Rauf Denktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rauf Denktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

EMPERYALİSTLER ve KIBRIS

Gönderen SABİH SAMUR | 6:48 ÖS | , , , , | 0 yorum »


Büyük Proje Ne idi?
Emperyalistler ve Kıbrıs.
Biz bu adanın iki ortağından biriyiz. Kimsenin hakkında asla gözümüz olmadı. 1960 cumhuriyetine giden yolda bile Rum ortağın EOKA'yı kurup bizi yok etme yemini içtiğinde biz direnmek için TMT'yi üç yıl sonra kurduğumuzu unuttuk.
Bereketcilerimizi Unuttuk.
Kırmızı Otobüsü içinde insanlarımızla gömdüklerini unuttuk. Cumhuriyetteki haklarımızın çok olduğunu iddia eden Rum Lider Makarios Yeni Anayasasını geçirmek için ne denli baskılar yaptığını unuttuk.
1963 Kanlı Noel gecesini bile nerde ise Rumun yaptığını unutturarak bizim yaptığımıza halkımızı inandırmaya çalıştılar.
Bazı kanı bozukların buna inandığını da biliyoruz.
Kantonları unuttuk. Çadırlarda yağmurun çamurun içinde yaşam mücadelesi verdiğimizi ,makarına nohut ve pilavdan başka aşımız olmadığını unuttuk.
Bitlenmeyelim diye kafalarımızın kazındığını unuttuk.
123 köyümüzün yakılıp yıkıldığını unuttuk.
1974 yılına kadar rumların yaptıkları başta Taşken olmak üzere Muratağa ,Atlılar ve Sandallılarda anne karnındaki 6 aylık çocuktan tutun da 80 yaşındaki nineye yapılan vahşeti unuttuk. Halkımızın aklı ile oynayan emperyalisler milyarlarca para döktüler adanın kuzeyine. Tek bir hedefleri vardı .Önce Milli Benliği yok edeceklerdi. Milli Benliği yok olan bir halk maneviyatını kaybecek ve kör kuyuda kaybolacaktı.
Önce medyada kalemleri satın aldılar. Sonra besledikleri destekledikleri siyasi kurumları ve dernekleri.
Tek bir amaç vardı; Adada Türk Gücünü zayıflatmak ve Rum'un egemenliği altında azınlık bir halk olarak yaşamasını sağlamaktı.
Bu işe hizmet edenlerin banka hesaplarındaki paraların sınırı yok. Vatanına ihanet eden bu zavallılar aslında bu paraları yiyecek olan evlatlarının yaşayabileceği bir Vatanları olamayacağının farkına varamayacak kadar paranın esiri olmuşlar.
Kardeşlerim, hepimizin en birinci vazifesi adada oynanan bu oyunu bozmak ve unutanlara hatırlatmaktır.
Adada Türk Milliyetcilerini Yok etme çalışmaları hızla sürmektedir. Bu Proje Milli ve manevi duyguları yok etmektir.
Rum tarafında milliyetcileri besleyenlerin sanırım ne yapmaya çalıştıklarını hepimiz çok net görebiliriz.


Saygılarımla

Latif AKÇA, 16 Ocak 2016, Lefkoşa


Bizler İki Sancağı da eşit olarak ayrım yapmadan sahiplenen Neferleriz.
Sancaklarımızın yere düşmemesi için gerektiğinde Ölürüz de Öldürürüz de!

Sabih Samur 
Kod Adı TC


O bir eş ve babaydı, O bir vatan evladıydı. Vatanını sözde değil derinde sevendi. Askerdi. Her daim vazifedeydi. Fenerbahçeliydi. Tekstilciydi. Arkadaşımız ve can yoldaşımızdı. Velhâsıl adam gibi adamdı! 15 Ocak 2013; Atilla Yılmaz artık ebedi istirahatgâhında. Nurlar içinde yat güzel insan. Allah rahmet eylesin. facebook yorumları: ......................... Vedat Dindar: Mekanı cennet olsun dostumuzun.Vatansever dostumuzu vatan uğrunda kaybettık. Ertan Macit: Vatan evladı olan herkes bizim de büyüğümüzdür. Vatanını sözde değil özde seven herkes bizim canımızdır. RABBİM, yüzümüze gülüp de arkamızdan örgütçülerle OTURANLARDAN ETMESİN. ALLAH GANİ GANİ RAHMET EYLESİN. VATAN SAĞOLSUN! Hülya Cankaya: Nurlar icinde yatsin.Cok üzüldüm .(((((( Bahadır Vatansever: ATİLLA ABİM BİZLER SENDEN GÖRDÜK VATANA SAYĞIYI SEVGİYİ NE DESEM BOŞ VATAN SAĞOLSUN SABİH SAMUR YUREĞNE SALIK BİZE DOST OLAN ŞİMDİ HERKEZE DOST ALLAH YAPTIKLARINDAN RAZİ OLSUN.. Havva Bilal: Allah Mekanını cennet eylesin Saffet Soykal: Yattığı yer nur, mekanı da cennet olsun inşallah.



KKTC hakkında konuşmak ve AZİZ ÜSTEL
Yazı öyle bir güçtür ki mermi gibidir, küfür gibidir. Her ikisi de ağızdan çıktıktan sonra dönüşü yoktur! Kıvırabilirsin öyle söylemek istemedim yanlış anlaşıldı vesaire vesaire.
Aziz Üstel. Star Gazetesi köşe yazarı. Galatasaray hakkında söz sahibi. İstediği yorumu yapabilir; bilgilidir. Ama insanın susması gereken (bilmediği konularda) zamanlar vardır ki adam zannetsinler misali.
Ey Aziz Üstel öyle bir konuya değindin ki sana on gömlek büyük! Sana göre stratejik önemi olmayan KKTC bizim için bir yük, bir kambur, bir safra… “At veya ver ve kurtul” dan ibaret. Aman senin verdiğin vergiye bir şey olmasın. Ne kadar vergi verdiğini de bilmiyoruz ya. Bu düz mantığa göre Çorum’un veya Denizli’nin de stratejik bir önemi yok. Oralara da senin o meşhur verdiğin vergilerinden ödemeler yapılıyor. Oraları da gözden çıkaralım istersen.
Neden bunları yazıyorum biliyor musunuz? Vatan toprağımız olan, bizim için Diyarbakır, Trabzon, Urfa, Şırnak ne ise Lefkoşa, Gazi Magusa, Güzelyurt, Girne’si de öyle olan can verdiğimiz ve seve seve tekrar verebileceğimiz KKTC.
KKTC’yi küçümseyen, Dr. Fazıl Küçük’ten sonra gelmiş ikinci lidere hakarette bulunabilen bir zavallı; Aziz Üstel.
Lütfen aşağıda yer alan yazısını okuyun ve tüm çevrenize iletin. Ve Allahınıza şükredin bu ve bunun gibi insanlara rağmen bu TC ve KKTC hâlâ ayakta. Tanınsa da tanınmasa da…
İt ürür kervan yürür.
Saygılarımla
Sabih Samur

Veli Küçük’ün kankası, son derebeyi Denktaş, Ergenekon sofrasında!

KKTC diye adlandırdığımız, senin benin vergimle tam tamına 35 yıldır ayakta tuttuğumuz Akdeniz’de, ki bu adanın kuzeyi, aslında devlet mevlet değil, bir kişinin derebeyliğidir.


Bundan yıllar önce stratejik önemi çok büyüktür denmiş, o gün bu gündür de bu hikaye bir palavra olarak dolanır durur ortalıkta. Herhangi bir kurmaya sorun. Size bugünün dünyasında KKTC’nin askeri anlamda stratejik hiçbir değeri ve anlamı olmadığını söyler.


Adanın bu bölünmüşlüğü, Kuzey Kıbrıs’lılara da büyük zarar verir aslında. Çünkü güneyi AB üyesiyken kuzeyi, gelişmemiş, Türk vatandaşlarının vergileriyle ayakta duran, bir derebeyliktir. Güney’de kişi başına yıllık gelir 20 bin doları geçmişken Kuzey bunun neredeyse altıda biridir. Adına KKTC dersiniz, ama TC’den başka böyle bir yeri ne tanıyan vardır ne de ağzına alan. Örneğin bir Türk futbol takımı KKTC’ye gidip maç yapsa, hem TFF hem de o takım UEFA’dan ceza üstüne ceza yer. Bunca yıldan sonra KKTC kumar sanayi ile ayakta durabilmektedir senin benim vergimin dışında, bir de türlü çeşitli hatun kişilerin alacakaranlıkta ortaya çıkmasıyla! Böyle bir derebeyliğin daha uzun süre ayakta kalabilmesi için, Türkiye’de Ergenekon’un özlemini çektiği bir yönetimin, yani ‘vurdum mu oturturum’ anlayışını benimsemiş, 12 Eylül türü bir hükümetin olması gerekir.


O da yok.


Ne var?


KKTC Başbakanı Ferdi Soyer’in de açıkladığı gibi, Rauf Denktaş’ın ve Derviş Eroğlu’nun kendilerine Ergenekon sofrasına yer arama hamleleri var! Ya da iddia bu yolda!


Soyer, hem Denktaş hem de Eroğlu’yla ilgili soruşturma isteminde bulundu. İddiaların çok ciddi olduğunu ve kamu yararı gereği, KKTC yasaları çerçevesinde soruşturma yapılacağını açıkladı. Veli Küçük’ün bir dönem KKTC’yle ‘yakından ilgilendiğini’, orada vurulan gazeteciyi, Barnabas’ın mezarı olduğu söylenen yerin Küçük’ün adamlarınca talan edildiği ileri sürülmüştü zaten. KKTC’de soruşturma açılmasına neden olan belgelerde Ergenekon Üst Kurulu’nun, seçimleri etkilemek için adaya 20 milyon dolar gönderdiği ve bu paralarla seçime ne tür hileler karıştırılmak istendiği öne sürülüyor.


Bu üst kurul, 1998 seçimlerine müdahelede başarılı olduğunu açıkladıktan sonra, kolları sıvayıp 1999 Türkiye seçimlerine yönelmiş...


Bunlar doğru olsun olmasın: Artık adanın birleşme zamanı gelmiş de geçmektedir. Hedefi AB üyeliği olan Türkiye için de bu ‘olmazsa olmaz’lardan biridir. Kürt açılımı, Ermeniler’le ilişkileri geliştirme girişimleri, Türkiye’nin dünyada git gide yükselen değeri, bu çıban başının gündemden düşmesini gerekmektedir! Haklı olduğumuz kimi davalarda, KKTC karşımıza bir koz olarak sürülüyor. Onun için de bu kozun, masadan Türkiye’nin kabul edebileceği bir biçimde çözümü şart oldu!


Kıbrıs Sevdalısı olarak gönülbağı ile bağlı olduğum adamızın,yavru vatanımızın ve orada yaşayan sevgili Kıbrıs Türk'ümüzün ve KKTC'mizin tüm kurum ve kuruluşlarıyla birlikte 20 TEMMUZ BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK BAYRAMI'nı kutluyorum.

Evet sevgili okuyucularım maalesef bu onurlu harekât 11 yıl gecikmeli olarak yapılabildi.Evet Kıbrıs Türkü 1963 yılından 1974 Temmuz'una kadar bizleri yani anavatanı bekledi,beklemek zorunda kaldı.Sizleri fazla detaya boğmadan kısaca nereden nerelere gelindi ve neden müdahale ettik?Kısaca bilgi vermek istiyorum.

-1959 YILINDA İMZALANAN ZÜRİH VE LONDRA ANLAŞMALARININ DEVAMINDA, 1960 YILINDA KIBRIS CUMHURİYETİ KURULMUŞTUR.


-DÜNYANIN EN UZUN ANAYASALARINDAN BİRİ OLAN, 199 MADDEDEN OLUŞAN KIBRIS ANAYASA’SI İLE İKİ EŞİT TOPLUMUN BİRLİKTE YÖNETECEKLERİ BİR DEVLET YARATILMIŞTIR.


-FAKAT RUMLAR KIBRISLI TÜRKLERİ HİÇBİR ZAMAN ORTAKLARI OLARAK GÖRMEDİLER. KIBRIS CUMHURİYETİ ANAYASASININ KIBRISLI TÜRKLERE VERMİŞ OLDUĞU EŞİTLİK HAKLARINI HİÇBİR ZAMAN KABUL ETMEDİLER.


-DURUMUN CİDDİYETİ 22 KASIM 1962 GÜNÜ TÜRKİYE’YE RESMİ BİR ZİYARET YAPAN KIBRIS CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI MAKARİOS’UN, “KIBRIS CUMHURİYETİ ANAYASI’NIN KIBRISLI TÜRKLERE VERMİŞ OLDUĞU HAKLARIN ÇOK FAZLA” OLDUĞUNU İFADE ETMESİ İLE ANLAŞILDI.


-MAKARİOS 30 KASIM 1963 GÜNÜ ANAYASA’DA DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTEDİĞİ 13 MADDEYİ RESMEN AÇIKLADI. DEĞİŞTİRİLMESİ İSTENEN MADDELERİN ÇOĞU TÜRK TOPLUMUNUN EŞİTLİĞİNİ VURGULAYAN MADDELERDİ.


-BU TEKLİFİN REDDEDİLMESİ ÜZERİNE EOKA TARAFINDAN KIBRIS TÜRK TOPLUMUNU YOK ETMEK İÇİN AKRİTAS PLANI UYGULANMAYA BAŞLANDI.


-KIBRIS TÜRK MAHALLELERİNE, TÜRKİYE CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİNE SİLAHLI SALDIRIDA BULUNULDU.


-21 ARALIK KANLI NOEL SALDIRISI İLE TÜRK ALAYINDA GÖREVLİ BNB.DR. NİHAT İLHAN’IN EŞİ VE İKİ ÇOCUĞU BUGÜN “BARBARLIK MÜZESİ” OLARAK KULLANILAN EVDE BANYO KÜVETİNİN İÇİNE SOKULARAK ÖLDÜRÜLDÜ.


-146 TÜRK ÖLDÜRÜLDÜ, 103 TÜRK KÖYÜ YAKILARAK 27.000 TÜRK GÖÇMEN DURUMUNA DÜŞÜRÜLDÜ.


1963 OLAYLARININ HUKUKİ BAKIMDAN EN ÖNEMLİ SONUCU, 1960 ANAYASASI İLE YÖNETİMDE İKİ TOPLUM ARASINDA KURULAN DENGEYİ, RUMLARIN SİLAH ZORU İLE YIKMIŞ OLMASIDIR.

BÖYLECE 1960 YILINDA KURULAN KIBRIS CUMHURİYETİ, RUMLARIN ENOSİS HEDEFİNDEN VAZGEÇMEMELERİ NEDENİYLE ANCAK 3 YIL YAŞAMIŞ VE 1963’DE RUMLAR TARAFINDAN YIKILMIŞTIR.


Evet onbir yıldır geciktik dememin sebebi sanırım daha iyi anlaşılmıştır.Allah rahmetli Ecevit ve o dönemki tüm emeği geçenlerden razı olsun.

İsterseniz bu yazı farklı olsun!Bırakın sizi harekat öncesine edebiyat yolculuğunda götüreyim.

"Orbay Deliceırmak'ın DOKUZU BEŞ GEÇE (1967) kitabında "Mısralarımı saat 9'u 5 geçede durmayanlara sevgiyle sunarım"diyor ve önsöz olarak ve Atatürk'ün ağzından Türkiyelilere sesleniyor:

Siz hâlâ 9'u 5 geçede duruyorsunuz

Benim bıraktığım noktada

Sizde bu tembellik varken

Daha çok bekler o Güneydeki ada.

Orbay'a göre Kıbrıs Türk'ünün her biri bir pusuladır;çünkü kendilerini bildiler bileli hep Kuzeye bakıyorlar.

"Sen bana

Anamdan daha yakın

Sen bana

Benden yakın" diyerek Türkiye'ye verdiği değeri yineliyor.

Ama noldu çürümüşse cesetlerimiz

Biz şuna inanıyoruz ki yine gelecek jetlerimiz

..........................................................

Düşmanın öldürdüğü de ne

Bizi asıl Türkiyesizlik öldürür.

Tüm bu sömürge çocuğunun seslenişleri bir sevgiyi ve saygıyı içerir. Anavatana karşı sabretmeyi ve ümitli olmayı önerir.Çünkü kendi diliyle "Ağaçlar bekleye bekleye büyümektedir."

Erenköy Savaşları denince akla Şehit Yüzbaşı Cengiz Topel gelmektedir.Kıbrıs Türk Halkı'nın Topel'e karşı duyduğu sevgi,ulusal direnişin bir itici gücü olmuş,Rum barbarlığının belleklerde daha da somutlaşmasına yol açmıştır.

Erenköy Direnişi'nin Kıbrs Türk Edebiyatı'ndaki izlerini Özker Yaşın'ın YÜZBAŞIM şiirinden birkaç dize ile sonlandıralım:

Yüzbaşım,Kahraman Yüzbaşım

Şimdi cennetin yeşil bahçelerinde

Seni karşılayan şehitlerimize

Selam söyle Yüzbaşım,selâm söyle,

Cennetin yeşil bahçelerinde

Kucakla şehitlerimizi teker teker

Öp yanaklarından Doktor İlhan'ın yavrularını

ayvasıl'dan küçük Ayşe'yi

Arpalık'tan İsmail Musa'ya selâm söyle

selâm söyle Hüseyin Ruso'ya,Salahi Şevket'e

Yollardan evlerden alınıp götürülen

O mezarsız ölülerin cümlesine selam söyle.

Evet sevgili okuyucularım bu senede böyle anılarla kutlayalım istedim 20 TEMMUZ BARIŞ ve ÖZGÜRLÜK BAYRAMI'mızı.

Bu vesileyle kaynak olarak yararlandığım Ali Nesim'in "Kıbrıs Edebiyatında sosyal konular" adlı kitabını ve aşağıda yer alan diğer kitapları mutlaka tedarik edip okumanızı önemle rica ederim.

-Mümtaz Soysal Aklını Kıbrıs'la Bozmak Bilgi Yayınevi

-Ufuk Büyükçelebi İhanet Yorgunu Denktaş Birharf

-İsmail Tansu Aslında Hiç kimse Uyumuyordu Minpa Matbaacılık


En içten sevgi ve saygılarımla


Sabih Samur







KKTC'de çeşitli sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu Kıbrıs Türk Platformu,bugün,"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne Sahip Çık"sloganıyla Güzelyurt'ta miting düzenleyecek.KKTC Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD),Türk Barış Kuvvetleri(TBK),Gaziler Derneği ile Türk Mukavemet Teşkilatı(TMT) Derneği,halkı Güzelyurt'ta saat 18:00'de başlayacak mitinge davet etti.Kıbrıs TMT Derneği Başkanı Yılmaz Bora,mitinge Kıbrıs Türk halkının katılarak destek vermesinin ulusal bir görev olduğunu kaydetti.

ATATÜRK'e borçluyuz

Bora,Türkiye'de yapılan mitinglere de atıfta bulunarak,"KKTC'de Kıbrıs gerçeklerini göz ardı edenlere sesimizi duyurabilmek için Türk'ün Güzelyurt'una hep birlikte heyecan ve çoşku ile koşalım"ifadesini kullandı.ADD Genel Başkanı Gökhan Güler ise"milli mücadelenin başlangıcı olan 19 Mayıs 1919'un 88.yıl dönümünü " de kutlayarak,"Bizler,geleceğe güvenle bakabiliyorsak,bunu Yüce Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'e ve onun kazanımlarına borçluyuz"ifadesini kullandı.
KAYNAK : YENİÇAĞ GAZETESİ 19 MAYIS 2007


ŞEHİTLERİMİZ TÖREN VE ETKİNLİKLERLE ANILDI.

Etkinlikler, saat 08.00`de Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı`ndan Kurmay Albay Mehmet Dağman`ın BRT radyosundan yaptığı konuşmayla başladı.
Lefkoşa Şehitler Abidesi önündeki anma töreni ise saat 09.00`da başladı.
Saygı Marşı, saygı duruşu ve saygı atışıyla başlayacak törende İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekilecek. Anıt özel defterinin imzalanmasının ardından GKK`dan Kurmay Albay Mehmet Dağman konuşma yaptı.
Saat 09.30`da da Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi`nde Şehitleri Anma Programı düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı`yla başlayan programda, Bülent Ecevit Anadolu Lisesi korosu marşlar okudu, Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Ertan Ersan konuşma yaptı, Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı Korosu marşlar sundu. Mücahitler Derneği Başkanı Vural Türkmen`in konuşmasının ardından program, Bülent Ecevit Anadolu Lisesi öğrencilerinin tablosuyla tamamlandı.
Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği binasındaki Atatürk Büstü`nün açılışı da saat 10.45`te Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu tarafından yapıldı.
Aynı gün Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı`ndan Kurmay Albay Mehmet Dağman saat 18.00`de BRT televizyonunda konuşma yapacaktı.
21 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası, ilçeler ile okullardaki tören ve etkinliklerle de anılacak.
Gazimağusa, Girne, Güzelyurt ve İskele`de de 21 Aralık törenleri yapıldı.
Ayvasıl (Türkeli) köyünde şehit düşenler 22 Aralık, Larnaka şehitleri de 23 Aralık Cumartesi günü anıldı.
ERTUĞRULOĞLU: RUM-YUNAN İKİLİSİ HEDEFLERİNDEN VAZGEÇMEDİ
Öte yandan Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olgusuna kolay gelmediğine işaret ederek, ``Bugünkü özgürlük ve barış ortamı, Anavatan Türkiye ile birlikte yürütülen var oluş ve özgürlük mücadelesinin bir sonucudur`` dedi.
Ertuğruloğlu 21-25 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası nedeniyle yayımladığı mesajda, 21 Aralık 1963 yılının Noel`inde Türkü İmha Planı olan Akritas`ı yürürlüğe koyan Rum-Yunan ikilisine karşı, Kıbrıs Türk halkının verdiği mücadelenin, özgürlük mücadelesinin en şanlı, en onurlu ve en önemli sayfalarını oluşturduğunu kaydetti.
UBP Genel Başkanı Ertuğruloğlu, yaklaşık bir hafta süren çatışmalar sonucunda 500 kadar Kıbrıslı Türkün şehit; 30 bin kişinin ise göçmen olduğunu hatırlatarak, ``Bu kanlı saldırılar sonucu Kıbrıs Türkleri % 3`lük toprak parçası üzerinde küçük gettolarda yaşamaya zorlanmış, Kıbrıs Cumhuriyeti organlarından dışlanmış, acı dolu günler yaşamaya başlamıştı`` dedi.
Rum yönetiminin, Türk direnişi karşısında silah zoruyla başaramadığını, Türk bölgelerine deterjandan, eldivene, yün çoraba kadar 49 çeşit malın girmesini yasaklayarak, Kıbrıs Türklerini abluka altına almak suretiyle başarmak istediğine işaret eden UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, şöyle dedi:
``15 Temmuz 1974`te bir oldu bittiye getirerek adayı Yunanistan`a bağlamak isteyen faşist Yunan Cuntası ve Rum işbirlikçileri karşılarında Anavatan Türkiye`yi ve onun garanti hakkını kullanması, adaya huzuru getirmesi için çarpışmayı göze alan Kıbrıs Türk halkını bulmasalardı, her halde Kıbrıs sorunu çoktan tarihe karışır, ada tamamen Yunanlaşırdı.``
UBP Genel Başkanı Ertuğruloğlu açıklamasına, ``Ama yapamadılar, yaptırmadık`` diye devam ederek, Türk Mukavemet Teşkilatı ruhunun, Atatürkçü düşüncenin bunu engellediğini kaydetti.
Tahsin Ertuğruloğlu, aradan 43 yıl geçmesine rağmen Kıbrıs konusunun özünün değişmediğine; Rum-Yunan ikilisinin hedef-lerinden vazgeçmediğine işaret ederek, Rum-Yunan ikilisinin hâlâ Kıbrıs`ı bir Yunan adası olarak gördüğünü vurguladı.
DP: BM VE AB`NİN, KIBRIS`TA YAKIN TARİHTEN ALACAĞI DERSLER VAR
Demokrat Parti (DP), 21-25 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası`nın, Kıbrıs Türk halkının olası bir çözümde, garantörlük, iki kesimlilik ve egemenlik gibi konulardaki ısrarında ne denli haklı olduğunun tarihsel bir kanıtı olduğunu vurguladı.
DP, dünya devletlerinin Kıbrıs sorununa çözüm bulma girişimlerine ki-litlendiği bir dönemde, Rum ve Yunanlıların, 21 Aralık 1963`te Kıbrıs Türk halkına karşı başlattığı ve ``Kanlı Noel`` diye bilinen silahlı saldırıların yıldönümünün anıldığına belirtti.
DP Basın Bürosu`ndan 21-25 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası nedeniyle yayımlanan mesajda, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği üyelerinin, Kıbrıs`ta yakın tarihten alacağı dersler olduğu ifade edildi.
Mesajda, 21-25 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası`nın; Kıbrıs Türk halkının olası bir çözümde, garantörlük, iki kesimlilik ve egemenlik gibi konulardaki ısrarında ne denli haklı olduğunun tarihsel bir kanıtı olduğu belirtildi.
Mesajda, DP`nin, Kıbrıs`ta iki halkın da yararına olacağına inandığı toplumlararası görüşmelerin bir an önce başlaması amacıyla tarafların daha çok çaba harcaması gerektiği belirtildi.
DP`nin, Kıbrıs`ta çözümsüzlüğün sıkıntısından kurtulmak için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da pozitif girişimleri sürdüreceğine işaret edilen mesajda, Anavatan Türkiye ile birlikte egemenlik ve devletten taviz vermeden adil bir anlaşma için mücadele edecekleri vurgulandı.
Bu arada Şehitler Haftası nedeniyle, Şehit Aileleri ve Malül Gaziler Derneği, Emekli Mücahitler Derneği, Kıbrıs TMT Derneği, Kıbrıs Türk Emekliler Cemiyeti, Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği, Şehitleri Anma ve Yaşatma Derneği ile Din Görevlileri Sendikası (Din-Gör-Sen) birer mesaj yayımladılar.


SABİH SAMUR YORUMU

Yukarıdaki fotoğraf ne kadar üzüntü verici olursa olsun 10 yaş ve üzeri evlatlarımıza mutlaka göstermeliyiz.Tarihini unutan bir milletin geleceğini kararlaştırması ve düzgün adımlar atabil mesi neredeyse imkansızdır.

Gönderen SABİH SAMUR | 11:08 ÖÖ | , | 0 yorum »



Rauf DENKTAŞ
raufdenktas@yenicaggazetesi.com.tr




Suçlu aramayalım!
Annan Planı savunucusu Sn. Mehmet Ali Birand’ın (Papadopulos çok şanslı) yazdığı yazısına göre “Denktaş ve arkadaşları Annan Planı’n da direndiler. Müzakereleri sürüklemeye soktular. Papadopulos’un HAYIR demesine dahi fırsat vermeden, ara görüşmelerde sürekli HAYIR’cı oldular. Nöbeti Talat’a bıraktıklarında artık kurtarılacak bir durum kalmamıştı.” Yani, ta ilkten Türkiye’yi adadan çıkaran, Türk-Yunan dengesini bozan, KKTC’yi ortadan kaldıran, halkın yarısını göçmen yapan bir plana EVET demeliymişim? O zaman ne olacaktı? Rum AB üyesi olmayacakmış! Bunlar hayal görmektedirler, görüşmeler başlar başlamaz Verheugen’in “anlaşsanız da anlaşmasanız da Kıbrıs AB üyesi olacaktır” dediğini ve Yunanistan’ın bu konuda AB’ye yaptığı şantajı unutuyorlar!Sn. Birand, Annan Planı’na Türk tarafı EVET dediği takdirde Kıbrıs meselesinin halledileceğine, Türkiye’nin AB yolunda büyük bir engelin kalkacağına inandırılmış olanlardandır. Beklentisi Rum’un da EVET diyeceğiydi herhalde, çünkü kimse Türkiye’ye veya bize “SİZ EVET, RUM HAYIR derse siz AB üyesi olacaksınız, Rum olmayacak” dememişti. Kimse Türkiye’ye veya bize “SİZ EVET RUM HAYIR derse üzerinizden ambargolar kalkacak” da dememişti. Verilen sözler Rum’un da EVET diyeceğine dayalıydı. Rum ilgilileri, ilgililer de Türkiye’yi, AKEL ise Sn. Talat’ı Rumların da EVET diyeceğine inandırmıştı. Papadopulos, Türkiye’nin EVET vagonuna binmesi ile halkın önüne geçerek ve ağlayıp yalvararak HAYIR demelerini istemek zorunda kaldı. Yoksa sonuç yine çoğunlukla HAYIR olacaktı. Sn. Birand’ın “Rum’un HAYIR oyu kullanılmasında Papadopulos sorumluluk almadı” görüşü martavaldır.Sn. Birand’ın bilmediği veya bilmek istemediği bir gerçek vardır. Kıbrıs’ın üyeliği şu veya bu dönemde Denktaş’ın veya Türk hariciyesinin yaptığı veya yapmadığı ile ilgili değildir. Eli kanlı, terörist Rum idaresini AB üyesi yapmak isteyenlerin ana siyaseti, garantör İngiltere’nin de katkısı ile, Türkiye’yi Ada’dan çıkarmak ve Kıbrıs’ı İslâm alemine karşı (Türkiye dahil) bir gözetleme kulesi haline getirmekti. Kıbrıs Türkleri’nin iki eşit, egemen halktan biri olduğunu inkâr, KKTC’nin varlığını red, bu siyasetin bir parçasıdır. Kıbrıs meselesini Türkiye’nin önüne engel olarak koymak da maksatlıdır. Neticede Kıbrıs Rum idaresinin gasbetmiş olduğu “meşru hükümet” unvanı devam ettiği sürece, Kıbrıs meselesinin halli Türk tarafının bu şerefsizliğe boyun eğmesine bağlıdır. KKTC’yi yok farzederek anlaşma yapmanın anlamı da budur. Annan Planı KKTC’yi ve Kıbrıs’ta ve kısa bir zaman içinde Türkiye’nin garantisini sıfırlayan bir plandı. Bu Kıbrıs’ın Türkiye açısından stratejik milli bir dava olduğuna inananların eşitliği, egemenliği savunanların EVET demeleri mümkün değildi.Ben milli görüşü, milli davayı savundum. AB, tüm hak ve hukuk kurallarını çiğneyerek, kendi normlarını kirleterek eli kanlı, terörst bir idareyi “Kıbrıs” diye üye yapacak düşüncesiyle self-determinasyon hakkı olan ve egemen olduğuna inandığım halkıma “süslü-püslü” azınlık statüsü öngören ve Türkiye’yi Ada’dan çıkaran bir plana EVET diyemezdim. Yapılması gereken şey, Papadopulos’un salvolarından, AB’nin raporlarından korkmadan haklı davamızı savunmaktır. Cumhurbaşkanı Sn. Sezer’in açıkladığı milli formüle dört elle sarılmaktır.Aldatıldıklarını söyleyenler, aldatılmamış olanları suçlu masasına oturtamaz. Rum’u ve Yunan’ı bilmeyenler, suçlu arayacaklarına aynaya baksınlar kafidir.

Tarih:02.12.2006 Kaynak:Yeniçağ Gazetesi