VII. DÜNYA DİLİ TÜRKÇE SEMPOZYUMUNA DAVET

Gönderen SABİH SAMUR | 9:36 ÖS | 0 yorum »




Saygıdeğer Bilim İnsanları,
VII. DÜNYA DİLİ TÜRKÇE SEMPOZYUMU’nu kırk yıllık bir geçmişi bulunan, ülkemizin ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin en köklü üniversitelerinden biri olan Fırat Üniversitesi’nde gerçekleştirecek olmanın heyecanı ve mutluluğu içerisindeyiz.
Türk dili dünyanın en eski ve en yaygın dillerinden birisidir. Türkler tarih boyunca geniş bir coğrafyaya yayılmış, çeşitli milletlerle kültür alışverişinde bulunmuştur. Türkçe, bugün 200 milyonu aşkın bir nüfus tarafından çeşitli lehçe ve ağızlarıyla konuşulmaktadır. Dilimiz, Balkanlardan Büyük Okyanus'a Kuzey Buz Denizi'nden Tibet'e kadar uzanan geniş bir coğrafyada ses bayrağımız olarak dalgalanmaktadır.
Giderek insanlığın birbirine yaklaştığı ve kültürlerin birbirini etkilediği bir dünyada Türk dilinin tarihî ve kültürel köklerinin güçlülüğüne bağlı olarak etki alanının genişlemesi, ses bayrağımız olan Türkçemizi bir dünya dili olma yolunda hedefe daha da yaklaştırmaktadır. Türkçenin tüm yönleriyle ele alınacağı bu sempozyumda, Türkçenin dünya üzerindeki konumu; gelişimi; dünü, bugünü ve yarını ele alınacak; Türkçenin geleceğine ışık tutacak çalışma yöntemlerinin ortaya konması sağlanacaktır. 16-18 Ekim 2014 tarihlerinde Elazığ’da, düzenlenecek olan VII. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumunun Türk dili, Türk edebiyatı, Türk kültürü için yararlı olacağı inancıyla, yurt dışından ve yurt içinden gelerek sempozyuma katkıda bulunacak bütün bilim insanlarına şimdiden teşekkür eder, değerli konuklarımızı ülkemizin güzide şehri Elazığ’da, Fırat Üniversitesi’nde ağırlamaktan onur duyduğumu belirtmek isterim.
Saygı ve selamlarımla…
Prof. Dr. Kutbeddin DEMİRDAĞ
Fırat Üniversitesi Rektörü



DP Genel Başkan Adayı Burhanettin Şen, "Türkiye'nin en tecrübeli siyasi kadrolarına demokrat Türk siyaset şuuru ile Türkiye halklarını en iyi anlayan, en çalışkan, en fedakar partili tabanına sahibiz" dedi.

Şen, parti genel merkezinde düzenleği basın toplantısında, 2 Şubat'ta yapılacak DP'nin 11. Olağan Büyük Kongresinde DP Genel Başkanlığına aday olduğunu açıkladı.

Şen, Türk ve Türkiye halklarının tam demokrasi için "kurtuluş yürüyüşü"ne başlaması gerektiğini, bu doğrultuda DP'nin tabanına tarihi görev düştüğünü belirtti.

Kurtuluş yürüyüşünün, onurlu bir siyasi mücadelenin başı dik, hukukun üstünlüğünde, yansız bir siyasi hayatın yeniden tesisi için dirilişin adı olduğunu ifade eden Şen, "Türkiye'nin en tecrübeli siyasi kadrolarına, demokrat Türk siyaset şuuru ile Türkiye halklarını en iyi anlayan, en çalışkan, en fedakar partili tabanına sahibiz" dedi.

-"Ülke meseleleri' diyerek birlik beraberlik için son şansı yaratalım"

Hükümetin sorunları çözmek için var olduğunu dile getiren Şen, AK Parti hükümetinin sorunlar yumağı olduğunu ileri sürdü.

DP'nin bu ülke için önemli olduğunu belirten Şen, "Genel merkez yönetimi sorunları çözmelidir. Bu konuda hepimize görev düşmektedir. Ancak genel merkez yönetimi bu birlik beraberliği sağlayamazsa sorun olur. Biz DP'liler 'önce ülke meseleleri' diyerek birlik beraberlik için son şansı yaratalım. Bu nokta herkes için son noktadır" diye konuştu. - Ankara

Kaynak: http://www.haberler.com/ 



(DORUKTÜRK HABER) 
İllerin en az yarısında oy verme günü olan 30 Mart 2014 tarihinden en az altı ay öncesi, (30 Eylül 2013 tarihi) itibariyle teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olan ve seçimlere katılma hakkı kazanan siyasi partiler şöyle:
1- Adalet ve Kalkınma Partisi
2- Alternatif Parti
3- Bağımsız Türkiye Partisi
4- Barış ve Demokrasi Partisi
5- Büyük Birlik Partisi
6- Cumhuriyet Halk Partisi
7- Demokrat Parti
8- Demokratik Sol Parti
9- Doğru Yol Partisi
10- Emek Partisi
11- Genç Parti
12- Hak ve Eşitlik Partisi
13- Hak ve Özgürlükler Partis
14- Halkın Kurtuluş Partisi
15- Halkın Yükselişi Partisi
16- Halkların Demokratik Partisi
17- Hür Dava Partisi
18- İşçi Partisi
19- Liberal Demokrat Parti
20- Millet Partisi
21- Milliyetçi Hareket Partisi
22- Özgürlük ve Dayanışma Partisi
23- Saadet Partisi
24- Toplumsal Uzlaşma Reform ve Kalkınma Partisi
25- Türkiye Komünist Partisi


Sabih Samur'un Türklük Tanımı




Dün benim için için çok önemli bir gündü. 1992 yılında vurulan Muavenet Muhribimiz benim hayatımda kırılma noktasıdır.
Türklük şuurumun tavan yapmasına yol açan olaydır. Deniz Kuvvetlerinden tüm izleri silinmiş bu hazin öykünün tarafımdan tekrar yazılmaya çalışılması ve adının Patent Enstitüsüne kadar müracaatı ile devam eden çok uzun bir süreç...
Bir çok makalemde Muavenet'i gündeme getirecek, hesabını soracak doğru kişiyi, O Türk oğlu Türkü aradım durdum 21 sene boyunca!
Geçen hafta Murat Altun dostumuzla yapmış olduğumuz Memleket sohbetlerinden birinde Ekim ayı programını sorduğumda laf döndü dolaştı ve yine Muavenet'e geldi.
Şahlanış Hareketi Genel Başkanı olan Sn. Altun'a fikrimi söyledim. O da sağolsun çok sıcak baktı. "Böyle bir çıkış yapmak bizim için şereftir" dedi.
Yer ve metin üzerinde mutabakat sağlandı, resmi izinler alındı.
Ve dün yağmurun, soğuk havanın dahi engel olamadığı güzel bir İstanbul'un Beşiktaş akşamında tarihi açıklama yapıldı.
Atatürk'ten sonra Türkiye Cumhuriyeti'nde bir ilk gerçekleşti. Bir Genel Başkan ilk defa Amerikan Vatandaşlarına seslendi.

Ne dedi Murat Altun?

"3 maddem var" dedi. "Bunların gerçekleşmesini istiyorum, gerçekleşene kadar da takipçisiyim" dedi.

İşte o maddeler işte O Cesur Yürek!

"Bugün, 02 Ekim bizim için çok önemli ve hicran dolu bir gündür!
02 Ekim 1992 tarihinde dostumuz ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ordusuna ait olan Saratoga Uçak Gemisinden fırlatılan 2 adet sea saparow tipi füze ile MUAVENET adlı muhribimiz kaptan köşkümüzden vurulmuştur.
Malumunuz üzerine kaptan köşkü vatan toprağı olarak geçer, buraya yapılan bir müdahale savaş sebebi olmasına ve 5 değerli Türk evladı şehit olmasına rağmen Türk Ordusu karşı ateşte bulunmamıştır.
Bu konu zaman içinde tarafınızdan kapanmış ama tarafımızdan kapanmamıştır.
Bugün 2 Ekim 2013. Yaramız, acımız tüm sıcaklığı ile tazedir, günceldir.
Ben Şahlanış Hareketi Genel Başkanı Murat Altun olarak Yüce Türk Milleti adına 3 isteğimi buradan,
Beşiktaş'tan; Barbaros Hayrettin'in yanından, Denizcilik Müzemizin önünden sizlere seslenerek dile getiriyorum:

1- 5 Şehidimizin ve gazilerimizin maddi ve manevi kayıplarının resmi olarak tazmin edilmesi.

2- Amerika Birleşik Devletleri olarak Türkiye Cumhuriyeti'nden RESMİ OLARAK (YAZILI) ÖZÜR DİLENMESİ!

3- Üçüncü madde çok önemlidir. Muavenet'i bir Uçak Gemisi vurmuştur. MUAVENET adının yaşatılması, dost ve müttefikliğin adına yakışır şekilde devam etmesi anlamında; hali hazırda Amerika Birleşik Devletlerinde aktif görev yapan bir Uçak Gemisinin HİBE Kapsamında Türk Deniz Kuvvetlerine "MUAVENET" ismi yazılarak törenle İstanbul'da, size şu an seslendiğim yerin sahilinde teslim edilmesini İSTİYORUM!


Bu çok önemli konunun, hicran yaramızın takipçisi olacağımı bilmenizi istiyorum."

Murat Altun'a Şahlanış Hareketi kadrosuna ve onu yalnız bırakmayan bir avuç Vatansevere, bu memleketin çocuklarına
en derin saygı ve sevgilerimi arz ediyorum.

İyi ki varsınız.

Sabih Samur
Kod Adı TC







Kamer Genç'in delikanlılığını, dik duruşunu, olması gerekeni yapmasını takdir ediyoruz ve başta CHP ve MHP olmak üzere DP, HEPAR, BBP, BTP, YURT Partisi ve diğer partilerden de BEKLİYORUZ!

Yok mu İkinci bir ECEVİT & ERBAKAN ?

Devletine kalkan eli kıracak?
O Paçavrayı indirecek?

Bugünkü süreçte dümenden muhalefet yapanlar da suçludur.
Ve bir gün birileri gelir de "neden ülkeyi bu hale getirdiniz?" derse kimse demokrasi nutukları filan atmasın!

Bu memleket O.Çocuklarına peşkeş çekilmek için ve peşkeşe göz yumulması için kurulmadı!!!


Sabih Samur   30 Temmuz 2013  İstanbul








15 Temmuz 2013 DorukTürk TV İftar Yemeği
Memleket Meselesi diye çıktığımız yolda, Atatürk çizgisinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası adına, Ülkenin bölünmez bütünlüğü adına, Cumhuriyetin tüm kazanımlarını korumak ve kollamak adına...

Görüyoruz ki bizim gibi düşünen dostlarla yollarımız ortak paydada kesişmeye başladı.

İşte 15 Temmuz iftarı bu anlamda önemliydi.
Şahlanış Hareketi Lideri Murat Altun ve Kurmayları,
Yükselen Türkiye Platformu Başkanı Durmuş Çelen,
Demokrat Parti'nin ak saçlılarından, duayen Şerafeddin Lülecioğlu
ve bizler...

Çok büyük bir beyin fırtınasının oluştuğu bu akşam, önümüzdeki iki hafta sonunda meydana gelecek ÖNCE VATAN kapsamındaki Büyük Güç Merkezi'nin ilk adımıydı.

Hayırlı olsun.

Baki selamlar.

Sabih Samur










Doruktürk TV’nin lokomotif programlarından “Hukuk Ve Siyaset’e katılan,Prof Dr Işık ECE’den ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR…

1- Ülkemiz maden sahaları yabancı ülkelere gizli anlaşmalarla kredi karşılığı verildi mi?

2- Şırnak’ta doksanlı yıllarda altı mühendisimiz neden öldürüldü?

3- Dünyada ki bor rezervinin %80 ülkemizde olmasına rağmen,bu madenden faydalanabiliyor muyuz?

4- İngiltere kraliçesi ülkemize bor madeni için mi geldi?

5- Bor madeninin savunma sanayindeki rolü nedir?

6- Toryum madeni için dünyada ikinci rezerve sahibiz ama nükleer enerji üreten santral neden
kuramıyoruz?

7- Isparta da 2007 yılında düşen uçağımızda ölen bilim inanlarımız hangi madeni araştırıyordu?

8- Prof Dr Işık Ece neden Vecdet Öz’ü destekliyor?

Tüm bu soruların yanıtı Doruktürk TV de Musa Baykal ile “Hukuk Ve Siyaset”te
http://www.youtube.com/watch?v=mnX84webIeU

www.dorukturk.tv


Doruktürk Haber Gazetesi                          

Haber Müdürü
Hilmi Mısır


03 Temmuz 2013, 21:00 Güngören, İstanbul

Sabih Samur ile Memleket Meselesi

Konuk: Seccadem Islanmıyor kitabının yazarı Sadettin Turhan





Topçu Kışlası ve 31 Mart Vakası

12 Nisan'ı 13 Nisan'a bağlayan gece, Taksim Kışlası'ndaki Avcı Taburu'na bağlı askerler subaylarına karşı ayaklanarak kendilerine önderlik eden din adamlarının peşinde Heyet-i Mebusan'ın önünde toplandılar ve... ülkenin şeriata göre yönetilmesini istediler. Hüseyin Hilmi Paşa hükümeti ayaklanmacılarla uzlaşma yolunu seçti ve hükümet üyeleri tek tek istifa etti. İsyancıların kurduğu yeni hükümet İngilizler tarafından desteklendi.
Ayaklanmanın bastırılmasından sonra sıkıyönetim ilan edildi ve ayaklanmacıların önderleri Divan-ı Harp'te yargılanarak ölüm cezasına çarptırıldılar.
14 Mart günü Divan-ı Harb'in vermiş olduğu ilk idam kararları 13 kişinin asılması ile yerine getirilmiştir. İdam sehpaları Ayasofya Meydanı'nda Sultanahmet Adliyesinin önünde, Beyazıt Meydanında, köprübaşında, Beşiktaş'ta camii önünde, Kasımpaşa'da divanhane önünde, Sirkeci'de Sirkeci İstasyonu önünde kurulmuştur. İlk asılanlar dördüncü avcı taburu ve onbaşılardan arkadaşlarına elebaşılık etmiş olanlar olmuştur. Hüseyin Cahid ve Ahmet Rıza diye Lazkiye Mebusu Arslan Bey'le Adliye Nâzın Nâzım Paşa'yı öldürmüşlerdir. Bunu takip eden günlerde Ali Kabuli Bey'in öldürülmesine karışanlar,saraya mensup olanların bazıları, partiye muhalif gazeteciler ilk planda asılmışlardır.
 
Kaynak: Facebook alıntı

Öncelikle Demokrat Parti Genel Başkanı ve Üst Kurul Üyesi saygıdeğer arkadaşlarıma bir ata sözünü hatırlatmak isterim!
“Baba malı tez tükenir evlât gerek kazana”
Çoklukla insanlar bir emek vererek kazanmadıkları baba malının değerini pek bilmezler. Babadan kalan mal, mülk ya da para hazır olduğu, değeri de pek bilinmediği için kolay ve çabuk harcanır; tez biter. Kişilik sahibi olan kimse baba malına güvenmez, alın teri dökerek kazanmaya çalışır, kazandığının değerini de bilir, ona sahip çıkar, dolayısıyla onu dikkatle harcar.
Demokrat Parti’nin de şerefli geçmişinden günümüze intikal etmiş onurlu bir ismi ve dededen, babadan kalan mirası vardır. Bu isim ve miras binlerce partilinin yıllarca çocuklarından ve ailesinden tasarruf ettikleri zaman ve alın terinin onurlu bir neticesidir. Parti malı yetim malı gibidir; Parti malının koruyucuları onu imar eder, verimli hale getirir, çoğaltabilir fakat bu mal asla satılamaz, satın alınamaz, paylaşılamaz, bağışlanamaz ve istimlâk edilemez.
Tarafıma gelen bir bilgiye göre Pazar günü yapılacak GİK toplantısında partimizin mal varlıkları hakkında tarihi bir karar alınacakmış, ancak unutulmamalıdır ki alınacak bu kararın manevi vebali çok büyüktür ve tasarrufta bulunanlar asla iflah olmaz.
Partimizin üst yöneticisi değerli arkadaşlarım, arkanızı dönün ve partimizin geçmişine bir bakın; Geçmişte hangi yönetim parti malı sattı ya da birilerine peşkeş çekti? Rahmetli Menderes, rahmetli Özal, Sn. Demirel, Sn. Çiller ve Sn. Yılmaz bu partinin mal varlığına mal kattılar!
Sizlerin görevi bu partinin mal varlıklarının baba malı gibi satılıp yok edilmesine göz yummak değil, bilakis korumak ve büyütmektir. Ayrıca diğer bir göreviniz de ülkemizin zorlu bir süreçten geçtiği son derece kritik bir dönemeçte siyasi çözümler ve projeler üreterek halkı irşat etmek ve gayrı milli politikalara, soyguna ve talana karşı sert bir dille muhalefet etmektir.
Sayın GİK üyelerinden Pazar günü alınacak kararlarda bu vicdani hassasiyet içinde olmalarını diliyorum.

Prof. Dr. Vecdet ÖZ

Kaynak: http://www.turkiyehavadis.com/


Balkan Türklüğünün iki kanadı vardır. Biri halen Balkanlarda yaşayan Türkler
diğeri Balkanlara ilgisini sürdüren organize dernek çatısı altında toplanmış ,
çifte vatandaşlığı elde etmiş, geldiği ülkede (özellikle Bulgaristan) mülk sahibi.
Emekli olmuş, geldiği yerlere hizmet çabasındaki insanlarımız.
Bu iki kanattan birinin yeterince rol almaması halinde ne uçmak, ne koşar
adım gitmek mümkündür. 

Balkan insanı sorumluluk almalı, sorumluluktan kaçmamalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti, Tika gibi kuruluşlar, Türk Dünyası araştırmaları vakfı gibi gönüllü kuruluşlar bir hiyerarşi içinde bu işin birer köşesinden tutmalı.
1930'lu yıllarda, Bulgaristan'da "Turan Ocağı" adı altında, spor ve kültür klüpleri kuran insanların bu gün teknolojinin, iletişim ve ulaşımın nimetlerinden radyo ve tv den istifade etmemesinin bir mantığı yoktur. 

Artık çağımızda neredeyse her kasabada yerel tv kanalları varken bunları kullanmamanın mantığı nedir?
10 Milyonu aşkın insanımızın yaşadığı bu coğrafyayı yok farz edemeyeceğimize göre

çağın bütün imkanlarından faydalanılmalı.
Mahalli gruplar, kongreler, kurultaylar, seminerler yapılacağı gibi, büyük ölçekli bütün Balkanları kapsayacak olanlar da yapılmalı.
1945 lerde Yugoslavya'daki "Yücel" hareketini kuran fikriyat halen dimdik
ayaktadır. Makedonia ve Kosova'da Türk partisi kuranlar, bu tarz bir organizasyonda
nefer olmaya hazırdır kanaatindeyim.
Bosna'da, savaş esnasında her öldürülen Boşnak için Sırplar, "bir Türk daha eksildi" diyordu. 

Boşnaklar da mezar taşlarına Ay-yıldız, bayraklarına üç hilal çizerken; bu oluşumun dışında kalabilir mi?
Elbette, hayat da, Balkanlar da, dikensiz gül bahçesi değil. 

Kimse altın tabakta, neticeyi sunmayacaktır. 
Muhtemelen arızalar, çatlak sesler olacaktır.
Ama görünen o dur ki artılar eksilerden fazladır.
Hulasa Balkanlarda, un, şeker, yağ var iş helvayı kotarmaya kalmıştır.
Büyük düşünmezseniz büyük olamazsınız.


Saniye Sütlü

Fotoğraftaki delikanlı ile tanışıp alnından öpme fırsatım olmadı.
Akil Adamlar Tokat'ta yurdum insanına masal anlatırken, adı Onur Çalışkan olan bu delikanlı binmiş atına, almış arkasına Tokatlı'mı arslanlar gibi yürüyor.
Ben buradayım, Be...n Türk'üm, Ben Mustafa'yım, Ben Kemal'im, Ben Atatürk'üm diyor!
Memleket federasyona doğru sürüklenirken sessizce kenarda oturup, "aman sesimi çıkartırsam beni de Silivri'ye alırlar" diyen, yazdıkları kitapları satmaya çalışan sözde liderciklere gerçek liderliği gösteren Tokat Ülkü Ocakları Başkanı Onur Çalışkan,
hasretle gözlerinden öpüyorum.
Yolun açık olsun.
Yalnız değilsin, Yalnız değiliz.

Sabih Samur

Balkan Türklüğü: Suya atılan taşın, suda oluşturduğu iç içe daireler gibi,
birbirinden etkilenen, birbirinden ayrı düşünülemez daireler çizer.
Balkanlarda birbrinden ayrı düşünülemeyecek iki önemli unsur : Türklük ve İslamiyet.
Balkanlarda Türkçe konuşanlar dışında, Türkçe konuşmayan ama Türkiye ile din, kültür, tarih, ve akrabalık ilişkileri olan,
yer yer aidiyet hissi mensubiyet şuuru olan 10 milyon üzerinde insanımız var.

 Bosna, Sancak, ve Karadağ 4 milyon
 Kosova 1 Milyon
 Arnavutluk 3. 5 Milyon
 Macedonia 1 Milyon
 Bulgaristan 1 Milyon (çift vatandaşlarla birlikte)
 Romanya 500 bin
 Yunanistan 500 bin

Bu rakam, Avrupada'ki bir çok ülkenin, (Avusturya, Belçika, Lüksemburg) gibi birçok ülkenin nüfusundan fazladır.
AB: Dil, din, ırk, tarih, ve kültürü birbirinden ayrı ülkelerden oluşmuş.
Üstelik içlerinde yüz yıl birbiri ile savaşanlar var.
Üstelik 1. ve 2. Dünya savaşında karşılıklı cephelerde karşılıklı savaşmış, araya kan ,kin, güvensizlik girmiş.
Buna rağmen bir araya gelebiliyorlar. Buna rağmen, bir Gümrük Birliği,bir Para bir üst Parlamento etrafında birleşebiliyorlar.
Balkanlardaki, Ortak tarih, ve ortak dinden gelen insanlarımızın, modern Batılı bakış açılarına en yakın din anlayışı gene de Türkiye'deki "Laik" anlayıştır.
Bu büyük gücün "Türk merkezli" Lokomotivi Bulgaristan Türklüğüdür.
En çok Türk'ün yaşadığı dil, edebiyat,folklor çalışmalarının yapıldığı TİKA ile ilişkileri iyi olan Bulgaristan Türklüğü bu organizeyi yapacak donanım ve alt yapıdadır.
Bu vizyona sahiptir. Esasında, böyle bir misyon yüklenmeye de mecburdur.
Bu Bulgaristan'da yaşayan genç nesil için de, acılar yaşamış geçmiş nesilin huzuru
için de gereklidir.
Türkiye Cumhuriyetini burada güçlü işadamı, siyasetçi, eğitimli eski bütün Balkanlıları tez elden bir çatı (Konfederasyon) altında toplayıp "Balkan kurultayı" ile
ilk adımları atmalı.
Asgari müşterekleri, öncelikleri ,..ihtiyaçları tesbit edip çalışmayı başlatmalı.
Bunun ihmale gelecek bekleyecek hali yoktur.
Bu konuyla ilgili kendini Türk, Arnavut, Boşnak,Torbesh, Pomak ne diye ifade ederse etsin katkı vermeli,
elini taşın altına koymalıdır.
Gerekirse başını da...

Saniye Sütlü




Geçen hafta Sevgili Hasan Kurumanastırlı kardeşimin paylaşımını kendi sayfamda paylaştım. ( http://www.kktcmanset.com/hd.asp?id=34080&%2Fkibris-manset%2Fgenc-mucahitler-dernegi-turk-ajansi-kibris-degisimini-kinadi.html ...).
Açıkçası yoğunluktan içeriğini dahi okumaya fırsatım olmamıştı.
Hâl böyle iken bir kaç gün önce Ada'da ki sert çocuklar Sabih Samur hakkında bu yazıdan ötürü ileri geri konuşmuşlar.
Beni K.K.T.C. düşmanı ilan etmişler.
TAK'ı arattırdım. Böyle bir konudan haberleri olmadığını söylediler.
Şimdi buradan sesleniyorum: Arkamdan konuşan sert çocuklar!
Fotoğrafta gördüğünüz sancak benim İkinci Sancağımdır.
KKTC ile arama girecek daha anasının karnından doğmadı!
Ben Ada'da partiler üstüyüm.
Atanmış bürokratlar gelip geçer.
K.K.T.C. ise payidar kalacaktır.
Bende K.K.T.C.'nin bir NEFERİYİM.

Saygılarımla

Sabih Samur


------------------------------------
FACEBOOK YORUMLARI
------------------------------------

Hasan Kurumanastırlı SAMUR aylesinin kim ve kimlerden olustugunu bilmeyen sert cocuklar sadece sizin cahilliginize verecem dizecegim amma cahil insanlada deyilsiniz.olay bu sert cocuklarin makam ve siyasi canak yalayiciligndan baska birsey olamaz.GENC MUCAHITLER adina yaptigim TAK la ilgili basin aciklamamla ilgili sikintisi olan benimle istedikleri bir kanalda canli yayina otursunlar eger bukadar sert cocuklarsalar hotri meydan .

Sabih Samur Genç Mücahitler Derneği ve Hasan Kurumanastırlı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bir gerçeğidir. T.C.'nin gözbebeğidir.
Eğer bir şeyler yazıyorsa mutlaka arkasındadır ve belgelidir.


Sabih Samur  http://www.kktcmanset.com/hd.asp?id=34080&/kibris-manset/genc-mucahitler-dernegi-turk-ajansi-kibris-degisimini-kinadi.html

www.kktcmanset.com
Genç Mücahitler Derneği,Türk Ajansı Kıbrıs Hakkında Basın Açıklaması Yaptı.
 
Saffet Soykal KKTC'nde nedense belli malamlara atananlar hatta vekaleten getirilenler arasında bu toplum ve KKTC için şu anda bir sosyal sitede bedava hizmet veren bendenize Kıbrıs Rum gazeteleri üzerindeki çalışma ve incelemeleri bittikten sonra - bir gün önceki sayılarını ödünç alıp gerekli çalışmaları yaptıktan sonra yeniden iade etrmek istedim. Önce BRT'de Müdürün danışmanı görevine atandıktan sonra daha önce sorumlusu olduğu Rumca bölümündan ayrılan bir bayan çalışan bölümdekilere emir vererek bana Rumca gazeteleri, kurumda dahi kimseye mani olmadan, bir masada incelememe izin vermediğini açıkladı. Aynı şekilde TAK Ajansına vekaleten atanan müdür da bir gün önceki Rumca gazeteleri aynı akşam üzeri mesai bitiminden önce iade etmem koşuluyla ödünç almama itiraz etti. Ruma boşuna ayda 850 TL mi ödettirecekseniz? diye sorduğum zaman, gün içerisinde gazetelerin iade edileceğini söylememe rağmen, bunları ödünç dahi bana veremeyeceğini belirtti. Hani birlik beraberlik ruhu diye sormadan geçemeyeceğim.

Saffet Soykal Bir de milliyetçiliğinden en son kuşku duyulacak, profilinde TC bayrağı nyanında daima ve mutlaka KKTC bayrağını da bulunduran Sabih Samur gibi Kıbrıs sevdalısı bir kişiye dil uzatan kendini bilmezler veya adadaki deyimimizle 'gendini bilmezler' bu defa onu yıpratmaya kalkıştılar. Hem de TAK Ajansı çevrelerini de kullanarak. Yazık ettiler. Kendisi hiçbir menfaat gütmeden Kıbreısâ hizmet eden Sabih Samur'a ithamda bulunmaya yeltenen bu kendilerine bilmezler otursun da bu milliyetçi dostumuzu daha iyi değerlendirsinler. Sağ sağol varol Sabih dostum. İcraatın meydanda sana laf atıp ithamda bulunan, seni karlayanlar utansın.





Tarih boyunca, Türklerin en büyük dostu da hasmı da maalesef gene Türkler olmuştur.
Timur, Beyazıt'a,..Yavuz Selim Şah İsmail'e..beylikler birbirine..Sonra;..taht kavgaları
sebebiyle bölünmeler.
Şimdilerde, "Tarih gene tekerrür ediyor". 
Oysa "ibret alınsa tekerrür eder miydi ?
Macedonia'da % 50 Müslüman,..% 50 Hristiyan.
Müslümanlar: Türk, Boşnak, Torbesh, Arnavut ve Çingene. Ayni camiye giden, ayni kıbleye dönen, ayni mezarlığa gömülen, birbirlerinden kız alıp-veren, akraba olmuş bu Müslümanlar 3 yıl önce 16 partiye bölünmüştü. 
14 Arnavut 2 de Türk partisi
olmak üzere.
Tabii, kaçınılmaz sonuç tecelli etti. % 50 nüfusa sahip bu Müslümanlar, parlamentoda
olmaları gerekenin neredeyse yarısı kadar temsil edildiler,..edilebildiler. Rakamlarda ( % 2 ) (% 2 -)hata etmiş olabilirim..
Ayni hata şimdilerde Bulgaristan'da yaşanıyor..Maalesef 747.000 resmi seçmeni
olan Türk: (Türk, Pomak, Alevi, Gagauz, Deliormanlı, Kırcaali'li) diye bölünüyor.
Daha başarılı olmak, daha eğitimli olmak, hizmette daha önde olmak noktasında rekabet edeceklerine;.."Benden olsun Çamurdan olsun" düşüncesiyle, kasaba, köy , bölge, mezhep, din eksenli bölünmeler yaşanıyor..
Şimdi bir de : "Dal'cı -Mestan'cı"
bölünmesi noktasındalar. Fazladan,.."ajan, eski komünist " suçlamaları, ve bel altı vuruşları da, bu iki siyasi parti arasındaki uçurumları derinleştiriyor.
Bunları yazmaktan mutlu değilim,çok da rahatsızım ama bunlarda yazılmalı ve konuşulmalı.
Türkiye'deki 1978 ve 1989 göçmenleri ayrı bir alem ayrı bir fasıl. Bir kısmı Bulgaristan'la bütün bağlarını koparmış, burada ev -bark-mülk sahibi olmuş.
Emekli olmuş, kendini riske etmeyen. Orada yaşadıklarını, "Belene" ve diğer Cezaevleri, sürgün , işkenceleri.."Türkan" bebekleri,.."Aysel'leri" unutmuş, balık hafızasına sahip..
Oradaki acı tatlı hatıralarını, babasının mezarını, geçmişten gelen vatandaşlık haklarını terk etmiş..
Bir gecede 30 kg yükle yola çıkıp;..bütün geçmişini silmiş insanlar..
Elbette çok samimi çok idealist, mücadeleci olanlar var..ama genede bu kitleyi mücadeleye sokamıyorlar.
Oysa burada emekli olmuş insanlarımız Bulgaristan ve Türkiye arasında kültür köprüsü olabilirler. Zamanı, eğitimi, hatta Bulgaristan'da yaşayanlara göre, daha da ekonomik rahatlıkları sebebiyle çok şey yapabilirler.
Dün Bulgaristan'da, DİL, İSİM, DİN , SÜNNET diye ölümü göze alan insanların bugün,
Bu konularda daha ilgisiz olması (anadil konusunda dilekçe veren 7000 kişi) yüreğimizi yakıyor. 
747.000 de 7000
Halbuki dil: Orada bizim kimliğimiz, bayrağımız, birbirimizi tanıma, iletişim aracımız. Dil yoksa;..kimlik yok..siz yoksunuz.
Özetle: Siyasetçi dil, eğitim, ve kültüre ilgisiz kalırsa; vatandaş siyasete ilgisiz kalır..
ve bu bölünme Türk dışında herkesin işine yarar.

Saniye Sütlü

 

 



 
"Su akar yolunu bulur" demiştim...
"Cin şişeden çıktı."
Artık o cini şişeye kimse sokamaz.
30 yıl önce kimse, Sekel, Gagavuz, Buryat bilmezdi...
Kırgız Türkmen bile uzak hayaldi...
Artık Doğan'a, Dal'a, Erdoğan'a rağmen, Amerika ve Çin'e rağmen, dünyada bir Türk heyecanı var...
Bir Türk Birliği heyecanı...
Biz halkin gelecegi halkin elini birakilamayacak kadar degerlidir!
SIYASETCILER onun icin var.
Bulgaristan Türkleri icin neyin iyi oldugunu düşünüyorsak, onu HEDEF belirleyelim!
Kimin harcadiginin önemi yok .Mucadelemizi oldugu yerde verelim.
Beraber!!!
Ayrilmak, sadece kaybolmaktir, gitmektir.
Mucademizi Türk Partisinde verelim. Türkler icin kalarak olsun biz gidince ortalik ite kopege kalmasin.
Bir tavsiyem var genc Türklere!
Macchiavelli'nin "The Prince" kitabini tekrar okusunlar.
Amacimiz sabit ama stratejimiz degisken olsun .
TÜRK PARTISI'NDE BULGARISTAN'DA gorev almaliyiz.
Degistirme gucumuz olsun diye...
Osmanli niye bizi burda erlestirdi ve simdi yalniz kaldik ?

Bulgaristan, Turkiye filan degismez
Muhim olan oyle bir milleti Timur'u da filleri de kovalayacak duruma getirebilmek!!!
Saniye Sütlü

 
Bu an hiç bir zaman unutulmayacak!
Not alınmıştır.














DORUKTÜRK TV'de yayınlanan MEMLEKET MESELESİ programının 10 Nisan 2013 tarihindeki konuğu Şahlanış Hareketi Lideri Murat Altun'du.