DURMUŞ ÇELEN, Yükselen Türkiye Platformu
Gönderen SABİH SAMUR | 6:27 ÖS | Durmuş Çelen, KADİM DEVLET, Sabih Samur, Yükselen Türkiye Platformu | 0 yorum »26 Aralık'ta Diyarbakır'da "ÖZERKLİK" kararı alıp uygulayacağız! Selahattin Demirtaş
Gönderen Samur Medya | 11:51 ÖÖ | Amed, CHP, DİRİLİŞ, Diyarbakır, HDP, Osman Baydemir, Osmanlıcılık, Özerklik, PKK, Selahattin Demirtaş, Türklük Şemsiyesi | 1 yorum »26 Aralık'ta Diyarbakır'da "ÖZERKLİK" kararı alıp uygulayacağız!
Selahattin Demirtaş
Bizler öngörüldüğü şekli ile Şİİ & SÜNNİ Savaşına doğru sevk edilirken
Demirtaş denen Bebek Yüzlü Çocuk kendi inancı gereği el ele tutuşmuş
kendinden emin CHP'nin başına nasıl geçerim planları yapıyor.
Bizler ne yapıyoruz?
Diriliyoruz, Osmanlı oluyoruz.
Türk olmadığımızı Ümmetçilik söylemi ile deklare ederek Türklüğü içselleştirmek yerine basite indirgeyerek, aşağılayarak orgazm oluyoruz.
Nasılsa Osmanlıyız; çıkar bir Ertuğrul, Osman filan kurarız bir Beylik daha.
Nasılsa Anıtkabir'in bulunduğu alan müsait ve henüz oralarda Özerklik filan de isteyen yok. Yıkarız orayı kurarız Obamızı.
Neyse kolay gelsin hayırlı Dirilişler...
Sana da kolay gelsin Demirtaş.
Haftaya Cumartesi çok şeylere gebe senin ve sana inanıp arkanda yürüyecekler için!
" Em di rengen keskesore de bicivin "
Sabih Samur, 19 Aralık 2015, TÜRKİYE
Saklanan Tarih "Türkçülük nasıl ortaya çıktı?" 14.12.2015
Gönderen Samur Medya | 1:10 ÖÖ | 0 yorum »NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Gönderen Samur Medya | 12:13 ÖS | Ne Mutlu Türküm Diyene, Sabih Samur, Türklük Şemsiyesi, TÜRKLÜK TANIMI | 0 yorum »Bizler "Türküm" dedikten sonra "ama", "fakat" diye cümleye devam etmeyiz!
Kökenin, İnancın ne olursa olsun TÜRKLÜK seni korumak ve kollamak için yeterlidir. Yeter ki Türküm de ve bu aziz vatan için bir şeyler üret, çabala.
Bu fotoğraf ve söylemden rahatsız olan arkadaşlar hiç rahatsız olmayın sizler de bu memleketin çocuğusunuz; sizi de korumak ve kollamak görev alanımız.
Sabih Samur
Bizi tükürüğü ile boğacak olan Yavşak!
2 Tuğgeneral ve şimdilik 10.000 Asker ile bölgedeyiz.
E hadi Tükür artık.
Sabih Samur, 17 Aralık 2015
Herkesin bir vesikalığı vardır suratını ve sıfatını yansıtan
Gönderen Samur Medya | 2:06 ÖS | 0 yorum »Hümanist Takılan SIĞ Kardeşler
Gönderen Samur Medya | 9:28 ÖÖ | Fransa Bayrağı, Hümanist, Le Monde | 0 yorum »SORU: Kitap Fuarını ziyaret etmek neden ücretli?
Gönderen Samur Medya | 11:48 ÖÖ | KİTAP FUARI, NEDEN ÜCRETLİ, SABİH SAMUR ( Bizden Biri ), TÜYAP | 0 yorum »SORU
Kitap Fuarını ziyaret etmek neden ücretli?
Yorumlar
İlkan Ertuğ Bence Caydırıcı olsun ve Kitap alınıp okunmasın diye.
TC Hülya Özışık Ayyıldız zengin milletiz biz para vermeden bir yere gidemeyiz yakışmaz.
Aynur Gülgör Neden mi ?Okumak en büyük sanattır değerdir. kıymetli şeyleri görmek bedel ister ve bunun değerini ancak anlayanlar verir de ondan
Yasemin Nasır Erbek Hem de okuma oranının az olduğu bir ülkede!!!
Faruk Mekin Girişmen ...T.S.E.K..YE UYGUNDUR....HEHEHE...DUR HELE DAHA ANA CADDELERDE GEZMEYE DE PARA ALACAKLAR...PARKLARA DA..
Bulent Altınoluk O PARALARLA KİTAP ALMAK İÇİN :)
Nasuh Özer Okumayi cok sevdigimiz için nasil olsa ucretlide olsa katiliriz.
Emel Yalçin Zor elde edilsin diyemi....bıktırmak içinmi...ama kitap sever bikmaz....
Huseyin Alav Halkın bilgilenmesi tehlikelidirKod Adı TC Platformu
Gönderen Samur Medya | 6:01 ÖS | Cansın Tunçdirek, Erkan Macit, KKTC, Kod Adı TC Platformu, Sabih Samur, Ümit Aksu | 0 yorum »Bir Toplum, Toplum Bilincini Unuttuğu An Tepkisiz Kalır!
Gönderen Samur Medya | 1:30 ÖS | Didem Sadeler, DORUKTÜRK MERKEZ, Londra | 0 yorum »Bir Toplum, Toplum Bilincini Unuttuğu An Tepkisiz Kalır!
Özellikle, 10 Kasım münasebetiyle Atatürk’e yapılan sözlü hakaretler; bana göre tepkimizi ölçmek için ortaya bilhassa atılmış bir hakaretti.
Acaba ne kadar etkilenecekler de ne kadar tepki verecekler adına bir sınama idi.
Tepki deyince aklıma İngiltere’de olmuş bir olay geldi:
Ağzına kadar hınca hınç dolmuş bir bir konser salonunda, ünlü bir piyano virtüözünü izlemek üzere tüm seyirciler yerini alır.
Virtüöz sahneye çıkar, konserine başlamak için piyanonun başına geçer.
Fakat piyanonun tuşlarına basıyormuş gibi görünüp aslında piyanoya hiç dokunmuyordu.
Sadece çalıyormuş gibi, elini kolunu kafasını oynatır. Seyirciler, 15 dakika izledikten sonra birbirlerinin gözlerine “N’oluyor!" der gibi bakar ama yine ortaya tek bir insan çıkıpta: “Biz buraya gercek konser izlemek için geldik ve bunun için para ödedik.” diye hakkını arayan bir tepki gösteremez.
Sanatçının bu sessiz konseri, tam iki saat böyle devam eder, izleyiciler de tam iki saat boyunca öküzün trene bakar gibi sakin sakin izler.
Sonra virtüoz, konserini bitirmiş edasıyla oturduğu yerden kalkıp, seyircileri selamlar.
Ardından seyircilerden büyük bir alkış kopar.
Sanki gerçek bir konserden büyük bir haz alıp, mest olmuşlar gibi beş dakika daha coşkuyla alkışlamaya devam ederler...
Ertesi gün İngiltere’deki bütün gazeteler bu olayı yazar, eleştirir ama kimse ne olduğunu hala bilemez.
Kamuoyu büyük bir yankı uyandıran bu olayı anlayan tek bir insan yoktur.
Merak hat safhalara varır ve en sonunda, önde gelen televizyon kanallarından biri, hadisenin aslını öğrenmek için piyanist ile röportaj yapmaya gider.
Spikerin sorduğu “Neden?”sorusuna karşılık, piyanist sanatçı şu sözleri söyler” -“Sadece insanların tepkisizliğini ölçmek istedim.
Nereye kadar varabileceğini araştırmak istedim.
Meğer bunun bir sınırı yokmuş!” Toplumlar, başlarına gelen olumsuzlukların asıl nedenlerini hiç düşünmeyip, bir gevseklik, bir nemelazımcılıkla karşılarlarsa, yine bu vaziyetten hoşnut elini kolunu bağlayıp yaşamaya devam ederlerse, daha sonra başlarına gelecek olan yıkımların bedelini çok ağır ödemeye mahkumdur.
Haksızlık karşısında susmak suça iştiraktir.
UNUTMA!
"Di" 11.11.2015
AMED DEĞİL DİYARBAKIR!
Gönderen SABİH SAMUR | 12:05 ÖS | Amed, Diyarbakır, Genel Kurmay Başkanı, KADİM DEVLET, SABİH SAMUR ( Bizden Biri ), TSK | 0 yorum »
23 Ekim'de yazmıştım bu paragrafı Sabih Samur olarak.
Ve 7 Kasım Diyarbakır. Genel Kurmay Başkanım Akar kamuflajını giymiş
olması gereken bölgede.
Teşekkürler Genel Kurmay Başkanım.
DEVLETİN YÜRÜTECEĞİ SÜREÇ BUDUR
Adı da kendi de hata olan Çözüm Süreci bitmiştir.
"Buzdolabı", Derin Dondurucu söylemleri yanlıştır.
Silahlar da kendiliğinden gelip betona gömülmez.
Yerim dar, "yetkim yok" söylemlerine derhal son verilir.
Genelkurmay Başkanı kamuflajını giyer, TSK'nın başına geçer.
Teröristler inlerinde imha edilir. Silahlar toplanır, TSK envanterine
kaydedilir.
Devletin yürüteceği süreç budur.
http://ss1967.blogspot.com.tr/…/devletin-yurutecegi-surec-b…
Gizli Gerçekler 31 10 2015 H.Yardımcıoğlu - S.Samur
Gönderen SABİH SAMUR | 3:42 ÖS | Erkan Macit, GİZLİ GERÇEKLER, Hamza Yardımcıoğlu, Kanal T, Sabih Samur | 0 yorum »SADETTİN TANTAN 1.Bölüm
Gönderen SABİH SAMUR | 11:02 ÖS | IŞİD, Kuzey Irak, Memleket Meselesi, Muavenet, Sabih Samur ile MEMLEKET MESELESİ, Sadettin TANTAN, Suriye, TR1 TV | 0 yorum »BİLGİLENDİRME NOTU
Gönderen SABİH SAMUR | 3:27 ÖS | Bilgilendirme Notu, Cumhuriyet Bayramı, DORUKTÜRK MERKEZ, Mustafa Kemal'in Askerleriyiz, Sabih Samur, SOLOTÜRK, Tayyip Erdoğan, www.dorukturk.tv | 0 yorum »Başından sonuna kadar TRT 1'den Canlı olarak Ankara'dan yayımlanan Cumhuriyet Kutlamasını izledim.
Tam 13 yılın ardından böyle bir kutlama; açıkça söyleyeyim şaşırdım.
Tören güzel ve bir o kadar manidardı.
Bir tarafta Cumhurbaşkanının söylemlerini temsil eden bölümler diğer tarafta ise cumhuriyetin ve ülkenin TÜRK olduğunu alt ve üst kimlik muhabbetinin yerle bir edildiği en üst düzeyde dile getiriliş.
Ve karşılıklı verilen tüm mesajların ardından son sözü söyleyen SOLOTÜRK!
Ve telsizinden an itibari ile seslenen O Yüzbaşı.
Mesaj çok net:
"BİZ MUSTAFA KEMALİN ASKERLERİZ!"
Bu sözün üzerine tek bir kişiye tek bir söz söylemek düşerdi ve yakışırdı.
T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Ne Mutlu Türküm Diyene!"
demeliydi, diyebilmeliydi.
Olmadı. Kısmet...
Kısmet başka bir 29 Ekim'e.
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı, Türk olan ve Türküm diyebilen her bir fert, Cumhurbaşkanı olarak Cumhuru temsil eden olarak bu söylemi bekliyor.
Ve O söyleyene kadar hep birlikte biz söyleyelim.
Bizler Mustafa Kemal'in Askerleriyiz.
Biz Türküz!
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Cumhuriyetimizin 92. Yılı Aziz Türk Milletine kutlu olsun.
Sabih Samur, 29 Ekim 2015, Türkiye
DOĞU ORDUSU
Gönderen Samur Medya | 11:20 ÖÖ | DOĞU ORDUSU, EGE ORDUSU, KADİM DEVLET, KURUCU İRADE, Sabih Samur | 0 yorum »BENİM ADIM BEYAZ TOROS
Gönderen SABİH SAMUR | 11:46 ÖS | BEYAZ TOROS, JİTEM, Kod Adı: TC, Sabih Samur (kolay yetişmiyor) | 0 yorum »BENİM ADIM BEYAZ TOROS
Merhaba Türkiyem.
Beni tanıyanınız var tanımayanınız var.
O yüzden müsaade edin kendimi tanıtayım.
Ben Türkiye'nin yani senin birliğin, dirliğin ve Bekan için çalıştım.
Benim lastik izi bıraktığım yerlerde kimse şu an ki gibi efelenemedi.
Horozun olmadığı yerlerde horozcuklar olurmuş (şimdiki gibi)...
Benim gezdiğim Şırnak'ta, Diyarbakır'ın Sur Mahallesinde ve de
Mardin'de ve de Hakkari'de kimse hendek kazıp bana kurşun sıkamadı.
Kimse "Ben Özerk oldum artık" demedi. Diyemezdi de!
Devlette devamlılık esastır. Biz böyle aldık devlet terbiyesini.
İsteriz ki icraatlarımız yeni nesillere düzgün anlatılsın.
Bugün dinleniyoruz, bugün izliyoruz.
Devlet terbiyesi ile devletin "çalıştır artık motoru" dediği güne kadar.
Biz Hazırız.
Bu ülkeyi sokakta bulmadık kimseye de böldürecek hal ve durumumuz yok.
Derin Selamlar
Beyaz Toros
MUAVENET AÇIKLAMASI
Gönderen Samur Medya | 11:15 ÖS | Celal Öcal, Muavenet, Muavenet Açıklaması, Murat Altun, Sabih Samur | 0 yorum »
MUAVENET AÇIKLAMASI
2 Ekim 2013 tarihinde İstanbul'da Şahlanış Hareketi Lideri Murat Altun ve Arkadaşları tarafından gerçekleştirilen açıklama bu defa da İzmir'de 2 EKİM 2015 CUMA Günü Sn. Celal Öcal tarafından gerçekleştirilecektir.
Ege'de gerçekleşen saldırının yanıtı yine Ege'de verilecektir.
Kamuoyuna saygılarımızla
Sabih Samur
Muavenet Açıklaması
TİVUU.COM|EKLEYEN: TİVUU
"Cizre'de öldürülenler sivil değil terörist"
Gönderen Samur Medya | 12:53 ÖS | CİZRE, Sabih Samur, Sivil, Tayyip Erdoğan, Terörist | 0 yorum »Tayyip Erdoğan: Cizre'de öldürülenler sivil değil terörist
Sabih Samur: % 100 katılıyorum.
CİZRE
Gönderen Samur Medya | 2:09 ÖS | AK Parti, Analar Ağlamasın, BBC, CİZRE, Daha bitmedi devamı gelecek, PKK, Sabih Samur YORUM HABER | 0 yorum »Devlet mekanizmasını salt Hükümete indirgemek Devleti bilmemektir.
CİZRE; Devletin Kararlılığıdır. Geri adım olamazdı.
Adı konmuş açık bir Ayaklanma/Başkaldırı/İsyan Devlet tarafından bastırılmıştır.
Gerek Yurt dışında beklentisi olanlara gerekse yurt içi ayakçılarına gerekli mesaj verilmiştir.
Dün AK Parti Kongresinde Başbakanın yaptığı "AK parti çarpışıyor" söylemi ise Kongre heyecanı ile söylenmiş olan Devlet Geleneği ile örtüşmeyen ifadedir. Yanlış olmuştur.
Kararlılık AK Partinin tekelinde değildir. 13-14 sene evvel AK Parti yoktu.
Allah uzun ömür versin yarın olur olmaz o da Aziz Türk Milletinin takdiridir.
Velhasıl Cİzre'ye bu kapsamda bakılmalıdır.
"Silahlar sussun, Analar Ağlamasın" konusu değildir Cizre!
Cizre, bizlere " PKK Sizleri tükürüğü ile boğar" diyenlere;
"Allahım bitsin bu kâbus" dedirttiren, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kudretinin küçük bir yansımasının görmelerinin sağlandığı yerdir.
Tanrı Türkü ve Türküm Diyebilen tüm Türk Vatandaşlarını korusun.
Devletimiz ve Milletimiz daim olsun.
Bu arada BBC ve tüm eş dosta da selamlar, verdiğimiz üzüntüden dolayı üzgünüz. smile ifade simgesi
Sabih Samur, 13 Eylül 2015 Pazar, Esenyurt
SADETTİN TANTAN MECLİSTE OLMALI
Gönderen Samur Medya | 11:12 ÖS | DORUKTÜRK MERKEZ, Sabih Samur ile MEMLEKET MESELESİ, Sabih Samur YORUM HABER, Sadettin TANTAN | 0 yorum »Sn. Sadettin TANTAN 1 Kasım Seçimi sonunda mutlaka Meclis'te olmalı.
Ülkenin yaşadığı bu zor günlerin onun derin tecrübeleri ile aşılması noktasında; Hükümette Bakan olarak yer alması gerektiğini düşünüyorum.
Hangi şartlarda ve nasıl bir strateji ile olur o kısım ise işin detayı...
Sabih Samur, 12 Eylül 2015
Adalet ve Demokrasi Grubu Başkanı Yusuf Diril'in 12 Eylül BASIN AÇIKLAMASI
Gönderen Samur Medya | 12:40 ÖS | 12 Eylül, Adalet ve Demokrasi Grubu, Başkan, Yusuf Diril | 0 yorum »Adalet ve Demokrasi Grubu Başkanı Yusuf Diril'in
12 Eylül BASIN AÇIKLAMASI
12 EYLÜL 2015 VE 1980
Her insanın derin defterinde kayıtları vardır. Benim de var.
12 Eylül bir çok yönden ve bir çok bakış açısı ile değerlendirilebilir.
Kimi Demokrat tanımını sahiplenmek adına 12 Eylül'ü yapanları
yerden yere vurur.
Kullanır, malzeme yapar. Kimi ise savunur bu defa da "faşist" damgası yer.
Ben ve Dava Arkadaşlarım malumunuz üzere kutlu bir yürüyüşe girdik.
Uzun soluklu bir yürüyüş.
Bizler rengi, bayrağı, misyonu belli olan insanlarız.
Türkiye'mizi tarihi ile yaşanmışlıkları ile kabulleniyor ve sahip çıkıyoruz.
Acısı ile üzüntüsü ile sevinci ile.
12 Eylül'ü ele alıp yargılarken 10 Eylül'ü, 11 Eylül'ü, yaşananları, çözümsüzlüğü her şeyi ele alıyoruz.
Biz desinler diye Demokrat değiliz.
Bizler eğer Rahmetli Menderes ve Dava Arkadaşlarını ziyaret ediyorsak bu nemalanmak anlamında değil.
Demirel'i de, Menderes'i de, Erbakan'ı da, Türkeş'i de, Ecevit'i de ve en önemlisi Mustafa Kemal Atatürk'ü de sahipleniyoruz.
Tüm bu liderler bizlerin yaşanmışlıklarıdır. Ve toplumda izleri vardır.
Kenan Evren'in de bir izi bir misyonu vardır.
Biz dünün kavgalarından puan kapma derdinde değiliz.
Biz bugünün kavgasında ve yarının umut dolu Türkiye'sinin derdindeyiz.
Çözüm üreteceğiz; bir daha sebebi ne olursa olsun 12 Eylüller
yaşanmasın diye.
Dün dünde kalmalı. Yolumuz uzun ve zor.
Allah hepimizin yardımcısı olsun.
Ülkemize emeği geçen günahı ile sevabı ile her ferdi rahmet ile anıyorum.
12 Eylüller bir daha yaşanmasın.
Yarının daha güzel olması için bizlere destek vermeniz dileği ile...
En içten saygı ve sevgilerimizle
Yusuf Diril
Adalet ve Demokrasi Grubu Başkanı
CHP NE YAPMAK İSTİYOR?
Gönderen SABİH SAMUR | 11:18 ÖÖ | A HABER, AK Parti, CHP, Halk TV, HDP, SABİH SAMUR ( Bizden Biri ), Vatan Partisi | 0 yorum »Dün sabah Halk TV'de bir program izliyorum. Yayın birden kesildi. Canlı Yayın olarak HDP Selahattin Demirtaş'ın Diyarbakır konuşması başladı. Konuk şokta.
Canlı Yayın bitti programa devam edildi.
Halk TV CHP'nin kalesi.
Nasıl A HABER AK Parti'nin kalesi ise.
Defalarca yazdım. Atatürk'ün kurduğu ama maalesef içinin boşaltıldığı Kürtçü sempatizanı, onlara laf söyletmeyen, kınamayan, dışlamayan bir CHP yönetimi ile karşı karşıyayız.
Onlarca Ulusalcı kanatta CHP'li arkadaşım var. Yıllarca CHP'ye emek vermiş... Şu an hepsi dışlanmış durumda, aday dahi gösterilmiyor.
Hal böyle iken CHP'nin bir an önce Kurucu İradenin oluşturduğu fabrika ayarlarına dönmesini bekliyoruz.
CHP, HDP ile aynı safta gözükmek ve iş birliği yapmak yerine VATAN PARTİSİ'nin "gelin güç birliği yapalım" çağrısına olumlu yanıt vermelidir.
Ve ya şu an yaptığı gibi demokrasi adı altında, medeni ilişkiler adı altında HDP'ye geçmiş olsun ziyaretlerine devam edip birlikte görüntü vermelidir.
Kolay gelsin diyorum.
Sabih Samur 10 Eylül 2015
SÜPÜRME OPERASYONU
Gönderen SABİH SAMUR | 9:10 ÖÖ | Kod Adı: TC, SABİH SAMUR ( Bizden Biri ), SÜPÜRME OPERASYONU, TSK | 0 yorum »SEVE SEVE!
Gönderen Samur Medya | 9:38 ÖS | Barış Türküsü, Hepimiz Kardeşiz, PKK, Sabih Samur YORUM HABER, Seve Seve | 0 yorum »PKK Cudi dağı tüneli inşaatını basıp, 30 iş makinesini yakmış.
O halde bizde boş durmayalım bir Barış çağrısı yapalım.
"Hepimiz kardeşiz" diyelim, "akan kan dursun" diyelim.
Basan PKK, Basılan Biz.
Barış Türküsü söyleyen Ezik biz.
Kim hangi türküyü söylüyorsa söylesin.
Bu iş Ezik olmadan gereği gibi çözülecek.
Seve Seve!
Analar Ağlamasın derken?
Gönderen SABİH SAMUR | 9:38 ÖS | Analar Ağlamasın, Hepimiz Kardeşiz, Kürt Açılımı, Teröristbaşı Abdullah Öcalan, TSK, Vur Emri | 0 yorum »Analar Ağlamasın derken?
Bu asla Kürt olmayan Ermeni, İsrailli belki de Hollandalı
olan dostumuzun anası ağlamasın değil mi?
Bunları yere yatırıp fırçalayan Komutanın anası ağlasın.
Yetmez, hakkında soruşturma, kovuşturma açılsın.
Yüzünü göremiyorum ama dini bütün, nur yüzlü bir kardeşimize benziyor.
Hepimiz kardeşiz ya...
Bu Yazı Boşuna Yazılmadı
Gönderen SABİH SAMUR | 10:39 ÖS | Daha bitmedi devamı gelecek, HDP, Kandil Dağı, Osman Baydemir, PKK, Sabih Samur, TSK | 0 yorum »Bebek yüzlü Demirtaş, Küfürbaz Osman Baydemir, İmralı'daki Paket ve bilumum HDP/PKK Saz Heyeti, bu mermi var ya?
Anladın sen onu.
Kimle görüşürseniz, kimi arkanıza alırsanız alın Türk bir defa ayağa kalktı.
Durdurana helal olsun.
Kara Harekatı 7 sene sonra kaldığı yerden devam edecek!
Bu yazı boşuna yazılmadı.
Kandil Dağı'nın yeni adı Ateş Dağı'dır.
Geçilmez denen vadilerin geçildiği, girilmez denen mağaraların girildiği.
Derin Selamlar
Sabih Samur, 9 Ağustos 2015, Türkiye
CENGİZ TOPEL'İ UNUTMA, UNUTTURMA!
Gönderen SABİH SAMUR | 10:12 ÖS | Av. Musa Baykal, Cengiz Topel, KKTC, Kod Adı TC Oluşumu, Latif Akça, Sabih Samur | 0 yorum »* OSMANLI '' AÇILIM '' YAPTIĞI HER
YERİ KAYBETTİ.
(ARŞİV)
Yazıyı mutlaka okuyun , bugün Güneydoğu'da oynan oyunu gözler önüne sermektedir.
''Girit '' yerine ''Güneydoğu'yu '' koyun ve yaşananların ne kadar tanıdık geldiğini göreceksiniz.
* YIL: 1909 İttihat ve Terakki mensubu Edirne mebusu Haşim Bey, ağustos ayında
Girit’te Rumlar tarafından hunharca öldürülen Osman Efendi (Koraşaki) ile Hüseyin Ağa (Subaşaki) adlı iki
Türkün naaşlarını kartpostal yaptırıp devlet erkânına gönderdi.
Mesajı açıktı: Girit elden gidiyor! Osmanlı Devleti ise, dört büyük ülkeye güvenip, açılım yaparak
sorunu çözeceğini umuyordu. Oysa Girit’te daha önce kaç kez açılım yapmıştı…
Kafanız fazla karışmasın; en iyisi olayları baştan yazalım…
Osmanlı ordusu Akdeniz’in en büyük adalarından olan Girit’i 1645-1669 yılları arasında Venediklilerden aldı.
Adanın Müslümanlaştırılması konusunda farklı bir metot uyguladı:
Balkanlarda “şenlendirme” adıyla yaptığı zorunlu iskânı bu kez adada uygulamadı. Fakat zorunlu olmasa
da Girit, Türk göçü aldı. Bu arada Osmanlı, Kapıkulu askerinin evlenme yasağını kaldırdı. Bunlar Rum
kızlarıyla evlendi. Bazı Rumların da din değiştirmesiyle Girit nüfusunda Müslüman sayısı kısa sürede çoğaldı.
Anımsatmalıyım: İhtida eden Rumların bir bölümü, 823-963 yılları arasında adaya egemen olan
Müslüman Araplar idi. Bizans’ın zoruyla Hıristiyan olmuşlardı. Bu gerçeği saklamayanlardan biri de,
Giritli ünlü yazar Nikos Kazancakis (1883-1957) idi. El Greco’ya Mektuplar eserinde Arap soyundan
(Abadyotlardan) geldiğini iftiharla yazdı. Dünyaca ünlü ressam El Greco da (1541-1614) Giritliydi. Neyse…
1700’lü yıllarda ada nüfusunda Rumlar ve Türkler hemen hemen eşitti. Adanın dili Rumca, Arapça,
Türkçe karışımı olan, yerel halkın Giritçe dediği dildi. Bu dil Rumca’ya yakındı. Bunun sebebi, Osmanlı
idaresinin Türkçe’ye gerekli özeni göstermemesiydi. İlginçtir; Girit’te Türk dilinin unutulmamasını
sağlayan Horasan kökenli Bektaşi tekke ve zaviyeleriydi. Türk ve Rumlar arasında yıllar içinde akrabalık sayısı arttı. Et ve tırnak gibi oldular. Ancak ne zaman Osmanlı ekonomisinde duraklama ve gerileme dönemi başladı; Girit’te isyanlar patlak verdi. Bunda, Ortodoksların hamiliğine soyunan Rusya’nın payı büyüktü. 1768’de Çariçe Katerina’nın kışkırtmasıyla, ticari filoya sahip zengin tüccar Yanis Daskoloyanis önderliğinde
Rumlar (Sfakyalılar) ayaklandı. Osmanlı isyanı bastırdı; Daskoloyanis ve arkadaşları idam edildi ama 100 yıldır et ve tırnak gibi yaşayan Rumlar ve Türkler arasında güven kaybı başladı. Ne yazık ki, yaşanılacak sonraki tarihsel süreç adanın bu iki halkını birbirine düşman edecekti. Bunun içsel olduğu gibi dışsal
nedenleri de vardı. Öncelikle, siyasi, sosyal ve ekonomisi altüst olan Avrupa yeniden kuruluyor; yeni
ittifaklar oluşturuluyordu. Bu nedenle 1821’de Mora Yarımadasında başlayıp Girit’e sıçrayan isyan Avrupa’dan çok destek buldu. Bu desteğin siyasi yanı gibi kültürel yanı da vardı; Rönesans’la birlikte Batıda antik Yunan hayranlığı başlamıştı. Rumların camilere, tekkelere, çiftliklere, vakıflara saldırmasını;
Türk köylülerini öldürmesini Avrupa seyretti. Kılı kıpırdamadı. Can güvenlikleri kalmayan köylerdeki
Müslümanlar şehirlere göç etti. Ancak Rumlar şiddeti her geçen gün artırdı. Osmanlı, Mısırdaki Kavalalı
Mehmet Ali Paşadan yardım alarak ayaklanmayı ancak 4 yılda bastırabildi. Cephe savaşları için eğitilen askerler küçük çetecilerle başa çıkmakta zorlanmıştı. İsyanın bastırılması ve Osmanlının Doğu Akdeniz’e tekrar hâkim olma ihtimali, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın hoşuna gitmedi. Bu üç devlet Osmanlıdan Yunanlılara, Sırbistan ve Romanya’da olduğu gibi prenslik vermesini istedi. Avrupa’da da büyük bir kamuoyu baskısı vardı. Şair Lord Byron, ressam Delacroix, yazar Victor Hugo vs. gibi aydınlar eserlerinde Yunan isyanına destek çıktı. Kuşkusuz mesele sanatçılarla çözülmedi; İngiliz, Fransız ve Rus donanmaları Mora’daki Navarin Limanındaki 57 Türk gemisini batırıp sekiz bin Mehmetçiki şehit ettiler.
Avrupa Konseyi: Osmanlı şaşkındı; ne yapacağını bilemedi. Çünkü Yeniçeri Ocağını daha yeni tasfiye
edip, Asakir-i Mansure-i Muhammediye teşkilatını kurmuştu. Savaşacak askeri gücü yoktu.
Sonuçta Osmanlı, Yunanistan’ın bağımsızlık talebinden vazgeçmesi ve kendisine her yıl belli miktarda vergi
vermesi karşılığında, Mora Yarımadasında Yunan Prensliği kurulmasını kabul etti. Aradan çok geçmedi. Rusya da Osmanlıya iki yandan saldırdı. Erzurum’u, Edirne’yi aldı. İngiltere ve Fransa, Rusya’nın ilerleyişinden memnun olmadı. Taraflar bir masa etrafında buluştu. Buradan ne karar çıktı dersiniz; Yunanistan’ın bağımsızlığı! Enosis (birleşme) için ilk adım atılmış oldu…
bastırıldı. Rumlar Avrupa’dan da gerekli desteği bulamadı. Çünkü emperyal devletler, hasta adam
Osmanlıyı nasıl paylaşacakları konusunda henüz hemfikir değillerdi.
Öyle ki, Osmanlı; İngiliz ve Fransızların Avrupa Konseyi’ne alınma sözüyle Rusya’ya savaş açtı.
Ruslar da sıcak denizlere inme hülyasından hiç kopmadı. Giritli Rumların umudu da Rusların bu
hülyasıydı… Her fırsatta ayaklandılar ve her isyanda bir siyasi hak elde ettiler.
RUSLAR dindaşları Yunanlıları, İngilizlere kaptırmamak için, Çar II. Aleksander’ın yeğeni Grand Düşes
Olga’yı Yunan Kralı Georgios ile evlendirdi. Bu düğünde bir dedikodu çıktı; Ruslar çeyiz olarak
Girit’i Yunanlılara verecekti! Dedikoduya o kadar inanıldı ki, Girit’in fanatik milliyetçi dağlıları
Sfakyalılar, Mihail Korakas önderliğinde ayaklandılar. 16 Ağustos 1866da Selino kazasındaki
Müslümanları kadın çocuk demeden öldürdüler. Osmanlı ordusu çetecilerin peşine düştü. Tam isyanı
bastıracakken devreye İngiltere ve Fransa girdi.
Teklifleri şuydu: Girit Yunanlılara verilemezdi ancak Osmanlı da Girit Açılımı yapmalıydı.
Nasıl olacaktı bu açılım?
1. İlk şart, askeri harekât hemen durdurulmalıydı.
2. Ayrıca silah bırakacak isyancılar için umumi af çıkarılmalıydı.
Tanıdık geliyor mu? Devam edelim:
3. Girit yoksuldu; ada halkı iki yıl vergiden muaf olmalıydı.
4. İdari reformlar da yapılmalıydı; Padişahın atayacağı valinin biri Türk, diğeri Rum iki yardımcısı olmalıydı.
5. Ayrıca resmi yazışmalarda Türkçe zorunluluğu kaldırılmalıydı.
Osmanlı açılımı kabul etti. Türkler rahatladı; köy ve mezralarına döndü.
Müslümanlar, “Bu açılım ne kadar güzelmiş,” demeye başladı.
Açılımın ikinci aşaması: Jandarma yeniden düzenlendi.
Olan, köylerine dönen açılım kurbanı Türklere oldu; evleri, tarlaları yakıldı; canlarından oldular.
Osmanlı ordusu yine isyancıların peşine düştü. Ve devreye yine Avrupalılar girdi. Onların bastırmalarıyla, diğer Osmanlı vilayetlerinden farklı, Girit’e özel imtiyazlar tanındı; yani yeni bir sözleşme/açılım yapıldı.
25 Ekim 1878deki bu Halepa Sözleşmesi/Açılımı şöyle olacaktı:
2. Vilayet genel meclisinde Rumlar (49/31) çoğunlukta olacaktı.
3. Hıristiyan kaymakamlar Müslüman kaymakamlardan sayıca fazla olacaktı.
4. Vilayet Meclisi ve mahkeme dili Rumca olacak; ancak resmi zabıtlar ve dilekçeler Rumca ve Türkçe
olabilecekti.
5. Ve en önemlisi asayişi sağlayan jandarma, yerli halktan seçilecekti.
Osmanlı bu açılıma da “Evet” dedi “Yeter ki kardeş kanı dursun,” diyordu. Fotyadi Paşa, Sava Paşa,
Kostaki Anthopulos Paşa, Nikolaki Sartinski Paşa gibi isimleri sırasıyla Girit’e vali atadı.
Hayır…
Avrupa’ya müdahale hakkı 1885-1888de Girit iki ayaklanmaya daha sahne oldu. Fakat, en büyük
isyan 1896da oldu. Artık taraflardan biri asker değildi; Ağride, Kaliveste, Resmoda, Hanyada vd. 250 yıldır
birlikte yaşayan komşular birbirine silah sıkmaya başladı. Girit yanıyordu. Tabii yine beklenen oldu;
İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Rusya olaylara müdahale etti. Asayiş amacıyla savaş gemilerini Girit’e
gönderdiler. Ve Osmanlıya yine, yeni bir sözleşme/açılım dayattılar.
2. Bu Vali, adada karışıklık çıkması halinde Batıdan silah ve asker yardımı isteyebilecekti.
3. Hemen genel af ilan edilecekti.
4. Memurların üçte biri Hıristiyan olacaktı.
5. Avrupalı hukukçular adli bir ıslahat reformu hazırlayacaktı.
Osmanlı bu açılıma da boyun eğdi.
Başkent İstanbul’un Girit’te açılım yapmaktan başı dönmüştü. Ancak 25 Ağustos 1896 Nizamname / açılımı
Girit’ten kopuşu hızlandırdı. Elleri silahlı Rumlar artık şehir merkezlerinde bile gezip, kimseden korkmadan Türkleri öldürmeye başladı. Bu cinayetler sonucu, Amcaoğlu Hüseyin, Bedeloğlu Mehmet, Bunacuoğlu Selim Ağanın çoban oğlu, Yanatoğlu Halim, Salih Kaziyatoğlu, Güldanoğlu Hüseyin, Muradoğlu Hasan, Osman Korethaki gibi yüzlerce Türk öldürüldü. Resmolu Hüseyin Subaşaki gibi Türkler şehit edildikten sonra,
hıncını alamayan asiler tarafından kafatası bıçak ve sopalarla delik deşik edildi. Türkler korunaksızdı.
Girit’in Hıristiyan valisi, kasten Osmanlıdan asker yardımı istemiyordu; Türklerin Girit’ten gitmesini istiyordu. Girit’te oluk oluk Türk kanı akıyordu. Tek tek öldürmeler kısa zamanda toplu katliamlara neden oldu. Elida,
Ahladina, Nisiya, Balyovici, Sika, Lisinsi, Mulina, İskalavos, Handra, Akriba, Lamnon, Ziru gibi Türk
köyleri yakılıp yıkıldı; Müslüman ahalisi öldürüldü. Türkler adadan kaçış yolu arıyordu artık.
Hanya ve Resmo’da altmış bin Müslüman sığınmacı kurtarılmayı bekliyordu.
Sonunda Osmanlı, 18 Nisan 1897de Yunanistan’a savaş açtı. Beklendiği gibi bir ay gibi kısa sürede Yunan
ordusunu perişan etti. Türk ordusu Atina’ya girecekken, Rus Çarı II. Nikolay’ın isteği ve İngiltere’nin
baskısıyla II. Abdülhamid Türk ordusunu durdurdu. Yapılan barış görüşmelerinde galip Osmanlı, bırakın bir avuç toprak almayı, savaş tazminatını bile alamadı.Aksine Girit’teki nüfuzunu kaybetti…
Açılımın dördüncü aşaması:
Diyeceksiniz ki, Osmanlı ordusu, Yunanlıları yenince Girit’teki Rumlar korkup sinmişlerdir. Ne gezer! En
acıklısı Girit’te yaşandı. Türkler, Rumları kesecek iddiasıyla Avrupa devletleri (İngiltere, Fransa, Rusya,
İtalya) adaya asker çıkardı. Asayişi artık onların askeri sağlayacaktı! O halde Girit’te Türk askerine gerek
var mıydı? Diyorlardı ki, Osmanlı askeri gidince Rumlar bir daha ayaklanmazdı!
Gülmeyiniz, aynı gerekçeler günümüzde Kıbrıs için de söyleniyor…
1. Avrupa’nın bu kandırmasıyla Türk askeri 1898de Girit’ten çekildi.
2. Ada özerk ilan edildi.
3. Giriti’n kaderi, Avrupalılara bırakıldı. Avrupalılar, Rumların ve Türklerin can ve mal güvenliklerini
güvence altına aldıktan sonra adadan ayrılacaklardı. Girit’e böylece barış gelecekti. Harika!
4. Tabii bu arada bir şart daha ileri sürüldü: Girit valisini seçme hakkı Osmanlı padişahına bırakıldı. Ancak
istisnai bir durum vardı; büyük devletlerin o valiyi onaylaması gerekiyordu. Yoksa kendileri atama
yapacaklardı.
Ne oldu dersiniz; Osmanlının karşı koymasına rağmen Prens Otto Girit Valisi yapıldı.
Kısa bir süre sonra dört devlet adadan çekildi.
Rumlar hemen adaya Yunan bayrağı çekti. Hani barış gelecekti; beyaz güvercinler uçacaktı adanın
üzerinde? Osmanlı büyük bir diplomasi başarısıyla (!) bayrağı indirtti. Karşılık olarak, Avrupa
ülkelerinin ve Yunanistan’ın tepkisini çekmemek için, İstanbul’da sahnelenen Girit adlı tiyatro
oyununu sansürledi. Şaka gibi…
Ve sonuç: Toprak Kaybı OSMANLI, Avrupalı dört devletin oyalayıcı sözlerine, teminatlarına ve
“açılım masallar”na hep inandı.
Bunun karşılığında Girit’i kaybetti.
Bu da şöyle oldu: 1910’da Girit Meclisi Yunanistan’la birleşme kararı aldı.
Anadolu’nun birçok yerinde mitingler yapıldı; Türkler, Girit’te savaşmak için gönüllü asker olma
müracaatında bulundu; Yunan malları boykot edildi, gemileri Osmanlı limanlarına sokulmadı;
Osmanlı konuyu Lahey Hakem Mahkemesine götürmek istedi vs. vs.
Bunların pek yaptırımı olmadı. Girit onca açılıma rağmen 1913’te Osmanlının elinden kuş olup uçtu,
gitti! Giden toprağın yüzölçümü 8.336 kilometrekare idi.
Prof. Dr. METE GÜLMEN
SATRANÇ MASASINDAKİ TÜRKİYE
Gönderen SABİH SAMUR | 3:47 ÖS | AK Parti, CHP, Koalisyon, MHP, Sabih Samur | 0 yorum »AK Parti koalisyon görüşmelerine başlarken bir taraftan da Arınç, Müezzinoğlu gibi Partinin ağır topları vasıtasıyla "Bak Erken Seçime Giderim, Bitersiniz!" söyleminde parmak sallattırılıyor.
Satrançta hamleler...
Kırmızı çizgiler kalkacak. Dün dünde kalacak. Yaşanan yaşandı.
Günahıyla sevabıyla HELALLEŞİLECEK.
"Hırsız, uğursuz" demek yok. Fonda hepimiz kardeşiz türküsü...
Bayram tadında koalisyon görüşmeleri...
TARİH TEKERRÜR EDİYOR...
Gönderen SABİH SAMUR | 2:42 ÖS | ABD, Adnan Menderes, Sabih Samur, Tayyip Erdoğan, Turgut Özal | 0 yorum »Mertlik beklemek, vücut gücü bunların hiçbiri yok.
Aslında düşmanın bile görünür değil. Dost ve müttefik. Aynı safta gözüküyorsun.
Karşında ise bir ve ya bir kaç piyon.
Kandırılmış zavallı kitleler...
Küçücük çıkarları uğruna karakterinden, namusundan, duruşundan, özünden taviz vererek ellerine verilen elma şekerini yalayıp yutarken piyonu olduğu büyük ülkelere tapan zavallı topluluklar.
İşte Türkiye'ye düşman diye sunulan bunlar. Ve diplomasi, devlet yönetimi, gelenek ve görenekler "biz aptal değiliz, asıl düşmanımız bu ülkedir" diye isim vermeye müsaade etmiyor.
Gerçeği görerek bunu diplomatik bir şekilde son dakika dillendirmeye çalışanlar ise öngörülen ve planlanan şekilde Hak'kın rahmetine kavuşuyor.
Menderes son dakikalarda hangi ülke için ne demişti? Alternatifi ne idi?
Turgut Özal Türk Dünyası ile yakınlaştığı ve Büyük Türkiye söylemine girdiği gün aslında kalemi kırılmıştı.
Diğer lokal olayları muavenet, çuval geçirme vb. dillendirmeye bile gerek yok. Ezberlediniz.
Son bir yılda ise gerek Hükümet gerekse Tayyip Erdoğan liderliğinde belki ayar vermek için belki de gerçekten radikal bir dönüş yapmak için B planı şeklinde hamleler yapıldı. Sert görüntülü söylemlerde bulunuldu sözde dost ve müttefike.
Ve her sertliğin peşinden misli ile karşılık bulundu. Bu karşılık gelene kadar da
hepimizin kullandığı sosyal medyada çok inceden, dozaj dozaj bize ayar verildi.
Yavaş yavaş sonrasında dozajı arttırılarak Çin düşmanlığı!
Çin ile diyalog kurması engellenen ve Uygur Türkleri ile ilgili hiç bir şey yapmayan bir Türkiye. Kendi yüz ölçümü sınırları içinden bağırıp çağırmayan sadece Allah'a havale eden bir Türkiye.
Rusya, Çin, Hindistan ve İran'a düşman olması öğütlenen Natocu Türkiye.
Evet tarih tekerrür ediyor. Nato karşıtı subaylarını ve Ege Ordusunu Hükümetinin gözü önünde Fethullah Cemaat Yapılanmasına kırdıran, yok eden bir Türkiye.
T.C. Cumhurbaşkanı ve oluşacak yeni Hükümet bu gerçekle karşı karşıyadır.
Ya her şeyi göze alarak onurlu ve tam bağımsız olarak yoluna devam edecek ya da her diklenmesinde tokat yiyerek, başına çuvalını efendi efendi giyecektir.
Ve bizler Türk Milleti olarak bu oyunu okuduğumuzu, gördüğümüzü, uyanık olduğumuzu vurgulamak adına bu satırları kaleme alıyoruz.
Tezkereye onay vermeyen bizler, bizim adımıza, Teskere öncesinde ve sonrasında atılan, TBMM'nin haberi ve onayı olmayan imza ve taahhütleri
TÜRK MİLLETİ ADINA REDDEDİYOR, KABUL ETMİYORUZ.
Şahısların Yurt dışında gizli toplantılarda atmış oldukları bu imzalar kendilerini bağlar. Bireysel olarak hesabını verirler.
Türkiye Cumhuriyeti Devletini hiç kimse boyunduruk altına sokamaz.





















