Cumhurbaşkanına Dilekçe
Gönderen SABİH SAMUR | 4:32 ÖS | ABD, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kod Adı: TC | 0 yorum »Burası İstanbul - Taksim 17 Temmuz 2011 Pazar
Gönderen SABİH SAMUR | 10:18 ÖS | ABD, AKP, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhuriyet Savcısı, Genel Kurmay Başkanı, Kandil Dağı, Tayyip Erdoğan, TSK | 0 yorum »
Bu fotoğrafta
Tayyip Erdoğan yok!
Bülent Arınç yok!
Orasından, burasından ve muhtelif yerlerinden,
salya, sümük, göz yaşı akan takiyyeciler yok!
Burada Cumhuriyetine;
Bu Cumhuriyetin Savcısından,
Bu Cumhuriyetin Polisinden,
Bu Cumhuriyetin hükümetinden çok sahip çıkacak
ve çıkması gereken Türk Halkı var!
Bu Halk ki şimdilik sadece efendice yürüdü...
Bir mesaj verdi bu Halk bugün!
Duyan ama duymamazlıktan gelen kulaklara;
Makamına, mevkisine, erkine bakmadan,
Benim Bayrağıma el uzatanın ELİNİ KIRARIM!
Benim Toprağıma göz dikenin GÖZÜNÜ OYARIM!
Beni Devletsiz bırakmaya çalışanın CANINI ALIRIM!diye KÜKREDİ!
Ve tüm bunlar Sn. AKP'nin başı olan siz, Tarabya'da boğaza karşı AKP'nin Cumhurbaşkanı ile kahvaltı ederken oldu!
Allah sizleri GAFLET, DALÂLET ve HIYANET şarhoşluğundan ayıltsın!
Gerçi Yaradana kalmadan bu millet ayıltacak!
Ve bu Yüce Milletin Genel Kurmay Başkanından bir beklentisi var:
Bu Yüce Millet der ki;
"Ey benim Yüce Ordumun, gözbebeğimin değerli Komutanı,
'Sana kim dur derse, geri dön derse' sakın dinleme!
Yüce Türk Sancağını bir daha inmemek üzere KANDİL DAĞI'NA DİK!
Kandil Dağı'nı Ateş Dağına çevir!
30 Ağustos Zafer Bayramında TRT 1 ile canlı yayında bizlerle Kandil Dağı'nda
O Yüce Ordunun başında bizleri selâmla!"
Evet sevgili arkadaşlarım bugün Taksim'de ve Türkiye'nin dört bir yanında
Bu Yüce Türk Milleti bunları söyledi.
Benden iletmesi...
Sabih Samur
İSTANBUL BAROSU DUYURUSU
Gönderen SABİH SAMUR | 12:03 ÖS | BM, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İkiz Yasalar, İstanbul Barosu, TBMM | 0 yorum »İçtüzüğün 52. maddesi uyarınca öncelikle görüşülerek yangından mal kaçırılırcasına çıkartılan bu yasaları, aşağıda belirttiğimiz nedenlerle Türkiye'nin menfaatlerine uygun olmadığını saptıyoruz.
Bundan 37 yıl önce 1966 yılında kabul edilen ve 1976 yılında yürürlüğe giren bu sözleşmeler, daha önce de Türkiye'nin önüne konulmuş, ancak ulus devlete yönelik tehditler oluşturacağı düşüncesiyle onaylanmamıştır.
1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler.
2. Bütün halklar, ........, doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiçbir koşulda yoksun bırakılamaz.
3. ...... bu sözleşmeye taraf bütün devletler, kendi kaderini tayin hakkının gerçekleştirilmesi için çaba gösterir ve Birleşmiş Milletler şartının hükümlerine uygun olarak bu hakka saygı gösterir. denmektedir.
Sözleşmelerin 2. maddeleri ile de devlet bu hakları güvence altına alır. Bu haklara saygı göstermeyi taahhüt eder.
Devletin saygı göstermeyi taahhüt ettiği bu maddelerde "ayrılmayı" da kapsayacak şekilde "kendi kaderini tayin hakkı tanınan" "uluslar" değil, "halklar"dır. Böylece, ülke bütünlüğünü tehdit eden eylemler "uluslararası güvenceye" kavuşturulmuştur.
Her iki sözleşmenin 1. maddesinin 2.bendine göre de Türkiye halklara göre ekonomik parçalara bölünecektir.
Burada söz konusu olan sıradan bir yasama faaliyeti değildir. Anayasa'nın 90. maddesi karşısında, TBMM kararıyla onaylanan bu sözleşmelerin "Türk kanunlarını değiştirici" özellikleri olacak, "iç hukukun bir parçası" kabul edilecek ve diğer yasalardan farklı olarak "Anayasa'ya aykırılıktan dahi ileri sürülemeyecek"tir.
Nitekim, onaylanan bu sözleşmelerin 2. maddesine göre; "Sözleşmede tanınan hakları kendi mevzuatında veya uygulamasında henüz tanımamış olup da bu sözleşmeye taraf olan devletler, kendi anayasal usullerine ve sözleşmenin hükümlerine uygun olarak, sözleşmede tanınan hakları uygulamaya geçirmek için gerekli olan tedbirleri ve diğer önlemleri almayı taahhüt ederler".
Üstelik, bu sözleşmeleri onaylayan TBMM'nin daha sonra bu sözleşmelerin içeriğini değiştirme olanağı da yoktur.
Ayrıca, Anayasanın 15. maddesinde; savaş, seferberlik, sıkıyönetim gibi olağanüstü hallerde dahi bu sözleşmelerde yer alan "hakların" kısıtlanamayacağı öngörülmüştür.
Bu sözleşmelerde yer alan ortak hükümle, BM bünyesinde oluşturulacak komisyon ve komiteler, Türkiye'de denetim yapma ve iç işlerimize doğrudan müdahale etme olanağına kavuşuyorlar.
Özetle, onaylanan "İkiz Sözleşmeler", ulus devletimizi ve egemenliğimizi tehdit eden yasalardır.
Bu yasalarla anılan sözleşmelerin uygulanmasının bağlayıcılık kazanmasının önlenmesi konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz.
Sınır topraklarını veren, yatak odasının camını kiralamış olur
Gönderen SABİH SAMUR | 4:47 ÖS | Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Erbakan, Numan Kurtulmuş, Saadet Partisi, TBMM, TSK, Yeniçağ Gazetesi | 0 yorum »FEDERASYON BEKLENTİSİ OLANLARA ŞİİR DİNLETİSİ
Gönderen SABİH SAMUR | 11:30 ÖS | Ahmet Türk, AKP, Alparslan Türkeş, Bozkurt, CHP, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Deniz Baykal, Mayın, MHP, Ozan Arif, PKK, Sabih Samur | 0 yorum »Bizi yönetenler veya şimdilik yönettiğini zannedenler!
Vatan toprağındaki mayınları kime temizletsek diye düşüne dursunlar,birileri hem meclisten hem meclis dışından güzel gelişmeler müjdesi vererek,adeta Federasyona doğru dikensiz bir gül bahçesinde yürüdüklerini zannederken, bizde boş durmayalım, bu ortama fon müziği tadında bir şiir dinletisi arz edelim istedik.
Selamlar
Sabih Samur
Bu Vatan Bizim
Burası Türkiye, biz de Türk'üz, Türk!
Bu memleket bizim, bu vatan bizim,
Bu toprakta doğduk, burda büyüdük,
Bu memleket bizim, bu vatan bizim.
...
Laz' da benim, Çerkez' de ben, Kürt' te ben,
Bunlar aza, bunlar el kol, Türk beden,
Ağzı olan konuşmasın bilmeden,
Bu memleket bizim, bu vatan bizim.
...
Kimse şaşırmasın, kimse şaşmasın,
Bağrımda barınan yılanlaşmasın,
Türkiye' de Türk' ün sabrı taşmasın,
Bu memleket bizim, bu vatan bizim.
...
Ozan Arif
OLMADI SN. ABDULLAH GÜL
Gönderen SABİH SAMUR | 11:05 ÖÖ | Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan | 0 yorum »CUMHURBAŞKANI GÜL & BAŞBAKAN BABACAN
Gönderen SABİH SAMUR | 6:24 ÖS | Adnan Menderes, Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Genel Kurmay Başkanı, Kuzey Irak, Yaşar Büyükanıt | 0 yorum »"Sayın Genelkurmay Başkanı'nın 12 Nisan'daki basın toplantısında ifade ettikleri gibi yeni Cumhurbaşkanı'nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasa ile belirlenmiş olan temel niteliklerine, yani laik, demokratik, sosyal devlet ideallerine 'özde bağlı olması' gerekmektedir." Saygun, "Yeni başkomutanın eşi türbanlı olacak, ne diyorsunuz?" sorusuna da "Başka şey söyleyecek değilim. Bu ifadenin içinde sorunun cevabı var" yanıtı verdi. Saygun, "Gül sizin değerlendirmelerinize uygun mu?" sorusuna da "Ben söyleyeceğimi söyledim" karşılığını vermiş.
Sn. Gül ise çok net bir şekilde “Eşimin başını örtmesi tamamen bireysel kararıdır.Saygı gösterilmesi gerekmektedir”demişti.Çık çıkabilirsen işin içinden…
Zaman herşeye ilaç. Eğer Celal Bayar ve Adnan Menderes ikilisinin düştüğü hataya düşülmez ve iktidar ben isem kudret bende ise her şeyi yaparım! hatasına düşülmez ise Gül’ün kişiliği ile hiç kimsenin problemi yok. Ama bizim zaten kişilik problemi ile işimiz yok ki! Problem şu: İşgal ettiğin ve ya edeceğin makamın gereklerini kurallarına uygun olarak harfiyen yerine getirebiliyor musun ? Önemli olan bu.
Bu arada sessiz sedasız bir şekilde ve hiç kimsenin (biraz ukalalık yapalım) dikkatini çekmeden (dış güdümlü olduğunu düşündüğüm) Babacan Dış İşleri Bakanlığı koltuğuna oturtturuluyor. AB çalışmalarında göstermiş olduğu inanılmaz üstün çalışmalarından ötürü.
Özal döneminden belki de daha önceki dönemlerden beri yaşanan bir süreç var!Ne hikmetse yurt dışından özellikle Amerika’dan bize prensler gönderiliyor.Bunlar okumuş yazmış çocuklar.Bizi kurtarmaya gönderiliyorlar.Sessiz sedasız bir şekilde basamakları üçer beşer geçerek bir yerlere hazırlandırılıyorlar.Bu sütundan iddia ediyorum,eğer bir şekilde olayların akışı değişmez ise bir sonraki iktidarda Babacan ya başbakandır ya da koalisyon olursa başbakan yardımcısıdır.Biz bugünün cumhurbaşkanı adayı ile kritik deryasında yüzerken size bir dip not vermek istedim.
Başka bir dip notu da Sn. Büyükanıt’a geçmek istiyorum: ABD’ye, K.Irak’a girme konusunda (nedenini anlamamış olsam da)vermiş olduğunuz bir aylık süreyi yakinen bireysel olarak takip ederken, geçen her gün kaybettiğimiz vatan evlatlarının da bir fiil dokümanını tuttuğumu bilgilerinize sunarım.
Neyse hafta sonu Serhat şehrimiz, zamanın başkenti Edirne’deydim.Pazar sabahı erkenden şehri şöyle bir dolaştım ve açık olan bir berber dükkanına girdim.Kapısında bez bir afiş,üzerinde Kanaryalı Berber Halil yazıyor.Saçımı kestirirken malumunuz üzere,klasik memleket meseleleri sohbeti başladı.Halil ağabey aslen DYP’li.Gel gör ki geçen seçimlerde oyunu Genç Parti’ye vermiş.Ve diyor ki yine oyum Genç Parti’ye.Mazotu 1 YTL yapacakmış.
“Barajı aşarsa mutlaka Edirne’den vekil çıkarır” diyor. Bir taraftan da kanaryasının çıkardığı seslerle gurur duyduğunu vurgulayarak,gençliğinde aldığı ödülleri gösteriyor.
Saçımızı kendi zevkine göre tıraş ettikten sonra bizi güleç bir yüz ile uğurluyor dükkanından.
Kim der CHP’nin kalesi olan Edirne’den Genç Parti sesleri yükselecek. İlginç değil mi?
Seçim ve sandık çok şeylere gebe. Gün ola harman ola…
Saygı ve sevgilerimle.
TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ ve AMERİKA
Gönderen SABİH SAMUR | 5:55 ÖS | Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Devlet Bahçeli, İran, Mehmet Ağar, MHP, PKK, Tayyip Erdoğan, Yaşar Büyükanıt | 0 yorum »İlginçtir Türkiye’de gündem bırakın haftayı gün içinde dahi değişebiliyor.Bizlerde bu akarsuyun içinde akarken görüntüleri yakalayıp paylaşmaya çalışıyoruz.
Gün geliyor Sn. Büyükanıt Paşa’ya kızıyoruz hala kamuflajını giymediği ve Kuzey Irak’a bizleri götürmediği ve topu hükümete dolayısıyla meclise attığı için.
Gün geliyor MHP kongresinde yaşanan güya demokratik ortamda yapılan (sanki birden fazla aday varmış gibi ) MHP Genel Başkanlık seçiminin traji komikliğini ve Dr.Devlet Bahçeli’nin bilerek olduğunu düşünmek istemediğim ama somut olarak milliyetçi harekete verdiği zararı.
Gün geliyor Mehmet Ağar’ın Düz Ova söylemine kafayı takıyoruz.Bizim için çok önemli olduğunu düşündüğümüz ve Vatan’a ciddi emeği geçmiş bir insanın gaflarını dile getirmeye çalışıyoruz hem ciddi ortamda hem de sıra gecesinde…
Ama akarsu akmağa devam ediyor ve bizi bu defa alıp İran’a götürüyor.
İran Gazetelerine baktığımızda Türkiye-İran ilişkilerinde yeni bir dönem başladığını ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ülkelerini ziyareti ile bu ilişkinin yol kadettiğini söylüyorlar.
Aslında olması gereken bu.Biz sonuçta sınır komşusuyuz ve zaman zaman çıkarlarımız çatışsa da gerektiğinde PKK sorunu ve Irak’ın toprak bütünlüğü konusunda aynı ağızdan konuşabildiğimiz ve ortak paydada bulaşabildiğimizi dosta ve düşmana ve hatta dost ve müttefikimiz olarak gözükenlere de göstermiş oluyoruz.
Yukarıdaki bu uzun cümleyi kurduktan sonra bir de madalyonun öbür yüzüne bakıyorsun.Görüşme sonrası sabah erkenden ABD’nin Ankara Büyükelçisi Wilson,soluğu Dışişleri Bakanlığı’nda alıyor(Gerdek gecesi sabahı kızını arayan anne misali).Abdullah Gül ile yapılan görüşme 45 dakika sürüyor ve bu basına “Rutin” bir görüşme olarak açıklanıyor.
Gönül istiyor ki T.C. Başbakanı özgür iradesi ile kimsenin ve hiçbir ülkenin mesaj taşıyıcısı olmadan diğer ülkelerle görüşsün ve öncelikli olarak T.C.’nin kutsal çıkarlarını korusun !
Gönül bu AK’a da konuyor yoka da.
Daha önceki yazımda da belirtmiştim.İsrail’in nükleer güce sahip olması Türkiye için ne kadar tehlikeli ise İran’ın nükleer güce sahip olması da o kadar tehlikelidir.Fazla ve ya az değil.İran’ın bu güce sahip olmasında fayda vardır ve kesinlikle Türkiye’de gerek Avrupa gerek Rusya ve gerekse Japonya ile işbirliği yaparak İran ile aynı zamanda nükleer güce sahip olmalıdır.Olmazsa ne olur?
Ne olacak:Su akar Türk bakar.
Sabih Samur 06 Aralık 2006









