Mustafa Kemal ATATÜRK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mustafa Kemal ATATÜRK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Sizler hala 15 Temmuz ile gündemi meşgul ederken,
Kutlanması gereken 29 Ekim'i kutlamazken,
Atatürk'e her fırsatta dolaylı olarak küfür ettirirken,
asıl gündemi kamuoyundan uzak tutarken;
İngilizler ve avenesi boş durmuyor!
Türkiye, ekonomik olarak çökertilmek için düğmeye basıldı!
Gün AK Particilik oynama, CHP'yi Vatan Haini ilan etme, MHP'yi parçalama günü değil.
Gün Cumhurbaşkanının yanındaki sözde danışmanlarına rağmen Atatürk gibi Florya'dan kaçıp gerçeği görme ve BİRLEŞTİRİCİ olma, Memleketine sahip çıkma günüdür.
Osmanlıcılık oyunu memleketi uçuruma götürüyor.
İngiliz Oyununa dikkat!
Düşmanını küçümseyen biter.
Devlet kendisinin bitmesine müsaade etmez.
Türk'ün göç edeceği bir yer yok, olmaz da!


C&A'nın Türkiye'den çekilmesi lokal bir hadise değildir.
Umarım anlaşılmıştır.

Sabih Samur, 25 Ekim 2016 00:01, TÜRKİYE



KIRMIZI KİTAP

Tayyip Erdoğan'a gönülden bağlı olanların, yakın çevresi ve hatta danışmanlarının atladığı belki de inanıp kabullenmek istemedikleri bir şey var.
Recep Tayyip Erdoğan mevcut durumu, konumunun gerektirdiği şekli ile davranmaktadır ve davranacaktır.
Lütfen, seven sevmeyen herkes, bugün öğle vakti Türk Büyükelçilerine yapılan konuşmayı kelime kelime izlesinler, dinlesinler.
Sözleri çok açıktır. Oyunu çok net okuduğunu kimsenin bizi aptal yerine koyamayacağını net bir şekilde dile getirmektedir.
"Bu ülkenin KÜRT MESELESİ YOKTUR!" cümlesi Devletin cümlesidir ve artık Tayyip Erdoğan siyasi değildir. Bu saatten sonra da geçmişe dönük tabanına göz kırpan, gönül almak için eski söylemlere dönmesi mümkün değildir; onun geleceğini bitirir.
Ülkenin ise buna tahammülü yoktur. Kendisi de bunu çok iyi bilmektedir.
Daha Türkçesi içi boşaltılmış Osmanlıcılık oyunu bitmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti artık Kadim Devlet ağzı ile konuşacaktır.
Önce Selçuklu ile barışacak, Selçuklu ile sorunu çözecek, Selçuklu'daki stratejik şifreleri çözecektir. Ecdadımız dediğimiz; geleneklerimiz dediğimiz 600 küsur sene; tekrar tahlil edilecek Acem Diyarı ile olan ilişkiler didik didik edilerek gözden geçirilecektir.
Konu sadece terör değil, konu sadece askeri manevralar değildir. Konu T.C.'yi küçümsemek de değildir.
Selçuklu Önemli!
Bugün kurgulanmaya çalışılan ve Müslüman olmayanlar tarafından oluşturulan Küresel Oyun; bizlerin mezhep savaşına sokulmasıdır. Dünyada bu oyunu bozacak tek ülke Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bizleriz.
Bizleri kimse Sünni, Şii, Alevi, Hanefi ... gibi kısımlara bölemez. Türkiye öyle güçlüdür ki bu oyunu bozar. Çünkü biz saydığımız tüm bu inanç çeşitliliğini bu topraklarda barındırabilen yegane ülkeyiz!
Tüm bu oyunların farkında olanda Devletin yürü dediği Tayyip Erdoğan'dır.
Ve daha da önemlisi Türkiye, sonuçta bir fani olan Tayyip Erdoğan sonrasını da kurgulamalıdır.
Türkiye 2020leri başkalarının belirlediği şekli ile dost ve düşman olarak şekillendirilmiş komşuluk ilişkileri ile yürütmeyecektir.
Osmanlı Ezberleri, okumaları dahi tekrar gözden geçirilecektir.
Türkiye "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" ilkesini yanlış değerlendiren bir ülke olmayacaktır.
Çünkü bizatihi Kurucu Unsur, Mustafa Kemal Atatürk ve Dava Arkadaşları Edilgen değil Etkin idiler. Oyun Kurucu idiler.
Türkiye Oyun Kurucu olmak zorundadır, oluyor, olacak ta.
2.200 Yıllık Kadim Devlet geleneği devam etmektedir. Diyarbakır'da, Mardin'de, Hakkari'de kimlerle savaştığımızı, hangi partilerin kimlere hizmet ettiğini, söylemlerini hepsini biliyoruz, hakimiz.
Gün artık particilik sığlığından çıkma günüdür. Global Köy/Dünya masalı bitmiştir.
Gün geçmişini 2.200 yıl itibari ile sahiplenen Türkiye Cumhuriyeti önderliğinde ve Türklük Şemsiyesi altında, şoven olmayan, Türklüğü içselleştiren, başta müslümanlık olmak üzere aynı Osmanlıdaki gibi tüm vatandaşlarını inanç çeşitliliği ve renkleri ile kucaklayan bir Türkiye.
Sümene Manastırında Ayin, Ayasofya'da ve Lefkoşa Selimiye'de Ezanın okunduğu Türk Cumhuriyetlerinin, Sancakların kolkola olduğu bir medeniyet.
Kırmızı Kitap bunları yazar. Sn. Recep Tayyip Erdoğan ve sonrasında oluşacak Liderler de bu kitabı kalben, inanarak uygular.
Var olsun Devletim.
Var olsun Milletim.

Sabih Samur, 12 Ocak 2016 19:00, TÜRKİYE


"Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu Ada bizim için çok önemlidir.”

Mustafa Kemal Atatürk



DP Genel Başkan Adayı Burhanettin Şen, "Türkiye'nin en tecrübeli siyasi kadrolarına demokrat Türk siyaset şuuru ile Türkiye halklarını en iyi anlayan, en çalışkan, en fedakar partili tabanına sahibiz" dedi.

Şen, parti genel merkezinde düzenleği basın toplantısında, 2 Şubat'ta yapılacak DP'nin 11. Olağan Büyük Kongresinde DP Genel Başkanlığına aday olduğunu açıkladı.

Şen, Türk ve Türkiye halklarının tam demokrasi için "kurtuluş yürüyüşü"ne başlaması gerektiğini, bu doğrultuda DP'nin tabanına tarihi görev düştüğünü belirtti.

Kurtuluş yürüyüşünün, onurlu bir siyasi mücadelenin başı dik, hukukun üstünlüğünde, yansız bir siyasi hayatın yeniden tesisi için dirilişin adı olduğunu ifade eden Şen, "Türkiye'nin en tecrübeli siyasi kadrolarına, demokrat Türk siyaset şuuru ile Türkiye halklarını en iyi anlayan, en çalışkan, en fedakar partili tabanına sahibiz" dedi.

-"Ülke meseleleri' diyerek birlik beraberlik için son şansı yaratalım"

Hükümetin sorunları çözmek için var olduğunu dile getiren Şen, AK Parti hükümetinin sorunlar yumağı olduğunu ileri sürdü.

DP'nin bu ülke için önemli olduğunu belirten Şen, "Genel merkez yönetimi sorunları çözmelidir. Bu konuda hepimize görev düşmektedir. Ancak genel merkez yönetimi bu birlik beraberliği sağlayamazsa sorun olur. Biz DP'liler 'önce ülke meseleleri' diyerek birlik beraberlik için son şansı yaratalım. Bu nokta herkes için son noktadır" diye konuştu. - Ankara

Kaynak: http://www.haberler.com/ 


Fotoğraftaki delikanlı ile tanışıp alnından öpme fırsatım olmadı.
Akil Adamlar Tokat'ta yurdum insanına masal anlatırken, adı Onur Çalışkan olan bu delikanlı binmiş atına, almış arkasına Tokatlı'mı arslanlar gibi yürüyor.
Ben buradayım, Be...n Türk'üm, Ben Mustafa'yım, Ben Kemal'im, Ben Atatürk'üm diyor!
Memleket federasyona doğru sürüklenirken sessizce kenarda oturup, "aman sesimi çıkartırsam beni de Silivri'ye alırlar" diyen, yazdıkları kitapları satmaya çalışan sözde liderciklere gerçek liderliği gösteren Tokat Ülkü Ocakları Başkanı Onur Çalışkan,
hasretle gözlerinden öpüyorum.
Yolun açık olsun.
Yalnız değilsin, Yalnız değiliz.

Sabih Samur


O bir eş ve babaydı, O bir vatan evladıydı. Vatanını sözde değil derinde sevendi. Askerdi. Her daim vazifedeydi. Fenerbahçeliydi. Tekstilciydi. Arkadaşımız ve can yoldaşımızdı. Velhâsıl adam gibi adamdı! 15 Ocak 2013; Atilla Yılmaz artık ebedi istirahatgâhında. Nurlar içinde yat güzel insan. Allah rahmet eylesin. facebook yorumları: ......................... Vedat Dindar: Mekanı cennet olsun dostumuzun.Vatansever dostumuzu vatan uğrunda kaybettık. Ertan Macit: Vatan evladı olan herkes bizim de büyüğümüzdür. Vatanını sözde değil özde seven herkes bizim canımızdır. RABBİM, yüzümüze gülüp de arkamızdan örgütçülerle OTURANLARDAN ETMESİN. ALLAH GANİ GANİ RAHMET EYLESİN. VATAN SAĞOLSUN! Hülya Cankaya: Nurlar icinde yatsin.Cok üzüldüm .(((((( Bahadır Vatansever: ATİLLA ABİM BİZLER SENDEN GÖRDÜK VATANA SAYĞIYI SEVGİYİ NE DESEM BOŞ VATAN SAĞOLSUN SABİH SAMUR YUREĞNE SALIK BİZE DOST OLAN ŞİMDİ HERKEZE DOST ALLAH YAPTIKLARINDAN RAZİ OLSUN.. Havva Bilal: Allah Mekanını cennet eylesin Saffet Soykal: Yattığı yer nur, mekanı da cennet olsun inşallah.

BOZKURT

Gönderen SABİH SAMUR | 6:22 ÖS | , , | 0 yorum »





ATATÜRK’E KÜFREDEBİLME ÖZGÜRLÜĞÜ ve YAVAŞ ATIN TEKMESİ



Dünya koşar adım muhafazakârlaşmaya gidiyor.
Yeni trend dindarmış gibi gözükmek…
En modern şekilde başını kapatıp, vücut hatlarını alabildiğine ortaya çıkartacak şekilde giyinip, jipe binip alışverişe gitmek…
Bu cümleye konuyu en basite indirilmiş hatta olaya basitçe bakış hali diyebiliriz.
Konu bu cümleden çok daha vahim.
Konuyu detaylı ele alalım:


Menderes’in Çocukları:

1945-1950 doğumlular.
Atatürk zeki bir adamdı. Devrimleri bir bir gerçekleştirdi.
Laikliği istedi. Biliyordu ki Din öyle bir güç ki iktidar yanlış kişilerin (Cumhuriyet Düşmanları) eline geçtiği an, erki elinde bulunduranlar, kanunları istediği gibi değiştirerek, Din olgusunu kullanarak halkı etkileyerek, günlük rutin olayları dahi “Allah böyle buyurdu doğrusu budur” şeklinde değiştirebilirlerdi.
Atatürk’ün rahmetli olması ile Milli şef unvanlı İnönü’nün, bugünkü Tayyip Erdoğan iktidarının ağzına sakız olan Atatürk’ün hedeflediği çizgiden çıkmış olan icraatları, halk ile iktidar arasında soğumaya yol açtı. CHP adında yer alan Halk kelimesine rağmen halkı algılayamadı ve kendini anlatamadı.
Bu kopuşu değerlendiren Menderes oldu.
Menderes o meşhur Din enstrümanını muhteşem şekilde çaldı.
Halk sanki kaybettiği dinine tekrar kavuşmuştu.
İşte Menderes’in iktidar yıllarında ilköğretimde olan nesil “Siz isterseniz şeriatı bile getirirsiniz!” cümlesi ile nurlandılar, yıkandılar.
O çocuklar büyüdü. Bugün Türkiye’yi yönetiyorlar, iktidardalar.

Özal’ın Çocukları:

1980 ve sonrası doğumlular.
Türk’ü Türk yapan (iyisiyle, kötüsüyle) tüm değerlerin alt üst edildiği yıllar.
“Paradır adamı adam yapan”, “Parayı bulda nasıl bulursan bul.” zihniyetiyle yönetilen yıllar…
Zengini seven bir Başbakan.
“Benim memurum işini bilir.” diyen zihniyet…
Ordunun 1980’de yönetime el koymasıyla iktidara gelen Menderes’in çocuklarından olan, Cumhuriyetin yıkım emrini veren, bayrak yarışında bayrağı eline alan Nurlu Atlet.
Özal’ın çocukları Türklük ile ilgili cumhuriyet ile ilgili tüm duygulardan başarı ile arındırıldılar.
Bu dönemde asıl olan parayı bulmak olduğu ve paraya ulaşmak içinde yapılacak tüm faaliyetlerin etik olduğu bu çocuklara öğretildi.
Ahlakı, karakteri zayıf, çalışmayı ayıp zanneden, iş bitirici bir nesil yetiştirildi.


Fetullah’ın Çocukları:

1990 ve sonrası ve doğmaya devam eden çocuklar.
TSK’yı yönetme erkini hasbelkader elinde bulunduran üst düzey subaylar, orduevlerinde ellerinde kadeh memleketi kurtarma geyikleri yaparken, halktan koptuklarını fark etmeden, dümenden nutuklar atarak, sert çocuğu oynarken, birileri tüm alt yapılanmasını tamamlamış, gece gündüz çalışarak “abiler” yetiştirmiş, bu yetiştirilen hizmete inançlı abiler de yine hizmete inananlar yetiştirmeye başlamıştı.
Çığ gibi büyüyen “Hizmet”, TSK’nın üst komuta düzeyi, Emniyet, Yargı ve bütün kurumlara girmiştir.
Fetullah’ın çocukları Türkiye’yi bütün kurumları ile ele geçirmiştir.
Özetle sürecin son devresine gelinmiştir.
Bahsettik ya Atatürk zeki adamdı diye. Bu Atatürk aslında tehlikeli adam. Belki de medyum.
Öyle ileriyi görmüş ki; gün gelir kanı ve sütü bozuk olanlar Türklüğü ve T.C.’yi tamamen ortadan kaldırmaya teşebbüs edebilirler diye;
“Gençliğe Hitabe”yi yazmış.
“Türk, Öğün, Çalış, Güven” demiş.
“Ne Mutlu Türküm Diyene!” demiş.
Şimdi bunları kaldırma zamanı.
Atatürk’e gönül rahatlığıyla küfretme zamanı.
Gün bu çocukların günü!


BİZİM ÇOCUKLAR:

Yahu az kaldı unutuyordum. Bir de bizim çocuklar var.
Herhangi bir tarihte, herhangi bir ilimizde doğan.
Türk-İslâm sentezi ile kandırılmamış, ılımlı islâm şerbetini içti gözüküp tükürüp atmış,
İnancı olan ama devletini laik çizgi de yürütmeye kararlı,
Cumhuriyetin tüm yapı taşlarını peşkeş çekilenlerin elinden tekrar geri almaya yemin etmiş,
Elinde silahı olan kolpacılardan değil, silahsız, yüreği mavzer olan yiğitler!
İşte bu yiğitlerin gömlek cebinde Ata’sının yazdığı BURSA NUTKU var…
Ne mi bekliyor bu çocuklar?
Yavaş atın tekmesi ağır olur.

Baki Selamlar…

Sabih Samur 05 Şubat 2012
 
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
FACEBOOK YORUMLARI:
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
Ayşe Bengi  Gerçekten Sabih Samur kolay yetişmiyor....Muhteşem bir yazı....Yüreğinize sağlık kardeşim...Atam'ın medyumluğuna katılıyorum, zira en iyi icraatlarından birisi de , kendi kanından çocuklarının olmaması.....Kötü çocuk mu olacaklardı...ASLA....Ama daha sonrakiler ne olurdu, bilinmez....Teşekkür ederim, sevgilerimle.....
 
Doğan Dinçer  


Merhaba değerli kardeşim..Adım adım Atatürk sonrasından bu güne kadar gelinen TARİH SIRALAMASINI ( ÇÖKÜŞ VE KANDIRILIŞ.) mükemmel analiz etmişsiniz yürekten KUTLARIM..Ben de bir iki kelimeyle bu mükemmel yazıya katılayım..Şöyle ki.!!; İsme...t İnönülü yıllar da DİN, ( belki iyi niyetle anlatılması için.) Türkçeleştirilerek ( EZAN-KURAN ve ,İLMİHAL İLE PARALARDA İNÖNÜ RESİMLERİ,PULLARDA, RESMİ DAİRELERDE İNÖNÜ PORTRELER. ) zor olan Arapça-farsça ve Acem ağırlıklı öğretilerden Öz Türkçe olarak okuyup öğrenmek için..Bu yapılan doğru bile olsa yapılmamalı,Vatandaşlık bilinci ve Eğitim düzeyi yükseltilmeden yapılmamalıydı( şahsi düşüncem.)ÖZAL gençliği çabuk köşeyi dönmek için her yolun mübah ve olağan olduğunu öğrendi../buda yanlıştı../ 1980 darbesi ( ki bu güne gelinen durumun yaratıcısı ve din ağırlıklı okulların açılması-Fetullah Gülen gençliğinin yetiştirildiği tüm okulların ilk önce yurt dışında sonra Ülkede açılmaları.) Anlı Şanlı Generallerimizin Ülkeyi sahiplenme ve yönetme idealleri ile uyguladıkları baskılar..Halkın son 10 yılda maddi ve manevi çöküşünü İktidarın izlemesi ( baskı-tehdit-karalama ve susturma) ve iyileştirme için bir şey yapmamaları ve en önemlisi Terörü azdırmaları ve halkın tüm dikkatini bu yöne çekerek Çalışanlara-Emeklilere-Şehit Ailelerine ve Dul ve yetimlere sürünmeyi layık gördükleri halde bu kesimlerin hiç bir tepki göstermemeleri..Şimdi güvencemiz olan TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN artık hiç bir şey yapamayacağı konuma sürüklenmeleri.3 ERKTEN biri olan YARGI erkinin de ( Çoğu IŞIK EVLERİNDE)yetişen bireylerin YARGI ve HSYK yı ele geçirerek VESAYET olarak TSK lerinin yerini alması..Evet şimdi TAKKEMİZİ ÖNÜMÜZE KOYUP DÜŞÜNME ZAMANI..Selamlarımı ve saygılarımı sunarım...
Firdevs Başak Karaca çok teşekkür ederim.....bizim çocuklar fena kalkacak ayağa buna kimsenin şüphesi olmasın.....
Leyla Yüksel Çok güzel bir yazı..Yüreğinize sağlık Sabih Bey..Teşekkür ederim.
Cengizhan Erdoğan

YAZIYI YAZAN,SABİH BEYE;ETİKETİ YAPAN ÖMÜR HANIM'A TEŞEKKÜRLER.GERÇEKDEN ÇOK ÖNEMLİ HATIRLATMALAR,VE UNUTULMAMASI GEREKEN KONULAR.BAZI ŞEYLERİN IHMALKARLIĞININ TELEFİSİ OLSA DA,BÖYLESİNE ÖNEMLİ,TEMEL DEĞERLERİN İHMALKARLIĞI OLMAZ.BU ÜLKENİN... HAKİKİ SAHİPLERİ,BU ÜLKEYİ SAHIPSIZ BIRAKIRLAR,VE DÜŞMANA TESLİM EDERLERSE,EMANETE SAHIP ÇIKMAZLARSA,SONUMUZ IRAK'DAN DA,AFGANİSTAN'DAN DA KÖTÜ OLUR.O YÜZDEN SEN SAHİP OLURSAN,BU VATAN BATMAYACAKTIR.ONUN İÇİN,SANA LAZIM OLAN KUVVET,DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUDDUR.SAYGILARIMLA CENGİZ HAN Cc
Banu Tahbaz Sabih bey sayfama eklediginiz icin cokk tesekkur ederim..
Zahrettin Kaya

GÜZEL DOSTUM SEVGİLİ ARKADAŞIM SABİH..ÖYLE MÜKEMMEL TESPİTLERİN VAR Kİ ŞAPKA ÇIKARTILIR LAKİN BU HAİN SOYSUZLAR HEDEFLERİNE DOĞRU ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE İLERLEMEKTE VE BİZLER BUNA KARŞI YAZIP ÇİZİP SEYRETMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY YAPMIYORUZ YAPAM...IYORUZ YAZIK Kİ..BİR CHP'Lİ OLARAK İLK ÖNCE KENDİ PARTİME BAKIYORUM DURUM ORTADA.. ÇOK FAZLA DEMOKRASİ VAR BU KADARI DA ZARAR DEMEKTEN ARTIK KENDİMİ ALAMIYORUM..DİĞER PARTİLERE BAKTIĞIMDA İSE HEPİMİZİN MALUMU..NE VAR BU KOLTUKLARDA LANET OLASICA KOLTUKLAR BİZİM OCAĞIMIZA İNCİR DİKMEKTE YAZIKKİ..BU VATAN HEM İÇERİDEN HEM DIŞARIDAN BU KADAR TEHDİT ALTINDA İKEN BAŞTA KENDİ PARTİM OLMAK ÜZERE MUSTAFA KEMAL ÇİZGİSİNDE OLDUĞUNU İDDİA EDİP MİLLİ MUTABAKAT SAĞLAMAYAN TÜM PARTİLERİ VE PARTİ YÖNETİCİLERİNİ KINIYORUM..GÜN SİYASET YAPMA KOLTUK SEVDASINA KAPILMA GÜNÜ KESİNLİKLE DEĞİLDİR GÜN SATHI MÜDAFAA GÜNÜDÜR.. ZİRA ATI ALAN ÜSKÜDAR'I ÇOKTAN GEÇTİ ANCAK BU VATAN ÜSKÜDAR'DAN İBARET OLMADIĞINI HEPİMİZİN ALGILAYIP BUNA GÖRE BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE TEK YÜREK TEK YUMRUK OLARAK HAREKET ETME GÜNÜDÜR..VE KİMSE ŞUNU UNUTMAMALIDIR:KANINA BAŞKA KAN KARIŞMAMIŞ HER TÜRKÜN YÜREĞİNDE BİR MUSTAFA KEMAL YATMAKTADIR..BİZİM ÜSTÜMÜZE DÜŞEN GÖREV İSE BU İŞGAL KUVVETLERİ ÇOCUKLARI VE TORUNLARINA KARŞI YÜREKLERDE YATAN MUSTAFA KEMALLERİ AYNI GÜN AYNI SAATTE HAREKETE GEÇİRİP BU MAKÜS KADERİMİZİ YENMEKTİR..ZİRA ANALARINI ALIP GİTME SIRASI ONLARA GELMİŞTİR..SÜRÇ-Ü LİSAN ETTİYSEM AF OLA..SEVGİ VE SAYGILARIMLA..YÜREĞİNE EMEĞİNE SAĞLIK DİYORUM :))
Zeyda Söğüt Oğur Değerli kardeşim yüreğinize, elinize sağlık hele ki ; şakşakçılığın alabildiğince prim yaptığı bir dönemde duygularımıza fikirlerimize tercuman olduğunuz için çok sağolun var olun ÇİFTE YÜREKLİ SABİH SAMUR bey... ve bu yazıdan haberdar olmamı sağlayan güzel kardeşim ÖMRÜM sağol ...












2023 yılı, 23 Nisan.
Başkan yardımcısı Nimet Çubukçu Amed (eski adıyla Diyarbakır) Eyaletindeki törenleri gözleri yaşlı bir şekilde izliyor. Törenleri gökyüzünde oluşturulan devasa büyüklükteki üç boyutlu görsel aktarıcıdan izleyen halka, unutulmak üzere olan Türkçeyi de nezaketen, gönül koyulmasın babında alt yazı ile geçme jesti yaptırıyor Sn. Çubukçu.
O an aklına yıllar önce, sanırım 2011 yılında, adını bile hatırlayamadığı MHP adlı partinin bir yetkilisinin kendisine söylediği “iki dillilik olamaz o dili kopartırım” sözü geliyor. Gülüp geçiyor. Ne yıllardı diyor içinden tören yürüyüşünde yer alan miniklerin Sarı-Kırmızı-Yeşil den oluşan cıvıl cıvıl kıyafetlerine bakarak.
Seçimlere çok az kalmıştı, Başkan Erdoğan o zaman T.C.’nin Başbakanı idi. CHP bir şeyler yapmaya çalışıyor o iste muhteşem hatipliği sayesinde Kılıçdaroğlu ile tabiri caiz ise oynuyordu.
Devlet Bahçeli 12 Eylül’e takılmışlığı ile zaman zaman ani çıkışlar yapmış ama daha öteye gidememişti.
DP ise uyuyan dev denmesine rağmen uyanmayı başaramadı. Facebook denen ilkel, birinci nesil paylaşım sitesinde en son 20. grubu kurmuşlar ve “ben söyle yaptım, ben böyle yaptım” diye genç kızlık hikayelerini anlatıyorlardı birbirlerine.
Biz de bu sırada kömürden sonra baharda neler dağıtabiliriz fakirleştirdiğimiz ve yardıma yatkın hale getirdiğimiz halkımıza, onu planlıyorduk.
Stratosfer katmanında oluşturulan lazer yağmuru bir anda gökyüzünü Sarı-Kırmızı-Yeşil renklere büründürdü. Ve beklenen an gelmişti. Gökyüzünde Yüce lider Başkan Erdoğan belirdi.
Halkına İstanbul’a taşınan Başkanlık Sarayı’ndan sesleniyordu.
Bu arada unutmadan; önce Merkez Bankası ile başlayan süreç tüm bakanlıklar ve resmi dairelerin İstanbul’a taşınması ile tamamlanmıştı. 2018 yılında alınan kararla Atatürk’ün Ankarası ilçe durumuna getirilmişti. Herkes mutluydu eski ve köhnemiş olan Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin tüm izleri silinmişti.
Evet bu sadece bir hikaye.
Bu hikayenin gerçek olmasını arzuluyorsanız durmayın, paylaşım sitelerinde birbirinizi yemeye, aptalca kıskançlıklar ve en çok ben bilerim pozlarıyla harcayın seçime kadar olan Allahın verdiği sayılı günleri.
Büyüksün Tayyip Erdoğan.
Ve şanslısın. Bu kadar beceriden yoksun bir muhalefete sahip olduğun için.

Sabih Samur


Merkez Bankası İstanbul'a taşınacak.
Peşinden Bakanlıklar.
Sonra Başbakanlık.
Ve Cumhurbaşkanlığı
Ankara lağvedilecek!
Planınız bu mu?
Biz Buradayız!
Biz bu millletin bağrından çıkmışız.
Ankara kutsaldır.
Ankara eşittir Türkiye'dir.
Ankara T.C.'dir.
Sabırlıyız, tüm bu gelişmeleri sukunet ile izliyoruz.
Şimdilik not alıyoruz.

Bilgilerinize.

Atatürk'ün Neferleri



Altemur Kılıç
Abesle iştigal… Lafı güzaf. Havanda su dövmek! Bu deyimleri çok kullandığımın farkındayım ama ne çare ki şu sırada Türkiye’deki durumlarını en açık olarak bu tabirler ifade ediyor…
Ve “bile bile lâdes" oynuyoruz.
Bu, toplumdaki kafa karışıklığını gösteriyor: "Lâdes" kemiğinin "kırılmasının" bedeli çok ağır olacak.
Kürt sorunu ve özellikle şu sırada PKK’nın ve DTP’nin "eylemsizlik-ateşkes", "Demokratik özerklik" açılımları, girişimleri konusunda söyledikleri, onların kafalarının hiç de karışık olmadığını, hiç de havanda su dövmediklerini, laf-ı güzaf ve abesle iştigal etmediklerini gösteriyor…
Onlar ne söylediklerini, amaçlarını biliyorlar ama bizim tarafta hem gaflet, hem de “ihanet" var... TV programlarında bu durum çok daha bariz şekilde görülüyor!
"Gaflet" iktidar olarak başımızda!
Erdoğan’ın "açılımı" başlı başına "abesle iştigal"di.
Bölücülüğe karşı direnci gevşetti.
Bölücüler bu zafiyet alametinden güç aldılar ve şimdi de azıyor, taleplerini gittikçe arttırıyorlar… Daha doğrusu, talepler hep aynı, şimdi daha pervasızca açıklıyorlar hatta ültimatomlar veriyorlar.
Fakat iktidarın gafleti Büyük Kürdistan’ı istemiyoruz.
Referandum öncesinde Güneydoğululara “evet” dedirtmek için bölgedeki söylediklerine ne ad vermeli?
TC'nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Dersim’de kendisini dinleyen "bindirilmiş kıtalara" soruyor: "CHP’nin yeni genel başkanı nereli?" Kendisi yanıtlıyor, Dersimli…
İkinci soruyu ekliyor: "Dersim’in köylerini vergi vermediler diye kim bombaladı?" Yine kendisi yanıt veriyor: "CHP bombaladı" ve ekliyor: "O zamanki Cumhurbaşkanı’nın emriyle bombaladı. Kimdi Cumhurbaşkanı? İnönü’ydü" diyor...
Aslında, Erdoğan’ın suçladığı bu devletin kurucusu Kemal Atatürk…
Çünkü "Dersim isyanı" 1937’de başlatılmıştır.
O tarihte Atatürk Cumhurbaşkanı, İnönü Başbakan, ancak 25 Ekim’den itibaren de Celâl Bayar Başbakandır.
Cehalet mi, gaflet mi, yoksa dolaylı olarak Mustafa Kemal'i suçlamak mı? Bunun adını siz koyun.
Başbakanın bu konuşmaları üzerine hakkında suç duyurusunda bulunan CHP Milletvekili Onur Öymen, Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Dursun Atılgan, Demokrat Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Mehmet Arif Demiler, başvurularında şikâyetlerini özetlemişler: Ulusumuzun birliği, ülkemizin tümlüğü ve devletimizin tekliği için en büyük tehlike başbakandır...
"Müştekiler" Başbakanın bu ifadelerinin eski adı "Dersim" olan Tunceli halkını isyana teşvik olduğunu da söylüyorlar...
Ben ekleyeyim, daha da ötesi şu sırada Devletin Başbakanının ağzından çıkan sorumsuz ve ölçüsüz sözler, PKK ve DTP'den gelen talepleri haklı gösteriyor ve bu taleplere kapı açmak demektir! Ve de, bir Başbakan'a yakışmayacak cehalettir de...
Kendilerine, danışmanlarının sufle ettiklerine bakmayarak, devlet arşivlerinden ve tarihçilerden bu "isyan" konusundaki gerçekleri okumasını naçizane tavsiye ederim.
Dersim İsyanı da önceki 23 Kürt İsyanı gibi vergi vermekten veya aş-iş, kimlik talepleri için çıkmamıştı. Bu isyanın da, önceki 25 PKK terör isyanının da maksatları ve kaynakları, tıpkı bugünkü durumda olduğu gibi yabancı tahrikleriydi. Avrupa devletlerinin ve ABD'nin çıkar hesapları için tahrik ettikleri başkaldırılardı...
Söylem ve yöntemler değişik olsa da kaynak ve amaç aynı: Türkiye’yi bölmek ve "Büyük Kürdistan'ı" gerçekleştirmek.
Şu sıradaki TV programlarından birine katılmış olsaydım, PKK sözcülerine sorardım ve buradan soruyorum: Sizler hakikaten TC içinde, ortak vatanda "Ne Mutlu Türküm diyene" anlayışıyla hep birlikte yaşamak mı istiyorsunuz? Yoksa nihai amacınız "Büyük Kürdistan" değil mi? Yiğitseniz açıklayın, “Evet amacımız Büyük Kürdistan” deyin veya “hayır istemiyoruz" deyin de havanda su dövmeyin ve bizi abesle iştigal ettirmeyin!
PKK oyunları hususunda yazmaya devam edeceğim ama son numara Ahmet Türk olmayan Kürt, ABD müdahalesini istiyor…
Ha şöyle, dilinizin altındaki baklayı çıkarın. İç çatışmaları tahrik ederek yapmak istediğiniz yabancı güçler müdahalesini açıkça isteyin! Türkiye’yi Lübnan, Afganistan yapın…
ABD, bunu çoktan ister…
Obama’nın Erdoğan’a son cevabı, Kıbrıs krizi esnasında, Johnson'un mektubu gibi. ABD’nin kimden yana olduğunu gösterdi…
Teröre karşı kullanılacak silahlara da "ambargo!"
DEPREM NOTU: 17 Ağustos depreminden sonra Sakarya’da Saddam’ın hibesiyle yaptırılan konutlardan depremzedeler hoyratça, hem de yöneticilere konut vermek için çıkarılacak… Sayın Erdoğan oraya gitse de, o insanların feryatlarını da dinlese! Oradan, o insanlardan "Evet" getirir mi?