İLGİLİ İNCELEMELER YAPMAK MAKSADIYLA, 9-14 TEMMUZ TARİHLERİNDE ANKARA’DA TOPLANMIŞTIR.ORTAK ARAŞTIRMA GRUBUNA GENELKURMAY HAREKAT BAŞKANI KORGENERAL KÖKSAL KARABAY VE ABD AVRUPA KUVVETLER KOMUTANLIĞI KURMAY BAŞKANI KORGENERAL SYLVESTER BAŞKANLIK ETMİŞLER VE TOPLANTILARA ASKERİ UZMANLARIN YANISIRA ABD VE TÜRK DIŞİŞLERİ YETKİLİLERİ DE KATILMIŞTIR.
GRUP, ABD ÖZEL KUVVETLERİNİN SÜLEYMANİYE’DEKİ OPERASYONUNUN İCRA YÖNTEM VE ŞEKLİ İLE TÜRK ÖZEL KUVVETLERİNİN KUZEY IRAK’TAKİ FAALİYETLERİNİ GÖRÜŞMÜŞTÜR. KEZA,TÜRK ASKERLERİNİN ALIKONULMA DURUMU DETAYLI BİR ŞEKİLDE ELE ALINMIŞTIR.
GRUP, OLAYI TÜM AÇIKLIĞI İLE DEĞERLENDİREREK, UZUN GEÇMİŞE SAHİP İKİLİ İLİŞKİLERİN TEMELİNİ OLUŞTURAN GÜVEN VE İTİMAT ORTAMININ YENİDEN TESİSİ AMACIYLA, İŞBİRLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİNDE BULUNMUŞTUR.
ABD TARAFI, TÜRK TARAFININ ARAŞTIRMA KONUSUNU TEŞKİL EDEN BU ÜZÜNTÜ VERİCİ OLAY BOYUNCA ASKERİ PERSONELİNE YAPILAN MUAMELEYE İLİŞKİN KAYGILARINI NOT ETMİŞTİR. TÜRK TARAFI DA, KUZEY IRAK’TA TÜRK PERSONELİNİN RAPOR EDİLEN FAALİYETLERİYLE İLGİLİ ABD KAYGILARINI NOT ETMİŞTİR. HER İKİ TARAF, MÜTTEFİKLER ARASINDA VUKU BULAN BU OLAYI VE TÜRK ASKERLERİNİN GÖZ ALTINDA MARUZ KALDIKLARI MUAMELEYİ ÜZÜNTÜ İLE KARŞILAMIŞTIR.
HER İKİ TARAF HERHANGİ BİR FAALİYETE GEÇMEDEN ÖNCE, BÖLGEDEKİ GÜVENLİK VE İSTİKRARA İLİŞKİN HER TÜRLÜ BİLGİNİN UYGUN KANALLARDAN SÜRATLE PAYLAŞILMASINDA MUTABIK KALMIŞLARDIR. TARAFLAR BULGULAR IŞIGINDA, ARALARINDAKİ İŞBİRLİĞİNİ VE KOORDİNASYONUNU DAHA DA GELİŞTİRMEK AMACIYLA İLAVE ÖNLEMLER ALMAYI DA KARARLAŞTIRMIŞLARDIR.
HER İKİ TARAF AYRICA, UZUN GEÇMİŞE SAHİP İLİŞKİLERİNİN SÜRDÜRÜLMESİNİN ÇOK ÖNEMLİ OLDUĞUNDA DA MUTABIK KALMIŞTIR.
TÜRKİYE VE ABD BU TOPLANTI SONUCUNDA IRAK’TA ARALARINDA DAHA İYİ BİR EŞGÜDÜM VE İŞBİRLİĞİ SAĞLANMASINI KARARLAŞTIRMIŞLAR VE GELECEKTE BU GİBİ OLAYLARIN TEKERRÜRÜNÜN ÖNLENMESİ İÇİN GEREKLİ HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMAKTA GÖRÜŞ BİRLİĞİNE VARMIŞLARDIR.
SAYGI İLE DUYURULUR.
SABİH SAMUR YORUMU :
Yukarıdaki resmi bir açıklama olup Genel Kurmay'ın sitesinden alınmıştır.Ne acıdır ki geçen yıllar karşılıklı alınan notların bir kenara konulduğu ve tarihimize acı bir gün olarak kayıt düşülmekten öteye gidilemeyen bir leke olarak kalmıştır.
Genel Kurmay Başkanlğı'ndan bu resmi açıklamanın siteden kaldırılmasını arz ediyorum.
Gereği yetkili makamın ilgi ve bilgisine...


Milliyet Gazetesi Köşe yazarı Sn. Hasan Cemal’in 11 Mart 2007 Pazar günkü yazısında belirtiyor:“Bugün Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu yakın tehlikenin irtica değil, faşizm ya da faşizan bir otoriter rejim olduğunu düşünüyorum.İrtica ve bölücülük bağrışları arasında, kolu kanadı zaten kırık demokrasi ve hukuk devletinin kuşatma altına alınmak istendiğini uzunca bir zamandır biliyorum."İrtica geliyor, Türkiye bölünmek isteniyor!" sloganlarıyla ulusalcı-milliyetçi bir dalga kabartılıyor.”
Evet Hasan Cemal böyle diyor.
Ülkenin bölünmesinden,federal yapılanmadan bahsedildiği bir ortam “bölücülük bağrışması” olarak niteleniyorsa ulusalcı-milliyetçi dalga faşizm olarak kabulleniliyorsa gururla söylüyorum Sabih Samur olarak ben faşistim ve vatanını seven,onu korumak ve kollamak için yemin etmiş milyonlarca faşist Sabih Samur var!
Sabah Gazetesi’nin ağır ağabeylerinden Muhterem Fatih Altaylı’da köşesinde buyurmuşlar;
“…bu yükselen milliyetçilik ile nereye gidiyoruz?…”
Çok sakıncalı değil mi?
Aman çocuklarınızı uyarın kötü yola sapmasınlar.
Allah korusun büyüyünce Atatürk milliyetçisi filan olurlar neme lazım!
Bırak tshirtlerde yazan “I love USA” yazısını, donunuza kadar Amerikan bayrağı giyiniz sizden iyisi yok.
Neden? Çünkü bize öğretilen güçlüden yana ol zarar gelmez.
Ne istiyorum biliyor musunuz ?
Amerika, Türkiye’ye sınırsız Green Card verse de ne kadar Amerikan hayranı varsa defolup gitse!
Ulan bu yazıyı Bush mush okur da alırız başımıza belayı. O yüzden bende I love USA yani nasıl diyorlar sizde; me too!
ABD yüzünden Kuzey Irak’a giremiyoruz.
ABD yüzünden başka ülkelerden helikopter alamıyoruz.
ABD yüzünden güya kendi isteğimizle F-35 projesine dahil oluyoruz.
ABD yüzünden özelleştirmediğimiz bir Anıt Kabir kaldı.
Yukarıdaki 4 satırı kırk satır yapabilecek kudretteyiz Allah’a şükür.
Ama HAMASET yapmaya gerek yok değil mi?
Büyüklerimiz öyle diyor ya!
Biz K.Irak’a girmeliyiz dedikçe bazıları hamaset yapılıyor diyorlar.
Türk Ordusu barışı sağlamakla, vatanı korumak ve kollamak ile mükelleftir.
Üniformalı iken yağıp gürleyeceksin,bir sürü madalyayı bir sürü törenle alacaksın sonra sivil olunca utanmadan sıkılmadan “… biz oralara gidemeyiz gitsek de giremeyiz. Çünkü,” şartlar müsait değil.”diyeceksin.
Yerim senin şartını.Rahmetli Ecevit ve Erbakan ikilisi tüm muhalefete ve Amerikancı kesime rağmen aslanlar gibi liderlik yapmışlar ve ordumuzun o yokluklarına rağmen Kıbrıs’a girerek akan kanı durdurmuşlardı! O zaman ortam çok mu müsaitti?
İşte bunları yazdığın zaman hamaset yapmış oluyorsun. Şimdi bu yazdıklarımı başka yerlerinden anlayıp bizi ordu düşmanı ilan etmeye kalkanlara da bilgi vermekte fayda var.
Ofisimin duvarında Tümgeneral Necati Özgen imzalı 207. Dönem Yedek subay diploması asılı. Bugün sayın Özgen Paşam da emekli ama resmi ağzı ne ise sivil ağzı da hala öyle.
Adım gibi eminim yetkisi olsa kamuflajları çoktan giymiş Kandil’e çoktan inmişti.
Bugün Kandil’e giremeyenler yarın Doğu ve Güneydoğudaki Üniversitelerimize de giremeyecekler.
Neyse hamaset yapmayalım.
Hep bir ağızdan bağıralım yaşasın koordinasyon.
Yaşasın Amerika ile olan dost ve müttefikliğimiz.
YAŞASIN AMERİKA ve KUTSAL ÇIKARLARI !
Kendinize iyi bakın ve yere sıkı basın.

Sabih Samur


K.Irak ve PKK’yı konuşmak için ABD’ye giden Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın yapacağı görüşmeler İran’ın resti ve Rusya’nın sürpriz çıkışıyla daha da önem kazandı.

Büyükanıt küresel ısınmanın ortasına düştü
ABD Genelkurmay Başkanı Org. Peter Pace’in konuğu olarak ABD’ye giden Org. Yaşar Büyükanıt, Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Savunma Bakan Yardımcısı Eric Edelman ve Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Peter Schoomaker’le bir araya gelecek.
Ateş çemberi genişliyorBÜyÜkanIt, PKK ile mücadele verilen sözlerin tutulmasını, sınır ötesi harekatı, Kerkük referandumunun ertelenmesini ve Irak’ın bütünlüğünü masaya koyacak. ABD’nin çantasında ise İran’a yapılacak saldırı planı var. Kafkasya sorunu ise Rusya’nın sert çıkışı ışığında değerlendirilecek.
Savaş gölgesinde ziyaretGenelkurmay Başkanı, Vladimir Putin’in, Washington’a ‘dur’ dediği, İran’ın yüzbinleri sokağa dökerek meydan okuduğu, ABD’nin Tahran’ı devirmek için Basra’ya yığınak yaptığı bir dönemde New York’a uçtu. Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın görüşme trafiği oldukça yoğun .
Başbakan Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da, ABD’ye gitti. ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Peter Pace’in resmi konuğu olarak önce New York’a ardından da Washington’a geçecek olan Büyükanıt, askeri yetkililerin yanı sıra Beyaz Saray’ın önemli isimleriyle de bir araya gelecek. Orgeneral Büyükanıt, 14 Şubat’ta Bush’un beyni olarak bilenen ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile, 15 Şubat’ta ise Orgeneral Pace, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Eric Edelman ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Peter Schoomaker’la bir araya gelecek.İki önemli gündem 16 Şubat’ta bir düşünce kuruluşunun toplantısında konuşacak olan Orgeneral Büyükanıt’ın, ABD’de gelecek görüşme talepleri doğrultusunda programında olmayan görüşmelerde de bulunabileceği belirtiliyor. Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın Washington temaslarında ağırlıklı olarak, Irak, PKK terör örgütü ve sözde Ermeni soykırımı tasarısı gibi konuların ele alınması beklense de ABD’nin gündeminde iki önemli konu var: İran ve Orta Doğu’da değişen dengeler...Ana konu İran Nükleer programını günden güne ilerleten İran’a operasyon, ABD’nin öncelikli gündem maddelerinden biri. Bu konuda Türkiye’den açık destek bekledikleri ilan eden ABD’liler her platformda da bu isteklerini yineliyorlar. Bu bahar ayında Tahran’ı devirme hesapları yapan ve Basra’ya ikinci bir uçak gemisi gönderen ABD’nin talebinin, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın temaslarında da gündeme gelmesine kaçınılmaz gözle bakılıyor. Özellikle Türk ordusunun Türkiye’deki karar mekanizmaları üzerindeki etkiliğinin farkında olan ABD’lilerin “operasyon” konusunda Büyükanıt’ı ikna etmeye çalışacakları tahmin ediliyor. Türkiye’den giden askeri bir yetkilinin yani Büyükanıt’ın, askeri kanat dışında bir de ABD’nin iki numaralı adamı Dick Cheney ile görüşecek olması buna kanıt olarak gösteriliyor.Putin planları alt üst ettiABD’nin bir numaralı gündemi Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra dünyayı ABD’ye bırakan Rusya’nın, Vladimir Putin’in çıkışlarıyla siyaset sahnesine geri dönüşü. Almanya’nın Münih şehrindeki uluslararası güvenlik konferansında konuşan Putin’in, “ABD, her hususta kendi ulusal sınırlarını aşıyor. Bu çok tehlikeli bir durum. Çin ve Hindistan etkinliğini artırıyor. Dünya tek kutuplu kalmayacak” sözleri Amerika’nın Orta Doğu ve Kafkaslara yönelik planlarını alt üst etti. Beyaz Saray çok şaşırdı Putin’in sözlerinin hemen ardından Beyaz Saray’ın yaptığı şu açıklama da, ABD’nin ne kadar şaşırdığını açıkça ortaya koydu: “Devlet Başkanı Putin’in yorumlarına şaşırdık ve hayal kırıklığına uğradık. Suçlamaları yanlış. Rusya ile terörizm karşıtı ve toplu imha silahları tehdidinin azaltılması gibi uluslararası kamuoyu için önemli olan bölgelerde işbirliğine devam etmek istiyoruz”. Özellikle yaşanan son gelişmeler dikkate alındığında soğuk savaş döneminde SSCB’ye karşı Türkiye’yi kullanan ABD’nin, Ankara ile olan ilişkilerini tekrardan güçlendirmeye çalışacağı ve Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın temaslarında bu konunun gündeme geleceği tahmin ediliyor.PKK, Irak, sözde soykırım Ziyaretin en önemli maddesi olarak görülen Kerkük, PKK terör örgütüne yönelik sınır ötesi oparasyon ve sözde Ermeni Soykırımı tasarısının ise yukarıdaki iki gündem maddesinin gölgesinde kalacağı siyasi gözlemciler tarafından dillendiriliyor. ABD’nin, Büyükanıt’ın temaslarında, Kerkük referandumu, PKK terör örgütü ve sözde Ermeni soykırımı konularında bazı açılımlar yaparak, ilişkileri güçlendirme arayışında olacağı ifade ediliyor. Ayrıca gözlemciler, ABD yönetiminin Orgeneral Büyükanıt’a, Dışişleri Bakanı Gül’den daha fazla ilgi gösterileceğine dikkat çekiyorlar.
Basra’ya çok yaklaştıABD’nin İran’a gözdağı vermek için gönderdiği USS John C. Stennis uçak gemisinin Basra Körfezi’ne bir kaç gün içinde ulaşması bekleniyor. İçinde yaklaşık 3 bin 200 askerin bulunduğu Nimitz tipi USS John C. Stennis uçak gemisi, aralarında F/A Hornet ve Superhornet bombardıman uçaklarının bulunduğu yaklaşık 80 uçağı alarak bölgeye doğru yola çıkmıştı. Uçak gemisi Bahreyn’de üslenen Amerikan Donanması 5’inci Filosu’nda görev yapan uçak gemisi USS Dwight D. Einsenhower’a katılacağı bildiriliyor.
Donanmalarını pilotsuz uçaklarla vuracağız İran, ABD donanma gemilerine intihar saldırıları düzenleyebilecek yeterlilikte pilotsuz uçaklar geliştirdiklerini bildirdi. Mehr Haber Ajansı’na konuşan İran Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Yardımcı Komutanı Ali Şoushtari, “Utanç içinde bölgeyi terk etmelerini sağlamak için” her türlü derinlikteki ABD donanmasına yönelik intihar operasyonları gerçekleştirebilecek pilotsuz uçaklar ürettiklerini belirtti. “Düşmanın bozguna uğratılacağını” ifade eden Şoushtari, “Amerikalılar, İslami sistemle karşı karşıya geldikleri takdirde bölgede ya da kendi vatanlarında güvende olmayacaklarını biliyor” diye konuştu.
Tahran meydan okudu!İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, ülkesinin nükleer programının devam ettiğini, uranyum zenginleştirme çalışmalarını durdurmayacaklarını söylediİran İslam Devrimi’nin 28. yıl dönümü dolayısıyla başkent Tahran’daki Azadi Meydanı’nda düzenlenen törende bir konuşma yapan, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, ülkesinin nükleer yakıt teknolojisinde aşama kaydettiğini açıkladı. BM Güvenlik Konseyi’nde İran aleyhine yaptırım kararı alındığını ve uranyum zenginleştirmeyi durdurmaları için süre verildiğini hatırlatan Ahmedinecad “Yeni bir karar almaya çalışıyorlar, bir önceki gibi bunun da İran’a hiçbir etkisi olmayacak, onlar daha çok zarar görecek” dedi. Kriz nedeni olan nükleer programları hakkında Ahmedinecad, “Nükleer programımız devam ediyor. Bütün baskılara rağmen uranyum zenginleştirme faaliyetlerimizi durdurmayacağız” diye konuştu.
Almanya: VazgeçireceğizABD Savunma Bakanı Robert Gates ise, 43. Münih Güvenlik Konferansında yaptığı konuşmada, günümüzde dünyanın birçok bölgesinde krizlerin yaşandığına dikkati çekerek, “İran nükleer silahlara sahip olmak istiyor” dedi. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier de aynı konferansta, İran ile yaşanan nükleer krizden dolayı endişeli olduklarını ve krizin giderilmesi için çabalarını sürdüreceklerini belirterek, “Şunu açıkça söylemek istiyorum: Ya gelecek yıllarda İran’ı nükleer programından vazgeçireceğiz ya da büyük bir silahlanma yarışına tanık olacağız” diye konuştu.
İsrail’e ölüm Binlerce İranlı, İslam Devriminin 28. yıl dönümü kutlamalarına katılmak için kentlerdeki meydanlara döküldü. “Amerika’ya ölüm”, “İsrail’e ölüm” ve “Nükleer Enerji Hakkımız” sloganlarının atıldığı başkent Tahran’daki kutlamalarda, ABD ve İsrail karşıtlığı, taşınan pankartlara da büyük oranda yansıdı.
Bağdat’a bombaları İran gönderiyorABD, Irak’a daha fazla silah gönderilmesi emirlerinin İran hükümetinin “üst düzey yetkililerinden” geldiğini iddia etti. Amerikalı üst düzey bir istihbarat yetkilisi, ABD ordusunun Irak’ta yola yerleştirilen gelişmiş bombaların sayısında belirgin bir artışı ortaya çıkardığını ve bunların parçalarının gönderilmesi emirlerinin Iran hükümetinin “üst düzey yetkililerinden” geldiğine inanıldığını söyledi. Yetkili, Haziran 2004’ten geçen haftaya kadar 170’ten fazla Amerikan ve müttefik askerinin gelişmiş bombalarla öldürüldüğünü, kaydetti.

Kaynak:Yeniçağ Gazetesi









KDP lideri, Kerkük’ün bir Kürt kenti olduğunu ve Türkiye’nin bu konudaki tehditlerinden korkmadıklarını söyledi.

Dün TBMM olarak kapalı oturumda inşaallah bu sert çocuğu oynayan zibidiye ne gibi yaptırımlar uygulayacağımızın kararlarını almışızdır.Defalarca gerek Yeni Alanya Gazetesi'ndeki köşemden gerekse Kırmızı-Beyaz'dan yetkilileri kamuflajlarımızı giymeye davet ettim.Sonunda arşivden Sn. Başbakanımızın bu kamuflajlı fotoğrafını bularak kendisini ordumuza TBMM kararı ile görev vermeye tekrar davet ediyorum.
Zamanında Adı Cem soyadı Ersever olan bir binbaşımız bu zibidiyle esas duruşta bekleterek konuşuyordu.O zamanlar "emrin başım üstüne" diyenler bugün arkalarına(ne kadar güvenilirse) Amerika'yı alarak erkekleşiyorlar.Türkiye aynı Türkiye.Silahlı Kuvvetler aynı silahlı kuvvetler ama maalesef o yiğitler artık yok.Türkiye yiğidini arıyor !
Yiğidin olmadığı yerde itler kurt olur.

Sabih Samur 24 Ocak 2007





Türkmeneli Sağlık Sosyal ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Dr. Aydın Beyatlı, “Irak’ta işlevini yerine getiren bir hükümetin bulunmaması durumunda Türkmenlerin ve bazı diğer azınlıkların büyük risk altına gireceğini” söyleyen Cumhuriyetçi Senatör John McCain’in sözlerini değerlendirdi. Senatör John Mccain’in dediklerini 3 yıldır çeşitli platformlarda söylediklerini ancak kimseye dinletemediklerini vurgulayan Beyatlı, bunu bazı kesimlerin yıllardır gözardı ettiğini anlattı. Kuzeyden Kerkük’e giden 400 bin peşmergenin hızlı şekilde silahlandığını vurgulayan Beyatlı, “Bunlardan 100 binin üzerindeki silahlıları Türkmenlere katliam uygulamak için bekliyor. Irak’a güçlü hükümet gelmeden yapılacak referandum bölgeyi karıştıracak” diye konuştu. Beyatlı, Irak ile ilgili rapor hazırlanırken bütün etnik gruplarla konuşulduğunu ancak Türkmenlerin yok sayıldığını belirterek, “Artık patlama noktasına geldik. Bizim kimseyle düşmanlığımız yoktu. Sunni ile Şii arasında da düşmanlık yoktu ama bunu başardılar. Bölgede etnik temizlik ve katliam yapılacak. İç savaşın yanında Türkmen ve Kürt savaşını da çıkartmaya çalışıyorlar” dedi. Beyatlı, Kerkük konusunda Türkiye’nin seyirci kalmaması gerektiğini vurgulayarak, “Kerkük’ün kaderi Türkiye’nin de kaderini belirler” diye konuştu.
Katliam uyarısıKerkük’e getirilen 400 bin peşmergeden 100 bininin silahlandırıldığını belirten Türkmeneli Derneği Başkanı Aydın Beyatlı, bunun bir katliam hazırlığı olduğunu söyledi.

Çok mu soğukkanlıyız ? Yoksa 1.Dünya Savaşı ve onu takip eden Kurtuluş Savaşımızda almış olduğumuz tecrübelerin ışığında yukarıdaki konuya bölgesel çatışma niteliğinde mi bakıyoruz? Bilemem ama bildiğim bir şey var o da siviliyle askeriyle odaklandığımız tek konu var; Başbakanın köşke çıkartılmaması.Çıkarsa ne olur Cumhuriyet tehlikeye girer.Peki hükümet devletin işlerini yürütmeden yani bir fiil icraattan sorumlu yetkili ve temsil makamı değil mi? T.C. olarak yurtdışı ve yurt içinde bağlayıcı kararlara imzayı Sn.Erdoğan atmıyor mu?Sn. Erdoğan şu an T.C.’nin Başbakanı mı,değil mi?Yahu Sn. Erdoğan sen ne büyük adammışsın benim 1923’ten beri devam eden Cumhuriyetimi tehlikeye sokabiliyorsun!Breh breh.Biz böyleyiz.Bütün dünya Suriye ile olan mayınlı sınır bölgemizin altının inanılmaz bir petrol rezervi olduğundan bahsediyor biz Cumhurbaşkanlığı makamına kimi yerleştirsek onun derdindeyiz.Sonra dallamanın biri çıkar “zaten o bölgenin mayınlarını temizlemek bilmem kaç on yıl alır,en iyisi biz orayı Birleşmiş Milletlerin kontrolüne bırakalım” der ve inanın bırakırız.Aynen petrol deryası olan Musul’u ve Kerkük’ü “ne işimiz var bu çöllerde bırakalım salak İngilizlere” diyen Osmanlı Paşası gibi.
Ne alakaysa birden aklıma geldi.Evet Sevgili Kerkük’ümüz.Senden özür diliyoruz.Biz şu an çok önemli işlerle meşgulüz.Bizden 2007 sonuna kadar sana fayda yok.Meşgulüz dedik ya!
Cumhurbaşkanlığı koltuğuna bizden birisini(Rahmetli Ecevit gibilerinin kafasına anayasa fırlatacak niteliklere haiz olması tercih sebebidir) oturtacağız,seçimlere hazırlık yapacağız.Meydanlara inip düz ova muhabbeti yapacağız( oy uğruna!).Meydanların dolu olduğunu gören diğer büyüklerimiz yaylalara çıkıp uluyacaklar(Kerkük’te değil yaylalarda).
Bu arada sen arkana kalın bir şeyler al.Biz meşgulüz ya. Amerika şahsen ve Iraklı Kürtleriyle ananı ağlatırken biz yanında olamayacağız.Sık biraz dişini, zaten kafana çuval geçirecekleri için bir şey görmezsin.Bir de biliyorsun biz Sarıkamış’ta Rus’a değil soğuğa yenik düştüğümüz için genelde kışın operasyon yapmayız.PKK’nın kış uykusuna yatıp palazlanmasını bekleriz.Zaten bu soğukta çıkart tören kıyafetlerini ,giy kamuflajları, kalk Ankara’dan git kıtalara uzun iş.Yani Ata’mıza diyoruz ya ”İZİNDEYİZ”.İzin dönüşü 2007 sonrası seninle ilgileneceğiz,ABD ananı ağlatırken!Bekleyemem mi diyorsun o zaman Erdoğan büyüğümüzün dediği gibi “ al ananı git kardeşim” Allah Allah.

Ama merak etme yukarıda yazıldığı gibi aramızda izinde olmayanlar var ve onlar senin özgürlük mücadelende yanında olacaklardır.Korumak ve kollamak için.Umarım.

Sabih Samur 11 Ocak 2007




F16’LARIMIZA YUNAN TACİZİ
Balıkesir’den havalanarak eğitim uçuşu yapan Türk F-16’larının, Ege Denizi’nin uluslararası hava sahasında, Yunan uçaklarının üç kez tacizine uğradığı ortaya çıktı

30 Aralık 2006, 07:15

Yunan savaş uçakları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile Yunanistan Genelkurmay Başkanı Oramiral Panagiotis Çinofotis arasında varılan mutabakata aykırı olarak, Ege Denizi’nin uluslararası hava sahasında eğitim uçuşu yapan Türk savaş uçaklarını üç kez taciz etti.Çarşamba günü yaşanan tacizlerden ilki Balıkesir’den havalanan iki F-16’nın, Yunanistan’ın N. Ankialos Havaalanı’ndan kalkan iki Yunan F-16’sı tarafından saat 13.26’da engellenmesiyle gerçekleşti. Planlı eğitim uçuşu yapan Türk F-16’ları, olayın ardından üsse geri döndü.Türk Hava Kuvvetleri’nin planlı eğitim uçuşu için Ege’nin uluslararası hava sahasında bulunan iki F-16’sı da, saat 15.45’te de Yunanistan’ın Skiros Havaalanı’ndan kalkan iki Mirage 2000 tarafından taciz edildi. Üçüncü taciz Midilli’nin batısında gerçekleşti. Balıkesir’den havalanan iki Türk F-16’sı, Yunan F-16’larının engellemesiyle karşılaştı.Türk uçaklarına yapılan önlemeler, Büyükanıt ve Çinofotis’in Atina’da vardığı mutabakata aykırı olarak gerçekleşti. Genelkurmay Başkanlığı, Büyükanıt’ın Atina temasları öncesinde "jest" niteliğinde bir adım atarak, resmi internet sitesindeki "hava sahası ihlalleri" başlığını erişime kapatmıştı. Bu link halen kapalı bulunuyor.Yunanistan temaslarını değerlendiren Büyükanıt, amaçlarının Türk ve Yunan savaş uçakları arasındaki çatışmaları ortadan kaldırmak olduğunu belirterek "Önemli olan oradaki gerginliği boşaltmak. Bu sorunu siyasilerin çözecekleri güvenli bir ortamı yaratmak" demişti. Büyükanıt, iki ülke uçaklarının uçuşlar sırasında birbirine belli mesafeden fazla yaklaşmayacağını ve milli - askeri günlerde iki tarafın uçuş yapmayacağını belirtmişti.206

GELEN YORUMLAR

MUAVENET
30 Aralık 2006, 10:30
Sakal bırakmaya karar verdim.Sn. büyükanıt’ın attığı adımın yanlış olduğunu mizahi bir şekilde eleştirmiş ve F-16 larımızın cephane kısımlarını Mavi ve Beyaz güllerle yükleyelim demiştim.Keşke dediğimi yapsalardı taciz esnasında füzeleri ateşlediğimizde gülleri sunmuş olurduk.Lütfen bakınız www.kirmizi-beyaz.blogspot.com saygılarımla Sabih samur

kAYNAK : gazeteci.tv


Günlerden bir gün İtalyan Büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura kabul edilir. O zamanın muhtelif ekonomik, siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra, Büyükelçi:“Ekselans, dün Roma ile yapmış olduğum bir görüşmede hükümetimizin Hatay’ı almak istediği kararını size iletmem söylendi” der.Odada bir an sessizlik olur.Ata Büyükelçi’ye bir şeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile baş başa bırakır.Döndüğünde ayağında çizmeleri,üzerinde Mareşal üniforması, belinde tabancası vardır.Doğru masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak’ın bağlanmasını ister ve Çakmak’a : “-Paşa ! İtalyan Dostlarımız Hatay’a gelmek istiyorlar hazır mıyız ?” der.Fevzi Çakmak durumu anlar ve Biz hazırız paşam diye yanıtlar.Ata Büyükelçi’ye döner ve : “-Biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse gelip Hatay’ı alabilirler” der.
Sn. Dr. H. Ertekin in hazırladığı ve bana sevgili dostum Ali Akbay tarafından gönderilen bu tarihi alıntıyı sizlerle paylaştıktan sonra son bir cümle ; PKK’yı bitirmek için sözde değil özde kararlılık gösteren, sadece beyanatlarında klişe bir şekilde “- PKK’yı bitirmek için kararlılığımız devam etmektedir” demeyen KAMUFLAJLARINI GİYECEK KARARLI BİR KOMUTAN ARIYORUZ !

Sabih Samur Yeni Alanya Gazetesi


Sevgili Okuyucularımız iki fotoğraf arasında bir fark görebiliyor musunuz?
Sizi fazla yormak istemiyorum.Siyah Beyaz olan fotoğraf Rahmetli Ecevit,Bülent Ulusu ve Kenan Evren'den oluşmaktadır.Başbakan'a gösterilen saygı net olarak gözükmektedir.Bu saygıda bulunanlar darbeyi gerçekleştiren ve sonrasında Başbakan ve Cumhurbaşkanımız olan kişilerdir.
Yukarıdaki fotoğraf ise renklidir ve bugünü göstermektedir.Gelecek inşaallah siyah-beyaz fotoğraf gibi olmaz.
Olmaması için Tayyip Erdoğan'ın yani T.C. Başbakanı'nın makamının gerektirdiği tüm anayasal gerekleri yerine getirmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda sorumluluklarını yerine getirdiği ve ayrıca milli davamız olan Kıbrıs'ımıza gerekli önemi verdiği zaman Türk Milleti kendisini bağrına basacaktır.
Bunu başardığı zaman üstü kapalı konuşmasına gerek kalmadan Ordumuzu da kendi sahasında çalıştırma ortamı doğacaktır.Ordu şu an askerlikten ziyade aman Cumhuriyetimize bir şey olmasın kaygısı taşıma pozisyonundadır.
Bu kaygıyı samimi olarak giderip herkesin işini yapmasını sağlamak gerekmektedir.Ordumuz K.Irak'a girmek zorundadır.Bu görevi de Tayyip Erdoğan meclis kanalıyla kendisine vermek zorundadır.
Tabanına ters düşmek uğruna artık oy kaygısı taşımadan ve eğer Cumhurbaşkanlığına soyunmak istiyorsa
Laik,Cumhuriyetçi ve Atatürk Milliyetçisi bir Tayyip Erdoğan olmak zorundadır.
Yok eğer güç bende bildiğim yolda giderim diyorsa siyah-beyaz modası hiçbir zaman geçmez.Bu moda sadece Türkiye'de değil dünyada da her zaman trendy...

Sabih Samur

İlginçtir Türkiye’de gündem bırakın haftayı gün içinde dahi değişebiliyor.Bizlerde bu akarsuyun içinde akarken görüntüleri yakalayıp paylaşmaya çalışıyoruz.
Gün geliyor Sn. Büyükanıt Paşa’ya kızıyoruz hala kamuflajını giymediği ve Kuzey Irak’a bizleri götürmediği ve topu hükümete dolayısıyla meclise attığı için.
Gün geliyor MHP kongresinde yaşanan güya demokratik ortamda yapılan (sanki birden fazla aday varmış gibi ) MHP Genel Başkanlık seçiminin traji komikliğini ve Dr.Devlet Bahçeli’nin bilerek olduğunu düşünmek istemediğim ama somut olarak milliyetçi harekete verdiği zararı.
Gün geliyor Mehmet Ağar’ın Düz Ova söylemine kafayı takıyoruz.Bizim için çok önemli olduğunu düşündüğümüz ve Vatan’a ciddi emeği geçmiş bir insanın gaflarını dile getirmeye çalışıyoruz hem ciddi ortamda hem de sıra gecesinde…
Ama akarsu akmağa devam ediyor ve bizi bu defa alıp İran’a götürüyor.
İran Gazetelerine baktığımızda Türkiye-İran ilişkilerinde yeni bir dönem başladığını ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ülkelerini ziyareti ile bu ilişkinin yol kadettiğini söylüyorlar.
Aslında olması gereken bu.Biz sonuçta sınır komşusuyuz ve zaman zaman çıkarlarımız çatışsa da gerektiğinde PKK sorunu ve Irak’ın toprak bütünlüğü konusunda aynı ağızdan konuşabildiğimiz ve ortak paydada bulaşabildiğimizi dosta ve düşmana ve hatta dost ve müttefikimiz olarak gözükenlere de göstermiş oluyoruz.
Yukarıdaki bu uzun cümleyi kurduktan sonra bir de madalyonun öbür yüzüne bakıyorsun.Görüşme sonrası sabah erkenden ABD’nin Ankara Büyükelçisi Wilson,soluğu Dışişleri Bakanlığı’nda alıyor(Gerdek gecesi sabahı kızını arayan anne misali).Abdullah Gül ile yapılan görüşme 45 dakika sürüyor ve bu basına “Rutin” bir görüşme olarak açıklanıyor.
Gönül istiyor ki T.C. Başbakanı özgür iradesi ile kimsenin ve hiçbir ülkenin mesaj taşıyıcısı olmadan diğer ülkelerle görüşsün ve öncelikli olarak T.C.’nin kutsal çıkarlarını korusun !
Gönül bu AK’a da konuyor yoka da.
Daha önceki yazımda da belirtmiştim.İsrail’in nükleer güce sahip olması Türkiye için ne kadar tehlikeli ise İran’ın nükleer güce sahip olması da o kadar tehlikelidir.Fazla ve ya az değil.İran’ın bu güce sahip olmasında fayda vardır ve kesinlikle Türkiye’de gerek Avrupa gerek Rusya ve gerekse Japonya ile işbirliği yaparak İran ile aynı zamanda nükleer güce sahip olmalıdır.Olmazsa ne olur?
Ne olacak:Su akar Türk bakar.



Sabih Samur 06 Aralık 2006


BAZILARI OVADA VE OVA ÜZERİNDEN SİYASET YAPAR;ŞU AN Kİ İŞİNİN GEREĞİ OLDUĞUNU SÖYLEREK...
BAZILARI İSE YAPMASI GEREKEN İŞİ YAPAR;YAPMASI GEREKEN YERDE:OVADA...


Sabih Samur

Sabih Samur

26.10.2006 tarihinde YeniAlanya Gazetesi'nde yazmış olduğum yazıda Sn.Mehmet Ağar'a ve Sn.Büyükanıt Paşa'ya göndermede bulunmuştum.Maalesef gelişmeler gösteriyor ki(Mehmet Ağar'ın Denizli konuması) benim yazım güncelliğini korumağa devam ediyor.Bu nedenle sizlerle bu blogta tekrar paylaşmak istiyorum:

"Petrol ve barajlar bizim olsun"..: 26.10.2006 :..

Olsun be güzelim,dükkan senin. Adamım Osman Baydemir Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada Ankara’yı yetkilerini paylaşmaya çağırdı.
“-Yerel yönetimler ve Kürt sorununun bağlantılı olmasının nedeninin merkeziyetçi idari politikalar olduğunu düşünüyorum. Kürt isyanları ulus-devletin merkeziyetçi politikalarını hedef almıştır.- Batman’daki petrol rezervleri, bölgedeki su kaynakları, hidroelektrik santralleri bu kapsamda değerlendirilmelidir. Kaynaklardan sağlanan gelirin bir bölümünün bölge halkı için kullanılmasını sağlamak için yerel yönetimlerin yetki sahibi olması gerekiyor.
- Bölgeler arasındaki gelişme farkını ortadan kaldırmak için merkez ile yerel arasındaki ilişkilerde radikal değişiklikler olması gerekiyor. Bu değişim Kürt sorununun çözümü için de fırsatlar yaratacaktır.
- Türkiye’de demokratikleşme sürecinin devamı için yerel yönetimlerin idari, ekonomik ve siyasi özerkliğinin sağlanması gereklidir. Hakları ve otoriteleri iyileştirilmelidir.
- Bölünme korkuları yersiz. Bizim hedefimiz demokratik ve insan haklarına saygılı bir Türkiye…” dedi.
Bu sözlere şahsen yanıt verirsem Osman Baydemir’in her türlü kişilik haklarına tecavüz etmiş olurum ve böyle bir adam içinde ceza almaya değer mi?
Yine bu sözlere Mehmet Ağar ağzıyla ve bakış açısıyla yanıt vermem gerekirse bu adamın gözlerinden öpüp, ağzına sağlık demem gerekir.
Sn. Ağar’ın ovada siyaset yapsınlar dediği adamlar ovayı aşmış Avrupa’dan Sn. Ağar’ın devletine kafa tutuyorlar. Kürt isyanlarının legalliğini nedenler sunarak açıklayabiliyorlar.Ağar’da zamanında aldığı risklerden bahsediyor, şimdi de ne yaptığımı çok iyi biliyorum diyor.Hayırlı bilmeler.
Yine de bu sözlere ben kendi ağzımla yanıt vereyim.
1-Türk Ulusu ve Devleti hiçbir zaman bölünmekten korkmaz sadece bölmek isteyenleri kaybetmekten korkar! Unutulmasın rüzgar eken fırtına biçer. Osman Baydemir bütün sınırları zorlamaktadır. Fırtına öncesi sessizlik, meydanın boş olduğu izlenimi doğuruyorsa bu çok büyük bir yanılgıdır.
2-Yerel yönetimin siyasi özerkliğinden bahseden T.C’nin bir Belediye Başkanı için ne yapmak gerekir onu mutlaka Cumhuriyet Savcılarımız değerlendireceklerdir.
3- Ecevit’in de üzerinde durduğu bölgesel kalkınma planında yer alan yerel yönetimlerin kuvvetlendirilmesi olayı, yanlış ağızlarda, yanlış ifadelendirilince buz etkisi yaratmaktadır.Halklardan bahseden ve kesinlikle Türk Vatandaşı kapsamında kendisini görmeyen bir T.C. Belediye Başkanı ile Ankara’nın kucaklaşması nasıl mümkün olacaktır? Sn. Ağar’a sorup uygun bir OVA ayarlamasını rica etmek gerekecektir.
Kuzey Irak Fatihi ?
Ülke bu durumdayken Kuzey Irak Fatihi olarak görmek istediğimiz Sn. Büyükanıt Paşa’mız ne alaka ise Yunanistan’a planlı gezisini gerçekleştirme hazırlıkları yapmaktadır.Hükümeti aslanlar gibi her konuda eleştirebilen ve yaptırımının ne kadar kuvvetli olabildiğini gördüğümüz ordumuzun başı, aynı yaptırımı hükümete neden Kuzey Irak’a girme konusunda yapmamaktadır? Türkiye Cumhuriyeti Ordusu asla PKK’nın ateşkes geyiğine alet olamaz. Kış uykusuna yatıp baharda palazlanmış bir PKK’yı yine mi göreceğiz?Eğer Sn. Büyükanıt sadece Hürriyet ve Sabah’ı okuyarak icraatlarını değerlendirmede özeleştiri yapmaya çalışıyorsa üzgünüm büyük yanılgı içindedir. Naçizane tavsiyem yerel basını didik didik incelemesidir. Çünkü Türkiye’nin yerelinde ve bu iki gazetenin bazı sayfalarında AB fonundan, ve ABD’den faydalanmayan gerçek vatanperver köşe yazarlarıyla karşılaşacaktır. Bu yapılan eleştirilerin de şahsından olan beklentilerin gerçekleşmemesinden dolayı olan sitem olduğunu anlayacaktır.Umarım.
OVA ŞENLENSİN
Sonuç olarak Ağar diyor ki ; “Hükümet 4 yıldır tek adım atamamış.Terör dalgası gelince panik oldu.Yabancılara sığınma, sen hükümetsen derle topla.”Bizde ekleyelim:-Yoksa seneye iktidara geldiğimde ben toplarım.Seneye kadar kim öle kim kala.Evet paşam ve Ağar ne diyorsunuz? Verelim adamımıza istediği petrolü ve barajları.Maksat OVA ŞENLENSİN…