F-16 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
F-16 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


-Bu bir Sabih Samur rüyasıdır.-


Game Over ( Oyun bitti)
Başbakan akşam yemeğini yemiş evindeki diz üstü bilgisayarında günün stresini atmak için oyun oynuyordur. Ekrana "game over" yazısı gelince bir anda alnında terler birikir. Abdullah Gül'ü çok acil konutuna davet eder ve sabaha kadar çalışırlar.Ertesi gün güneş doğarken yeni kabine listesi hazırlanmıştır.Ama böyle bir liste Türkiye'de ilk defa gerçekleşmektedir.Başbakan Yrd. ve Devlet Bakanı : Devlet Bahçeli Dış İşleri Bakanı : Deniz Baykal AB ile Koordinasyon : Kürşad Tüzmen, İç İşleri Bakanı : Mehmet Ağar Turizm Bakanı : Erkan Mumcu Savunma Bakanı : Hikmet Çetin Cumhurbaşkanına verilen liste tam bir şok etkisi yaratmış ama ilk defa Tayip Erdoğan ile mutabık kalmıştır.Tüm kadro 2007 seçimlerine kadar ülkeyi yönetmeye namusu ve şerefi üzerine söz verirler. Bu sırada Büyükanıt K.Irak'ta cepheden güzel haberler göndermektedir.Talabani'yi Irak Bayrağı'nı indirdiği bayrak direğine oturtmuştur. Kürt kökenli vatandaşlarımız kimlerin arkasından yürüdüklerini görmüşler ve yanlışlıktan dönme yolları aramaktadır. Osman Baydemir İsveç ve Belçika'ya iltica talebinde bulunmuştur.Hükümet onaylanmış memlekette inanılmaz bir birlik ve beraberlik rüzgarı esmektedir.Türkiye'de ki üretimlerini Mısır'a ve Çin'e kaydıran Tekstil Holdingleri yaptıkları hataların farkına varmış herkes doğduğu vilayete fabrikasını taşıma seferberliğindedir.Mehmet Ağar İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere hemen hemen tüm illerde kap kaç, hırsızlık, çete ve mafya özentilerinin kökünü kazımıştır. Turizm bakanı Erkan Mumcu 2007, 2008 ve 2009'a kadar ki tüm yatak kapasitemizi Kış Turizmi dahil doldurmuştur.Amerika Deniz Baykal'a Başbakana iletilmek üzere resmi özür mektubunu vermiştir. Aselsan'da F16'nın tüm elektronik aksamının üretildiği bölümün hemen yanına yeni üretilecek olan F 35'lerin elektronik kontrol ünitelerinin yer aldığı yeni tesis Hikmet Çetin ve Hava Kuvvetleri Komutanıyla beraber Türk Yıldızları'nın gösteri uçuşu eşliğinde açılmıştır.Yeni açılan teknoparklar ve Nokia ile Motorola'nın fabrikalarını Zonguldak, Sinop ve Mardin'e taşımaları ile birlikte İstanbul ve diğer büyük şehirlere göç bıçak gibi kesilmiş tersine göç başlamıştır.Almanya ve Fransa'dan gelen Avrupalı kaçak işçiler sorun olmaya başlamıştır.Türkiye'deki yıllık otomobil satışı 100.000 adedi geçen Mercedes Almanya'daki tesisi Afyon'a taşıma kararı almıştır.Avrupa'nın jet sosyetesi Alanya'yı keşfetmiş özel uçağına atlayan soluğu Gazipaşa Havaalanında almakta, Alanya Belediyesi'nin organize ettiği limuzinlerle merkeze kadar gelmektedirler. Apart otellerin yerini alan yöresel özellikler taşıyan, muz bahçelerinin içindeki butik oteller anlata anlata bitirilememektedir.Esnafın yüzünde güller açmaktadır.Eşimin omzumu silkelemesi ile uyandım. "hayatım işe geç kalacaksın" diyordu.Hala rüyanın etkisindeyim. Belki bir gün.....
Bu yazı 2388 kere okunmuştur.
Yeni Alanya Gazetesi arşivi 19.09.2006


Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı
Sayın Teoman Rıza GÜNERİ’nin
Basın Açıklaması
Değerli basın mensupları
Davetimize olumlu cevap vererek geldiniz, sizlere Saadet Partimiz adına teşekkür ediyorum. Bugün önemli bir faaliyetin öncesinde bir aradayız. Bu faaliyet, dünyanın önemli tarihi başkentlerinden biri olan İSTANBUL’da yapılacak ve çağrısı tüm dünyaya olan dev bir FİLİSTİN mitingidir.
Çünkü İstanbul, geçen asırlar boyunca, 400 yıldan fazla KUDÜS’te onlarca mezhep ve etnik grubu bir arada adalet ve güvenlik içinde yaşatmış bir medeniyetin başkenti idi. Bu bölge, Osmanlı hakimiyetinde barış içinde yaşadı.
Onun için Filistin’le, Kudüs’le, Gazze’yle ilgili söylenecek sözün İstanbul’dan söylenecek olması önemlidir.
Bu bizim için olduğu kadar dünya için de önemlidir. Yahudisiyle, Hıristiyanıyla, Müslümanıyla, Hindusuyla, Budistiyle ve ateistiyle tüm dünya, Filistin için, İstanbul’dan, Türkiye’den söylenecek sözün ağırlığının farkındadır.
Ve mazlumlar bu sözü, bizim bu sözümüzü, Türkiye’nin sözünü, haykırışını, taraf olmasını beklemektedir.
Değerli basın mensupları
İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği katliamı dünya ile beraber siz de takip ediyorsunuz. Bu katlanılabilir, kabul edilebilir, görmezden gelinebilir bir durum değildir; çünkü bu bir vahşettir, katliamdır, adeta soykırımdır.
Ve aslında dünya, GAZZE’de olanları, FİLİSTİN’de olanları tam anlamıyla da bilmemektedir. Bu bölge aslında adeta sürekli abluka altındadır, bu bölge ilan edilmemiş cezaevi durumundadır.
ÜSTELİK, İSRAİL şu an insani yardıma bile müsaade etmemektedir. BM’nin ve diğer uluslar arası kuruluşların onca çağrılarına rağmen İSRAİL sanki bir şey olmamış gibi katliama devam etmektedir.
Onun için mazlum Filistin halkının karşı karşıya kaldığı durumun öncelikle tüm dünyaya iletilmesi ve peşinden de dünyanın bu vahşeti durdurması için harekete geçmesini sağlamak geliyor. Bu konuda bizim öncü olmamız gerekiyor.

Değerli basın mensupları
Biz, Saadet Partisi olarak, GAZZE’de olanları durdurmaya dönük her tür çabaya destek veriyoruz. Bu konuda BM, İslam Konferansı Örgütü, ARAP BİRLİĞİ ve HÜKÜMETİN yapacağı tüm çalışmaları destekliyoruz. Ancak kabul etmek gerekir ki, GAZZE’de olanlar bir sabah aniden medyana gelmiş değildir. Bu bir süreçtir. Ve bu süreçte maalesef bu saydığım aktörler maalesef üzerine düşeni yapmamıştır.
Ve bugün hükümet dahil İslam Konferansı Örgütü, ve ARAP BİRLİĞİ bu konuda pasif arabulucu gibi davranmaktadır. “TAPUSU BİZDE” dediğiniz bir yer için ARABULUCU değil TARAF olmalısınız.
Son dönem GAZZE olayları sebebiyle bir defa daha gördük ki, Türkiye’de yaşayan herkes FİLİSTİN konusunda hassastır. Büyük ülke olmak böyle bir şeydir.
Ülkemizin her yerinde son 10 gündür FİLİSTİN’de olanlar sebebiyle protestolar düzenlenmektedir. Halkımızın bu hissiyatı bize tüm dünyada ADALET adına ümitli olmamızı sağlamalıdır.

Değerli basın mensupları
Şu an Gazze’de uygulanan ve an be an ölü sayısının arttığı katliama duyarlı olmak her vicdan sahibinin birinci önceliği olmalıdır.
Milli Görüş, bu konuda her zaman hassasiyetini ortaya koymuştur. İstanbul’da ve değişik illerde FİLİSTİN’le ilgili defalarca büyük mitingler düzenledik, düzenlenen mitinglere destek olduk.
Ve son GAZZE olayları başladığı zaman da başta Genel Başkanımız olmak üzere parti yetkililerimiz hem hükümete rehberlik ve ikaz edici görevlerini yerine getirmişler hem de BM, İKÖ gibi uluslar arası teşkilatlara çağrılarını yapmışlardır.
Burada Genel Başkanımız Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ’un 8 teklifini hatırlatmak istiyorum. Genel Başkanımız GAZZE olayları tırmandığı zaman hemen şu 8 teklifi yapmıştı:
1) İlk olarak hükümet Türkiye'nin İsrail'deki büyükelçisini derhal geri çekmelidir.
2) Türkiye Cumhuriyeti hükümeti sadece büyükelçimizi çekmekle kalmamalı, aynı zamanda Birleşmiş Milletler, İslam Konferansı Örgütü, Arap Birliği, Avrupa Birliği gibi kuruluşları da harekete geçirerek İsrail'in bu vahşetine karşı tavır almaları için harekete geçirmelidir.
3) T.C. hükümeti, İsrail-Suriye görüşmelerindeki arabuluculuk rolünden vazgeçtiğini derhal bütün dünyaya deklere etmelidir.
4) Türk Kızılay'ı devreye sokularak Gazzelilerin ihtiyacı olan acil yardım malzemelerini büyük bir etkinlikle organize ederek, bölgeye göndermelidir.
5) Bu saldırılar neticesinde Gazze'deki yaralılar derhal bir havayolu koridoru oluşturularak Türkiye'ye getirilip tedavileri yaptırılmalıdır. Veya Türk Kızılay'ı tıbbi ve doktor ekip ve ekipmanlarıyla bölgeye girerek yaralıların ve hastaların tedavilerini yapmalıdır.
6) Türkiye-İsrail Dostluk Grubundaki parlamenterlerin istifa edip bu grubun feshi sağlanmalıdır.
7) İsrail'le askeri anlaşmalar iptal edilsin!
8) İsrail jetlerinin Konya'daki eğitim uçuşlarına son verilsin! Bu acil eylem planı devreye sokulmadığı müddetçe yapılacak hiçbir etkinliğin İsrail'in gözünü kar bürümüş acımasızlığını durduramayacaktır. 'Filistin'in tapuları Türkiye'dedir' demek yetmez. Bu vahşete seyirci kalmak gibi bir lekenin kıyamete kadar Türkiye'nin alnında kalmaması için derhal harekete geçilmelidir"
Şimdi bir adım daha ileri giderek, dev bir miting düzenliyoruz.
İnşallah 4 Ocak 2009 Pazar günü Saat: 12.00’de Çağlayan Meydanı’nda olacağız. Çoluk, çocuk, yaşlı, genç, kadın, erkek orada olacağız. Çünkü GAZZE’de her saat, çoluk, çocuk, yaşlı, genç, kadın, erkek çığlık çığlığa ölüyorlar, şehit oluyorlar, katliama maruz kalıyorlar.
GAZZE’den yansıyan görüntülere tahammül etmemiz mümkün değil. Gazze’de can veren sadece FİLİSTİNLİ değil çünkü orada İNSANLIK ölüyor, İNSANLIĞIMIZ ölüyor.
Ben bu mitingi hemen planlayıp ilan eden İstanbul İl Başkanlığımıza ve Miting tertip komitesine de teşekkür ediyorum.

Değerli basın mensupları
Pazar günü onbinlerce insanın FİLİSTİN ÖLMESİN, İNSANLIK ÖLMESİN, VAHŞET DURSUN, MAZLUMUN SESİ SİZ OLUN şeklinde tüm dünyaya sesini haykıracağı, FİLİSTİN HALKI ile BERABER olduğumuzu göstereceğimiz bu dev mitinge sizi de bekliyoruz.
Bu dev mitingi Saadet Partisi düzenlemekle beraber aynı zamanda SİVİL desteği de çok yüksek olan bir mitingdir. Çünkü bu mitinge 200’e yakın sivil toplum kuruluşu destek veriyor, bunlardan 60’dan fazlası da MİTİNG dokümanlarına isimlerini yazdırarak imza attılar. Dolayısıyla bu miting halkımızın yükselen sesi olacak, zulme dur diyecek, vahşete dur diyecek ve bu konuda sorumluluğu olan herkesi göreve çağıracaktır.

Değerli basın mensupları
Mitingimize ciddi bir katılım bekliyoruz. İnşallah bu yüksek katılım, FİLİSTİN’İN acısını durdurma noktasında bir etki oluşturur. Niyazımız budur.
Mitinge Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ katılacak ve konuşma yapacak. Ve tabii katılan misafirlerimiz de temsili konuşmalar yapacaklar.

Değerli basın mensupları
Şu an önemli bir tarihi noktadayız. Bu zulmü, bu soykırımı durduracak kim varsa hemen şimdi harekete geçmelidir. Çünkü İsrail henüz yapmaya niyetlendiğinin başındadır. Bunu resmen de açıklamıştır. Yani şu anda gördüğümüz ve tahammül edemediğimiz durum İSRAİLLİ yetkililere göre işin başıdır ve bir şey değildir. KARA Harekatı başlayınca kimbilir bu vahşetin kaç katına tanık olacağız. Buna müsaade edemeyiz. Dünya buna müsaade etmemelidir.
Mitingimize ben zulme karşıyım diyen herkesi bekliyoruz.
FİLİSTİN’DE akan kan dursun, çocuklar ölmesin diyen herkesi bekliyoruz.
Daha adil bir dünya, daha barış dolu bir dünya, huzur dolu bir Ortadoğu diyen herkesi Pazar günü ÇAĞLAYAN’A bekliyoruz.
Saygılarımla.
Kaynak : Saadet Partisi


BASIN AÇIKLAMASI
TARIH : 16 Aralık 2007
NO : BA - 37 / 07
Irak'ın kuzeyindeki Zap, Avaşin, Hakurk bölgeleri ile derinlikteki Kandil Dağı'nın Irak tarafında kalan kesimlerinde tespit edilen PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne ait hedefler, Türk Hava Kuvvetleri savaş uçaklarının 16 Aralık 2007 günü saat 01:00'dan itibaren uyguladığı, geniş kapsamlı bir hava harekatı ile vurulmuştur.
Hava harekatına katılan uçaklarımız, saat 04:15 itibarıyla emniyetli bir şekilde üslerine dönmüşlerdir.
Uçakların operasyon bölgesini terk etmelerini müteakip, Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı uzun menzilli silahlarla, Irak'ın kuzeyinde belirlenmiş hedeflerin ateş altına alınmasına devam edilmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetlerine verilen yetki çerçevesinde icra edilen operasyonlar, askeri ihtiyacın gereklerine göre kararlılıkla devam edecektir. Baştan beri açıklandığı gibi, operasyonlar tamamen PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne yönelik olup; Irak'ın kuzeyinde yaşayan halka ve düşmanca harekette bulunmayan yerel gruplara karşı değildir.
Genelkurmay Başkanlığınca daha önce duyurulduğu gibi, değerli basın mensuplarının operasyon alanlarına girmemeleri, can güvenlikleri açısından önem arz etmektedir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
KAYNAK : Genel Kurmay Başkanlığı internet sitesi
Sabih Samur Yorumu :
2006 yılının Nisan ayından bu yana her fırsatta ve ortamda gerek sözel gerekse yazılı olarak Kuzey Irak'a mutlaka sınır ötesi opersayon yapılması gerektiğini dile getirmekteyim.Şükürler olsunki nihayet F-16 ve F-4 uçaklarımızla Kandil dağı vurulmak suretiyle ilk adım atılmıştır.
Mevsim şartlarına ve her türlü muhalefete rağmen bu işin devamı getirilmelidir.
Saygılarımla

Gönderen SABİH SAMUR | 2:07 ÖS | , , , , , , | 0 yorum »




KKTC’DEN SURİYE’YE İLK FERİBOT SEFERİ


Son zamanlarda enteresan gelişmeler oluyor.Tam artık her şey bitti derken yepyeni ufuklar açılıyor Türkiye’nin önünde.Bu gelişmeler Türkiye’nin B Planı’nın parke taşları gibi…
Dünyaya bir adım geri çekilip bakmayı başarabilirsek; kısır türban çekişmelerinin girdabından kendimizi kurtarabilirsek göreceğiz ki dünya üzerinde yepyeni dünyalar kuruluyor.Bizler ise önümüze koyulan gündem ne ise onla otluyoruz.Dün “Türban” bir gün evveli “Protokol sorunu”,yarın “29 Ekim”…
Unutulan gündemler :
04 Temmuz 2003 Başımıza çuval geçirildi.
02 Ekim 1992 Muavenet Muhribimiz vuruldu ( 5 şehidimiz var).
Sınıra yaptığımız askeri yığınağımız.Sınır ötesi harekât içindi.Şu an iç harekâta dönüştü.
Unutulan gündemdeki maddelerin ne sorumlusu var,ne hatırlamak isteyen ne de hesap soran.
Tekrar “yepyeni dünyalar kuruluyor” cümlemize dönelim.Biz sınır ötesi harekâttan vazgeçe duralım,Türkmen soydaşlarımızı kendi kaderine terk edelim,bizim bırakmış olduğumuz bu boşluğu İsrail ve İran doldursun.
Bugün küçümsediğimiz sadece irtica olarak gördüğümüz İran teknolojik gelişme ve sanayileşme olarak Türkiye’ye minimum 20 yıl fark atmış durumdadır.
Kendi savaş uçağını,uzun menzilli füzelerini yapabilen ve en önemlisi nükleer güce sahip bir İran ile karşı karşıyayız.Sanayi olarak kendi otomobilini yapabilen bir İran.
Biz ise AKP’siz bir hayatı nasıl yakalarız diye fantezi yapıyoruz.
Bugün beğenmediğimiz AKP, bence rahmetli Ecevit’ten sonra yazının başlığında yer alan konunun “ KKTC’den Suriye’ye ilk feribot seferi” gerçekleşmesine hamilik yaparak büyük bir başarıya imza atmıştır.Bu ne demektir?


KKTC ile Ortadoğu arasında bir köprü kurulmuştur.Daha da önemlisi KKTC pasaportlarıyla Suriye’nin Lazkiye Limanı’na giriş yapan KKTC vatandaşlarının pasaportlarına Suriye makamlarının resmi mühürleri vurulmuştur.
Bunun ne kadar önemli olduğunu en iyi KKTC vatandaşları bilir.
Hayırlı olsun.
Sonuç itibariyle AKP’den korkmamak gerekir.Devletimizin çarkları işlemeye başladığı zaman gerek Sn. Gül gerekse Sn. Erdoğan gerekli uyumu göstereceklerdir,göstermek zorundadırlar.
Hiç kimse Atatürk ve silah arkadaşlarının çizmiş olduğu yol haritasından Türkiye’yi çıkartamaz.Muhalefete ve diğer tüm yaptırım güçlerine ve bizlere düşen görev bu seçilmiş hükümet ile halkın tercihine saygı göstererek yürümek,onları maksimum oranda çalıştırarak kaybedilmiş yılları kazanmaya çalışmak olmalıdır.O zaman bu başarı hepimizin olacaktır.
Birinci derece de hedefimiz bırakın Avrupa’yı öncelikle İran’ı yakalamak hatta geçmek olmalıdır.Çok çalışmalıyız.Hiç bir zaman hedeflerimiz küçük olmamalı!
KKTC’de ki , Irak’ta ki Türkmen kardeşlerimiz ve Azerbeycan’a olan ağabeyliğimiz sembolik değil gerçek anlamda olmalıdır.
Güçlü ve Onurlu bir Türkiye çok mu zor?

Sabih Samur


Milliyet Gazetesi Köşe yazarı Sn. Hasan Cemal’in 11 Mart 2007 Pazar günkü yazısında belirtiyor:“Bugün Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu yakın tehlikenin irtica değil, faşizm ya da faşizan bir otoriter rejim olduğunu düşünüyorum.İrtica ve bölücülük bağrışları arasında, kolu kanadı zaten kırık demokrasi ve hukuk devletinin kuşatma altına alınmak istendiğini uzunca bir zamandır biliyorum."İrtica geliyor, Türkiye bölünmek isteniyor!" sloganlarıyla ulusalcı-milliyetçi bir dalga kabartılıyor.”
Evet Hasan Cemal böyle diyor.
Ülkenin bölünmesinden,federal yapılanmadan bahsedildiği bir ortam “bölücülük bağrışması” olarak niteleniyorsa ulusalcı-milliyetçi dalga faşizm olarak kabulleniliyorsa gururla söylüyorum Sabih Samur olarak ben faşistim ve vatanını seven,onu korumak ve kollamak için yemin etmiş milyonlarca faşist Sabih Samur var!
Sabah Gazetesi’nin ağır ağabeylerinden Muhterem Fatih Altaylı’da köşesinde buyurmuşlar;
“…bu yükselen milliyetçilik ile nereye gidiyoruz?…”
Çok sakıncalı değil mi?
Aman çocuklarınızı uyarın kötü yola sapmasınlar.
Allah korusun büyüyünce Atatürk milliyetçisi filan olurlar neme lazım!
Bırak tshirtlerde yazan “I love USA” yazısını, donunuza kadar Amerikan bayrağı giyiniz sizden iyisi yok.
Neden? Çünkü bize öğretilen güçlüden yana ol zarar gelmez.
Ne istiyorum biliyor musunuz ?
Amerika, Türkiye’ye sınırsız Green Card verse de ne kadar Amerikan hayranı varsa defolup gitse!
Ulan bu yazıyı Bush mush okur da alırız başımıza belayı. O yüzden bende I love USA yani nasıl diyorlar sizde; me too!
ABD yüzünden Kuzey Irak’a giremiyoruz.
ABD yüzünden başka ülkelerden helikopter alamıyoruz.
ABD yüzünden güya kendi isteğimizle F-35 projesine dahil oluyoruz.
ABD yüzünden özelleştirmediğimiz bir Anıt Kabir kaldı.
Yukarıdaki 4 satırı kırk satır yapabilecek kudretteyiz Allah’a şükür.
Ama HAMASET yapmaya gerek yok değil mi?
Büyüklerimiz öyle diyor ya!
Biz K.Irak’a girmeliyiz dedikçe bazıları hamaset yapılıyor diyorlar.
Türk Ordusu barışı sağlamakla, vatanı korumak ve kollamak ile mükelleftir.
Üniformalı iken yağıp gürleyeceksin,bir sürü madalyayı bir sürü törenle alacaksın sonra sivil olunca utanmadan sıkılmadan “… biz oralara gidemeyiz gitsek de giremeyiz. Çünkü,” şartlar müsait değil.”diyeceksin.
Yerim senin şartını.Rahmetli Ecevit ve Erbakan ikilisi tüm muhalefete ve Amerikancı kesime rağmen aslanlar gibi liderlik yapmışlar ve ordumuzun o yokluklarına rağmen Kıbrıs’a girerek akan kanı durdurmuşlardı! O zaman ortam çok mu müsaitti?
İşte bunları yazdığın zaman hamaset yapmış oluyorsun. Şimdi bu yazdıklarımı başka yerlerinden anlayıp bizi ordu düşmanı ilan etmeye kalkanlara da bilgi vermekte fayda var.
Ofisimin duvarında Tümgeneral Necati Özgen imzalı 207. Dönem Yedek subay diploması asılı. Bugün sayın Özgen Paşam da emekli ama resmi ağzı ne ise sivil ağzı da hala öyle.
Adım gibi eminim yetkisi olsa kamuflajları çoktan giymiş Kandil’e çoktan inmişti.
Bugün Kandil’e giremeyenler yarın Doğu ve Güneydoğudaki Üniversitelerimize de giremeyecekler.
Neyse hamaset yapmayalım.
Hep bir ağızdan bağıralım yaşasın koordinasyon.
Yaşasın Amerika ile olan dost ve müttefikliğimiz.
YAŞASIN AMERİKA ve KUTSAL ÇIKARLARI !
Kendinize iyi bakın ve yere sıkı basın.

Sabih Samur



Sevgili Atam gözlerindeki gururu okuyabiliyorum.Zamanın uçaklarına bakarak geleceği okuyorsun.Ama üzgünüm sana verdiğimiz sözü tutamadık.Birbir kapattırdılar bize Tayyare fabrikalarımızı!Uğraşmayın dediler nasılsa biz yapıyoruz bizden alırsınız.

Para veriyoruz bari istediğimiz gibi olsun dedik olmaz dediler.Onların ulusal çıkarları gereği veremezlermiş istediğimiz teknolojik verileri...

Bunları yazmak ve dile getirmek için senin Bursa Nutku'ndan güç aldığımızı vurgulayalım dedik ne anarşistliğimiz kaldı ne provakatörlüğümüz.

Olsun bizi bilen biliyor.Eminim gerek Alanya'da gerekse internet üzerinden okuyan ve yazılarıma dolayısıyla fikirlerime ulaşan okuyuculardan hiç olmazsa bir kaçı bize hak veriyordur.

Nisan 2006'dan beri yazmış olduğum yazılardaki çizgimde bir sapma olmadığı gibi tecrübesine ve yaşına saygı duyduğumuz büyüklerimizin bizi fazla heyecanlı görmesi vatan sevgimizi "garip bir milliyetçilik" diye adletmelerine aldırmadan inandımız ülküde (Tam Bağımsız Türkiye) sonuna kadar,hedefe kadar yürüyeceğimizi arz ederim.

Saygılarımla

Sabih Samur

Dip Not: Bu mektup Sn. Sami Çaycoşar'ın 06 Şubat 2006 tarihli Yeni Alanya Gazetesi'ndeki(www.yenialanya.com)" İsmail Haboğlu ve Sabih Samur" başlıklı yazısına istinaden yazılmıştır.



Atatürk’ün Bursa Nutku ve F-35 Şimşek II

Şubat 1933'ün ilk günlerinde Bursa Ulu Cami'de toplanan 100 kadar irticacı kişi
camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar.
Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk olayın hemen ardından Bursa'ya gider.
Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırada bir kişi
Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı
hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü...".
Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve günümüzde "Bursa Nutku"
diye anılan konuşmayı yapar.
“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır,jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle,
taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için
salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben
inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım.
Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve
etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!”
Bu nutuk bizlere bir misyon yüklemiştir.Kırmızı-Beyaz’ı kendine renk kabul eden her Türk evladı (kökeni ne olursa olsun) Cumhuriyeti korumak ve kollamakla yükümlüdür.
Bu ön bilgi ışığında zaman zaman ülke savunmasında kullanılmak üzere ,gözbebeğimiz ve gururumuz olan TSK için silah,araç ve gereç alımlarına gidiyoruz.Bu defa da Türkiye’nin hava savunmasında çok önemli yer tutan F-16 uçaklarımızın yerini alacak F-35 ile ilgili sizleri sıkmamaya çalışarak -ama mecburen- teknik olarak bilgilendirmeye çalışacağım.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, ABD önderliğinde geliştirilmekte olan yeni nesil F-35 savaş uçaklarının üretim aşamasına Türkiye'nin de katılmasını öngören sözleşme niteliğindeki mutabakat muhtırasını Amerika’da imzaladı.Söz konusu belgenin imzalanmasıyla birlikte Türkiye'nin resmen F-35savaş uçağı projesinin üretim aşamasında yer alacak dokuz ülkeden biri olmuştur.Türkiye'nin de üretimine katılacağı F-35 programının diğer ortakları, ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Avustralya, Danimarka, Kanada ve Norveç'ten oluşuyor.Türkiye'nin, proje çerçevesinde gelecek 15-20 yılda 100 adet F-35 savaş uçağı alması planlanıyor. Bunun bedeli olan yaklaşık 11 milyar doların kayda değer bir miktarının Türk savunma sanayiinin uçakların üretimine yapacağı katkı yoluyla Türkiye'ye geri dönmesi öngörülüyor.ABD'nin Lockheed Martin şirketinin önderliğinde geliştirilen F-35 uçaklarından en az 3 bin adet üretilmesi planlanıyor. Bu uçakların büyük kısmını ABD satın alacak. Toplam proje, yaklaşık 280 milyar dolarlık bedeliyle dünyanın en büyük savunma programı niteliğini taşıyor.
F-35 JSF (Joint Strike Fighter / Müşterek Saldırı Uçağı), savaştaki her amaç için farklı uçak geliştirmenin masraflı olmasından dolayı tek bir uçağın tüm görevleri yerine getirmesi amacıyla tasarlanan bir savaş uçağı.
ABD, deniz ve hava kuvvetlerindeki F-16, A-10, F/A-18, AV-8B'leri İngiltere ise Harrier'leri bu uçak ile değiştirecektir. Uçağın üretim projesinde 11 ülke yer almıştır bu ülkeler içinde Türkiye de bulunmaktadır. Türkiye elindeki F-16'ları bu uçak ile takviye edip değiştirecektir. Uçak F-22'de kullanılan teknolojilerden faydalanılarak üretilmiştir. Radardaki izi F-22 kadar küçük olamasa bile günümüz uçaklarından düşüktür. Bunu sağlamak için silah istasyonları gövdenin içine saklanmıştır. Dikine inip kalkabilmesi için STOVL sistemli bir modeli de vardır, bu sayede uçak gemilerine ve elverişsiz yerlere rahatlıkla inebilecektir. Uçak gemisine inip kalkarken mancınık ile fırlatılabilmesi ve kanca ile yakalanabilmesi için gövde altı sağlamlaştırılmıştır. Tek kişilik ve tek motorludur .

Teknik özellikleri
Mürettebat: 1
Uzunluk: 15,37 m
Yükseklik: 5,28 m
Kanat açıklığı: 10,65 m
Boş ağırlığı: 12.000 kg
Yüklü ağılığı: 19.000 kg
Motor: 1× Pratt & Whitney F135 ikincil yanmalı turbofan, (165 kN) ve 1x General Electric/Rolls-Royce F136 ikincil yanmalı turbofan, (178 kN)
Performans
Azami hız: 1,6 Mach (2000km/sa.)
Menzil: 12.000 km
Çıkabildiği azami yükseklik: 48.000 fit (15.000 m)
Tırmanış değeri: 40.000 fit/dak. (200 m/sn).
Buraya kadar her şey çok güzel.Şimdi bizim görevimiz başlıyor.Biz kim miyiz?Atatürk’ün Bursa Nutku’ndan görev alan Türk Genciyiz(gerçi 19 Mart’ta kısmetse 40 yaşına gireceğiz ama yine de genciz).Görevimiz:Türkiye’nin Kutsal Ulusal Çıkarlarına zarar gelmesini engellemek;bunun içinde halkımızı bilgilendirmek!
Lockheed Martin F-35'lerin yazılım kodlarını Türkiye'ye göndermiyor. Bu kodlar uçağın en kritik sistemini oluşturuyor ve yazılım kodları verilmediği sürece uçaklarla istenilen tüm görevleri yapmak mümkün olmayacak.
Sn.Milli Savunma Bakanımız Vecdi Gönül’e sormak istiyorum.23 Haziran 2006 tarihinde yapmış olduğunuz açıklama aynen şöyle idi:
“F-16’da olduğu gibi F-35’lerde de ’bilgisayar yazılım kodlarının’ ABD tarafından kullanıcı ülkelere verilmemesi sorunu doğrudur.Yazılım kodlarının verilmemesi, sistem üzerindeki hakimiyette bazı riskler doğurmaktadır. Uçak üzerinde milli olarak geliştirilmek istenen çalışmalar yapılamamaktadır.Uçakların "bilgisayar yazılım kodlarının" ABD tarafından projedeki diğer ülkelere verilmemesinin Lockheed Martin firmasından kaynaklanmamaktadır. Bu karar, ABD’nin ulusal ifşa politikasının gereğidir.”demiştiniz.Peki Sn. Bakanım ABD’yi bu konuda ikna edebildik mi?
Yani bizim Şimşek 2’ler tüm görevleri Türk pilotlarının hür iradesi ile yerine getirebilecekler mi?Yoksa F-16’lardaki sıkıntıyı yaşayacak mıyız?
Cevabınız maalesef ise Türkiye’nin savunmasına savunma bakanı olarak ne kadar büyük bir zarar verdiğinizi aşağıdaki alıntıyı okuduğunuzda anlayacağınızı ümit ederim.
Alıntı Türk Hava Kuvvetleri kaynaklı bir hikayeden ibarettir(anlayana)
Çokta uzak olmayan bir geçmişte, modern medeniyetin beşiği Avrupa’nın göbeğinde bir savaş çıkar. Aslında savaştan çok bir insanlık dramıdır yaşananlar. Arkalarına Rusların desteğini alan Sırpların ardından Hırvatlarda Boşnakları katletmeye girişmiştir. Ve bizim insan hakları konusunda mangalda kül bırakmayan Avrupalılar durumu aylarca seyrettikten sonra duruma Amerikanın müdahalesi ile NATO ve BM ülkeye bir barış harekatı düzenler.Bu harekatta İtalya’da üslenen F-16’ larımız da Hırvatları etkisiz hale getirmek bombardıman uçaklarını koruma görevi yapmaktadırlar.Derken günlerden bir gün bir görev dönüşünde yerde Hırvat birliklerinin içlerinde sivillerinde bulunduğu Boşnakları çembere almak istediklerini görürler. Durumu operasyonu yöneten awacs aracılığı ile merkeze bildirirler. Gelen yanıt çok nettir: "Durum görevin kapsamı içinde olmadığından takım üsse dönmelidir"Diğer uçaklar üsse dönerken Türk uçuş kolu izin ister operasyon için. ABD Awacs komutanından bir kez daha sert bir red yanıtı alırlar.Bunun üzerine yer saldırısı için hazırlıkları olmamasına rağmen aşağıdaki insanları kurtarmak için emri dinlemezler ve geri dönüp dalışa geçerler.İşte o anda hepsinin kanını donduran bir şey olur ve F-16 larımızın bütün elektronik yön bulma sistemleri susar. Bizim pilotlarımız üsse dönememe riskini göze alarak sabahın alaca karanlığında yaptıkları kör uçuşla aşağıdaki Hırvat Kuvvetlerini vurur ve aynı şekilde kör uçuşla üsse dönerler...Neyse ki bu sadece bir hikaye yoksa stratejik ortağımız ABD subayları hiç bizim pilotlarımızı yakıtları bitip, düşme riski ile karşı karşıya bırakır mı ?

Sabih Samur 31 Ocak 2007




F16’LARIMIZA YUNAN TACİZİ
Balıkesir’den havalanarak eğitim uçuşu yapan Türk F-16’larının, Ege Denizi’nin uluslararası hava sahasında, Yunan uçaklarının üç kez tacizine uğradığı ortaya çıktı

30 Aralık 2006, 07:15

Yunan savaş uçakları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile Yunanistan Genelkurmay Başkanı Oramiral Panagiotis Çinofotis arasında varılan mutabakata aykırı olarak, Ege Denizi’nin uluslararası hava sahasında eğitim uçuşu yapan Türk savaş uçaklarını üç kez taciz etti.Çarşamba günü yaşanan tacizlerden ilki Balıkesir’den havalanan iki F-16’nın, Yunanistan’ın N. Ankialos Havaalanı’ndan kalkan iki Yunan F-16’sı tarafından saat 13.26’da engellenmesiyle gerçekleşti. Planlı eğitim uçuşu yapan Türk F-16’ları, olayın ardından üsse geri döndü.Türk Hava Kuvvetleri’nin planlı eğitim uçuşu için Ege’nin uluslararası hava sahasında bulunan iki F-16’sı da, saat 15.45’te de Yunanistan’ın Skiros Havaalanı’ndan kalkan iki Mirage 2000 tarafından taciz edildi. Üçüncü taciz Midilli’nin batısında gerçekleşti. Balıkesir’den havalanan iki Türk F-16’sı, Yunan F-16’larının engellemesiyle karşılaştı.Türk uçaklarına yapılan önlemeler, Büyükanıt ve Çinofotis’in Atina’da vardığı mutabakata aykırı olarak gerçekleşti. Genelkurmay Başkanlığı, Büyükanıt’ın Atina temasları öncesinde "jest" niteliğinde bir adım atarak, resmi internet sitesindeki "hava sahası ihlalleri" başlığını erişime kapatmıştı. Bu link halen kapalı bulunuyor.Yunanistan temaslarını değerlendiren Büyükanıt, amaçlarının Türk ve Yunan savaş uçakları arasındaki çatışmaları ortadan kaldırmak olduğunu belirterek "Önemli olan oradaki gerginliği boşaltmak. Bu sorunu siyasilerin çözecekleri güvenli bir ortamı yaratmak" demişti. Büyükanıt, iki ülke uçaklarının uçuşlar sırasında birbirine belli mesafeden fazla yaklaşmayacağını ve milli - askeri günlerde iki tarafın uçuş yapmayacağını belirtmişti.206

GELEN YORUMLAR

MUAVENET
30 Aralık 2006, 10:30
Sakal bırakmaya karar verdim.Sn. büyükanıt’ın attığı adımın yanlış olduğunu mizahi bir şekilde eleştirmiş ve F-16 larımızın cephane kısımlarını Mavi ve Beyaz güllerle yükleyelim demiştim.Keşke dediğimi yapsalardı taciz esnasında füzeleri ateşlediğimizde gülleri sunmuş olurduk.Lütfen bakınız www.kirmizi-beyaz.blogspot.com saygılarımla Sabih samur

kAYNAK : gazeteci.tv

SİNAN AYGÜN ve 365 MİLYAR DOLAR

Gönderen SABİH SAMUR | 3:34 ÖS | , | 0 yorum »


Perşembe sabahı işe gitmek için hazırlanırken bir taraftan da Flash TV’yi seyrediyordum.İlgimi çekti önce Süleyman Demirel konuşuyor zannettim.Dikkatli bakınca bıyıklı olduğu için Sinan Aygün olduğunu fark ettim.
Uslup aynı.Rakamlarla ifade tarzı!Fakat Allah var etkileyici…
Koy rakamları peş peşe ruhun kararsın.Çözüm:Çözüm yok yani somut olarak yok.O da şu an trende uymuş.Yani hükümet yıprandı,diyalog koptu.Yaşasın seçim.
Bakalım nereden,hangi partiden aday olacak.Çünkü yürüdüğü yol çoktan temsil ettiği makamı ve oturduğu koltuğu aştı.Yolu ve bahtı açık olsun.Ama elalemin uçak gemisine binmesin.Hele hele yerden yere vurduğunu zannettiğimiz ABD’nin gemisine hiç binmesin.Veya bindiği zaman da neden bindiğini açıklayabilsin.Bizlerin kafasını karıştırmasın!!!!
Gelelim söylediklerine:Der ki,Türkiye borçlanarak büyüyor ve bu büyümenin sonucu olarak iç ve dış borç toplamı tam tamına 365 MİLYAR DOLAR.Dört yüze doğru yolu var.Ve peşinden hükümeti suçlama.
Umarım somut çözümleri vardır.Çok basit hesapla bu borcu yeni borç almamak ve bir yıl içinde kapamak isteyen bir irade her Allah’ın günü devlet kasasına 1 MİLYAR DOLAR nakit bırakacak çözümü bulmak zorundadır.Var mı böyle babayiğit?Varsa çıksın ortaya siyasi duruşu hangi yön olursa olsun(vatanın bölünmezliğine zarar getirmeyecek partileri kastediyorum) desteklemeyen namerttir!
IMF ve Dünya Bankasız çözümü olan var mı?
ABD’siz ve ya ABD’ye rağmen bağımsız silah sanayi kurmamız mümkün mü?
Dünya’nın en iyi uçağı F-16 mı?(Sanırım 30-40 adet daha sipariş geçiyoruz ,habire düşmesine rağmen!)
Ha birde K.Irak’a girme konusu vardı değil mi?Unut gitsin bu karda kışta…
Edip Başer ağabeyimiz koordine eder o işi,adı bilinmeyen Avrupa ülkelerinde partneriyle toplantı yaparak
Evet Sayın AYGÜN.Birazda DİE’cilik yapmak yerine somut önerilerle bizleri aydınlatınız.Bizlerde yanıt bekleyen bir sürü soru var ama şu an ki gündem bu sorular değil,değil mi?
Gündem belli;Cumhurbaşkanlığı koltuğu ve meze olarak ta erken seçim.
O zaman şerefe…

Sabih Samur




KANAL D ' de yayınlanan Kurtlar vadisi IRAK adlı film zamanlama olarak inanılmazdı.Sanki Sn Koordinatörümüz Edip Başer Paşa'yı cevaplar nitelikteydi.
Düşünün bir tarafta "Irak'ta hiçbirşey yapamayız" diyen bir hükümet görevlisi,diğer tarafta ise HAMASET yapan(?) bir film.
Ne Mutlu Türküm Diyene! Türklük gururumuzu,inancımızı kırmak isteyenlere rağmen.

F-I6'lar silahsız uçuyor!

F-I6 larımızın bomba kısımlarına Mavi-Beyaz karanfiller yükleyip,Yunanistan Semalarına boşaltalım diyorum hatta birer koltuk ilave yapıp uçaklarımızı turizm için dahi faydalı hale getirebiliriz.
Önemli olan spor olsun.


Sabih Samur