Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster



Duyuru


Sabih Samur
İstanbul, (05321523767) sabihsamurmedya@gmail.com
Marmara Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi (Lisans)
207. Dönem P. Atğm (Tatvan-Bitlis)
1992 Sefer Görev, P. Teğmen (Edirne)


Gazeteci-Yazar, TV Program Yapımcı

-Sabih Samur ile Memleket Meselesi, DORUKTÜRK TV, TR1 TV
-Çapraz Sorgu, AKİT TV
-Aşk-ı Damak, RUMELİ TV
-Tarihi Camilerimiz, TEK RUMELİ TV
-Çalışan TÜRKİYE, KAÇKAR KARADENİZ TV

Evli ve iki çocuk babası
Kıbrıs Davası Neferi




***
Tüzük Madde 66'ya göre;
Büyük Türkiye Partisi (Büyük Parti) KKTC'den Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanlığına getirilmiştir. 

Hayırlı olsun başarılar diliyorum.

Tevfik Diker
Büyük Türkiye Partisi
Genel Başkan



Yeşim Udum Yazdı: Atatürk Orman Çiftliği'nde Yaşamak

DORUKTÜRK MERKEZ'DE;  http://www.dorukturk.tv/makale/yesim-udum/ataturk-orman-ciftliginde-yasamak/251.html


Başın sağ olsun Türkiyem

Kiminiz beni bu duruşumdan dolayı kiminiz ise başörtüsü ile Meclise girilmesine karşı çıktığım için bazen dalga geçerek bazen küfürle anıyorsunuz.
Evet ben nezaketimle, duruşumla diplomat kişiliğe sahip bir bireydim. Devlet terbiyesi ile yetişmiştim.
T.C. Başbakanının karşısında Amerkan rahatlığı ve kibiri ile duran bu adama ben; terbiyemi, karakterimi vücut dilime yansıtarak cevap verdim o tarihte, bu daha önceden planlanmış ve kurgulanmış fotoğrafta.
Benim iktidarımda ne İRAN'a ne IRAK'a, ne SURİYE'ye müdahale edilemedi, bu ülkelerin toprak bütünlüğü asla tartışılamadı.
Bugünkü gibi paramparça bir Irak ve Suriye benim dönemimde hayal bile edilemezdi.
Biz şov yapmadık, çok konuşmadık. Gerektiği zaman konuşulması gerektiği kadar konuştuk.
Önce diplomasiyi konuşturduk, sonra gücümüzü; Kıbrıs'ta olduğu gibi.
Bugün başörtü sorunu yok. 13 senedir yok.
Ve fakat hala başörtüsünü konuşuyoruz.
Yeni dünyalar kuruluyor biz ise kurulan dünyada değil bize öngörülen ve uygulamamız istenen rolde yaşıyor, yaşatılıyoruz.
Ne diyeyim?
Kolaylıklar diliyorum.
İnancımıza mutlaka sarılalım.
Diğer taraftan bayrağımıza, adımıza, vatanımızı da sarılalım.
Türk kelimesine milletimize sahip çıkalım.
Kıbrıs'a dikkat edelim.
Takılmayın fotoğraflara. Bacak bacak üstüne atarak ülkeler güçlü olmuyor. Dik duruşla ve icraatla güçlü oluyor.
Yeniden saygın ve çekinilen bir ülke olabilmek ümidiyle.


Baki selam

Bülent Ecevit (Seslendiren SS1967)


Gününüz aydın, ocağımız şen olsun Dostlarım.
Ankara vurulur, Edirne ayağa kalkar.
Başkenti vurduk, psikolojik olarak yıktık sanan İngilizce konuşan Ruslar, bilmez misiniz bize her yer başkent!
Edirne'den gelsin bu defaki cuma seslenişimiz; Hayırlı Cumalar.

Sabih Samur



DP Genel Başkan Adayı Burhanettin Şen, "Türkiye'nin en tecrübeli siyasi kadrolarına demokrat Türk siyaset şuuru ile Türkiye halklarını en iyi anlayan, en çalışkan, en fedakar partili tabanına sahibiz" dedi.

Şen, parti genel merkezinde düzenleği basın toplantısında, 2 Şubat'ta yapılacak DP'nin 11. Olağan Büyük Kongresinde DP Genel Başkanlığına aday olduğunu açıkladı.

Şen, Türk ve Türkiye halklarının tam demokrasi için "kurtuluş yürüyüşü"ne başlaması gerektiğini, bu doğrultuda DP'nin tabanına tarihi görev düştüğünü belirtti.

Kurtuluş yürüyüşünün, onurlu bir siyasi mücadelenin başı dik, hukukun üstünlüğünde, yansız bir siyasi hayatın yeniden tesisi için dirilişin adı olduğunu ifade eden Şen, "Türkiye'nin en tecrübeli siyasi kadrolarına, demokrat Türk siyaset şuuru ile Türkiye halklarını en iyi anlayan, en çalışkan, en fedakar partili tabanına sahibiz" dedi.

-"Ülke meseleleri' diyerek birlik beraberlik için son şansı yaratalım"

Hükümetin sorunları çözmek için var olduğunu dile getiren Şen, AK Parti hükümetinin sorunlar yumağı olduğunu ileri sürdü.

DP'nin bu ülke için önemli olduğunu belirten Şen, "Genel merkez yönetimi sorunları çözmelidir. Bu konuda hepimize görev düşmektedir. Ancak genel merkez yönetimi bu birlik beraberliği sağlayamazsa sorun olur. Biz DP'liler 'önce ülke meseleleri' diyerek birlik beraberlik için son şansı yaratalım. Bu nokta herkes için son noktadır" diye konuştu. - Ankara

Kaynak: http://www.haberler.com/ 



O bir eş ve babaydı, O bir vatan evladıydı. Vatanını sözde değil derinde sevendi. Askerdi. Her daim vazifedeydi. Fenerbahçeliydi. Tekstilciydi. Arkadaşımız ve can yoldaşımızdı. Velhâsıl adam gibi adamdı! 15 Ocak 2013; Atilla Yılmaz artık ebedi istirahatgâhında. Nurlar içinde yat güzel insan. Allah rahmet eylesin. facebook yorumları: ......................... Vedat Dindar: Mekanı cennet olsun dostumuzun.Vatansever dostumuzu vatan uğrunda kaybettık. Ertan Macit: Vatan evladı olan herkes bizim de büyüğümüzdür. Vatanını sözde değil özde seven herkes bizim canımızdır. RABBİM, yüzümüze gülüp de arkamızdan örgütçülerle OTURANLARDAN ETMESİN. ALLAH GANİ GANİ RAHMET EYLESİN. VATAN SAĞOLSUN! Hülya Cankaya: Nurlar icinde yatsin.Cok üzüldüm .(((((( Bahadır Vatansever: ATİLLA ABİM BİZLER SENDEN GÖRDÜK VATANA SAYĞIYI SEVGİYİ NE DESEM BOŞ VATAN SAĞOLSUN SABİH SAMUR YUREĞNE SALIK BİZE DOST OLAN ŞİMDİ HERKEZE DOST ALLAH YAPTIKLARINDAN RAZİ OLSUN.. Havva Bilal: Allah Mekanını cennet eylesin Saffet Soykal: Yattığı yer nur, mekanı da cennet olsun inşallah.

Çok acı...
Türkiye'de uzun yıllardır planlanmış olan Ankara'dan göçme, İstanbul'u tekrar Başkent yapma ülküsü adım adım gerçekleştiriliyor.
2023 Türkiyesi'nde Ankara İLÇE olacaktır.


http://www.tasdelen.org/video/vakifbank-reklami-turkiyenin-bana-ihtiyaci-var/

Bu adreste yer alan Vakıfbank reklâmı bize Bankanın Genel Müdürlüğü'nün İstanbul'a taşınmasının faydalarından ve olması gerektiğinden bahsediyor.
Vakıfbank kurum olarak bu oyunda yer almak zorunda!
Sırada nereler var?
Taşınması gereken tüm kamu kuruluşları.
TSK dahil. Kuleli Askeri Lisesi otel olmaktan kurtulur böylece.
Boğaza nazır Çengelköy'de Genel Kurmay Başkanlığı.
Ne işin var Buz gibi Ankara'da.
Ne diyor Sn. Başbakan?
"Durmak yok yola devam."
Yakışır sana bu yollar başbakan.
Bizler iyi ve sessiz birer seyirci olduktan sonra...

Sabih Samur



2023 yılı, 23 Nisan.
Başkan yardımcısı Nimet Çubukçu Amed (eski adıyla Diyarbakır) Eyaletindeki törenleri gözleri yaşlı bir şekilde izliyor. Törenleri gökyüzünde oluşturulan devasa büyüklükteki üç boyutlu görsel aktarıcıdan izleyen halka, unutulmak üzere olan Türkçeyi de nezaketen, gönül koyulmasın babında alt yazı ile geçme jesti yaptırıyor Sn. Çubukçu.
O an aklına yıllar önce, sanırım 2011 yılında, adını bile hatırlayamadığı MHP adlı partinin bir yetkilisinin kendisine söylediği “iki dillilik olamaz o dili kopartırım” sözü geliyor. Gülüp geçiyor. Ne yıllardı diyor içinden tören yürüyüşünde yer alan miniklerin Sarı-Kırmızı-Yeşil den oluşan cıvıl cıvıl kıyafetlerine bakarak.
Seçimlere çok az kalmıştı, Başkan Erdoğan o zaman T.C.’nin Başbakanı idi. CHP bir şeyler yapmaya çalışıyor o iste muhteşem hatipliği sayesinde Kılıçdaroğlu ile tabiri caiz ise oynuyordu.
Devlet Bahçeli 12 Eylül’e takılmışlığı ile zaman zaman ani çıkışlar yapmış ama daha öteye gidememişti.
DP ise uyuyan dev denmesine rağmen uyanmayı başaramadı. Facebook denen ilkel, birinci nesil paylaşım sitesinde en son 20. grubu kurmuşlar ve “ben söyle yaptım, ben böyle yaptım” diye genç kızlık hikayelerini anlatıyorlardı birbirlerine.
Biz de bu sırada kömürden sonra baharda neler dağıtabiliriz fakirleştirdiğimiz ve yardıma yatkın hale getirdiğimiz halkımıza, onu planlıyorduk.
Stratosfer katmanında oluşturulan lazer yağmuru bir anda gökyüzünü Sarı-Kırmızı-Yeşil renklere büründürdü. Ve beklenen an gelmişti. Gökyüzünde Yüce lider Başkan Erdoğan belirdi.
Halkına İstanbul’a taşınan Başkanlık Sarayı’ndan sesleniyordu.
Bu arada unutmadan; önce Merkez Bankası ile başlayan süreç tüm bakanlıklar ve resmi dairelerin İstanbul’a taşınması ile tamamlanmıştı. 2018 yılında alınan kararla Atatürk’ün Ankarası ilçe durumuna getirilmişti. Herkes mutluydu eski ve köhnemiş olan Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin tüm izleri silinmişti.
Evet bu sadece bir hikaye.
Bu hikayenin gerçek olmasını arzuluyorsanız durmayın, paylaşım sitelerinde birbirinizi yemeye, aptalca kıskançlıklar ve en çok ben bilerim pozlarıyla harcayın seçime kadar olan Allahın verdiği sayılı günleri.
Büyüksün Tayyip Erdoğan.
Ve şanslısın. Bu kadar beceriden yoksun bir muhalefete sahip olduğun için.

Sabih Samur


Merkez Bankası İstanbul'a taşınacak.
Peşinden Bakanlıklar.
Sonra Başbakanlık.
Ve Cumhurbaşkanlığı
Ankara lağvedilecek!
Planınız bu mu?
Biz Buradayız!
Biz bu millletin bağrından çıkmışız.
Ankara kutsaldır.
Ankara eşittir Türkiye'dir.
Ankara T.C.'dir.
Sabırlıyız, tüm bu gelişmeleri sukunet ile izliyoruz.
Şimdilik not alıyoruz.

Bilgilerinize.

Atatürk'ün Neferleri

ANKARA - İSTANBUL

Gönderen SABİH SAMUR | 2:03 ÖS | , , , , | 0 yorum »

ANKARA – İSTANBUL 02.09.2008



Seksen küsur yıldır bitmeyen şarkı. Başkent İstanbul mu yoksa Ankara mı olmalı?
Yüzyılların alışkanlığı İstanbul varken neden Anadolu, neden Ankara?
Yıl 2008. Aylardan Eylül, günlerden Salı. 2 Eylül Salı. Gündem inanılmaz yoğun. Gürcistan’ın Güney Osetya’yı işgal etmesine tepki gösteren Rusya, Gürcistan’a girmişti. NATO ve ABD her zamanki gibi önce rest çekti sonra diplomatik daha sonra da ekonomik ambargo söylemlerine geçti.
Ama lafta kaldı…
Türkiye ise her ne kadar ABD müttefiki ve NATO üyesi olsa da Rusya ile olan ikili ilişkileri doğrultusunda, konuyu birebir mütalaa etmeyi tercih etti. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın tatilini yarıda kesip, Rusya’ya giderek Putin ile görüşmesi iyi bir hamle idi. İkinci adım Rusya’dan geldi. Bugün, 02 Eylül’de Rus Dış İşleri Bakanı Lavrov Türkiye’ye geldi. Türkiye’nin neresine geldi? Gelmesi gereken yer, Dış İşleri Bakanlığı’nın bulunduğu Ankara yani başkent idi. Ama (AKP hükümetinin tercihi) İstanbul’a geldi.
Dolmabahçe Sarayı’na. Daha önceki önemli konuklarda olduğu (yaklaşık bir ay önce İran İslâm Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı) gibi.
Bugünlere nerelerden gelindi? İstanbul, düşman çizmeleriyle çiğnenmemiş miydi? Onlar tarihte kaldı, bir daha böyle şeyler olmaz, zaten balistik füze savaşlarının olacağı bir dünyada, başkentin sahilde veya Anadolu’nun göbeğinde olmasının çok önemi yok diyenlere, tarihi hatırlatmak istiyor ve sizi 1922 yılına götürüyorum:
“Başkentin Ankara ya da İstanbul olması, o günlerde devrimcilik yada tutuculuk ölçüsü sayılabilecek önemdedir. İtilaf Devletleri; belki de güçlü donanmalarının tehdidi ve kontrolü altında tutmak amacıyla, ısrarla başkentin İstanbul olmasını isterler. Hilafetçiler ve Saltanatçılar da, Halife’yi geçici olarak Ankara’da istemektedirler. Barıştan sonra Meclis de, Halife de İstanbul’a gidecektir. İstanbul, İslâm’ın merkezidir. Atatürk, İzmit’te gazetecilere başkent seçerken iki noktanın göz önünde tutulmasını söyler. İlk nokta, Başkentin güvenli yerde olmasıdır: “Bir geminin topundan telâşa düşebilecek bir yerde hükümet olamaz.” İkinci nokta da şudur: “Hükümet merkezi öyle bir yerde olmalı ki, hükümet gözünü memleketin bütün çevrelerine eşit biçimde çevirebilirsin. Memleketin bir kenarına çekildiğimiz zaman, vatanın bizden uzak kalan, bayındırlıktan yoksun yerlerini unutuveriyoruz.”
(İsmail Arar, Atatürk’ün İzmit Basın Toplantısı S.31)
2008’deyiz. Hilafet ve Saltanatçıların adı değişti; Muhafazakâr ve hatta “Yeni Osmanlılar”.
Karşılarında ise Atatürkçülerin, Cumhuriyetçilerin olması gerekirken “Ergenekoncu” damgası yememek için kimse kalmamış. Meydan bomboş. Dış İşleri Bakanlığı’nın fiili olarak İstanbul’a taşınmaması için hiçbir sebep yok! Nasılsa görüşmelerin büyük çoğunluğu İstanbul’da gerçekleşiyor. T.C. Merkez Bankası ve T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü taşındıktan sonra neden olmasın?
Dünyada söz sahibi olabilecek durumdayız. Türkiye’nin önü (doğru ellerde yönetildiği an) inanılmaz açık, kendi başımıza bir gücüz. Sözü dinlenen ve her iki süper güç tarafından saygı duyulabilecek bir güç olabilecekken biz geçmişle hesaplaşıyoruz.
Görünen o ki geçmişin hesaplaşması bitmiyor, bitmeyecek de…