
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin "Başbakan Erdoğan'ın son hezeyanları" hakkında yaptığı yazılı basın açıklaması.21 Temmuz 2010
Başbakan Erdoğan’ın 20 Temmuz 2010 günü AKP Meclis Grup toplantısında yaptığı konuşma siyasi tarihimize kara bir ilkesizlik, riyakârlık, siyasi sahtekârlık ve münafıklık örneği olarak geçecektir.
Türk milleti yalan gözyaşları döken Başbakan’ın siyasi tükenişinin hazin tablosunu ibretle izlemiştir.
Türkiye’yi etnik temelde bölmeyi amaçlayan “PKK açılımı”nın ve AKP’nin sekiz yıllık yıkım dönemindeki yolsuzluk ve hırsızlıklarının hesabının yargı önünde görüleceği siyasi mahşer günü çok yakındır.
Siyasi ihtiras ve korkuların ruhunda yarattığı kasırgaların etkisi altındaki Başbakan’ın marazi ruh halinin nedeni budur.
Bu hezeyanlar Başbakan’ın son çırpınışlarıdır.
Başbakan’ın Anayasa değişikliği konusundaki gizli amacı ve niyeti “etnik bölücülüğün önünü açmak ve yolsuzlukların hesabını vermekten kaçmak”tır.
Bu nedenle bütün ümidini Türk milletini son bir kez aldatarak referandumda evet çıkmasını sağlamaya ve kendisini koruma altına alacağını hesapladığı yandaş yargı düzenlemesini yaparak hazin akıbetten kurtulmaya bağlamıştır.
Bunun için hiçbir ahlaki ve vicdani ölçü tanımadan bütün yalan ve riya malzemesini bu son çırpınışında cepheye sürmüştür.
Ülkücü şehitler için sahte gözyaşları dökmesi bu tiyatronun yeni bir sahnesidir.
Grup konuşmasında “trajik bir siyasi tarihi önünüze getireceğim, bu dram olacak” diyen Başbakan aslında kendi dramını sahneye koymuştur.
12 Eylül 1980 askeri darbesinde darağaçlarında ve işkencelerde hayatlarını kaybedenlerin hatıralarına sığınan Başbakan’ın hem ülkücü hem de devrimci özelliklerini bugüne kadar içinde gizlediği bu vesileyle anlaşılmıştır.
Ancak, bunu otuz yıl nasıl sakladığı, bu bastırılmış duyguların ruhunda nasıl bir tahribata yol açtığını tam olarak anlaşılamamıştır.
Psikiyatrinin alanına giren bu ilginç durumun konunun uzmanlarınca incelenmesi yararlı olabilecektir.
Ülkücü şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu’nun son mektubunu bazı pasajları atlayarak kürsüde okuyan Başbakan’ın senaryo gereği sahte gözyaşı dökmesi riyakârlığın ve ilkesizliğin zirvesi, son noktası olmuştur.
Başbakan bu konuda da kendisini aşmış, bilinen riya ve takiye özelliklerinin ötesine geçerek bir siyasi sahtekârlık tiyatrosunun aktörü olarak Türk milletinin karşısına çıkmıştır.
Başbakan’a okurken kürsüde ağladığı ülkücü şehidimizin son veda mektubunda atladığı şu satırları hatırlatmak istiyorum.
“Şunu hiçbir zaman unutmasınlar ki, Mustafa’lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer her zaman Allah’a inananlarındır.
Bunun için hiç üzülmeyin. Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam ağlamayın.”
Başbakan’ın aynı gün Hakkâri Çukurca ve Van’da PKK terör saldırıları sonrası toprağa düşen yedi şehidimiz karşısında bu kadar duygulanmaması, gerçek niyetlerin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur.
Buradan ağlayan Başbakan’a seslenmek istiyorum:
Dün Meclis’te Ülkücü şehitler için döktüğünüz sahte gözyaşlarının bir damlası ile aynı gün ocaklarına ateş düşen yedi şehidimizin muhterem annelerinin döktüğü gözyaşlarının bir damlasının vicdan laboratuarında samimiyet testinden geçirilmesi sonucu ortaya çıkacak ahlak ve dürüstlük raporu karşısında yüzünüz kızaracak mıdır?
Türk milleti Başbakan’ın Anayasa değişikliğini pazarlamak için utanmadan sergilediği bu siyaset kalpazanlığının, bu milli irade dolandırıcılığının gerçek nedenlerini ve arkasındaki çirkin yüzü elbette görecek ve hükmünü verecektir.
Ülkücü şehitler için sahte gözyaşları dökerek siyasi münafıklığın şahikasına çıkan Başbakan’ın ve kahraman Özel Harekât mensuplarını milliyetçi oldukları için bıyıklarından hareketle aşağılamaya yeltenen yardımcısının başını çektiği “AKP Yalan Kumpanyası”nı bekleyen akıbet 12 Eylül 2010 günü milli irade duvarına çarpmaktır.
Türk milliyetçileri ve ülkücü camia, şerefli hatıralarını ebediyete kadar yüreklerinde yaşatacağı aziz şehitlerimizin ruhları ile birlikte 12 Eylül 2010 günü Başbakan’ı referandum sandığı başında bekliyor olacaktır.
Kaynak : http://www.mhp.org.tr/gbk.php?content=2850&cat=50
Başbakan Erdoğan'ın son hezeyanları
Gönderen SABİH SAMUR | 4:36 ÖS | 12 Eylül, AKP, Devlet Bahçeli, MHP, PKK, Referandum, Tayyip Erdoğan, TBMM | 0 yorum »Başbakan ile Kılıçdaroğlu buluşması
Gönderen SABİH SAMUR | 3:28 ÖS | AKP, CHP, Kemal Kılıçdaroğlu, Kod Adı: TC, Sabih Samur, Sabih Samur (kolay yetişmiyor), Tayyip Erdoğan, TBMM, Yeni Alanya Gazetesi | 0 yorum »
Bugün Tayyip Erdoğan İçin Ne Yaptınız?
Gönderen SABİH SAMUR | 10:32 ÖÖ | 12 Eylül, AKP, Ergenekon, Facebook, Referandum, Sabih Samur, Tayyip Erdoğan, Tuncay Özkan | 0 yorum »ABD'nin Başımıza "Çuval Geçirişi"nin Yıldönümü!
Gönderen SABİH SAMUR | 8:56 ÖS | ABD, Dönence, Facebook, Kod Adı: TC, Kuzey Irak, Murat Yatağanbaba, Sabih Samur, TSK | 0 yorum »İSTANBUL BAROSU DUYURUSU
Gönderen SABİH SAMUR | 12:03 ÖS | BM, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İkiz Yasalar, İstanbul Barosu, TBMM | 0 yorum »İçtüzüğün 52. maddesi uyarınca öncelikle görüşülerek yangından mal kaçırılırcasına çıkartılan bu yasaları, aşağıda belirttiğimiz nedenlerle Türkiye'nin menfaatlerine uygun olmadığını saptıyoruz.
Bundan 37 yıl önce 1966 yılında kabul edilen ve 1976 yılında yürürlüğe giren bu sözleşmeler, daha önce de Türkiye'nin önüne konulmuş, ancak ulus devlete yönelik tehditler oluşturacağı düşüncesiyle onaylanmamıştır.
1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler.
2. Bütün halklar, ........, doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiçbir koşulda yoksun bırakılamaz.
3. ...... bu sözleşmeye taraf bütün devletler, kendi kaderini tayin hakkının gerçekleştirilmesi için çaba gösterir ve Birleşmiş Milletler şartının hükümlerine uygun olarak bu hakka saygı gösterir. denmektedir.
Sözleşmelerin 2. maddeleri ile de devlet bu hakları güvence altına alır. Bu haklara saygı göstermeyi taahhüt eder.
Devletin saygı göstermeyi taahhüt ettiği bu maddelerde "ayrılmayı" da kapsayacak şekilde "kendi kaderini tayin hakkı tanınan" "uluslar" değil, "halklar"dır. Böylece, ülke bütünlüğünü tehdit eden eylemler "uluslararası güvenceye" kavuşturulmuştur.
Her iki sözleşmenin 1. maddesinin 2.bendine göre de Türkiye halklara göre ekonomik parçalara bölünecektir.
Burada söz konusu olan sıradan bir yasama faaliyeti değildir. Anayasa'nın 90. maddesi karşısında, TBMM kararıyla onaylanan bu sözleşmelerin "Türk kanunlarını değiştirici" özellikleri olacak, "iç hukukun bir parçası" kabul edilecek ve diğer yasalardan farklı olarak "Anayasa'ya aykırılıktan dahi ileri sürülemeyecek"tir.
Nitekim, onaylanan bu sözleşmelerin 2. maddesine göre; "Sözleşmede tanınan hakları kendi mevzuatında veya uygulamasında henüz tanımamış olup da bu sözleşmeye taraf olan devletler, kendi anayasal usullerine ve sözleşmenin hükümlerine uygun olarak, sözleşmede tanınan hakları uygulamaya geçirmek için gerekli olan tedbirleri ve diğer önlemleri almayı taahhüt ederler".
Üstelik, bu sözleşmeleri onaylayan TBMM'nin daha sonra bu sözleşmelerin içeriğini değiştirme olanağı da yoktur.
Ayrıca, Anayasanın 15. maddesinde; savaş, seferberlik, sıkıyönetim gibi olağanüstü hallerde dahi bu sözleşmelerde yer alan "hakların" kısıtlanamayacağı öngörülmüştür.
Bu sözleşmelerde yer alan ortak hükümle, BM bünyesinde oluşturulacak komisyon ve komiteler, Türkiye'de denetim yapma ve iç işlerimize doğrudan müdahale etme olanağına kavuşuyorlar.
Özetle, onaylanan "İkiz Sözleşmeler", ulus devletimizi ve egemenliğimizi tehdit eden yasalardır.
Bu yasalarla anılan sözleşmelerin uygulanmasının bağlayıcılık kazanmasının önlenmesi konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz.
TERÖRLE MÜCADELEMİZ TÜM KARARLILIĞIMIZLA DEVAM EDECEKTİR
Gönderen SABİH SAMUR | 8:40 ÖS | Genel Kurmay Başkanı, Hakkari, Kuzey Irak, TSK | 0 yorum »
BİLGİ NOTLARI
TARİH : 19 Haziran 2010
SAAT : 10:00
NO : BN - 73 / 10

Regaib Kandiliniz Mübarek Olsun
Gönderen SABİH SAMUR | 6:02 ÖS | Facebook, SABİH SAMUR ( Bizden Biri ) | 0 yorum »Kuvayı Milliye'nin Kuruluş Açıklaması
Gönderen SABİH SAMUR | 8:27 ÖÖ | Kuvayı Milliye, Mustafa Kemal ATATÜRK, Sabih Samur | 0 yorum »
" Hükümet merkezi, düşmanların şiddetli çemberi içindeydi. Siyasal ve askerî bir çember vardı. İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, ulusun ve devletin bağımsızlığını koruyacak kuvvetlere emrediyorlardı. Bu biçimde yapılan emirlerle, devlet ve ulusun araçları temel görevlerini yapamıyorlardı. Yapamazlardı da. Bu araçları savunmanın birincisi olan ordu da, 'ordu' adını korumakla birlikte, elbette temel görevini yerine getirmekten yoksundu. İşte bunun içindir ki yurdu savunmak ve korumak olan temel görevi yerine getirmek, doğrudan doğruya, ulusun kendisine kalıyor. Buna Kuvayı Milliye diyoruz...”
Game Over (Oyun bitti)
Gönderen SABİH SAMUR | 10:24 ÖÖ | AKP, Barzani, Deniz Baykal, Devlet Bahçeli, F-16, Mehmet Ağar, Osman Baydemir, Sabih Samur, Talabani, Tayyip Erdoğan, TSK, Yaşar Büyükanıt, Yeni Alanya Gazetesi | 0 yorum »Başbakan akşam yemeğini yemiş evindeki diz üstü bilgisayarında günün stresini atmak için oyun oynuyordur. Ekrana "game over" yazısı gelince bir anda alnında terler birikir. Abdullah Gül'ü çok acil konutuna davet eder ve sabaha kadar çalışırlar.Ertesi gün güneş doğarken yeni kabine listesi hazırlanmıştır.Ama böyle bir liste Türkiye'de ilk defa gerçekleşmektedir.Başbakan Yrd. ve Devlet Bakanı : Devlet Bahçeli Dış İşleri Bakanı : Deniz Baykal AB ile Koordinasyon : Kürşad Tüzmen, İç İşleri Bakanı : Mehmet Ağar Turizm Bakanı : Erkan Mumcu Savunma Bakanı : Hikmet Çetin Cumhurbaşkanına verilen liste tam bir şok etkisi yaratmış ama ilk defa Tayip Erdoğan ile mutabık kalmıştır.Tüm kadro 2007 seçimlerine kadar ülkeyi yönetmeye namusu ve şerefi üzerine söz verirler. Bu sırada Büyükanıt K.Irak'ta cepheden güzel haberler göndermektedir.Talabani'yi Irak Bayrağı'nı indirdiği bayrak direğine oturtmuştur. Kürt kökenli vatandaşlarımız kimlerin arkasından yürüdüklerini görmüşler ve yanlışlıktan dönme yolları aramaktadır. Osman Baydemir İsveç ve Belçika'ya iltica talebinde bulunmuştur.Hükümet onaylanmış memlekette inanılmaz bir birlik ve beraberlik rüzgarı esmektedir.Türkiye'de ki üretimlerini Mısır'a ve Çin'e kaydıran Tekstil Holdingleri yaptıkları hataların farkına varmış herkes doğduğu vilayete fabrikasını taşıma seferberliğindedir.Mehmet Ağar İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere hemen hemen tüm illerde kap kaç, hırsızlık, çete ve mafya özentilerinin kökünü kazımıştır. Turizm bakanı Erkan Mumcu 2007, 2008 ve 2009'a kadar ki tüm yatak kapasitemizi Kış Turizmi dahil doldurmuştur.Amerika Deniz Baykal'a Başbakana iletilmek üzere resmi özür mektubunu vermiştir. Aselsan'da F16'nın tüm elektronik aksamının üretildiği bölümün hemen yanına yeni üretilecek olan F 35'lerin elektronik kontrol ünitelerinin yer aldığı yeni tesis Hikmet Çetin ve Hava Kuvvetleri Komutanıyla beraber Türk Yıldızları'nın gösteri uçuşu eşliğinde açılmıştır.Yeni açılan teknoparklar ve Nokia ile Motorola'nın fabrikalarını Zonguldak, Sinop ve Mardin'e taşımaları ile birlikte İstanbul ve diğer büyük şehirlere göç bıçak gibi kesilmiş tersine göç başlamıştır.Almanya ve Fransa'dan gelen Avrupalı kaçak işçiler sorun olmaya başlamıştır.Türkiye'deki yıllık otomobil satışı 100.000 adedi geçen Mercedes Almanya'daki tesisi Afyon'a taşıma kararı almıştır.Avrupa'nın jet sosyetesi Alanya'yı keşfetmiş özel uçağına atlayan soluğu Gazipaşa Havaalanında almakta, Alanya Belediyesi'nin organize ettiği limuzinlerle merkeze kadar gelmektedirler. Apart otellerin yerini alan yöresel özellikler taşıyan, muz bahçelerinin içindeki butik oteller anlata anlata bitirilememektedir.Esnafın yüzünde güller açmaktadır.Eşimin omzumu silkelemesi ile uyandım. "hayatım işe geç kalacaksın" diyordu.Hala rüyanın etkisindeyim. Belki bir gün.....
Bu yazı 2388 kere okunmuştur.
Altemur Kılıç'tan Uyarı!
Gönderen SABİH SAMUR | 8:31 ÖÖ | Altemur Kılıç, CHP, Deniz Baykal, PKK, TSK, Yeni Alanya Gazetesi | 0 yorum »...
Bu operasyon -komplo-,
Türkiye üzerinde ve aleyhinde oynanmakta olan “Büyük oyunun” müstehcen bir perdesi!... Türkiye en kritik noktada...
Bütün tehdit ve tehlikeler sarmal olmuş; irticadan, bölücülükten, “Anayasa paketine” kadar!
İç ve dış “eşkıya” bu durum ve ortamda, Türkiye’deki bütün “kaleleri” düşürmek istemezler mi?
Yargının bağımsızlığı tehlikede...
TC ulus devlet yapısı değiştirilmek isteniyor.
En vahimi, son kale, Türk Ordusu yıpratılıyor, milletin ordusuna geleneksel saygı ve güveni sarsıyorlar...
Şehit cenazeleri bölücülere karşı mücadelede azmimizi artırırken, alçak PKK saldırılarını ve şehit cenazelerini meşum emelleri için kullanıyorlar!
En acısı, başarılı da oluyorlar!
Baykal istifa etmekle bizi, Atatürk milliyetçilerini üzdü ama, “şeytan arabasının” tekerine çomak soktu, şeytan taşladı!
Altemur Kılıç
Türk Hava Kuvvetleri Açıklaması
Gönderen SABİH SAMUR | 9:27 ÖS | Bilgi Notları, THK, TSK | 0 yorum »Yapılan uçuş rutin bir eğitim uçuşu olup, söz konusu haberlerde yer alan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.
BAŞBUĞ PAŞA KALK AYAĞA ARTIK !!!
Gönderen SABİH SAMUR | 4:22 ÖS | Genel Kurmay Başkanı, Kandil Dağı, Mehmetçik, PKK, Sabih Samur, TSK, Tunceli | 0 yorum »BAŞBUĞ PAŞA KALK AYAĞA ARTIK!!!
KANDİL DAHİL OMAK ÜZERE TEMİZLENMESİ GEREKEN
NERESİ VARSA TEMİZLE!
BEKLEYEREK ŞEHİT OLMAKTANSA "BASKIN BASANINDIR"
MANTIĞI İLE YAPMAMIZ GEREKENİ YAPALIM;
YOLUN GİTTİĞİ YERE KADAR GİDELİM!
BUGÜN GİTMEZSEK NE ZAMAN GİDECEĞİZ?
SABİH SAMUR
Çok Çok Önemsenmesi Gereken Bir Açıklama:
Gönderen SABİH SAMUR | 9:56 ÖS | Abdurrahman Yalçınkaya, AKP, Tayyip Erdoğan, Yargıtay | 0 yorum »Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, "Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu bağımsız olmadığında, iktidarların etkisi önce Türkiye'deki tüm mahkemelerin hakim ve cumhuriyet savcılarına, sonra da milletimize yansıyacak, sonuçta milletimiz zarar görecektir. Siyasi etkiyi önlemenin tek çaresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçilme usulünde getirilecek kuralların siyasi çıkar amaçlanmadan düzenlenmesidir" dedi.
"Köprüyü sattırmam", "Alışırsınız", "Savarona"
Gönderen SABİH SAMUR | 2:29 ÖS | AKP, Sabih Samur, Savarona, TSK, Turgut Özal | 0 yorum »
Adını bile hatırlamakta zorlandığım büyüklerimizden bir büyük, boynundaki bütün damarlar, parmak çapında şişmiş bir vaziyette bağırıyordu bir TV programında: “Sattırmam kardeşim! Köprüyü satamazsınız!”
Başbakan Turgut Özal ise gülümseyerek ve hatta dalga geçer bir eda ile “Satarım kardeşim” diyordu. Bu o yılların ekonomi anlayışında bir vakaydı ve bir başlangıç idi.
Bir Teğmen çıktı yine o yıllar.
Özal için “Alışamadım” dedi.
Tarihi bir cümleydi, kısa ama içeriği çok uzun olan.
Özal bu durur mu? “alışırsınız” dedi gülümseyerek.
Ve haklı çıktı.
Alıştık be Özal. İçimizde varmış demek ve sen bizi çok iyi tanıyor olmalısın ki, pijamalarınla dahi zaman zaman verdiğin röportajlarından birinde “benim memurum işini bilir” diyerek ne güzel özetleyiverdin bizleri.
Ve o gün o memurlar ve cemaati bugün iktidardalar.
Ve sanki tek suçlu onlar gibiymiş gibi vur AKP’ye.
Kimdir Allah aşkına AKP?
Bizden değil mi?
Seçilme oranı ne olursa olsun, senin benim komşum, mahallelim değil mi?
Bu adamlar uzaydan mı geldi?
AKP’yi göndermeyi başardığımızda bu ülke şerefli, haysiyetli, namuslu adamlar
ve onların oluşturacağı hükümet ile yönetilecek mi?
Eğer sorunun yanıtı evetse olmayan şapkamı çıkarıyor ve saygı ile sizleri selamlıyorum.
Ama öyle değil!
Nasıl yedi haneli bir köyün dahi orospusu varsa, o canım, o güzide partilerin de içinde itler, çakallar, koltuk ve makam sevdalıları, devleti soymak ve Mercedes’e binebilmek hayali kuran, kanı ve sütü bozuklar maalesef vardır ve var olmaya devam edecek!
İşte bizlerin görevi o sevgili teğmenin söylediği gibi alışamadığımızı ve onlardan tiksindiğimizi dile getirebilmek olmalıdır.
Yine o ve devam eden günlerde devletimizin tüm yapı taşlarını, envanter kayıtlarını tek tek satmanın zevkini yaşadık.
Sümerbank, SEK, PTT, ve onlarca değe
r…o takip eden yıllarda 49 yıllığına özelleştiriverdik.
Ata’nın tüm mahremiyetini, para uğruna peşkeş çektik turistik amaçlı olarak.
Kimler hangi amaçla kullandılar o mekânları. Faili meçhul.
Gün geldi devlet mantığı ile özel sektör mantığı arasındaki fark gün yüzüne çıktı.
Savarona’yı işleten büyüğümüz rantabl olmadığına karar verdiği (neden bu kadar zaman sonra onu da anlamış değilim) bu rant kapısını elden çıkarmaya karar verdi.
Şark kurnazlığı ve “aman yabancılara gitmesin” tezgâhı ile “en yüksek paraya nasıl elimden çıkarabilirim” düşüncesi. İşte Türk Zekâsı!
Gelelim bize, o günlerde TSK’ya ve Deniz Kuvvetlerimize yahu arkadaş gel etme, yapma demeyen bizler ve hükümete, kardeşim gel bu emaneti bizden alma demeyen askerlerimiz,
Şimdi sanki Savarona bugün yeni satılıyormuş gibi komik bir şekilde AKP denen ve aslında kabullenmesek de bizlerin aynası olan zihniyeti suçluyoruz.
Oturun düşünün AKP mi suçlu, bu süreci tren izler gibi izleyen bizler mi suçluyuz?
Sonra?
Sonra ne mi yapalım? Ne bileyim kardeşim; facebook’ta gruplar kurun:
“ Savarona’yı sattırmayız”, “Savarona’yı biz alalım” gibi geyikler yapın.
Ha belki bu arada hâlâ aklı başında birileri varsa, dışarıda olan, Ergenekon’dan tutuklu olmayan, belki şunu teklif edebilir:
Savarona lâyık olduğu yere iade edilmeli, Türk Deniz Kuvvetleri kayıtlarına alınmalıdır
(ücreti devlet bütçesinden karşılanarak).
Türk Deniz Kuvvetleri de o emanete canı gibi bakarak, Beşiktaş’ta ki Denizcilik Müzesi’nin önüne çekerek, Tüm Türk halkının kullanımına müze olarak açmalıdır.
Sabih Samur
DP ve BÜYÜK TÜRKİYE BULUŞMASI
Gönderen SABİH SAMUR | 4:52 ÖS | AKP, DP, Facebook, Hüsamettin Cindoruk, Kod Adı: TC, Sabih Samur, Sibel Kurdoğlu | 0 yorum »
Kurucusu bulunduğum facebook’ta ki “Kod Adı: TC” adlı platformda partiler üstü bir statüde, ülkenin kutsal çıkarlarına hizmet edeceğine inandığım, sol, sağ, merkez, muhafazakâr ayrımı yapmadan sadece bölücü ve ayrılıkçı partileri ayrı tutmak kaydı ile tüm partilerimize eşit mesafede yaklaşmaya çalışıyorum.
Bu nedenle DP’ye de aynı sıcak duygular içinde yaklaşarak toplantısına gitmeye karar verdim. Gerçekten coşkulu bir kalabalık vardı. Türkiye’nin dört bir yanından, yedi bölgesinden gelen vatandaşlar büyük bir ilgi ve sıcaklıkla Sn. Hüsamettin Cindoruk’un anlamlı konuşmasını dinlediler.
Açıkça söylemek gerekirse ben de (kucağımda 2 yaşındaki kızım olmasına rağmen) can kulağımla dinledim ve çok beğendim. Yılların adamı, duayenden de başka türlü bir konuşma beklemek mümkün değildi.
Sn. Cindoruk ülkenin ciddi anlamda Sn. başbakanın politikaları yüzünden hızla ayrıma doğru gittiğini oysa bizlerin etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütün olduğumuzu, Alevisi, Sünnisi, Lazı, Çerkezi, Kürdü ile parçalanamaz bir güç olduğumuzu ve aynı bayrağın altında yaşadığımızdan bahsetti.
DP’nin bu zamana kadar ki ülke ile ilgili tüm olumlu gelişmelerde katkısının olduğundan bahsetti.
Buraya kadar her şey mükemmeldi.
Ama bir şeyler eksikti.
Sn. Cindoruk’un konuşmasının ardından çıkışta “Kod Adı: TC” den arkadaşımız olan DP Bursa Yıldırım İlçe Bşk. Yrd. Sn. Sibel Kurdoğlu ile kısa bir sohbet ve durum değerlendirmesi yaptıktan sonra vedalaşıp ayrıldık.
Taksi de kafamda hep aynı soru vardı: Eksik olan ne?
Bu yazdıklarıma kimse darılmasın lütfen, tamamen şahsi görüşlerimdir.
Öncelikle çok güzel konuşma yapmasına rağmen, kitleleri arkasında sürükleyecek bir lider havasını göremedim Sn. Cindoruk’ta. O üzerine yapışıp kalmış olan “emanetçi” etiketi ile sanki bir sonraki Kurultaya kadar partiyi yürütmeye çalışan Başkan gibiydi.
Lider Yok!
Ne acıdır ki Tayyip Erdoğan’ı bilgi ve tecrübesinin dışında, onu, onun silahıyla yani hatipliği ve kitleleri peşinden sürükleyebilirliğiyle vurabilecek bir parti ve başkanını şu an hiçbir muhalefet partisinde göremiyorum.DP’de de şu sıralar lobi, kulis çalışmaları hızlı bir şekilde yürüyor. Sn. Cindoruk konuşmasını yaparken maalesef kokteyldeki görüntüleri andıran şık görünümlü beyler dinlemekten ziyade kulise devam ediyor ve kameralara poz vermeye çalışıyorlardı.
İşte Türkiye’min gerçeği.
Tansu Çiller ismi şehir efsanesi gibi. Bacı muhabbeti.
Koskoca DP lider bulamayıp bacıya bel bağlıyorsa vay memleketin haline…
Anlaşılan o ki siyaset çok şeylere gebe.
DP’yi eski günlerine taşıyacak, ülkeyi gerçekten birlik beraberlik içinde toparlayacak, aş ve iş sağlayacak bir lider aranıyor.
Sabih Samur
BÜYÜK TÜRKİYE BULUŞMASI
Gönderen SABİH SAMUR | 1:36 ÖS | AKP, DP, Hüsamettin Cindoruk, Sibel Kurdoğlu | 0 yorum »Volkan Konak Lösemili Çocuklar için Yardım Konseri
Gönderen SABİH SAMUR | 12:38 ÖS | İsviçre, İsviçre Türk Topluluğu, Volkan Konak | 0 yorum »
18 MART ŞEHİTLER GÜNÜ
Gönderen SABİH SAMUR | 3:21 ÖS | 18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ, Genel Kurmay Başkanı, Mehmetçik, TSK | 0 yorum »Tarihte eşine az rastlanır çok uluslu bir güce, kanı ve canı pahasına dur diyen ve tüm dünyaya "Çanakkale geçilmez" dedirten Mehmetçiğin Çanakkale'de kazandığı zafer, vatan söz konusu olduğunda neleri göze alabileceğinin en belirgin örneğidir. Mehmetçik, vatan ve namus vazifesi olarak giriştiği mücadelelerde "şehitlik askerin son rütbesidir" anlayışıyla hareket ederek eşsiz fedakârlıklarla kazandığı zaferle yeni zaferlerin kapısını aralamış, bu kapıdan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna giden yolu Mustafa Kemal'in önderliğinde aşan yüce ulusumuz Cumhuriyet çatısı altında millî birliğini güvence altına almıştır.
Değerli Silah Arkadaşlarım,
“L’etat C’est Moi” – Devlet benim!
Gönderen SABİH SAMUR | 12:13 ÖS | AKP, Altemur Kılıç, Tayyip Erdoğan, TSK, Yeni Alanya Gazetesi | 0 yorum »
Altemur Kılıç
ADD BURSA Gençlik Kolları Sesleniyor!
Gönderen SABİH SAMUR | 10:27 ÖS | ADD, ADD BURSA, Bursa Nutku, Mustafa Kemal ATATÜRK, Sabih Samur | 0 yorum »Hiç bir savcıyı ve hukuk adamını göreve davet etmiyoruz.
Hiç bir askerden veya polisten medet ummuyoruz.
Zamanında Kemalizmi yazılarından düşürmeyip şimdi dönenlere de kızmıyoruz.
Hele hele insanlarımıza ve gençliğe hiç bir dargınlığımız yok ;
Bugün olanlarla ve bizleri galeyana getirmek isteyen güçlere inat rağmen gayet sakiniz...
Yalnız bizi oyuna getirmek isteyenler şunu çok iyi bilsinler ki ;
Bizler gibi düşünen insanlar , icazetlerini uluslararası sömürgecilerin kirli oyunlarından , paralarından, siyasetlerinden , çıkar hırslarından ve geleceğe yönelik rant planlarından almazlar.
Bizim kıblemiz "sermayenin egemenliği" değildir.
Biz yetkimizi sadece ;
Tıbbiyeli Hikmet'ten,
Demircili Mehmet Efe'den,
Nene Hatun'dan,
Gördesli Makbule'den,
Şahin Bey'den,
Yüzbaşı Faruk'tan,
Reşat Çiğiltepe'den,
Kara Fatma'dan,
Hasan Tahsin'lerden,
Sütçü İmam'lardan,
Parti Pehlivanlar'dan,
Kubilay'dan,
ULU ÖNDER GAZİ MUSTAFA KEMAL
O'nun Bursa Nutkundan ve Gençliğe Hitabesinden,
En önemlisi de yüreğimizden ,
bilincimizden ve tarihimizden alırız.
GÖRMEK İSTEYENLERE,
İŞBİRLİKÇİLERLE ARADAKİ FARKI GÖSTERMEYİ BÜYÜK BİR MEMNUNİYETLE KABUL EDERİZ.
SAYGILAR.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
BURSA ŞUBESİ GENÇLİK KOLLARI
Facebook Çöktü!
Gönderen SABİH SAMUR | 12:20 ÖS | Facebook, HABERTÜRK, Kod Adı: TC, Sabih Samur, Sabih Samur (kolay yetişmiyor) | 0 yorum »TÜRK KİMDİR?
Gönderen SABİH SAMUR | 8:46 ÖÖ | Gül Tan, Mustafa Kemal ATATÜRK, Ne Mutlu Türküm Diyene, Sabih Samur, T.C. | 2 yorum »TÜRK SUBAYI ÖRGÜTSÜZ KALMIŞTIR
Gönderen SABİH SAMUR | 10:18 ÖS | ABD, Doğu Perinçek, Ergenekon, Eşref Bitlis, İP, Mustafa Kemal ATATÜRK, NATO, TSK, Uğur Mumcu | 0 yorum »CIA'nın, orduyu bölmeye dayanan iç savaş stratejisi
Gönderen SABİH SAMUR | 4:09 ÖS | ABD, AKP, Arslan Bulut, İran, Sabih Samur, TSK, Yeniçağ Gazetesi | 0 yorum »* * *
Yukarıdaki satırları 1998 yılında, bugün “Fatih Camisi’ni bombalayacaklardı” diye ortaya atılan CIA projesinin orijinali ABD’de tartışıldığı zaman Sağduyu gazetesinde yazdım.. O tarihten bugüne, köprülerin altından çok sular aktı. Türkiye’nin malvarlığı tamamen yabancılara satıldı. Sıra orduyu bölmeye geldi. 17 Ağustos 2005’te “İrtica diye gürleyenler vatan satılırken niçin sessiz?” başlıklı yazımda da benzer uyarıları yapmıştım. Fakat aldığım karşılık, “Devletin askeri kuvvetlerini aşağılamak” suçundan hakkımda dava açılması oldu. TCK 301/2’den yargılandım. Neyse ki bir yıl sonra beraat ettim.
* * *
The Times gazetesi, “İktidar mücadelesi, silahlı kuvvetleri, yüksek profili olan komplocular ile hassas belgeleri sızdıran ve siyasetten uzak bir orduyu isteyen isimsiz askerler olmak üzere ikiye böldü. Bir araştırma şirketi, orduya olan güveninin yüzde 60’lık tarihi bir düşük düzeyde bulunduğunu açıkladı” diye yazıyor. Türkcelil.com’da çıkan bir yazıda, İranlı Mohsen Yazd, “İran’da da önce halk yiyecek, giyecek gibi ufak yardımlarla mollaların safına çekildi. Açlıkla boğuşan halk bu cehaletin pençesine kolaylıkla düştü ve rejime düşmanlaştı. Humeyni, devrimi yapana kadar hep demokrasi ve özgürlük vaat etti. Bu şekilde birçok sol görüşlü insanları da kendi saflarına çekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk insanlar oldu. İran devriminde kargaşa ve kaos ortamında kışlaları basan yobazlar, ellerinde Kur’an ile erleri geçerek, direnen subay ve komutanları katlettiler” uyarısında bulunuyor! Mohsan Yazd, “Yüreğim kan ağlayarak İran’da ’O gün’ gelmeden önceki olayların sanki bir tekrarını sinemada izliyor gibi Türkiye’de görüyorum” diyor ve Türkiye’de kışlaları basacak olanların da emir komuta zinciri içinde hazır bekletildiğini belirtiyor.
Arslan BULUT
24 Ocak 2010
Nasıl mı; Önce ikinci dünya savaşı öncesi ile başlayan süreci, dünyada oynanan oyunları ve sonuçlarını görelim. Bunlar ışığında sizler de Türkiye’de oynanan oyunu yorumlayın.
Bakın; Nazi destekçisi Almanya’nın silah fabrikası Farben’di. Bu şirketin ortağı Amerikan Rockfeller’e ait Standart Oil Company’di! Her iki şirket de savaşın üzerinden zenginleşti.
Savaş ABD’ne milyarlarca dolara mal oldu. Bu para Dış İlişkiler Konseyi’nin denetimindeki Amerikan Merkez Bankası’ndan borç alınarak harcandı. Amerikan Merkez Bankası bir şirketti. En tepedekiler Dış İlişkiler Konseyi üyeleriydiler. Amerikan bankacılık sistemi tefecilik üzerine kuruluydu. Savaşlarda en çok onlar kazandı.
Preston Bush’un bankası, savaştan en çok kârlı çıkan bankaydı. Oğlu ve torunu onun izinden gittiler. Tüm Bush sülalesi, CFR’nin (Dış İlişkiler Konseyi’nin), kafatası ve kemikler olarak bilinen gizli ırkçı örgütlerin üyesiydiler. Torun Bush, 2001’de ikiz kuleleri bahane ederek, Afganistan ve Irak’ı kana bulayacak, milyonlarca dolara el koyacaktı. Savaşlar çok kârlıydı! Bahaneler yaratılmalıydı.
Çünkü; Savaşlar için geniş kitleleri ikna edecek bahaneler lâzımdır.
II.Dünya Savaşı’da Pearl Harbour’a saldırı bahanesi, Vietnam’a gemilere saldırı bahanesi ileri sürüldü. Ama daha sonra bunlar yalanlandı. Ortadoğu ve Orta Asya’ya girmek için de bir bahane lâzımdı. 11 Eylül ve kimyasal silahlar. Bahanesi, medya çarkıyla halka sahneledi…
Terörle savaş lâfı tekrarlandı, durdu.. Bir şey çok tekrarlanırsa, herkes inanır.
11 Eylül şokundan sonra dünyanın her tarafında onlarca bilim adamı bu anlaşılmaz olayı anlatmaya çalıştı. Kimse anlayamadı. Medya, 11 Eylül’ü paketledi ve Amerikan halkına sattı.
Gerçek ve yalan birbirine karışmıştı, ikiz kulelerle ilgili tüm deliller karartılmıştı. Öyle ki, New York Belediye Başkanı Giuliani, deliller araştırılmadan, binalardan kalan her şeyi ortadan kaldırmıştı. Olay yerinde inceleme yapılmasına imkân tanımamıştı.
El Kaide ile Usame Bin Ladin, Rockfeller’in dediği gibi, hiç bulunamadı. Medya insanların beynine El Kaide, Taliban, Terör, Savaş kelimelerini kazıdı.
Senaryoya göre, büyük kriz kapıdaydı. Kriz, küresel seçkinlere yeni fırsat kapıları açacaktı. Dünyada boyun eğmeyen uluslar vardı, kriz bu ulusları yola getirecekti…
Rockfeller’e göre, Yeni Dünya Düzeni topyekûn bir değişimle gelecek, küresel kriz bu değişimi tetikleyecekti! 1994’te şöyle diyordu: ‘Küresel bir değişimin eşiğindeyiz. Beklentimiz, tam zamanında gelecek bir bunalımdır. Uluslar Yeni Dünya Düzeni’ni o zaman mecburen kabul edeceklerdir!”
Rockfeller: “Dünyada bir devlet oluşturduğumuzda, modern dünya daha mükemmel ve daha istikrarlı olacaktır. Halkların kendilerini yönetme hakları, artık dünya bankerleri ve aydınları olan bir avuç seçkin’e geçecektir. Yüzyılımızda izleyeceğimiz strateji budur.”
Henry Kissinger: “Hangi yol seçilirse seçilsin, Birleşik Devletler’e ve Avrupa’ya dayanan çokuluslu şirketler, küreselleşmeyi yönlendiren lokomotifler olarak gözükmektedir. ABD’nin Avrupa’nın çokuluslu şirketleri, gelişmekte olan ülkelerin şirketlerini yutacaktır.”
George Kenan: “Dünya servetinin %50’sine, buna karşılık nüfusunun %6,3’üne sahibiz. Bu durumda kıskançlık ve kızgınlıklara hedef olmamız gayet normaldir. Önümüzdeki dönemde bu ayrıcalıklı konumun sürmesini sağlayacak bir ilişki ağı kurmalıyız. Korku salarak dünyayı sindirmeliyiz.!”
Rahmi Koç ne diyor: “Dünyada yeni bir global sistem oluşmuştur. Dünyanın en büyük 5 ekonomisi artık devletler değil, özel şirketlerdir.”
CIA ve FBI eğitiminden geçenler Türkiye’ye döndüler.. Sonrası ise malum senaryoları yazdılar uygulamaya başladılar. İşittiklerimizin, okuduklarımızın bizim anladığımız anlama gelmediğini, şunu şunu demek istediğini, medya’da tekrarlıyorlar. Ya öyle mi, Acaba, Ya doğruysa sözünü her ortamda söyletinceye kadar.
Türkiye’de oynanan oyunu, aktörlerini, figüranlarını da siz düşünün olmaz mı?
Günün Sözü: En zor şey, göz önünde duranı görmek ve açıkça söyleneni işitip anlayabilmektir!
İŞTE TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ BÖLÜCÜ SİSTEM !!!!
Gönderen SABİH SAMUR | 4:42 ÖS | CHP, HEPAR, MHP, Osman Pamukoğlu, Sabih Samur, Selin Gül | 0 yorum »
Sezen Aksu T.C.'ne Özür Borçlu!
Gönderen SABİH SAMUR | 11:08 ÖS | Kürt Açılımı, Kürt Sorunu, Sezen Aksu, T.C. | 0 yorum »Ne Mutlu Türküm Diyene
Gönderen SABİH SAMUR | 3:23 ÖS | Ne Mutlu Türküm Diyene, Sabih Samur | 0 yorum »Genel Kurmay Başkanlığı- Bilgi Notları
Gönderen SABİH SAMUR | 8:42 ÖS | Astsubay, Bilgi Notları, Cumhuriyet Savcısı, Genel Kurmay Başkanı, Sabih Samur, TSK, Uğur Mumcu | 0 yorum »SAAT : 14:50
NO : BN - 01 / 10
2. Olayın cereyan tarzı aşağıdaki şekilde olmuştur;
a. 31 Aralık 2009 saat 12:30 civarında, Uğur MUMCU caddesinde birbirinden bağımsız olarak idari görevle seyir halinde olan beyaz renkli iki ayrı askeri araç polisler tarafından durdurulmuştur.
b. Durdurulan bu araçların askeri araç olduğunun anlaşılması üzerine olay yerine Merkez Komutanlığı ekipleri çağrılmıştır.
c. Söz konusu araçlar ve içindeki personel, durdurma ve arama kararını veren Cumhuriyet Savcısının isteği üzerine saat 14:00 civarında Ankara Merkez Komutanlığına götürülmüşlerdir.
ç. Burada Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan tespitlerde;
(1) Araçlardan birisinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait olduğu ve içinde iki şoför er ile bir uzman çavuş aşçının bulunduğu,
(2) Diğer aracın ise, Garnizon Komutanlığına ait olduğu ve içinde iki şoför (biri onbaşı biri er), bir elektrik teknisyeni er ve bir marangoz erin bulunduğu anlaşılmıştır.
3. İlgili Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan inceleme sonucunda, söz konusu askeri personel dün gece saat 22:00 civarında serbest bırakılmıştır.
4. Olayın, bir şüphe üzerine yapılan ihbar ve bu ihbara yönelik olarak icra edilen bir uygulama olduğu anlaşılmış ise de, son günlerde yaşananların, kişileri ve toplumu ne hale getirdiğini göstermesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir.
5. Konuya ilişkin olarak gerekli işlemler başlatılmıştır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.






























