KKTC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KKTC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster



Duyuru


Sabih Samur
İstanbul, (05321523767) sabihsamurmedya@gmail.com
Marmara Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi (Lisans)
207. Dönem P. Atğm (Tatvan-Bitlis)
1992 Sefer Görev, P. Teğmen (Edirne)


Gazeteci-Yazar, TV Program Yapımcı

-Sabih Samur ile Memleket Meselesi, DORUKTÜRK TV, TR1 TV
-Çapraz Sorgu, AKİT TV
-Aşk-ı Damak, RUMELİ TV
-Tarihi Camilerimiz, TEK RUMELİ TV
-Çalışan TÜRKİYE, KAÇKAR KARADENİZ TV

Evli ve iki çocuk babası
Kıbrıs Davası Neferi




***
Tüzük Madde 66'ya göre;
Büyük Türkiye Partisi (Büyük Parti) KKTC'den Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanlığına getirilmiştir. 

Hayırlı olsun başarılar diliyorum.

Tevfik Diker
Büyük Türkiye Partisi
Genel Başkan




SABİH SAMUR ( Bizden Biri ! )

Biz Diyarbakır Sur'da Lejyonerler tarafından vurulurken Lejyonerleri sahaya sürenler; Güney Kıbrıs'ta Kıbrıs'ın geleceği ile ilgili anlaşmalara imza atıyorlar.
Benim kendini "Kıbrıslıyım" diye tanımlayan ve Türküm demekten imtina eden KKTC'nin Erkleri ise hala "Davos'ta nasıldım ama" diyerek çak yapıyorlar.
Sn. Recep Tayyip Erdoğan sonra Başkan olursunuz ama şimdi mevcut Cumhurbaşkanı yetkinizle lütfen Başbakan ve Bakanlar Kurulunuz le birlikte Ada'ya gidiniz.
Ada Sahipsiz ve yanlış yolda!

Sabih Samur



EMPERYALİSTLER ve KIBRIS

Gönderen SABİH SAMUR | 6:48 ÖS | , , , , | 0 yorum »


Büyük Proje Ne idi?
Emperyalistler ve Kıbrıs.
Biz bu adanın iki ortağından biriyiz. Kimsenin hakkında asla gözümüz olmadı. 1960 cumhuriyetine giden yolda bile Rum ortağın EOKA'yı kurup bizi yok etme yemini içtiğinde biz direnmek için TMT'yi üç yıl sonra kurduğumuzu unuttuk.
Bereketcilerimizi Unuttuk.
Kırmızı Otobüsü içinde insanlarımızla gömdüklerini unuttuk. Cumhuriyetteki haklarımızın çok olduğunu iddia eden Rum Lider Makarios Yeni Anayasasını geçirmek için ne denli baskılar yaptığını unuttuk.
1963 Kanlı Noel gecesini bile nerde ise Rumun yaptığını unutturarak bizim yaptığımıza halkımızı inandırmaya çalıştılar.
Bazı kanı bozukların buna inandığını da biliyoruz.
Kantonları unuttuk. Çadırlarda yağmurun çamurun içinde yaşam mücadelesi verdiğimizi ,makarına nohut ve pilavdan başka aşımız olmadığını unuttuk.
Bitlenmeyelim diye kafalarımızın kazındığını unuttuk.
123 köyümüzün yakılıp yıkıldığını unuttuk.
1974 yılına kadar rumların yaptıkları başta Taşken olmak üzere Muratağa ,Atlılar ve Sandallılarda anne karnındaki 6 aylık çocuktan tutun da 80 yaşındaki nineye yapılan vahşeti unuttuk. Halkımızın aklı ile oynayan emperyalisler milyarlarca para döktüler adanın kuzeyine. Tek bir hedefleri vardı .Önce Milli Benliği yok edeceklerdi. Milli Benliği yok olan bir halk maneviyatını kaybecek ve kör kuyuda kaybolacaktı.
Önce medyada kalemleri satın aldılar. Sonra besledikleri destekledikleri siyasi kurumları ve dernekleri.
Tek bir amaç vardı; Adada Türk Gücünü zayıflatmak ve Rum'un egemenliği altında azınlık bir halk olarak yaşamasını sağlamaktı.
Bu işe hizmet edenlerin banka hesaplarındaki paraların sınırı yok. Vatanına ihanet eden bu zavallılar aslında bu paraları yiyecek olan evlatlarının yaşayabileceği bir Vatanları olamayacağının farkına varamayacak kadar paranın esiri olmuşlar.
Kardeşlerim, hepimizin en birinci vazifesi adada oynanan bu oyunu bozmak ve unutanlara hatırlatmaktır.
Adada Türk Milliyetcilerini Yok etme çalışmaları hızla sürmektedir. Bu Proje Milli ve manevi duyguları yok etmektir.
Rum tarafında milliyetcileri besleyenlerin sanırım ne yapmaya çalıştıklarını hepimiz çok net görebiliriz.


Saygılarımla

Latif AKÇA, 16 Ocak 2016, Lefkoşa

UYUMUYORUZ

Gönderen Samur Medya | 2:06 ÖS | , , , | 0 yorum »


"TC düşmüş kendi derdine", "Bu esnada ne yapabilirsek onu yaparız" düşüncesinde olan kendini Kıbrıslı diye tanımlayan ve asla Kıbrıs Türkü olduğunu kabullenmeyen bir avuç fırıldağadır bu mesaj!
Ey Fırıldak, Dün uyumayan sence bugün uyur mu?
Dün bayrağı indirmeye çalışan puştu şakağından vuranlar; vurmak için savcıdan, yargıçtan olur mu aldı sence?
Ada, "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" sığlığında değildir.
Adanın suyu derindir.
Uyumadığımız gibi adamın uykusunu da kaçırırız çok şükür.

Sabih Samur


Memleketin sorunu sorunumuz, mutluluğu sevincimizdir.

Kod Adı TC Platformu




Kendisi de bir çocuk gelin olan Selvi Sertdemir, toplumun kanayan yarası olan Çocuk Gelin konusuna dikkat çekmek için bir ilki gerçekleştirecek: Selvi Sertdemir de Çocuk Gelindi Resim Sergisi
20 Haziran 2015 Cumartesi 17:01

Selvi Sertdemir ile yaptığımız uzun diyaloglar sonucunda DORUKTÜRK olarak gerek TV gerekse Gazete kapsamında bu projeyi destekleyeceğimizi ve elimizden gelen ne ise seve seve yerine getireceğimizi söyledik.
Ne yapmak istiyor Selvi Serdemir?
Selvi Sertdemir henüz 13 yaşında iken evlendirilmiş bir Çocuk Gelin aslında...
Dillendirilmesi zor olan bir konuyu cesur bir şekilde gündeme getiren mert bir kadın.
Projeyi kendi ağzından aktarıyoruz size:
"BU HEPİMİZİN PROJESİ...
Selvi Sertdemir de çocuk Gelindi Sergisi:
Böyle önemli bir konuda daha önce bir Projenin Eksik olduğu düşüncesiyle çocuk gelinleri Resmetmek için harekete geçtim.
Asrın projesi olarak yola çıktım. 13yaşında evlendirilen “Selvi Sertdemir’de çocuk gelindi“ Sergisine katılarak Başka çocuk yaştaki kızlarımızında umutlarının ve geleceklerinin Karartılmasına izin vermiyelim. Çocuk Gelinlere hayır diyelim Sloganıyla bu Projeye destek verelim.Sosyal Sorumluluk Art sanat Ressam Projemin ilki Kıbrısta Başlayıp DiyarBakır,Urfa,Konya ve yurtdışında Danimarka’da devam etmeyi düşünüyorum. Çocuk gelinlere hayır demek için bir Fırçada Senat Sloganıyla KKTC-Lefkoşa’da buluşalım.Başta Eserleriyle Ressamları,Medyayı,Eğitimcileri Politikacıları olmak üzere toplumun her kesiminden bireyleri katılmaya davet ediyorum.Hepimiz birlikte Tuval’da canlı Performans yapalım ve imzamızı atalım, çocuk gelinlere dur demek için."
Evet böyle diyor Ressam Selvi Sertdemir.
Biz de kendisine başarılar diliyor ve konu ile ilgili ilk haberi yaparak ilk adımı atmış oluyoruz.
Hayırlısı...

DORUKTÜRK MERKEZ, KKTC

KIBRIS DAVASI

Gönderen SABİH SAMUR | 10:47 ÖS | , , , | 0 yorum »

Türkiye Cumhuriyeti'nin GİRİT DAVASI yoktur.
Çünkü GİRİT artık Türk değildir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin KIBRIS DAVASI vardır.
Çünkü KIBRIS TÜRKTÜR!
Sabih Samur


"Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu Ada bizim için çok önemlidir.”

Mustafa Kemal Atatürk


Bizler İki Sancağı da eşit olarak ayrım yapmadan sahiplenen Neferleriz.
Sancaklarımızın yere düşmemesi için gerektiğinde Ölürüz de Öldürürüz de!

Sabih Samur 
Kod Adı TC




Unutulmasın ki KKTC bir Eğitim Adasıdır. Üniversitelerimizde etnik ve/ve ya ideolojik çetelere KKTC yasalarının geçit vermeyeceğine inancımız sonsuzdur.
09 Nisan 2014 Çarşamba 20:59
Yakın Doğu Üniversitesi artık ayıin gençler yetiştirmek yerine ideolojik düşüncelerini çeteleşerek karşıt görüşlü öğrenci, öğretim görevlisi ve hatta okulda misafir olarak bulunanların can ve mallarına saldırıda bulunan çeteler yetiştirmektedir.
Sayın Kurucu Rektör Suat Günsel'in ve okul yönetiminin SIRF MADDİ ÇIKAR UĞRUNA bu cetelesmeye göz yummakta ve tüm toplumumuzun ve öğrencilerinin tepkisini almakdadir.
Unutulmasın ki KKTC bir Eğitim Adasıdır. Üniversitelerimizde etnik ve/ ve ya ideolojik çetelere KKTC yasalarının geçit vermeyeceğine inancımız sonsuzdur.
Bir kez daha YDU da bu tür olayların yaşanmaması icin tüm üniversite yetkililerini daha duyarlı olmaya bu tür olayların yaşanmaması adına disiplin kurullarının caydırıcı kararlar almaya davet ediyoruz.

GENÇ MÜCAHİTLER DERNEĞİ
Hasan Kurumanastırlı 


Kaynak: www.dorukturk.tv 





Geçen hafta Sevgili Hasan Kurumanastırlı kardeşimin paylaşımını kendi sayfamda paylaştım. ( http://www.kktcmanset.com/hd.asp?id=34080&%2Fkibris-manset%2Fgenc-mucahitler-dernegi-turk-ajansi-kibris-degisimini-kinadi.html ...).
Açıkçası yoğunluktan içeriğini dahi okumaya fırsatım olmamıştı.
Hâl böyle iken bir kaç gün önce Ada'da ki sert çocuklar Sabih Samur hakkında bu yazıdan ötürü ileri geri konuşmuşlar.
Beni K.K.T.C. düşmanı ilan etmişler.
TAK'ı arattırdım. Böyle bir konudan haberleri olmadığını söylediler.
Şimdi buradan sesleniyorum: Arkamdan konuşan sert çocuklar!
Fotoğrafta gördüğünüz sancak benim İkinci Sancağımdır.
KKTC ile arama girecek daha anasının karnından doğmadı!
Ben Ada'da partiler üstüyüm.
Atanmış bürokratlar gelip geçer.
K.K.T.C. ise payidar kalacaktır.
Bende K.K.T.C.'nin bir NEFERİYİM.

Saygılarımla

Sabih Samur


------------------------------------
FACEBOOK YORUMLARI
------------------------------------

Hasan Kurumanastırlı SAMUR aylesinin kim ve kimlerden olustugunu bilmeyen sert cocuklar sadece sizin cahilliginize verecem dizecegim amma cahil insanlada deyilsiniz.olay bu sert cocuklarin makam ve siyasi canak yalayiciligndan baska birsey olamaz.GENC MUCAHITLER adina yaptigim TAK la ilgili basin aciklamamla ilgili sikintisi olan benimle istedikleri bir kanalda canli yayina otursunlar eger bukadar sert cocuklarsalar hotri meydan .

Sabih Samur Genç Mücahitler Derneği ve Hasan Kurumanastırlı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bir gerçeğidir. T.C.'nin gözbebeğidir.
Eğer bir şeyler yazıyorsa mutlaka arkasındadır ve belgelidir.


Sabih Samur  http://www.kktcmanset.com/hd.asp?id=34080&/kibris-manset/genc-mucahitler-dernegi-turk-ajansi-kibris-degisimini-kinadi.html

www.kktcmanset.com
Genç Mücahitler Derneği,Türk Ajansı Kıbrıs Hakkında Basın Açıklaması Yaptı.
 
Saffet Soykal KKTC'nde nedense belli malamlara atananlar hatta vekaleten getirilenler arasında bu toplum ve KKTC için şu anda bir sosyal sitede bedava hizmet veren bendenize Kıbrıs Rum gazeteleri üzerindeki çalışma ve incelemeleri bittikten sonra - bir gün önceki sayılarını ödünç alıp gerekli çalışmaları yaptıktan sonra yeniden iade etrmek istedim. Önce BRT'de Müdürün danışmanı görevine atandıktan sonra daha önce sorumlusu olduğu Rumca bölümündan ayrılan bir bayan çalışan bölümdekilere emir vererek bana Rumca gazeteleri, kurumda dahi kimseye mani olmadan, bir masada incelememe izin vermediğini açıkladı. Aynı şekilde TAK Ajansına vekaleten atanan müdür da bir gün önceki Rumca gazeteleri aynı akşam üzeri mesai bitiminden önce iade etmem koşuluyla ödünç almama itiraz etti. Ruma boşuna ayda 850 TL mi ödettirecekseniz? diye sorduğum zaman, gün içerisinde gazetelerin iade edileceğini söylememe rağmen, bunları ödünç dahi bana veremeyeceğini belirtti. Hani birlik beraberlik ruhu diye sormadan geçemeyeceğim.

Saffet Soykal Bir de milliyetçiliğinden en son kuşku duyulacak, profilinde TC bayrağı nyanında daima ve mutlaka KKTC bayrağını da bulunduran Sabih Samur gibi Kıbrıs sevdalısı bir kişiye dil uzatan kendini bilmezler veya adadaki deyimimizle 'gendini bilmezler' bu defa onu yıpratmaya kalkıştılar. Hem de TAK Ajansı çevrelerini de kullanarak. Yazık ettiler. Kendisi hiçbir menfaat gütmeden Kıbreısâ hizmet eden Sabih Samur'a ithamda bulunmaya yeltenen bu kendilerine bilmezler otursun da bu milliyetçi dostumuzu daha iyi değerlendirsinler. Sağ sağol varol Sabih dostum. İcraatın meydanda sana laf atıp ithamda bulunan, seni karlayanlar utansın.


Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bölgesinde başkanlık adayları söyleyecekleri son sözleri dün söylediler. Bugün artık seçim yasakları başladı. Yarın da söz seçmenin olup bu çekişmeleri noktalayacaktır. Arkalarında sağlam destek (DİSİ ve DİKO partileri, SEK SAğcı Sendikaları federasyonu ve diğer kuruluşlar) bulunan Nikos ANASTASİADİS, AKEL, Hristofyas, Solcu İşçi Sendikaları Federasyonu, Solcu Dadın Dernekleri POGO vs) desteği bulunan, kısa süre Sağlık Bakanlığı yapan Stavros MALAS ve EDEK Partisi Başkanı ve şimdiki Rum Meclisi Başkanı Yiannakis OMİRU ve Merkezdeki bazı kuruluşların destekledikleri Yiorğos Lillikas başlıca yarışmacılar olacaktır. Faşist Rum Ulusal Halk Cephesi (ELAM) destekli veya daha küçük grupların desteklediğiğ, seçilme ümitleeri olmayan birkaç aday daha vardır. Bunlar beyhude ve ümitsiz heveslerle yarışacak olan zayıf adaylardır. Dört yıldır iktidarda olan Dimitris HRİSTOFYAS'ın başarısız olduğu genel kanaat sonucu bu kez adaylık koymadı. Dün akşam üzeri, seçim yasaklarının başlamasından biraz önce yarım saatlik bir konuşma yaparak rakipleri ve çekemeyenlerinin iddiaları aksine çok başarılı bir görev süresi gerçekleştırdığını iddia etti. Sık sık ağlamaklı konuşmasıyla Hristofyas'ın Rum Yönetimi Başkanlık süreci de kapanmış oldu. Güney Kıbrıs'tan ayrılmayarak veya sonradan gidip iş bulan ve çalışmaya başlayan dolayısıyla oy kullanma hakkı bulunan 604 Kıbrıslı Türk'ün yarınki seçimleerde oy kullanacakları açıklandı. Tabii her seçimde olduğu gibi, Güney Kıbrıs'ta da seçimleri kimin kazanacağı hususunda çeşitli anketler yapıldı. Bunlara göre, güçlü DİKO oylarını da kazanan zaten güçlü DİSİ Partisi Başkanı Nikos ANASTASİADİS seçimleri kazanarak Cumhurbaşkanlığını alacaktır. Bu durumda Yiannakis Omiru yerine Ermeni asıllı KAROYAN da büyük bir ihtimalle Rum Temsilciler Meclisi Başkanlığına getirilecektir. Çekişmeli, tartışmalı ve kavgalı geçeceği daha şimdiden belli olan Rum Başkanlık seçimlerine 'Düzeni sağlamak için', 880 polis memuru ve müfettişinin görev alacağı büyük çapta çatışmaların çıkması dfurumunda da Rum Ordu Birliklerinin teyakkuza geçirilecekleri öğrenilmiştir. Şurası bir gerçektir ki, her üç adaya da destek veren güçler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1964-1974 yılların arasında Türklere karşı sürdürdükleri soykırım kampanyası sonucunda, aynen Girit'te, Batı Trakyada ve diğer bölgelerde yunanlıların uygulamalarının benzerini başarıya ulaştırarak Kıbrıs aasını da bütün olarak Yunanistan'a bağlama (İlhak) gerçekleştirmek için buna izin vermeyen Kıbrıs Türkleerinin kanını döktüklerinden hiç söz etmeyerek, anavatanımızı işgalı mazisi tertemiz Mehmetçiklerimizi de vahşetle itham edecek kadar gemi azıya aldılar ve bu kışkırtıcı politikalarla Rum Halkını, özellikle gençleri - kilisenin de yardımı ile zehirlediler. Rumlar, büyük ölçüde Ortodoks-Hıristiyan çevlerine, Amerika'daki güçlü Yunan Lobby'sinin, İngiltere'de yerleşmiş güçlü Yunan varlığının Rum kilisesi, Rusya, Çin, güçlü Ermeni Diasporasının desteğiyle 2004 yılına kadar rahat olan Rumlar, BM Genel Senreteri Ban Ki MOON'un hazırladığı iki bölgeli federasyon kurulması Planını da reddettikleri 2004 yılından sonra fire vermeye başladılar. Rumlar hala adanın tümünü ele geçirmek ve 1960 Londra-Zürih Anlaşmalarıyla sağlanan dengeleri reddetmek ve kendilerinin egemen ve idareci, Kıbrıslı Türk Toplumunun da uşaklarının olacağı bir düzende ısrar ettiler. Hala da ediyorlar. Hristofyas '2 bölgeli anlaşma taraftarı politikaları destekleyelim sorunu çözelim' sözünü her ettiğinde, fanatiklerin saldırısına uğradı. Onu başarısız kıldılar. Seçimlerden sonra bütün göstergeler ve BM Genel Sekreterinin Özel Temsilcisi Alexander Downer'in de işittirdi, Türkiye Cumhuriyetinin de Kıbrıs Türklerinin de Türkiye, Kuzey Kıbrıs, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın katılımıyla Uluslararası dörtlü Kıbrıs Konferansı yoluyle çözüm aranması gündeme gelecektir. Rumlar eğer bunu da reddederlerse Kıbrıs bugünkü sınırlar esas alınarak kesin taksim edilecektir. Rumlar artık kendilerine gelmeli, Yunanlılar da onları pek azdırmalıdır. Saffet Soykal

BAŞLICA SORUNUMUZ İŞSİZLİK

Gönderen SABİH SAMUR | 10:24 ÖÖ | , | 0 yorum »

Artık olaylara düz bakmalı şası bakışlarla bir yere varılamayacağını kesinkes anlamalıyız. Memleketimizin en büyük sorusunu işsizliktir. okullaarımız her yıl yüzlerce mezun veriyor. Ama iş yok. Her yıl bu mezunlar bir ordu meydana getirdiler. Durum çok vahim. Heer gün kapılarının önünden geçerken selâmlaştığımız bir küçük bakkaliye çalıştıştıran bir ana ve oğluı. Oğul 30 yaşlarında işsiz. Sandayeyi çekip annesinin yanına sokuldu. Kadın açıkgöz. İşsiz olan oğlunun öyle sessiz yanına yavaşça sokulmasının arkasının ne geleceğini tahmin edebiliyor: Yine para isteyecek. Kadının bakkaliyesinde zaten çok az malzeme kalmış. İş yok güç yok. Müşteri derseniz Hak getire. Kötü ekonomik durum herkesi etkilemiş, para yok. Devlet yeni iş alanları açamıyor. Adada yatırım yok. Ambargo ve kısıtlımalar halkı artık bunaltmış durumda. Kadın 'sokulma bana. Senin maksadını biliyorum' diye bas bas bağırıyor. 'Yine para isteyeceksin. Ama artık bende de para kalmadı oülum' diyen kadın göz yaşlarına boğuluyor. Oğlu ise 'Bağırıp çağırma be ana bana. Ne yapayım yani? Dün de düz işçilik olsun da elime cep harçlığı geçsin diye dolaştım durdum. bulamadım. Hırsızlık mı yapayım? Banka mı soyayım? Cinayet mi işleyim?' diye anasına cevap veriyordu, yalvarırcasına... Vatandaşın durumu bu. Peki ülkede ne oluyor? Ülkemize Türkiye'den denetimsiz göç geliyor. Onlar çok ucuza da çalışıyorlar. Oteller, Kumarhaneler ve TC sermayesi ile kurulan Radyo-TV'lerin biri battı. Ha kapandı kapanacak, satıldı satılacak. Çalışanlar ise Türkiye'den ithal ediliyor. Asgari ücretle çalıştırılıyor. Diksiyona dikkat edilmiyor. Ekrana yakışıp yakışmadığına önem verilmiyor. İşte millet yayında görsün yeterli oluyor. Peki diğerleri ne yapıyor? Onlar da zaten 'İstihdam devlet politikasıdır' diyerek kadroları kabartmış, devlete ek külfeet getirmiş. Devlet de parayı nereden bulup ödeyecek Türkiye'nin yardımına bakacak. Ama nerede yardım? Nerede yatırım? KAynak kurudu. Musluklar kısıldı. Bu durumda idarecilerimize istihdam yaratmak görevi düşüyor. Ama İktidar koltuk kavgasında. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanları verdiği yemekte biraraya topladı. Gçrüşmeler yaptılar. Görüş ayrılıklarını tartıştılar. Sonra da Cumhurbaşkanı Eroğlu, aradan çekilerek Başbakanın Bakanları ve UBP Üst Yöneticileri toplayarak hüKümetin Yargıyla ters düştüğü ve itaatsizlik içinde olduğu UBP Kurultayının tekrarlanması meselesini ele alarak çalışmalar yapma acil görevi ile başbaşa bıraktı. KKTC politikalarda, çeşitli köklü değişiklikler yapılası kaçınılmazlık arz etmektedir. Bir defa bölgecilik baskılarının ortadan kalkması ve KKTC'nde tek bir seçim bölgesi olmalıdır. Vatandaşlar bölgelerinde iş yapmayanları seçerek Cumhuriyet Meclisine göndermemeleri ve bölgelerde de seçmenler 'Bizim seçtiğimiz Milletvekillerini de Bakan yapacak mısınız?' gibi taleplere göre iş yapma, Meclise gitmeyerek boykot uygulama yapamayacaktır. Öte yandan Meclis Toplantılarına katılmayarak nisap oluşmasını engelleyen bir zümre vardır. Bu da UBP'nin bulaşkan bir hastalığı haline geldi. Onu gören öbürü de gelmez. Meclis de toplanamaz. Cumhuriyeet Meclisi Başkanı Hasan Bozer bu konuyu müteaddid defalar eleştiri konusu yaptı. Olmuyor. O halde daha zecri ve sonuç verici tedbir almak gerekiyor. Peki o nedir? Milletvekillerinin toplantılara gelmeyenlerei için zabıt tutulmalı ve ay sonunda o kadar gün maaşlarından kesilmelidir. Bakalım bir daha Cumhuriyet Meclisi toplantıları nisap oluşmadığından eertelenir mi. Bir de başka partiden seçilen ancak Bakanlık vaadedilerek Milletvekileri transeri meselesi vardır. Bu da seçim sistemimizin ayıplarından biridir. Bir de iktidardaki kadronun, daha önce saflarından kovduğu Milletvekilleri vardır. Hükûmet sıkıyı görünce 'Tükürüğünü yalar' misali o milletvekillerini geri saflarına çağırarak şimdi Milletvekili sayım artmış ve ben de koltukta güçlenmiş durumdayım havalarına giriyoır. Şurası bir gerçektir ki 1974 şartlarındaki anayasa, pasrtiler yasası, alışkanlıklar artık kesinkes değişmelidir. Böyle bir davranış, başta Meclis Başkanı Hasan Bozer olmak üzere çeşitli kesimleri çok memnun edecektir. Som olarak Türkiye'den cebine 50 TL ile adaya gelmeler durmalıdır. Elçiliğimizin bu işlere müdahale ederek, potansiyel hırsız veya mafya eğilimlere KKTC yolgeçen hanı yapılmamalıdır. Saffet Soykal

O bir eş ve babaydı, O bir vatan evladıydı. Vatanını sözde değil derinde sevendi. Askerdi. Her daim vazifedeydi. Fenerbahçeliydi. Tekstilciydi. Arkadaşımız ve can yoldaşımızdı. Velhâsıl adam gibi adamdı! 15 Ocak 2013; Atilla Yılmaz artık ebedi istirahatgâhında. Nurlar içinde yat güzel insan. Allah rahmet eylesin. facebook yorumları: ......................... Vedat Dindar: Mekanı cennet olsun dostumuzun.Vatansever dostumuzu vatan uğrunda kaybettık. Ertan Macit: Vatan evladı olan herkes bizim de büyüğümüzdür. Vatanını sözde değil özde seven herkes bizim canımızdır. RABBİM, yüzümüze gülüp de arkamızdan örgütçülerle OTURANLARDAN ETMESİN. ALLAH GANİ GANİ RAHMET EYLESİN. VATAN SAĞOLSUN! Hülya Cankaya: Nurlar icinde yatsin.Cok üzüldüm .(((((( Bahadır Vatansever: ATİLLA ABİM BİZLER SENDEN GÖRDÜK VATANA SAYĞIYI SEVGİYİ NE DESEM BOŞ VATAN SAĞOLSUN SABİH SAMUR YUREĞNE SALIK BİZE DOST OLAN ŞİMDİ HERKEZE DOST ALLAH YAPTIKLARINDAN RAZİ OLSUN.. Havva Bilal: Allah Mekanını cennet eylesin Saffet Soykal: Yattığı yer nur, mekanı da cennet olsun inşallah.



Türk Olmak…
Amerika'dan bir vatandaşımızın (THY eski uçak mühendisi, şimdilerde Turkiye'nin ABD Seattle Fahri Konsolosu olan Sn. J.Ufuk Gokcen) 'Türk olmak nasıl bir duygudur?' konulu yazısı:
"Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.
Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak Kıbrıs'ta, Hocalı'da, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.
Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında…
Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sövdüğünde…
Türk olmak lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.
Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir çok asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığın için.
Türk olmak Selanik'te Pontus Anıtı'nın, Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.
Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.
Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.
Türk olmak; Truva'dan bu yana, Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.
Doğu Roma'yı da Batı Roma'yı da yıkıp, yeni Roma olan AB'ye girmeye çalışmaktır Türk olmak.
Türk olmak, Mostar'da köprüdür, Kerkük'te kaledir, İstanbul'da Kızkulesi'dir, Anadolu'da buğdaydır, Çukurova'da pamuktur, Ege'de tütün, Karadeniz'de fındık, Trakya'da ayçiçeğidir.
Türk olmak Çanakkale'de ölmektir. Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlısından helallik almaktır.
Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır.
Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.
Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.
Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek.
Türk olmak, annenin şehit oğlunun ardından 'Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim.' demesidir.
Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'Vatan sağ olsun!' demesidir.
Türk olmak 'Türk çayında radyasyon olmaz!' yalanları ile, 'Gusül abdesti alana AIDS bulaşmaz!' dolanları ile yaşamaktır.
Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.
Türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.
Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.
Türk olmak, Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir. Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.
Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır. Türk olmak, aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir.
Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. Eşkiyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.
Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.
Türk olmak Yunus'u bilmektir, Aşık Veysel'i sevmektir. Mevlana'yı, Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevî'yi -tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.
Türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü'nde...
Hayatın sana verdiklerine 'Nasip', vermediklerine 'Kısmet' demektir. Her işin 'Hayırlısına' inanmaktır ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.
Türk olmak, Asya'da batılı, Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir.
Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradandan ötürü sevmektir.
Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.
Türk olmak, mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir.
Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.
Türk olmak, buhran zamanında Arjantin'de de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sıraya girerek, sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.
Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.
Zor iştir Türk olmak.
Türk olmak Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir.
Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir.
"TÜRK OLMAK “YURTTA SULH, CİHANDA SULH” DİYEBİLMEKTİR...!

Kaynak: Naci Püskülcü

Sabih Samur İlavesi : Türkiyelilik sakızını çiğnemek isteyenlere ithaf olunur.