Genel Kurmay Başkanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genel Kurmay Başkanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster



23 Ekim'de yazmıştım bu paragrafı Sabih Samur olarak.
Ve 7 Kasım Diyarbakır. Genel Kurmay Başkanım Akar kamuflajını giymiş
olması gereken bölgede.
Teşekkürler Genel Kurmay Başkanım.


DEVLETİN YÜRÜTECEĞİ SÜREÇ BUDUR
Adı da kendi de hata olan Çözüm Süreci bitmiştir.
"Buzdolabı", Derin Dondurucu söylemleri yanlıştır.
Silahlar da kendiliğinden gelip betona gömülmez.
Yerim dar, "yetkim yok" söylemlerine derhal son verilir.
Genelkurmay Başkanı kamuflajını giyer, TSK'nın başına geçer.
Teröristler inlerinde imha edilir. Silahlar toplanır, TSK envanterine
kaydedilir.
Devletin yürüteceği süreç budur.

http://ss1967.blogspot.com.tr/…/devletin-yurutecegi-surec-b…





Merhaba benim adım McDonnell Douglas F-4 Phantom II

Herkes hakkımda bir şeyler yazıp çiziyor. Beni Ergenekon'a bağlayan da var.
Modernizasyondan dem vuran da var. İsrail ile ilişkilendiren de.
Var oğlu var.
Adımdan da anlayacağınız gibi ben Amerikan Malıyım. Uzun yıllar hizmet ettim bir çok ülkenin Silahlı Kuvvetlerine.
Bizler yeni çağ düzenindeki otomobiller gibi tüketim malı değiliz. Yani 5 yıllık garanti süresi dolmadan eskiyen, güncelliğini yitiren araçlar...
Bizler çok uzun yıllar havada kalabilen, metal yorgunluğu denen (bizdeki kanserin adıdır) illete modernizasyon sistemi ile kafa tutan ve böylece pilotlarımızı sağ salim uçuran bir ileri teknoloji ürünleriyiz.
Tabi takdir edersiniz ki üretimle ayakta duran ekonomiler yeni ürünler ürettikçe bizler ne kadar sağlam olursak olalım günü geldiğinde emekli edilmek zorundayız. Aynı siz insanlar gibi. Emekli olacaksınız ki yerinize gençler işe alınabilsin.
Biz 1996 yılında doğduğumuz ülke olan ABD'de emekli olduk. Sadece gösteri ekiplerinde uçmaya devam ediyoruz.
İsrail'de ise 2004 yılında, Almanya'da ise 2013 Haziran'ın da emekli olduk.
Türkiye'de ki arkadaşlarımız ise modernizasyon kapsamında 2020 yılına kadar uçabilme yetisini elde ettiler.
Yeri gelmişken söyleyeyim bizler kolay kolay (yaşlandık diye) düşmeyiz.
Sizin yani Türk Pilotlarının yetenekleri ise Dünya çapında malum.
Maalesef yakın zamanda yaşanan düşme olayları ve Türk Milleti olarak verilen Pilot şehitleriniz bizleri de üzmektedir. Ateş düştüğü yeri yakar ama biz de adımızdan dolayı bu olaydan rahatsızız. Ve bu düşme olaylarının sadece taziyeleri kabul etmekten ve Devlet erkanının birbirine başsağlığı görevlerini icra etmesinin yanında arkadaşlarımızın neden düştüğünü teknik olarak tespit etmeleri gerekmektedir.
Bugün ABD'de 2. Dünya Savaşında kullanılan Büyükbabalarımız olan B 29 lar dahi sorunsuz uçmaktadır. Bakım olduktan sonra bizler ölümsüz araçlarız.
Özetle diyeceğim şudur: Ben de bir F4 Phantom II olarak konunun ülkenizde iç siyaset malzemesi ve Fıtrat muhabbeti yapılmadan çözülmesini istiyoruz.
Türk Milleti bizim Dost ve Müttefikimizdir. Onun acısı bizim acımızdır.
Tekrar başınız sağolsun diyorum.
Bu arada unutmadan F-35 ler için yer açmanız gerekiyor. Sevkiyatlarımız seçim sonrası başlayacak.
Hayırlı Uçuşlar.


McDonnell Douglas F-4 Phantom II

BASIN AÇIKLAMASI



TARIH : 21 Ekim 2011

SAAT : 10:20

NO : BA - 20 / 11


1. 20 Ekim 2011 tarihinde yapılan açıklamada, yurt içinde ve yurt dışında beş ayrı noktada 22 tabur ile operasyonların devam ettiği belirtilmiştir. Medya organlarında, bu açıklamamızın yanlış yorumlanarak, yapılan operasyonların tamamının yurt dışına yönelik olduğuna dair yazı ve yorumlara yer verildiği görülmüştür.

2. Kara ve hava operasyonlarının büyük bir bölümü yurt içinde, ağırlıklı olarak Çukurca bölgesinde sürdürülürken Irak Kuzeyinde, sınır ötesinde birkaç noktada kara ve hava harekatına devam edilmektedir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.


ZAMANSIZ YAZILAR

… ilinin, … ilçesinde, … askerimiz (ve ya artık polisimiz) açılan hain ateş sonucu şehit olmuştur.
Ölenlere Allahtan rahmet, geri de kalanlara baş sağlığı…
Üç nokta(…) ile boş bırakılan yerleri dünün, bugünün ve yarın gerçekleşecek baskınların verileri ile doldurursanız göreceksiniz bizi yöneten eli silahlı ve silahsız (hükümet) yani asker ve politikacılar tarafından nasıl top yekûn kandırıldığımızı.
O yüzden bu yazılara zamansız yazılar diyorum ben. Şehit, mekân, detay isimlerinin havada uçuştuğu, net olmayan görüntüler. Ateşin sadece düştüğü yeri yaktığı gerisinin kocaman bir yalan olduğu…
Dün de Pervari’de bir Karakol Baskını…
Detayları olduğu gibi aynı olan bir önceki baskınların birebir aynısı.
Bekle karakolda!
Neyi?
Basılmayı ve öldürülmeyi.
Sonra tarafsız olmayan gazetelerde gazımızı almak için “yiğitçe, kahramanca çarpışarak öldüler.” gibi başlıklar.
Doğru! Kahramanca çarpıştılar ama keriz yerine, aptal yerine koyularak öldürüldüler!!!
Bu geri zekâlıca Karakol Sistemini kaldırmak için kaç aptalca ölüm ve adına şehit olduk imajı verilmesi ve anne babaların kandırılması gerekiyor?
Ey Genel Kurmay Başkanı sen ne iş yaparsın?
Bu devletten tıkır tıkır maaşını hangi kutsal görevi icra ederek alıyorsun şu an?
Elinde tüm istihbarat verileri varken, bu bizi basan itlerin geliş yerleri ve istikâmetleri belli iken,
neden karakol sistemini kaldırıp; pasif-savunma(dolayısıyla şehit olmak değil keriz gibi öldürülmeyi beklemek) yerine aktif-saldırı sistemi ile “BASKIN BASANINDIR!” mantığı ile Kandil’e kadar süpürüp, Kandil’i de başlarına yıkmıyoruz?
Genel Kurmay Başkanlığı ve TSK’ya Türk Milletinin güveninin günden güne azaldığını başarmak bir olaydı ve sen bu olayı başardın kardeşim! Sen derken üzerine alma.
Hilmi Özkök ile başlayan sürecin son seçilmiş kahramanısın sen.
Ve tarih tüm bu yaşananları not almaktadır. Gerekli ve gereksiz yere akan bu şehit kanlarının hesabı günü geldiğinde yine bu cumhuriyetin o günkü CUMHURİYET SAVCILARI tarafından isimlerine yakışır şekilde hesabı sorulacaktır.
Ve tüm bu zamansız yazılarda yer alan adını bile hatırlamadığımız şehitler yüzünden YARGILANACAK ve HÜKÜM GİYECEKSİNİZ!
İşte o zaman bu kanların hesabı alınmış olacak!

Sabih Samur


TSK’ya yapılanlara isyan eden Özbek, “Tutuklama listesinde bir Genelkurmay Başkanı eksikti, o eksik de giderilmek isteniyor. Hedefte İlker Başbuğ var” dedi.

Emekli Tümgeneral Osman Özbek, görevde bulunduğu dönemde yaptığı sert çıkışlarla tanınan, Enerji Bakanlığı’ndaki yolsuzlukların ortaya çıkarılmasında etkili olan bir komutandı. Tuğgeneral rütbesiyle Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı yaptı. “Beyaz enerji” soruşturmasından sonra aynı il’e 3 yıl aradan sonra bu kez tümgeneral rütbesiyle yine Bölge Komutanlığı’na atanmasını gurur meselesi yaptı ve TSK’ dan istifa etti. Özbek’de birçok emekli komutan gibi dolu… TSK’ ya karşı yapılanlara isyan ediyor.

****
PAROLA: KANDİL VE İMRALI’YLA MÜZAKERE
Bir bakanın “iyi ki bunlarla savaşa girmemişiz” demesi, askere karşı yürütülen psikolojik hareketin parçasıdır. TSK’yi etkisizleştirmek isteyenlerin parolası: Kandil’le İmralı’yla müzakeredir. Bazıları terörle “barış”, TSK ile “savaş” yapıyor. Bunu da bazı resmi organlarla yürütüyorlar.

KOŞANER PAŞA’NIN VEDA MESAJI SUÇ DUYURUSUDUR.
Emekli tümgeneral Osman Özbek, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve kuvvet komutanlarının istifasıyla ilgilide şunları söyledi.
Yandaş basın aracılığıyla TSK’yi itibarsızlaştırıyorlar. Cezaevlerindeki komutanlarla TSK kan kaybediyor. Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları istifaya zorlanıyor, yargı yoluyla baskı altında tutuluyorlar.
Genelkurmay Başkanlığı’ndan Orgeneral Işık Koşaner ile kuvvet komutanlarının istifa etmesi onların asker yeminlerine sadakatini gösteriyor. Veda mesajlarında birçok konuya dikkat çektiler, tarihe not düştüler.
Işık Koşaner Paşa’nın “hukuka ve vicdana aykırı tutuklamalar olduğunu, terfilere yasadışı müdahaleler yapıldığını” vurguladığı veda mesajı, bir suç duyurusu niteliğindedir. Ben buradan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’na sesleniyorum: Bu veda mesajı bir suç duyurusu olarak algılanmalı ve hemen harekete geçilmelidir.

YANDAŞ YAZARLAR FONDAN PARA ALIYOR
Osman Özbek, “Yargının bağımsız olmadığı, medyanın büyük bir bölümünün de hükümete bağımlı olduğu biliniyor” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “ Birçok yazar fonlardan para alıyor. Onlar, Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması için çaba gösterirken, örneğin MİT Müsteşarlığı’nın herhangi bir bakanlığa bağlanmasını niçin gündeme getirmezler. Başbakan YAŞ üyeleriyle Anıtkabir’e gittiğinde, Anıtkabir defterine “TSK’nın vizyonunun çağa uydurulduğunu “ yazıyor. Yüzlerce tutulusu olan, Genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları istifa eden, çok sayıda personeli hakkında “yakalama” kararı bulunan TSK’nın neyi çağa uyuyor? Çökertilen bir Türk Silahlı Kuvvetleri var.

Kaynak: http://www.facebook.com/photo.php?fbid=10150251310889372&set=a.10150251309909372.332096.221818154371&type=1&theater


SKORSKY ve BOL ATEŞTE MEHMETÇİK IZGARA :((

Türk Ordusunu yani ordumuzu eşiyle yürüyen bir beye benzetelim.
Karşıdan bir grup gelmekte.
Yanlarından geçerken "yavrum o ne güzel göğüsler" diye atılan lafa tatsızlık çıkmasın diye duymamazlıktan gelinen durum.
Bu olay birinci ABD posta koyuşudur.
Ve adı MUAVENET'İN VURULMASIDIR!

Ses çıkarılmadığını gören gruptan bir kişi,
uzaklaşmakta olan kadının arkasından sessizce yaklaşır
ve poposunu hoyratça avuçlar.
Kadın sesini çıkartamaz olayın büyümesinden çekinir.
Bu olay ikinci ABD posta koyuşudur.
Ve adı EŞREF BİTLİS CİNAYETİDİR!

Kadının eşine tacizi hissettirmemeye çalıştığını gören adam iyice zivanadan çıkar ve kadının beyini hiç umursamadan arkadan kadına sarılır.
Bu olay üçüncü ABD posta koyuşudur.
Ve adı ÇUVAL GEÇİRME OLAYIDIR!

Bu, son gündüz vakti olan çatışma ve askerlerimizin yakılması olayı ile az önce benzetme şeklinde sıraladığım olaylarla ve yapan dost-müttefik ile bir alakası var mı?
Müdahaleye gelen 2 adet Skorsky helikopterin plakasını alan olmuş mu?
Yoksa ABD helikopteri olduğunu T.C.yi yöneten tüm erklerin bilmesine rağmen Bir Tabur Komutanı ve Bir Bölük Komutanına olayı havale ederek kendimizi kandırdığımız gibi Yüce Türk Milletini de mi kandırabileceğimizi mi zannediyoruz?
Geçiniz beyler.
Hayvan terli :((

Sabih Samur


Bu fotoğrafta
Tayyip Erdoğan yok!
Bülent Arınç yok!
Orasından, burasından ve muhtelif yerlerinden,
salya, sümük, göz yaşı akan takiyyeciler yok!
Burada Cumhuriyetine;
Bu Cumhuriyetin Savcısından,
Bu Cumhuriyetin Polisinden,
Bu Cumhuriyetin hükümetinden çok sahip çıkacak
ve çıkması gereken Türk Halkı var!
Bu Halk ki şimdilik sadece efendice yürüdü...
Bir mesaj verdi bu Halk bugün!
Duyan ama duymamazlıktan gelen kulaklara;

Makamına, mevkisine, erkine bakmadan,

Benim Bayrağıma el uzatanın ELİNİ KIRARIM!
Benim Toprağıma göz dikenin GÖZÜNÜ OYARIM!
Beni Devletsiz bırakmaya çalışanın CANINI ALIRIM!
diye KÜKREDİ!

Ve tüm bunlar Sn. AKP'nin başı olan siz, Tarabya'da boğaza karşı AKP'nin Cumhurbaşkanı ile kahvaltı ederken oldu!
Allah sizleri GAFLET, DALÂLET ve HIYANET şarhoşluğundan ayıltsın!
Gerçi Yaradana kalmadan bu millet ayıltacak!

Ve bu Yüce Milletin Genel Kurmay Başkanından bir beklentisi var:

Bu Yüce Millet der ki;

"Ey benim Yüce Ordumun, gözbebeğimin değerli Komutanı,
'Sana kim dur derse, geri dön derse' sakın dinleme!
Yüce Türk Sancağını bir daha inmemek üzere KANDİL DAĞI'NA DİK!
Kandil Dağı'nı Ateş Dağına çevir!
30 Ağustos Zafer Bayramında TRT 1 ile canlı yayında bizlerle Kandil Dağı'nda
O Yüce Ordunun başında bizleri selâmla!"

Evet sevgili arkadaşlarım bugün Taksim'de ve Türkiye'nin dört bir yanında
Bu Yüce Türk Milleti bunları söyledi.
Benden iletmesi...

Sabih Samur

Çok acı...
Türkiye'de uzun yıllardır planlanmış olan Ankara'dan göçme, İstanbul'u tekrar Başkent yapma ülküsü adım adım gerçekleştiriliyor.
2023 Türkiyesi'nde Ankara İLÇE olacaktır.


http://www.tasdelen.org/video/vakifbank-reklami-turkiyenin-bana-ihtiyaci-var/

Bu adreste yer alan Vakıfbank reklâmı bize Bankanın Genel Müdürlüğü'nün İstanbul'a taşınmasının faydalarından ve olması gerektiğinden bahsediyor.
Vakıfbank kurum olarak bu oyunda yer almak zorunda!
Sırada nereler var?
Taşınması gereken tüm kamu kuruluşları.
TSK dahil. Kuleli Askeri Lisesi otel olmaktan kurtulur böylece.
Boğaza nazır Çengelköy'de Genel Kurmay Başkanlığı.
Ne işin var Buz gibi Ankara'da.
Ne diyor Sn. Başbakan?
"Durmak yok yola devam."
Yakışır sana bu yollar başbakan.
Bizler iyi ve sessiz birer seyirci olduktan sonra...

Sabih Samur



"
BİLGİ NOTLARI
TARİH : 19 Haziran 2010
SAAT : 10:00
NO : BN - 73 / 10

1. Hakkâri / Şemdinli bölgesinde, Türkiye / Irak hudut hattında görevli bir sınır bölüğüne; bir grup terörist tarafından 19 Haziran 2010 günü saat 02:00'de saldırıda bulunulmuştur.

2. Çatışmada sekiz asker şehit olmuş, ondört asker de yaralanmıştır. Yaralılar hastanelere tahliye edilmiştir.

3. Bölge takviye edilmiş ve gece süresince çatışma bölgesine, silahlı helikopter ve topçu ateş desteği sağlanmıştır. Ayrıca, Irak'ın kuzeyi bölgesinde tespit edilen hedefler de Hava Kuvvetleri tarafından ateş altına alınmıştır.

4. İlk tespitlere göre; çatışmada oniki terörist etkisiz hale getirilmiştir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur."

Bu yazı maalesef rutin olarak Genel Kurmay Başkanlığı tarafından hazırlanmakta ve kamuoyuna saygı ile duyurulmaktadır.
İçeriğinde şehit sayısı, baskın yapılan yerin konumu dışında herşey klişe olarak aynıdır.
İnanmayan daha önceki bilgi notlarına bakabilir.
Ve akabinde ya eski dönem arkadaşları ile Anıtkabir'de ya Askeri bir okulun açılışında ve ya kapanışında ve/ ve ya herhangi müsait bir yerde gelsin KARARLILIK NUTUKLARI!
Bu Büyükanıt Paşa öncesinde de böyle oldu, şu an da böyle ama inşaallah Başbuş Paşa sonrası böyle olmaz.

Bunlar çok acı gelişmeler. Gözbebeğimiz olan bu saygın kurum neden yapması gerekenleri yapmıyor?

Engel hükümet mi?

10 tane tankla Sincan'da hükümet titreten ordu (doğru yanlış başka bir konu), bugün hükümet yüzünden mi Kandil Dağı'na giremiyor ve bizden buna inanmamız mı bekleniyor?
Kandil'e kara kuvvetlerimizle bir kaç Tugay düzeyinde girmediğimiz ve orada kalıcı birliklerimizi teşkil etmediğimiz sürece bu Türk evlâdının kanlarının akmaya devam edeceğini paşamız bilmiyor mu?
Neyi ve neden bekliyorsun Başbuğ Paşa?
Büyükanıt sonrası geldiğinde kurtarıcı gibi karşılamıştık oysa seni.
Bizim yaptığımız zaten kendi kendine yazıp çizmek.
Size emeklilik yaşamınızda bol neşeli ve huzur dolu günler temenni ediyorum.
Ve ben eğer bir Türk vatandaşı olarak bir hakkım varsa size helâl etmiyorum.
Ve lütfen yarın öbür gün ne siz ne hükümetin başı, şehit cenazelerimize katılmayınız.
Ve ya siz bilirsiniz, katılınız sonrasında da şunu söyleyiniz:

TERÖRLE MÜCADELEMİZ TÜM KARARLILIĞIMIZLA DEVAM EDECEKTİR!




Sabih Samur

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

BAŞBUĞ PAŞA KALK AYAĞA ARTIK!!!
KANDİL DAHİL OMAK ÜZERE TEMİZLENMESİ GEREKEN
NERESİ VARSA TEMİZLE!
BEKLEYEREK ŞEHİT OLMAKTANSA "BASKIN BASANINDIR"
MANTIĞI İLE YAPMAMIZ GEREKENİ YAPALIM;
YOLUN GİTTİĞİ YERE KADAR GİDELİM!
BUGÜN GİTMEZSEK NE ZAMAN GİDECEĞİZ?
SABİH SAMUR


SAYIN GENELKURMAY BAŞKANI
ORGENERAL İLKER BAŞBUĞ’UN
ŞEHİTLER GÜNÜ MESAJI
( 18 Mart 2010 )
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Değerli Mensupları,
Türk vatanının ve milletinin ebedî varlığı ile devletimizin bölünmez bütünlüğü uğruna gözlerini kırpmadan canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, Çanakkale Zaferi'nin 95'inci yıl dönümünde bir kez daha rahmetle anıyoruz.
Tarihte eşine az rastlanır çok uluslu bir güce, kanı ve canı pahasına dur diyen ve tüm dünyaya "Çanakkale geçilmez" dedirten Mehmetçiğin Çanakkale'de kazandığı zafer, vatan söz konusu olduğunda neleri göze alabileceğinin en belirgin örneğidir. Mehmetçik, vatan ve namus vazifesi olarak giriştiği mücadelelerde "şehitlik askerin son rütbesidir" anlayışıyla hareket ederek eşsiz fedakârlıklarla kazandığı zaferle yeni zaferlerin kapısını aralamış, bu kapıdan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna giden yolu Mustafa Kemal'in önderliğinde aşan yüce ulusumuz Cumhuriyet çatısı altında millî birliğini güvence altına almıştır.
Değerli Silah Arkadaşlarım,
Her karış toprağının diyeti kanla ödenen vatan toprağını paha biçilmez kılan şehitlerimizdir. Onlar aynı zamanda ulus olarak var oluşumuzun, birlik ve beraberliğimizin ve vatan sevgimizin de ölümsüz kahramanlarıdır. Bu bilinç ve Çanakkale Zaferi'ni kazandıran yüksek ruhla hareket eden Türk Silahlı Kuvvetleri, tarihten gelen sorumluluk duygusu, iyi eğitimli personeli ve güçlü yapısıyla, daha güçlü bir Türkiye için ulusunun hizmetinde çalışmalarını sürdürmektedir. Bu uğurda, gerektiğinde canını feda etmekten çekinmeyen mensuplarıyla Silahlı Kuvvetlerimiz, şehitlerinin değerini ve ulusu için taşıdığı anlamı bilerek onlara sahip çıkmayı, bir şükran borcu olarak kabul etmektedir.
18 Mart Şehitler Günü münasebetiyle, bizlere bu güzel yurdu emanet eden Cumhuriyetimizin kurucusu Ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarını, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ve Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin muhafazası için gözlerini kırpmadan canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi saygıyla anar, yüce ulusumuza şükranlarımı sunarım.



BİLGİ NOTLARI


TARİH : 01 Ocak 2010
SAAT : 14:50
NO : BN - 01 / 10


1. Bugünkü bazı medya organlarında dün bir hakimi takip ettiğinden şüphe edilen iki aracın durdurularak arandığı, bu araçların askeri ve içindeki şahısların da askeri personel olduğu haberlerine yer verilmiştir.
2. Olayın cereyan tarzı aşağıdaki şekilde olmuştur;
a. 31 Aralık 2009 saat 12:30 civarında, Uğur MUMCU caddesinde birbirinden bağımsız olarak idari görevle seyir halinde olan beyaz renkli iki ayrı askeri araç polisler tarafından durdurulmuştur.
b. Durdurulan bu araçların askeri araç olduğunun anlaşılması üzerine olay yerine Merkez Komutanlığı ekipleri çağrılmıştır.
c. Söz konusu araçlar ve içindeki personel, durdurma ve arama kararını veren Cumhuriyet Savcısının isteği üzerine saat 14:00 civarında Ankara Merkez Komutanlığına götürülmüşlerdir.
ç. Burada Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan tespitlerde;
(1) Araçlardan birisinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait olduğu ve içinde iki şoför er ile bir uzman çavuş aşçının bulunduğu,
(2) Diğer aracın ise, Garnizon Komutanlığına ait olduğu ve içinde iki şoför (biri onbaşı biri er), bir elektrik teknisyeni er ve bir marangoz erin bulunduğu anlaşılmıştır.
3. İlgili Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan inceleme sonucunda, söz konusu askeri personel dün gece saat 22:00 civarında serbest bırakılmıştır.
4. Olayın, bir şüphe üzerine yapılan ihbar ve bu ihbara yönelik olarak icra edilen bir uygulama olduğu anlaşılmış ise de, son günlerde yaşananların, kişileri ve toplumu ne hale getirdiğini göstermesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir.
5. Konuya ilişkin olarak gerekli işlemler başlatılmıştır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
SABİH SAMUR YORUMU :
Ankara'nın göbeğinde iki askeri plâkalı araç içinde resmi kıyafetleri ile askerler Amerika'dan gelen bir ihbar telefonu üzerine eş zamanlı olarak durduruyorlar, savcılığın talimatı üzerine alınıp, sorgulanıyorlar.
Kim kime mesaj vermek istiyor bilmiyorum ama bildiğim bir şey var o da bu işlerin artık tadından yenmez hale geldiği.
Bizlerde yazıp çizen esnaf olarak yapmamız gerekeni yapalım; konuyla ilgili gerekli işlemleri başlatalım ve kamuoyuna saygı ile duyuralım.
Vah benim memleketim.























TARIH : 04 Aralık 2009
SAAT : 19:40
NO : BN- 124 / 09


1. Yüksek Askerî Şûra Olağan Toplantısı, 04 Aralık 2009 tarihinde Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN başkanlığında, Genelkurmay Başkanlığı Karargâhında yapılmıştır.

2. Toplantıda;
a. Son dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerine Karşı Yürütülen Asimetrik Psikolojik Harekât konusunda bilgi verilmiş,
b. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Harbe Hazırlık Durumu incelenerek, bu kapsamda ortaya çıkan ihtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılamak için alınan tedbirler görüşülmüştür.
c. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetlerinin temel yapısını ve disiplinini bozacak şekilde, irticai tutum ve davranışları tespit edilen 2 personelin Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırılmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Saygı ile duyurulur.






BİLGİ NOTLARI
TARİH : 17 Kasım 2009
SAAT : 18:50
NO : BN - 119 / 09
1. Son günlerde medyada, var olduğu iddia edilen üçüncü bir ihbar mektubu ve mektubun ekinde yer alan CD’de bulunan konulara ilişkin haberler yer almaktadır.
2. Var olduğu iddia edilen yeni ihbar mektubunun; Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından yapılan ve 24 Haziran 2009 tarihinde görevsizlik kararı verilerek yetkili makamlara gönderilen soruşturma dosyasında yer alan bazı maddi hususlardan da yararlanmak suretiyle, hazırlayanların kendi hedefleri istikametinde düzenlendiği değerlendirilmektedir.
3. Medyaya yansıyan haberlerden öğrenildiği kadar, söz konusu ihbar mektubu ekindeki CD’de yer alan hususlardan büyük bir kısmının 2008 ve daha önceki yıllarda medyaya yansıyan haberlerle benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir.
4. Kamuoyunun, gereğinden fazla, bu tip haberlerle meşgul edilmesinden üzüntü duyulmakla birlikte, dün olduğu gibi bugün de medyaya yansıyan ve Türk Silahlı Kuvvetlerini ilgilendiren bütün haberler değerlendirilmekte ve gerekli görülen durumlarda gerekli işlemler yapılmaktadır.
5. 17 Kasım 2009 günü bir gazetede yer alan ve bu konularla ilişki kurulmaya çalışılan Genelkurmay Adli Müşavirliği tarafından hazırlandığı iddia edilen belge ise, sahtedir. Söz konusu bilgi notu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK 250’nci md. ile yetkili) yapılan soruşturma doğrultusunda bazı şüphelilerde ele geçirildiği belirtilerek, 08 Nisan 2009 tarihinde Genelkurmay Başkanlığına incelenmek üzere gönderilen belgeler arasındadır. Yapılan inceleme neticesinde, ilgili savcılığa 01 Mayıs 2009 tarihinde “Kayıtlarımızda böyle bir belgeye rastlanmamıştır. Askeri yazım teknikleri ve isimler kullanılarak kurgulanmış sahte bir belgedir” ibaresiyle cevap verilmiştir. Sahte belgeyi, kasıtlı olarak gerçek gibi sunan, gazete hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.
6. İddia edilen üçüncü ihbar mektubunun 15 Kasım 2009 günü medyada yer almaya başlamasının tesadüf olmadığı ve zamanlamasının da oldukça düşündürücü olduğu ortadadır.
7. Türk Silahlı Kuvvetleri, kendisine karşı uzun bir süreden beri yürütülmekte olan faaliyetlerin ve bu faaliyetlerin bütün boyutlarının farkındadır. Bugüne kadar yapılan ve bundan sonra yapılacak her türlü saldırı da Türk Silahlı Kuvvetlerinin kararlı duruşunu ve mücadele azmini asla etkilemeyecektir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.


Başbakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, şöyle denildi:
“Ülke güvenliğine ilişkin konuların yanı sıra gündemdeki ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’na yönelik tartışmalar da değerlendirilmiştir.
‘Eylem Planı’ iddialarına ilişkin soruşturma süreci, adli ve askeri yargı makamları tarafından, kendi görev ve yetki alanları kapsamında yürütülmektedir. Bu sürecin en kısa zamanda gerçeği ortaya çıkarması beklenmektedir. Bu süreçte herkese düşen görev, sürecin sonuçlanmasını beklemek, kişi ve kurumları hedef alan davranış ve yorumlardan kaçınmaktır.”

Sabih Samur Yorumu:
Bu açıklamanın yapılması için yüzümüzü fotoğrafta görüldüğü gibi asmamız mı gerekiyordu?
Keşke 29 Ekim’i hep birlikte, olması gerektiği gibi mutluluktan kahkahalarla yaşayabilseydik.
Keşke…


Ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde gerçekleştirilen bağımsızlık mücadelesinin son halkası olan Büyük Zafer'in 87'nci yıl dönümünü kutlamanın coşkusunu yaşıyoruz.
Zafer Haftası, 26 Ağustos 1922 günü sabahı KOCATEPE'den yapılan topçu ateşleriyle başlar ve 9 Eylül günü Türk Ordularının İzmir'e girişi ve İzmir'in kurtuluşu ile sona erer.
ATATÜRK, Büyük Taarruz'u ve Büyük Zafer'i şu şekilde anlatır:
"Türk milletinin burada kazandığı zafer kadar kesin neticeli ve bütün tarihe, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yön vermekte kesin tesirli böyle bir meydan muharebesi hatırlamıyorum. Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti'nin temeli burada sağlamlaştırıldı. Ebedi hayatı burada taçlandırıldı."
Büyük Taarruz ve Büyük Zafer, Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ve gelişimine yol açan devrimin başlangıcıdır. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün yoksul bir halktan hem bir ordu hem de bir millet yaratarak gerçekleştirdiği bu inanılmaz devrim, Türkiye Cumhuriyeti'ne laik, sosyal, demokratik ve hukuk devleti niteliklerini kazandıran bir devrimdir.
Bu eşsiz zaferi kazandıran ve devrimi geçekleştiren başta Başkomutanımız Mustafa Kemal ATATÜRK ve kahraman silah arkadaşları olmak üzere bu mücadelede hayatlarını kaybeden ve bugün o eşsiz zaferin kazanımlarını yurdumuzun her karış toprağında canlarını vererek koruyan aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin önünde saygıyla eğiliyoruz.
Anayasa'nın değiştirilmesi teklif bile edilemez olan 3'üncü maddesinde ifade edildiği gibi "Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe'dir." Türk Silahlı Kuvvetleri, ATATÜRK tarafından bizlere emanet edilen ve Anayasa'nın 3'üncü maddesinde de belirtildiği şekilde; Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus-devlet ve üniter-devlet yapısının korunmasında taraftır ve taraf olmaya da devam edecektir.
Ülkelerin ve milletlerin bütünlüğünün korunmasının bir bedeli vardır. Türk Silahlı Kuvvetleri; bu bedelde kendisine düşen tarihi görev ve sorumlulukların bilinci içerisindedir.
Bugüne kadar bölücü terör örgütü ile mücadelesinde 5003 evladını şehit veren Türk Silahlı Kuvvetleri, Anayasa ve yasalar çerçevesinde, bölücü terör örgütüne karşı bugüne kadar dünyada eşine hiç rastlanmayan bir başarı ve özveriyle yürüttüğü mücadeleye bundan sonra da artan bir kararlılıkla devam edecektir.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bölücü terör örgütüne karşı yürütülen mücadeleyi kararlılıkla sürdürürken, güvenlik alanının dışında kalan ekonomi, sosyo-kültürel ve uluslararası alanlarda da devlet tarafından gerekli tedbirlerin alınmasının önemli olduğuna inanmaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu konularla ilgili görüşleri bilinmekle birlikte, emsalsiz Büyük Zaferi kutladığımız bu hafta münasebetiyle, bu konulara ilişkin düşünce ve duruşumuzun bir kez daha ifade edilmesinde yarar görülmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetleri;
- Ulus-devlet ve üniter-devlet yapısına hiçbir gerekçeyle zarar verilmesini kabul edemez.
- Kültürel farklılıklara saygılıdır. Ancak kültürel farklılıkların siyasallaştırılmasını, başka bir ifadeyle siyasal temsil aracı olmasını, toplumsal siyasal kimlik unsuru haline getirilmesini, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası içinde mümkün göremez.
- Terör örgütü ve destekleyicileriyle ilişki kurulmasına yol açabilecek hiçbir faaliyet içinde bulunamaz.
- Demokrasinin sunduğu fırsat alanlarını kullananların, bireylerin en temel hakkı olan yaşam hakkını hedef alan terör faaliyetlerini hiçbir nedenle hoş görmelerini kabul edemez.
- Usul ve yöntem esası belirler, noktasından hareketle takip edilecek usul ve yöntemlerde özenli olunmasının gereğine inanır.
- Her konuyu tartışabilme özgürlüğünün, devletin varlığını riske sokacak, ülkeyi kutuplaşmaya, ayrışmaya ve çatışma ortamına sokacak konuları içermemesi gerektiğine inanır.
Türk Silahlı Kuvvetleri; Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri olan laiklik, demokrasi, sosyal ve hukuk devleti ilkelerine yürekten bağlılığı, üstün disiplin anlayışı, köklü gelenekleri, itidalli ve kararlı yaklaşımı, hepsinden önemlisi Türk milletinden aldığı güçle dün olduğu gibi bugün de ve yarın da üstlendiği her görevi başarıyla yerine getirmeye devam edecektir.
Şüphesiz ki; "Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye'dir."
Türkiye Cumhuriyeti, bulunduğu hassas coğrafyada birlik ve ülkesine sadakat içinde vatanını ve milletini seven insanlarıyla çağdaş toplumlar arasında hak ettiği yeri almalıdır.
Aziz Türk milletinin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm mensuplarının Zafer Haftasını en içten dileklerimle kutlarım.
KAYNAK : Genel Kurmay Başkanlığı Sitesi

Prof. Emre Kongar, Cumhuriyet Gazetesi’nde 4 Ağustos Salı günü yazdığı yazıyla bana destek verdi.
Kendisine teşekkür ederim. Yüreklendirici bir yazı yazdı, “unutmayalım” çağrısı yaptı.
Bugün 55 gün oldu.
Belgenin gerçeği bulunamadı.
Sahteyi yazan da yakalanmadı.
Orduya çamur atılmış oldu.
“Kim yazdı sahte belgeyi?”
55 gün önce sorulan bu sorunun cevabını; sivil savcılar arayacaklar, tarayacaklar; çabalayıp uğraşacaklar, her türlü engeli aşarak bulacaklardı.
Bulmak zorundaydılar.
Hepimiz bekliyorduk.
TC ordusunda darbeciler var mıydı? Varsa kimlerdi? Albay Dursun Çiçek ve diğer albaylar, gerçekten Genelkurmay’ın görevli oldukları dairelerinde “iktidar partisi AKP ile Gülen Cemaatini bitirme” adı altında bir darbe planı hazırlamışlar mıydı?
Askeri savcı, 12 gün araştırdı.
Bu belge sahte dedi.
Görev sivil savcılara geçti.
Ülkenin Başbakanı Tayyip Erdoğan da olayı şimdi sivil savcıların araştıracağı, belgenin aslının bulunacağı, davanın peşini bırakmayacakları sözünü verdi.
Bugün 55 gün doldu.
Belgenin gerçeği bulunamadı.
Sahteyi yazan yakalanamadı.
Başbakan da sözünü unuttu.
Belgenin aslını ne arayan, ne soran, ne takip eden kaldı. 55 gün içinde Yüksek Askeri Şûra’nın her yıl yapmakta olduğu “terfi toplantı günü” de çıkıp geldi. Bunun üzerine “yalana dalkavukluk katmayı” gazetecilik, aydın kişi olma, demokrat diye çağırılma sananlar hep bir ağızdan yine yazdılar:
Terfi edemedi!
Albaydı, albay kaldı.
Dursun Çiçek’in albaylıktan, deniz piyade amiralliğine terfi edememesinin nedenini “belge dedikleri sahte kâğıt parçasının altında imzası olmasına” bağladılar.
Yine yalan yazdılar.
Halkı aldattılar.
Albay Çiçek’in rütbe alamamasının nedenini Genelkurmay, internet sitesine bilgi notu olarak koymuş, şunu yazmıştı: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda “sadece 1 adet deniz piyade amiral kadrosu” vardır ve buraya da atama geçen yıl yapıldı.
İktidar yandaşı gazete ve TV’lerde köşe, itibar, mevki, makam ve para bulanların ağızlarında büyüyen yalan lokmasının CIA sosu ile lezzetlendirildiğine, her geçen gün, biraz daha fazla inanıyorum.
Çünkü bugün 55 gün doldu.
Belgenin gerçeği bulunamadı.
Sahteyi yazan yakalanamadı.
Başbakan verdiği sözü unuttu.
Belgenin aslını ne arayan, ne soran, ne takip eden kaldı. Ağızlarında CIA soslu yalan lokması büyüyor!
Unutmayın!
Hep sorun!
Kim yazdı sahte belgeyi?
Rejisor kim?
O rejisör mü şimdi “Kürt ile Türk’ü barıştırma açılımları” yaptırıyor? Bu demokrasi açılımlarını; CIA soslu yalan lokması hazırlayan o rejisör yaptırıyorsa; bu lokmayı ne Kürt yutar, ne Türk! Bu CIA soslu yalan lokmayı; ne Kürt yutmalı, ne Türk!

Necati Doğru
Kaynak : İlk Kurşun Gazetesi

“Belge” konusu tıpkı “Ergenekon” davası gibi ve bu davayla birlikte, iddianamedeki kayıtlar, delil diye konulanlar “sahtedir-değildir” safhasını çoktan aştı, T.C. ve TSK için bir ölüm-kalım meselesi oldu; Ya “bizler”, Atatürk’ün Cumhuriyetini korumaya ant içmiş olanlar, ya da “onlar”, bu Cumhuriyeti yıkmak Orta Çağlara geri götürmek isteyen tüm şer kuvvetleri!...
Tuhaf olmaktan da öte akılları zorlayan bir şey var: Atatürk Cumhuriyetini korumaya ant içenleri, O’nun Cumhuriyetini yıkmaya ahdetmiş olanlar suçluyor ve yargılıyorlar... Bu, gözleri dönmüş “delilerin”, tımarhane haline getirdikleri ülkeyi ele geçirmeleri gibi bir fars, bir komedi değilse nedir?
“Genç Subayların” rahatsız oldukları söyleniyor... Gerçeği, neden gizlemeli.
Evet, sadece gençler değil bütün muvazzaf- emekli -yedeksubay ve askerler, hem de çok rahatsızlar! Ben, ölümün eşiğinde, yaşlı bir yedek subayım ve tarifsiz acılar içindeyim; Cumhuriyetin, bir “şeytan üçgeni” içinde, göz göre göre yutulmakta olduğunu gördükçe, uykularım kaçıyor, kâbuslarımda Mustafa Kemal’den ve babamdan, amcamdan fırça yiyorum; “Bu memleketi, bu hainlere iç ve dış düşmanların ellerine düşsün diye mi kurtardık?
Cumhuriyeti sağdan, soldan, birileri kendi bilmem kaçıncı Cumhuriyetlerini kursunlar diye mi kurduk?” diyesiler... Dramatize etmiyorum, aynen böyle!
Ordu düşmanları
TSK’ya, kendi ordularına düşman olanlar, her yeri her kesimi ve kurumu sarmışlar. TV programlarını işgal etmişler; Orduya ve Komutanlarına, boyuna kin kusuyorlar. Çok merak ediyorum; bu sönmez kinin sebebi ne? İnsan, kendi ordusuna neden, bu kadar husumet besler? Genetik mi? “Entel şıklık” modası gereği mi? Bazılarının babaları, büyük babaları askermiş; acaba bunun için mi karmaşık hisler duyuyorlar? “12 Mart-12 Eylül” hatıraları mı tepiyor? Ben bunların daha kötüsünü yaşadım ama kendi orduma düşman olmadım!
Bu, Türk Ordusu düşmanlarını temsil eden bir Ali Bayramoğlu var. “Belge” patlak verdikten sonra, daha fazla kin kusmak fırsatını buldu... Son yazılarının şu başlıklarına bakın:
“Asker ya değişecek ya değişecek- Başbuğ istifa etmeli-Askerin rengi açılıyor.”
Pekâlâ; Asker nasıl değişecek veya değiştirilecek? Fatih Altaylı cevabı, tabii cinasla veriyor: “Yapacak tek bir şey var. Silahlı kuvvetleri toptan kovalım... Genelkurmay Başkanı’ndan, yeni mezun teğmenine kadar tümünün işine son verelim!”
Bu, kara mizah değil. Bu adamlar gerçekten Ordudan ve komutanlarından kurtulmak isterler ve TSK’yı lağvedip yerine kendi işlerine yarayacak “lejyoner” veya “gurka” bir Asakir-i mensura, bir “Nizam-ı atika” ordusu kurmayı çok isterler... “Nizam-ı cedit”, yeni tarz demek. “Nizam-ı Atika”da, eski-geri nizam demek... İran’da bu yapıldı. İran generalleri, irtica çiçekleri, gözleri önünde büyürken fark etmediler ve işte bugünkü İran ordusu bambaşka. Komutanları top sakallı bir ordu! Şimdi İran halkının çoğunluğu, bu generallerden ve rejimden, kurtulmak için mücadele ediyorlar!
Evet; şimdi “Durum”, belgenin sahte olup olmadığı meselesini, çoktan aştı. Sahte veya tahrif edildiği, bilimsel olarak tespit edilse bile, inanmayacaklar, kulplar takacaklar... Zaten bunun işaretlerini de veriyorlar!
Dobra dobra sorarım; bugün, TC’ye karşı laik-üniter ulus devlete, Atatürk’e karşı gittikçe artan bir tehlike var mı yok mu? Ve bu tehdit ve tehlikelere karşı önlemler almak TSK’nın Genelkurmayının, yasal görevi değil mi? Ve Orduyu bu görevi yapamaz hale getirmiyorlar mı? Öyleyse ne yapmalı? Asker, bu “çoğunluk tramvayı demokrasisine”, “sizin-bizim” diye bölünmüş yargıya güvenip alanı, boyuna kıvıran politikacılara bırakıp, “kışlasında yan gelip yatmalı mı?” Belki akademik olarak öyle, ama ya gerçekte? Eğer askerler, tehditler karşısında, görevlerini ihmal etmişlerse, o zaman görevlerini, ihmal ettikleri için, cezalandırılmaları gerekir.

Kaynak: Yeniçağ Gazetesi, Altemur Kılıç

Sabih Samur Yorumu: Altemur Kılıç'ı ruh ikizim olarak görüyorum.Düşünceler birebir bu kadar mı örtüşür? Allah kendisine sağlık dolu nice seneler versin. Örnek alabileceğimiz, dönek ve kaypak olmayan, nabza göre şerbet vermeyen sayılı insanlardan biri...
Bazı aptallar bu yazıyı darbe çığırtkanlığı olarak yorumlayabilirler, o onların aptallığıdır.
Burada bu vatanı korumak ve kollamak için yemin etmiş bir yedek subayın vatan sevgisi yatıyor.
Anlayana...

İlhan Selçuk - Cumhuriyet Gazetesi

1 Mayıs 2009

Silahlı güç deyince herkesin aklına hemen asker gelir…
Peki, ya polis?..
*
Son günlerde polis deyince akla ne geliyor?..
Hakkâri’de Kürt çocuğunu silahının dipçiğiyle hastanelik eden polis mi?..
İstanbul’da teröristin şehit ettiği polis mi?..
Üniversite rektörlerinin, profesörlerinin, TV yöneticilerinin, yazarların, sendikacıların, E. generallerin kapısına sabahın köründe dayanan polis mi?..
*
Polis deyince akla başka hangi soru geliyor?..
Cumhuriyet polisi mi?..
F tipi polis mi?..
*
ETÖ ne demek?..
Fethullahçı ve yalaka takımının kullandığı bu rumuz “Ergenekon terör örgütü” demek…
Polis ETÖ suçlamasıyla yüzlerce değerli insanımızı topladı…
Çıt çıktı mı?..
Ama polis, İstanbul’da gerçek bir teröristin kapısına dayandığı zaman ne oldu?..
Altı saat çatışma, bir vatandaşın ve bir polisin öldürülmesi, yedi yaralı…
Üniversite rektörünü terörist diye rahatça gözaltına alan polisin karşısına gerçek bir terörist çıkınca ne oluyor?..
Polise yazık oluyor…
*
Polis, İstanbul’da polis şehit eden teröristi daha önce dinliyor muydu?..
Gazetelerin yazdıklarına bakılırsa teknolojinin en son aygıtlarıyla 70 bin kişi Türkiye’de gizli gizli dinleniyormuş…
Polis kimi dinliyordu?..
Rektörü..
Profesörü..
E. generali..
Yazarı, vb…
*
Yoksa F tipi polis, Emniyet örgütünde yönetici ve egemen mi?..
Polis Ergenekon soruşturması kapsamında kazı yapıyor, toprağın altında gömülü silah ve mühimmat buluyor…
Genelkurmay Başkanı da diyor ki:
- Bu silahlar bize ait değil…
Bir de rakam veriyor:
- 1988 yılında MKE (Makine Kimya Endüstrisi) Kurumu’nun ürettiği 3300 el bombasının 300’ü orduya, 3 bini polise verildi…
O zaman akla ne geliyor?..
Şimdi bin bir propaganda, tantana ve suçlamayla keşfedilen bu silahları sakın F tipi polis toprağa gömmüş olmasın?..
*
Polisteki yönetimin ‘cemaat’, nam-ı diğer ‘Fethullahçılar’ın eline geçtiği iddiası yoğunlaşıyor…
Necati Doğru’nun Vatan gazetesinde çıkan dünkü yazısından bir alıntı:
“- Bugüne kadar yapılan 12 dalga operasyonla tutuklanan, gözaltına alınan, tutuksuz yargılanmak üzere haklarında dava açılan yaklaşık 350 kişinin arasında rektörler var. Profesörler, yazarlar, gazeteciler, parti başkanları, TV sahipleri, bilim adamları, ‘Baba beni okula gönder’ciler bulunuyor.
350 kişinin hepsinin özelliği; Cumhuriyetçi, Atatürkçü, laiklik savunucusu olmaları…
Bu 350 kişinin arasında neden ‘Cumhuriyetçi, Atatürkçü olmayan ve laikliği savunmayan bir tek kişi’ bile yok?“
*
Ve yazıyı bitirirken bir de ben sorayım:
Ergenekon pazarlaması ‘Gatakulli Fethullah’ın Amerika’daki merkezi karargâhından mı yönetiliyor?..

Web
Genelkurmay Başkanlığı Basın Bilgilendirme Başkanlığı için, Türkçe dilindeki yaklaşık 244.000 sonuçtan, 1 - 10 aralığı (). (0,10 saniye)
İpucu: "Ara" düğmesine tıklamak yerine Return tuşuna basarak zamandan kazanın.
Arama Sonuçları
1. Genelkurmay Başkanlığı Resmi Kurumsal İnternet Sitesidir ...
Basın Açıklamaları · Basın Duyuruları · Bilgi Notları ... Devlet Bakanı Egemen BAĞIŞ'ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker BAŞBUĞ'u Ziyareti. 27 Ocak 2009 ...www.tsk.mil.tr/ - 68k - Önbellek - Benzer sayfalar
2. Genelkurmay Başkanlığı Resmi Kurumsal İnternet Sitesidir ...
22 Eyl 2008 ... Genelkurmay Başkanlığının Basın Bilgilendirme Toplantıları resmi tatil günleri hariç ilki 26 Eylül 2008 tarihinde olmak üzere her hafta Cuma ...www.tsk.mil.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_2_Basin_Duyurulari/2008/BD_49.html - 5k - Önbellek - Benzer sayfalarwww.tsk.mil.tr alanından daha fazla sonuç »
3. Masumiyet karinesi uyarısı - Hürriyet
16 Oca 2009 ... Tuğgeneral Gürak, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'ndaki haftalık basın bilgilendirme toplantısında, TSK'ya intikal eden ve tespit edilen ...www.hurriyet.com.tr/gundem/10790858.asp - 150k - Önbellek - Benzer sayfalar
4. 27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklaması - Vikipedi
Basın açıklaması, Genelkurmay Başkanlığı web sitesinden yapılması nedeniyle ... Genelkurmay Başkanlığı kurum sitesinden Basın Açıklamasının tam metni ...tr.wikipedia.org/wiki/27_Nisan_Genelkurmay_Başkanlığı_Basın_Açıklaması - 57k - Önbellek - Benzer sayfalar
5. Emekli albayın intiharı üzerine yazılanlara GENELKURMAY'IN ...
Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan bilgi notunda şöyle denildi: ''Son zamanlarda, bazı basın ve yayın organlarında, ...www.nethaber.com/Toplum/87721/Emekli-albayin-intihari-uzerine-yazilanlara-GENELKURMAYIN-GOSTERDIGI - 63k - Önbellek - Benzer sayfalar
6. 27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklaması hakkında ...
VikiKaynakGenelkurmay Başkanlığı 27 Nisan Açıklaması 27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklaması hakkında bilgi ve daha fazlasi Türkçe Bilgi'de.ansiklopedi.turkcebilgi.com/27_Nisan_Genelkurmay_Başkanlığı_Basın_Açıklaması - 54k - Önbellek - Benzer sayfalar
7. TGRT Haber » Haberler » Türkiye » Genelkurmay Başkanlığı ...
30 Oca 2009 ... Genelkurmay Başkanlığı bilgilendirme toplantısı ... Genelkurmay'ın bu haftaki basın bilgilendirme toplantısında Tuğgeneral Gürak'dan İsrail ...www.tgrthaber.com.tr/news_view.aspx?guid=69bcb77a-0705-4b07-8e90-a2820c303e96 - 131k - Önbellek - Benzer sayfalar
8. 27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklaması hakkında ...
27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklaması hakkında ansiklopedik bilgi. bibilgi.com.www.bibilgi.com/27-Nisan-Genelkurmay-Başkanlığı-Basın-Açıklaması - 32k - Önbellek - Benzer sayfalar
9. 31 Temmuz 2008 Genelkurmay Başkanlığı basın açıklaması – Viki Kaynak
Basın, Genelkurmay Başkanlığı 31 Temmuz 2008 tarihli açıklaması ... dışı söylemler bilgi kirliliğine yol açtığından, gerektiğinde Genelkurmay Başkanlığınca ...tr.wikisource.org/wiki/31_Temmuz_2008_Genelkurmay_Başkanlığı_basın_açıklaması - 19k - Önbellek - Benzer sayfalar
10. KIRMIZI - BEYAZ: GENELKURMAY BAŞKANLIĞI Bilgi Notu
Gönderen SABİH SAMUR 10:39 AM Ergenekon, Genel Kurmay Başkanı, TSK 0 yorum » ... 16 Ocak 2009 tarihli Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda...kirmizi-beyaz.blogspot.com/2009/01/genelkurmay-bakanlii-bilgi-notu.html - 87k - Önbellek - Benzer sayfalar