Mehmet Ağar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Ağar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1) Tayyip Erdoğan fenomenini yaratan halk değildir.
2) Tayyip Erdoğan ilk kez 1991 seçimlerinde halkın karşısına çıkmış ve tercih oylarında kendi partilisi Mustafa Baş’a yenilmiştir..
Halkın karşısına ikinci çıkışı ise İstanbul Belediye seçimlerinde olmuş ve Dalan-Kesici-Livaneli rekabetinden yararlanarak yüzde 27 ile İstanbul’a başkan seçilmiştir.
3) Tayyip Erdoğan’ı halkın gözünde kahraman yapan operasyon ise 28 Şubatçı generaller tarafından yapılmıştır.
4) Dönemin generalleri Tayyip Erdoğan’ı şiir okuduğu için hapse gönderirken aslında Erdoğan’a mağduriyet bahşettiler ve onun imajına yani liderlik projesine ilk harcı koymuş oldular.
5) Bugün anlaşılmıştır ki dönemin bazı generallerinin şiir okuma suçuyla Erdoğan’ı hapse göndermeleri CIA’nin yeni bir lider yaratma projesidir.
6) Aksi olsaydı yani 28 Şubat’ın generalleri Tayyip Erdoğan’ı gerçekten tasfiyeyi hedefleseydi onu şiir okumaktan değil, İstanbul Belediyesinde yolsuzluk yapmaktan mahkûm ettirirdi ki böyle bir mahkûmiyet yüz kızartıcı suç olması sebebiyle Erdoğan’ı siyaseten o gün tamamen yok edecekti.
7) Tayyip Erdoğan’ın Ergenekon ve darbeler soruşturması bağlamında 28 Şubat dönemini hiç görmemesi ve o dönemin sorumlularının üstüne zerre gitmemesi bu tezimizin kanıtıdır.
8) Sistematik bir biçimde liderliğe hazırlanan ve mağduriyet imajı bahşedilen Tayyip Erdoğan’ın gelişinin hızlanmasını ateşleyen olay ise dönemin Başbakan’ı Ecevit’in Irak’a ABD’nin müdahale etmesine sıcak bakmamasıdır. ABD Ecevit’in menfi tutumu gördüğü an Kemal Derviş’e erken seçim lafını ettirmiştir.
9) Seçime bir buçuk yıl varken alınan seçim kararı Tayyip Erdoğan’ın iktidara gelmesine katkı sağlamıştır.
10) Eğer o dönem yani 2002’nin sonunda erken seçim olmasaydı ve seçim zamanında yapılsaydı Ecevit hükümetince başlatılan İstanbul Belediyesi ile ilgili yolsuzluk operasyonunda yargının Erdoğan için mahkûmiyet kararını vermesi güçlü ihtimaldi ki bu davaların dosyaları dokunulmazlık sebebi ile hâlâ kapanmamıştır.
11)Tayyip Erdoğan’ı erken seçim kararından sonra iktidara taşıyan ikinci olay CHP ve o günkü lideri Deniz Baykal’ın tarihi hatasıdır. Baykal seçilme hakkı olmayan ve mebus seçilemeyen Tayyip Erdoğan’a akıl almaz bir biçimde yasa ve kuralların dışına çıkarak el vermiş ve ona iktidarla Başbakanlığı altın tepside sunmuştur..Bu yanlışa ya da suça dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de iştirak etmiştir.
12) Baykal’ın CHP’si bunu yapmayıp yasa ve kuralların uygulanmasında ısrarlı olsaydı o gün Başbakanlık koltuğunda oturan Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan kanlı bıçaklı olacak ve AKP o süreçte ortasından ikiye bölünecekti...
Baykal Tayyip Bey’in önünü açarak AKP’nin bölünmesini engelledi ve Tayyiban yani baskıcı rejimin kurumsallaşmasına zemin hazırladı...
Kuşkusuz Deniz Bey o kararı, “Tayyip Erdoğan iktidara gelir yıpranır ve balonu da patlar” diye aldı, ancak öyle olmadı. Bu arada Deniz Bey’in aldığı o kararda dış dinamiklerin etkisinin olup olmadığı ise hâlâ sırdır.
13) Sonuç olarak görülmektedir ki Tayyip Erdoğan fenomeni ya da heyülasını yaratan halk değil, dış dinamikler, generaller ve güya AKP’yi devirmek isteyen partilerin liderleridir..

KURBAN ADAYI

Uzan-Ağar-Mumcu ve Baykal’dan sona sıra onda!

Tayyip Erdoğan Cem Uzan’ı ailesiyle beraber niye tasfiye etti biliyor musunuz?AKP’nin 2003 Haziran’ında yaptırdığı ankette yüzde 18 çıktığı için!Aynı şey Ağar-Mumcu ikilisi için de geçerlidir.2007 seçimleri öncesinde Tayyip Erdoğan baktı ki bu iki isim ittifakla seçime giderse yüzde 20’yi bulacaklar ve AKP tahtından inecek, hemen başka şeyleri devreye soktu.Önce Mehmet Ağar’a ziyarete gidildi.Akabinde Erkan Mumcu’ya bir şeyler söylendi ve iki isim bu birlikteliğin olmaması için tabanlarına rağmen kollarını sıvadı ve güç birliğini sabote ettiler!Sonuç mu?AKP yüzde 47 ile iktidar olurken Ağar ve Mumcu siyasetten çekildi.İlginçtir bu işin kokusu bugüne kadar çıkmadı, neden acaba?

Gelelim Deniz Baykal’a..

CHP’yi İslamla barıştırır ve mütedeyyin kesimlerle kaynaştırırken birden o malum kaset servis edildi.
Sonuç: Baykal da geri çekilmek zorunda kaldı.
Ve bugün...
Benzer çabalar Kemal Kılıçdaroğlu için sergileniyor.
Aylarca aradılar, taradılar ama zere bir defo bulamadılar.Buna rağmen referadum sürecinde utanmadan yalanlara dayalı kitaplar bile yazdırdılar!
Baktılar ki oradan da sonuç alamıyorlar bel altı dalışa karar kıldılar.
Önce boy ve soy dediler!
Etkili olamayınca PKK’lılık gibi absürt çamurları attılar.
O da bayağı ve komik bulununca kapan kurdular ve yanına gazeteci kılıklı birini gönderdiler.
Amaçları Kemal Bey’i AKP’li birine komplo kuran bir görüntüye sokmaktı ama o da tutmadı!
Hiç kuşkunuz olmasın seçime 90 gün var ve göreceksiniz buna benzer daha çok pusu kurulacak!Sorarım size muhalefete bunların yapıldığı bir ülkede gerçek bir demokrasiden söz edilebilir mi?
CHP’liler AKP’ye yukarıdaki isimleri hatırlatıp Kemal Kılıçdaroğlu’nu sana kurban ettirmeyeceğiz demeli!

Nasıl mı? Sokağa çıkıp demokratik bir metotla feveran ederek!

Sabahattin ÖNKİBAR


-Bu bir Sabih Samur rüyasıdır.-


Game Over ( Oyun bitti)
Başbakan akşam yemeğini yemiş evindeki diz üstü bilgisayarında günün stresini atmak için oyun oynuyordur. Ekrana "game over" yazısı gelince bir anda alnında terler birikir. Abdullah Gül'ü çok acil konutuna davet eder ve sabaha kadar çalışırlar.Ertesi gün güneş doğarken yeni kabine listesi hazırlanmıştır.Ama böyle bir liste Türkiye'de ilk defa gerçekleşmektedir.Başbakan Yrd. ve Devlet Bakanı : Devlet Bahçeli Dış İşleri Bakanı : Deniz Baykal AB ile Koordinasyon : Kürşad Tüzmen, İç İşleri Bakanı : Mehmet Ağar Turizm Bakanı : Erkan Mumcu Savunma Bakanı : Hikmet Çetin Cumhurbaşkanına verilen liste tam bir şok etkisi yaratmış ama ilk defa Tayip Erdoğan ile mutabık kalmıştır.Tüm kadro 2007 seçimlerine kadar ülkeyi yönetmeye namusu ve şerefi üzerine söz verirler. Bu sırada Büyükanıt K.Irak'ta cepheden güzel haberler göndermektedir.Talabani'yi Irak Bayrağı'nı indirdiği bayrak direğine oturtmuştur. Kürt kökenli vatandaşlarımız kimlerin arkasından yürüdüklerini görmüşler ve yanlışlıktan dönme yolları aramaktadır. Osman Baydemir İsveç ve Belçika'ya iltica talebinde bulunmuştur.Hükümet onaylanmış memlekette inanılmaz bir birlik ve beraberlik rüzgarı esmektedir.Türkiye'de ki üretimlerini Mısır'a ve Çin'e kaydıran Tekstil Holdingleri yaptıkları hataların farkına varmış herkes doğduğu vilayete fabrikasını taşıma seferberliğindedir.Mehmet Ağar İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere hemen hemen tüm illerde kap kaç, hırsızlık, çete ve mafya özentilerinin kökünü kazımıştır. Turizm bakanı Erkan Mumcu 2007, 2008 ve 2009'a kadar ki tüm yatak kapasitemizi Kış Turizmi dahil doldurmuştur.Amerika Deniz Baykal'a Başbakana iletilmek üzere resmi özür mektubunu vermiştir. Aselsan'da F16'nın tüm elektronik aksamının üretildiği bölümün hemen yanına yeni üretilecek olan F 35'lerin elektronik kontrol ünitelerinin yer aldığı yeni tesis Hikmet Çetin ve Hava Kuvvetleri Komutanıyla beraber Türk Yıldızları'nın gösteri uçuşu eşliğinde açılmıştır.Yeni açılan teknoparklar ve Nokia ile Motorola'nın fabrikalarını Zonguldak, Sinop ve Mardin'e taşımaları ile birlikte İstanbul ve diğer büyük şehirlere göç bıçak gibi kesilmiş tersine göç başlamıştır.Almanya ve Fransa'dan gelen Avrupalı kaçak işçiler sorun olmaya başlamıştır.Türkiye'deki yıllık otomobil satışı 100.000 adedi geçen Mercedes Almanya'daki tesisi Afyon'a taşıma kararı almıştır.Avrupa'nın jet sosyetesi Alanya'yı keşfetmiş özel uçağına atlayan soluğu Gazipaşa Havaalanında almakta, Alanya Belediyesi'nin organize ettiği limuzinlerle merkeze kadar gelmektedirler. Apart otellerin yerini alan yöresel özellikler taşıyan, muz bahçelerinin içindeki butik oteller anlata anlata bitirilememektedir.Esnafın yüzünde güller açmaktadır.Eşimin omzumu silkelemesi ile uyandım. "hayatım işe geç kalacaksın" diyordu.Hala rüyanın etkisindeyim. Belki bir gün.....
Bu yazı 2388 kere okunmuştur.
Yeni Alanya Gazetesi arşivi 19.09.2006


Muhsin Yazıcıoğlu son yolculuğunda
Kahramanmaraş'taki helikopter kazasında yaşamını yitiren BBP Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu için TBMM'de tören düzenlendi.
.
.
.
.
.
Yazıcıoğlu'nun cenazesi, kalabalık bir kortej oluşturularak Meclise getirildi. Cenaze aracı Dikmen Kapısı'ndan Meclise getirildi. Yazıcıoğlu'nun Türk bayrağına sarılı naşının üzeri çiçeklerle süslendi. Cenazenin tören alanındaki yerine konulması sırasında özgeçmişi okundu ve saygı duruşunda bulunuldu. Cenaze törenine, Yazıcıoğlu'nun annesi Fidan Yazıcıoğlu, eşi Gülefer Yazıcıoğlu, çocukları Furkan ve Firuze Yazıcıoğlu, TBMM Başkanı Köksal Toptan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Bakanlar Kurulu üyeleri, Muhsin Yazıcıoğlu'nun kayınbiraderi olan TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil'in de aralarında bulunduğu TBMM Başkanlık Divanı üyeleri, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, eski başbakanlardan Tansu Çiller ve Yıldırım Akbulut, eski TBMM Başkanları Bülent Arınç, Mustafa Kalemli, Ömer İzgi ve İsmet Sezgin, eski ve yeni milletvekilleri, çok sayıda partili ile vatandaşlar da katıldı. Tören boyunca sandalyede oturan Yazıcıoğlu'nun annesi Fidan Yazıcıoğlu, gözyaşlarını tutamadı. Yazıcıoğlu'nun oğlu Furkan, babasının resmini taşırken, kızı Firuze, karısı Gülefer ve kız kardeşi Mavuş Ocak, tören öncesi taziyeleri kabul etti. Törene ilk olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gelirken, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ise törenin sonuna doğru protokoldeki yerini alabildi. DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, eski Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan'ın da katıldığı törene, eski milletvekillerinden Muharrem Şemsek tekerlekli sandalye ile geldi. Kızılay görevlileri kırmızı yelekleri ile törende yerlerini aldı. Meclis bahçesinde iki ambulans bekletilirken, alınan geniş güvenlik önlemleri çerçevesinde Meclisin üzerinde de bir helikopter tur attı. TBMM yerleşkesi içinde ve dışında çok sayıda insan Muhsin Yazıcıoğlu'nu son yolculuğuna uğurlamak için büyük bir kalabalık oluşturdu. Cenaze töreninin yapıldığı alandaki merdivenler dahil her yer tıklım tıklım dolarken, protokoldekilerin bu yüzden yerlerini almada sıkıntı yaşadığı görüldü. Tekbir getirdilerTörene Türk Cumhuriyetlerinden kalabalık bir grup da katıldı. Cenazenin tören alanından çıkarılarak araca taşınması sırasında izdiham yaşandı. Bu sırada bir grup tekbir getirerek protokolün önüne geçti. Protokolün cenazenin ardından yürüyememesi üzerine, Yazıcıoğlu'nun oğlu Furkan cenazenin önünde tek başına yürümek zorunda kaldı. Tekbir atan kişilere görevlilerin müdahale etmesi, tartışmaya neden oldu. Bir grup, tekbir atarak işaret parmağını havaya kaldırırken, bir grup da bozkurt işareti yaptı ve "Ya Allah bismillah, Allahu ekber", "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" diye bağırdı. Bir başka grup ise "Biz de üşüyoruz koca reis" yazılı pankart taşıdı. TBMM Başkanı Köksal Toptan, Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve kayınbiraderi TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, törenin ardından taziyeleri kabul etmek için kendilerine ayrılan bölümdeki yerini aldılar, ancak yaşanan izdiham nedeniyle taziyeleri kabul edemeden Meclis Başkanlığı makamına geçtiler.Yazıcıoğlu'nun cenazesi, TBMM'de düzenlenen törenin ardından cenaze namazı için Kocatepe Camisi'ne getirildi.Kocatepe Camisi'nin merdivenlerinde bekleyen partililer, Yazıcıoğlu'nun cenazesinin bulunduğu aracın üzerine kırmızı karanfiller attı. Kalabalık nedeniyle bir süre araçtan indirilemeyen cenaze, alanın boşaltılmasının ardından alınarak cami avlusuna getirildi.Protokolün geçişi için açılan polis barikatlarından alana girmek isteyen partili ve vatandaşların aşırı yüklenmesi nedeniyle Kocatepe Kültür Merkezi önündeki güvenlik noktalarında kısa süreli izdiham yaşandı. İzdiham nedeniyle fenalık geçiren bazı vatandaşlar, polis tarafından daha sakin bölgelere alınarak dinlendirildi.Parti yöneticileri de ses araçlarından partililere ve vatandaşlara sağduyulu davranmaları yönünde çağrıda bulundu.Yazıcıoğlu için Kocatepe Camii'nde cenaze namazı kılındı. Namazı Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu kıldırdı.Muhsin Yazıcıoğlu'nun naaşı kılınan cenaze namazınının ardından tekbirler eşliğinde polislerin omzunda cenaze aracına kadar taşındı. Partililer, Yazıcıoğlu'nun cenazesinin avludan geçişi sırasında kırmızı ve beyaz karanfiller attılar. Yazıcıoğlu'nun cenazesinin üstüne Doğu Türkistan bayrağı da konuldu. Genel başkanları Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatıyla büyük yasa boğulan partililer Kızılay’a sığmadı.Yurdun dört bir yanından otobüslerle Ankara’ya gelen partililerin de eklenmesiyle BBP’nin Genel Merkezi’ne çıkan sokaklar partililerle doldu taştı. Kuran ve duaların okunduğu genel merkezde Yazıoğlu’nun kendi sesinden şiirleri yayınlanıyor.Zaman zamanda Alperenler okudukları şiirlerle Yazıcıoğlu’na bağlılıklarını dile getiriyorlar.“Öksüz kaldı Alperenler, bir gül açtı şimdi karlar üstünde üşüyor. Peşinde Alperenler ağlıyorlar” dizleriyle liderlerini kaybetmenin acısını yaşıyorlar. Yazıcığlu’nun naaşı Kocatepe Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Kızılay’daki Genel Merkez Binasının önüne getirilecek ve burada okunacak Kuran ve duaların ardın kortej eşliğinde defnedileceği Tacettin Dergahı’na götürülecek.BBP Genel Merkezi binasının üzerine "Ey sonsuzluğun sahibi sana ulaşmak istiyorum" yazılı Muhsin Yazıcıoğlu resmi asıldı.Ayrıca Sivas plakalı bir aracın arkasında "Biz seni hep üşüttük reis" yazısı bulunuyordu.
KOMŞULARDAN HELALLİK ALINDI
Parti yöneticisi naaşın hareketinden önce “16 yıldır bizimle komşuluk eden komşularından da Muhsin Başkan için haklarını helal etmelerini istiyorum” diyerek helallik aldı.
TACEDDİN DERGAHI'NA DEFNEDİLDİ
Yazıcıoğlu’nun naaşı, Hacettepe’deki Taceddin Dergahı’nda toprağa verildi. Muhsin Yazıcıoğlu’nun defnedileceği Taceddin Dergahı, naaş gelmeden önce vatandaşların akınına uğradı. Taceddin Dergahı’nda Kur’an okunurken, dergahın içini ve çevresini dolduran vatandaşlardan kalabalık ve sıcak nedeniyle bayılanlar oldu. Bayılanlara çevredeki ambulanslarda bulunan sağlık görevlileri müdahale etti. Muhsin Yazıcıoğlu’nun cenazesi Hacettepe’ye doğru ilerlerken, çevreden de birçok vatandaş da cenaze törenine katılmak üzere Dergah’a geldi.
-GÖREVLİLERİN ANONSU-
Cenazenin Dergah’a gelmesiyle beraber kalabalıktan dolayı izdiham yaşandı. Cenazeyi görmek için çabalayan sevenleri Dergah’ın ortasında bulunan cami avlusuna akın etti. Bu esnada oluşan izdihama engel olmak için görevliler anons yaparak “Allah rızası için lütfen geri çekilin, ailesi burada, hanımı burada, kızı burada, defin işlemini göremiyorlar, lütfen yardımcı olun” dediler. Daha sonrasında tekbirlerle BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun naaşı Taceddin Dergahı’ndaki mezarına indirildi. Gözyaşlarının sel olduğu bu anda Türkiye’nin çeşitli illerinden ve Türk cumhuriyetlerinden getirilen topraklar Yazıcıoğlu’nun mezarına serpildi. Kur’an okutularak gerçekleştirilen defin işlemi sırasında pek çok vatandaşın telefon ve fotoğraf makinalarıyla bu anı görüntülediği gözlendi. Defin işleminin ardından da birçok BBP’linin ve aile yakınlarının Yazıcıoğlu’nun mezarını terk etmediği ve beklemeyi sürdürdüğü görüldü.



Ekonomi dibe vurmuş durumda; Turizm, Tekstil, İnşaat, Otomotiv…

Her bir sektör sayfalarca yazı tutar birazcık değinirsek.İşsizlik hâd safhada ve bunu takip eden asayiş problemleri.

Ve yüce makam, başbakan kürsüde konuşuyor; gündemi “Türban!”Yapma gözünü seveyim Sn. Başbakan. Hepimizin dili bilmem neremize kaçmışken yukarıda kısaca saydığımız ama içeriği inanılmaz kapsamlı ekonomik kriz kapımızı yumruklarken sırası mı Türban?

Eğer Türkiye Türban ile huzura erecekse, terör bitecek, işsizlik sorunu çözülecek, insanların alım gücü yükselecek dolayısıyla tüm sektörlerin yüzü gülecekse bir önerim var!

Türbanın kapsamını olabildiğince geniş tutalım üniversite öğrencileri, tüm kamusal alanlar, ilk öğretim öğrenci ve öğretmenleri, doktor ve hemşireler, yargı mensupları, polis teşkilatı ve hatta Türk Silahlı Kuvvetleri.

Böylece yurdum insanı arasında ayrım yapmamış oluruz.Gül gibi geçinir gideriz. Yeter ki memlekette istikrar olsun(?)

El oğlu Bor madeninden 1001 çeşit ürün yaparken, Bor’u hammadde olarak satan zihniyetin maalesef hâlâ gündeminde Türban var. Başbakan Erdoğan’ın çok acil olarak etrafındaki akıl hocalarını yani danışmanlarını lağvetmesi gerekmektedir.

Başbakanın yeni bir vizyona ihtiyacı var. Daha doğrusu buna Türkiye’nin ihtiyacı var.2008 Dünya çapında bir kriz yılı olarak algılanırken bizleri ve Türkiye’nin gündemini Türban ile oyalamak Süleyman Demirel’in tabiri ile Abesle iştigaldir.

Güner Ümit’i, Alevi yurttaşlarımızla ilgili talihsiz bir sözü bitirmiştir. Mehmet Ağar gibi bir dev, memlekete hizmeti geçmiş bir şahsiyet hala anlaşılamayan bir “Düz ova muhabbeti” ile politika sahnesine veda etmiştir. Umarım yanlış gündem ve yanlış zamanlama ile Sn. Erdoğan da iktidarı kaybetmez.

Hiç kimse ve hiçbir kurum sınırsız güce sahip değildir. Atatürk’ün kurmuş olduğu cumhuriyet, güç dengeleri üzerine kurulmuştur. Sn. Başbakanımız da bu dengeleri göz ardı etmemeli ve karşılıklı saygı ve sevgi sınırlarında kalabilmelidir.


Çok acil alınması gerekli önlemler:Turizm ve Tekstil ile ilgili çalışma ekipleri kurularak sektörlerin sorunları can kulağıyla dinlenilmeli yeni yatırımdan ziyade mevcut kapasiteler tespit edilip, öncelikle sahip olduğumuz güç bilinmeli ve akabinde gerek enerji, gerek istihdam, gerek pazarlama ve gerekse finansman politikaları üretilerek öncelikli olarak bu iki sektör ayağa kaldırılmalıdır.Tekstil sektörü eğer mümkünse Tekstil Bakanlığı ile temsil edilmelidir.Ayrıca, kötü geçen 2007’nin yaralarının sarılabilmesi için vergi, SSK, yazılan çekler ve protesto olan senetler konusunda esnaf ve sanayicinin feryatlarına kulak verilmeli ve devlet bir kez daha babacan yüzünü göstermelidir.....

İlginçtir Türkiye’de gündem bırakın haftayı gün içinde dahi değişebiliyor.Bizlerde bu akarsuyun içinde akarken görüntüleri yakalayıp paylaşmaya çalışıyoruz.
Gün geliyor Sn. Büyükanıt Paşa’ya kızıyoruz hala kamuflajını giymediği ve Kuzey Irak’a bizleri götürmediği ve topu hükümete dolayısıyla meclise attığı için.
Gün geliyor MHP kongresinde yaşanan güya demokratik ortamda yapılan (sanki birden fazla aday varmış gibi ) MHP Genel Başkanlık seçiminin traji komikliğini ve Dr.Devlet Bahçeli’nin bilerek olduğunu düşünmek istemediğim ama somut olarak milliyetçi harekete verdiği zararı.
Gün geliyor Mehmet Ağar’ın Düz Ova söylemine kafayı takıyoruz.Bizim için çok önemli olduğunu düşündüğümüz ve Vatan’a ciddi emeği geçmiş bir insanın gaflarını dile getirmeye çalışıyoruz hem ciddi ortamda hem de sıra gecesinde…
Ama akarsu akmağa devam ediyor ve bizi bu defa alıp İran’a götürüyor.
İran Gazetelerine baktığımızda Türkiye-İran ilişkilerinde yeni bir dönem başladığını ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ülkelerini ziyareti ile bu ilişkinin yol kadettiğini söylüyorlar.
Aslında olması gereken bu.Biz sonuçta sınır komşusuyuz ve zaman zaman çıkarlarımız çatışsa da gerektiğinde PKK sorunu ve Irak’ın toprak bütünlüğü konusunda aynı ağızdan konuşabildiğimiz ve ortak paydada bulaşabildiğimizi dosta ve düşmana ve hatta dost ve müttefikimiz olarak gözükenlere de göstermiş oluyoruz.
Yukarıdaki bu uzun cümleyi kurduktan sonra bir de madalyonun öbür yüzüne bakıyorsun.Görüşme sonrası sabah erkenden ABD’nin Ankara Büyükelçisi Wilson,soluğu Dışişleri Bakanlığı’nda alıyor(Gerdek gecesi sabahı kızını arayan anne misali).Abdullah Gül ile yapılan görüşme 45 dakika sürüyor ve bu basına “Rutin” bir görüşme olarak açıklanıyor.
Gönül istiyor ki T.C. Başbakanı özgür iradesi ile kimsenin ve hiçbir ülkenin mesaj taşıyıcısı olmadan diğer ülkelerle görüşsün ve öncelikli olarak T.C.’nin kutsal çıkarlarını korusun !
Gönül bu AK’a da konuyor yoka da.
Daha önceki yazımda da belirtmiştim.İsrail’in nükleer güce sahip olması Türkiye için ne kadar tehlikeli ise İran’ın nükleer güce sahip olması da o kadar tehlikelidir.Fazla ve ya az değil.İran’ın bu güce sahip olmasında fayda vardır ve kesinlikle Türkiye’de gerek Avrupa gerek Rusya ve gerekse Japonya ile işbirliği yaparak İran ile aynı zamanda nükleer güce sahip olmalıdır.Olmazsa ne olur?
Ne olacak:Su akar Türk bakar.



Sabih Samur 06 Aralık 2006


BAZILARI OVADA VE OVA ÜZERİNDEN SİYASET YAPAR;ŞU AN Kİ İŞİNİN GEREĞİ OLDUĞUNU SÖYLEREK...
BAZILARI İSE YAPMASI GEREKEN İŞİ YAPAR;YAPMASI GEREKEN YERDE:OVADA...


Sabih Samur

Sabih Samur

26.10.2006 tarihinde YeniAlanya Gazetesi'nde yazmış olduğum yazıda Sn.Mehmet Ağar'a ve Sn.Büyükanıt Paşa'ya göndermede bulunmuştum.Maalesef gelişmeler gösteriyor ki(Mehmet Ağar'ın Denizli konuması) benim yazım güncelliğini korumağa devam ediyor.Bu nedenle sizlerle bu blogta tekrar paylaşmak istiyorum:

"Petrol ve barajlar bizim olsun"..: 26.10.2006 :..

Olsun be güzelim,dükkan senin. Adamım Osman Baydemir Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada Ankara’yı yetkilerini paylaşmaya çağırdı.
“-Yerel yönetimler ve Kürt sorununun bağlantılı olmasının nedeninin merkeziyetçi idari politikalar olduğunu düşünüyorum. Kürt isyanları ulus-devletin merkeziyetçi politikalarını hedef almıştır.- Batman’daki petrol rezervleri, bölgedeki su kaynakları, hidroelektrik santralleri bu kapsamda değerlendirilmelidir. Kaynaklardan sağlanan gelirin bir bölümünün bölge halkı için kullanılmasını sağlamak için yerel yönetimlerin yetki sahibi olması gerekiyor.
- Bölgeler arasındaki gelişme farkını ortadan kaldırmak için merkez ile yerel arasındaki ilişkilerde radikal değişiklikler olması gerekiyor. Bu değişim Kürt sorununun çözümü için de fırsatlar yaratacaktır.
- Türkiye’de demokratikleşme sürecinin devamı için yerel yönetimlerin idari, ekonomik ve siyasi özerkliğinin sağlanması gereklidir. Hakları ve otoriteleri iyileştirilmelidir.
- Bölünme korkuları yersiz. Bizim hedefimiz demokratik ve insan haklarına saygılı bir Türkiye…” dedi.
Bu sözlere şahsen yanıt verirsem Osman Baydemir’in her türlü kişilik haklarına tecavüz etmiş olurum ve böyle bir adam içinde ceza almaya değer mi?
Yine bu sözlere Mehmet Ağar ağzıyla ve bakış açısıyla yanıt vermem gerekirse bu adamın gözlerinden öpüp, ağzına sağlık demem gerekir.
Sn. Ağar’ın ovada siyaset yapsınlar dediği adamlar ovayı aşmış Avrupa’dan Sn. Ağar’ın devletine kafa tutuyorlar. Kürt isyanlarının legalliğini nedenler sunarak açıklayabiliyorlar.Ağar’da zamanında aldığı risklerden bahsediyor, şimdi de ne yaptığımı çok iyi biliyorum diyor.Hayırlı bilmeler.
Yine de bu sözlere ben kendi ağzımla yanıt vereyim.
1-Türk Ulusu ve Devleti hiçbir zaman bölünmekten korkmaz sadece bölmek isteyenleri kaybetmekten korkar! Unutulmasın rüzgar eken fırtına biçer. Osman Baydemir bütün sınırları zorlamaktadır. Fırtına öncesi sessizlik, meydanın boş olduğu izlenimi doğuruyorsa bu çok büyük bir yanılgıdır.
2-Yerel yönetimin siyasi özerkliğinden bahseden T.C’nin bir Belediye Başkanı için ne yapmak gerekir onu mutlaka Cumhuriyet Savcılarımız değerlendireceklerdir.
3- Ecevit’in de üzerinde durduğu bölgesel kalkınma planında yer alan yerel yönetimlerin kuvvetlendirilmesi olayı, yanlış ağızlarda, yanlış ifadelendirilince buz etkisi yaratmaktadır.Halklardan bahseden ve kesinlikle Türk Vatandaşı kapsamında kendisini görmeyen bir T.C. Belediye Başkanı ile Ankara’nın kucaklaşması nasıl mümkün olacaktır? Sn. Ağar’a sorup uygun bir OVA ayarlamasını rica etmek gerekecektir.
Kuzey Irak Fatihi ?
Ülke bu durumdayken Kuzey Irak Fatihi olarak görmek istediğimiz Sn. Büyükanıt Paşa’mız ne alaka ise Yunanistan’a planlı gezisini gerçekleştirme hazırlıkları yapmaktadır.Hükümeti aslanlar gibi her konuda eleştirebilen ve yaptırımının ne kadar kuvvetli olabildiğini gördüğümüz ordumuzun başı, aynı yaptırımı hükümete neden Kuzey Irak’a girme konusunda yapmamaktadır? Türkiye Cumhuriyeti Ordusu asla PKK’nın ateşkes geyiğine alet olamaz. Kış uykusuna yatıp baharda palazlanmış bir PKK’yı yine mi göreceğiz?Eğer Sn. Büyükanıt sadece Hürriyet ve Sabah’ı okuyarak icraatlarını değerlendirmede özeleştiri yapmaya çalışıyorsa üzgünüm büyük yanılgı içindedir. Naçizane tavsiyem yerel basını didik didik incelemesidir. Çünkü Türkiye’nin yerelinde ve bu iki gazetenin bazı sayfalarında AB fonundan, ve ABD’den faydalanmayan gerçek vatanperver köşe yazarlarıyla karşılaşacaktır. Bu yapılan eleştirilerin de şahsından olan beklentilerin gerçekleşmemesinden dolayı olan sitem olduğunu anlayacaktır.Umarım.
OVA ŞENLENSİN
Sonuç olarak Ağar diyor ki ; “Hükümet 4 yıldır tek adım atamamış.Terör dalgası gelince panik oldu.Yabancılara sığınma, sen hükümetsen derle topla.”Bizde ekleyelim:-Yoksa seneye iktidara geldiğimde ben toplarım.Seneye kadar kim öle kim kala.Evet paşam ve Ağar ne diyorsunuz? Verelim adamımıza istediği petrolü ve barajları.Maksat OVA ŞENLENSİN…

Mehmet AĞAR

Gönderen SABİH SAMUR | 12:35 ÖS | | 0 yorum »

Sevgili Dostlar
Yaklaşık bir haftadır gündemi meşgul eden dağdan ovaya inip siyaset yapma ile ilgili görüşlerinizi bizimle paylaşmanızı bekliyor ve hatta fikirlerinizi direkt olarak aşağıdaki adrese de gönderebileceğinizi vurgulamak istiyorum.
İnanın kırmızı-beyaz okuması gereken her türlü kişi ( Derin ve Sığ) tarafından okunmaktadır.

mehmet.agar@dyp.org.tr



Saygılarımızla

KIRMIZI-BEYAZ