Gül Tan

• -TÜRK ariftir, hafif değil !
• -TÜRK berraktır , sığ değil !
• -TÜRK öz ‘ dür , taklit değil !
• -TÜRK devlet kurar , tuzak değil !
• -TÜRK kahramandır , zorba değil !
• -TÜRK sağlamdır kırık dökük değil !
• -TÜRK deki safiyettir , zafiyet değil !
• -TÜRK ün karnı aç olabilir , gözü değil !
• -TÜRK düşmanını deviricidir , kendini değil !
• -TÜRK kahreder düşmanını , dostunu değil !
• -TÜRK kıta’lar , sınırlar aşmıştır, haddini değil !
• -TÜRK büyüktür, kendisini büyük gören değil !
• -TÜRK inanınca tam inanır, yarım – buçuk değil !
• -TÜRK yiğittir, kaba kağıt da değil, kabadayı da değil !
• -TÜRK büyük tür, büyüğü nü bilmeyecek kadar küçük değil !
• -TÜRK dayanıklı dır, duygusuz değil, sabırlıdır, kaygısız değil !
• -TÜRK en iyiye, en doğruya, en güzele aşıktır…………
• -TÜRK olduğunu söyleye meyen, ulu önder ATATÜRK’ ün sözünü değiştirmeye çalışanlara
inat, ulu önderin izinde TÜRK GENÇLİĞİ var,
• -TÜRKÇE TÜRKİYE demektir, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE


İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in şehit edilişinin 17. yıldönümünde bir mesaj yayınladı.

Perinçek'in mesajını aşağıda sunuyoruz.


EŞREF BİTLİS’LE BAŞLAYAN SÜREÇ

Uğur Mumcu’nun şehit edilmesinden 24 gün sonra, Org. Eşref Bitlis’in 17 Şubat 1993’te şehit edilmesiyle başlar bu süreç.

ABD emperyalizmi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Jandarma Genel Komutanı’nı Ankara semalarında katletmiştir ve komutanlar, silah arkadaşlarına sahip çıkamamışlardır.Org. Eşref Bitlis, o kadar sahipsizdir ki, adı sözümona MİT’in yaptığı Ergenekon şemasındaki 69 ismin içinde çıkmıştır.


GENELKURMAY BAŞKANI

TÜRK SUBAYINI BİLMİYOR MU?

Bugün durum 17 yıl öncesine göre çok daha vahimdir.

Türk Ordusu’nun kahramanları intihar ediyor; madalyalarını yerlere atıp çiğniyorlar.

Gazetelerdeki, televizyonlardaki manzaralara bakınız: Türk Ordusu’nun teğmenleri, uyuşturucu kullanıyormuş; seks partileri yapıyormuş, komutanlarına suikastlar düzenliyorlarmış! TSK komutanları, camileri bombalama planları yapıyor, kendi uçaklarını düşürme fesatları tertipliyorlarmış.

O onurlu teğmenlerin, o namuslu komutanların bunları yapmadığını, Genelkurmay Başkanı bilmiyor mu?

Türk Ordusu’nun savaş yeteneğini çürüten bu tertibe, “tertiptir” diyecek, bu yalanlara “yalandır” diyecek, teğmeninin generalinin onurunu çiğnetmeyecek bir komutan özlenmektedir.

Millet, akılları ayaklandıran, vicdanları isyan ettiren bir durumla karşı karşıyadır. Sorumlular eziktir; asıl yürekleri yakan da budur.


BIRAKIN BU NATO YALANLARINI

Bu “hayasız akın”a boyun eğebilmek için, hukuk devletine yalancı tanıklık yapılmaktadır. “Yargı çözer” yalanlarına sığınılmaktadır.

Bırakın bu NATO yalanlarını, bu Amerikan akademilerinde öğretilen ikiyüzlülükleri!

Hukuk devleti olsa, bu kanunsuzluklar, bu tertipler yaşanır mı?Hiç abartmadan belirtiyoruz, kırk yılda karara bağlanamayacak uydurma yargılamalar kurgulanmıştır.

Bu tertipleri, yargı çözmeyecek ama halk devrimi çözecektir.


NEREDE VURULAN SİLAH ARKADAŞINI

OMUZUNDA TAŞIYAN KOMUTAN?

Mesele, Türk vatanseverlerinin çektikleri değildir. Onlar, Namık Kemallerden Mustafa Kemallere, Nâzım Hikmetlerden Deniz Gezmiş ve Muammer Aksoylara kadar iki yüzyıldır bu zulümle boğuşuyorlar; daha da boğuşacaklardır. Silivri ve Hasdal kalelerinde yatanlara bakın, hepsi Uğur Mumcular ve Eşref Bitlislerdir.

Mesele, Türk subayının sahipsiz kalmasıdır. Silivri duruşmalarına bakın, en sahipsiz, en savunmasız olanlar subaylardır. Gazetelere televizyonlara bakın, en çok vurulanlar, en çok kırılanlar, en çok çiğnenenler; hep subaylardır ve Türk Ordusu’na sahip çıkanlardır.Düşmanın vurduğu Türk askerini, silah arkadaşı omzuna alır taşır değil mi?Hayır, o şerefli askeri komutanı yerde bırakmıştır; vurulmuş alnından, tertemiz hapishanede yatmaktadır.

Anladık, NATO bağlantıları, Türk Ordusu’ndaki yurtseverliği, komutan sorumluluğunu, silah arkadaşlığını, mertliği, dayanışmayı çürütmektedir. Gerçektir bunlar! Yaşanmaktadır! NATO süreci sonunda Türk subayı sahipsiz kalmıştır.


TÜRK SUBAYI ÖRGÜTSÜZ KALMIŞTIR

İtfaiyecinin örgütü vardır. Temizlik işçisinin örgütü vardır.

Madencinin, Tekel işçisinin örgütü vardır.

Eczacının, doktorun, bakkalın ve avukatın örgütü vardır.

Türk subayını zulme ve hakarete karşı koruyan bir örgüt yoktur.Denecektir ki, işte var ya, ifadeye çağırılan komutanları adliye binasına mutfak kapısından sokan bir örgüt var; perdeleme mangası var; ifadeye götürülen Türk subayının yüzünü beyaz kağıtla örtme timleri var…

Bizim söylediğimiz örgüt o örgüt değildir. Biz, “asimetrik harekâta” teslimiyet örgütünden söz etmiyoruz. Kendi ülkesinde yabancı devlet operasyonuna boyun eğmeyecek, tertibi bozguna uğratacak, Türk subayının onurunu koruyacak örgütten söz ediyoruz. Şu anda böyle bir örgüt yoktur. Veya o örgüt vardır; ama ABD tehdidi karşısında yeraltına inmiştir.


ULUSAL KANAL/ 16 Şubat 2010


Henry Barkey ve Graham Fuller’in “ordu içinde bölünmeler” umuduna dayanan iç savaş stratejisine karşı Türkiye’nin çözümü, Atatürk’ün İstiklal Savaşı’na hazırlanırken, Alevisini Sünnisini ve etnik köken ayırt etmeden bütün milleti, ortak bir hedefte nasıl buluşturduğunu inceleyerek, Atatürk’ün milletin kendine güvenmesini sağlamakta kullandığı yöntemleri uygulamaktır.
Türkiye’nin, Birinci Meclis ruhuna ihtiyacı vardır. Türkiye’nin yeniden “Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için” motivasyonuna ihtiyacı vardır. Türkiye’nin daha fazla sağduyuya ihtiyacı vardır. Bunu sağlayacak olan da medyanın ulusal niteliği zayıfladığı için Milli Güvenlik Kurulu’dur; dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. Türkiye, Türkiye’yi yönetenler tarafından resmen ve alenen satılıyor ve askerler dahil herkes bunu özelleştirme diye yutuyor. Türkiye satıldıktan sonra, sağlanacak olan kimin güvenliği olacaktır? Amerikan ve İngiliz şirketlerinin güvenliği değil mi?Türk Silahlı Kuvvetleri, milli güvenliği tehdit eden bu gidişe MGK’da dur demelidir. Yoksa vebal altında kalırlar. Türkiye’ye yönelik iç savaş senaryolarının tartışıldığı bir ortamda, ülkenin bütün malvarlığının satılıyor olması asıl tehdit değil midir? Tehdit değerlendirmesi, bunun için yeniden gözden geçirilmelidir. İşte o zaman, bütün çatlak sesler susar ve Türk Milleti yeniden tek vücut olur. Bunlar yapılmasa da, Türk Milleti kendi kaderine sahip çıkacaktır ama, kargaşa yaşamaya lüzum var mı?

* * *

Yukarıdaki satırları 1998 yılında, bugün “Fatih Camisi’ni bombalayacaklardı” diye ortaya atılan CIA projesinin orijinali ABD’de tartışıldığı zaman Sağduyu gazetesinde yazdım.. O tarihten bugüne, köprülerin altından çok sular aktı. Türkiye’nin malvarlığı tamamen yabancılara satıldı. Sıra orduyu bölmeye geldi. 17 Ağustos 2005’te “İrtica diye gürleyenler vatan satılırken niçin sessiz?” başlıklı yazımda da benzer uyarıları yapmıştım. Fakat aldığım karşılık, “Devletin askeri kuvvetlerini aşağılamak” suçundan hakkımda dava açılması oldu. TCK 301/2’den yargılandım. Neyse ki bir yıl sonra beraat ettim.

* * *

The Times gazetesi, “İktidar mücadelesi, silahlı kuvvetleri, yüksek profili olan komplocular ile hassas belgeleri sızdıran ve siyasetten uzak bir orduyu isteyen isimsiz askerler olmak üzere ikiye böldü. Bir araştırma şirketi, orduya olan güveninin yüzde 60’lık tarihi bir düşük düzeyde bulunduğunu açıkladı” diye yazıyor. Türkcelil.com’da çıkan bir yazıda, İranlı Mohsen Yazd, “İran’da da önce halk yiyecek, giyecek gibi ufak yardımlarla mollaların safına çekildi. Açlıkla boğuşan halk bu cehaletin pençesine kolaylıkla düştü ve rejime düşmanlaştı. Humeyni, devrimi yapana kadar hep demokrasi ve özgürlük vaat etti. Bu şekilde birçok sol görüşlü insanları da kendi saflarına çekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk insanlar oldu. İran devriminde kargaşa ve kaos ortamında kışlaları basan yobazlar, ellerinde Kur’an ile erleri geçerek, direnen subay ve komutanları katlettiler” uyarısında bulunuyor! Mohsan Yazd, “Yüreğim kan ağlayarak İran’da ’O gün’ gelmeden önceki olayların sanki bir tekrarını sinemada izliyor gibi Türkiye’de görüyorum” diyor ve Türkiye’de kışlaları basacak olanların da emir komuta zinciri içinde hazır bekletildiğini belirtiyor.

Arslan BULUT

Yeni Dünya Düzeni

Gönderen SABİH SAMUR | 8:59 ÖS | , , | 0 yorum »


Nurullah AYDIN
24 Ocak 2010
ABD’NİN YENİ DÜNYA DÜZENİ SENARYOSU!
Türkiye’de son dört yılda yaşanan olaylar aslında bir senaryonun uygulanmasından başka bir şey değildir. Yazan ABD, oynayan ne yazık ki Türkiye’deki bazı kişiler.

Nasıl mı; Önce ikinci dünya savaşı öncesi ile başlayan süreci, dünyada oynanan oyunları ve sonuçlarını görelim. Bunlar ışığında sizler de Türkiye’de oynanan oyunu yorumlayın.

Bakın; Nazi destekçisi Almanya’nın silah fabrikası Farben’di. Bu şirketin ortağı Amerikan Rockfeller’e ait Standart Oil Company’di! Her iki şirket de savaşın üzerinden zenginleşti.

Savaş ABD’ne milyarlarca dolara mal oldu. Bu para Dış İlişkiler Konseyi’nin denetimindeki Amerikan Merkez Bankası’ndan borç alınarak harcandı. Amerikan Merkez Bankası bir şirketti. En tepedekiler Dış İlişkiler Konseyi üyeleriydiler. Amerikan bankacılık sistemi tefecilik üzerine kuruluydu. Savaşlarda en çok onlar kazandı.

Preston Bush’un bankası, savaştan en çok kârlı çıkan bankaydı. Oğlu ve torunu onun izinden gittiler. Tüm Bush sülalesi, CFR’nin (Dış İlişkiler Konseyi’nin), kafatası ve kemikler olarak bilinen gizli ırkçı örgütlerin üyesiydiler. Torun Bush, 2001’de ikiz kuleleri bahane ederek, Afganistan ve Irak’ı kana bulayacak, milyonlarca dolara el koyacaktı. Savaşlar çok kârlıydı! Bahaneler yaratılmalıydı.

Çünkü; Savaşlar için geniş kitleleri ikna edecek bahaneler lâzımdır.
II.Dünya Savaşı’da Pearl Harbour’a saldırı bahanesi, Vietnam’a gemilere saldırı bahanesi ileri sürüldü. Ama daha sonra bunlar yalanlandı. Ortadoğu ve Orta Asya’ya girmek için de bir bahane lâzımdı. 11 Eylül ve kimyasal silahlar. Bahanesi, medya çarkıyla halka sahneledi…

Terörle savaş lâfı tekrarlandı, durdu.. Bir şey çok tekrarlanırsa, herkes inanır.
11 Eylül şokundan sonra dünyanın her tarafında onlarca bilim adamı bu anlaşılmaz olayı anlatmaya çalıştı. Kimse anlayamadı. Medya, 11 Eylül’ü paketledi ve Amerikan halkına sattı.

Gerçek ve yalan birbirine karışmıştı, ikiz kulelerle ilgili tüm deliller karartılmıştı. Öyle ki, New York Belediye Başkanı Giuliani, deliller araştırılmadan, binalardan kalan her şeyi ortadan kaldırmıştı. Olay yerinde inceleme yapılmasına imkân tanımamıştı.

El Kaide ile Usame Bin Ladin, Rockfeller’in dediği gibi, hiç bulunamadı. Medya insanların beynine El Kaide, Taliban, Terör, Savaş kelimelerini kazıdı.

Senaryoya göre, büyük kriz kapıdaydı. Kriz, küresel seçkinlere yeni fırsat kapıları açacaktı. Dünyada boyun eğmeyen uluslar vardı, kriz bu ulusları yola getirecekti…

Rockfeller’e göre, Yeni Dünya Düzeni topyekûn bir değişimle gelecek, küresel kriz bu değişimi tetikleyecekti! 1994’te şöyle diyordu: ‘Küresel bir değişimin eşiğindeyiz. Beklentimiz, tam zamanında gelecek bir bunalımdır. Uluslar Yeni Dünya Düzeni’ni o zaman mecburen kabul edeceklerdir!”

Rockfeller: “Dünyada bir devlet oluşturduğumuzda, modern dünya daha mükemmel ve daha istikrarlı olacaktır. Halkların kendilerini yönetme hakları, artık dünya bankerleri ve aydınları olan bir avuç seçkin’e geçecektir. Yüzyılımızda izleyeceğimiz strateji budur.”

Henry Kissinger: “Hangi yol seçilirse seçilsin, Birleşik Devletler’e ve Avrupa’ya dayanan çokuluslu şirketler, küreselleşmeyi yönlendiren lokomotifler olarak gözükmektedir. ABD’nin Avrupa’nın çokuluslu şirketleri, gelişmekte olan ülkelerin şirketlerini yutacaktır.”

George Kenan: “Dünya servetinin %50’sine, buna karşılık nüfusunun %6,3’üne sahibiz. Bu durumda kıskançlık ve kızgınlıklara hedef olmamız gayet normaldir. Önümüzdeki dönemde bu ayrıcalıklı konumun sürmesini sağlayacak bir ilişki ağı kurmalıyız. Korku salarak dünyayı sindirmeliyiz.!”

Rahmi Koç ne diyor: “Dünyada yeni bir global sistem oluşmuştur. Dünyanın en büyük 5 ekonomisi artık devletler değil, özel şirketlerdir.”

CIA ve FBI eğitiminden geçenler Türkiye’ye döndüler.. Sonrası ise malum senaryoları yazdılar uygulamaya başladılar. İşittiklerimizin, okuduklarımızın bizim anladığımız anlama gelmediğini, şunu şunu demek istediğini, medya’da tekrarlıyorlar. Ya öyle mi, Acaba, Ya doğruysa sözünü her ortamda söyletinceye kadar.

Türkiye’de oynanan oyunu, aktörlerini, figüranlarını da siz düşünün olmaz mı?

Günün Sözü: En zor şey, göz önünde duranı görmek ve açıkça söyleneni işitip anlayabilmektir!



BENİM TÜRK ERKEĞİMİN BEYAZ ÇORAP KÜLTÜRÜ VARDI!
KIROLUK DEDİLER !

ŞİMDİ PARMAK ARASI TERLİK, AĞDA, KAŞ ALDIRMA YAPTIRIYORLAR.

AMA MİCHAEL JACKSON KISA PANTOLANLAR GİYİP, BEYAZ ÇORABINI GÖSTERİNCE MEGA STAR OLUYOR ?

BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU !

ATATÜRK BENİM
LAİKLİK BENİM
DİN BENİM
MİLLİYETÇİLİK BENİM
MÜSLÜMANLIK BENİM
CUMHURİYET BENİM
DEVLET BENİM
TÜRK BENİM
HALK BENİM
HERŞEY BENİM !


PEKİ, SEN KİM OLUYORSUN DA BENİ BU ORTAK DEĞERLERİM ÜZERİNDEN PARTİ KURUP BÖLMEYE KALKIŞIYORSUN?


Harbiye Marşı dinleyene: Askerci
Onuncu Yıl Marşı dinleyene:CHP'li
Mehter Marşı dinleyene: MHP'li deniyor !

Peki siz kim oluyorsunuz da buna karar veriyorsunuz ?

BEN TÜRKÜM VE BU SİSTEME KARŞIYIM !
BEN TÜRKÜM VE BÖLÜNMEYE KARŞIYIM !
HANGİ YANIMDAN VAZ GEÇEYİM?
LAİK OLDUĞUM İÇİN MEHTER MARŞI DİNLEYEMEZ MİYİM ?
YA DA DİNDAR OLDUĞUM İÇİN HARBİYE MARŞI ?
İŞTE BÖYLE AYIRDILAR İNSANLARI !!!!

Selin GÜL


YORUMLAR

Hepar Aydın İl Başkanlığı
teşekkür ederiz...

Sabih Samur
Bu yazınız www.kirmizi-beyaz.blogspot.com ve "Kod Adı: TC" platformunda yayımlanacaktır.Teşekkür ediyor, yüreğinize sağlık diyorum.

Umarız yaptığın hatayı düzetmek için elinden geleni yapar ve TC'nin gönlünü alırsın SEZEN AKSU!
Yoksa bizler seni affetmekte çok zorlanacağız.


Asteğmen Faruk Köylü

Gönderen SABİH SAMUR | 5:17 ÖS | , , | 0 yorum »


Sevgili kardeşim Faruk,
Senin bana ifade ettiğin üzere,
yol haritanda benim düşüncelerime güvenip,
değer verdiğin ve uyguladığın için teşekkür ediyorum.
Önce yüce Allah'a sonra kendine güvenmeni;
sana emanet edilecek askerlerine canın gibi bakmanı
ve sapa sağlam kendinin ve onların yuvalarına
dönmelerini sağlamanı diliyorum.
Asteğmenim yolun ve bahtın açık olsun!
Sabih Samur
Ağabeyin



BİLGİ NOTLARI


TARİH : 01 Ocak 2010
SAAT : 14:50
NO : BN - 01 / 10


1. Bugünkü bazı medya organlarında dün bir hakimi takip ettiğinden şüphe edilen iki aracın durdurularak arandığı, bu araçların askeri ve içindeki şahısların da askeri personel olduğu haberlerine yer verilmiştir.
2. Olayın cereyan tarzı aşağıdaki şekilde olmuştur;
a. 31 Aralık 2009 saat 12:30 civarında, Uğur MUMCU caddesinde birbirinden bağımsız olarak idari görevle seyir halinde olan beyaz renkli iki ayrı askeri araç polisler tarafından durdurulmuştur.
b. Durdurulan bu araçların askeri araç olduğunun anlaşılması üzerine olay yerine Merkez Komutanlığı ekipleri çağrılmıştır.
c. Söz konusu araçlar ve içindeki personel, durdurma ve arama kararını veren Cumhuriyet Savcısının isteği üzerine saat 14:00 civarında Ankara Merkez Komutanlığına götürülmüşlerdir.
ç. Burada Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan tespitlerde;
(1) Araçlardan birisinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait olduğu ve içinde iki şoför er ile bir uzman çavuş aşçının bulunduğu,
(2) Diğer aracın ise, Garnizon Komutanlığına ait olduğu ve içinde iki şoför (biri onbaşı biri er), bir elektrik teknisyeni er ve bir marangoz erin bulunduğu anlaşılmıştır.
3. İlgili Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan inceleme sonucunda, söz konusu askeri personel dün gece saat 22:00 civarında serbest bırakılmıştır.
4. Olayın, bir şüphe üzerine yapılan ihbar ve bu ihbara yönelik olarak icra edilen bir uygulama olduğu anlaşılmış ise de, son günlerde yaşananların, kişileri ve toplumu ne hale getirdiğini göstermesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir.
5. Konuya ilişkin olarak gerekli işlemler başlatılmıştır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
SABİH SAMUR YORUMU :
Ankara'nın göbeğinde iki askeri plâkalı araç içinde resmi kıyafetleri ile askerler Amerika'dan gelen bir ihbar telefonu üzerine eş zamanlı olarak durduruyorlar, savcılığın talimatı üzerine alınıp, sorgulanıyorlar.
Kim kime mesaj vermek istiyor bilmiyorum ama bildiğim bir şey var o da bu işlerin artık tadından yenmez hale geldiği.
Bizlerde yazıp çizen esnaf olarak yapmamız gerekeni yapalım; konuyla ilgili gerekli işlemleri başlatalım ve kamuoyuna saygı ile duyuralım.
Vah benim memleketim.


BURSA NUTKU


"Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek" Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir." İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği! "
Mustafa Kemal ATATÜRK
Bursa, 5 Şubat 1933


"HAS SİKTİR!" i hazmetme, edemezsin!
Gereğini yap ve İSTİFA ET!








Bir masa düşünün; Kayseri, Bursa, Trabzon, Giresun ve Diyarbakır'dan oluşan.
Konu Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü'nün Geleceği.
Ne Devletine " Has Siktir" diyen var ne bölücülük ne başka bir şey.
Tek konu Türkiye'nin ve bizlerin bireysel olarak geleceği.
Ortak paydada ve ortak fikirde buluşabilme.
Kanatçı Haydar bunun için bulunmaz bir ortam.
Kanatçı Haydar'da Din, Dil, Irk ayrımı olmaz.
İstanbul'da yaşıyorsan Boğaz'da rakı ve balık tattıysan; Mahmutbey'de Kanatçı Haydar'da kanat yiyerek rakı ve ya biranı yudumlamadıysan eksiksin be arkadaş.
Gelecek günlerin daha güzel olacağı bir Türkiye için.
Dostlarla, canlarla beraber...


Hangi meslek adının başında "CUMHURİYET" kelimesi var?

Savcı!

Cumhuriyet'in savcısı olan Türk Oğlu Türk Cumhuriyet Savcılarına sesleniyorum:

YARINA BIRAKMAYIN !

BU GECE PAKET YAPIN Bu OSMAN BAYDEMİR denen soysuzu!



Yorum:

--------------------------------

S.Servet Gürbüz


Lozan'da doktora yaptıktan sonra Atatürk tarafından "HukukReformu yapmakla" görevlendirilen Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcılar için "Cumhuriyet Savcısı" unvanının isim babasıdır.

Ata'nın huzurunda "Hukuk Reformu" için fikir fırtınası yapılırken, Bozkurt'un tepesinde şimşekler çaktırılır:

"Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı denilir?

Cumhuriyet Başbakanı, Cumhuriyet Bakanı, Cumhuriyet Müsteşarı, Cumhuriyet Valisi, Cumhuriyet Büyükelçisi olmuyor da, neden Cumhuriyet Savcısı?

Savcılara neden bu imtiyaz ?

Atatürk, Bozkurt'a, "Ne diyorsun?" diye sorar.

Bozkurt'un cevabı çok net olur:

"Çünkü, öyle zaman olur ki, cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir.

İşte o Cumhuriyet Savcısı'dır."

Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder.

"Devam et Bozkurt" der.


-MEVLÛD-
Şehidimiz Onb. Cengiz SARIBAŞ’ın 20 Aralık 2009 Pazar Günü Soğanlı, Cumhuriyet Mah.Kıbrıs Cad. Bereket Sokakta bulunan
CUMHURİYET MAHALLESİ MERKEZ CAMİİ’nde 11:30 da başlayacak olan Mevlûdü,
Şehidimizin Gönül Ağabeyi Sn. Ahmet Hoca’nın katkılarıyla gerçekleştirilecektir.
Katılımınızı bekliyoruz.
Allah Rahmet Eylesin.
.
...
Sabih Samur Yorumu:
Ahmet Hoca Türk Milliyetçiliğine emeği geçmiş bir arkadaşımızdır.Bilen bilir, tanıyan tanır.
19 Aralık, 09:53 ·

Peki ya TUZ KOKARSA ?

Gönderen SABİH SAMUR | 9:15 ÖS | , , , , , , | 0 yorum »


Sabih Samur
21 Aralık, 21:13

01.06.2008 tarihinde yazmışız aşağıdaki yazıyı.Ne değişmiş?Biz bunları görmüştük demenin bize ne faydası var?Düne kadar devletin güvenliği ve bekaası tehlikeye girerse ve bunun iktidar eliyle ortam hazırlandığı görülürse, son çare otomatik olarak devreye giren hani tabiri caiz ise etin kokmamasına karşı TUZ misyonu üstlenen bir Birim vardı.Kendimizi TC olarak güvende hissediyorduk.Şimdi cevabı olmayan en zor soru?Peki ya TUZ KOKARSA?

ŞAHİNLER VE GÜVERCİNLER


01.06.2008 Pazar


Önceleri ABD ile ilgili haberlerde gördüğümüz “Şahinler ve Güvercinler” kavramı, komik, fakat DTP yani PKK adlı terör örgütünün TBMM’de ki sözcülerini ifade etmek için kullanılır oldu.


Bizlere yazılı ve görsel medya kanalıyla PKK ve DTP konusu;


a) Silahı bırakmak için uğraşan ve konuyu demokratik ortamda, çözmeye çalışan kesim, sanırım bu kesimin adı: “Güvercinler”


b) Kürtçülük fikri ve eylemi, Kürt milliyetçiliği söylemleriyle ve hatta yine adı konulmamış şekliyle, Sarı-Kırmızı-Yeşil bezleriyle “Şahinler” olarak sunulmaktadır.


Çiş değil sidik.


Bir zamanlar bir reklâm vardı: “Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankasıyız”.


Bizlere (Okyanus ötesinin de dayatmalarıyla) ya Güvercinleri seç ya da Şahinleri seç menüsü sunuluyor. YERSEN!


Bir adım geri çekilip, sigara içme noktasında, bir sigara yakıp, durum muhakemesi yaparsan, göreceksin ki; Güvercinin de, Şahinin de söylemi aynı.


İkisi de diyorlar ki; “ GAP değil, on tane GAP gibi refah arttırıcı projelerin olsa bizim için hikâye.


Bizler dönüşü olmayan yola girmişiz.


Bizlere haklarımızı; kendi bayrağımızı, kendi dilimizi, kendi ekonomik özgürlüğümüzü yani kendi “Federal Kürt Devleti” mizi teslim etmediğiniz sürece, Sn Başbakanınızın da söylediği gibi, “ Bu şarkı bitmez.”


Bölücü terör örgütü, PKK’nın, iradesiyle ve ya iradesi dışında silah bırakması, Türkiye Cumhuriyeti için sevindirici bir olay gibi gözükmektedir.


Akan kan duracak, askerlerimiz ölmeyecektir.


Bu görünen kısmı, ya görünmeyen kısım?


Avrupa Parlamentosu, artık barış ortamında, Türk halkının, -onların ifadesiyle- Kürt halkı ile masaya oturması ve ne istiyorlarsa kibar kibar verilmesi istenecektir ve zaten istiyorlar da.


Büyüklerimiz yani T.C.’yi yönetme erkini elinde tutanlar, mutlaka bizim bu gördüklerimizi görüyorlar ve tedbirlerini alıyorlardır.


Bizden hatırlatması!





Beklenenler olmaya başladı! Devlet artık devletliğini gösterecek!
Benim Polisimi linç etmeye kalkan çocuğun anası ile benim şehidimin anasını aynı kefeye koyanlar;
TÜRK MİLLETİ ve DEVLETİ SİZİ AFFETMEYECEK!
Hiçbir hükümet sonsuz değildir!
GAFLET,DALÂLET ve HIYANET içinde bulunanlar,
tarihte olduğu gibi en ağır cezaları alacaklar.
Hiç kimsenin şüphesi olmasın.

BİZLER BURADAYIZ!!!

Sabih Samur
TC
Facebook'ta kayıtlı olan arkadaşlarımızın değerli yorumları :
------------------------------------------------------------
Utku Çulha :Asıl sorun şu ki iktidardaki sayın boşbakanlarımız, 7 şehidimizin haberi geldiğinde bile belli kesimi suçlarca kelimeleri hoyratça savururken pkk lı hainlere laf etmediler! 3 gün sonra TSK açıklama yaparak olayı pkk nın gerçekleştirdiğini ispatlayınca hemen 180 derece dönüp bi kaç gün önce söyledikleri rezaleti unutturacaklarını sanıyorlar... ama elbet bu böyle gitmez!!! gitmeyecektir de......
Mehmet Ayrancı : sabih bey evet bizler cok sabırlı bir milletiz ama sabır falan kalmadı analar ağlarkan töreris gurupları el üstünde tutuyorlar ya işte milletimizi kışkırtıyorlar milet elbet bunu hesabını soracaktır.bence ilk önce idam geri gelmelidir vede tekerteker ülkenin bölünmez bütünlüğünü gözdikenlerin hesabı hesilmelidir diyorum.
Sabih Samur : Biraz sabır!Lütfen şu kitabı tedarik ediniz ve okumayın, EZBERLEYİN!"Aslında Hiç kimse Uyumuyordu!" İsmail TansuBİZLER UYUMUYORUZ.ŞİMDİLİK NOT ALIYORUZ!!!
Utku Çulha : Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa,bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir.Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk Bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir.Meclislerin öyle Kararları olabilir ki,bu kararlar, ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir. "Mustafa Kemal Atatürk
Mehmet Ayrancı : yok kardeşim iç savaş falan olmaz bizim ordumuz bunların tepesine bindimi ne doğusu kalır kuzeyırak yeterki meclisteki hayinleri vatan hayinlerini bak ozaman nasıl düzeliyor tarihte bunun yeri vardır devletler ancak böyle var olmuşlardır.
Ahsen Türkeli :Su uyudu, düşman uyudu, şeytan bile uyurdu bunca hainliğin içinde... "Aslında Biz Hiç Uyumadık" evet! Asil millettik, gereğini yaptık. Çünkü biliyorduk ki bu bir nifak tohumudur, daha önce tüm o tohumların sonlarını seyrettiğimiz gibi kendi sonlarını hazırlayan bu GDO'lu güruhun da sonu gelecekti. Geldi de... :))))
Utku Çulha : ZOR SORULAR . . . .
Hangi Kürt kardeşimiz mimar, mühendis olmak istedi de,
onlar teknik üniversiteye sokulmadı?
Hangi Kürt kardeşimiz ülkenin herhangi bir yerinde mağaza, dükkan, kebapçı açtı da ona izin verilmedi?
Hangi Kürt kardeşimiz şarkı-türkü okuyup kaset çıkartıp film yaptı da onun önü kesildi?
Hangi Kürt kardeşimiz Akdeniz'de, Ege'de 5 yıldızlı otel-motel yapmak istedi de ona teşvik verilmedi ?
Hangi Kürt kardeşimiz banka kurmak istedi de ona izin verilmedi?
Hangi Kürt kardeşimiz herhangi bir partiden milletvekili adayı oldu da ona seçilme imkanı tanınmadı?
Hangi Kürt kardeşimiz turizm-seyahat acentaları kurdu da ona ruhsat verilmedi?
Hangi Kürt kardeşimiz askerliği tercih etti de Ordu'da yükselmesinin önü kesildi?
Hangi Kürt kardeşimiz geçmişte senato başkanı oldu da ona itiraz eden oldu?
Hangi Kürt kardeşimizin bu ülkeye cumhurbaşkanı olmasının önü kesik?
Hangi Kürt kardeşimizin Türkiye 1. Ligi'nde futbol oynamasının önünde engel var?
Hangi Kürt kardeşimize kredi verilmedi, hangisine doktor bakmadı, hangisine mektep kapısı kapatıldı?
Hangi Kürt kardeşimize bu ülkenin İstanbul'unun, Ankara'sının, Antalya'sının, Mersin'inin, İzmir'inin kapıları kapalı?
Hangi Kürt kardeşimize yurtdışına çıkmak istediğinde pasaport verilmiyor?
Ama o Kürt kardeşlerin yaşadığı yerlerde, 25 yıldır gelene kurşun sıkıldı, gidene kurşun sıkıldı...
KİM HASMANE OLDU?
Henüz 3 aylık asker olana da mermi yağdırıldı, terhisine 2 ay kalana da kurşun yağdırıldı...
Mayınlı tuzaklar ne kol bıraktı ne bacak!
Yüzlerce iş makinesine benzin dökülüp yakıldı, binalar kundaklandı, mektepler öğretmenleriyle bombalandı...
Fırsat geldiğinde tek asker de katledildi, 30 asker de kurşuna dizildi...
Yine de şehit ve gazi anneleri bağırlarına taş bastılar, kan davası gütmediler.
Türkiye'nin hiçbir köyünde kasabasında Kürt kardeşlerimize karşı hasmane bir tutum ve davranış içine girmediler.
Bütün bunlar bir açılım değilse ne?
Birileri bize bunun dışındaki açılımın ne olduğunu arı, net, duru, temiz biçimde anlatsa da bilsek! Bilelim... Çünkü Türk vatandaşı zaten bağrını, gönlünü açmamış mı bu ülkede yaşayan herkese? Daha başka açılım ne ola ki?
Servet Gürbüz : Maleasef yapılan kelime oyunları ve mesnetsiz şekilde sadece TSK yı hedef alan ve yorumlar beni de çok şiddetli gerdi ve üzdü. Burada amacın "çamur at izi kalsın" olduğu çok açık ortada.Yakında terörü TSK yapıyor diye de ortaya çıkarlar..TSK nın halen en güvenilir kurumsal özelliğe sahip olduğu aşikar.Bu özelliğin yok edilmesi için çok planlı bir uygulama sözkonusu. Ama şehit olan vatan evlatları yüreğimizi sızlatmakta..
Oktay Okay : Eğer benim polisime,,, eğer benim askerime,,,,eğer benim kamu görevlime kendini bilmezler söz söyleyebiliyorsa,,,hakaret ediyorsa,,,,helede el kaldırıyorsa o şerefsizlerin biz TÜRKÜ halkı olarak kollarını kırarız,,,beyinlerini dağıtırız....Bu vatan bizim biz TÜRKLERİN... buranın adı Türkiye.............
Hasan Beyaz : Bizler osmanlı torunlarıyız, bunun gibi yüzlerce Bizans oyunlarını savdık
Bu olaylarda onlarda biri güneydoğuda asker olarakta eğitimci olarakta bulunarak orda bunlardan çok daha fazlasına tanık olup yaşamak zorunda kaldı maşa belli, biz ateşi yakan eli kıramadık, önemli olan ateşi yakan şerefsizleri önleyebilirsek; maşa zaten kendi kendini yok eder. Tahrikleri bir şekilde önlememiz lazım, buna inan hala kardeşimi ordan ayrılması için kendini ve ailesini tehdit eden şerefsizlerin elbet kökü kazınacak, su an aslında kendi kazdıkları kuyuya düştüler.
Serdar Bozan : Art... Devamını Görık yeter...Bu kaçıncı??? BİR ÜLKEDE DEVLETİN KOLLUK KUVVETLERİ LİNÇ EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR İSE BURADA BİR YETKİ PROBLEMİ VAR DEMEKTİR. TAŞIN KARŞILIĞI PLASTİK MERMİ, MOLOTOF KOKTEYLİNİN KARŞILIĞI İSE KURŞUN OLMALIDIR. DEVLETİN KOLLUK KUVVETİNE YÖNELİK BİR LİNÇ GİRİŞİMİNİN KARŞILIĞI DA KURŞUN OLMALIDIR. ABD İNDE TRAFİK POLİSİ SİZİ DURDURDUĞUNDA ELLERİNİZ DİREKSİYONDA OLMAK ZORUNDA ; ELLERİNİZİ İNDİRDİĞİNİZ AN POLİS SİZİ VURABİLİR. NİÇİN?? CANA YÖNELİK BİR KAST OLMA İHTİMALİ OLMASINDAN DOLAYI..AVRUPADA SORGULAMA SIRASINDA -15 DERECELİK KAMERALI SOĞUK HAVA DEPOLARINDA İFADENİZİ ALIRLAR SORGULAMA KAMERA VE MİKROFON ARACILIĞIYLA YAPILIR. SIKIYORSA TUTANAĞI İMZALAMAYIN. BİRDE BİZE İNSAN HAKLARI DERSİ VERMEYE KALKARLAR.. GEÇEN GÜN HABERLER DE POLİSİ TAŞLAYAN ÇOCUĞU ANNESİNE GERİ VERDİLER. BÖYLE BİR ŞEY OLAMAZ. (EN MERHAMETLE VERİLECEK CEZA) GELECEKTE BİR HAİN OLARAK YETİŞECEK O ÇOCUĞUN YERİNİN İSLAH EVİ OLMASIDIR. EĞERKİ BİR BİNADAN ASKERE POLİSE ATEŞ EDİLİYOR İSE O BİNANIN HAKKI İÇİNDEKİLERLE BEREBER YOK EDİLMESİDİR. EĞERKİ BUNLAR ZAMANINDA YAPILMIŞ OLSAYDI; ŞU AN TERÖR DİYE BİR ŞEY OLMAZDI. VE DÜNYANIN HER YERİNDE TERÖRE VERİLEN CEVAP BU ŞEKİLDE İKEN NİÇİN BİZDE FARKLI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL DİYEMEYECEĞİM ÇÜNKİ BİZ TÜRK MİLLETİ HER FERDİYLE ARTIK BUNUN NİÇİN BÖYLE OLDUĞUNU ÇOK ÇOK İYİ ANLIYORUZ. VE BİR GÜN MUTLAKA BUNLARIN HESABI SATILMIŞLARDAN VE HAİNLERDEN SORULACAK.........
Berat Soylu : Her zaman derim..!HÜKÜMETLER GEÇİCİ ama DEVLET KALICIDIR... 'Ayeti Kelimede de dediği gibi ; ''Vay O Namaz Kılanların Haline...'' Milletimizi yıllardır Din üzerinden kandırdılar bu açıktır.Unutlmamalı ki onlar yüce ATAMIZA ''Sarhoş iken kurdu bu devleti'' diyorlar ama Maşallah kendileri ayıkken yönetemiyorlar...
Recep Çaluda : Türkiye Türklerindir. Ulu önder M.KEMAL ATATÜRK'ÜN KURDUĞU LAİK DEMOKRATİK CUMHURİYETİ HİÇ BİR GÜÇ YIKAMAZ. İÇİNDEN GEÇTİĞİMİZ BU SANCILI DÖNEM SONU AYDINLIK OLACAKTIR. İNŞALLAH. KISACA UZATMAYACAĞIM. BU DEVRAN DÖNER ONA GÖRE.
Saffet Soykan : Sabih Bey dostum, değerli meslektaşım
Sayfanızdaki başlığı okudum. Değerli görüşlerinizin benim düşüncelerimle bire bir örtüştüğüne tanık oldum.
Zaten ben de ta baştan bu açılım konusunu hiç beğenmemiştim.
Ermenilerle açılım yaptık da ne oldu?
Şimdi Kardeş Azerbaycanı küstürdük.
Şimdi Ermenisten talepçi oldu.
Kürt açılımına gelince, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetimizin, Büyük Millet Meclisinde, PKK terörüne destek veren bir grup milletvekili tahriklerine devam ediyor.
İzmir'de gövde gösterisi yapıyor.
Son 7 vatan savunucusu evladımıza pusu kurup onları şehit ediyorlar.
Emniyet ve asayişi koruyan polisimizi linç etmeye kalkışıyorlar.
Sonra da iki olayda, sanki de anaları düşünüyorlar gibi propaganda yapıyorlar.
Çocukları kullanarak her türlü melaneti yaptırıyorlar.
Kısaca DTP'nin kapatılmasını olumllu buldum.
Daha önce Anayasa MAhkemesi Mahkemesi Başkanı Haşim son anda kıvırmasaydı, AKP de kapatılacaktı.
Son olarak bu hükümet AB'nin oyuncağı, ABD Başkanı Obama'nın da sille oğlanı oldu. Atatürk'ümüzün kurduğu Türkiye Cumhueriyeti bunlara mı layıktır?
Yazık Sizi de Atatürkçü görüşleriniz için yürekten kutlar,
başarılarınızın devamını dilerim.
Saygılar.

Mekânınız Cennet Olsun.
Sabih Samur

Gönderen SABİH SAMUR | 3:20 ÖS | 0 yorum »


İsviçre'de referandum ile minare yapımının yasaklanmasına sebep olan, minaresi olan ilk Türk Camiinin fotoğraflarla hikâyesi Kırmızı-Beyaz farkı ile sadece burada!
Teşekkürler Sn.Levent Çotuk size fotoğrafta yer alan ve emeği geçen tüm Hak dostlarına...
Sabih Samur




































































TARIH : 04 Aralık 2009
SAAT : 19:40
NO : BN- 124 / 09


1. Yüksek Askerî Şûra Olağan Toplantısı, 04 Aralık 2009 tarihinde Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN başkanlığında, Genelkurmay Başkanlığı Karargâhında yapılmıştır.

2. Toplantıda;
a. Son dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerine Karşı Yürütülen Asimetrik Psikolojik Harekât konusunda bilgi verilmiş,
b. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Harbe Hazırlık Durumu incelenerek, bu kapsamda ortaya çıkan ihtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılamak için alınan tedbirler görüşülmüştür.
c. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetlerinin temel yapısını ve disiplinini bozacak şekilde, irticai tutum ve davranışları tespit edilen 2 personelin Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırılmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Saygı ile duyurulur.




Gün gibi aşikâr, Türkiye yönetilemiyor!

Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın hücresi M2 olarak küçültüldüğü ve bu sebeple hassas yerleri hücresine sığmadığı için Avukatları aracılığı ile dışarı mesaj iletmesi ile başta Ahmet Türk efendi,

peşinden Osman Baydemir ve bilumum zevat vazifeden durum çıkartarak, fitili ateşlemişler ve bugünlere gelinmiştir.

Hükümete de cevap hakkı doğmuş, alelacele mezura alınarak hücre ölçülmüş çok küçük bir sapma olduğunu, dolayısıyla muhterem Apocan (utanmasalar böyle diyecekler)ın hiçbir yerinin açıkta kalmayacak şekilde odasına rahat rahat sığabileceği basın toplantısı ile açıklanmıştır.

Memleketimin ve memleketimi yönetenlerin durumu bundan ibarettir.

Lafı olan beri gelsin.

Benim diyecek lafım yoktur.

Bu başbakan ve bu bakanlar kurulu, dolayısıyla bu hükümet beni temsil etmemektedir.

Ben kim miyim?

TC Vatandaşı

Sabih Samur





Gönderme tarihi:

29 Kasım 2009 Pazar 19:56:46

Sabih Bey selamlar. 29 yaşında yolun başında sayılabilecek genç bir öğretmenim. Ne yazıkki yazılarınızla yeni tanıştım. Ama bundan sonra elimden geldiğince takip edeceğim. Sizin ve ailenizin bayramını yürekten kutlarım.
Sizin gibi yürekli ve dürüst insanların hala basında camiasında bulunması beni çok mutlu etti. Kaleminize, yüreğinize ve cesaretinize hayran kaldım. Her sohbette lafı evirip çevirip size getiriyorum insanlar sizin gibi değerlerin farkında olsun diye.
Böyle bir zamanda en çok ihtiyacımız olan şey sizin gibi değerli kalemler. İyiki varsınız...

Kaleminize, yüreğinize, cesaretinize ve kalbinizdeki vatan ve bayrak aşkına selam olsun...

Bugün düşman ayrımcılık!

Gönderen SABİH SAMUR | 10:21 ÖS | 0 yorum »




BİLGİ NOTLARI
TARİH : 17 Kasım 2009
SAAT : 18:50
NO : BN - 119 / 09
1. Son günlerde medyada, var olduğu iddia edilen üçüncü bir ihbar mektubu ve mektubun ekinde yer alan CD’de bulunan konulara ilişkin haberler yer almaktadır.
2. Var olduğu iddia edilen yeni ihbar mektubunun; Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından yapılan ve 24 Haziran 2009 tarihinde görevsizlik kararı verilerek yetkili makamlara gönderilen soruşturma dosyasında yer alan bazı maddi hususlardan da yararlanmak suretiyle, hazırlayanların kendi hedefleri istikametinde düzenlendiği değerlendirilmektedir.
3. Medyaya yansıyan haberlerden öğrenildiği kadar, söz konusu ihbar mektubu ekindeki CD’de yer alan hususlardan büyük bir kısmının 2008 ve daha önceki yıllarda medyaya yansıyan haberlerle benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir.
4. Kamuoyunun, gereğinden fazla, bu tip haberlerle meşgul edilmesinden üzüntü duyulmakla birlikte, dün olduğu gibi bugün de medyaya yansıyan ve Türk Silahlı Kuvvetlerini ilgilendiren bütün haberler değerlendirilmekte ve gerekli görülen durumlarda gerekli işlemler yapılmaktadır.
5. 17 Kasım 2009 günü bir gazetede yer alan ve bu konularla ilişki kurulmaya çalışılan Genelkurmay Adli Müşavirliği tarafından hazırlandığı iddia edilen belge ise, sahtedir. Söz konusu bilgi notu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK 250’nci md. ile yetkili) yapılan soruşturma doğrultusunda bazı şüphelilerde ele geçirildiği belirtilerek, 08 Nisan 2009 tarihinde Genelkurmay Başkanlığına incelenmek üzere gönderilen belgeler arasındadır. Yapılan inceleme neticesinde, ilgili savcılığa 01 Mayıs 2009 tarihinde “Kayıtlarımızda böyle bir belgeye rastlanmamıştır. Askeri yazım teknikleri ve isimler kullanılarak kurgulanmış sahte bir belgedir” ibaresiyle cevap verilmiştir. Sahte belgeyi, kasıtlı olarak gerçek gibi sunan, gazete hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.
6. İddia edilen üçüncü ihbar mektubunun 15 Kasım 2009 günü medyada yer almaya başlamasının tesadüf olmadığı ve zamanlamasının da oldukça düşündürücü olduğu ortadadır.
7. Türk Silahlı Kuvvetleri, kendisine karşı uzun bir süreden beri yürütülmekte olan faaliyetlerin ve bu faaliyetlerin bütün boyutlarının farkındadır. Bugüne kadar yapılan ve bundan sonra yapılacak her türlü saldırı da Türk Silahlı Kuvvetlerinin kararlı duruşunu ve mücadele azmini asla etkilemeyecektir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Can Dündar’ı İzliyorum Gözlerim Kapalı


NTV, Canlı Gaste adlı program.
Saat 23.15.
Kanalları gezerken bir anda duruyorum. Ekranın altında büyük puntolarla “Ahmet Kaya’yı
Anıyoruz” yazıyor. Türkçeye de maalesef yerleşmiş olan “baby face” yani “Bebek Yüzlü” adamı görüyorum.
Evet yanılmadınız Can Dündar’dan bahsediyorum.
Masum Cumhuriyet Çocuğundan.
Eğer Cumhuriyet’i savunmak ona kaldıysa ben artık sadece seyirci olmak istiyorum.
Neden bu tepkim?
Bu Cumhuriyet Çocuğu, bizden biri dediğimiz adam, Sarı Zeybek’i bizlere kazandıran kişi değil mi?
Maalesef O!
O Can Dündar, aynı duygusallıkla ve o bebek yüzüyle; bizler için Mustafa’yı da çekti!
Bu akşamda Türkiye’ye çok büyük emeği geçmiş, Türkiye’yi bütünleştirici parçalar üretmiş olan, TC’nin medarı iftiharı Ahmet Kaya’yı da ölümünün 9. yılında anıyor.
Gözlerimi kapatıyorum, midem bulanıyor.
Sarı Zeybek’teki Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatma esnasında hangi duygu yüküne sahipse, aynı hüzünle Ahmet Kaya’yı anıyor.
Gözlerimi açmak istemiyorum. Bu adamı gördükçe anmış olduğu insanı, Ahmet Kaya’yı öpüp sarılmak geliyor içimden. Dünya görüşümüz, vatana bakış açımız uyuşmasa bile fikirlerinden ödün vermemesi ve dik duruşuna bakıyorum, bir de masalara çağrılan konsül matrisler gibi bir o masada bir diğer masada gezinen Can Dündar’a.
Ne olduğu, kime hizmet ettiği belli olmayan, dün Atatürkçü, bugün Kürt Açılımı şak şakçısı,
Ahmet Kaya için gözyaşı dökeni oynayan, yarın kuvvetle muhtemel Türk Milliyetçisi bir Can Dündar.
Rüzgâr hangi yönden eserse o yöne dönebilen, devrin adamı.
Güçten yana, güçlüden yana.
Aziz Nesin’in Dev Eseri: ZÜBÜK.
Ve o Dev Oyuncu; Kemal Sunal.
Birden aklıma Zübük geldi.
Devrin adamı olacaksın.
Dün: Atatürkçü, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü.
Bugün: Kürt Açılımı şak şakçısı, gerekirse Federatif Yapılanma.
Yarın: Belki de Koyu bir Türk Milliyetçisi-maskesi
Bizler çenemizi yormakla ve seni görmemek için gözlerimizi kapatmakla kalırız.
Oysa sen yürümeye devam edersin.
Yolun açık olsun, sadece yüzü bebek olan kalbinin ne olduğu belli olmayan adam.

Sabih Samur

Senin İçin Ölürüm de Öldürürüm de !

Gönderen SABİH SAMUR | 2:41 ÖS | 0 yorum »


Kaynak: Ankaralılar meclisi (facebook)

AFFETMİYORUM SİZİ !

Gönderen SABİH SAMUR | 1:24 ÖS | | 0 yorum »



Bu Ülke sonsuza dek senin gösterdiğin yolda yürüyecek.
Bizlerde bu yolun ve ülkünün takipçisi, uygulayıcısı
ve TEMİNATIYIZ !
Arz ederiz.
Sabih Samur
Nefer


Başbakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, şöyle denildi:
“Ülke güvenliğine ilişkin konuların yanı sıra gündemdeki ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’na yönelik tartışmalar da değerlendirilmiştir.
‘Eylem Planı’ iddialarına ilişkin soruşturma süreci, adli ve askeri yargı makamları tarafından, kendi görev ve yetki alanları kapsamında yürütülmektedir. Bu sürecin en kısa zamanda gerçeği ortaya çıkarması beklenmektedir. Bu süreçte herkese düşen görev, sürecin sonuçlanmasını beklemek, kişi ve kurumları hedef alan davranış ve yorumlardan kaçınmaktır.”

Sabih Samur Yorumu:
Bu açıklamanın yapılması için yüzümüzü fotoğrafta görüldüğü gibi asmamız mı gerekiyordu?
Keşke 29 Ekim’i hep birlikte, olması gerektiği gibi mutluluktan kahkahalarla yaşayabilseydik.
Keşke…