YORUMSUZ
Gönderen SABİH SAMUR | 9:19 PM | Sabih Samur, Sabih Samur (kolay yetişmiyor), Yıl Yıl Benzin Fiyatı | 0 yorum »YURT GAZETESİ ÇIKIYOR!
"Korkma, Susma, Boyun Eğme, Gülümse" sloganıyla basın dünyasına adım atmaya hazırlanan, ancak daha yayıma başlamadan ilanları AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından sansürlenen Yurt Gazetesi, 29 Ocak Pazar günü çıkıyor.
"Korkma, Susma, Boyun Eğme, Gülümse" sloganıyla basın dünyasına adım atmaya hazırlanan, ancak daha yayıma başlamadan ilanları AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından sansürlenen Yurt Gazetesi, 29 Ocak Pazar günü çıkıyor.
Gazeteyi CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat ve bir grup arkadaşı çıkarıyor. Hazırlıkları geçtiğimiz yaz ayında başlayan ve 15 Ekim’de yayıma başlaması planlanan gazetenin çıkış tarihi daha sonra ertelenmişti.
Uzun bir süredir provaları devam eden gazetenin reklam kampanyası bugün başlıyor. Önemli haber ve televizyon kanallarında yapılacak reklamlarla adını duyurmaya çalışacak gazete, pazar günü okuyucularla buluşacak.
"Hiçbir grup ve siyasi partiye bağlı olmama" ilkesiyle yayın hayatına başlayacak olan dümeninde uzun yıllar sektöre emeği geçmiş gazeteci-yazar Merdan Yanardağ var.
Medyaradar’ın haberine göre; tüm Türkiye’de 50 kuruştan satışa sunulacak Yurt gazetesinin künyesi şöyle:
Yazıişleri Müdürleri: Ahmet Ravalı, İdris Adil, Hicran Aygün, Tosun Yavuz
Ankara Temsilcisi: Nahit Duru
Görsel Yönetmen: Tekin Cebeci
Haber Müdürü: Cengiz Erdinç
Yazıişleri: Mehmet Aydın, Meral Ergül, Ferruh Yazıcı, Dündar Kale, Ayhan Işık, Murat Aydın
Haber Merkezi: Hürriyet Uymaz, Sevil Uzunay, Mehmet Demirkaya, Dinçer Gökçe, Berivan Tapan, Gürkan Öztekin, Fatma Özcan
Ekonomi: Mehmet Ali Doğan, Abbas Akkaya
Dış Haber: Hakan Tiryaki
Magazin: Nilüfer Bayrı
Kültür-Sanat: Selcen Aksel,
Spor: Yakup Sevindik, Alp Darıcı
Grafik-tasarım: Süleyman Perol
Çizer: Serdar Günbilen
YAZARLAR
Cüneyt Ülsever
Cevher Kantarcı
Atilla Akar
Korkut Boratav
Nihat Behram
Tayfun Talipoğlu
Şükrü Yavuz
Atilla Özsever
İnci Hekimoğlu
Necdet Saraç
Hakan Gülseven
Rana Ulaş
Sener Köksümer
Yılmaz Polat
Yaşar Seyman.
Kaynak: http://www.yenibursa.com/Yurt-Gazetesi-Cikiyor-31981.html
HAYIRLI UYKULAR
Gönderen SABİH SAMUR | 3:52 PM | Amed, Ağrı Dağı, Hırant Dink, Kürt Açılımı, Sabih Samur, Sabih Samur (kolay yetişmiyor), Sırrı Sakık | 0 yorum »Sabih Samur
HAYIRLI UYKULAR
Ey "Ermenileri kestik, katlettik o yüzden özür dilemeyiz" diyen zevat!
Ve onları ağzı açık seyredip; araştırmadan, okuyup anlamadan alkış tutan zavallılar!
Bilginiz olsun diye bu bayrak burada paylaşılmaktadır.
Bu bayrak Ermenistan'ın bayrağıdır.
Ortasında gördüğünüz de sivilce değildir!
AĞRI DAĞI'DIR!!!
Yani TC TOPRAĞIDIR!!!
Bugün özür dilersin yarın BM kararıyla toprağını paşa paşa verirsin.
Gerçi sen alışıksın.
Dün Girit'i veren zihniyeti temsil ediyorsun.
Ver kurtul.
Sırrı Sakık'ın meclisin göbeğinde dediği gibi; Burası Kürdistan.
Diyarbakır'ın adı olmuş AMED.
Neyse boşverin bunları bu akşam hangi dizi var?
Hayırlı Uykular benim sevgili halkım.
Sabih Samur
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
FACEBOOK YORUMLARI:
Turgay Akpınar Yaklaşık 4 yıldır AKP iktidarının ortaya attığı “Kürt açılımı” projesinin içinin boş olduğunu, ortaya somut çözüm hedefleri koymadıkça hiçbir sonuca ulaşamadığımız..iktidardan
Ahmet Özkul Sevgili Dostum Günlerdir medyada 1826 gündür süre gelen şu hrand ding meselesi günlerce haberlerin baş sayfasından düşmezken sadece 1 kişi öldürülmüş ve öldürenlerde zaten cezasını çekiyor ve bir konuya değinmek istiyorum izninle ''Türkiye üzerine sömürgeci emeller besleyen İngiltere ve Rusya'nın kurdurduğu Taşnak ve Hınçak komitelerinin ülke içerisindeki kışkırtmaları sonucunda meydana gelen isyan ve katliamların yanı sıra Ermeniler, 1905'teki Yıldız Suikasti'yle silahlı terör metodolojisinin ilk örneğini vermişlerdir. Talat Paşa ve Cemal Paşa'yı da aynı yöntemle şehit eden Ermeniler, uzun bir aradan sonra 1965 yılında tekrar terör metoduna dönmüşlerdir. 1970'li yıllarda ise ASALA sahneye çıkmış, 1984'e kadar 42 Türk diplomatını şehit etmiştir.'' Peki bu ölen ve ermeniler tarafından şehit edilen bu kadar insanın hiç mi ailesi dostu arkadaşı kardeşi yok. Kim verecek bu katliamların hesabını, merak ediyorum doğrusu...
Doğan Dinçer Yine mükemmel bir konuyu gözler önüne serdiniz değerli kardeşim Sabih bey.Eğer gerçek arşiv bilgileri açıklanmadıkça kulaktan dolma bilgilerle ahkam kesmek bu konuyu sulandıran köşe yazarlarının görüşleri ve Tv.lerde sözüm ona konuyu gerçek bilen !! zevatla tartışmalar bence havanda su dövmek oluyordu.Ermeni soykırım ile ilgili Fransız yasa tasarısının oylanması günlerinde Hrank Dink davasının bitirilmesi sizce anlamlı değil mi.? Gaz verilen halk BİZ DE ERMENİYİZ diye binlerce ağızdan bağırılıyor ve ellerinde pankartla,bu gösteriliyorsa buda anlamlı geliyor..Ama sokak ortasında ŞEHİT edilen bir Uzman Çavuş kardeşimiz için bu halk PKK yı suçlayarak neden yürümüyor bunu da anlamakta zorlanıyorum..Sözün özü Grit adasını veren zihniyetin iş başında olduğu...BOP eş başkanı olarak projenin hayata geçirilerek ( SEVR ile yapamadıklarını) gerekenin yapılmasını sağlıyorlar,bence son aşamaya geldi..Yarın tazminat isteneceği de bir gerçek olacağından korkuyorum.Teşekkürler paylaşım için..İyi akşamlar diliyorum...Saygılarımla..
Nimet Demir BEYİNLER 24 SAAT 365 GÜN MORFİNLENMİŞ DİZİERDEN AINMADIĞI SÜRECE VE OKUYUP ARAŞTIRMA YETENEĞİNİ KAYBETMİŞ BU MİLLETLE YOLA ÇIKAN YOLDA KALIR KAVAL NE ÇALIYORSA KOYUNLAR ONU DİNLİYOR
Emin Onaran Uluslararası tezgahların biri bitmeden birisi başlıyor... Tezgahlar o kadar çok ki yedeğinin yedeği var...! Ermeni techiri, kürt problemi, sabetay, devşirme, efendi, dalkavuk, yalaka, yandaş, kandaş, hepsi birer sorun bunların... Asıl konu bu sorunlardan nemalanan muhteris, kalleş, hain fırsatçılar... Çıkar sağlayanlar bin kişiyi geçmez... Tarihi ve arşivleri çok iyi incelesinler bilgiden yoksun fikirsizler...! Ermenileri göç güzergahlarında kimler katletmiş...! Örneklemeye çalışayım; Gidiyorum Yunanistan'a epeyce bir çoğunluğa sahip olduğumda başlıyorum o ülkenin temelini oymaya... Çete hareketiyle, kalleşlikle, işbirliğiyle, dışarıdan destekle, ne ad altında olursa olsun durmadan zarar veriyorum... Yok ederler adamı, asit kuyularında eritirler, yok ederler yada hemen ülke dışına... Bu empati kuramayan fikirsizler bu gerçekleri bilmiyorlar mı... Esas mesele durumdan vazife çıkarmak ve çıkar sağlamak... Çünkü bu fırıldaklar için her sorun bir rant kaynağıdır... Onlara her hava hoş, Asala gider PKKK gelir, Ermeni gider kürdü gelir...! Her sorun kazanç kapısıdır bu fırıldaklara... Sevgi, selamımla aydınlıklara daim... Emeğine takdirimle Sabih arkadaşım...
Saffet Soykal Kim kimin toprağını Ermeni'ye veriyor? Bunu Türk olan kişiler elbette bahsedemezler. Zira TC'nin her karışı, Türk kanlarıyla sulanmış ve aziz vatan toprağı olmuştur.İletin ve etiket için sana tşk ederim Sabih dostum.
Ayşe Bengi Geri zekalıca bir laf söylenip duruyor...Hepimiz Ermeniyiz....Bu lafı duyduğum zaman sinir katsayım tavan yapıyor....Neden ben en değerli varlığımız olan TÜRK adını bırakıp da şerefsiz Ermeni adını alayım....Allah korusun....Niçin Hocalı katliamını hatırlayıp " hepimiz Azeriyiz" veya Bosna felaketini anımsayıp " hepimiz Bosnalıyız " demiyoruz da , topraklarımıza göz dikmiş olan bu paçavraların adını kullanıyoruz.....Asala'ya verdiğimiz diplomat kurbanlarımız kolay mı yetişti....Allah Ermenilerin de, hepimiz Ermeniyiz diyenlerin de cezasını versin....Biraz gerilere gidip Hrant Dink'in soykırım ve Türkler ile ilgili yazılarını bulup okusunlar...Yurtdışında Türkler hakkında neler yumurtladığını öğrensinler...Bakalım ondan sonra da bu rezil tekerlemeyi tekrarlayıp popolarını yırtacaklar mı....
Zafer Yücel Bizim soyumuzda ermeni kesen kimse yok ama Ermeni çetelerin kestiği katlettiği soydaşlarımızın halini o zamanlardan beri anlatan atalar analar var. Hrant Dink te aslında bunların söylediklerine zıt olarak tehcir sırasında saldıranların aslında çoğunlukla Kürt eşkıyalar olduğunu söylüyor. Yani Dink i öldürmek aslında Dünyaya yayılmış diasporanın ve Türkiye'de karışıklık çıkartmak isteyen Siyonist vs Emperyalistlerin işine gelmektedir. İyi araştırılsın altından CIA kolları haline gelen Feto cemaati çıkacaktır.
Sabih Samur Derin Devlet tasfiye edilmiş yerini AKP hükümeti ve CIA işbirliği ile FTÖ derin birimleri almıştır.
Rahmetli Denktaş'ı eğiten TMT'yi kuran ve yapılandıran Devlet ve Derin Devlet ile bugün dillendirilen Derin Devletin uzaktan yakından alakası yoktur.
Esra Eksi Nga SABIH BEY HER DAIM AZ VE OZ KONUSUR COK ONEMLI, TURK HALKINI COK ILGILENDIREN BILGI AMACLI SEYLERI PAYLASIR TAGLAR..SAHSEN BEN ERMENI BAYRAGINI HIC GORMEMISTIM DAHA ONCE DEMEK KI MERAK ETMEMISIM..AYIP ETTIK TABII..AMA SIMDI SABIH BEY SAYESINDE GORDUM VE BEYNIME CIZDIM..BU ERMENI OYUNU YILLARDIR TURK HALKINA CEKTIRIYOR..IYI DE 80 YILDIR NIYE HEP BIZ SUSUYORUZ..NIYE UYUYORUZ..ARTIK BIRSEYLER GOZUMUZE GOZUMUZE SOKULUYOR DAHA NEKADAR DAYANIRIZ!!!BENIM ICIM ACIYOR...KENDI ULKEMDE KENDI ULKEME SAHIP CIKAMIYORUM YAZIKLAR OLSUN BANA !!
Bir "Milliyet" Meselesi
Gönderen SABİH SAMUR | 3:31 PM | Altemur Kılıç, Kod Adı: TC, Sabih Samur, Yeniçağ Gazetesi | 0 yorum »
Başka bir gazetenin iç işlerine karışmak, dışarıdan ahkam kesmek caiz değil. Fakat Milliyet gazetesi Türkiye’nin çok eski ve çok önemli bir gazetesi. Rahmetli Ali Naci Karacan tarafından kurulalı beri Türk toplumunda inkar edilemez bir yeri var. Bütün yazarları tasvip etmesem de demokratik hayatta bu işlevi ihmal edilemez. Kaldı ki Milliyet’in özellikle benim için başka bir yeri var. Ali Naci Bey, Milliyet’e yeniden hayat verirken, babamın anılarını yayınlamakla tiraj sağlamıştı. Sonra oğlu okul arkadaşım, yeni hamle yaparken benim de kadroya katılmamı önermişti. Galiba Genel Yayın Yönetmeni olarak. Fakat o sırada DEVİR dergisini çıkartmaya hazırlandığım için sarfınazar ettim ve Genel yayın Müdürlüğü için rahmetli Abdi İpekçi’yi önerdim. Abdi o sırada Kore’de vatan hizmetinde idi. Ona yazdım ve gelince de elinden tutup Karacanlara götürdüm.
Sonrası malum; bence Türk gazeteciliğinin en mümtaz kişisi olan Abdi ekibiyle Milliyet’i Türkiye’nin en iyi gazetesi yaptı. DURUM başyazıları zamanın en objektif durum değerlendirmeleri, iç ve dış siyasetin pusulası gibiydi. Abdi, Milliyet bünyesinde gazetecilik yanında “Yıllık, Almanak” gibi yayınları ve ’Milliyet Yayınları’nı başlattı. Vefalı bir kişiydi. 27 Mayıs darbesinde tıkıldığım Yassıada’dan çıkmamdan sonra bana Milliyet Grubu’nda yer verdi. Milliyet Yayınları’nın başına getirdi. Ercüment’in oğlu Ali’nin yetişmesinde ve gazeteci olmasında biraz emeğim geçti. Onu oğlum gibi severim. Abdi’ye, Karacanlara vefa borcumdan başka, bütün bu sebeplerle Milliyet ve geleceği hususunda biraz konuşmaya, yazmaya ve endişelenmeye hakkım var.
***
Abdi İpekçi daha suikasta uğramadan, aslında Taksim’de yedek parçacılık yapan Aydın Doğan herhalde bir gazetenin ticari işlerine yarayacağı düşüncesiyle Milliyet’i almak -hatta beni aracı kılmayı düşünmüştü- istemişti. Teklifi Abdi’ye götürdüm, şiddetle reddetti. Fakat Abdi ölünce Ercüment herhalde Milliyet’i onsuz yürütemeyeceğini düşünerek gazeteyi Aydın Bey’e sattı ve Milliyet bundan sonra Aydın Doğan’ın kendi deyimiyle “market” oldu.
Her gazetede çeşitli düşüncelerde yazarlar olması mümkündür hatta gereklidir ama Abdi sağken, bunları dengelerdi. Aydın Bey döneminde veya “marketinde” bu denge bozuldu. En sonunda Aydın Bey kendisi dengeleri muhafaza edemeyeceğini anladı ve gazetenin AKP hükümeti “nezdinde” asıl ticari çıkarlarına sekte vuracağı için Milliyet ve Vatan’ı Demirören-Karacan Grubu’na sattı.
Ama Demirören’le Ali Karacan arasında Milliyet’in mahkeme karar verene kadar kayyım tarafından idare edileceği bir alacakaranlık devir başladı. Bu işin hukuki ve mali ayrıntıları hususunda ahkam kesecek değilim. Ancak beni rahatsız eden husus; Milliyet ve Vatan’ın çoğu yazarlarının gazeteci kökenli ve Milliyet kurucularının torununun mücadelesine destek olacakları yerde gazetecilikle ilgileri sadece ticari maksatlı olan Demirörenleri desteklemeleri en azından gazetecilik mesleği açısından ayıp.
***
Gazetecilik ticaret değil... Yazarların da gazeteleri ve geleceği hususunda söz hakları var ama bence bu hakkı dedesinin, babasının mirasını korumak için mücadele eden Karacanlardan yana kullanmaları hem daha makul hem de etik olurdu.
Bu yazarlar, Milliyet’te hakları olan Karacanlara “Ellerinizi Milliyet’ten çekin” diyorlarmış. Çünkü para ve galiba siyasi güç Demirörenlerde olduğu için!...
Daha önce de bu konuda yazmıştım; Siz Hazreti Süleyman olun da karar verin, “oksijensizlik” yüzünden çocuğunu kaybetmek acısını çeken “babadan”mı yoksa para sahibi oldukları için heveslerini tahakkuk ettirecek ve “organ” nakledenlerden mi yanasınız?..
Ben eski bir Milliyet mensubu ve baba dostu olarak bu mücadelede Karacanların yanındayım.
BEBEKLER ÜŞÜMESİN
Gönderen SABİH SAMUR | 11:19 AM | Bebekler Üşümesin, Gökhan Yalçın, REEL TV, Sabih Samur, SABİH SAMUR ( Bizden Biri ), Sabih Samur (kolay yetişmiyor), SHÇEK, Zeynep Eğilmez | 0 yorum »
“BEBEKLER ÜŞÜMESİN”.
Ülkemizde bulunan meslek liseleri, üniversite gençlik kulüpleri ile bu projede yer alacak diğer kuruluşları, vatandaş ve kurum bazında bir araya getirmek, medya olarak bu projeyi duyurmak ve adım adım takip etmek üzere proje oluşturulmuştur.
Projenin ana ürünü bebek battaniyesi olmakla beraber diğer bebek ve çocuk ihtiyaç malzemelerinin bağış yoluyla bu projeye dâhil edilmesi planlanmaktadır.
“BEBEKLER ÜŞÜMESİN” projemizi REEL TV-PBY & Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu işbirliği ile yürütülmektedir.
Bilgi ve ilgilerinize sunuyoruz.
Saygılarımızla
Zeynep Eğilmez
REEL TV
Satış Yönetmeni
KOD ADI TC
Gönderen SABİH SAMUR | 8:17 AM | Asteğmen, Ayşe tatile çıktı, Kod Adı: TC, Korumak ve Kollamak, Sabih Samur, TSK | 0 yorum »ÇEK MAHKÛMLARI ŞAFAK SAYIYOR!!!
Gönderen SABİH SAMUR | 2:22 PM | HABERTÜRK, Karşılıksız Çek, Kod Adı: TC, Sabih Samur, SABİH SAMUR ( Bizden Biri ), Sabih Samur (kolay yetişmiyor), TCK, Yargıtay, Çek kanunu, Çek Yasası | 0 yorum »
Çek Kanunu'ndaki ceza kaldırılıp yerine en az 5 yıl çek yasağı düşünülüyor. Düzenlemenin yeni yıla yetiştirilmesi gündemde Halen 8 bin kişinin karşılıksız çekten hapiste kalmasına neden olan 5941 sayılı Çek Kanunu’ndaki ‘adli para cezası’ düzenlemesinin kaldırılması için düğmeye basıldı. 2003 yılından sonra karşılıksız çekin adli para cezasını gerektiren bir suç olarak düzenlenmesi nedeniyle karşılıksız çek tutarına göre bir güne 100 lira üzerinden hesaplanan adli para cezasını ödeyemeyenler hapse giriyor. Yani örneğin 10 bin liralık çeki karşılıksız çıkan kişi, bu kadar tutarda adli para cezası ödemezse 100 gün hapis yatıyor. TBMM Adalet Komisyonu
Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki 4 nolu protokole aykırı olduğunu, adli para cezasını kaldıracak düzenleme için Adalet Bakanlığı’nda çalışma başlatıldığını söyledi.
Ardından çalışmanın Adalet Komisyonu’na geleceğini belirten İyimaya, çek dolandırıcılığını önleyecek madde üzerinde dikkatle durulduğunu bu konuda sıkıntı yaratmayacak düzenleme yapmak istediklerini söyledi. İyimaya, Adalet Bakanlığı’ndaki çalışmaya vurgu yaparken, CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün de 5941 sayılı Kanun’da adli para cezasını kaldırmaya yönelik 1 Ekim 2011 tarihli ve 2/85 nolu değişiklik teklifini TBMM Adalet Komisyonu’na iletmiş durumda.
HAPİS YERİNE ÇEK YASAĞI
Bakanlar Kurulu’nda değişikliğe uğramaması halinde hem iktidar hem de muhalefet partileri, hapis cezasını ortadan kaldırma konusunda mutabık oldukları ve yılbaşına kadar düzenlemenin Meclis’ten geçirilmesinin planlandığını belirttiler.
Değişiklikle hapis yerine bir yandan alacaklı ile icra davası sürerken, karşılıksız çek sahibine belli süreyle (En az 5 yıl) çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı getirilecek. Hapisteki 8 bin kişinin dışında halen Yargıtay’da da yaklaşık 50 bin karşılıksız çek dava dosyası karar bekliyor. 110 bine yakın dosya ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda inceleniyor.
Müjdeyi, Bağış Twitter’dan vermişti
Çek mağdurları için müjdeyi AB’den sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış önceki gün Twitter’dan vermişti. Bakan Bağış, “Çek Cumhuriyeti’nden çek mağdurlarına iyi haberim var. Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüştüm çözüm konusunda hazırlık yapıyorlarmış” yazmıştı.
AK Partili vekilin ailesi de zora düştü
AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, market zinciri bulunan ailesinin de 2009’da 700 bin liralık çek borcu için bankadan istediği krediyi alamayınca zor duruma düştüğünü belirterek “Çevremizden destek alamasaydık
kardeşlerim de şu anda hapiste olacaktı. Paranın cezası hapis değil para olmalıdır” dedi. Öte yandan CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün ise kanun teklifi için iktidar partisinden de olumlu mesajlar geldiğini, son görüşmelerinde yılbaşına kadar düzenlemenin çıkabileceğini söylediklerini aktardı.
Tahsin Akça / Gazete Habertürk
GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI BASIN AÇIKLAMASI
Gönderen SABİH SAMUR | 4:26 PM | Genel Kurmay Başkanı, TSK | 0 yorum »BASIN AÇIKLAMASI
TARIH : 21 Ekim 2011
SAAT : 10:20
NO : BA - 20 / 11
1. 20 Ekim 2011 tarihinde yapılan açıklamada, yurt içinde ve yurt dışında beş ayrı noktada 22 tabur ile operasyonların devam ettiği belirtilmiştir. Medya organlarında, bu açıklamamızın yanlış yorumlanarak, yapılan operasyonların tamamının yurt dışına yönelik olduğuna dair yazı ve yorumlara yer verildiği görülmüştür.
2. Kara ve hava operasyonlarının büyük bir bölümü yurt içinde, ağırlıklı olarak Çukurca bölgesinde sürdürülürken Irak Kuzeyinde, sınır ötesinde birkaç noktada kara ve hava harekatına devam edilmektedir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
ZAMANSIZ YAZILAR
Gönderen SABİH SAMUR | 6:02 PM | AKP, Cumhuriyet Savcısı, Genel Kurmay Başkanı, Hilmi Özkök, Kandil Dağı, Mehmetçik, Tayyip Erdoğan, TSK | 0 yorum »
ZAMANSIZ YAZILAR
… ilinin, … ilçesinde, … askerimiz (ve ya artık polisimiz) açılan hain ateş sonucu şehit olmuştur.
Ölenlere Allahtan rahmet, geri de kalanlara baş sağlığı…
Üç nokta(…) ile boş bırakılan yerleri dünün, bugünün ve yarın gerçekleşecek baskınların verileri ile doldurursanız göreceksiniz bizi yöneten eli silahlı ve silahsız (hükümet) yani asker ve politikacılar tarafından nasıl top yekûn kandırıldığımızı.
O yüzden bu yazılara zamansız yazılar diyorum ben. Şehit, mekân, detay isimlerinin havada uçuştuğu, net olmayan görüntüler. Ateşin sadece düştüğü yeri yaktığı gerisinin kocaman bir yalan olduğu…
Dün de Pervari’de bir Karakol Baskını…
Detayları olduğu gibi aynı olan bir önceki baskınların birebir aynısı.
Bekle karakolda!
Neyi?
Basılmayı ve öldürülmeyi.
Sonra tarafsız olmayan gazetelerde gazımızı almak için “yiğitçe, kahramanca çarpışarak öldüler.” gibi başlıklar.
Doğru! Kahramanca çarpıştılar ama keriz yerine, aptal yerine koyularak öldürüldüler!!!
Bu geri zekâlıca Karakol Sistemini kaldırmak için kaç aptalca ölüm ve adına şehit olduk imajı verilmesi ve anne babaların kandırılması gerekiyor?
Ey Genel Kurmay Başkanı sen ne iş yaparsın?
Bu devletten tıkır tıkır maaşını hangi kutsal görevi icra ederek alıyorsun şu an?
Elinde tüm istihbarat verileri varken, bu bizi basan itlerin geliş yerleri ve istikâmetleri belli iken,
neden karakol sistemini kaldırıp; pasif-savunma(dolayısıyla şehit olmak değil keriz gibi öldürülmeyi beklemek) yerine aktif-saldırı sistemi ile “BASKIN BASANINDIR!” mantığı ile Kandil’e kadar süpürüp, Kandil’i de başlarına yıkmıyoruz?
Genel Kurmay Başkanlığı ve TSK’ya Türk Milletinin güveninin günden güne azaldığını başarmak bir olaydı ve sen bu olayı başardın kardeşim! Sen derken üzerine alma.
Hilmi Özkök ile başlayan sürecin son seçilmiş kahramanısın sen.
Ve tarih tüm bu yaşananları not almaktadır. Gerekli ve gereksiz yere akan bu şehit kanlarının hesabı günü geldiğinde yine bu cumhuriyetin o günkü CUMHURİYET SAVCILARI tarafından isimlerine yakışır şekilde hesabı sorulacaktır.
Ve tüm bu zamansız yazılarda yer alan adını bile hatırlamadığımız şehitler yüzünden YARGILANACAK ve HÜKÜM GİYECEKSİNİZ!
İşte o zaman bu kanların hesabı alınmış olacak!
Sabih Samur
KASIRGA'nın ön habercisi
Gönderen SABİH SAMUR | 7:45 PM | DP, Habibe İzmirlioğlu, Namık Kemal Zeybek, Sabih Samur | 0 yorum »
12 Ağustos 2011 İzmir
DP İftar yemeği sonrası...
Bazı görüşmeler vardır küçücük bir sohbettir, önemsiz gözükür, beş,on dakikaya sıkıştırılmıştır.
Lâkin içeriği itibariyle günleri içine alacak derinlikte ve büyüklüktedir.
Ve böyle bir sohbet ancak günü geldiğinde açıklanabilir olup önümüzdeki bir kaç ay içinde ortaya çıkacak olan KASIRGA'nın ön habercisi niteliğinde olan tatlı, yumuşak bir İZMİR İMBATI'dır...
Hükümet, Bir Genelkurmay Başkanı'nı Tutuklatacak!
Gönderen SABİH SAMUR | 1:24 AM | Genel Kurmay Başkanı, İlker Başbuğ, Kandil Dağı, TSK | 0 yorum »
TSK’ya yapılanlara isyan eden Özbek, “Tutuklama listesinde bir Genelkurmay Başkanı eksikti, o eksik de giderilmek isteniyor. Hedefte İlker Başbuğ var” dedi.
Emekli Tümgeneral Osman Özbek, görevde bulunduğu dönemde yaptığı sert çıkışlarla tanınan, Enerji Bakanlığı’ndaki yolsuzlukların ortaya çıkarılmasında etkili olan bir komutandı. Tuğgeneral rütbesiyle Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı yaptı. “Beyaz enerji” soruşturmasından sonra aynı il’e 3 yıl aradan sonra bu kez tümgeneral rütbesiyle yine Bölge Komutanlığı’na atanmasını gurur meselesi yaptı ve TSK’ dan istifa etti. Özbek’de birçok emekli komutan gibi dolu… TSK’ ya karşı yapılanlara isyan ediyor.
****
PAROLA: KANDİL VE İMRALI’YLA MÜZAKERE
Bir bakanın “iyi ki bunlarla savaşa girmemişiz” demesi, askere karşı yürütülen psikolojik hareketin parçasıdır. TSK’yi etkisizleştirmek isteyenlerin parolası: Kandil’le İmralı’yla müzakeredir. Bazıları terörle “barış”, TSK ile “savaş” yapıyor. Bunu da bazı resmi organlarla yürütüyorlar.
KOŞANER PAŞA’NIN VEDA MESAJI SUÇ DUYURUSUDUR.
Emekli tümgeneral Osman Özbek, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve kuvvet komutanlarının istifasıyla ilgilide şunları söyledi.
Yandaş basın aracılığıyla TSK’yi itibarsızlaştırıyorlar. Cezaevlerindeki komutanlarla TSK kan kaybediyor. Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları istifaya zorlanıyor, yargı yoluyla baskı altında tutuluyorlar.
Genelkurmay Başkanlığı’ndan Orgeneral Işık Koşaner ile kuvvet komutanlarının istifa etmesi onların asker yeminlerine sadakatini gösteriyor. Veda mesajlarında birçok konuya dikkat çektiler, tarihe not düştüler.
Işık Koşaner Paşa’nın “hukuka ve vicdana aykırı tutuklamalar olduğunu, terfilere yasadışı müdahaleler yapıldığını” vurguladığı veda mesajı, bir suç duyurusu niteliğindedir. Ben buradan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’na sesleniyorum: Bu veda mesajı bir suç duyurusu olarak algılanmalı ve hemen harekete geçilmelidir.
YANDAŞ YAZARLAR FONDAN PARA ALIYOR
Osman Özbek, “Yargının bağımsız olmadığı, medyanın büyük bir bölümünün de hükümete bağımlı olduğu biliniyor” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “ Birçok yazar fonlardan para alıyor. Onlar, Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması için çaba gösterirken, örneğin MİT Müsteşarlığı’nın herhangi bir bakanlığa bağlanmasını niçin gündeme getirmezler. Başbakan YAŞ üyeleriyle Anıtkabir’e gittiğinde, Anıtkabir defterine “TSK’nın vizyonunun çağa uydurulduğunu “ yazıyor. Yüzlerce tutulusu olan, Genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları istifa eden, çok sayıda personeli hakkında “yakalama” kararı bulunan TSK’nın neyi çağa uyuyor? Çökertilen bir Türk Silahlı Kuvvetleri var.
Kaynak: http://www.facebook.com/photo.php?fbid=10150251310889372&set=a.10150251309909372.332096.221818154371&type=1&theater
SKORSKY ve BOL ATEŞTE MEHMETÇİK IZGARA :((
Gönderen SABİH SAMUR | 7:04 PM | ABD, Eşref Bitlis, Genel Kurmay Başkanı, Kod Adı: TC, Kuzey Irak, Muavenet, Sabih Samur, Skorsky, TSK | 0 yorum »
SKORSKY ve BOL ATEŞTE MEHMETÇİK IZGARA :((
Türk Ordusunu yani ordumuzu eşiyle yürüyen bir beye benzetelim.
Karşıdan bir grup gelmekte.
Yanlarından geçerken "yavrum o ne güzel göğüsler" diye atılan lafa tatsızlık çıkmasın diye duymamazlıktan gelinen durum.
Bu olay birinci ABD posta koyuşudur.
Ve adı MUAVENET'İN VURULMASIDIR!
Ses çıkarılmadığını gören gruptan bir kişi,
uzaklaşmakta olan kadının arkasından sessizce yaklaşır
ve poposunu hoyratça avuçlar.
Kadın sesini çıkartamaz olayın büyümesinden çekinir.
Bu olay ikinci ABD posta koyuşudur.
Ve adı EŞREF BİTLİS CİNAYETİDİR!
Kadının eşine tacizi hissettirmemeye çalıştığını gören adam iyice zivanadan çıkar ve kadının beyini hiç umursamadan arkadan kadına sarılır.
Bu olay üçüncü ABD posta koyuşudur.
Ve adı ÇUVAL GEÇİRME OLAYIDIR!
Bu, son gündüz vakti olan çatışma ve askerlerimizin yakılması olayı ile az önce benzetme şeklinde sıraladığım olaylarla ve yapan dost-müttefik ile bir alakası var mı?
Müdahaleye gelen 2 adet Skorsky helikopterin plakasını alan olmuş mu?
Yoksa ABD helikopteri olduğunu T.C.yi yöneten tüm erklerin bilmesine rağmen Bir Tabur Komutanı ve Bir Bölük Komutanına olayı havale ederek kendimizi kandırdığımız gibi Yüce Türk Milletini de mi kandırabileceğimizi mi zannediyoruz?
Geçiniz beyler.
Hayvan terli :((
Sabih Samur
KORUMAK ve KOLLAMAK
Gönderen SABİH SAMUR | 5:43 PM | AKP, Korumak ve Kollamak, PKK, Sabih Samur, TSK | 0 yorum »
BDP Demokratik Özerklik ilân etti.
Bizler yani şehit olan evlâtlarımızı bugün öğle namazını müteakip son seferlerine uğurlayan
Türk Milleti olarak soruyoruz:
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı ne yapacak?
Ramazan ayına sayılı gün kala, Kandili kutlayacağımız bu mübarek Cuma günü ve gecesinde,
Bölünmenin ve Bağımsız Kürdistan Devleti'ne yolculuğun ilk adımı olan Özerklik ilânını yapanları derhal tutuklayacak mı? Yoksa daha önce sarf ettiği;
'Değişmeyen tek şey değişimdir...' Aklı başında olan herkes de değişimin önünde durmaz. Değişimin önünü açar." sözlerine benzer laflar geveleyerek açmış olmak için bir takip dosyası mı açacak?
Buna yorum yapabilmeniz için aşağıda ki haberi sizlerle paylaşıyorum.
Şahsi yorumum; Özerklik açıklamasını yapanların tutuklanmasını beklemekle, ölmüş, morgda yatan bir kadından seks beklemek...
Neyse daha fazla konuşmak ve yazmak istemiyorum.
Sabih Samur
"Eskiden olsa gözaltına alır tutuklatırdım''
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak, Dicle Üniversitesinde düzenlenen bir törende, Kürtçe ve çeşitli dillerde şarkılara eşlik ettikten sonra, ''2006 yılında buraya ilk geldiğimde böyle bir programa katılmış olsaydım ve burada böyle bir parça söylenmiş olsaydı bu töreni terk eder, bu parçayı söyleyen herkesi gözaltına alır, tutuklatırdım'' dedi.
AA
Diyarbakır- Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine ''ISO 9001'' belgesi verilmesi dolayısıyla Tıp Fakültesi konferans salonunda tören yapıldı. Törene, Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, Rektör Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak ve öğretim üyeleri katıldı.
Törende, Konservatuvar öğrencilerince seslendirilen Türkçe, Kürtçe, Ermenice ve Zazaca şarkılara Kavak ve bazı protokol üyeleri ile öğretim üyeleri de tempo tutarak eşlik etti.
Törendeki konuşmasına, ''Diyarbakır'da 5 yıldan bu yana Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapıyorum. Gördüğünüz gibi tüm uzuvlarımla tam bir beyefendiyim'' diyerek başlayan Kavak, konservatuvar öğrencilerinin kendilerine bir müzik ziyafeti sunduğunu söyledi.
Öğrencilerin Kürtçe, Türkçe, Ermenice ve Zazaca şarkılar söylediğini ifade eden Kavak, kendisinin de zaman zaman Kürtçe şarkılar dinlediğini, sözlerini anlamasa da bu şarkılardan keyif aldığını belirtti.
Kavak, şöyle devam etti:
''Özellikle de Leyla şarkısı çok güzeldi. Benim de fakültede aşık olduğum kızlardan birinin ismi Leyla'ydı. Üniversitede büyük bir teknolojik değişim söz konusu. 1995-1997 yıllarında Mardin'in Mazıdağı ilçesinde görev yaparken eşimin topuk dikeni rahatsızlığından dolayı Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine gelmiştik. Bir röntgen için bize iki ay sonrasına gün verilmişti. Biz de Üniversitenin eski Genel Sekreteri İbrahim Sarı'nın torpili ile röntgen çektirebilmiştik. Şimdi aynı röntgen saniyeler içinde bilgisayar ortamında doktorların önüne tüm bilgileri ile düşüyor. Bu bir değişimdir.
Bir diğer değişim de Diyarbakır'daki genel değişimdir. Sevgili sanatçılarımız bize farklı dillerde şarkılar söyledi. 2006 yılında buraya ilk geldiğimde böyle bir programa katılmış olsaydım ve burada böyle bir parça söylenmiş olsaydı, bu töreni terk eder, bu parçayı söyleyen herkesi gözaltına alır, tutuklatırdım. Diyorlar ya, 'Değişmeyen tek şey değişimdir...' Aklı başında olan herkes de değişimin önünde durmaz. Değişimin önünü açar. Sizlere bu değişimin önünü açtığınız için teşekkür ediyorum. Üniversite camiasını bütünüyle bir kez daha alkışlıyorum. Yaptığı ameliyatlarla literatüre giren tüm hocalarımızı tebrik ediyorum.''
Kavak, daha sonra başarılı ameliyatlar gerçekleştiren Tıp Fakültesi Hastanesi doktorlarına plaket verdi.
KAYNAK: http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=249886
Burası İstanbul - Taksim 17 Temmuz 2011 Pazar
Gönderen SABİH SAMUR | 10:18 PM | ABD, AKP, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhuriyet Savcısı, Genel Kurmay Başkanı, Kandil Dağı, Tayyip Erdoğan, TSK | 0 yorum »
Bu fotoğrafta
Tayyip Erdoğan yok!
Bülent Arınç yok!
Orasından, burasından ve muhtelif yerlerinden,
salya, sümük, göz yaşı akan takiyyeciler yok!
Burada Cumhuriyetine;
Bu Cumhuriyetin Savcısından,
Bu Cumhuriyetin Polisinden,
Bu Cumhuriyetin hükümetinden çok sahip çıkacak
ve çıkması gereken Türk Halkı var!
Bu Halk ki şimdilik sadece efendice yürüdü...
Bir mesaj verdi bu Halk bugün!
Duyan ama duymamazlıktan gelen kulaklara;
Makamına, mevkisine, erkine bakmadan,
Benim Bayrağıma el uzatanın ELİNİ KIRARIM!
Benim Toprağıma göz dikenin GÖZÜNÜ OYARIM!
Beni Devletsiz bırakmaya çalışanın CANINI ALIRIM!diye KÜKREDİ!
Ve tüm bunlar Sn. AKP'nin başı olan siz, Tarabya'da boğaza karşı AKP'nin Cumhurbaşkanı ile kahvaltı ederken oldu!
Allah sizleri GAFLET, DALÂLET ve HIYANET şarhoşluğundan ayıltsın!
Gerçi Yaradana kalmadan bu millet ayıltacak!
Ve bu Yüce Milletin Genel Kurmay Başkanından bir beklentisi var:
Bu Yüce Millet der ki;
"Ey benim Yüce Ordumun, gözbebeğimin değerli Komutanı,
'Sana kim dur derse, geri dön derse' sakın dinleme!
Yüce Türk Sancağını bir daha inmemek üzere KANDİL DAĞI'NA DİK!
Kandil Dağı'nı Ateş Dağına çevir!
30 Ağustos Zafer Bayramında TRT 1 ile canlı yayında bizlerle Kandil Dağı'nda
O Yüce Ordunun başında bizleri selâmla!"
Evet sevgili arkadaşlarım bugün Taksim'de ve Türkiye'nin dört bir yanında
Bu Yüce Türk Milleti bunları söyledi.
Benden iletmesi...
Sabih Samur
Terörist dediğiniz bizim kahramanımız
Gönderen SABİH SAMUR | 3:40 PM | ABD, AKP, BDP, BM, Devlet Bahçeli, İsrail, Kemal Kılıçdaroğlu, Kod Adı: TC, PKK, Sabih Samur (kolay yetişmiyor), Tayyip Erdoğan, TBMM, Teröristbaşı Abdullah Öcalan | 0 yorum »
Terörist dediğiniz bizim kahramanımız
“Bunu bu noktaya getirmeye kimsenin hakkı var mı? Bizim, siyasi partilerin, cumhurbaşkanının, başbakanın hakkı var mı”
“BM’nin 665 sayılı kararı da vardır. Diktatör, hak ve özgürlükleri tanımıyorsa, zulüm ediyorsa, operasyon yapılıyorsa, ezilen hakların başkaldırı hakkı vardır. Oysa biz gelip Meclis’te çözelim diyoruz. Halk bizi bunun için gönderdi. Gelin halkın iradesini tutuklamayın, kelepçelemeyin. Sizin terörist dediğiniz bizim için kahraman, vatanseverdir. Ya irademiz çıkar özgür olur Meclis’e gelir, ya da Meclis’in iradesi yok olur kelepçelenir.”
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan
Sabih Samur Yorumu:
Eğer bu ve benzeri kişiler göz göre göre T.C.'ye posta koyarak, tehdit edebiliyorsa...
Sözün bittiği yere gelinmiştir!
Bana hiç kimse "Bırakın bu ülkede Demokrasi var, herkes dilediği gibi konuşur" masalını okumasın.
Bahçeli ve Kılıçdaroğlu acilen ikili toplantı yapmalı ve radikal kararlar almalı!
Yoksa tüm bu gelişmelere göz yuman, görmemezlikten gelenler,
bu ülkeyi bu duruma getirenlerle aynı kefeye koyulacak ve Cumhuriyet Koruyucuları
tarafından YARGILANACAKLARDIR! (AB,İsrail, ABD'ye rağmen).
Sabih Samur
ERKENKONDU NEDİR?
Gönderen SABİH SAMUR | 9:45 AM | Alparslan Türkeş, CHP, Ergenekon, Erkenkondu, Facebook, Kod Adı: TC, MHP, Sabih Samur, Samanyolu Haber | 0 yorum »
ERKENKONDU NEDİR?
Sevgili Facebook Köyü Sakinleri, komşularım!
Bizler burada mangalda kül bırakmazken,
En büyük milliyetçi biz iken,
Kimimiz rahmetli Türkeş'ten,
Kimimiz Atatürk'ün fotoğraflarından,
Kimimiz Deniz Gezmiş'ten,
Kimimiz Che'den,
medet umarken, el oğlu boş durmuyor!!!
Yarın neler yapacaklarını RESMİ YAYIN ORGANLARI OLAN SAMANYOLU TV'den
avazları çıktığı kadar bağırıyorlar.
Biz de burada birbirimize gönderdiğimiz şarkıların altına ve müsait yerine BEĞENDİ koyuyoruz. Yüreğine sağlık, çok hoşsunuz diyoruz (ben dahil).
Bu akşam 22:30 yani bir saat önce.
Habertürk TV.
CHP'den SN. Batum bağsuruna zarar verebilecek bir öfke ile yırtınıyor.
İki Yargıça da feryat figan.
"Yargıçlar haksızdır, yalancıdır!" diyor, kim takar? Kimin umurunda?
Eşzamanlı olarak Samanyolu TV.
Kollama adlı dizi.
Final Bölümü:
Polisler ve savcı mangal başında.
Kutlama var!
Herkes mutlu...
Bu arada bahçedeki küçük televizyonda haberler:
ERKENKONDU (ERGENEKON) ÇÖZÜLDÜ!!!
Her kesimden onlarca kişi tutuklanıyor!
TOPLANACAK TUTUKLU SAYISININ 2.000-3.000 KİŞİYE ULAŞACAĞI SÖYLENİYOR!
TV'yi izleyen küçük kız güzel günler göreceğiz baba diyor gülümseyerek.
Evet Facebook köyümün sakinleri neğde gamıştık?
Hadi patlat oradan bir Samanyolu, Berkant'tan olsun.
Bir elinde cımbız bir elinde ayna...
Bekle ki Atatürk dirilecek?
Dostlar lütfen bu dizinin son cümleswini ciddiye alın.
Bu şarkı bitmez diyor üçüncü defa seçilen ama hiçbirimizin oy vermediği (nasıl oluyorsa?) Başbakan.
Sevgiyle kalın
Türkçe Kalın
Sabih Samur
61. Hükümete Dilekçe
Gönderen SABİH SAMUR | 9:28 AM | 61. Hükümet, AKP, Kariyer Gazetesi, Karşılıksız Çek, Kırmızı Beyaz, Kod Adı: TC, Sabih Samur, Sabih Samur (kolay yetişmiyor), Çek kanunu, Çek Yasası | 0 yorum »
Çek Yazılması ve Şeref ile Şerefsizlik Arası Çizgi
Ticaret erbabısındır, ihracat firman vardır, yurtdışına yüklediğin malların bedeli gelir ve yazmış olduğun çekleri güle oynaya ödersin. Bankalar sana çek karnesi vermek için her türlü şirinliği yaparlar. Ama gün gelir büyü bozulur. Beklediğin döviz bedeli zamanında gelmez ve bir anda o tarihli tüm çeklerin boşa düşer. Yani karşılığı yoktur. Rica edersin birkaç gün istersin çek yazdığın kişi veya firmalardan. Kimisi anlayışla karşılar kimisi ise doğru avukatına gider.
İşte o an radyoda “dönülmez akşamın ufkundayım” adlı şarkıyı dinlemenin vaktidir.
Ve ilk çekin yazılır. Peşinden banka müdürü arar ve tüm çeklerini iade etmenizi söyler.
Çekin yazıldığı duyulduğu an daha vadesi gelmemiş belki Şubat belki Mart ayındaki çekleriniz dahi yazdırılır. O sırada sen sudan çıkmış balık gibisindir. Neler olduğunu çözmeye çalışıyorsundur.
Ve düne kadar her türlü saygı ve sevgi gösterisinde bulunan çalıştığın kişi ve yanındaki personel ise artık sana bitik adam gözüyle bakmaktadır. Çünkü artık paran ve dolayısıyla gücün yoktur.
Bir gün gizli numara yazan bir telefon gelir, dayanamayıp açarsın. Karşında genelde Türkçe’si bozuk olan arkadaşlardan biri sana “şerefsizlik” üzerine hayat dersi vermektedir. Çünkü adama verdiğin çekin karşılığı yoktur ve sen artık şerefsiz bir işadamısındır. Ve bunu sana deklare etmek için çek sahibi arkadaş siyah takım elbiseli üçüncü sınıf bir ağır abi gönderir. Bu ağır abi sende paralarının kalmayacağını ve her türlü alacaklarını bildirme nezaketinde bulunur.
İşin vardır siparişlerin vardır ama sistem kilitlenmiştir. Çünkü sen çeki yazılmış bir adamsın.
Neyse madem işadamlığına soyundun çıkış yolunu da bulacak olan sensin. Davanda haklıysan Allah yardımcın olacaktır.
Gelecek günlerin çeki yazılan veya yazılmayan, borcu olan veya olmayan tüm güzel insanlara mutluluk, huzur, bol kazanç ve en önemlisi sağlık getirmesi dileklerimle.
Allah hepimize borçlarımızı ödemeyi ve lekesiz bir isimle yaşamayı nasip etsin.
61. Hükümet mutlaka bu soruna el atmalıdır.
Şu an 180.000 kişiyi aşmış olan çeki yazılmış ticaret erbabı vardır.
Bu kişilerin de yaklaşık yarısı yargıtay sürecini de tamamlamış olarak tutuklanmayı ve cezaevine götürülmeyi beklemektedirler.
Hâl böyle iken Silivri'nin kapasitesi 11.000 kişi olduğuna göre bir iki ay içinde yaklaşık 20 ADET SİLİVRİ CEZAEVİ BÜYÜKLÜĞÜNDE CEZAEVİ YAPMAK GEREKMEKTEDİR!!!
Ve ya bu konuya çözüm bulmalıdır.
Naçizane bireysel olarak önereceğim çözüm şudur:
1-Adalet Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ortak bir çalışma planı oluşturulmalı.
2-Devlet bankaları yurtdışından çok uzun vadeli kredi bağlantıları yapmalı!
3-Alınan bu krediler KOSGEB ve Halkbank, Ziraat Bankası gibi bankalar aracılığı ile
3a- Alacaklılar ellerindeki yazılmış çekleri bankaya teslim edecek
3b- Borçlular 3-5 yıl geri ödemesiz ve sonrasında min. 5 yıl geri ödemeli bir yapılandırma ile borçlarını ödeme taahhüdünde bulunacak
3c- Bahsi geçen kurumlar alacaklıya çek bedeli kadar ödeme yapacak.
Alacak verecek bitmiş olacak.
Mahkemeler inanılmaz rahatlayacak.
Herşeyden önemlisi bu kadar atıl ve işi bilen iş adamı, esnaf, çiftçi ve tüccarın tekrar yatırıma dönmesi, müteşebbis olması, istihdamı patlatacak, ekonomi ve dolayısıyla işlem hacmi büyüyecektir.
Gereğini 61. Hükümetin görüşlerine sunuyorum.
Sabih Samur
Kaynak: http://www.kariyergazetesi.net/hbr/haberdetay.asp?ID=1815
Babalar Gününüz Kutlu Olsun
Gönderen SABİH SAMUR | 2:57 PM | Babalar Gününüz Kutlu Olsun, Ergenekon, Eşref Bitlis, Kod Adı: TC, Muavenet, Sabih Samur, TSK | 0 yorum »
Babalar Gününüz Kutlu Olsun
Biz babalar böyle günlerde hüzünleniriz.
Baba olmak zordur.
Sevinç,
hüzün,
öfke,
kızgınlık,
utanç,
çaresizlik v.b. ifadelerden oluşan duygular bu günlerde had safhalara çıkar.
Ve hepsi birbirine karışır.
Evlâtların vardır evlâdım diyemezsin.
Kimi cezaevinde tutukludur, masumiyeti kanıtlanana kadar yargıya müdahil olmama anlamında sesin soluğun çıkmaz.
Kimi evlâdın vardır başına çuval geçirilmiştir.
Senin için hicran yarasıdır, için içini yer,
Gününü beklersin.
Muavenet muhribinde 5 evladını şehir vermişsindir.
İçin yanar. Her yılın 02 Ekim gecesi sabah olmayı bilmez.
O uğursuz, o cenabet geceyi yaşarsın, için içine yer,
Gününü beklersin.
Evlatlarından Eşref Bitlis gelir aklına; kahredersin,
Gününü beklersin.
Ve bu beklenen gün geldiğinde ,
İşte o gün geldiğinde,
Artık böyle günlerde hüzünlenmeyeceğiz!
Baba olarak Babalar Gününü gerçekten mutlu bir şekilde kutlayacak ve bizlerin de kutlanmasına sevinçle eşlik edeceğiz.
Sabih Samur
Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan,
Türkçe konuşan,
Türk Vatandaşı bir BABA.
Sabih Samur der ki;
Gönderen SABİH SAMUR | 8:59 PM | CHP, DP, Facebook, Kod Adı: TC, Kürt Açılımı, Kürtçü, MHP, Sabih Samur, Sabih Samur (kolay yetişmiyor) | 0 yorum »
Sabih Samur der ki;
İslâm dolayısıyla inancımız partiler üstü bir kavramdır.
12 Eylül sonrası (MHP de dahil olmak üzere) Türk Siyasetçisine ve Siyasetine Türk-İslam Sentezi rolü öngörülmüş ve uygulamaya sokulmuştur.
DP tekelinde başlayan dini kullanma enstrümanı diğer tüm partiler tarafından maalesef kullanılmıştır.
Ben MHP ve/ ve ya DP'nin sözcüsü değilim ve haddimi bilerek, bu olaya soyunmam. Sözlerim sadece beni bağlar.
AKP'nin kullandığı Türk Milliyetçiliği söylemine alternatif olarak Yeni Osmanlıcılık ve Cemaat kavramları Kürtçü, bölücüler tarafından okunmuş ve karşı tez doğurulmuştur.
Neden Laiklik?
Sorunun yanıtı canlı olarak meydandadır.
İki Dil,
İki Bayrak,
İki Halk,
ve şimdi İki Camii Cemaati?
Buyrun dini kullanmaya devam edin.
Sonra da MHP'yi eleştirmeye çalışırken bir adım geri çekilin ve ben ne yapıyorum diye kendi kendinize sorun ve ya sormayın.
Facebook Yorumları:
Adnan Menderes: İŞTE BEN SİZN GİBİLERE DEMOKRAT-ÜLKÜCÜ DERİM.ASLINDA SİZ OLMASANIZDA ÜLKÜCÜLÜK VAR.MESALA BİR ÇOK KÜRT KÜRTÇE EZANDAN SONRA MİLLETİN SAHİPLENMESİ SİZCE DİNİNE VE ÜLKESİNE SAHİPLENMEK DEİLMİDİR.ÜLKÜCÜLÜKTEDE**EZAN DİNMEZ-BAYRAK İNMEZ*DEİLMİDİR.AMA BİR ÇOK MİTİNGLERDE NE BAYRAK VAR-NEDE KCK YI KINAMAK
Saadet Toksoz: Bütün mesele, başkanlık sistemine geçilmek istendiği için iki partili sistemi oluşturma gayretleridir bunlar.. hem anayasa değişikliği sırasında da fazla kalabalık olmazsa fazla pürüz çıkmaz.. zaten CHP ilk 3 maddenin değiştirilebileceğini söylüyor.. bu sebeple MHP saf dışı kalırsa işler çok daha kolay olacak..
Oğuz Yurtseven: MHP saf dışı kalmayacağına göre . bırak safdışı kalmayı , burada yazıyorum.. en az % 20 .. pazar gecesi görüşürüz :)
Saadet Toksoz: tabi bu arada MHP nin oyları kendilerine giderse o zaman zaten anayasayı tek başlarına halledebilme şansları olacaktı ama olmadı işte..
Sabih Samur: "Saf dışı kalmak" AKP ağzıyla konuşmaya benzedi. Anlamını aşan bir ifade olduğunu düşünmek istiyorum.
MHP % 20 üzeri bir oyla gelecektir.
CHP'nin de % 25-30 aralığında olacağı muhakkaktır.
Ve su akacak yolunu bulacaktır.
CHP mutlaka özüne dönecek ve Atatürk Milliyetçiliği potasında MHP ve CHP olarak buluşulacaktır. Doğrusu budur.
Mustafa Kenan Ayçicek: seçim dönemlerindeki,söylemler yerine,seçim sonrası icraatlara bakmak gerekir..Anayasa konusunda karamsar olmaya gerek yok..chp ve mhp nin onaylamadığı bir anayasa meclisten geçemez..
Emin Onaran: Olaylara daha geniş açıdan baktığımda, ateist olan, hatta imam rolüne bürünerek kendilerince tiyatral komedi oynayan malum örgüt şimdi temiz inançlı insanları tufaya getirerek eylemlerinde kullanıyor... Kürtçe yapacaklarmış ibadetlerini...!... Riya üzerine kurulan çöküntü senaryolar bunlar. Yüce Dinimize gelince; İnancım Benimle Hz. Allah arasındadır. Ara bölgede yasaklarım herkesi. Bildiğimde sonuna kadar gider, bilmediğimde gerçek islam alimlerine danışırım, yada Elmalılı Hamdi Yazır'ın Yüce Kuran-ı Kerim'in Türkçe Mealini okuyarak sorunumu çözmeye çalışırım... Bezirganlarla işim olmaz...! Hz. Allah'ıma tapar, yaradan ve bir olduğuna herşeye kadir olduğuna tüm benliğimle inanırım... Biz Gavur İzmir'lilerin inancı budur. Dini kullananlara, temiz inançları modelleştirmeye kalkanları Biz model olarak kullanırız...! Hz. Ömer Adaletinin zerre-i miskalini gösterebilen, uygulayan bir tek müslüman kalmışssa eğer, Bana da gösterin ne olur meraklardayım...! Şimdi götürmek modasını geliştirdiler... Hangi ayetlerle uyumlu bir türlü çözemedim...! Çözen varsa bir zahmet bildirsin Ben de öğreneyim... İyi, güzel, doğru ve aydınlıklarda olmak nasıl zor bir zenaatse, gerçek dindar olmak bundan da zordur... Her müslümanım diyen keşişe inanırsak vay halimize...! Siyasi platform ayrıdır, inanç, din, ibadet platformu ayrıdır... Hayat yorgunlukları bunu öğretti Bana... Din yürekle, ruhumuz, fikrimiz, benliğimizin mutena bölgelerinde daim bizimledir... Hiç kimseyi enterese etmez... Sonra seçilgen bir olgu değildir ki... herkes doğduğu yerin değerleriyle buluşur önce... Ben çok inançsız tanırım, Müslümanım diye övünen kişilere adaleti, iyiyi, doğruyu, güzeli, aydınlığı, insani hasletleri birkaç derste öğretiverir... Son olarak fikir zikir bir olsun derim... İnanç, asalet, insanlık, adalet, değerler bu iki küçük kelimenin içerisindedir, fikir ve zikir... Ayrıysa fikir ve zikir, o kişi en fazla olur ve sair...! Duyarlı emeğine takdirimle Sabih Arkadaşım... Sevgimle baki selamlar, daim aydınlıklar... Uzunca oldu affola... İnşallah hristiyan deyimiyle afaroz falan edilmem... Sağlıcakla, mutlu kalınız...
Oğuz Yurtseven: akp nin iktidardan düşmesinin.. tek yolu MHPnin % 20 ve üzeri oy alması ile mümkündür , bir başka deyiş ile chp % kaç oy alırsa alsın akp li seçmenden oy alamıyacaktyır .. hal böyle olunca.. chp nın aldığı oylarında pek bir manası olmayacak ve akp nın iktidardan düşmesini sağlamıyacaktır .. akp yi devirmenın yolu mhp yi desteklemektir ..
Sibel Kurdoğlu: Chp'nin de, Mhp'ninde artıracağı oy oranı Akp'den gidecektir...
Ahmet özkul: BURDA BEN SABİH BEYE KATILIYORUM ANCAK SEÇMEN SANDIK BAŞINA GELDİĞİ ZAMAN 2 KEZ DÜŞÜNMESİ GEREKİR AMA BİZLER HİÇ DÜŞÜNMEDEN OY KULLANIYORUZ VE KULLANDIĞIMIZ OYLARLA İKTİDARI BELİRLİYORUZ. ANCAK ŞU VARKİ BU İKTİDAR DÖNEMİNDE EKSİLER VE ARTIL...AR TARTILMALI ONA GÖRE OY KULLANILMALIDIR 2003 YILINDAN BU YANA KADAR NELER YAPILDI NELER SATILDI BUNLARI DEĞERLENDİRMEMİZ GEREKİYOR SATILAN KİTLER BÖLÜMÜNÜ SAYMAYACAK OLURSAK ATALARIMIZIN KANIYLA ALMIŞ OLDUĞU TOPRAKLARI BUNLAR PARAYLA SATIYORLAR VE HALENDE BU ÜLKEDE SATILMAYAN TOPRAK KALMIYOR BUNLARIN ÖNÜNE GEÇİLMESİ GERİKYOR. BİR ÜLKENİN ZENGİNLİĞİNİ YER ALTI KAYNAKLARI BELİRLER AMA BİZ YER ALTI KAYNAKLARINI SESİZ SEDASIZ ÖZELLEŞTİRME ADI ALTINDA UYGUN KİŞİLERE SATILDI BOR MADENİ GİBİ SURİYE SINIRINDA TARIMA ELVERİŞLİ ARAZİLER GİBİ YADA ORMANLARIMZI 2 B ARAZİLERİ GİBİ YADA TURSTİK DİYE BİLDİĞİMİZ BİZİM SINIRLARIMIZDAKİ ANTALYA BODRUM GİBİ YERLERDE YABANCI YERLEŞİM MERKEZLERİNDE BİZİM BAYRAGIMIZ DIŞINDA KENDİ ÜLEKELERİNİN BAYARGI DALGALANIYOR.İSRAİLE KAFA TUTUYORUZ AMA İCRAAATA BAKARSANIZ HİÇBİR ANTLAŞMAYI FES ETİYORUZ.DAHADA ÖTESİ ÜLKEMİZİ VE MİLLETİMİZİ KORUMAKLAGÖREVLİ ORDUMUZ SINIR ÖTESİNDE ÜÇ BEŞ TERÖRİSTİ ÖLDÜRTÜKTEN SONRA PKK SEÇİMLERDEN SONRASINA KADAR EYLEMSİZLİĞİ TÜRK ORDUSU BOZMUŞTUR DİYE ORDUMUZU DEŞİFRE EDİLMEYE ÇALIŞILMAKTADIR.
Gülden Sema: ATATÜRK NEDEN LAİK SİSTEMİ GETİRDİ..DİN İLE DEVLET İŞLERİNİ AYIRMAK İÇİN..DİNİ SİYASETE ALET ETMEK,HALKIN DİNİ DUYGULARINI SÖMÜRMEK..KISACASI DİNE DAYALI BİR SİYASET UZUN ÖMÜRLÜ OLMAZ..BU GÜN AKP NİN YAPTIĞI HALKI ALLAH İLE ALDATIP ÇIKAR SA...ĞLAMAK..VE BUNUDA ÇOK İYİ BAŞARIYORLAR..ABD DEKİ CİA AJANI SAHTE MÜSLÜMAN VE BURADAKİ UZANTILARI BU ÜLKEYE EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ YAPMIŞLARDIR..BUNU ÖNLEMEK ELİMİZDE 12 HAZİRAN SONLARI OLACAK VE BENİM ARZUM CHP VE MHP NİN ORTAK OLMALARI..
Saadet Toksoz: Bu arada hiç kimse kürt oylarını hesaba katmıyor.. geçen defa onların oylarıyla o kadar arayı açmışlardı.. bu seçimde kürtk oylarından da çok emin değiller, biraz da o yüzden MHP ye saldırdılar.. bu seçimde de kürt oylarını kim alırsa, o öne geçecek.. bir de seçimde yapacakalrı hileleri de hesaba katmak gerekiyor..
Selahattin Günes: Bu sartlarda MHP nin oylarini artirmasi mutlak gözüküyor,lakin secim sabahi olasi bir CHP-MHP koalisyonu CHP nin acikladigi anayasanin ilk üc maddesindeki degisiklikler sebebiyle en azindan su an icin imkansiz gözüküyor,MHP bu secimin sonunda hic bir koalisyona girmeyerek kenarda kalmayi tercih edecektir diye düsünüyorum.
Saadet Toksoz: Ben aslında o konuda chp nin kürt oylarını alabilmek için takiye yaptığını düşünüyorum.. umarım öyledir..
Selahattin Günes: Bende Sayin Kemal beyin zerdüst oldugunu ve aslina hizmet etme geregi duydugunu hissediyorum,umarim yaniliyorumdur amaCHP bir gün asla daha ATATüRKüN partisi olarak kalamayacaktir,cünkü ince bir operasyonla suyun yönü degistirilmistir,saygilar.
Sabih Samur: Selahattin Bey ve Saadet Hn için;
"Mustafa Kenan Ayçiçek
seçim dönemlerindeki,söylemler yerine,seçim sonrası icraatlara bakmak gerekir..Anayasa konusunda karamsar olmaya gerek yok..chp ve mhp nin onaylamadığı bir anayasa meclisten geçemez."
CHP ve MHP karşıtlığı söylemler dünkü söylemlerdir.
Gün yeni dünyalar kurulurken dünde kalma günü değildir.
Liderlerin yanlış söylemlerine rağmen suyun akışına güvenmek lazım.
Saadet Toksoz: Tamam da bende işte o onaylamama konusunda endişe duyuyorum. Kusurab akmayın ama benim bu ülkede hiç kimseye güvenim kalmadı artık.. kimin ne zaman ne yapacağı, neye evet neye hayır diyeceği hiç belli olmuyor.. geçmiş günlerde bunun bir çok örneğini yaşadık.. umarım her şey düzelir bir an önce..
Sabih Samur: İşte o noktada demokratlık biter!
Halkı kandırarak iktidara geldiğinde baş-kıç oynarsa;
sessizce olayları izleyenler maalesef sessiz kalmazlar.
Asker askerdir ve ülkenin bölünmezliği için yemin etmiştir.
Eğer askerde Fetullah potasında erimişse... erimeyen silahsız kuvvetler devreye girer.
Kim mi?
Elinde Bursa Nutku olanlar.
Dolayısıyla bu ülke sahipsiz değil endişe buyurmayınız Sn. Toksoz
Saadet Toksoz: Bence sonunda olacağı o zaten... ben siyaset yoluyla ülkenin tekrar geri alabileceğine çok da inanmıyorum açıkçası..
Emin Onaran: Affola, Saadet hanım için yazmıştım, tutukluk olmuş çıkmamış yazım... saadet hanım akkaraakların fikri temayüllerini belirtmiş cümlesinde... Böyle hızlı akışlarda bir anda yanlış algılamalar olabiliyor tabi haliyle... Bana göre fikri hür ir...adesi hür aydınlık bir bayan Arkadaşımız... Bu konularda asla tarafgir olamam. sadece yazılanlardan çıkardığım sonuçtan emin olursam yazarım... Sabih arkadaşım, iyi, güzel, doğru ve aydınlık olmayan bir Arkadaşımız burada yazar mı hiç... Sana söylüyorum, çünkü senin emeğin üzerine yazıyoruz... saadet hanım fikir ve tahminlerini dürüstçe yazıyor... Çok iyi okudum yazısını, iki defa okudum. kesinlikle o malumların hayallerindeki temayülü aktarıyor... Demek istediğim böyle... Şimdi her parti üzerinde konuşuluyor... Konuşacak o kadar etkili gerçekler var ki... Polemikler oluşuyor, üzüntü yaratıyor... CHP hakkında, MHP hakkında, bilmem ne partisi hakkında... Hepsi zaman içerisinde değişime uğradılar... Hiç birisi eski durumunda değil... Oy potansiyeli nedeniyle neler oluyor neler... Su akar yolunu bulur... Aynı fikirde mutabıkım Sizlerle... Bu akan sular Bizi önce Vatan aşklı aydınlık şelalelerinde buluşturacak inanıyorum... Sevgimle baki selamlar, daim aydınlıklar hepinize....
Saadet Toksoz: bu seçimde kürt oylarını kim alır sizce? bana göre seçimini kaderini onlar belirleyecek çünkü..
Gülden Sema: DEĞERLİ ARKADAŞIM..AYNI DÜŞÜNCEYİ,AYNI İDEALİ PAYLAŞTIĞIMIZ ZAMAN DİL İNGİLİZCEDE,FRANSIZCADA OLSA ÖNEMLİ DEĞİLDİR..ORTAK OLAN ÜLKÜ BİRLİĞİDİR..BU GÜN AYNI DİLİ KONUŞUYORUZ..HEPİMİZ ATATÜRKÇÜYÜZ AMA KAÇ PARÇAYA BÖLÜNMÜŞ DURUMDAYIZ..
Sabih Samur: "Kürt" oyları yerine Kürt kökenli Türk Vatandaşlarımız desek, önce davaya kendimiz inansak...
etnik tabiri yalnız kullandığımız zaman karşımıza Kürt Aydını ünvanını kullanan tiplemeler çıkmaya başlıyor. Mustafa Erdoğan v.b.
Bu vatandaşlarımız bu seçimde de maalesef bağımsız BDP lilere kitle halinde oylarını verecekler.
Mustafa Kenan Ayçicek: MHP kendi iradesi ile kapısına kilit vursa dahi,panik yapmaya gerek yoktur..MHP bir binadan ibaret değildir.Mhp kuruluşu itibariyle hiç bir zaman tek başına iktidar olmamıştır..içinden Başbakan çıkarmamıştır..Buna rağmen 1969 yılından günüm...üze kurulan bütün hükümetlerin bakanlar kurulunda en az 2-3 mhp ideolojine sahip olan bakan bulunmuştur..Mhp ideolojisi,bir bina içine sıkıştırılamaz..Devletin bütün kurumlarında bu özelliği görmek mümkündür..iktidarlar değişir,kadrolar kalır..Önemli olan tek şey,MHP'li olmak ne demek ?..bunu yeni nesile propaganda yapmadan,eğrisiyle,doğrusuyla,artılarıyla,eksileriyle anlatmaktır..Bunun için en uygun zaman,içinde bulunduğumuz zamandır..12 eylül öncesinde içine düştüğümüz tuzakları yeniden yaşamanın mantıklı bir tarafı yoktur..Bu vatan için ölmeye hazır,Bu vatan için,sıcak yatağından kalkmaya hazır Her Türk bizdendir..
Saadet Toksoz: Haklısınız Gülden hn. ama ayrı dil aynı zamanda ortak değerleri tamamiyle ortadan kaldırıyor.. aynı dilde oluşturamadığımız ortak ülküyü ayrı dilde asla oluşturamayız.. hem benim anlamadığım, bu ülkede tek etnik grup bunlar mı ki de, bunlar...a böyle abir ayrıcalık tanınması gerekiyor? yarın diğer etnik gruplar da aynı şeyi isterlerse nolacak? her etnik gruba ayrı açılım mı yapılacak? ayrı dillerde konuşan insanları hangi ortak değerde birleştirip, ulus yapacağız o zaman?
Mustafa Kenan Ayçicek: Kürt kökenli vatandaşlarımıza,kendi dilinde eğitim hakkı vermek,kendi kürtçe tv.lerini kurma hakkı vermek,kendi ibadetlerini kendi dillerinde yapma hakkı vermek,kendi yerel mülki amirlerini kendileri nin seçmesi hakkını vermek;..AKP nin göz...üyle bakıldığında İNSANİ bir yaklaşım olarak görülüyor..AKP kendi dindar tabanına bu gelişmeyi İNSANİ bir gelişme olarak yutturmayı başardı..OYSA;..bu gelişme Uluslararası Hukukun bir parçasıdır..Akp'nin kürtlere vermeye çalıştığı haklar;Tüm dünyada '''azınlık yasaları'''..gereği azınlık statüsünde bulunan toplumlara verilen haklardır..Yani AKP hükümeti bağıra-bağıra Kürt toplumunun AZINLIK olduğu Dünyaya ilan etmektedir...işte bu gelişme karşımıza NATO'yu çıkarıyor..Türk Hükümeti Kürt toplumunu azınlık olarak görüyorsa;ve bu azınlık ile Türk Devleti 30 yıldır savaş halindeyse...ölenlerin sayısı 3o bin kişiyi geçmişse;..NATO nun bölgeyi işgal etme hakkı doğuyor..(aynı gerekçelerle,nato bosna'ya girmiştir..aynı gerekçelerle Libya bombalanmaya başlamıştır)...................................................................................Nato'nun Türk Topraklarına girmesini önlemenin hukuki tek yolu;..Kürtlerin azınlık olmadıklarını,devletin kurucu unsurları olduklarını taraf ülkelere belgelemektir..Kürt sorunu yoktur,kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunları vardır..Buda Türkiyenin iç sorunudur..Diğer devletleri ilgilendirmez..
Sabih Samur: "Kürt sorunu yoktur,kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunları vardır..Buda Türkiyenin iç sorunudur..Diğer devletleri ilgilendirmez.."
Kaldı ki tüm senaryo reel hale geldi ve nato birlikleri İncirlik kapısından tampon bölge oluştuırmak adına ...çıktılar.
Neye güveniyorlar?
Türk askeri ve ya Türk sivili her hangi bir ateşli silah ile kendilerine müdahale edemez. Çünkü karşısında adı üzerinde bütün dünya var!
İşte bu noktada yanılıyorlar!
Daha doğrusu yanılmıyorlar cesaret edemiyorlar.
Biliyorlar ki bu Çıllgın Türkler asla geri adım atmazlar, tırsmazlar, korkmazlar ve sonuçlarını bile bile 3. Dünya Savaşını çıkarırlar!
O yüzden bu memleketin toprağını UN botu çiğneyemez!!!
Ümit Akveren: kürtler türklerden daha çok seviyor türkiyeyi...
Mustafa Kenan Ayçicek: Ümit Akveren ;kürtler türklerden daha çok seviyor türkiyeyi..(kürt kökenli vatandaşlarımız önünde 2 seçenek vardır..1)MED'ler ve PERS'ler diye bilinen tarihi devlet İRAN'a dönüştüğünden bugüne kadar,Türklerle birlikte yaşayan kürtler bu dü...zene devam edecekler..2)İsrail'in parasıyla Irak toprakları içine kurulan Barzani kürdistanına katılacaklar..Böylece sözde Büyük kürdistanı,gerçekte Büyük israil'i oluşturacaklar...işte bu aşamada Türkiye Kürtlerinin Alevi veya sünni müslüman oldukları ortaya çıkıyor..Bu arada Sünnetsiz kürtler sap gibi ortada kalıyor...PKK denilen örgütün arkasında sünnetsiz kürtler bulunmaktadır..asli hedefleri ASALA ile aynıdır..Türkiye nin müslüman kürtlerinin Yahudi Barzani ile ortak olması mümkün değildir..Kürt vatandaşlarımızın Türk devletine Bağlı olmasının asli sebebi müslüman olmalarıdır..Marksist PKK çok geç olsada bunu anlamış,siyasetini dini vecibeler üzerine oturtarak,başlangıçta CUMA namazını Cami dışında kılmayı denemiş,arkasından Kürtçe EZAN okuma girişiminde bulunmuştur..Ancak bu eylem onların sonları olmuştur..Marksist PKK nın bu konuda başarılı olması mümkün değildir..
Zaman Geçerken: kürt sorunu yoktur.kürtçülük denen yapay bi karın ağrısı oluşturulmuştur.gaz çıkarma yoluyla sorun kökünden halledilir.ancak bunu yapmayı isteyecek gerçek liderlere ihtiyaç vardır.saırım onlarda 12 haziranda tecrit odalarından Yüce T.B.M.M ye halk tarafından gönderilecektir.
Lütfü Öztürkmen: Evet Sabih bey çok doğru bir konuya temas ettiniz. MHP'yi dolayısıyla Dr. Devlet Bahçeli'yi din üzerinden eleştirmeye başladı malum cemaat. Ne dediler fısıltı halinde mütedeyin insanlara bunların anlı secdeye değmiyor. Bunlar (Devlet bey k...asdediliyor) cami bilmezler, hacca gitmezler, dine uzaklar. Neden sonra başladı bu porpoganda, Devlet bey Fetullah hocaya Amarikada oturma cemaatinin başına dön veya faliyetlerini durdur dedikten sonra. Ama herkes biliyorki bu hoca aslında cemaatinin başında zaten cemaatin merkezi Amarika ve CIA. Bu nedenle hocanın oturduğu yer tamda konumuna uygun bir yer. Ama faliyetleri yıkım projesi bunlarda en önemli taşorunu nasıl vazgeçsinler. Bu amaç bunların varlık sebebi
Ümit Akveren: bak kardeş..Mustafa Kenan Ayçiçek...fars kültürü ana temel olmak üzere kürtlerde ibraniler ve araplardan aldıkları etnik değerler üzerinden yorumlarını yapıyorlar ...ben nasıl Atatürk evladıyım diyor isem,onunda etnik değerlerini savunması kadar doğal bir şey olamaz diye düşünüyorum.....
Lale Cicek: sandığa giden her birey ,artık kendini değil vatanını bayrağını ve türkiye sevdalısıysa ,oyu nu bir değil iki kere düşünerek kullanmalı.ancak siyasi tecrübelerime dayanarak acizane fikrimi ufakta olsa belirtmek istiyorum büyük değişiklikler tablosuyla karşılaşıcaz buda sevindirici saygılar..
sabih samur kardeşim sizleri tanıdığıma ve benide aranıza aldığınız için teşekkür ederim.başarılar türkiye için olsun
Vecihi Tekin: HAKLISIN GÜZEL DOST..HATIRLANMAK İÇİNDE AYRICA TEŞEKKÜRLER...:).DUYARLI İNSANLARIMIZIN AKL I SELİM ÇERÇEVESİNDE KATILMASI GEREKEN BİR SEÇİM YAŞAYACAĞIZ.RABBİM MEMLEKETE HAYIRLARA VESİLE KILSIN İNŞALLAH.
Emin Onaran: Konuya girmem gerekiyor... Kendimi asla çok bilen statüsünde görmem. Sadece öğrenmeye yönelik tutkularım var. Çok iyi gözlemde bulunmaya çalışırım. Mukayese ederim, araştırırım. Yazımda hata olabilir, peşinen söyleyeyim. Partei Karkeri Kürd...istan galiba... kürdistan İşçi Partisi anlamı ve tanımında... Yönetimine bakalım, uzantılarına bakalım dikkatlice. Hani işçi, hani emekçi...? Hepsi ağa veya feodal yapının nüfus sahipleri... Şimdi bunlar yüz defa Marksist, bin defa Leninist tanımını kullansalar ne yazar... Sadece levha ve aldatıcı bir muhteviyat... İçi başka dışı başka... Asıl konu ağalık güvencesini yeni zeminlerde oluşturmak... Ağalığın değişik bir versiyonunu hayata geçirmek... Bu arada onbeş senemin Doğu'da geçtiğini söylememk zorundayım abartısızca... Hani Sen ne biliyorsun o Bölgeler hakkında diyecek olanlara karşı... Boyoz, poğaça, gevrek satan bir yer düşünün. Levhasına yüz defa baklavacı yazsa ne çıkar... Durum ayniyle vaki böyle... Eğer Köy Enstitüleri devam etseydi veya ettirilebilseydi... O Bölgelerde ne feodal yapı kalacaktı, ne marabalık... Açlık imanı bozar derler genelde...Özgür bireyler oluşturulamadı... Endüstri toplumuna geçerilebilseydi O Bölgeler... Şimdi bu sorunları hiç konuşmuyor olacaktık... Demokrasi Cumhuriyet değerleriyle kuvvetlidir... Şimdiki zamanlarda Demokrasi iki statüdse yol alıyor... Özgür bireylerin demokrasisi, sürü demokrasisi... Sürü demokrasisinde bir maestro var, alıyor çomağı eline, hedefi gösteriyor ve hep beraber çalıp oynuyorlar... Çok basite indirgedim haliyle... Çünkü anlatım örneklemelerle olunca daha iyi anlaşılıyor görüşündeyim... Sevgimle baki selamlar, daim aydınlıklar... Benim görüşlerimdir. Doğru ve yanlışlarıyla... Hor görmem, hor görülmek istemem... Fikrim ve vicdanım daim hürdür... Çok bildim diyen megolomanları da hiç sevmem... Kuvvetle muhtemel Sizler de sevmezsiniz... Bazen sadece yıkım hücumları oluşabiliyor... Anlatacaklarımızı saygı ve sevgi çerçevesinde yapalım ki... İnsan ve insanlığa katkımız olabilsin... Sağlıcakla kalınız. Emeklerinize sağlık olsun daim...
Ilkay Surka Seku: Ben Mustafa Kemal ATATÜRK'ün şu sözleriyle nokta koymak istiyorum yorumlara ve yazına Sabih'ciğim yüreğine ve emeğine sağlık ayyrıca ...Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, sâf ve temiz hal...kımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir. 1923 (Atatürk’ün S.D. II, S. 127)......
Sabih Samur: Bu paylaşım münasebetiyle sohbete katılan (ayrımsız) tüm arkadaşlara fikirlerini beyan ettikleri, cümlelerde "ben" ağırlıklı ifadeler kullanmadıkları, belden aşağı vurmadıkları, üstten bakmadıkları ve karşılıklı aydınlanmamıza sebep oldukları için teşekkürlerimi arz ediyorum.
Saygı ve sevgilerimle
Sabih Samur
Komiser FETO
Gönderen SABİH SAMUR | 2:51 PM | Ergenekon, Fethullah Gülen, GIRGIR, Kod Adı: TC, Sabih Samur, Türk Polisi | 0 yorum »TATBİKAT
Gönderen SABİH SAMUR | 2:13 PM | Kod Adı: TC, Sabih Samur (kolay yetişmiyor), Yılmaz Özdil | 0 yorum »
Ekleyen: KUVVA-İ MİLLİYE HAREKETİ · 549 / 550
--------------------------------------------------------------------------------
TATBİKAT
Ege Denizi’nde yapılması planlanan tatbikat, güney deniz saha komutanının içerde olduğunun belirlenmesi üzerine, Karadeniz’e kaydırılmak istendi. Ancak, kuzey deniz saha komutanının da içerde olduğunun tespit edilmesi üzerine, Van Gölü’nde yapılmasına karar verildi.
*
Kamyoncular odasının yardımıyla gemilerin karadan taşınması planlanıyordu ki, tatbik edecek sayıda kamyon bulunduğu, tatbikat yapacak sayıda gemi bulunmadığı ortaya çıktı. Firkateynlerin Somali’ye korsan kovalamaya, hücumbotların Libya’ya çipura avlamaya gönderildiği rapor edildi. Bari denizaltı götürelim dendi ama, bu sefer de, denizaltı filo komutanın içerde olduğu hatırlandı.
*
Tam o sırada, The Taraf gazetesi, denizaltıların Marmaris’ten dalıp
Van Gölü’ne gidiyorum ayaklarıyla Mogan Gölü’nden çıkarak, darbe yapacağını iddia etti. TRT’deki
tatbikatın içinden programına katılan gazeteciler, denizaltı torpidolarıyla Etiler’de patlayan bombanın seri numarasının aynı olduğuna dikkat çekti. Tanzanya’dan servis edilen internet kasedinde ise, Tunalı’daki Kuğulu
Park’a demirleyen çıkarma gemilerinde fuhuş yapıldığı öne sürüldü.
*
Emrindeki subaylar kendisine suikast yapacak diye içeri tıkıldığı için, deniz kuvvetleri komutanı, amiral gemisinde dımdızlak kalmıştı. E tek başına zor tabii... Telsize mi bakayım, dümeni mi tutayım, radar hangisiydi filan derken, emir-komuta zinciri koptu.
*
Eşlerine iftira atılan albaylar kafasına sıktığı için, bataryalar sahipsiz kaldı, karadan topçu desteği sekteye uğradı. Hapisteki hava kuvvetleri komutanına geçmiş olsun ziyaretine giden pilotlar gözaltına alındığı için, hava desteği de verilemedi. Helikopterler desen, zaten seçim mitinglerine tahsis edilmişti. Tatbikat yapıcaz diye Girit açıklarına bırakılan ve müşterek fiili atış desteğinden yoksun kalan SAT komandoları, ayvayı yediklerini anlayınca, yüze yüze Ayvalık’ta balıkçı barınağına sığındı... Ki, balıkçı barınağı polis tarafından basıldı. SAT’lar kaçak Sri Lankalı oldukları gerekçesiyle tutuklandı. Operasyona “fok badem” adı verildi. Milli Savunma Bakanı, operasyonu yürüten polislere üstün hizmet madalyası takdim etti.
*
Genelkurmay karargâhındaki durum değerlendirmesinde, tatbikatı yapamadık, bari “seçkin gözlemci”ler için Marmara’da iki tane balıkçı
teknesi dolaştıralım diye düşünüldü. Ancak, ondan da vazgeçildi...
Seçkin gözlemciler böcek kameralar vasıtasıyla zaten donumuza kadar her şeyi gözlemlendiği için, dürbüne periskopa gerek olmadığı belirlendi.
Kaynak: Hürriyet Gazetesi
.
Günümüzün Ali Kemal'i Yiğit Bulut
Gönderen SABİH SAMUR | 10:25 PM | Ali Kemal, Kariyer Gazetesi, Osman Baydemir, PKK, Yiğit Bulut | 0 yorum »
http://www.kariyergazetesi.net/hbr/haberdetay.asp?ID=1005
Gazeteciler Cemiyeti’nde, Basın Şehitleri bölümünde Ali Kemal adlı gazetecinin resmi bulunmaktadır. Kimdir Ali Kemal?
Kurtuluş savaşı sırasında Mustafa Kemal ve arkadaşları memleketi kurtarmak için mücadele verirken aralarında Adnan Menderes’in babası, Sait Molla ve Ali Kemal gibilerin bulunduğu bir grup ‘İngiliz muhipleri (sevenleri) derneğini kurmuş ve Kuvvayi-milliye ve Mustafa Kemal’in silah arkadaşlarını eleştirmiş, Aznavur çetelerini destekleyen ve öven yazılar yazmış bir gazetecidir. Mütareke basınının mütareke gazeteciliğini yapmış bir gazetecidir.
Kurtuluş savaşı kazanılıp İngilizler memleketlerine dönerken, ülkeye ihanet edenler teker teker toplanmaya başlamıştır. Gazeteci Ali Kemal de tutuklanan bu hainler arasındadır. Tutuklananlar İstiklâl Mahkemeleri’nde yargılanmak üzere Ankara’ya sevk edilirken Tren İzmit’te durduğu sırada Menzil Komutanı Nurettin Paşa kendisini görmek istemiş ve kendisine şu soruyu sormuştur:
‘Memleket işgal altındayken, Yunan mezalimi, padişahçı kuvvetlerin, çetelerin saldırıları devam ederken vatanı kurtarmak için canını dişine takmış vatanseverlerin binlerce şehit ve gazi vererek sürdürdükleri Kurtuluş Savaşı ve başta Mustafa Kemal olmak üzere, millî kuvvetlerin yönetim kadroları ve kurtuluş savaşı aleyhine nasıl bu kadar hainane yazılar yazarsınız?’
Ali Kemal’in verdiği cevap ilginçtir.
Ali Kemal “ bütün medeni memleketlerde basın hürdür, yazar fikrini serbestçe söyler, ben görevimi yaptım” demiştir.
Bunun üzerine Nurettin Paşa “O zaman bu fikirlerini, vatan için binlerce şehit vermiş dışarıdaki ahalinin kendisine söyle “ diyerek Ali Kemal’i halkın arasına göndermiştir. Halk ta onu linç etmiştir.
Tarafsız gibi gözüküp taraf olmak Ülkenin Kutsal Çıkarlarına aykırı olabilir.
Var olma savaşının yaşandığı bu günlerde;
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Hükümet tarafından etkisizleştirildiğini düşünen ve bu nedenle kendilerine müdahale etmesinin söz konusu dahi olmayacağını düşünme gafletinde bulunan, Osman Baydemir’in Federal Kürt Devleti’ni resmen açıklamak için uygun zaman beklediği,
T.C’nin Askerine ve Polisine taş atıldığı ve taş atanların artık iktidar gücü ile kanun önünde suçsuz sayıldığı ve bölücüler tarafından “küçük generaller” diye adlandırıldığı ülkemde, herkes söylediği lafı tartarak söylemelidir.
Bu bir ulusal görevdir.
Günü geldiğinde ki o gün çok yaklaşmıştır;
Bu sözleri sarf edenler, tarafsızlık ve demokrasi adı altında, kalemi ile onları destekleyen kalemşörler, Ali Kemaller trenden indirileceklerdir.
Sabih Samur
Tekstil Meslek ve Yarınsızlık
Gönderen SABİH SAMUR | 11:17 PM | AKP, Etiler Lisesi, Kod Adı: TC, Sabih Samur, Tarabya, Tayyip Erdoğan, TOKİ, Topkapı Tekstil Meslek Lisesi | 0 yorum »Dün
Bugün
Yarın
Günlerdir elim tuşlara gitmiyor.
Bize ait, bizim dönemimize ait, anılarımıza ait ne varsa AKP iktidarı döneminde bir bir elimden, beynimden alındığını görüyorum, hiç bir şey yapamıyorum.
Tarabya'da geziyorum. Bana ait hiçbir şey kalmamış. Parsellenmiş, talan edilmiş.
Ortaokulu okuduğum Akatlar'daki benim dönemimdeki adı Levent Lisesi olan okulumun TOKİ tarafından alınarak yıkılacağını ve yerine oranın rantına uygun bir bina yapılacağını öğreniyorum. Neymiş burası sayesinde başka yerlerde yüzlerce okul yapılacakmış. Kuleli Askeri Lisesi'ni de yıkın. Kıymetli arazi; binlerce okul yaparsınız başka yerlerde...
Arkadaşlarla konuşuyorum. "Pilav günümüz var, gelecek misin?" diye soruyorlar.
Sanki bende pilav yiyecek ağız ve tat kalmış gibi.
Düşünüyorum; ulan diyorum sıra lise yıllarımın geçtiği Tektil Meslek Lisemde.
Yedirirler mi oğlum diyorum sana bu okulu. Cevizlibağ'ın göbeğinde ki bu devasa arazi AKP ve kankası TOKİ'nin gözünden kaçar mı?
Nasıl koruyabilirim okulu mu?
Tekstil'e çaput bezi diyen hükümetin başına göre bu okul da çaput bezini imalat edenlerin yetiştirildiği gereksiz bir eğitim ve öğretim yuvasından ibaret değil mi?
Yakışmaz mı oraya güzel bir rezistans mı residence mi neyse ondan.
Önce okulun adını aldılar bizlere sormadan.
Şimdi de kendini alacaklar bizlere sormadan.
Otuz sene evvel o okulun bahçesine diktiğimiz çam fideleri şu an orman oldu!
Benle mi diktin onları AKP? TOKİ?
Benle dikmediğine göre bensiz de yıkamazsın!
Yıkacaksak beraber yıkacağız.
Evet Tekstil Meslek Lisesi pilav gününe katılacağım.
Ve Mezunlar Derneği başkanıma soracağım: "Biz pilav yemekten başka ne yapabiliriz?" diye...
Yapılacak çok şey var!
Konuşacağız.
Aklıma gelmişken arkadaşlar dikkat etmek lazım burası İstanbul.
Okulunu ve sana ait olan tüm değerlerini koruman lazım.
Boru mu bu karşında koskoca AKP ve onun başı var!
Bugün okulunu çizerler yarın seni.
Ne diyor reklamlarda?
"Kızım çantana dikkat et burası İstanbul"
Ağız tadında nice pilav günlerine, yarınsızlık olmaması dileklerimle.
Sabih Samur
Baykal: Türkiye’yi Sevr noktasına taşıyorlar
Gönderen SABİH SAMUR | 3:43 PM | AKP, CHP, Deniz Baykal, Kod Adı: TC, Sevr, Sevres | 0 yorum »
CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal, Antalya’nın Alanya ilçesinde seçim geçzilerini sürdürüyor. Partililere hitap eden Baykal, “Siyaset dürüst yapılır bir iş olmaktan çıkmış. Meşrutiyet Dönemi’nde siyasette muhalefet yapanları köprünün üstünden geçerken arkasından vururlardı. Suikast, adam öldürme siyaset yöntemiydi. Şimdi vurma yerine şantaj, tehdit, kaset, komplo. Bununla siyasi etkisizleştirme yöntemleri uygulanmaya başlandı” diye konuştu.YGS’de şifre iddialarına ilişkin savcılık tarafından verilen takipsizlik kararını da eleştiren Baykal, “Savcı, üzerine vazife olmadığı halde bir şey yok diye açıklama yaptı. Varı yoku mahkeme karar verecek. Hemen kapattılar bunu. Kapatıyoruz ama bunun hakkında yine de soruşturma yapın, acaba görevi kötüye kullanma, ihmal var mı bakılsın. Yani bir yandan işi kurtarmaya çalışıyorlar, bir yandan da bu kadar da açık bir uygunsuz tablo karşısında (hiçbir şey yok) demeye cesaret edemiyorlar. Şimdi bu neyi gösteriyor? Yargı bağımsız olmaktan çıkmış. Yargı hükümetin yanlışına dur diyecek noktada değil” dedi.
Eyalet sistemine geçiş
Başkanlık sisteminin federal yapı ve eyaletler sistemine geçiş süreci olduğunu belirten Baykal, “(Anayasayı değiştireceğiz, başkanlık rejimine geçeceğiz) deniliyor. Kişisel hegemonyasını anayasal düzen haline getirecek. Başkanlık sistemi olan yerlerde federal yapı, eyaletler sistemi var. Önce başkanlık sistemine geçersek arkasından eyaletler sistemine mi geçeceğiz? Eyaletler olunca ne olacak? Herkesin etnik kimliğine göre ayrı oluşumlar. Lozan’dan beri bizi nereye taşımak istiyorlar? Lozan neydi, Sevr neydi? Şimdi Sevr noktasına ince ince Türkiye’yi taşıyorlar kendi içimizde. Lord Curzon’nun yapamadığını Türkiye’de iktidarlara yaptırmaya çalışıyorlar. Şimdi bu gidişe ’dur’demek lazım” diye konuştu.
Kaynak: www.yg.yenicaggazetesi.com.tr
Beykoz'da dalgalanan al bayrağım ve Kürt Açılımını yapıp kıçı açıkta kalanlar
Gönderen SABİH SAMUR | 1:08 PM | AKP, Beykoz, İstanbul, Kod Adı: TC, Kürt Açılımı, Rumeli Kavağı, Sabih Samur, Tayyip Erdoğan, Teröristbaşı Abdullah Öcalan | 0 yorum »
Geçen gün iş ve özel nedenle gittiğim Rumeli Kavağı dönüşünde durup nefes almak ve bu arada deklanşöre basarak bu enstantaneyi sizlerle paylaşmak istedim.
Gönül isterdi ki ne güzel bir fotoğraf çekmişim, manzara çok güzelmiş falan filan diye konuşalım.
Ama bazen gönlün istediği her şey maalesef olmuyor.
Bu anlam yüklü fotoğraf içinde başka bir anlamda taşıyordu aynı zamanda...
Apo denen bir Puşt var!
Hani şu Teröristbaşı olan Yavşak!
Anneler gününde annem diye seslenemeyen bebeklerin katili!
Hatırlayamadınız değil mi?
Çünkü onun Tayyip Efendi ve saz heyeti cephesindeki adı; İmralı Sakini.
Allah şahsıma bu yavşağa İmralı Sakini demeyi nasip etmesin.
Ve bu Sn. Yavşak öyle diyorlar başına (ve hatta kıçına) Sayın koymak gerekiyor.
Bu yavşakla pazarlık yapan ve sözde Türk Milletini, T.C'yi hasbel kader temsil eden bu hükümet ve başı seçim sonrası ortalığı kan gölüne çevireceğim diyen bu iti konuşturmaya devam ediyor. Çünkü daha önemli işleri var.
2023'e kadar İstanbul'u hallaç pamuğu gibi atmak...
08 Mayıs 2011 tarihini, terörist başı denen bu yavşağı ve bu sözde Kürt Açılımını yaparak kıçı açıkta kalan Usta'yı hiç bir zaman unutmayınız.
Tüm annelerin ve oğulları bu yavşağın talimatı, azmettirmesi ile şehit olan tüm şehit annelerinin Anneler Gününü en içten sevgi ve saygılarımla kutluyorum.
Sabih Samur
Ankara İlçe Olacak!
Gönderen SABİH SAMUR | 8:44 AM | Ali Babacan, Ankara, Genel Kurmay Başkanı, İstanbul, Sabih Samur, Tayyip Erdoğan, TSK, Vakıfbank Reklamı | 0 yorum »Çok acı...
Türkiye'de uzun yıllardır planlanmış olan Ankara'dan göçme, İstanbul'u tekrar Başkent yapma ülküsü adım adım gerçekleştiriliyor.
2023 Türkiyesi'nde Ankara İLÇE olacaktır.
http://www.tasdelen.org/video/vakifbank-reklami-turkiyenin-bana-ihtiyaci-var/
Bu adreste yer alan Vakıfbank reklâmı bize Bankanın Genel Müdürlüğü'nün İstanbul'a taşınmasının faydalarından ve olması gerektiğinden bahsediyor.
Vakıfbank kurum olarak bu oyunda yer almak zorunda!
Sırada nereler var?
Taşınması gereken tüm kamu kuruluşları.
TSK dahil. Kuleli Askeri Lisesi otel olmaktan kurtulur böylece.
Boğaza nazır Çengelköy'de Genel Kurmay Başkanlığı.
Ne işin var Buz gibi Ankara'da.
Ne diyor Sn. Başbakan?
"Durmak yok yola devam."
Yakışır sana bu yollar başbakan.
Bizler iyi ve sessiz birer seyirci olduktan sonra...
Sabih Samur
Anlamakta zorlananlar için!!!
Gönderen SABİH SAMUR | 10:45 PM | Facebook, Sabahattin Önkibar, Sabih Samur | 0 yorum »
Kim ki aşağıda yer alan bu 15 maddenin yürürlüğe girmesi için plan yapmaktadır,
kim ki Teröristbaşı ve bebek katili olan iti İmralı'dan alıp ev hapsi adı altında istirahat ettirme hayali kurmaktadır; bilsin ki Türk Milleti'nin yanıtı Türk Usulü olacaktır.
Kanı ve sütü bozuk olan hariç hiç kimse bu oluşuma sessiz kalmayacaktır.
Bu memleket sahipsiz değildir.
Rüzgâr eken, Fırtına biçer.
Sabih Samur
1) Türkiye’nin idari yapısının değişmesi yani başkanlık ve eyalet modeline geçilmesi.
2) Anayasa’ya Kürtlerin devleti kuran kurucu unsur olduğunun girmesi.
3) Türk bayrağının değişmesi.
4) Devletin resmi dilinin Türkçe olduğunun kaldırılması.
5) Ankara’nın başkentlikten çıkarılması.
6) Laiklik tanımının değişmesi.
7) Kürtçe eğitim hakkının verilmesi.
8) TSK’nın Milli Savunma Bakanlığına bağlanması.
9) Danıştay’ın yetki alanının daraltılması.
10) Dini cemaatlere özel bir statü verilmesi.
11) Eğitim birliğinin kaldırılması.
12 ) Azınlık mal ve hakların Anayasal güvencelerin verilmesi.
13) Din özgürlüğü adıyla misyonerliğe Anayasal güvence getirilmesi.
14) Fener Patrikhanesine Anayasal koruma getirilmesi.
15) Azınlık Vakıf ve Derneklerine Anayasal teminat!
2023 Türkiyesi ve Başkan Erdoğan
Gönderen SABİH SAMUR | 11:17 PM | 2023 Türkiyesi, Amed, Ankara, CHP, Devlet Bahçeli, Diyarbakır, DP, Kemal Kılıçdaroğlu, MHP, Milli Eğitim Bakanlığı, Mustafa Kemal ATATÜRK, Nimet Çubukçu, Tayyip Erdoğan | 0 yorum »

2023 yılı, 23 Nisan.
Başkan yardımcısı Nimet Çubukçu Amed (eski adıyla Diyarbakır) Eyaletindeki törenleri gözleri yaşlı bir şekilde izliyor. Törenleri gökyüzünde oluşturulan devasa büyüklükteki üç boyutlu görsel aktarıcıdan izleyen halka, unutulmak üzere olan Türkçeyi de nezaketen, gönül koyulmasın babında alt yazı ile geçme jesti yaptırıyor Sn. Çubukçu.
O an aklına yıllar önce, sanırım 2011 yılında, adını bile hatırlayamadığı MHP adlı partinin bir yetkilisinin kendisine söylediği “iki dillilik olamaz o dili kopartırım” sözü geliyor. Gülüp geçiyor. Ne yıllardı diyor içinden tören yürüyüşünde yer alan miniklerin Sarı-Kırmızı-Yeşil den oluşan cıvıl cıvıl kıyafetlerine bakarak.
Seçimlere çok az kalmıştı, Başkan Erdoğan o zaman T.C.’nin Başbakanı idi. CHP bir şeyler yapmaya çalışıyor o iste muhteşem hatipliği sayesinde Kılıçdaroğlu ile tabiri caiz ise oynuyordu.
Devlet Bahçeli 12 Eylül’e takılmışlığı ile zaman zaman ani çıkışlar yapmış ama daha öteye gidememişti.
DP ise uyuyan dev denmesine rağmen uyanmayı başaramadı. Facebook denen ilkel, birinci nesil paylaşım sitesinde en son 20. grubu kurmuşlar ve “ben söyle yaptım, ben böyle yaptım” diye genç kızlık hikayelerini anlatıyorlardı birbirlerine.
Biz de bu sırada kömürden sonra baharda neler dağıtabiliriz fakirleştirdiğimiz ve yardıma yatkın hale getirdiğimiz halkımıza, onu planlıyorduk.
Stratosfer katmanında oluşturulan lazer yağmuru bir anda gökyüzünü Sarı-Kırmızı-Yeşil renklere büründürdü. Ve beklenen an gelmişti. Gökyüzünde Yüce lider Başkan Erdoğan belirdi.
Halkına İstanbul’a taşınan Başkanlık Sarayı’ndan sesleniyordu.
Bu arada unutmadan; önce Merkez Bankası ile başlayan süreç tüm bakanlıklar ve resmi dairelerin İstanbul’a taşınması ile tamamlanmıştı. 2018 yılında alınan kararla Atatürk’ün Ankarası ilçe durumuna getirilmişti. Herkes mutluydu eski ve köhnemiş olan Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin tüm izleri silinmişti.
Evet bu sadece bir hikaye.
Bu hikayenin gerçek olmasını arzuluyorsanız durmayın, paylaşım sitelerinde birbirinizi yemeye, aptalca kıskançlıklar ve en çok ben bilerim pozlarıyla harcayın seçime kadar olan Allahın verdiği sayılı günleri.
Büyüksün Tayyip Erdoğan.
Ve şanslısın. Bu kadar beceriden yoksun bir muhalefete sahip olduğun için.
Sabih Samur
Sorumlu ve suçlusunuz!
Gönderen SABİH SAMUR | 6:30 PM | AKP, CHP, Deniz Baykal, Facebook, Kod Adı: TC, Mehmet Ağar, Sabahattin Önkibar, Sabih Samur, Tayyip Erdoğan, Yeniçağ Gazetesi | 0 yorum »1) Tayyip Erdoğan fenomenini yaratan halk değildir.
2) Tayyip Erdoğan ilk kez 1991 seçimlerinde halkın karşısına çıkmış ve tercih oylarında kendi partilisi Mustafa Baş’a yenilmiştir..
Halkın karşısına ikinci çıkışı ise İstanbul Belediye seçimlerinde olmuş ve Dalan-Kesici-Livaneli rekabetinden yararlanarak yüzde 27 ile İstanbul’a başkan seçilmiştir.
3) Tayyip Erdoğan’ı halkın gözünde kahraman yapan operasyon ise 28 Şubatçı generaller tarafından yapılmıştır.
4) Dönemin generalleri Tayyip Erdoğan’ı şiir okuduğu için hapse gönderirken aslında Erdoğan’a mağduriyet bahşettiler ve onun imajına yani liderlik projesine ilk harcı koymuş oldular.
5) Bugün anlaşılmıştır ki dönemin bazı generallerinin şiir okuma suçuyla Erdoğan’ı hapse göndermeleri CIA’nin yeni bir lider yaratma projesidir.
6) Aksi olsaydı yani 28 Şubat’ın generalleri Tayyip Erdoğan’ı gerçekten tasfiyeyi hedefleseydi onu şiir okumaktan değil, İstanbul Belediyesinde yolsuzluk yapmaktan mahkûm ettirirdi ki böyle bir mahkûmiyet yüz kızartıcı suç olması sebebiyle Erdoğan’ı siyaseten o gün tamamen yok edecekti.
7) Tayyip Erdoğan’ın Ergenekon ve darbeler soruşturması bağlamında 28 Şubat dönemini hiç görmemesi ve o dönemin sorumlularının üstüne zerre gitmemesi bu tezimizin kanıtıdır.
8) Sistematik bir biçimde liderliğe hazırlanan ve mağduriyet imajı bahşedilen Tayyip Erdoğan’ın gelişinin hızlanmasını ateşleyen olay ise dönemin Başbakan’ı Ecevit’in Irak’a ABD’nin müdahale etmesine sıcak bakmamasıdır. ABD Ecevit’in menfi tutumu gördüğü an Kemal Derviş’e erken seçim lafını ettirmiştir.
9) Seçime bir buçuk yıl varken alınan seçim kararı Tayyip Erdoğan’ın iktidara gelmesine katkı sağlamıştır.
10) Eğer o dönem yani 2002’nin sonunda erken seçim olmasaydı ve seçim zamanında yapılsaydı Ecevit hükümetince başlatılan İstanbul Belediyesi ile ilgili yolsuzluk operasyonunda yargının Erdoğan için mahkûmiyet kararını vermesi güçlü ihtimaldi ki bu davaların dosyaları dokunulmazlık sebebi ile hâlâ kapanmamıştır.
11)Tayyip Erdoğan’ı erken seçim kararından sonra iktidara taşıyan ikinci olay CHP ve o günkü lideri Deniz Baykal’ın tarihi hatasıdır. Baykal seçilme hakkı olmayan ve mebus seçilemeyen Tayyip Erdoğan’a akıl almaz bir biçimde yasa ve kuralların dışına çıkarak el vermiş ve ona iktidarla Başbakanlığı altın tepside sunmuştur..Bu yanlışa ya da suça dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de iştirak etmiştir.
12) Baykal’ın CHP’si bunu yapmayıp yasa ve kuralların uygulanmasında ısrarlı olsaydı o gün Başbakanlık koltuğunda oturan Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan kanlı bıçaklı olacak ve AKP o süreçte ortasından ikiye bölünecekti...
Baykal Tayyip Bey’in önünü açarak AKP’nin bölünmesini engelledi ve Tayyiban yani baskıcı rejimin kurumsallaşmasına zemin hazırladı...
Kuşkusuz Deniz Bey o kararı, “Tayyip Erdoğan iktidara gelir yıpranır ve balonu da patlar” diye aldı, ancak öyle olmadı. Bu arada Deniz Bey’in aldığı o kararda dış dinamiklerin etkisinin olup olmadığı ise hâlâ sırdır.
13) Sonuç olarak görülmektedir ki Tayyip Erdoğan fenomeni ya da heyülasını yaratan halk değil, dış dinamikler, generaller ve güya AKP’yi devirmek isteyen partilerin liderleridir..
KURBAN ADAYI
Uzan-Ağar-Mumcu ve Baykal’dan sona sıra onda!
Tayyip Erdoğan Cem Uzan’ı ailesiyle beraber niye tasfiye etti biliyor musunuz?AKP’nin 2003 Haziran’ında yaptırdığı ankette yüzde 18 çıktığı için!Aynı şey Ağar-Mumcu ikilisi için de geçerlidir.2007 seçimleri öncesinde Tayyip Erdoğan baktı ki bu iki isim ittifakla seçime giderse yüzde 20’yi bulacaklar ve AKP tahtından inecek, hemen başka şeyleri devreye soktu.Önce Mehmet Ağar’a ziyarete gidildi.Akabinde Erkan Mumcu’ya bir şeyler söylendi ve iki isim bu birlikteliğin olmaması için tabanlarına rağmen kollarını sıvadı ve güç birliğini sabote ettiler!Sonuç mu?AKP yüzde 47 ile iktidar olurken Ağar ve Mumcu siyasetten çekildi.İlginçtir bu işin kokusu bugüne kadar çıkmadı, neden acaba?
Gelelim Deniz Baykal’a..
CHP’yi İslamla barıştırır ve mütedeyyin kesimlerle kaynaştırırken birden o malum kaset servis edildi.
Sonuç: Baykal da geri çekilmek zorunda kaldı.
Ve bugün...
Benzer çabalar Kemal Kılıçdaroğlu için sergileniyor.
Aylarca aradılar, taradılar ama zere bir defo bulamadılar.Buna rağmen referadum sürecinde utanmadan yalanlara dayalı kitaplar bile yazdırdılar!
Baktılar ki oradan da sonuç alamıyorlar bel altı dalışa karar kıldılar.
Önce boy ve soy dediler!
Etkili olamayınca PKK’lılık gibi absürt çamurları attılar.
O da bayağı ve komik bulununca kapan kurdular ve yanına gazeteci kılıklı birini gönderdiler.
Amaçları Kemal Bey’i AKP’li birine komplo kuran bir görüntüye sokmaktı ama o da tutmadı!
Hiç kuşkunuz olmasın seçime 90 gün var ve göreceksiniz buna benzer daha çok pusu kurulacak!Sorarım size muhalefete bunların yapıldığı bir ülkede gerçek bir demokrasiden söz edilebilir mi?
CHP’liler AKP’ye yukarıdaki isimleri hatırlatıp Kemal Kılıçdaroğlu’nu sana kurban ettirmeyeceğiz demeli!
Nasıl mı? Sokağa çıkıp demokratik bir metotla feveran ederek!
Sabahattin ÖNKİBAR









