Milliyet Gazetesi Köşe yazarı Sn. Hasan Cemal’in 11 Mart 2007 Pazar günkü yazısında belirtiyor:“Bugün Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu yakın tehlikenin irtica değil, faşizm ya da faşizan bir otoriter rejim olduğunu düşünüyorum.İrtica ve bölücülük bağrışları arasında, kolu kanadı zaten kırık demokrasi ve hukuk devletinin kuşatma altına alınmak istendiğini uzunca bir zamandır biliyorum."İrtica geliyor, Türkiye bölünmek isteniyor!" sloganlarıyla ulusalcı-milliyetçi bir dalga kabartılıyor.”
Evet Hasan Cemal böyle diyor.
Ülkenin bölünmesinden,federal yapılanmadan bahsedildiği bir ortam “bölücülük bağrışması” olarak niteleniyorsa ulusalcı-milliyetçi dalga faşizm olarak kabulleniliyorsa gururla söylüyorum Sabih Samur olarak ben faşistim ve vatanını seven,onu korumak ve kollamak için yemin etmiş milyonlarca faşist Sabih Samur var!
Sabah Gazetesi’nin ağır ağabeylerinden Muhterem Fatih Altaylı’da köşesinde buyurmuşlar;
“…bu yükselen milliyetçilik ile nereye gidiyoruz?…”
Çok sakıncalı değil mi?
Aman çocuklarınızı uyarın kötü yola sapmasınlar.
Allah korusun büyüyünce Atatürk milliyetçisi filan olurlar neme lazım!
Bırak tshirtlerde yazan “I love USA” yazısını, donunuza kadar Amerikan bayrağı giyiniz sizden iyisi yok.
Neden? Çünkü bize öğretilen güçlüden yana ol zarar gelmez.
Ne istiyorum biliyor musunuz ?
Amerika, Türkiye’ye sınırsız Green Card verse de ne kadar Amerikan hayranı varsa defolup gitse!
Ulan bu yazıyı Bush mush okur da alırız başımıza belayı. O yüzden bende I love USA yani nasıl diyorlar sizde; me too!
ABD yüzünden Kuzey Irak’a giremiyoruz.
ABD yüzünden başka ülkelerden helikopter alamıyoruz.
ABD yüzünden güya kendi isteğimizle F-35 projesine dahil oluyoruz.
ABD yüzünden özelleştirmediğimiz bir Anıt Kabir kaldı.
Yukarıdaki 4 satırı kırk satır yapabilecek kudretteyiz Allah’a şükür.
Ama HAMASET yapmaya gerek yok değil mi?
Büyüklerimiz öyle diyor ya!
Biz K.Irak’a girmeliyiz dedikçe bazıları hamaset yapılıyor diyorlar.
Türk Ordusu barışı sağlamakla, vatanı korumak ve kollamak ile mükelleftir.
Üniformalı iken yağıp gürleyeceksin,bir sürü madalyayı bir sürü törenle alacaksın sonra sivil olunca utanmadan sıkılmadan “… biz oralara gidemeyiz gitsek de giremeyiz. Çünkü,” şartlar müsait değil.”diyeceksin.
Yerim senin şartını.Rahmetli Ecevit ve Erbakan ikilisi tüm muhalefete ve Amerikancı kesime rağmen aslanlar gibi liderlik yapmışlar ve ordumuzun o yokluklarına rağmen Kıbrıs’a girerek akan kanı durdurmuşlardı! O zaman ortam çok mu müsaitti?
İşte bunları yazdığın zaman hamaset yapmış oluyorsun. Şimdi bu yazdıklarımı başka yerlerinden anlayıp bizi ordu düşmanı ilan etmeye kalkanlara da bilgi vermekte fayda var.
Ofisimin duvarında Tümgeneral Necati Özgen imzalı 207. Dönem Yedek subay diploması asılı. Bugün sayın Özgen Paşam da emekli ama resmi ağzı ne ise sivil ağzı da hala öyle.
Adım gibi eminim yetkisi olsa kamuflajları çoktan giymiş Kandil’e çoktan inmişti.
Bugün Kandil’e giremeyenler yarın Doğu ve Güneydoğudaki Üniversitelerimize de giremeyecekler.
Neyse hamaset yapmayalım.
Hep bir ağızdan bağıralım yaşasın koordinasyon.
Yaşasın Amerika ile olan dost ve müttefikliğimiz.
YAŞASIN AMERİKA ve KUTSAL ÇIKARLARI !
Kendinize iyi bakın ve yere sıkı basın.

Sabih Samur

OYLAR 1 MİLYONU AŞTI !

Gönderen SABİH SAMUR | 8:47 ÖS | | 0 yorum »

Oylar 1 milyonu aştı
20 Şubat 2007



Kurtlar Vadisi anketine rekor sayıda oy geldi. Basın tarihine geçen ankete oy verenlerin büyük bir çoğunluğu dizinin yayından kaldırılmasına karşı çıktı.
Kurtlar Vadisi dizisinin yayından kaldırılması üzerine başlattığımız ankete 1 milyonu aşkın oy geldi. Oyların büyük bölümü bu olayı sansür olarak değerlendirdi. Binlerce yorum geldi. Hurriyet.com.tr'ye konuşan Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, yayıncılığa eşit ve adaletli bir denetim sistemi getirilmesini istedi.İşte merakla beklenen sonuçlar:





Kaynak : Hürriyet Gazetesi

SABİH SAMUR YORUMU : Halka rağmen Halk için. ( YERSEN)






PANA FİLM'DEN RTÜK'E YANIT

Gönderen SABİH SAMUR | 1:06 ÖS | | 0 yorum »


Pana Film'den RTÜK'e yanıt


İşte Kurtlar Vadisi'nin Akman'a cevabı... RTÜK Başkanı Zahid Akman, CNNTürk’te katıldığı canlı yayında Kurtlar Vadisi Terör’ü üst kurulun yasaklamadığını, sansür iddialarının gerçek dışı olduğunu öne sürdü… Zahid Akman, insanların gözünün içine baka baka yalan söyledi. Gerçekler ise şu: RTÜK heyeti, oybirliği ile, dizinin birinci bölümünde yasalara aykırı bir durum olmamasına rağmen, dizinin devamının yayımlanması halinde sözlü ve yazılı uyarı olmaksızın kanala bir ay kapatma cezası verileceğini ve akabinde kanalın yayın iznini iptal edeceklerini ifade etmişlerdir. RTÜK Başkanı, bu toplantıda kendisine gelen şikayet mesajlarını delil olarak sunarken, dizinin varlığı ile ilgili olumlu mesajları “154 bin şuursuz kişi olabilir” diye değerlendirmiş, canlı yayında ise kendi cümlesini çarpıtarak “kanala da şikayet mesajları geliyormuş” ifadesini kullanmıştır. Gerçeklerin ortaya çıkarılması için toplantı tutanaklarının açıklanmasını talep ediyoruz… Devletimizin bir kurumunun başındaki yetkilinin bu şekilde gerçek dışı beyanat vermesini esefle kınıyoruz… Sansürcü ve şantajcı zihniyetin ruh hali olarak görüyor, gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağına inandığımızı ifade ediyoruz.




Bu fotoğraflar Yüksekova Haber'den alınmıştır.











YÜKSEKOVA’DA BÖLÜCÜ-AYRILIKÇI PKK SLOGANLARI








HAKKARİ’nin Yüksekova İlçesi’nde, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirilmesinin yıldönümü nedeniyle dün PKK yandaşlarının esnafa kepenk kapattırması sırasında DTP İlçe Başkanı Şabettin Teymur’un oğlu Özgür’ün tabancayla yaralanmasına tepki olarak esnaf bu sabah işyerlerini açmadı. Van Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınan 20 yaşındaki Özgür Teymur’un öldüğü iddialarını yalanlayan Yüksekova Belediye Başkanı M. Salih Yıldız, “Esnaf yaralının öldüğü söylenince işyerlerini açmadı ama yaralı gencin sağlık durumu iyi’’ dedi. Öcalan’ın yakalanışının 8’inci yıldönümü nedeniyle dün Doğu ve Güneydoğu’daki bazı illerde PKK’lıların baskısıyla kepenk eylemi yapıldı. Hakkari kent merkezinde geçen yıllarını aksine tüm işyerleri açılırken, Yüksekova İlçesi’nde sabah birkaçı dışında tüm işyerleri açılmadı. Güvenlik güçlerinin esnafı uyarması üzerine öğleye doğru birçok işyeri açılıp yaşam normale dönerken, aralarında DTP İlçe Başkanı Şabettin Teymur’un oğlu Özgür Teymur’un da bulunduğu 25 kişilik grup esnafı dolaşarak iyerlerini kapatmasını istedi. Saat 15.30 sıralarında Cengiz Topel Caddesi üzerindeki Sat Kuyumculuk önüne gelen gruptakiler, işyeri sahibine ‘Dükkanını sabah neden açtın’ diye çıkıştı, taş ve buz parçaları atarak işyerinin camlarını kırdı. İşyeri sahibi Cumali Balin’in tabancayla ateş açması sonucu gruptakilerden Özgür Teymur ağır yaralandı. Yüksekova Devlet Hastanesi’nde yapılan ilk müdahalenin ardından Van Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Özgür Teşmur’un öldüğü söylentisi yayıldı. Bu haberin gerginliği tırmandırdığı ilçede bu sabah esnaf işyerlerini açmadı. Güvenlik güçleri, dünkü olayın meydana geldiği ve sahibi Cumali Balin’in gözaltına alındığı Sat Kuyumculuk önünde yoğun önlem aldı.


PANZERLERDEN ANONS YAPILDI



Yüksekova Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin esnafı işyerlerini açmaları konusunda uyardı ve panzerlerden “Sevgili Yüksekovalılar, her türlü can ve mal güvenliğiniz sağlanmıştır. Terör örgütlerinin tahriklerine kapılmayın, lütfen dükkanlarınızı açınız. Aksi takdirde hakkınızda yasal işlem yapılacaktır’’ anonsları yapıldı. Yapılan bu anonslara karşın fırın ve eczaneler dışındaki işyerleri açılmadı. Yüksekova Belediye Başkanı DTP’li M. Salih Yıldız da ilçeye, Van Devlet Hastanesi’nde tedavi gören yaralı Özgür Teymur’un öldüğü söylentilerinin ulaştığını, esnafın da bu yüzden dükkanını açmadığını belirtti. Yıldız, Özgür Teymur’un sağlık durumunun iyi olduğunu ve vatandaşa da bunu bildirmeye çalıştıklarını söyledi.


DTP’DEN GÖSTERİ


Bu arada saat 11.00’de Cengiz Topel Caddesi’nde toplanan 300 kadar DTP’li, Özgür Teymur’un vurulmasını protesto etti. Yükekova Belediye Başkanı M. Salih Yıldız ve Esendere Belediye Başkanı Hurşit Alptekin’in de aralarında bulunduğu DTP’li grup yaptığı basın açıklamasında, Özgür Teymur’un vurulmasının provokasyon olduğunu ileri sürdü. Kürt halkına baskıların devam ettiği ileri sürülen açıklamada, “İşbirlikçiler ve çetelere karşı mücadelemiz devam edecek. Bizler bu provokaslara izin vermeyeceğiz’’ denildi. ‘PKK halktır, halk burada’ ‘Gençlik Apo’nun fedaisidir’ sloganları atan grup, polisin uyarısı üzerine dağıldı.





SABİH SAMUR YORUMU :


"Kurtlar Vadisi Terör " nedense bazı kesimleri rahatsız etti.Sanki hepimizin bildiği , Kürt kökenli değil Kürtçü ve ayrılıkçı düşünceye sahip bir kesiminde desteklemiş olduğu Ayrılıkçı ve Bölücü PKK terör örgütü diye bir şey yokmuşta birileri çıkıp bir senaryo uydurmuş!

Bu örgüt ile ilgili Türk Halkını aydınlatmanın yazılı basınla yetersiz olduğu gün gibi ortada iken Kurtlar Vadisi'nde Terör versiyonuyla bu konunun kitlelere tüm çıplaklığı ile anlatılması kimileri ve neden rahatsız etmiştir?Bence ivedilikle bu konunun üzerine gidilmelidir.

Artık Türk Halkına olduğu gibi tüm gerçekleri televizyon ve sinema kanalıyla, bu dizi gibi bir sürü benzer dizi ile anlatılmalı,bilgilendirilmelidir.


Bugün Kurtlar Vadisi-Terör'ü kaldırırsın.Yarın da başka , görevlendirilmiş bir köşe yazarının ön ayak olması ile İsrail,Almanya ve/veya İtalya'nın isteği ile belki de "Sağır Oda"yı da kaldıralım ,zararlıdır diyebilirsin.Peşinden Star'da yayınlanan "Köprü'yü kaldırabilirsin.
Koy yerine aşk masalları seyretsin yurdum insanı.
Bu sırada Hakkari Yüksekova'da rica ile dükkan açtırmaya çalışan devlet görevlisi seni ilgilendirmesin.Diyarbakır Belediye Başkanı hangi amaçla Yüksekova'da turlayıp gövde gösterisi yapıyor?Sen bunları araştırma,sorgulama.Kaka çocuk olup Türkiye'yi kimilerine göre felakete sürükleyen Türk Milliyetçiliği rüzgarına kapılma.Sonra senin için "Hamaset" yapıyorlar,gençtir,toydur,yaşlanınca olgunlaşır derler(biz senin gençliğini de biliyoruz da...).
Devletin şefkatini ve sıcaklığını yaşamak istiyorsak başımıza Sarı-Kırmızı-Yeşil renkler takmak yerine Kırmızı-Beyaz'ı tercih etmeli,ne anlama geliyorsa ,havaya kaldırdığımız o iki parmağı efendi efendi indirmeliyiz.
Ben Kürt Kökenli T.C. vatandaşıyım ve bayrağım Türk Bayrağı'dır diyen bunu haykıran kardeşimdir;başımın üstünde yeri vardır.Ben Kürtçüyüm bir gün kendi bayrağımızı dalgalandıracağız,yaşasın büyük kürdistan diyene de T.C.'nin mutlaka vereceği sanal olmayan ve yayından kaldırılamayacak yanıtı vardır.
Halkların kardeşliği değil,Türk Halkının mensubuyum diyenlere selam olsun.

Saygılarımla
Sabih Samur - T.C.









Petrol Yasası’nın tartışıldığı Ceviz Kabuğu’nda
izleyicilere sorulan, “Türkiye’de çıkan petrol
millileştirilmeli mi, özelleştirilmeli mi?”
sorusuna 12 bin cevap geldi.
“Petrol millileştirilsin” görüşünü savunanların oranı yüzde 99 oldu.
VETO EDİLEN PETROL KANUNU, BİR KEZ DAHA CEVİZ KABUĞU MASASINA YATIRILDI Bu yasa, talan yasasıdır!
CHP’li Tacidar Seyhan, Petrol Yasası’yla halkın parasının yabancıya hibe edilmek istendiğini belirtirken, ANAVATAN’lı Sarıbaş “ Kapitülasyon ve manda mantığıdır bu” dedi
AKP Hükümeti tarafından hazırlanan, ancak Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen yeni Petrol Yasası’nın AKP’liler tarafından yeterince bilinmediği ortaya çıktı. Önceki gece, Hulki Cevizoğlu’nun Kanaltürk televizyonunda yayınlanan Ceviz Kabuğu programında Sezer’in veto ettiği petrol yasası bir kez daha tartışıldı. 6,5 saatle yeni bir canlı yayın rekoru kırılan programa TBMM Enerji Komisyonu üyeleri AKP Aydın Milletvekili, “Acar Petrol” ün sahibi Ahmet Rıza Acar ile CHP Adana milletvekili Tacidar Seyhan katıldı. Programda sorulara net yanıt veremeyen ve ekran başındakileri çileden çıkaran AKP milletvekili, savunduğu tezleri kanıtlayamadı.
AKP’li Acar savunduAKP Milletvekili Acar, “Bu yasa Türkiye’yi dışa bağımlılıktan kurtarıyor” derken, yasada milli petrol şirketi TPAO’nun lehine olan maddelerin kaldırılmasını açıklayamadı. Acar’ın sürekli olarak kendi sözleriyle de çelişkiye düştüğü görüldü. AKP milletvekilinin “Türkiye sürekli olarak etrafına düşmanlık üretti” demesi üzerine ile Hulki Cevizoğlu sert cevap verdi: “Yani, Türkiye Batı’nın ülkemizde PKK terörünü desteklemesi gibi o ülkelerde terör örgütü kurup onları rahatsız mı etti? Binlerce gencini mi şehit etti? Onlara gizlice silah mı verdi? Ekonomik olarak baskı mı uyguladı? Bu nasıl mantıktır? Yıllarca Türkiye üzerinde düşmanlıklarını gösterenlere karşı bunu nasıl söylersiniz?”
Yakıt bulamamıştıkCHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, yasaya ağır eleştirilerde bulundu: “Bu yasa, bir talan yasasıdır. Bu yasa ile, halkın parası yabancıya hibe ediliyor. Kimsenin buna hakkı yoktur. Yabancı petrolcüleri Kabotaj (sularımızdaki egemenlik hakkımız) Kanunu’ndan muaf tuttular. Yabancı petrol şirketleri, gelip Türkiye’de petrol arayacak, her türlü arama masraflarını vergiden düşecekler, hatta açtığı kuyuları kapatırsa bunun masrafını da düşecek. Kazandığı da en çok yüzde 40’a kadar vergilendirilecek. Ayrıca, ‘memleket ihtiyacı için harcama’ maddesi de kaldırıldığı için, yabancılar Türkiye’den çıkardığı petrolü tümüyle yurt dışına çıkaracak. Bunun sıkıntısını Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında ambargo yediğimiz sırada anlamıştık. Savaş uçaklarımız yakıt bulamamıştı. Sayın Cumhurbaşkanı da buna vetosunda buna işaret etmiştir. Bu yasa dudak uçuklatacak düzenlemelerle doludur.BTC (Bakü Tiflis Ceyhan) Boru hattında da hissemiz yüzde 25’ten yüzde 6,5’a inmiştir. Burada en çok 300 milyon dolar kazanmamız söz konusudur. Bu kadarcık paranın bile garantisi yoktur.”
Lozan deliniyorCeviz Kabuğu’na telefonla bağlanan Halkın Yükselişi Partisi Genel Başkanı Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk ise, “egemenlik haklarımızın elimizden alındığını” söyledi ve ağır eleştirilerde bulundu: “Bu kanun sadece ekonomik çıkarları değil, egemenlik haklarımızı da taciz ediyor Yabancılara verilen haklar âdeta imtiyaz niteliğinde. Türkiye’nin kabotaj hakkını rahatsız ediyor. Cumhurbaşkanı Lozan’la elde edilen haklarımızın saf dışı edildiğine dikkate çekiyor. Türkiye’nin egemenliği taciz ediliyor. Bu kanun, Türkiye üzerinde yürütülen Batı Operasyonları ile ilgilidir. İktidarın akıl almaz zaafı vardır. AB kurmaylarını memnun etmek adına yapılıyor. Devletin haklarını indiren bir garabettir. Türkiye’nin sistemli çökertilmesi operasyonudur.
Talihsiz bir yaklaşımBunun AB ve BOP’la ilgisi vardır. Çanakkale’yi geçemeyenlerin ekonomik rövanşıdır. Bütünüyle bir teslimiyet ifade ediyor. AKP milletvekili ‘Türkiye etrafına sürekli düşmanlık üretti’ dedi. Bu nasıl yaklaşımdır? Yabancıların Türkiye üzerindeki bir hayli tasallutunu bilmeyen var mıdır? Türkiye’nin direnç noktaları yok ediliyor. Bir siyasetçinin bunun söylemesi büyük talihsizliktir.” Menfaat görecelidirAKP Aydın milletvekili Ahmet Rıza Acar’ın bu sözler üzerine “Milli menfaatler görecelidir. Petrolün yurt dışına çıkarılması, ihraç edilmesi milli menfaat kapsamındadır” demesi ise büyük tepkilere neden oldu.
Geleceği ipotek altına aldılar DSP Genel Başkanı Yardımcısı, eski Devlet Bakanı Masum Türker, “AKP milletvekili, devleti ekonomiden çıkaran misyonun temsilcisi gibi. AKP, Türkiye’nin geleceğini ipotek altına aldı. Bilgi kirlenmesi ile gerçeği karıştırıyorlar. Bu petrol kanunu, Irak’taki gibi ülkeyi dış güçlere teslim ediyor. Bu kanun kabul edilirse, yabancılar Sultanahmet Camii’nin avlusunda bile petrol arayabilecek. Bu yasayla TPAO’yu yabancılara satmanın altyapısını hazırlıyorsunuz. Tek parti diktatörlüğü uygulanıyor” dedi. Ceviz Kabuğu’na telefonla bağlanan “İran Devleti Petrol Danışmanı” Prof. Dr. Ahmet Ercan ise, ilginç bilgiler verdi: “TPAO İran’a gelip petrol arama-çıkarma araştırması yapsın. İran buna izin veriyor. Kapı Türklere açık. BTC bizim değildir, Mete Göknel’i onaylıyorum. O projenin sismik araştırmalarını ben yaptım, yakından biliyorum. Ayrıca, ‘Birinci Dünya Savaşı’ değil, ‘Birinci Petrol Savaşı’ olmuştur. 1914’de, dünya petrolünün yüzde 57’sini Osmanlılar kontrol ediyordu. Osmanlıyı parçalayanlar, petrolün hesabını yapmışlar, ona göre bölmüşlerdir. Misak-ı Milli sınırları da bu petrolün sınırlarıdır. Şimdi ise, bu petrol yasası ile Güneydoğu Anadolu ayrıcalıklı bir hale getirildi. AB dayatmaları ile de ayrıcalıklı hale getirildi. Oyun aynı oyundur. ”
Petrol millileştirilsinProgramda düzenlenen ankette izleyicilere, “Türkiye’de çıkan petrol millileştirilmeli mi, özelleşti-rilmeli mi?” sorusu soruldu. 12 bin oyun geldiği ankette, “Petrol millileşti-rilsin” görüşünü savunanların oranı yüzde 99 oldu.
Para gelsin, imanı bile satarız zihniyeti buYine telefon bağlantısıyla katılan ANAP TBMM Grup Başkan Vekili, eski AKP’li Süleyman Sarıbaş da, AKP’ye ağır eleştiriler yöneltti: “Tam bir AKP zihniyeti görüyoruz. Her şeyi maddeye endekslemişler. Millilikten uzak, para gelsin imanı bile satarız zihniyeti bu. Türkiye’yi yabancılara peşkeş çekmek için tipik bir örnektir bu. Bu kanunu koltuğunuzun altına kim verdi? Milleti dinlemiyor, emir verenleri dinliyorsunuz.
Ülkenin teminatıUluslar arası küresel güçler, diğer ülkelerde tankla tüfekle yaptıklarını Türkiye’de kanunla yapmak istiyorlar. Uluslararası şirketler Türkiye’de petrol araştırma yapıp gitti, arkasından bu kanun çıktı. Türkiye’nin Kafkasya ile bağını koparmak istiyorlar.sizin kadar kimse ülkeyi satmadı. Kapitülasyon ve manda mantığıdır bu.” Bu ağır eleştirilere cevap veren AKP milletvekili Acar, gülümseyerek “BOP sizin aklınızı başınızdan almış, biz bu ülkenin teminatıyız... Boyuna atıyorsunuz...” dedi. Osmanlı imparatorluğunun yıkılışı üzerine yapılan tartışmada Acar’ın “Devletler de bazen yıkılabilir ” demesi ortamı gerdi. ANAP’lı Sarıbaş, “Bu, Türkiye de yıkılabilir anlayışıdır” dedi.
CHP’yi suçladıProgramı arayan Enerji Komisyonunun AKP’li başkanı, AKP Kütahya milletvekili Dr.Soner Aksoy ise, “Enerji ile ilgili çıkarılan yasaların yüzde 99’una CHP evet demiştir. Siz petrol işletmelerinin kapatılmasından yanasınız. Bir dolara mermi sıkacak durumdayım, ama petrolü çocuklarımız için yer altında saklayacağım, öyle mi?” dedi. AKP’li Aksoy, BTC petrol boru hattı projesinin de “Yüzyılın projesi olduğunu” ileri sürdü. CHP’yi de eleştiren AKP’li Aksoy, “Sizinki 1930 CHP zihniyetidir. Devlet yatırım yapa yapa özel sektörü kısır bıraktınız” şeklinde konuştu.
BTC yüzyılın yüz karasıBOTAŞ’ın eski Genel Müdürü Mete Göknel’in telefonda verdiği bilgiler ise, AKP’li milletvekillerinin açıklamalarını tekzip etti. Göknel şunları söyledi: “Sizin söylediğinizin aksine, Rusya Dışişleri Bakanı, enerji kaynaklarını yabancılara teslim etmeyeceğini açıkladı. Sadece, Sibirya’da çalışacak Rus bulamadıkları için Çinlilerle özel bir anlaşma yaptılar, o kadar. BTC projesi de yüzyılın projesi değildir.
Hakkımız yokYatırımın üçte ikisi bize kalmadı. İşin ameleliği bize kaldı. BTC üzerinde hiçbir hakkımız yok. Hiçbir zaman müdahale ya da engellememiz söz konusu değil. Bu hükümetler arası bir anlaşmadır. Ayrıca, Türkiye’den geçen boru hattının güvenliği sağlanamazsa uluslar arası güç korumaya gelecek. Bunun hangi güç olduğu da bellidir. Boru hattını sahibi BTC Konsorsiyumu. Bunun da yüzde 40’ı İngiliz milli petrol şirketi BP’dir. Bizim hissemiz ise sadece yüzde 6,5’dur. Bu hat bizim değil, sadece işletmesini aldık.”
Proje sulandırıldıBu sözler üzerine Hulki Cevizoğlu, “BTC projesi, AKP’li Aksoy’un dediği gibi yüzyılın projesi mi, yoksa yüzyılın yüzkarası mı? Ayrıca, 1 Mart tezkeresi ile ABD askerlerinin Türkiye’ye gelişi engellendi ama, BTC anlaşması ile yabancı silahlı güçler mi gelecek?” diye sordu. Eski BOTAŞ genel Müdürü ise şu karşılığı verdi: “Hayır, yüzyılın projesi değil. Proje sulandırıldı. Dolum merkezi Ceyhan olursamusluk bizde kalır. İsrail’e Kızıldeniz’e hat verirseniz hiç etkisi olmaz. Üstelik çevre ülkeleriyle papaz olursunuz.”
Kaynak: Yeniçağ Gazetesi


K.Irak ve PKK’yı konuşmak için ABD’ye giden Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın yapacağı görüşmeler İran’ın resti ve Rusya’nın sürpriz çıkışıyla daha da önem kazandı.

Büyükanıt küresel ısınmanın ortasına düştü
ABD Genelkurmay Başkanı Org. Peter Pace’in konuğu olarak ABD’ye giden Org. Yaşar Büyükanıt, Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Savunma Bakan Yardımcısı Eric Edelman ve Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Peter Schoomaker’le bir araya gelecek.
Ateş çemberi genişliyorBÜyÜkanIt, PKK ile mücadele verilen sözlerin tutulmasını, sınır ötesi harekatı, Kerkük referandumunun ertelenmesini ve Irak’ın bütünlüğünü masaya koyacak. ABD’nin çantasında ise İran’a yapılacak saldırı planı var. Kafkasya sorunu ise Rusya’nın sert çıkışı ışığında değerlendirilecek.
Savaş gölgesinde ziyaretGenelkurmay Başkanı, Vladimir Putin’in, Washington’a ‘dur’ dediği, İran’ın yüzbinleri sokağa dökerek meydan okuduğu, ABD’nin Tahran’ı devirmek için Basra’ya yığınak yaptığı bir dönemde New York’a uçtu. Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın görüşme trafiği oldukça yoğun .
Başbakan Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da, ABD’ye gitti. ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Peter Pace’in resmi konuğu olarak önce New York’a ardından da Washington’a geçecek olan Büyükanıt, askeri yetkililerin yanı sıra Beyaz Saray’ın önemli isimleriyle de bir araya gelecek. Orgeneral Büyükanıt, 14 Şubat’ta Bush’un beyni olarak bilenen ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile, 15 Şubat’ta ise Orgeneral Pace, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Eric Edelman ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Peter Schoomaker’la bir araya gelecek.İki önemli gündem 16 Şubat’ta bir düşünce kuruluşunun toplantısında konuşacak olan Orgeneral Büyükanıt’ın, ABD’de gelecek görüşme talepleri doğrultusunda programında olmayan görüşmelerde de bulunabileceği belirtiliyor. Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın Washington temaslarında ağırlıklı olarak, Irak, PKK terör örgütü ve sözde Ermeni soykırımı tasarısı gibi konuların ele alınması beklense de ABD’nin gündeminde iki önemli konu var: İran ve Orta Doğu’da değişen dengeler...Ana konu İran Nükleer programını günden güne ilerleten İran’a operasyon, ABD’nin öncelikli gündem maddelerinden biri. Bu konuda Türkiye’den açık destek bekledikleri ilan eden ABD’liler her platformda da bu isteklerini yineliyorlar. Bu bahar ayında Tahran’ı devirme hesapları yapan ve Basra’ya ikinci bir uçak gemisi gönderen ABD’nin talebinin, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın temaslarında da gündeme gelmesine kaçınılmaz gözle bakılıyor. Özellikle Türk ordusunun Türkiye’deki karar mekanizmaları üzerindeki etkiliğinin farkında olan ABD’lilerin “operasyon” konusunda Büyükanıt’ı ikna etmeye çalışacakları tahmin ediliyor. Türkiye’den giden askeri bir yetkilinin yani Büyükanıt’ın, askeri kanat dışında bir de ABD’nin iki numaralı adamı Dick Cheney ile görüşecek olması buna kanıt olarak gösteriliyor.Putin planları alt üst ettiABD’nin bir numaralı gündemi Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra dünyayı ABD’ye bırakan Rusya’nın, Vladimir Putin’in çıkışlarıyla siyaset sahnesine geri dönüşü. Almanya’nın Münih şehrindeki uluslararası güvenlik konferansında konuşan Putin’in, “ABD, her hususta kendi ulusal sınırlarını aşıyor. Bu çok tehlikeli bir durum. Çin ve Hindistan etkinliğini artırıyor. Dünya tek kutuplu kalmayacak” sözleri Amerika’nın Orta Doğu ve Kafkaslara yönelik planlarını alt üst etti. Beyaz Saray çok şaşırdı Putin’in sözlerinin hemen ardından Beyaz Saray’ın yaptığı şu açıklama da, ABD’nin ne kadar şaşırdığını açıkça ortaya koydu: “Devlet Başkanı Putin’in yorumlarına şaşırdık ve hayal kırıklığına uğradık. Suçlamaları yanlış. Rusya ile terörizm karşıtı ve toplu imha silahları tehdidinin azaltılması gibi uluslararası kamuoyu için önemli olan bölgelerde işbirliğine devam etmek istiyoruz”. Özellikle yaşanan son gelişmeler dikkate alındığında soğuk savaş döneminde SSCB’ye karşı Türkiye’yi kullanan ABD’nin, Ankara ile olan ilişkilerini tekrardan güçlendirmeye çalışacağı ve Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın temaslarında bu konunun gündeme geleceği tahmin ediliyor.PKK, Irak, sözde soykırım Ziyaretin en önemli maddesi olarak görülen Kerkük, PKK terör örgütüne yönelik sınır ötesi oparasyon ve sözde Ermeni Soykırımı tasarısının ise yukarıdaki iki gündem maddesinin gölgesinde kalacağı siyasi gözlemciler tarafından dillendiriliyor. ABD’nin, Büyükanıt’ın temaslarında, Kerkük referandumu, PKK terör örgütü ve sözde Ermeni soykırımı konularında bazı açılımlar yaparak, ilişkileri güçlendirme arayışında olacağı ifade ediliyor. Ayrıca gözlemciler, ABD yönetiminin Orgeneral Büyükanıt’a, Dışişleri Bakanı Gül’den daha fazla ilgi gösterileceğine dikkat çekiyorlar.
Basra’ya çok yaklaştıABD’nin İran’a gözdağı vermek için gönderdiği USS John C. Stennis uçak gemisinin Basra Körfezi’ne bir kaç gün içinde ulaşması bekleniyor. İçinde yaklaşık 3 bin 200 askerin bulunduğu Nimitz tipi USS John C. Stennis uçak gemisi, aralarında F/A Hornet ve Superhornet bombardıman uçaklarının bulunduğu yaklaşık 80 uçağı alarak bölgeye doğru yola çıkmıştı. Uçak gemisi Bahreyn’de üslenen Amerikan Donanması 5’inci Filosu’nda görev yapan uçak gemisi USS Dwight D. Einsenhower’a katılacağı bildiriliyor.
Donanmalarını pilotsuz uçaklarla vuracağız İran, ABD donanma gemilerine intihar saldırıları düzenleyebilecek yeterlilikte pilotsuz uçaklar geliştirdiklerini bildirdi. Mehr Haber Ajansı’na konuşan İran Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Yardımcı Komutanı Ali Şoushtari, “Utanç içinde bölgeyi terk etmelerini sağlamak için” her türlü derinlikteki ABD donanmasına yönelik intihar operasyonları gerçekleştirebilecek pilotsuz uçaklar ürettiklerini belirtti. “Düşmanın bozguna uğratılacağını” ifade eden Şoushtari, “Amerikalılar, İslami sistemle karşı karşıya geldikleri takdirde bölgede ya da kendi vatanlarında güvende olmayacaklarını biliyor” diye konuştu.
Tahran meydan okudu!İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, ülkesinin nükleer programının devam ettiğini, uranyum zenginleştirme çalışmalarını durdurmayacaklarını söylediİran İslam Devrimi’nin 28. yıl dönümü dolayısıyla başkent Tahran’daki Azadi Meydanı’nda düzenlenen törende bir konuşma yapan, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, ülkesinin nükleer yakıt teknolojisinde aşama kaydettiğini açıkladı. BM Güvenlik Konseyi’nde İran aleyhine yaptırım kararı alındığını ve uranyum zenginleştirmeyi durdurmaları için süre verildiğini hatırlatan Ahmedinecad “Yeni bir karar almaya çalışıyorlar, bir önceki gibi bunun da İran’a hiçbir etkisi olmayacak, onlar daha çok zarar görecek” dedi. Kriz nedeni olan nükleer programları hakkında Ahmedinecad, “Nükleer programımız devam ediyor. Bütün baskılara rağmen uranyum zenginleştirme faaliyetlerimizi durdurmayacağız” diye konuştu.
Almanya: VazgeçireceğizABD Savunma Bakanı Robert Gates ise, 43. Münih Güvenlik Konferansında yaptığı konuşmada, günümüzde dünyanın birçok bölgesinde krizlerin yaşandığına dikkati çekerek, “İran nükleer silahlara sahip olmak istiyor” dedi. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier de aynı konferansta, İran ile yaşanan nükleer krizden dolayı endişeli olduklarını ve krizin giderilmesi için çabalarını sürdüreceklerini belirterek, “Şunu açıkça söylemek istiyorum: Ya gelecek yıllarda İran’ı nükleer programından vazgeçireceğiz ya da büyük bir silahlanma yarışına tanık olacağız” diye konuştu.
İsrail’e ölüm Binlerce İranlı, İslam Devriminin 28. yıl dönümü kutlamalarına katılmak için kentlerdeki meydanlara döküldü. “Amerika’ya ölüm”, “İsrail’e ölüm” ve “Nükleer Enerji Hakkımız” sloganlarının atıldığı başkent Tahran’daki kutlamalarda, ABD ve İsrail karşıtlığı, taşınan pankartlara da büyük oranda yansıdı.
Bağdat’a bombaları İran gönderiyorABD, Irak’a daha fazla silah gönderilmesi emirlerinin İran hükümetinin “üst düzey yetkililerinden” geldiğini iddia etti. Amerikalı üst düzey bir istihbarat yetkilisi, ABD ordusunun Irak’ta yola yerleştirilen gelişmiş bombaların sayısında belirgin bir artışı ortaya çıkardığını ve bunların parçalarının gönderilmesi emirlerinin Iran hükümetinin “üst düzey yetkililerinden” geldiğine inanıldığını söyledi. Yetkili, Haziran 2004’ten geçen haftaya kadar 170’ten fazla Amerikan ve müttefik askerinin gelişmiş bombalarla öldürüldüğünü, kaydetti.

Kaynak:Yeniçağ Gazetesi

İRTİCA NEDİR ?

Gönderen SABİH SAMUR | 8:49 ÖS | | 0 yorum »


İRTİCA NEDİR?

İRTİCA : Gerici olma durumu, gerici davranış.

GERİCİ : Eskiyi ve geriyi özleyen, yeniliklerin kaldırılıp eski durumun diriltilmesini dileyen, mürteci.T.C. Anayasası’ndaki din ile ilgili birkaç maddeyi hatırlatmak istiyorum.

Madde 14 : Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetlerden hiç biri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devleti’nin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini ve ya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil, ırk, din ve mezhep ayırımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzenini kurmak amacıyla kullanılamazlar.Bu yasaklara aykırı hareket eden veya başkalarını bu yolda teşvik veya tahrik edenler hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.

Madde 24 : …14’üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir.…Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne surette olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.Beşinci Kısım – Çeşitli Hükümlerİnkılap kanunlarının korunması

Madde 174 : Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılap kanunlarının, Anayasa’nın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz:

1- 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;

2- 25 Teşrinisani 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası hakkında kanun;

3- 30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle, Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile bir takım unvanların Men ve İlgasına dair kanun;

4- 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medeniyesiyle kabul edilen evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı kanunun 110’uncu maddesi hükmü;

5- 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkam’ın Kabulü hakkında kanun;

6- 1 Teşrinisani 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin kabul ve tatbiki hakkında kanun;

7- 26 Teşrinisani 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi lakap ve unvanların kaldırıldığına dair kanun;

8- 3 Kanunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair kanun.

Evet tüm bu sıralamış olduğum (belki de okumaktan sıkıldığınız) Anayasamızın maddelerinin amacı; Eskiyi ve geriyi özleyen, yeniliklerin kaldırılıp eski durumun diriltilmesini dileyenlerin ve gerici olma durumu yani gerici davranış yani İRTİCA’nın ebediyen yok olması için alınmış tedbirlerdir!Bu tedbirleri uygun kanun maddeleri ile uygulamak kanun uygulayıcılarının işidir.Bizlerin yani laiklerin en büyük handikabı maalesef bulunduğumuz konumlar itibariyle inançlarımızı uygulayamamamız. Örneğin bir kuvvet komutanını Şehit cenazesinde cenaze namazı kılarken görebilirsiniz ama Cuma Namazı’nda göremezsiniz nedense? Bu boşluklar başkaları tarafından hem de kullanılarak doldurulmaktadır.Sözlerimi kıssadan hisse misali konuyla alakalı olarak bir Atatürk anısı ile noktalıyorum. Saygılarımla.


Atatürk Son Defa Edirne'deÜçşerefeli Camii'ni ziyareti


Gazi Üçşerefeli Camii'ni ziyarete geliyorlar. Cami imamı Fereli Ahmet Efendi kavuğunu çıkarıp eline alıyor. Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı öyle karşılıyor. Gazi imam efendinin elini sıktıktan sonra: "-İmam efendi, Müslümanlıkta kavuk çıkarmak var mıdır?" diye soruyorlar. Bunun üzerine imam, "-Müsaade buyurunuz Paşa hazretleri, Müslümanlar Arafat'ta başı açık dururlar, mahşerde de başımız açık duracağız. Bir de bu dünyada senin karşında başı açık duracağız" diyor. Gazi teşekkür ediyorlar. Caminin ünlü kapısı önünde duruyorlar. Kapı üzerindeki kitabeye bakıyorlar. Orada yaldızlı yazıların üzerine koyu renkle yazılmış bir ayeti okuyorlar. İmam efendiye manasını soruyorlar. Edirne'nin tanınmış kişilerinden tarihçi Arif Dağdeviren: "- O yazıları bakar bakmaz okumak herkesin harcı değildir. Atatürk o zor örnekleri bile kolayca okuyabiliyordu. Camileri gezdiğimiz o gün hayretle gördük" demiştir. Edirne'nin çok şakacı ve hazırcevaplığı ile ünlü, herkes tarafından çok sevilen bir Rüstem hocası vardı. Gazi Üçşerefeli Camii'ni ziyarete geldiklerinde Rüstem Hoca heyecandan şapkasını çıkarmayı unutuyor. Etrafındakiler Hoca'ya işaret ederek şapkasını hatırlatmaya çalışıyorlar, hoca kırdığı potu anlıyor, nasıl dönüş yapacak. Hocayı bilenler bekliyorlar. Sonradan hoca ile alay edecekler, hoca öfke ile biraz da yüksekçe bir sesle: "Hiç işaret edip durmayın. Ben bu şapkayı paşamın emriyle giydim. Sizin demenizle çıkaracağım ha... Çıkarmayacağım işte! diyerek etrafındakilere bakıyor. Rahmetli Gazi de gülüyor. "-Sağ ol hoca, sağ ol" diye iltifatta bulunuyor.Selimiye Camii'ni ziyareti O sene, 26 Temmuz günü, Edirne'yi altüst eden kasırgada Selimiye Camii ile birlikte birçok cami hasar görmüş, birçoğunun minaresi yıkılmıştır.Atatürk Selimiye Camii'nde minberle avize arasında durur ve etrafındakilere "Beyler, hiçbir dine bağlı olmayan kalp istirahattan mahrumdur" diyerek söze başlar, "Bakınız ecdadımız İstanbul'un fethinden tam 125 sene sonra, bu şaheser camiyi İstanbul'da değil de Edirne'de yaptırmış; böylece Edirne'ye mührünü basmış, tapulaşmıştır. Dâhi Mimar Sinan, sanat ve din aşkıyla bu eseri bina etmiştir" der ve mihrapla avize arasında durur. Avize üstünde olan yarım kubbedeki yazıyı okuduktan sonra müftüye "Hocam, bu ayet, tövbe süresinin 18. Ayeti değil mi?" der. Müftüden "Evet Paşa Hazretleri" cevabını aldıktan sonra tekrar müftüye döner ve "Bana bu ayetin manasını söyleyebilir misiniz?" diye sorar. Müftü efendi "Bildiğim kadarıyla bu ayette Allah'ın mescitlerini, camilerini yapan ve imar edenler, Allah'a ve ahiret gününe iman edip, namazlarını kılan, zekatlarını veren ve ancak Allah'tan korkanlardır, onlar doğru yoldadır" der. Atatürk "Evet ben de öyle biliyorum" der. Orada bulunan Bayındırlık ve Vakıflar Müdürleri’ne hitaben, başta Selimiye olmak üzere, Edirne'nin hasar gören bütün camilerinin tamiri için gerekli keşfin yapılarak bilançosunun üç gün içinde kendine verilmesini ister. Atatürk 25 Aralık 1930 günü Edirne'den ayrılır. Kısa bir süre sonra ödenekler Edirne'ye gelir ve bununla hasarlı bütün camiler onarılır.
Sabih Samur



Sevgili Atam gözlerindeki gururu okuyabiliyorum.Zamanın uçaklarına bakarak geleceği okuyorsun.Ama üzgünüm sana verdiğimiz sözü tutamadık.Birbir kapattırdılar bize Tayyare fabrikalarımızı!Uğraşmayın dediler nasılsa biz yapıyoruz bizden alırsınız.

Para veriyoruz bari istediğimiz gibi olsun dedik olmaz dediler.Onların ulusal çıkarları gereği veremezlermiş istediğimiz teknolojik verileri...

Bunları yazmak ve dile getirmek için senin Bursa Nutku'ndan güç aldığımızı vurgulayalım dedik ne anarşistliğimiz kaldı ne provakatörlüğümüz.

Olsun bizi bilen biliyor.Eminim gerek Alanya'da gerekse internet üzerinden okuyan ve yazılarıma dolayısıyla fikirlerime ulaşan okuyuculardan hiç olmazsa bir kaçı bize hak veriyordur.

Nisan 2006'dan beri yazmış olduğum yazılardaki çizgimde bir sapma olmadığı gibi tecrübesine ve yaşına saygı duyduğumuz büyüklerimizin bizi fazla heyecanlı görmesi vatan sevgimizi "garip bir milliyetçilik" diye adletmelerine aldırmadan inandımız ülküde (Tam Bağımsız Türkiye) sonuna kadar,hedefe kadar yürüyeceğimizi arz ederim.

Saygılarımla

Sabih Samur

Dip Not: Bu mektup Sn. Sami Çaycoşar'ın 06 Şubat 2006 tarihli Yeni Alanya Gazetesi'ndeki(www.yenialanya.com)" İsmail Haboğlu ve Sabih Samur" başlıklı yazısına istinaden yazılmıştır.

KAMUOYUNA DUYURULUR !

Gönderen SABİH SAMUR | 5:10 ÖS | , , | 0 yorum »


Petrol Mühendisleri Odası, TBMM'de görüşülerek yasalaşan Petrol Kanunu ile ilgili 18 Ocak 2007 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
BASINA VE KAMUOYUNA
TBMM'de görüşülerek yasalaşan Petrol Kanun'u ile ilgili olarak TMMOB Petrol Mühendisleri Odasının görüşleri aşağıda verilmiştir.
1- TBMM'den geçen Kanun ile yabancı devletlerin doğrudan doğruya veya idaresine hakim olacak şekilde mali ilgileri veya menfaatleri bulunan hükmü şahıslar ile yabancı devletler adına hareket eden şahısların, petrol hakkına sahip olmalarını, petrol ameliyesi yapmalarını, buna dayanarak menkul ve gayri menkul satın almalarını yasaklayarak bu yasağa istisna tanıma hakkını Bakanlar Kuruluna veren eski Kanun'un ilgili maddesi yeni Kanun'dan çıkarılarak petrol arama ve üretim faaliyetinde bulunmak isteyen yabancı devletlerin taleplerinin milli menfaatlere uygun olarak değerlendirilmesi imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bu anlayışla ülkemizdeki rezervlerin, stratejik olarak kendi siyasal anlayışına göre kontrol altında tutulmasını sağlamayı arzu eden yabancı devletlerin müracaatının Bakanlar Kurulu tarafından değerlendirilmesi koşulu ortadan kaldırılmış, ülke yararını gözetme anlayışı terk edilmiştir. Yabancı ülkeler adına faaliyet gösteren şirketlerin ve şahısların diğer şirketler üzerinde siyasal ve ekonomik olarak etkin bir politika izlemesinin önü açılmıştır. Bu durumda kamu ve ülke menfaatlerini gözetmek anlayışından vazgeçilip ülke çıkarlarının ikinci plana atıldığı açıkça ortadadır.
2- Ülke petrol aramacılığına katkıda bulunmak amacıyla petrol sektörünün en riskli bölümü olan arama fazında yapılması gerekli teşvik ve destekler yerine üretim aşamasında Devlet hissesinden yapılan indirimlerle üreticilere teşvikler verilerek yanlış politika uygulanmasına yol açılmıştır.
3- Geçmiş dönemlerde yatırım yapılarak o günün şartlarına göre geliştirilen sahalardan üretilen petroller dahil olmak üzere Devlet hisselerinde yapılan önemli oranlardaki indirimler Devletin milyonlarca dolarlık ciddi kayıplarına neden olacaktır.
4- Şirketlerin alabilecekleri arama ruhsatı sayındaki tüm kısıtlamalar kaldırılarak istendiğinde tek bir şirketin tüm ruhsat alanlarını kapabilmesinin önü açılmıştır.
5- Üretim sahalarının kullanılmasında eski Kanuna göre şirketlere uygulanan 40 yıl üretim hakkı sınırlamasının kaldırılarak sahanın sınırsız süre ile şirketlere bırakılması Devlete geçebilecek bir hakkın önlenmesi sonucunu doğurarak kamu zararı oluşmasına neden olacaktır. 6- Petrol üretiminden alınan Devlet Hissesinin % 50'sinin üretimin yapıldığı ilin il özel idaresine bırakılması mali uygulamalarda olması gerekli eşitlik temel ilkelerine aykırıdır.Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Emre ÖZGÜR
Genel Sekreter
PMO Yönetim Kurulu Adına
SABİH SAMUR YORUMU :
İnsan üzülüyor.Göz göre göre memleketin bütün mal varlıkları özelleştirme adı altında takdim ediliyor müttefiklerimize(?).Bir ülke değerinin sınırsız süre ile kullanıma verilmesi;o değerin artık ilelebet bize ait olmadığı anlamına gelmektedir.Kıbrıs'ı 99 yıllığına İngilizlere kiralama veya kullanım adı altında veren zihniyet ne ise şu an ki zihniyette odur.Ve iddia ediyorum CHP ve/veya diğer muhalefet partileri bu yasa için iptal başvurusunda bulunup başarılı olamazlarsa bu yasayı çıkartanlardan tarih hesap soracaktır.Bu olay affedilemez!!!

İsmail Haboğlu ve Sabih Samur

Gönderen SABİH SAMUR | 9:36 ÖÖ | | 0 yorum »

Sami Çaycoşar

İsmail Haboğlu ve Sabih Samur..

Gazetemiz Yeni Alanya’nın, çok renkli bir görüntü sergilediğini iddia etmek, sanırım abartılı olmaz.Dünyaya farklı pencerelerden bakıp, belli olayları ve gelişmeleri çok farklı bir biçimde yorumlayan, taban tabana zıt fikirlerin aynı gazetede yer alabilmesi, siz değerli okurlarımıza da ilginç geliyor olmalı.Gazetemizde yer alan köşe yazarlarımızın sayısını inanın ben bile tam olarak bilmiyorum. Sevgili Altemur Kılıç ustanın, milli duyarlılığı mudullayan, belli komplo senaryolarını öne çıkarırken; çağdaş arayışlara yönelen yaklaşımları da “liboş”lukla suçlayan, kutuplaşmayı körükleyen sert yazılarıyla, sayın Mehmet Ali Dim’in Alanya’ya dönük değerlendirmelerindeki çarpıcı yaklaşımlarını bir yana bırakırsak, geçen hafta cuma günü sayın İsmail Haboğlu’nun yazdığı yazı ile cumartesi günü sayın Sabih Samur’un yazısı arasındaki yorum ve olayları değerlendirme biçimlerindeki fark beni çok ama çok etkiledi. Özellikle sayın Samur’un yazısındaki bakış açısı ve amacını anlamakta zorlandığım mantığı beni ürküttü!.Genç kalemlerimizden sevgili Samur köşe yazısında, kendine göre milliyetçi bir bakış açısıyla Atatürk’ün taa 1933 yılında özel bir olay sonrasında ve de özel bir akşam yemeğinde ortaya koyduğu bir konuşmayı; Atatürk’ün Bursa Nutku diyerek bugüne taşımaya çalışanların etkisi altında kalıp köşesinde yer vererek bunu da; milli duyarlılığa dayalı bir yaklaşım olarak değerlendirmeye kalkması beni oldukça şaşırttı. Bu olsa olsa; bu ülkeyi bölüp parçalayarak batırmak isteyenlerin, milli duyarlılığı ağır basan genç beyinlerin kafasını karıştırmaya dönük bir provokasyon olabilir!. Halbuki Cuma günü gazetemizin renkli yazarlarından İsmail Haboğlu, ülkenin bu günkü durumundan duyduğu rahatsızlığı Yugoslavya ve Irak’taki gelişmeleri örnek göstererek, kafatasçı ve bölücü yaklaşımların bu ülkeye ve bu ülke insanına ne büyük zararlar verebileceğinden söz edip, herkesin en azından bu tehlikeli süreçte, özellikle de; kritik konularda, belli bir sorumluluk duygusu içinde hareket etmesini önerirken, sayın Samur’un genç olmasından kaynaklanan bir heyecanla, her bir Türk’te asgaride olması gereken milli duyarlılığı, kontrolsüz bir biçimde öne çıkarıp, öncelikle insan olmanın erdemini hiçe sayarak, özellikle de devletin kurum ve kuruluşlarını da ciddiye almadan, herkesin kafasına göre vatanı kurtarmaya kalkmasını önermesi ve de bu saçmalığı da Atatürk’ün bir sözünden yola çıkarak, gençliği bir anlamda anarşizme yöneltiyor olması karşısında; bu günkü bazı gençlerin psikolojik durumunu da dikkate aldığımda, bu ülkenin geleceğinden ciddi anlamada kaygı duymaya başladığımı itiraf etmeliyim.Sayın Haboğlu, toplumu sağduyuya çağırırken, genç bir kalem, gençliği anarşiye davet edebiliyor, hem de Atatürk’ten alıntı yaparak!Tabii ki sayın Haboğlu’nun zaman zaman abartıya kaçan Öz Türkçemiz konusundaki abartılı duyarlılığı ve aynı duyarlılığa sahip ama; Türkçe’nin mantıklı bir şekilde zenginleşmesinden yana olanlara dönük; “Dilinden utananlar” diyerek beni ve sayın Kılıç’ı hain gibi gösterme saçmalıklarına nasıl tepki göstermişsek, bu son yazısındaki aklı selimi ve gerçekçiliğini de alkışlamak gerektiğine inanıyorum. –DEVAMI YARIN-



Atatürk’ün Bursa Nutku ve F-35 Şimşek II

Şubat 1933'ün ilk günlerinde Bursa Ulu Cami'de toplanan 100 kadar irticacı kişi
camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar.
Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk olayın hemen ardından Bursa'ya gider.
Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırada bir kişi
Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı
hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü...".
Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve günümüzde "Bursa Nutku"
diye anılan konuşmayı yapar.
“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır,jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle,
taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için
salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben
inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım.
Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve
etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!”
Bu nutuk bizlere bir misyon yüklemiştir.Kırmızı-Beyaz’ı kendine renk kabul eden her Türk evladı (kökeni ne olursa olsun) Cumhuriyeti korumak ve kollamakla yükümlüdür.
Bu ön bilgi ışığında zaman zaman ülke savunmasında kullanılmak üzere ,gözbebeğimiz ve gururumuz olan TSK için silah,araç ve gereç alımlarına gidiyoruz.Bu defa da Türkiye’nin hava savunmasında çok önemli yer tutan F-16 uçaklarımızın yerini alacak F-35 ile ilgili sizleri sıkmamaya çalışarak -ama mecburen- teknik olarak bilgilendirmeye çalışacağım.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, ABD önderliğinde geliştirilmekte olan yeni nesil F-35 savaş uçaklarının üretim aşamasına Türkiye'nin de katılmasını öngören sözleşme niteliğindeki mutabakat muhtırasını Amerika’da imzaladı.Söz konusu belgenin imzalanmasıyla birlikte Türkiye'nin resmen F-35savaş uçağı projesinin üretim aşamasında yer alacak dokuz ülkeden biri olmuştur.Türkiye'nin de üretimine katılacağı F-35 programının diğer ortakları, ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Avustralya, Danimarka, Kanada ve Norveç'ten oluşuyor.Türkiye'nin, proje çerçevesinde gelecek 15-20 yılda 100 adet F-35 savaş uçağı alması planlanıyor. Bunun bedeli olan yaklaşık 11 milyar doların kayda değer bir miktarının Türk savunma sanayiinin uçakların üretimine yapacağı katkı yoluyla Türkiye'ye geri dönmesi öngörülüyor.ABD'nin Lockheed Martin şirketinin önderliğinde geliştirilen F-35 uçaklarından en az 3 bin adet üretilmesi planlanıyor. Bu uçakların büyük kısmını ABD satın alacak. Toplam proje, yaklaşık 280 milyar dolarlık bedeliyle dünyanın en büyük savunma programı niteliğini taşıyor.
F-35 JSF (Joint Strike Fighter / Müşterek Saldırı Uçağı), savaştaki her amaç için farklı uçak geliştirmenin masraflı olmasından dolayı tek bir uçağın tüm görevleri yerine getirmesi amacıyla tasarlanan bir savaş uçağı.
ABD, deniz ve hava kuvvetlerindeki F-16, A-10, F/A-18, AV-8B'leri İngiltere ise Harrier'leri bu uçak ile değiştirecektir. Uçağın üretim projesinde 11 ülke yer almıştır bu ülkeler içinde Türkiye de bulunmaktadır. Türkiye elindeki F-16'ları bu uçak ile takviye edip değiştirecektir. Uçak F-22'de kullanılan teknolojilerden faydalanılarak üretilmiştir. Radardaki izi F-22 kadar küçük olamasa bile günümüz uçaklarından düşüktür. Bunu sağlamak için silah istasyonları gövdenin içine saklanmıştır. Dikine inip kalkabilmesi için STOVL sistemli bir modeli de vardır, bu sayede uçak gemilerine ve elverişsiz yerlere rahatlıkla inebilecektir. Uçak gemisine inip kalkarken mancınık ile fırlatılabilmesi ve kanca ile yakalanabilmesi için gövde altı sağlamlaştırılmıştır. Tek kişilik ve tek motorludur .

Teknik özellikleri
Mürettebat: 1
Uzunluk: 15,37 m
Yükseklik: 5,28 m
Kanat açıklığı: 10,65 m
Boş ağırlığı: 12.000 kg
Yüklü ağılığı: 19.000 kg
Motor: 1× Pratt & Whitney F135 ikincil yanmalı turbofan, (165 kN) ve 1x General Electric/Rolls-Royce F136 ikincil yanmalı turbofan, (178 kN)
Performans
Azami hız: 1,6 Mach (2000km/sa.)
Menzil: 12.000 km
Çıkabildiği azami yükseklik: 48.000 fit (15.000 m)
Tırmanış değeri: 40.000 fit/dak. (200 m/sn).
Buraya kadar her şey çok güzel.Şimdi bizim görevimiz başlıyor.Biz kim miyiz?Atatürk’ün Bursa Nutku’ndan görev alan Türk Genciyiz(gerçi 19 Mart’ta kısmetse 40 yaşına gireceğiz ama yine de genciz).Görevimiz:Türkiye’nin Kutsal Ulusal Çıkarlarına zarar gelmesini engellemek;bunun içinde halkımızı bilgilendirmek!
Lockheed Martin F-35'lerin yazılım kodlarını Türkiye'ye göndermiyor. Bu kodlar uçağın en kritik sistemini oluşturuyor ve yazılım kodları verilmediği sürece uçaklarla istenilen tüm görevleri yapmak mümkün olmayacak.
Sn.Milli Savunma Bakanımız Vecdi Gönül’e sormak istiyorum.23 Haziran 2006 tarihinde yapmış olduğunuz açıklama aynen şöyle idi:
“F-16’da olduğu gibi F-35’lerde de ’bilgisayar yazılım kodlarının’ ABD tarafından kullanıcı ülkelere verilmemesi sorunu doğrudur.Yazılım kodlarının verilmemesi, sistem üzerindeki hakimiyette bazı riskler doğurmaktadır. Uçak üzerinde milli olarak geliştirilmek istenen çalışmalar yapılamamaktadır.Uçakların "bilgisayar yazılım kodlarının" ABD tarafından projedeki diğer ülkelere verilmemesinin Lockheed Martin firmasından kaynaklanmamaktadır. Bu karar, ABD’nin ulusal ifşa politikasının gereğidir.”demiştiniz.Peki Sn. Bakanım ABD’yi bu konuda ikna edebildik mi?
Yani bizim Şimşek 2’ler tüm görevleri Türk pilotlarının hür iradesi ile yerine getirebilecekler mi?Yoksa F-16’lardaki sıkıntıyı yaşayacak mıyız?
Cevabınız maalesef ise Türkiye’nin savunmasına savunma bakanı olarak ne kadar büyük bir zarar verdiğinizi aşağıdaki alıntıyı okuduğunuzda anlayacağınızı ümit ederim.
Alıntı Türk Hava Kuvvetleri kaynaklı bir hikayeden ibarettir(anlayana)
Çokta uzak olmayan bir geçmişte, modern medeniyetin beşiği Avrupa’nın göbeğinde bir savaş çıkar. Aslında savaştan çok bir insanlık dramıdır yaşananlar. Arkalarına Rusların desteğini alan Sırpların ardından Hırvatlarda Boşnakları katletmeye girişmiştir. Ve bizim insan hakları konusunda mangalda kül bırakmayan Avrupalılar durumu aylarca seyrettikten sonra duruma Amerikanın müdahalesi ile NATO ve BM ülkeye bir barış harekatı düzenler.Bu harekatta İtalya’da üslenen F-16’ larımız da Hırvatları etkisiz hale getirmek bombardıman uçaklarını koruma görevi yapmaktadırlar.Derken günlerden bir gün bir görev dönüşünde yerde Hırvat birliklerinin içlerinde sivillerinde bulunduğu Boşnakları çembere almak istediklerini görürler. Durumu operasyonu yöneten awacs aracılığı ile merkeze bildirirler. Gelen yanıt çok nettir: "Durum görevin kapsamı içinde olmadığından takım üsse dönmelidir"Diğer uçaklar üsse dönerken Türk uçuş kolu izin ister operasyon için. ABD Awacs komutanından bir kez daha sert bir red yanıtı alırlar.Bunun üzerine yer saldırısı için hazırlıkları olmamasına rağmen aşağıdaki insanları kurtarmak için emri dinlemezler ve geri dönüp dalışa geçerler.İşte o anda hepsinin kanını donduran bir şey olur ve F-16 larımızın bütün elektronik yön bulma sistemleri susar. Bizim pilotlarımız üsse dönememe riskini göze alarak sabahın alaca karanlığında yaptıkları kör uçuşla aşağıdaki Hırvat Kuvvetlerini vurur ve aynı şekilde kör uçuşla üsse dönerler...Neyse ki bu sadece bir hikaye yoksa stratejik ortağımız ABD subayları hiç bizim pilotlarımızı yakıtları bitip, düşme riski ile karşı karşıya bırakır mı ?

Sabih Samur 31 Ocak 2007

İSMAİL CEM ' İ KAYBETTİK.

Gönderen SABİH SAMUR | 6:11 ÖS | 0 yorum »


Istanbul 1940-Istanbul 24 Ocak 2007 Istanbul Robert Koleji'nden (1959) ve Lozan Üniversitesi Hukuk Fakültesinden (1963) mezun oldu. Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü'nde Siyaset Sosyolojisi dalında master yaptı (1991).Çeşitli gazetelerde Yazı işleri Müdürlüğü, Genel Yayın Müdürlüğü yaptı. Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi Başkanlığını yürüttü (1971-1974). TRT Genel Müdürlüğünde bulundu (1974-75). 1987 ve 1991 Seçimlerinde İstanbul'dan 1995 Seçimlerinde Kayseri'den Milletvekili seçildi.DSP TBMM Gurup yönetim kurulu üyeliğine seçildi (1996). Avrupa Birliği Parlamenterler Meclisi ve Batı Avrupa Birliği Asamblesi üyeliklerine seçildi (1987-1996). AKPM Sosyalist Gurubu Başkanvekilliğine seçildi (1989-91), (1993-95). AKPM ve BAB Asamblesi Türk Parlementer Gurubu Başkanlığına seçildi (1996). Avrupa Medya Enstitüsü Danışma Kurulu üyeliğini yürüttü. 50.Hükümette Kültür Bakanlığı yaptı (1995). 30 Haziran 1997 tarihinde kurulan 55.Hükümette Dışişleri Bakanlığı Görevine atandı, 5 yıl kadar sürdürdüğü bu görevden Temmuz 2002'de istifa edip Yeni Türkiye Partisi'ne katıldı ve bu partinin genel başkanlığına getirildi. 2004'te YTP'nin CHP'ne katılması üzerine genel başkanlık görevi sona ermiştir. İsmail Cem cumhuriyet tarihinin en uzun görev yapan 4. dışişleri bakanıdır. 18 ve 19. dönem İstanbul, 20 ve 21. dönem Kayseri Milletvekilliği yapan Cem, evli ve 2 çocuk sahibidir. Bir süredir akciğer kanseri tedavisi görmekte olan İsmail Cem, 24 Ocak 2007'de İstanbul Cerrahi Hastanesi'nde vefat etmiştir.









KDP lideri, Kerkük’ün bir Kürt kenti olduğunu ve Türkiye’nin bu konudaki tehditlerinden korkmadıklarını söyledi.

Dün TBMM olarak kapalı oturumda inşaallah bu sert çocuğu oynayan zibidiye ne gibi yaptırımlar uygulayacağımızın kararlarını almışızdır.Defalarca gerek Yeni Alanya Gazetesi'ndeki köşemden gerekse Kırmızı-Beyaz'dan yetkilileri kamuflajlarımızı giymeye davet ettim.Sonunda arşivden Sn. Başbakanımızın bu kamuflajlı fotoğrafını bularak kendisini ordumuza TBMM kararı ile görev vermeye tekrar davet ediyorum.
Zamanında Adı Cem soyadı Ersever olan bir binbaşımız bu zibidiyle esas duruşta bekleterek konuşuyordu.O zamanlar "emrin başım üstüne" diyenler bugün arkalarına(ne kadar güvenilirse) Amerika'yı alarak erkekleşiyorlar.Türkiye aynı Türkiye.Silahlı Kuvvetler aynı silahlı kuvvetler ama maalesef o yiğitler artık yok.Türkiye yiğidini arıyor !
Yiğidin olmadığı yerde itler kurt olur.

Sabih Samur 24 Ocak 2007









Sevgili Ercan Akman kardeşimin duygularını sizlerle paylaşmakta yarar görüyorum.

Biraz uzun ama mutlaka sonuna kadar okuyun...
Hırant Dink vuruldu. Başına dört el ateş edilerek, gazetesinin önünde vuruldu. Elbette çok üzüldüm. Hırant Dink'in vurulmasının, hem de bu ülkede vurulmasının doğuracağı sonuçları tahmin edebildiğim için çok üzüldüm. Bu ölümün bu ülkeye vereceği zararı bildiğim için çok üzüldüm.Herkesin yazdığı gibi uluslar arası tepkiden veya dünya milletlerinin gözündeki imajımızın zarar göreceğinden dolayı değil ama. Zira bu imaj zaten bellidir ve yüzlerce yıldır değişmedi, uluslar arası tepki ise ille de birinin ölümüne ihtiyaç duymaz söz konusu ülke Türkiye ise mutlaka bir bahane bulunur.Benim kaygım, marjinalleştirilmeye çalışılan milli duruş ile ilgilidir.Benim kaygım bundan sonra oluşacak olan tüm milli tepkilerin bu travmaya takılıp kalacağı ile ilgilidir.Benim kaygım namus bayrağını taşıyan namussuzların namus kavramına zararvermesi ile ilgilidir.Benim kaygım bu olaydan önce neredeyse suç sayılan "ben Türk'üm"cümlesinin bu olaydan sonra belki de en provakatif cümle olarak algılanabileceği ile ilgilidir.Bu ortamı fırsat bilen millet ve vatan düşmanlarının ise pervasızlık sınırlarının nereye kadar genişleyeceği ile ilgilidir.İşte tüm kaygım ve üzüntüm bunlardan ibarettir. Elbette bir insan öldürüldüğü için, çocukları babasız kaldığı için üzgünüm, hem de çok üzgünüm. Ancak yazılanların ve söylenenlerin nasıl provakasyonlara sebep olacağı da ortadadır.Burası özgür bir ülkedir elbette, herkes dilediğini düşünmekte ve söylemekte ve hatta yazmakta özgürdür, ancak özgürlük sınırsız değildir.Zira başkalarının özgürlüklerinin ve kutsallarının sınırları bizim özgürlüklerimizi kısıtlar. Sırf özgür olmak adına kimseye hakaret edemezsiniz. Sırf özgür olmak adına kimsenin kutsalları ile alay edemezsiniz.Hırant Dink vuruldu, bir ev babasız, bir kadın kocasız kaldı. Şaşılacak bir hızla basılan posterleri pankart şeklinde dağıtılmış ve toplanan kalabalığın ellerinde," katil devlet hesap verecek" sloganları eşliğinde sallanıyordu. Aslında bir babaydı ölen, bir insandı bir provakasyon malzemesi değildi.Hırant Dink vuruldu, yollara döküldü insanlar, karanfiller atıldı vurulduğu yere. Dev bir posteri derhal gazete binasından sarkıtıldı. Tüm gazeteler olayı manşetten verdi, herkes baş sağlığı mesajları geçti.Biz bu tür ölümlere, arkadaşlarımızı kaybetmeye alışmıştık aslında ama bir teki için bile böyle bir uğurlama yapmamıştı Türk halkı , bir teki için bile yayın organları böyle manşetler atmamıştı, alışmadığımız buydu bizim.
Kadir Aydın; şehit j. Astsubay.
Diyarbakır'ın Lice kırsalında teröristlerle girilen çatışma sonucundahainler tarafından ve vatanı uğruna şehit düştü. Babası kızım var onu davatana kurban vermeye hazırım dedi. Hiçbir gazete bu kadar yer vermedi,ne İstanbul ne İzmir'de bu kadar kalabalık toplanıp terörü protesto etmedi.
Alim Yılmaz; J. Yarbay.
Elazığ ili kırsalında teröristler tarafından şehit edildi. EşiAğlamayacağım, onları sevindirmeyeceğim bu vatanı bölemeyecekler diyordu. Haber bültenlerindeki birkaç saniyelik görüntü ve haber metni dışında hiçbir kanal ondan bahsetmedi, onun için özel programlar yapılmadı. O bir kahramandı ve kahramanlar gibi gitti sonsuzluğa.Daha burada isimlerini saymaya kalksam ciltler alacak kadar çok kahramandan bahsediyorum, hiç birisi bize hakaret etmedi, istiklal marşının "kahraman ırkıma bir gül" bölümünde susmadılar haykırdılar.Hırant Dink güvenlik ve huzur içinde yazabilsin, çocukları okullarına emniyetle gidebilsin diye şehit düştüler . Kimse onlar için posterler bastırıp yürüyüşler tertip etmedi.Biz alışmıştık aslında ölümlere, arkadaşlarımızı topraklara koymaya,Hırant Dink'in bir terör eylemine kurban gitmesinden dolayı oluşan toplumsal hassasiyeti, onların da hak ettiklerini düşünüyorum sadece ama onlar için gösterilmedi.Hırant Dink vuruldu ama ne ölecek biliyor musunuz?Ancak oluşmaya başlamış olan milli ruh ölecek, öldürülecek. Yenice filizlenmeye başlamış olan ulus bilinci öldürülecek, gazete köşelerinde.Hırant Dink vuruldu ama "Türküm ve kimseye soy kırımı uygulamadım, benim olan vatan toprağından bir karış vermeyeceğim" diyenler ve diyecekler öldürülecek televizyon programlarında.Hırant Dink vuruldu ama aslında ölen başka bir şey olacak ve HırantDink'i vuran her kimse gerçekten bu vatana ihanet etti. Bu ülkeye verilecek en büyük zararlardan birini verdi.Şimdi Irak'ta ki Türkmen katliamına gösterilecek tepki bu travmaya takılacak.Kıbrıs için oluşmaya başlayan hassasiyet bu olaya kurban edilecek.Türk varlığı için söylenecek her söz ve yazılacak her kelime derhal Şişli'de ki kanlı sokağın müsebbibi olma suçlamasıyla karşılaşacak.Hırant Dink vuruldu ve öldü.Basılan bu düğmeden sonra ölecek her şey için Türk ulusunun başı sağolsun. Bu ölümden ve bundan sonrakilerde kim nemalanacaksa o sevinecek,mutlu olacak. Biz çok üzüldük çünkü kayıp çok büyük olacak, HırantDink'ten daha büyük olacak.Bu kaybı önlemek için sessizce toprağa düşen kahramanlar ise ölmeye devam edecek.Sessizce.

Türk ulusu! Başın sağ olsun.

Sabih Samur 23 Ocak 2007

23 OCAK 2007 T.B.M.M.

Gönderen SABİH SAMUR | 12:24 ÖS | | 0 yorum »




Bugün toplanıyoruz.Türkiye'nin yol haritasını çizmek için!

Alacağımız kararlardan Allah bizi utandırmasın.

Yolumuz ve bahtımız açık olsun.

Kırmızı-Beyaz 23 Ocak 2007







Sadece demeç vererek, yiğit gözükmeye çalışarak, atıp tutarak hiçbir yere varılamayacağını söylerken ve hatta konuları, ip uçlarını birbirine bağlayıp çok bilinmeyenli denklemi çözmeye çalışırken, 5. sınıf hatta sınıflandırma kategorisine dahi giremeyecek, güya faili meçhul bir cinayet karşımıza çıkıverdi..Öncelikle ölen Ermeni kökenli Türk vatandaşımızın toprağı bol olsun diyoruz. Kim bu vatandaşımız? Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink. İnanılmaz bir tesadüftür ki ölüm haberini bir iş toplantısı yaptığımız sevgili ağabeyimiz Hırant Aleksanyan ile görüşürken alıyoruz. Aynı ismi taşıyan Hırant ağabey olaydan biraz daha farklı etkileniyor 60 yaşında bir kişi olarak. Bu cinayeti şiddetle kınarken olayın zamanlamasına ve iki gün içinde cereyan eden gelişmelere dikkatinizi çekmek istiyorum.
-Başbakanımız sert bir çıkış yapıyor; Kerkük ile çok yakından ilgilendiğimizi vurguluyor. Hemen karşı yanıt ABD’den geliyor. Kerkük bir Irak şehridir ve konu iç işlerine karışmak anlamına gelebilir diyor.(T.C. 1 - ABD 1)
-MİT ilk defa açıklama yapıyor ve dün başbakan Kerkük konusunda MİT’ten bilgi alıyor.Ukrayna Başbakanı ile başbakanımız ortak basın açıklaması yaparken bir telefon geliyor ve ava giden kurmay avlanıyor! Ölüm haberini alan başbakan apar topar ülkesine geri dönüyor.
-K.Irak’a operasyon yapılmalıdır söylemleri gecikmeli de olsa duyulmaya başlarken formaliteden, dostlar alışverişte görsün misali güya ABD bir baskın düzenliyor Peşmergelerle beraber bir kampa! (T.C. 2 – ABD 2)
-Enteresan bir şekilde, Adana’dan kalkan uçağımız düşüveriyor ve parçalarının incelenmesine nedense izin verilmiyor. Canlı kurtulan ve tedavi gören bir vatandaşımızın ise hafızası sizlere ömür. Olayı hiçbir zaman hatırlamayacak! (T.C. 2 – ABD 3)
-Kitaplarını zevkle okuduğum Osman Pamukoğlu beyanat veriyor: Türk Ordusu Irak’a girerse sadece PKK’yı değil, 7 milyon Kürt’ü bulacak. Kerkük’e girmek çılgınlıktan başka bir şey değildir. (Kendi kalemize gol attığımızı düşünüyorum; T.C. 2 –ABD 4)
-9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel “…Türkiye Kuzey Irak’ta kurulan Kürt devletinin içeriye vereceği zararı bahane ederek kuvvet kullanmaya kalkmamalı daha fazla kan dökülmesine zemin hazırlamamalıdır.Bu aşamadan sonra problemi diplomatik yollarla çözmelidir.”(Kendi kalemize gol attığımızı düşünmüyorum, eminim. T.C. 2 – ABD 5)
Sayın okuyucular bu ne yüce kudrettir ki bu memlekete emeği geçen ve geçmeyen ve de geçmiş gibi gözüken tüm kategorilerdeki büyüklerimiz ağız birliği yapmışçasına diyorlar ki yaşasın ABD!Çünkü yapılan tüm beyanatlardan şu sonuç çıkıyor. K.Irak’ta ABD olduğu sürece PKK’ya hiçbir şey yapamayız. (Tunceli’de operasyon yapıp 2 ton gıda ele geçiririz). Kerkük ile ilgili meclis’te hangimiz daha baba konuşma yaparız ve daha çok alkış alırız? Bizler bunun derdindeyiz. Unutmayın Girit bir zamanlar bizimdi şimdi ellerin. Yarın bu basiretsiz büyüklerimizle Kıbrıs içinde aynı şarkıyı söyleriz.
Sonuç! Sonuç belli Amerika tercihini yapmış ve düğmeye basmış durumdadır. Türkiye eyalet sistemine geçecektir. Bir sonraki durak bağımsız büyük Kürdistan’dır.
Takvim:
24 Nisan 2007 ABD resmi olarak sözde Ermeni soykırım gününü kutlayacaktır.Mayıs 2007 APO efendinin PKK olarak tek taraflı ateşkesinin dolum tarihidir ve 134 milletvekilimize de mektup ile belirttiği üzere Türkiye daha özgür ve demokratik bir yönetime bu tarih itibariyle başlamalıdır. Yoksa ne olur? Sözde soykırım tasarısının kabulünün hızlandırılması için, nasıl Mossad ve CIA odaklı bir operasyon ile Hrant Dink aramızdan ayrıldıysa; Mayıs 2007’yi takip eden günler içinde APO efendi talimatıyla kuvvetle muhtemel Osman Baydemir hakkın rahmetine kavuşturulur. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, üzerinde Türkçe ‘Gökkuşağı renginde buluşalım’, Kürtçe aynı anlama gelen ‘Em di rengen keskesore de bicivin’ yazılı tabutu ile defnedilir ve kahraman olur. Suçlanan ise Derin Devlet olur. Sonra…Sonrasını ülke olarak düşünmek bile istemiyorum.23 Ocak Salı günü yapılacak kapalı oturuma şu an mecliste yer almayan parti liderleri de mutlaka çağrılmalıdır (bölücülük yapanlar hariç). “Milli mutabakat” ın sağlanacağı partiler üstü bu toplantı Türkiye’nin kaderinin çizildiği ciddiyette olmalıdır.Lütfen aldığınız kararlara saygı duymamızı sağlayınız.
Memleket elden gitmeden. ....

KAYNAK : Yeni Alanya Gazetesi Sabih Samur 22 Ocak 2007

MAHMUR KAMPI OPERASYONU

Gönderen SABİH SAMUR | 3:42 ÖS | , | 0 yorum »




Çiçek'ten 'Mahmur' baskını sorusuna esprili yanıt
18 Ocak 2007
A.A
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, ABD'li askerlerin Irak'ta terör örgütünün denetimi altındaki Mahmur kampında arama yapmasına ilişkin gazetecilerin sorularına esprili bir şekilde “Bugün ben çok mahmulum (dolu-yüklü), Mahmur ile mahmulu karıştırmayın” yanıtını verdi.
Çiçek, iktidar kulisinde kendisine soru sormak için bekleyen gazetecilerin ellerini, “Haberin merkezine hoşgeldiniz” diyerek sıktı.
Gazetecilerin, ABD'li askerlerin Irak'taki terör örgütünün denetimindeki Mahmur kampında arama yapmasına ilişkin soru sormak istemesi üzerine Bakan Çiçek esprili bir şekilde, “Bugün ben çok mahmulum. Mahmur ile mahmulu karıştırmayın” yanıtını verdi.

Sabih Samur Yorumu:

Amerika'nın nezaretinde peşmergelerin yönetiminde yapılan turistik gezi niteliğinde içi ve içeriği boş bir sözde operasyon.
Sn. Cemil Çiçek müthiş bir zeka ile konuyu dile getirmiş.Tebrikler.


Sayın İlgili,
Oncelikle Vestel olarak yürüttüğümüz çalışmaları yakından takip ettiğiniz ve bakış açımıza katkıda bulunacak yorumlarda bulunduğunuz icin teşekkür ederiz.
Dunyanın 105’ten fazla ülkesine ihracat yapan, yaklasik 30.000 kisiye istihdam sağlayan bir Türk firması olarak Türkçe’nin yozlaşmasını önlemek amacı ile uzerimize duşen görevleri yerine getirmekteyiz.
Ancak gerek icinde bulundugumuz pazar, gerekse ilgili pazardaki rekabet açısından değerlendirildiğinde yadsıyamayacagimiz bazı gercekler bulunmakta. Bu cercevede bazı ürünlerin kategori isimleri uluslararası alanda kabul görmüş şekli ile kullanılmaktadır. Bu çerçevede MP3 player, DVD Player gibi ürünler uluslararası kullanıma paralel olarak Türkiye’de de aynı isim ile kullanılmaktadır. Bununla beraber artık bu isimler kategori ismi olarak anılmaktadır.
Yeni reklamlarımızda yer alan laptop isminin kullanımına gelince “laptop” ve “notebook” isimleri ilgili ürün kategorisini tanımlamak amacı ile uluslararası çerçevede kullanılan tanımlardır. Bununla beraber ilgili tanımlar rekabet çerçevesinde diğer rakiplerimiz tarafından da orjinal adlarıyla kullanılan tanımlardır. Tüm bunların yanısıra reklam uygulamalarında tüketiciye yönelik çalışmalar yaparken dilin gereksinimine ve kafiye uyumlarına bağlı kalmak esastır. “Yüzüstü bırakmayan dizüstü” başlıklı ilanımızda göreceğiniz üzere metnin ve cümlenin gereklilikleri doğrultusunda ilgili ürünün uygun olan terimsel karşılığını kullanmaktayız.
Tüm bunların yanısıra Vestel olarak kullandığımız “Teknolojinin Türkçesi” söylemimizle; araştırma geliştirmesini gerçekleştirdiğimiz ve ürettiğimiz Türkçe kadar kolay anlaşılır, Türkçe kadar kullanışlı, Türkçe kadar hayatımızın parçası haline gelmiş olan ve Türkçe kadar hayatımızı kolaylaştıran teknolojileri ve ürünleri tanımlamaktayız.

Saygılarımızla,
Vestel Dayanıklı Tüketim Malları Pazarlama A.Ş.


From: sabihsamur [mailto:sabihsamur@italyfashionitaly.com] Sent: Monday, January 15, 2007 11:04 AMTo: Tuketici Hizmetleri; ahmetz@zorlu.com.tr; ZORLU TEKSTIL (İnternet Server); ibrahim.erdogan@zorlu.com; Ebru Durmaz (İletişim Uzmanı - Zorlu Tekstil Grubu); Mutlugün Yardımoğlu (Ziyafet Md. - Zorlu Grand Hotel); İbrahim Aktel (İletişim Müdürü-Zorlu Enerji Grubu); bade.birol@vestel.com.tr; Ceyda Ertek (Ürün Sorumlusu - VesPaz); Tuğba Yurtseveroğlu (İletişim Müdürü - Vestel); zeynep.luleci@vestel.com.tr; damla.saltik@vestel.com.tr; n.erdogan@vestel.com.tr; Zafer Ak (Çamaşır Mak. Fab. Planlama - VESTMAN); ozgur.erol@vestel.com.tr; Fevziye Yılmaz ( Tedarik- VESTMAN); Adil Tuncer (ARGE MTM-VESTMAN); Bülent Mazacıoğlu (Vestel Grup İş Değerlendirme Yöneticisi); Celal Özkul (Deputy General Manager Technical - VESTMAN); Sevgi Ensen (Design Verification &Test Group Manager –Vestel); info.vestelkariyer@zorlu.com; Özge Kanay Karameşe(İnsan Kaynakları-VESTMAN); yonetim@sinanoglu.net; Aydın Temel (Bölge Müdürü-VesPaz - Orta ve Doğu Anadolu ); Ebru Sunal (İnsan Kaynakları Sorumlusu - Vestelkom); mehmet.culha@vestel.com.tr; polat.meydanli@vestel.com.tr; Ömer Yüngül (President, Executive Committee - Vestel Group of Companies); omur.polat@vestel.com.tr; Diğdem Cengiz (Halkla İlişkiler Sorumlusu - Vestel); yuksel.ozkan@vestel.com.tr; Tuncerg@vestel.com.tr; ilknur_buyukkuscu@vestel.com.tr; erdem.gunduz@vestel.com.tr; Orhan Tornacı (Servis Müdürü - VesPaz - Adana); VESTMAN-VDT PAZARLAMASubject: Lütfen yeni ürün tanıtımlarınızı Türkçe olarak yapınızImportance: High

Sayın yetkili,
Öncelikle belirtmem gerekir ki; aşağıda bahsedeceğim eleştirilerim ve önerilerim, Vestel gibi dünya çapında bir Türk markasının başarısını destekleyecek, bununla beraber de ülkemizin çıkarlarını gözetecek önerilerden oluşmaktadır.
Vestel şirketler grubunun çıkarmış olduğu ürünlerin adlarında, Türkçesi karşılığı bulunmasına rağmen yabancı kelimelerin kullanılmış olduğunu farkettim. Özellikle göze çarpan kelimelere baktığımızda LAPTOP kelimesini görmekteyiz. DİZÜSTÜ bilgisayar gibi çok güzel ve yaygın olarak kullanılan bir karşılığı bulunmasına rağmen bu yabancı kelimeyi kullanmanızı kasti olmayan bir hata olarak nitelendirmekteyim. Çünkü sitenizde, MASAÜSTÜ bilgisayar kelimesini kullanmaktasınız ve yaygın olarak yanlış kullanılan PC (PERSONAL COMPUTER) kelimesini kullanarak söz konusu hataya düşmemiş olduğunuz görülmektedir.
Ürünlerde kullanmış olduğunuz diğer yabancı kelimelere bakıldığında; Player (DVD-Player), Recorder, Box Model, Planet, Osteo, Magic, Smart gibi kelimeler bulunmaktadır.
Söz konusu kelimelerde ve bundan sonra piyasaya sunacağınız ürünlerin adlarında Türkçe kelimeler kullanmanız, ülkemizin ve dilimizin yozlaşmasına engel olacak sağlam adımlardan biri olacaktır. İhracattaki başarınızı bilmekle ve taktir etmekle beraber, yurtiçi satışlarınızda ve tanıtımlarınızda Türkçe kelimeler kullanmanızı beklemekteyiz. Kelime seçimi veya Türkçe karşılıklarının bulunması konusunda Türk Dil Kurumu’ndan veya Sinanoglu.net’ten yardım almanızı önerir ve TEKNOLOJİNİN TÜRKÇESİ diyen bir kuruluşun bu konuda gerekli hassasiyeti göstereceğini umarak çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Not: Bu eposta bir yığın ileti (spam) olmayıp, göndericinin hür iradesi ile yollanmıştır. Vestel'in yetkili personeli tarafından, eleştiriye konu olan durumu açıklayıcı birer eposta ile göndericiye cevap verilmesi konusunda yardımlarınızı rica ederim.


Saygılarımla
Sabih Samur













OCAK 2007 HABERLERİ

SAMUR'UN "VESTEL'E ÇAĞRISI"NI DESTEKLEYELİM!
(Ekleme Tarihi: 15 Ocak 2007 / Pazartesi / Denizli / 18:03)
"Murat Bey! Aşağıdaki konuyu Denizli olarak destekler ve fiilen e-posta olarak siz ve okuyucularınız katılırsa müteşekkir olacağım."
Samur'un isteği şöyle:Vestel şirketler grubunun çıkardığı ürünlerin adlarında, Türkçesi karşılığı bulunmasına rağmen yabancı kelimelerin kullanılmış olduğunu farkettim. Özellikle göze çarpan kelimelere baktığımızda LAPTOP kelimesini görmekteyiz. DİZÜSTÜ bilgisayar gibi çok güzel ve yaygın olarak kullanılan bir karşılığı bulunmasına rağmen bu yabancı kelimeyi kullanmanızı kasti olmayan bir hata olarak nitelendirmekteyim. Ürünlerde kullanmış olduğunuz diğer yabancı kelimelere bakıldığında; Player (DVD-Player), Recorder, Box Model, Planet, Osteo, Magic, Smart bulunmaktadır.Söz konusu kelimelerde ve bundan sonra sunacağınız ürünlerin adlarında Türkçe kelimeler kullanmanız, ülkemizin ve dilimizin yozlaşmasına engel olacak sağlam adımlardan biri olacaktır.
(15 Ocak 2007) Yeni Alanya Gazetesi Yazarı ve İşadamı Sabih Samur'un Vestel'e yazdığı bu e-mektubu ahmetz@zorlu.com.tr veya tuketicihizmetleri@vestel.com.tr


adresine siz de gönderebilir ve Samur'a destek olarak Vestel'i teşvik edebilirsiniz. Türkçemiz için lütfen zaman ayırıp bu e-mektubu Vestel'e gönderelim. Yatağanbaba duyarlılığından ötürü Samur'u kutluyor ve destekliyor.Vestel'in diğer e-postaları: info@zorlu.com ibrahim.erdogan@zorlu.comebru.durmaz@zorlu.com

Gönderen SABİH SAMUR | 7:53 ÖS | 0 yorum »

Aşağıdaki linki ziyaret etmenizi öneririz.

Kırmızı - Beyaz


http://fcmx.net/vec/v.php?i=028801





Türkmeneli Sağlık Sosyal ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Dr. Aydın Beyatlı, “Irak’ta işlevini yerine getiren bir hükümetin bulunmaması durumunda Türkmenlerin ve bazı diğer azınlıkların büyük risk altına gireceğini” söyleyen Cumhuriyetçi Senatör John McCain’in sözlerini değerlendirdi. Senatör John Mccain’in dediklerini 3 yıldır çeşitli platformlarda söylediklerini ancak kimseye dinletemediklerini vurgulayan Beyatlı, bunu bazı kesimlerin yıllardır gözardı ettiğini anlattı. Kuzeyden Kerkük’e giden 400 bin peşmergenin hızlı şekilde silahlandığını vurgulayan Beyatlı, “Bunlardan 100 binin üzerindeki silahlıları Türkmenlere katliam uygulamak için bekliyor. Irak’a güçlü hükümet gelmeden yapılacak referandum bölgeyi karıştıracak” diye konuştu. Beyatlı, Irak ile ilgili rapor hazırlanırken bütün etnik gruplarla konuşulduğunu ancak Türkmenlerin yok sayıldığını belirterek, “Artık patlama noktasına geldik. Bizim kimseyle düşmanlığımız yoktu. Sunni ile Şii arasında da düşmanlık yoktu ama bunu başardılar. Bölgede etnik temizlik ve katliam yapılacak. İç savaşın yanında Türkmen ve Kürt savaşını da çıkartmaya çalışıyorlar” dedi. Beyatlı, Kerkük konusunda Türkiye’nin seyirci kalmaması gerektiğini vurgulayarak, “Kerkük’ün kaderi Türkiye’nin de kaderini belirler” diye konuştu.
Katliam uyarısıKerkük’e getirilen 400 bin peşmergeden 100 bininin silahlandırıldığını belirten Türkmeneli Derneği Başkanı Aydın Beyatlı, bunun bir katliam hazırlığı olduğunu söyledi.

Çok mu soğukkanlıyız ? Yoksa 1.Dünya Savaşı ve onu takip eden Kurtuluş Savaşımızda almış olduğumuz tecrübelerin ışığında yukarıdaki konuya bölgesel çatışma niteliğinde mi bakıyoruz? Bilemem ama bildiğim bir şey var o da siviliyle askeriyle odaklandığımız tek konu var; Başbakanın köşke çıkartılmaması.Çıkarsa ne olur Cumhuriyet tehlikeye girer.Peki hükümet devletin işlerini yürütmeden yani bir fiil icraattan sorumlu yetkili ve temsil makamı değil mi? T.C. olarak yurtdışı ve yurt içinde bağlayıcı kararlara imzayı Sn.Erdoğan atmıyor mu?Sn. Erdoğan şu an T.C.’nin Başbakanı mı,değil mi?Yahu Sn. Erdoğan sen ne büyük adammışsın benim 1923’ten beri devam eden Cumhuriyetimi tehlikeye sokabiliyorsun!Breh breh.Biz böyleyiz.Bütün dünya Suriye ile olan mayınlı sınır bölgemizin altının inanılmaz bir petrol rezervi olduğundan bahsediyor biz Cumhurbaşkanlığı makamına kimi yerleştirsek onun derdindeyiz.Sonra dallamanın biri çıkar “zaten o bölgenin mayınlarını temizlemek bilmem kaç on yıl alır,en iyisi biz orayı Birleşmiş Milletlerin kontrolüne bırakalım” der ve inanın bırakırız.Aynen petrol deryası olan Musul’u ve Kerkük’ü “ne işimiz var bu çöllerde bırakalım salak İngilizlere” diyen Osmanlı Paşası gibi.
Ne alakaysa birden aklıma geldi.Evet Sevgili Kerkük’ümüz.Senden özür diliyoruz.Biz şu an çok önemli işlerle meşgulüz.Bizden 2007 sonuna kadar sana fayda yok.Meşgulüz dedik ya!
Cumhurbaşkanlığı koltuğuna bizden birisini(Rahmetli Ecevit gibilerinin kafasına anayasa fırlatacak niteliklere haiz olması tercih sebebidir) oturtacağız,seçimlere hazırlık yapacağız.Meydanlara inip düz ova muhabbeti yapacağız( oy uğruna!).Meydanların dolu olduğunu gören diğer büyüklerimiz yaylalara çıkıp uluyacaklar(Kerkük’te değil yaylalarda).
Bu arada sen arkana kalın bir şeyler al.Biz meşgulüz ya. Amerika şahsen ve Iraklı Kürtleriyle ananı ağlatırken biz yanında olamayacağız.Sık biraz dişini, zaten kafana çuval geçirecekleri için bir şey görmezsin.Bir de biliyorsun biz Sarıkamış’ta Rus’a değil soğuğa yenik düştüğümüz için genelde kışın operasyon yapmayız.PKK’nın kış uykusuna yatıp palazlanmasını bekleriz.Zaten bu soğukta çıkart tören kıyafetlerini ,giy kamuflajları, kalk Ankara’dan git kıtalara uzun iş.Yani Ata’mıza diyoruz ya ”İZİNDEYİZ”.İzin dönüşü 2007 sonrası seninle ilgileneceğiz,ABD ananı ağlatırken!Bekleyemem mi diyorsun o zaman Erdoğan büyüğümüzün dediği gibi “ al ananı git kardeşim” Allah Allah.

Ama merak etme yukarıda yazıldığı gibi aramızda izinde olmayanlar var ve onlar senin özgürlük mücadelende yanında olacaklardır.Korumak ve kollamak için.Umarım.

Sabih Samur 11 Ocak 2007

YORUM OKUYUCUYA AİT

Gönderen SABİH SAMUR | 10:02 ÖÖ | , | 0 yorum »


TC Kimlik No ve Secimler Hakkinda !!


Merhaba Arkadaslar, Bu yil yapilacak genel secimlerde oy kullanma esnasinda TC Kimlik Numarasi baz alinacaktir. Muhtarliklarda 1 Mart 2007 tarihine kadar asili olan secmen listelerinde de TC Kimlik Numaralarinin yazili oldugu gorulmektedir (Muhtarliklarda secmen listesinde isminizin oldugunu mutlaka kontrol edin). Ancak, cok fazla aciklanmayan, hatta biraz da sumen alti edilmeye calisilan bir konu var. Nufus Kagitlarinda TC Kimlik numaralari yazili olmayan secmenler secimlerde oy kullanamayacaklar!!! Elle yazilmis veya internetten cikti olarak alinmis TC Kimlik Numaralari oy verme esnasinda gecerli olmayacaktir. Ehliyet, pasaport gibi kimlik yerine gecen diger belegeler de oy verme islemlerinde kullanilamayacaklar. Maalesef siyasi partilerimiz bu konuda henuz herhangi bir calismaya baslamis degiller. Sadece AKP, kendi yandaslarini tek tek uyararak, nufus Kagitlarini yeniletmelerini sagliyor. Basbakan, bir konusma esnasinda secimlerde oy verme oraninin %50 - 60 seviyesinde kalacagini agzindan kacirdi. TC Kimlik numaralari nufus kagitlarinda basili olmayanlarin Yapacaklari sey, muhtarliklarindan "Nufus Kagidi Degisim" kagidi alarak, aldiklari kagitlarla bagli olduklari ilcenin "Nufus Mudurlugu"ne gitmeleri. Nufus Kagidi degisiminde cok fazla sira beklenmiyor. Ulkenin gelecegine sahip cikin, oyunuzu mutlaka kullanin. "Bir oy neyi degistirecek" diye dusunmeyin. Evet, bir oy bir sey degistirmez ama sizin gibi dusunen 1000 kisinin oyu cok sey degistirir.

Kaynak : Bilinmiyor; E-Posta kanalıyla tarafıma ulaştırıldı.




Bir milliyetçilik furyası esiyormuş,yok efendim başbakanda bu furyadan yararlanmak istiyormuş.O yüzden son yaptırdığı afişler ve kullandığı görselde arka plan fona Türk Bayrağı yerleştirilmiş.Miş miş miş.
Kim derdi Türk Bayrağı tehlikeli bir unsur olacak, milliyetçiliği simgeleyecek ve neredeyse Milli duyguları ateşlediği ve Türk Milliyetçiliği’ne hizmet ettiği için suçlu ilan edilecek.Sabah Gazetesi’nin ağır ağabeylerinden Muhterem Fatih Altaylı’da köşesinde buyurmuşlar; “…bu yükselen milliyetçilik ile nereye gidiyoruz?…” Çok sakıncalı değil mi?
Aman çocuklarınızı uyarın kötü yola sapmasınlar.Allah korusun büyüyünce Atatürk milliyetçisi filan olurlar neme lazım!Bırak t-shirtlerde yazan “I love America” yazısını donunuza kadar Amerikan bayrağı giyiniz sizden iyisi yok.Neden?Çünkü bize öğretilen güçlüden yana ol zarar gelmez.Ne istiyorum biliyor musunuz ? Amerika Türkiye’ye sınırsız Green Card verse de ne kadar Amerikan hayranı varsa Fuck off yapıp gitse!!!
Ulan bu yazıyı Bush mush okurda alırız başımıza belayı.O yüzden bende I love USA yani nasıl diyorlar sizde me too!
YÜZÜNDEN VE HAMASET
ABD yüzünden Kuzey Irak’a giremiyoruz.
ABD yüzünden başka ülkelerden helikopter alamıyoruz.
ABD yüzünden güya kendi isteğimizle F-35 projesine dahil oluyoruz.
ABD yüzünden özelleştirmediğimiz bir Anıt Kabir kaldı.
Yukarıdaki 4 satırı kırk satır yapabilecek kudretteyiz Allah’a şükür.Ama HAMASET yapmaya gerek yok değil mi?Büyüklerimiz öyle diyor ya!
Biz K.Irak’a girmeliyiz dedikçe bazıları hamaset yapılıyor diyorlar.Türk Ordusu barışı sağlamakla, vatanı korumak ve kollamak ile mükelleftir.Üniformalı iken yağıp gürleyeceksin,bir sürü madalyayı bir sürü törenle alacaksın sonra sivil olunca utanmadan sıkılmadan “… biz oralara gidemeyiz gitsek de giremeyiz.Çünkü şartlar müsait değil.”diyeceksin.Yerim senin şartını.
Rahmetli Ecevit ve Erbakan ikilisi tüm muhalefete ve Amerikancı kesime rağmen aslanlar gibi liderlik yapmışlar ve ordumuzun o yokluklarına rağmen Kıbrıs’a girerek akan kanı durdurmuşlardı!O zaman ortam çok mu müsaitti?İşte bunları yazdığın zaman hamaset yapmış oluyorsun.Haberiniz olsun t-shirt yaptırıyorum.Üzerine “I love HAMASET” yazacağım.Eminim Janus personeli Sn Mehmet Hacı Kadiroğlu liderliğinde bana eşlik edeceklerdir.
Şimdi bu yazdıklarımı başka yerlerinden anlayıp bizi ordu düşmanı ilan etmeye kalkanlara da bilgi vermekte fayda var.Ofisimin duvarında Tümgeneral Necati Özgen imzalı 207. Dön
Yedek subay diploması asılı.Bugün sayın Özgen Paşamda emekli ama resmi ağzı ne ise sivil ağzı da hala öyle.Adım gibi eminim yetkisi olsa kamuflajları çoktan giymiş Kandil’e çoktan inmişti.Bugün Kandil’e giremeyenler yarın Doğu ve Güneydoğudaki Üniversitelerimize de giremeyecekler.Neyse hamaset yapmayalım.Hep bir ağızdan bağıralım yaşasın koordinasyon.Yaşasın Amerika ile olan dost ve müttefikliğimiz. YAŞASIN AMERİKA ve KUTSAL ÇIKARLARI !

Kendinize iyi bakın ve yere sıkı basın.

Sabih Samur

KAYNAK : Yeni Alanya Gazetesi www.yenialanya .com


Bush, Türk askerinin başına çuval geçirten generali Irak’ta başkomutan yapıyor.Şerefsiz Amerikalı Türk askerine terörist muamelesi yapmıştı.





Özür bile dilemediler

Türk milletinin içinde kanayan bir yara olmaya devam eden, bazı emekli paşaların ifadesiyle “henüz rövanşı alınamayan” çuval vakasının baş sorumlusu Korgeneral David Petraeus, ABD Başkanı Bush tarafından ödüllendiriliyor. Irak’ın işgali sırasında 101’inci hava indirme tümeni-nin komutanlığını yapan Petraeus’un karargahı Musul’daydı.

Çuval baskınından Irak komutanlığına

“Henüz rövanşı alınamayan” çuval vakasının baş sorumlusu Korgeneral David Petraeus, ABD Başkanı George Bush tarafından ödüllendiriliyor.ABD Başkanı Bush, Süleymaniye’de Türk askerinin başına çuval geçirten generali Irak’ta başkomutan yapıyor. Böylece, Türk milletinin içinde kanayan bir yara olmaya devam eden, bazı emekli paşaların ifadesiyle “henüz rövanşı alınamayan” çuval vakasının baş sorumlusu Korgeneral David Petraeus, Bush tarafından ödüllendiriliyor.

Casey’in yerine...

Yeni Irak planını gelecek hafta açıklaması beklenen ABD Başkanı George W. Bush’un, Irak ekibini toptan değiştirmeye hazırlandığı belirtiliyor. Irak’taki ABD kuvvetlerinin komutanı Orgeneral George Casey’in yerine ise Korgeneral David Petraeus’un getirilmesi bekleniyor. Irak Savaşı’na katılan Petraeus, Temmuz 2003’te Süleymaniye’de meydana gelen ‘çuval olayı’ sırasında Kuzey Irak’tan sorumlu ABD’li komutandı. ABD’de 7 Kasım 2006 Kongre seçimlerinde, Irak’taki durumun da etkisiyle rakibi Demokrat Parti’ye karşı ağır yenilgi alan ve kongrede çoğunluğu Demokrat Parti’ye kaptıran Cumhuriyetçi Partili Bush, seçimlerin hemen arkasından ABD Savunma Bakanlığı pozisyonunda değişiklik yapmış ve Donald Rumsfeld’in yerine Bob Gates’i atadığını duyurmuştu. Rumsfeld’in arkasından Bush’un, ABD’nin Irak’taki en üst düzey komutanı olan Orgeneral George Casey’i de görevden almaya hazırlandığı, Casey’nin, Irak’taki kötü gidişatta rolü bulunduğuna inandığı söylentileri bulunuyordu. Amerikan ABC televizyonu, açıklamadığı kaynaklara dayandırarak Bush’un, Casey’nin yerine Korgeneral David Petraeus’u atayacağını bildirdi. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, bu haberle ilgili yorum yapmadı.

Musul’da görev yapmıştı

Korgeneral David Petraeus, Irak’ın 2003 yılı işgali sırasında 101’inci hava indirme tümeninin komutanlığını yapmıştı. 101’inci hava indirme tümeni, Kuzey Irak’ta özellikle Musul’da görev yapmıştı. Demokrat Parti’nin çoğunluğu ve dolayısıyla kontrolünü ele geçirdiği ABD Kongresinde, yeni dönem Kongre üyelerinin yemin edip göreve başladığı gün, Bush’un Irak’ta yeni atamalar yapacağı haberlerinin basına sızması dikkat çekti. ABD Temsilciler Meclisinin ilk kadın başkanı olan Demokrat Partili Nancy Pelosi, Kongrede göreve başlarken yemin töreninde, Amerikan halkının Kongrede güç değişikliğine destek vermesinin, ülkenin gittiği yönü beğenmediği anlamına geldiğini söyledi. Pelosi, Irak konusunda Bush’un kısa süre içinde halka açıklama yapacağını hatırlatırken, “Iraklıların kendi sokaklarını savunması ve kendi güvenliğini sağlaması gerektiğini anlamalarını sağlayacak bir planı dile getirmek Başkan’ın sorumluluğudur. Bu plan bölgeye istikrar getirmeli ve biz de askerlerimizi sorumlu bir şekilde yönlendirebilmeliyiz” dedi.

Savaş karşıtları tepkili

ABD Kongre binası önünde toplanan yaklaşık 150 kişilik bir grup, yeni milletvekilleri ve senatörlerden Başkan George W. Bush’u yargılamalarını talep etti. Göstericiler arasında Guantanamo esir kampında tutulan mahkumların giydiği üniforma benzeri giysiler giyenler de vardı. Ortadoğu’da barışın sağlanmasını talep eden göstericiler, hep birlikte yürüyüş düzenledi.

Kaynak: Yeniçağ Gazetesi 06 Ocak 2007




Yılın son günleri film izler gibi Saddam’ın asılma sürecini adım adım izliyoruz.Şaka gibi geliyor.Bush’un blöf yaptığını ve Saddam’ın cezasının müebbede çevrileceğini düşünüyoruz , AB gibi.Ama öyle olmuyor.Neredeyse canlı yayın ekibinin eksik olduğu bir infaz gerçekleşiyor.Ve bir diktatör günah ve sevaplarıyla,ABD’nin gelmiş geçmiş en salak yönetim kadrosunun baskı ve talimatlarıyla,sözde Irak yönetimi tarafından asılıyor!Kelime-i Şahadet getiremeden,son söz hakkı verilmeden.
Neden salak tabirini kullanıyorum?Düşünün gerçekleştirdiği Halepçe katliamıyla Saddam Hüseyin’i hapiste çürütmek varken şu an katliam sorumlusundan bir özgürlük savaşçısı yaratıldı ve ölümsüzleştirildi!Bunu ancak Bush ve ekibi yapabilirdi!!!
İnfazın ardından :
- 30.000 vatan evladının ölümüne sebebiyet veren,azmettirici,bebek katili Abdullah Öcalan’ın asılmasını engellemek için bağırmaktan çoğunun poposunda bağsur problemi olan AB yöneticileri bu konuda nedense ölüm sessizliğinde (?)
- Bush Efendi ise Teksas’da ki çiftliğinde daha önceden hazırlanmış,demokrasi kılıflı beyanatını okutturuyor infazın ardından basın sözcüsüne; “…her şey demokrasi için…”
- Peki Türkiye ne diyor?Başbakan Erdoğan Bayram namazı çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtlıyor.Erdoğan, “Saddam Hüseyin arefe günü idam edildi.Nasıl değerlendiriyorsunuz?”sorusuna , “Tabii bize göre arefe,Arap dünyasına göre ise bayram.Böyle bir günde kararın infaz edilmiş olması ayrı bir olay. …Bugüne ve düne değil geleceğe bakalım diyorum. …”diyor.
Süleyman Demirel vari bir yanıt.Sorulan sorunun yanıtı olmayan bir yanıt.Ve meşhur “Dün dündür bugün bugün” tekerlemesi.Kaçak dövüşmenin Türkçe’si.
Tekrar Bush’a dönecek olursak ; Amerika’yı temsil eden Bush yönetimi İngiltere ve İsrail ile beraber kovboyculuk oynamaya devam ediyor.Babası Bush’un intikamını,aynen küçükken seyrettiğimiz kovboy filmlerindeki gibi,kasabada (Irak) idam sehpası kurdurtarak alıyor!Lahey’de ki şerifler ise Bush’un Irak kasabasındaki tüm insanlık ayıplarını,sivil katliamını,savaşa dahi yakışmayacak kural tanımazlığını adım adım izliyorlar,izlemeliler,izleyecekler.
Her kovboyun bir sonu vardır…


Sabih Samur 02 Ocak 2007