Yarın Çok Geç Olmadan!
Gönderen Samur Medya | 8:40 ÖÖ | 15 Temmuz 2016, ABD, Demokrasi Nöbeti, İsrail, MİT, Sabih Samur YORUM HABER, TSK | 0 yorum »Umarım, Devletimi Yönetenler Demokrasi Nöbeti tutarken, Belediye Kamyonları da tüm kışlaların önünü güvenceye almışken,
Nöbetçi, kulübesinden garip garip kamyonları seyrederken, Belediyenin kamyon şoförü aracında yorgunluktan horul horul uyurken, Vatan Haini ilan edilen ve asla Üniformaları ile sokağa Ailesi ile çıkamayan kırgın bir TSK personeli evinde sıranın kendisine de geleceği düşüncesi ile bir an önce emekli olsam düşüncesine girmişken, tüm Komuta kademesi, Bakanı, Bürokratı her gün yeni bir şeyler anlatırken...
Televizyonlar bu ne olduğu belli olmayan Darbeyi anlatmaktan yorulmuşken;
El oğlu boş durmuyor.
Türkiye kendi ordusunu, karargahlarını, askerini hapsetmiş durumda.
Ve Elin gavuru her an "İŞTE TAM ZAMANI" diyebilir.
Bu alemde dost yok!
Yarın çok geç olmadan herkes artık işinin başına dönsün.
Asker askerliğini, Belediye Başkanı Başkanlığını, MİT mitliğini, Polis polisliğini yapsın.
28 Temmuz YAŞ kararları sonrası her şey normale dönmek zorunda.
Ülke Savunmasız!
Vatandaş olarak görevimi yapıyorum.
Lütfen toparlanalım.
Su uyur düşman ve müttefik uyumaz!
Sabih Samur, 27 Temmuz 2016 00:45
"Cumhurbaşkanının Diplomasi Zaferi"
Gönderen SABİH SAMUR | 1:16 ÖÖ | Cumhurbaşkanı, Diplomasi, Gazze, İsrail, Recep Tayyip Erdoğan, Sabih Samur ile MEMLEKET MESELESİ, Sabih Samur YORUM HABER, TSK | 0 yorum »
Gazze için İsrail ile yapılan anlaşmanın tek ve en büyük eksiği GÜVENLİKTİR.
Gazze'nin güvenliği TSK tarafından sağlandığı gün "Cumhurbaşkanının Diplomasi Zaferi" cümlesini bende kullanacağım.
Gazze'nin güvenliği hala İsrail'dedir.
Sabih Samur
Merhaba benim adım McDonnell Douglas F-4 Phantom II
Gönderen SABİH SAMUR | 2:00 ÖÖ | ABD, Asimetrik Psikolojik Harekât, DORUKTÜRK MERKEZ, DORUKTÜRK TV, Genel Kurmay Başkanı, İsrail, McDonnell Douglas F-4 Phantom II, Sabih Samur, TSK | 0 yorum »Merhaba benim adım McDonnell Douglas F-4 Phantom II
Herkes hakkımda bir şeyler yazıp çiziyor. Beni Ergenekon'a bağlayan da var.
Modernizasyondan dem vuran da var. İsrail ile ilişkilendiren de.
Var oğlu var.
Adımdan da anlayacağınız gibi ben Amerikan Malıyım. Uzun yıllar hizmet ettim bir çok ülkenin Silahlı Kuvvetlerine.
Bizler yeni çağ düzenindeki otomobiller gibi tüketim malı değiliz. Yani 5 yıllık garanti süresi dolmadan eskiyen, güncelliğini yitiren araçlar...
Bizler çok uzun yıllar havada kalabilen, metal yorgunluğu denen (bizdeki kanserin adıdır) illete modernizasyon sistemi ile kafa tutan ve böylece pilotlarımızı sağ salim uçuran bir ileri teknoloji ürünleriyiz.
Tabi takdir edersiniz ki üretimle ayakta duran ekonomiler yeni ürünler ürettikçe bizler ne kadar sağlam olursak olalım günü geldiğinde emekli edilmek zorundayız. Aynı siz insanlar gibi. Emekli olacaksınız ki yerinize gençler işe alınabilsin.
Biz 1996 yılında doğduğumuz ülke olan ABD'de emekli olduk. Sadece gösteri ekiplerinde uçmaya devam ediyoruz.
İsrail'de ise 2004 yılında, Almanya'da ise 2013 Haziran'ın da emekli olduk.
Türkiye'de ki arkadaşlarımız ise modernizasyon kapsamında 2020 yılına kadar uçabilme yetisini elde ettiler.
Yeri gelmişken söyleyeyim bizler kolay kolay (yaşlandık diye) düşmeyiz.
Sizin yani Türk Pilotlarının yetenekleri ise Dünya çapında malum.
Maalesef yakın zamanda yaşanan düşme olayları ve Türk Milleti olarak verilen Pilot şehitleriniz bizleri de üzmektedir. Ateş düştüğü yeri yakar ama biz de adımızdan dolayı bu olaydan rahatsızız. Ve bu düşme olaylarının sadece taziyeleri kabul etmekten ve Devlet erkanının birbirine başsağlığı görevlerini icra etmesinin yanında arkadaşlarımızın neden düştüğünü teknik olarak tespit etmeleri gerekmektedir.
Bugün ABD'de 2. Dünya Savaşında kullanılan Büyükbabalarımız olan B 29 lar dahi sorunsuz uçmaktadır. Bakım olduktan sonra bizler ölümsüz araçlarız.
Özetle diyeceğim şudur: Ben de bir F4 Phantom II olarak konunun ülkenizde iç siyaset malzemesi ve Fıtrat muhabbeti yapılmadan çözülmesini istiyoruz.
Türk Milleti bizim Dost ve Müttefikimizdir. Onun acısı bizim acımızdır.
Tekrar başınız sağolsun diyorum.
Bu arada unutmadan F-35 ler için yer açmanız gerekiyor. Sevkiyatlarımız seçim sonrası başlayacak.
Hayırlı Uçuşlar.
McDonnell Douglas F-4 Phantom II
Terörist dediğiniz bizim kahramanımız
Gönderen SABİH SAMUR | 3:40 ÖS | ABD, AKP, BDP, BM, Devlet Bahçeli, İsrail, Kemal Kılıçdaroğlu, Kod Adı: TC, PKK, Sabih Samur (kolay yetişmiyor), Tayyip Erdoğan, TBMM, Teröristbaşı Abdullah Öcalan | 0 yorum »
Terörist dediğiniz bizim kahramanımız
“Bunu bu noktaya getirmeye kimsenin hakkı var mı? Bizim, siyasi partilerin, cumhurbaşkanının, başbakanın hakkı var mı”
“BM’nin 665 sayılı kararı da vardır. Diktatör, hak ve özgürlükleri tanımıyorsa, zulüm ediyorsa, operasyon yapılıyorsa, ezilen hakların başkaldırı hakkı vardır. Oysa biz gelip Meclis’te çözelim diyoruz. Halk bizi bunun için gönderdi. Gelin halkın iradesini tutuklamayın, kelepçelemeyin. Sizin terörist dediğiniz bizim için kahraman, vatanseverdir. Ya irademiz çıkar özgür olur Meclis’e gelir, ya da Meclis’in iradesi yok olur kelepçelenir.”
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan
Sabih Samur Yorumu:
Eğer bu ve benzeri kişiler göz göre göre T.C.'ye posta koyarak, tehdit edebiliyorsa...
Sözün bittiği yere gelinmiştir!
Bana hiç kimse "Bırakın bu ülkede Demokrasi var, herkes dilediği gibi konuşur" masalını okumasın.
Bahçeli ve Kılıçdaroğlu acilen ikili toplantı yapmalı ve radikal kararlar almalı!
Yoksa tüm bu gelişmelere göz yuman, görmemezlikten gelenler,
bu ülkeyi bu duruma getirenlerle aynı kefeye koyulacak ve Cumhuriyet Koruyucuları
tarafından YARGILANACAKLARDIR! (AB,İsrail, ABD'ye rağmen).
Sabih Samur
Wikileaks-Pentagon İsrail İşbirliği
Gönderen SABİH SAMUR | 2:22 ÖS | ABD, Güneş Gazetesi, İsrail, Rıza Zelyut, Tayyip Erdoğan, Wikileaks | 0 yorum »Kaç gündür, ‘geldi, geliyor!’ denilen WikiLeaks belgeleri sonunda ortalığa saçıldı.
Öncesinde dikkatimiz; ABD ile Türkiye ilişkisini gerebilecek olan ‘Amerika, PKK’ya yardım yaptı!’ iddiasına yönelmişti.
Belgeler yayımlanınca gördük ki olay, öyle masum bir iş değil.
Bu belgelerin sunulması ve belgelerin içeriği bir şeyi gösteriyor: Birleşik Amerika, dünyaya, özellikle de Ortadoğu’ya düzen verme hareketinin bir parçası olarak WikiLeaks internet aracını kullandı.
Yani; ABD ile WikiLeaks el ele vererek İsrail’i de kayıracak biçimde bir belge sızdırması yaptılar.
Batıda demokrasi varmış da Birleşik Amerika bu yüzden kıytırık bir internet sitesine güç yetiremiyormuş da, İngiltere WikiLeaks’ı koruyormuş da…
Ve ABD tarafı çok tedirginmiş de…
Bütün bunlar; sızdırılan belgelerin etkisini güçlendirmek için düzenlenmiş oyundur. Hele hele işine gelmediğini inkar etmekte usta olan Amerikan tarafının bu belgelerin gerçek olduğunu kabul etmesi, işin etkisini daha da artırmaya yöneliktir.
HEDEFTE AKP VAR GİBİWikiLeaks’in yayımladığı belgelerin sayısal olarak ABD dışında en fazla Türkiye ile ilgili olması da dikkat çekici. Demek ki karşımızdaki ittfak; yani WikiLeaks-Pentagon-İsrail; bu belge operasyonu ile Türkiye’ye bir çekidüzen vermeyi düşünmüş. Erken hedef veya ilk hedef bu gözüküyor.
Türkiye’ye yönelik belgelerin niteliği ortada: AKP hükümetini etkileyerek, kıstırırarak yönlendirmek…
Dikkat çeken iki husus bulunuyor: Birincisi; Türkiye’nin Ortadoğu’daki etkinliğini kıracak biçimde bölgede ve hükümet içinde bunalım çıkartmak. İkincisi de hükümetin İsrail politikasını değiştirmesi için baskı yapmak.
Hedefteki isimler Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Bülent Arınç, Abdullah Gül gibi gözükse de hükümeti oluşturan ayakların birbirlerine düşürülme gayreti açıkça hissediliyor.
Yani; WikiLeaks-Amerika-İsrail işbirliği ile AKP içinde bir bunalım yaratılması ve sonrasında da hükümetin yularının ABD tarafından ele alınması amaçlanmış gibi bir izlenim veriyor belgelerde söylenenler.
Burada iken hükümeti öven ve destek olan Amerikan elçilerinin daha sonra AKP aleyhinde görüş belirtmesi ve bunu da WikiLeaks’ın yayımlaması; başka türlü anlaşılamaz.
Askeri kışkırtmaya yönelik öğeler; Ergenekon soruşturmasında hükümetin karşısında imiş gibi alınan tavır da tamamen hükümeti kıstırma amaçlı bilgi sızdırmaktan ibarettir.
BAŞBAKAN’A İŞARETBelgelerde; Amerikan Elçisi Edelman, ‘İki ayrı kaynaktan edindiğimiz bilgilere göre Erdoğan’ın İsviçre bankalarında 8 ayrı hesabı var. Bu servetin düğünden gelen hediyelerle ve dört çocuğunun okul masraflarını ödeyen Türk işadamından kaynaklandığı, yüzeysel bir açıklamadır’ diyor.
Ve belgeler bu atış ile de Başbakan Erdoğan’ı tam 12′den vurmuş gibi oluyor.
Çünkü; öbür iddialar siyasal niteliklidir. İç kamuoyunu ve askeri etkilemeye yönelik o görüşlerin pek etkisi olamaz. Lakin Başbakan Erdoğan’ın İsviçre bankalarında 8 ayrı gizli hesabının olduğunu söylemek ve bunu yaymak; öldürücü darbedir.
WikiLeaks saldırısının bu boyutu; Başbakan Erdoğan’a verilmiş bir işarettir.
Yani; ‘Böyle devam edersen; seninle ilgili başka şeyler de söyleyeceğiz’ deniliyor.
Peki; Başbakan Erdoğan; ikide bir ABD’ye giderek; kendi yetmediği zaman adamlarını göndererek ABD politikası ile uyuşumlu olduğunu göstermiyor mu?
Öyleyse bu tehdidin anlamı nedir?
İşte tam burada İsrail olgusu devreye giriyor…
Başbakan’ın İsrail karşıtı tutumunun artık rahatsızlık vermeye başladığı görülmüştür ki, işaret verilmiştir…
Bu İsviçre bankalarında gizli hesap işi; ileride tartışılmaya açılır ise; o zaman Başbakan Erdoğan çok zorlanacaktır. Bu yüzden sanıyorum ki bizim başbakan artık İsrail’e de van minut çekemeyecektir.
Tabii Başbakan’ı zayıflatmak için servis edilen bilgiler bununla da sınırlı değil. Eski ABD Elçisi Edelman’ın aktardığı şu cümleye bakınız: ‘Emine Erdoğan’ın da söylediği gibi Tayyip Bey Allah’a inanıyor ama ona güvenmiyor.’
Bu iddianın içeriğine inanmak mümkün değil. Hele hele; Tayyip Bey’in Allah’a güvenmediğini onun eşinin söyleyeceğine inanmak tam bir safdilliktir. Buna karşın; bu iddia, belge olarak piyasaya verilmiş ise; sebebi Türkiye’de iç siyasete ve Ortadoğu’daki etkinliğimize bir sınırlama getirmek olmalıdır.
Bu Amerika yaman bir devlettir. Zaafını bile zafere çevirmekteki ustalığına da şapka çıkartıyorum.
Rıza Zelyut 30 Kasım 2010 Güneş Gazetesi
SÖZÜN BİTTİĞİ AN
Gönderen SABİH SAMUR | 6:16 ÖS | Filistin, Gazze, İsrail, Samanyolu Haber | 0 yorum »Saadet Partisi yapılması gerekeni YAPTI
Gönderen SABİH SAMUR | 6:02 ÖS | Erbakan, Filistin, İsrail, Numan Kurtulmuş, Saadet Partisi | 0 yorum »İsrail ’in Gazze’ye yönelik saldırılarını İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin değişik bölgelerinde protesto edildi. Saadet Partisi öncülüğünde Çağlayan’da yapılan mitinge İsrail’in kara harekatını başlatmasının da etkisiyle yaklaşık 1 milyon insan katıldı. Çağlayan meydanı tamamen dolduruldu.Yağan yağmura rağmen 100’ün üzerinde sivil toplum kuruluşunun da destek verdiği mitingte İsrail’e adeta lanet okundu.
FİLİSTİN BİZİ SORDU "GELECEĞİZ" DEDİM
Gönderen SABİH SAMUR | 5:00 ÖS | F-16, Filistin, Gazze, İsrail, Saadet Partisi | 0 yorum »Davetimize olumlu cevap vererek geldiniz, sizlere Saadet Partimiz adına teşekkür ediyorum. Bugün önemli bir faaliyetin öncesinde bir aradayız. Bu faaliyet, dünyanın önemli tarihi başkentlerinden biri olan İSTANBUL’da yapılacak ve çağrısı tüm dünyaya olan dev bir FİLİSTİN mitingidir.
Çünkü İstanbul, geçen asırlar boyunca, 400 yıldan fazla KUDÜS’te onlarca mezhep ve etnik grubu bir arada adalet ve güvenlik içinde yaşatmış bir medeniyetin başkenti idi. Bu bölge, Osmanlı hakimiyetinde barış içinde yaşadı.
Onun için Filistin’le, Kudüs’le, Gazze’yle ilgili söylenecek sözün İstanbul’dan söylenecek olması önemlidir.
Bu bizim için olduğu kadar dünya için de önemlidir. Yahudisiyle, Hıristiyanıyla, Müslümanıyla, Hindusuyla, Budistiyle ve ateistiyle tüm dünya, Filistin için, İstanbul’dan, Türkiye’den söylenecek sözün ağırlığının farkındadır.
Ve mazlumlar bu sözü, bizim bu sözümüzü, Türkiye’nin sözünü, haykırışını, taraf olmasını beklemektedir.
İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği katliamı dünya ile beraber siz de takip ediyorsunuz. Bu katlanılabilir, kabul edilebilir, görmezden gelinebilir bir durum değildir; çünkü bu bir vahşettir, katliamdır, adeta soykırımdır.
Ve aslında dünya, GAZZE’de olanları, FİLİSTİN’de olanları tam anlamıyla da bilmemektedir. Bu bölge aslında adeta sürekli abluka altındadır, bu bölge ilan edilmemiş cezaevi durumundadır.
ÜSTELİK, İSRAİL şu an insani yardıma bile müsaade etmemektedir. BM’nin ve diğer uluslar arası kuruluşların onca çağrılarına rağmen İSRAİL sanki bir şey olmamış gibi katliama devam etmektedir.
Onun için mazlum Filistin halkının karşı karşıya kaldığı durumun öncelikle tüm dünyaya iletilmesi ve peşinden de dünyanın bu vahşeti durdurması için harekete geçmesini sağlamak geliyor. Bu konuda bizim öncü olmamız gerekiyor.
Değerli basın mensupları
Biz, Saadet Partisi olarak, GAZZE’de olanları durdurmaya dönük her tür çabaya destek veriyoruz. Bu konuda BM, İslam Konferansı Örgütü, ARAP BİRLİĞİ ve HÜKÜMETİN yapacağı tüm çalışmaları destekliyoruz. Ancak kabul etmek gerekir ki, GAZZE’de olanlar bir sabah aniden medyana gelmiş değildir. Bu bir süreçtir. Ve bu süreçte maalesef bu saydığım aktörler maalesef üzerine düşeni yapmamıştır.
Ve bugün hükümet dahil İslam Konferansı Örgütü, ve ARAP BİRLİĞİ bu konuda pasif arabulucu gibi davranmaktadır. “TAPUSU BİZDE” dediğiniz bir yer için ARABULUCU değil TARAF olmalısınız.
Son dönem GAZZE olayları sebebiyle bir defa daha gördük ki, Türkiye’de yaşayan herkes FİLİSTİN konusunda hassastır. Büyük ülke olmak böyle bir şeydir.
Ülkemizin her yerinde son 10 gündür FİLİSTİN’de olanlar sebebiyle protestolar düzenlenmektedir. Halkımızın bu hissiyatı bize tüm dünyada ADALET adına ümitli olmamızı sağlamalıdır.
Değerli basın mensupları
Şu an Gazze’de uygulanan ve an be an ölü sayısının arttığı katliama duyarlı olmak her vicdan sahibinin birinci önceliği olmalıdır.
Milli Görüş, bu konuda her zaman hassasiyetini ortaya koymuştur. İstanbul’da ve değişik illerde FİLİSTİN’le ilgili defalarca büyük mitingler düzenledik, düzenlenen mitinglere destek olduk.
Ve son GAZZE olayları başladığı zaman da başta Genel Başkanımız olmak üzere parti yetkililerimiz hem hükümete rehberlik ve ikaz edici görevlerini yerine getirmişler hem de BM, İKÖ gibi uluslar arası teşkilatlara çağrılarını yapmışlardır.
Burada Genel Başkanımız Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ’un 8 teklifini hatırlatmak istiyorum. Genel Başkanımız GAZZE olayları tırmandığı zaman hemen şu 8 teklifi yapmıştı:
1) İlk olarak hükümet Türkiye'nin İsrail'deki büyükelçisini derhal geri çekmelidir.
2) Türkiye Cumhuriyeti hükümeti sadece büyükelçimizi çekmekle kalmamalı, aynı zamanda Birleşmiş Milletler, İslam Konferansı Örgütü, Arap Birliği, Avrupa Birliği gibi kuruluşları da harekete geçirerek İsrail'in bu vahşetine karşı tavır almaları için harekete geçirmelidir.
3) T.C. hükümeti, İsrail-Suriye görüşmelerindeki arabuluculuk rolünden vazgeçtiğini derhal bütün dünyaya deklere etmelidir.
4) Türk Kızılay'ı devreye sokularak Gazzelilerin ihtiyacı olan acil yardım malzemelerini büyük bir etkinlikle organize ederek, bölgeye göndermelidir.
5) Bu saldırılar neticesinde Gazze'deki yaralılar derhal bir havayolu koridoru oluşturularak Türkiye'ye getirilip tedavileri yaptırılmalıdır. Veya Türk Kızılay'ı tıbbi ve doktor ekip ve ekipmanlarıyla bölgeye girerek yaralıların ve hastaların tedavilerini yapmalıdır.
6) Türkiye-İsrail Dostluk Grubundaki parlamenterlerin istifa edip bu grubun feshi sağlanmalıdır.
7) İsrail'le askeri anlaşmalar iptal edilsin!
8) İsrail jetlerinin Konya'daki eğitim uçuşlarına son verilsin! Bu acil eylem planı devreye sokulmadığı müddetçe yapılacak hiçbir etkinliğin İsrail'in gözünü kar bürümüş acımasızlığını durduramayacaktır. 'Filistin'in tapuları Türkiye'dedir' demek yetmez. Bu vahşete seyirci kalmak gibi bir lekenin kıyamete kadar Türkiye'nin alnında kalmaması için derhal harekete geçilmelidir"
Şimdi bir adım daha ileri giderek, dev bir miting düzenliyoruz.
İnşallah 4 Ocak 2009 Pazar günü Saat: 12.00’de Çağlayan Meydanı’nda olacağız. Çoluk, çocuk, yaşlı, genç, kadın, erkek orada olacağız. Çünkü GAZZE’de her saat, çoluk, çocuk, yaşlı, genç, kadın, erkek çığlık çığlığa ölüyorlar, şehit oluyorlar, katliama maruz kalıyorlar.
GAZZE’den yansıyan görüntülere tahammül etmemiz mümkün değil. Gazze’de can veren sadece FİLİSTİNLİ değil çünkü orada İNSANLIK ölüyor, İNSANLIĞIMIZ ölüyor.
Ben bu mitingi hemen planlayıp ilan eden İstanbul İl Başkanlığımıza ve Miting tertip komitesine de teşekkür ediyorum.
Değerli basın mensupları
Pazar günü onbinlerce insanın FİLİSTİN ÖLMESİN, İNSANLIK ÖLMESİN, VAHŞET DURSUN, MAZLUMUN SESİ SİZ OLUN şeklinde tüm dünyaya sesini haykıracağı, FİLİSTİN HALKI ile BERABER olduğumuzu göstereceğimiz bu dev mitinge sizi de bekliyoruz.
Bu dev mitingi Saadet Partisi düzenlemekle beraber aynı zamanda SİVİL desteği de çok yüksek olan bir mitingdir. Çünkü bu mitinge 200’e yakın sivil toplum kuruluşu destek veriyor, bunlardan 60’dan fazlası da MİTİNG dokümanlarına isimlerini yazdırarak imza attılar. Dolayısıyla bu miting halkımızın yükselen sesi olacak, zulme dur diyecek, vahşete dur diyecek ve bu konuda sorumluluğu olan herkesi göreve çağıracaktır.
Değerli basın mensupları
Mitingimize ciddi bir katılım bekliyoruz. İnşallah bu yüksek katılım, FİLİSTİN’İN acısını durdurma noktasında bir etki oluşturur. Niyazımız budur.
Mitinge Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ katılacak ve konuşma yapacak. Ve tabii katılan misafirlerimiz de temsili konuşmalar yapacaklar.
Değerli basın mensupları
Şu an önemli bir tarihi noktadayız. Bu zulmü, bu soykırımı durduracak kim varsa hemen şimdi harekete geçmelidir. Çünkü İsrail henüz yapmaya niyetlendiğinin başındadır. Bunu resmen de açıklamıştır. Yani şu anda gördüğümüz ve tahammül edemediğimiz durum İSRAİLLİ yetkililere göre işin başıdır ve bir şey değildir. KARA Harekatı başlayınca kimbilir bu vahşetin kaç katına tanık olacağız. Buna müsaade edemeyiz. Dünya buna müsaade etmemelidir.
Mitingimize ben zulme karşıyım diyen herkesi bekliyoruz.
FİLİSTİN’DE akan kan dursun, çocuklar ölmesin diyen herkesi bekliyoruz.
Daha adil bir dünya, daha barış dolu bir dünya, huzur dolu bir Ortadoğu diyen herkesi Pazar günü ÇAĞLAYAN’A bekliyoruz.
Saygılarımla.










