Muavenet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Muavenet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Ne istiyorum biliyor musunuz?
Osmanlı Tuğrasını yüzük yapıp konuşurken gözüme sokanlar,
Ofisinde Osmanlı Sancağından başka hiçbir şey bulundurmayanlar,
Şekilcilik olsun diye, çeşit olsun diye Atatürk'ün sözlerinden birini propaganda afişlerine yerleştirenler,
SÖZÜM VAR ve sözüm sizlere!

Ben Türk Deniz Kuvvetleri olarak sadece 1 (BİR) yaşında olmak istiyorum!
Geçmişin sadece güzel anılarıyla övünmek ve Preveze'de takılı kalmak istemiyorum.
02 EKİM 2012'de vurulan MUAVENET'imi de resmi olarak anmak istiyorum.
Nato'ya bağlı olmayan tam bağımsız yeni bir Deniz Kuvvetleri kurmak istiyorum.
Adı MUAVENET olan UÇAK GEMİMİ 5.000 Deniz Piyademle, üzerinde bilgisayar yazılımı benim hükmümde olan MİG 29 ve daha üst model uçaklarla dolu olarak, Kırmızı Beyaz Sancağımla tüm denizlerde dolaştırmak istiyorum.
Ben Selçukluyum,
Ben Osmanlıyım,
Ben MUAVENETİM,
Ben TÜRKÜM!

Sabih Samur
Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Türk Milletinin
bir NEFERİ

28 EYLÜL 2012



İZMİR’in Seferihisar ilçesi Doğanbey mevkisinde gerçekleştirilen Efes Birleşik Fiili Atışlı Tatbikatı’nda Almanya, ABD, Azerbaycan, İngiltere, Katar, Pakistan, Polonya ve Suudi Arabistan’dan 900 yabancı asker yer alırken, yaklaşık 7 bin 500 personel görev yapmaktadır.
Sözde Dost ve Müttefik ABD'nin (yanlışlıkla) tarafımıza atacağı gerçek füzelere karşı TSK, tatbikat bitene kadar kendini Kırmızı pozisyonda savunma ve taarruz durumunda hazır bulundurmalıdır.
Vurulduktan sonra çizilen kestanenin davası olmaz!
1992 MUAVENET VURULMASI dün gibi aklımızdadır.

Sabih Samur, 1 Haziran 2016, TÜRKİYE




MUAVENET AÇIKLAMASI

2 Ekim 2013 tarihinde İstanbul'da Şahlanış Hareketi Lideri Murat Altun ve Arkadaşları tarafından gerçekleştirilen açıklama bu defa da İzmir'de 2 EKİM 2015 CUMA Günü Sn. Celal Öcal tarafından gerçekleştirilecektir.
Ege'de gerçekleşen saldırının yanıtı yine Ege'de verilecektir.


Kamuoyuna saygılarımızla

Sabih Samur



Muavenet Açıklaması
TİVUU.COM|EKLEYEN: TİVUU

Evvel zaman içinde Adam gibi adamlar vardı.
Muvazzaftılar, Kurmaydılar.
Türkiye Cumhuriyetini KORUMAK ve KOLLAMAK görev alanları idi.
KIRMIZI ÇİZGİLERİ vardı!
Bu çizgilerin aşılması SAVAŞ SEBEBİ idi.
Bu adamların kimisi hakkın rahmetine kavuştu kimisi ise emekli olup köşesine çekildi.
Ve sonrası malum...
Sınırlarımızın dışında başımıza çuval geçirildi.
Sınırlarımızın içinde ise PKK denen piçin soytarısı olduk. Düne kadar gölgemizden, botumuzun çıkardığı sesten korkanlar şimdi üzerimize molotof, taş ellerine ne geçiyorsa atabiliyorlar.
Bugün ise KARA GÜN!
Nasıl MUAVENET, EŞREF BİTLİS, ÇUVAL hicran yarası ise bugünün ifadesi mümkün değil!
Sözün bittiği yerdeyiz.
Bundan sonra Allah herkesin yar ve yardımcısı olsun.

Sabih Samur 22 Şubat 2015 EDİRNE


Konu:

Türkiye’nin yurt dışındaki tek toprağı Süleyman Şah Türbesi dün gerçekleşen operasyonla resmen boşaltıldı. Türkiye, Cumhuriyet 29 Ekim 1923′te kurulduğundan beri ilk kez toprak kaybetti.




Dün benim için için çok önemli bir gündü. 1992 yılında vurulan Muavenet Muhribimiz benim hayatımda kırılma noktasıdır.
Türklük şuurumun tavan yapmasına yol açan olaydır. Deniz Kuvvetlerinden tüm izleri silinmiş bu hazin öykünün tarafımdan tekrar yazılmaya çalışılması ve adının Patent Enstitüsüne kadar müracaatı ile devam eden çok uzun bir süreç...
Bir çok makalemde Muavenet'i gündeme getirecek, hesabını soracak doğru kişiyi, O Türk oğlu Türkü aradım durdum 21 sene boyunca!
Geçen hafta Murat Altun dostumuzla yapmış olduğumuz Memleket sohbetlerinden birinde Ekim ayı programını sorduğumda laf döndü dolaştı ve yine Muavenet'e geldi.
Şahlanış Hareketi Genel Başkanı olan Sn. Altun'a fikrimi söyledim. O da sağolsun çok sıcak baktı. "Böyle bir çıkış yapmak bizim için şereftir" dedi.
Yer ve metin üzerinde mutabakat sağlandı, resmi izinler alındı.
Ve dün yağmurun, soğuk havanın dahi engel olamadığı güzel bir İstanbul'un Beşiktaş akşamında tarihi açıklama yapıldı.
Atatürk'ten sonra Türkiye Cumhuriyeti'nde bir ilk gerçekleşti. Bir Genel Başkan ilk defa Amerikan Vatandaşlarına seslendi.

Ne dedi Murat Altun?

"3 maddem var" dedi. "Bunların gerçekleşmesini istiyorum, gerçekleşene kadar da takipçisiyim" dedi.

İşte o maddeler işte O Cesur Yürek!

"Bugün, 02 Ekim bizim için çok önemli ve hicran dolu bir gündür!
02 Ekim 1992 tarihinde dostumuz ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ordusuna ait olan Saratoga Uçak Gemisinden fırlatılan 2 adet sea saparow tipi füze ile MUAVENET adlı muhribimiz kaptan köşkümüzden vurulmuştur.
Malumunuz üzerine kaptan köşkü vatan toprağı olarak geçer, buraya yapılan bir müdahale savaş sebebi olmasına ve 5 değerli Türk evladı şehit olmasına rağmen Türk Ordusu karşı ateşte bulunmamıştır.
Bu konu zaman içinde tarafınızdan kapanmış ama tarafımızdan kapanmamıştır.
Bugün 2 Ekim 2013. Yaramız, acımız tüm sıcaklığı ile tazedir, günceldir.
Ben Şahlanış Hareketi Genel Başkanı Murat Altun olarak Yüce Türk Milleti adına 3 isteğimi buradan,
Beşiktaş'tan; Barbaros Hayrettin'in yanından, Denizcilik Müzemizin önünden sizlere seslenerek dile getiriyorum:

1- 5 Şehidimizin ve gazilerimizin maddi ve manevi kayıplarının resmi olarak tazmin edilmesi.

2- Amerika Birleşik Devletleri olarak Türkiye Cumhuriyeti'nden RESMİ OLARAK (YAZILI) ÖZÜR DİLENMESİ!

3- Üçüncü madde çok önemlidir. Muavenet'i bir Uçak Gemisi vurmuştur. MUAVENET adının yaşatılması, dost ve müttefikliğin adına yakışır şekilde devam etmesi anlamında; hali hazırda Amerika Birleşik Devletlerinde aktif görev yapan bir Uçak Gemisinin HİBE Kapsamında Türk Deniz Kuvvetlerine "MUAVENET" ismi yazılarak törenle İstanbul'da, size şu an seslendiğim yerin sahilinde teslim edilmesini İSTİYORUM!


Bu çok önemli konunun, hicran yaramızın takipçisi olacağımı bilmenizi istiyorum."

Murat Altun'a Şahlanış Hareketi kadrosuna ve onu yalnız bırakmayan bir avuç Vatansevere, bu memleketin çocuklarına
en derin saygı ve sevgilerimi arz ediyorum.

İyi ki varsınız.

Sabih Samur
Kod Adı TC




SKORSKY ve BOL ATEŞTE MEHMETÇİK IZGARA :((

Türk Ordusunu yani ordumuzu eşiyle yürüyen bir beye benzetelim.
Karşıdan bir grup gelmekte.
Yanlarından geçerken "yavrum o ne güzel göğüsler" diye atılan lafa tatsızlık çıkmasın diye duymamazlıktan gelinen durum.
Bu olay birinci ABD posta koyuşudur.
Ve adı MUAVENET'İN VURULMASIDIR!

Ses çıkarılmadığını gören gruptan bir kişi,
uzaklaşmakta olan kadının arkasından sessizce yaklaşır
ve poposunu hoyratça avuçlar.
Kadın sesini çıkartamaz olayın büyümesinden çekinir.
Bu olay ikinci ABD posta koyuşudur.
Ve adı EŞREF BİTLİS CİNAYETİDİR!

Kadının eşine tacizi hissettirmemeye çalıştığını gören adam iyice zivanadan çıkar ve kadının beyini hiç umursamadan arkadan kadına sarılır.
Bu olay üçüncü ABD posta koyuşudur.
Ve adı ÇUVAL GEÇİRME OLAYIDIR!

Bu, son gündüz vakti olan çatışma ve askerlerimizin yakılması olayı ile az önce benzetme şeklinde sıraladığım olaylarla ve yapan dost-müttefik ile bir alakası var mı?
Müdahaleye gelen 2 adet Skorsky helikopterin plakasını alan olmuş mu?
Yoksa ABD helikopteri olduğunu T.C.yi yöneten tüm erklerin bilmesine rağmen Bir Tabur Komutanı ve Bir Bölük Komutanına olayı havale ederek kendimizi kandırdığımız gibi Yüce Türk Milletini de mi kandırabileceğimizi mi zannediyoruz?
Geçiniz beyler.
Hayvan terli :((

Sabih Samur


Babalar Gününüz Kutlu Olsun

Biz babalar böyle günlerde hüzünleniriz.
Baba olmak zordur.
Sevinç,
hüzün,
öfke,
kızgınlık,
utanç,
çaresizlik v.b. ifadelerden oluşan duygular bu günlerde had safhalara çıkar.
Ve hepsi birbirine karışır.
Evlâtların vardır evlâdım diyemezsin.
Kimi cezaevinde tutukludur, masumiyeti kanıtlanana kadar yargıya müdahil olmama anlamında sesin soluğun çıkmaz.
Kimi evlâdın vardır başına çuval geçirilmiştir.
Senin için hicran yarasıdır, için içini yer,
Gününü beklersin.
Muavenet muhribinde 5 evladını şehir vermişsindir.
İçin yanar. Her yılın 02 Ekim gecesi sabah olmayı bilmez.
O uğursuz, o cenabet geceyi yaşarsın, için içine yer,
Gününü beklersin.
Evlatlarından Eşref Bitlis gelir aklına; kahredersin,
Gününü beklersin.
Ve bu beklenen gün geldiğinde ,
İşte o gün geldiğinde,
Artık böyle günlerde hüzünlenmeyeceğiz!
Baba olarak Babalar Gününü gerçekten mutlu bir şekilde kutlayacak ve bizlerin de kutlanmasına sevinçle eşlik edeceğiz.

Sabih Samur
Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan,
Türkçe konuşan,
Türk Vatandaşı bir BABA.

02 EKİM 1992 MUAVENET

Gönderen SABİH SAMUR | 12:58 ÖÖ | , , , , | 0 yorum »



Ey ölüm uykusuna yatırılmış benim balık hafızalı halkım!
Ne olur uyan artık!
Bugün fotoğrafını gördüğün bu muhribimizin kaptan köşkünü vurmuşlardı YANLIŞLIKLA!
Sevgili canımız, ciğerimiz US ARMY tarafından.
5 ŞEHİT VERDİK TOPRAĞA ve gazilere sahip olduk.
Anlı şanlı unutulmayan PREVEZE'yi hatırlatanlara hatırlatmak istiyorum.
DM 357 Çin Deniz Kuvvetleri'ne mi aitti?
Neden hatırlamıyoruz?
Neden hiç bir resmi kayıtta yok?
Neden bugün hiç bir gazete de bu olay yer almadı?
Neyse yormayayım sizi,
HAYIRLI UYKULAR.
Sabih Samur

Gönderen SABİH SAMUR | 2:07 ÖS | , , , , , , | 0 yorum »




KKTC’DEN SURİYE’YE İLK FERİBOT SEFERİ


Son zamanlarda enteresan gelişmeler oluyor.Tam artık her şey bitti derken yepyeni ufuklar açılıyor Türkiye’nin önünde.Bu gelişmeler Türkiye’nin B Planı’nın parke taşları gibi…
Dünyaya bir adım geri çekilip bakmayı başarabilirsek; kısır türban çekişmelerinin girdabından kendimizi kurtarabilirsek göreceğiz ki dünya üzerinde yepyeni dünyalar kuruluyor.Bizler ise önümüze koyulan gündem ne ise onla otluyoruz.Dün “Türban” bir gün evveli “Protokol sorunu”,yarın “29 Ekim”…
Unutulan gündemler :
04 Temmuz 2003 Başımıza çuval geçirildi.
02 Ekim 1992 Muavenet Muhribimiz vuruldu ( 5 şehidimiz var).
Sınıra yaptığımız askeri yığınağımız.Sınır ötesi harekât içindi.Şu an iç harekâta dönüştü.
Unutulan gündemdeki maddelerin ne sorumlusu var,ne hatırlamak isteyen ne de hesap soran.
Tekrar “yepyeni dünyalar kuruluyor” cümlemize dönelim.Biz sınır ötesi harekâttan vazgeçe duralım,Türkmen soydaşlarımızı kendi kaderine terk edelim,bizim bırakmış olduğumuz bu boşluğu İsrail ve İran doldursun.
Bugün küçümsediğimiz sadece irtica olarak gördüğümüz İran teknolojik gelişme ve sanayileşme olarak Türkiye’ye minimum 20 yıl fark atmış durumdadır.
Kendi savaş uçağını,uzun menzilli füzelerini yapabilen ve en önemlisi nükleer güce sahip bir İran ile karşı karşıyayız.Sanayi olarak kendi otomobilini yapabilen bir İran.
Biz ise AKP’siz bir hayatı nasıl yakalarız diye fantezi yapıyoruz.
Bugün beğenmediğimiz AKP, bence rahmetli Ecevit’ten sonra yazının başlığında yer alan konunun “ KKTC’den Suriye’ye ilk feribot seferi” gerçekleşmesine hamilik yaparak büyük bir başarıya imza atmıştır.Bu ne demektir?


KKTC ile Ortadoğu arasında bir köprü kurulmuştur.Daha da önemlisi KKTC pasaportlarıyla Suriye’nin Lazkiye Limanı’na giriş yapan KKTC vatandaşlarının pasaportlarına Suriye makamlarının resmi mühürleri vurulmuştur.
Bunun ne kadar önemli olduğunu en iyi KKTC vatandaşları bilir.
Hayırlı olsun.
Sonuç itibariyle AKP’den korkmamak gerekir.Devletimizin çarkları işlemeye başladığı zaman gerek Sn. Gül gerekse Sn. Erdoğan gerekli uyumu göstereceklerdir,göstermek zorundadırlar.
Hiç kimse Atatürk ve silah arkadaşlarının çizmiş olduğu yol haritasından Türkiye’yi çıkartamaz.Muhalefete ve diğer tüm yaptırım güçlerine ve bizlere düşen görev bu seçilmiş hükümet ile halkın tercihine saygı göstererek yürümek,onları maksimum oranda çalıştırarak kaybedilmiş yılları kazanmaya çalışmak olmalıdır.O zaman bu başarı hepimizin olacaktır.
Birinci derece de hedefimiz bırakın Avrupa’yı öncelikle İran’ı yakalamak hatta geçmek olmalıdır.Çok çalışmalıyız.Hiç bir zaman hedeflerimiz küçük olmamalı!
KKTC’de ki , Irak’ta ki Türkmen kardeşlerimiz ve Azerbeycan’a olan ağabeyliğimiz sembolik değil gerçek anlamda olmalıdır.
Güçlü ve Onurlu bir Türkiye çok mu zor?

Sabih Samur

Türkiye’de başı sıkışan “Kurtar bizi Paşam” gönderisi yapar.Bu gönderiler belli bir adede ulaşıp kamuoyu pozisyonu aldığı an,şartlarda müsaitse,durumdan vazife çıkarma arzusu had safhaya gelir ve günün birinde kuvvetle muhtemel TRT’den sabah namazını müteakip Darbe Açıklaması yapılır.
Buralara nasıl gelinir?Öncelikle vatanın birliği ve beraberliği,bölünmez bütünlüğü tehlikeye girmiştir.İnsanlar çok rahat federal yapılanmadan,komşu devletlerin bünyesinde yer alan ayrılıkçı kesimlerle birleşmeden söz edebilmektedirler.Devletin bütün iktisadi değerleri,ülkenin geleceğini tehlikeye sokabilecek şekilde özelleştirme adı altında müttefiklerimize pazarlanmaktadır.(% 100 yerli sermayeden oluşan bankamız kaldı mı?).İnsanlara yabancı şirketlerle evlilik olmazsa olmaz şeklinde lanse edilmektedir.Türk Milliyetçisiyim demek nerede ise utanılması gereken çağdışı bir söylem haline getirilmek istenmektedir.Bunları söyleyen gazetecilere Başbakan “Abi” diye hitap etmektedir.KKTC konusunda yürütülen yanlış politikalarla Barış Harekatı sonrası doğan ve genç olan nesil çok acı ama maalesef Rum’un kucağına itilmiştir.İnsanlarımızda geçmiş dönem politik hatalarında etkisiyle para gelsin de nereden gelirse gelsin mantığı ile Güney’e çok sıcak bakma eğilimi başlamıştır.Ve çok acıdır Sn. Rauf Denktaş KKTC’den ziyade Türkiye’de söylemlerde bulunabilmektedir.Kendi kendimize yaptığımız kabadayılıkla KKTC’yi çözmüşüz gibi Kerkük ile ilgili silik,cılız söylemlerde bulunulmaktadır.Türkmen yöneticilere sürekli suikastler düzenlenmekte,Kerkük Türkmenlerinin üzerinde inanılmaz bir baskı oluşturulmaktadır.Esir bir askeri için dünyayı ayağa kaldıran İsrail bir tarafta silik bir Türkiye yönetimi diğer tarafta.
Gelinen nokta budur.Tam bir fiyasko!Fakat işin acı tarafı ve dillendirilmekten çekinilen nokta düne kadar zehirin bir panzehiri,hastalığın (iyi ve ya kötü tartışılır) bir iyileştirici reçetesi vardı.Oysa şimdi bu da yok.Kurumlar suçlu değildir.Kurumları yönetenler suçludur.Bugün yukarıda ki paragraf doğrudur diyebiliyorsak askeri ve sivil üst düzey yönetim birlikte suçludur.Şuçu açmak gerekir!Aşağıda soracağım sorular neden yapılmamıştır?
1-Ülkenin milli menfaatleri gerekirse Amerika’ya ters düşmek uğruna Kuzey Irak’a operasyon düzenlemeyi gerektirdiği halde neden sadece “kararlılık masalı”ndan öteye gidilememiş ve K.Irak’a operasyon yapılmamıştır?
2-Yapılmayan operasyon yüzünden Şerefli Türk Ordusu’nun bölgedeki caydırıcılığının kaybolması ve ya azalması sadece Hükümet yüzünden midir yoksa bir o kadar da Genel Kurmay Başkanı’nın şahsen hatası var mıdır?
3-Çıkartılan Petrol Yasası ile Türkiye olarak seyirci durumuna düştüğümüz “Petrol akar Türk bakar” misali gelinen noktaya neden Büyükanıt Paşa tarafından MGK’da veya basında ciddi tepki gösterilmemiştir?
4-Şahşen takık durumda olduğum ve marka tesciline de bizzat müracaat ettiğim “Muavenet” gemimizin (02.10.1992) Amerika tarafından vurulalı yaklaşık 15 yıl olmasına rağmen hala resmi özür diletilememesinin sorumluluğu hükümette midir?Genel Kurmay Başkanı’nda mı dır?Yoksa her ikisinde midir?
Bilemiyorum.Bir bilen varsa beri gelsin.Aman ha Süleyman Demirel’i kastedmiyorum.
Neyse yakında seçim var.Her halde birileri bizi kurtarır,biz kurtarılmayı bekleme modunda olduğumuz sürece…

Sabih Samur